Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/43 E. 2026/39 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/43
Karar No
2026/39
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

71.HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

ESAS NO : 2026/43

KARAR NO : 2026/39

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 25/10/2023

NUMARASI : 2021/967 Esas - 2023/658 Karar

DAVANIN KONUSU: Tazminat

KARAR TARİHİ: 01/10/2026

Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda, dosya incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA : Davacı vekili; 28.07.2021 günü saat 15:30 sıralarında müvekkilinin sevk ve idaresindeki ... plakalı araca, davalı sürücü ... idaresindeki ... plakalı aracın çarparak zarar verdiğini, davalı ...'nün kusurlu eylemleri neticesinde meydana gelen trafik kazasından dolayı asli kusurlu olduğunu, davalı ... AŞ'nin kazaya sebebiyet veren ... plakalı aracın sigortacısı sıfatıyla sorumluluğunun bulunduğunu belirterek fazlaya ilişkin dava ve talep hakkı saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin aracında meydana gelen şimdilik 1.000-TL değer kaybı bedelinin kaza tarihi olan 28.07.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP : Davalı ... AŞ vekili; mahkemenin yetkisiz olduğunu, davacı tarafa ödeme yapılması nedeniyle davanın haksız olarak açıldığını, müvekkilinin ferilerden sorumlu tutulamayacağını, müvekkilinin asıl alacak, yargılama giderleri ve avukatlık ücreti açısından sorumluluğunun poliçe limiti ile sorumlu olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili; mahkemenin yetkisiz olduğunu, İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğunu, kaza mahallinde metro inşaatı nedeniyle trafiğin normal seyrinde devam etmediğini, yol şeritlerinin düzensiz olduğunu, viraj olan kaza mahallinde hiçbir taşıtın şeritlere uyarak seyretme imkanına sahip olmadığını, şerit değişikliğine dayalı kusur atfının dayanaksız olduğunu, davacının aracın ön tarafına kadar davacının sağ şeritten gelmesinin trafik kurallarına uygun olmadığını, sağ şeridin ağır tonajlı araçların seyrine ayrıldığını, davacının sağ taraftan geçmeye çalışırken çarpışma gerçekleştiğini, çarpışmaya davacının kusurlu araç kullanımının neden olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI : Mahkemece; 28.07.2021 tarihli kazada davacıya ait ... plakalı araç ile davalı ... plakalı tır sürücüsü ...’nün çarpışması nedeniyle davacı aracında oluşan araç değer kaybının tazmini talep edilmiş olup, alınan bilirkişi raporlarına göre araçtaki değer kaybının 30.000-TL olduğu, davalı ...’nün kazada %75 kusurunun bulunduğu, sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğu, poliçe limitinin 41.000-TL olmakla değer kaybı olan 30.000-TL'nin davalının kusuruna (%75) isabet eden 22.500-TL'den davalıların müşterek ve müteselsil sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, toplam 22.500-TL tazminatın davalı ... yönünden olay tarihi olan 28/07/2021 tarihinden, davalı ... A.Ş yönünden ise dava tarihi olan 19/11/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... vekili; davanın usulden reddi gerektiğini, dava açılmadan önce sigorta şirketine başvuruda bulunulmadığını, davacı tarafın belirsiz alacak davası açıldığını yargılamanın hiçbir aşamasında dile getirmediğini, bu nedenle HMK madde 107 hükmüne göre re'sen karar verilemeyeceğini, davanın belirsiz alacak davası olarak değerlendirilmesiyle zamanaşımı konusunda da hataya düşüldüğünü, davanın 19/11/2021 tarihinde 1.000-TL üzerinden açıldığını, 04/10/2023 tarihinde ıslah yoluyla 21.500-TL artırıldığını, davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edilmemiş olması sebebiyle zamanaşımının dolduğu tarih olan 28/07/2023 tarihinden sonra 04/10/2023 tarihinde ıslah yoluyla arttırılan 21.500-TL'nin zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, davalı ... AŞ'nin cevap dilekçesinde 5.500-TL ödeme yapıldığının belirtildiğini, yapılan hesaplamaları kabul anlamına gelmemekle birlikte, hükme esas alınan hesaplamalarda yapılan 5.500-TL tutarındaki ödemenin hiç gözetilmediğini, yapılan ödemenin mahsup edilmeden ilamın icraya konulması halinde de tahsilde tekerrüre neden olacağını, bilirkişi raporlarının kusura ve hesaplamaya ilişkin hatalı değerlendirmeler içerdiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE : Dava, maddi hasarlı trafik kazasından kaynaklanan değer kaybı istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davalı ... vekili istinaf yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi HMK'nın 355 maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzeni yönü ile sınırlı olarak yapılmıştır.

28.07.2021 tarihinde saat 13.00 sıralarında sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın yol onarımı nedeniyle kısmen kapatılan yol bölümünde ve kavşak alanında sağa doğru yöneldiği seyri sırasında davacı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobilin sol yan kısımlarına çarpması sonucu çift taraflı maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir.

KTK'nın 97. maddesinde zarar görenin, dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerektiği düzenlenmiş, aynı değişiklikle Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar görenin dava açabileceği veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabileceği belirtilmiştir. KTK'nın 97. maddesi ile getirilen bu başvuru koşulu HMK’nın “dava şartlarını” düzenleyen 114/2. maddesinde yer alan "Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır." hükmü kapsamında özel bir dava şartıdır. Ancak KTK'nın 97. maddesi ile getirilen başvuru koşulu tamamlanabilir bir dava şartı niteliğindedir. Öte yandan dava öncesinde başvuru yapma koşulu yalnızca sigorta şirketleri için getirilmiş bir zorunluluk olup kişiye sıkı sıkıya bağlı bir usul kuralıdır. Sürücü ya da işleten müşterek müteselsil borçlu konumunda olsa dahi sigorta şirketi için getirilen şartın yerine getirilmediğini itiraz olarak ileri süremez. Somut olayda davalı sigorta şirketinin aksi yönde itirazı bulunmadığı gibi yargılama sırasında başvuru şartının yerine getirildiği anlaşılmakla davalı ... vekilinin bu hususa değinen istinaf nedeni yerinde değildir.

Dosyaya ... AŞ'den gelen 14.04.2023 tarihli cevabi yazıda sigorta şirketinin ödemesinin araçtaki onarım için yapıldığı, değer kaybı için herhangi bir ödeme yapılmadığı bildirilmekle ödemenin hesaplamada dikkate alınmadığına yönelik istinaf gerekçesi isabetli bulunmamıştır.

Dosya kapsamında kusur durumunun belirlenmesi için bilirkişi ...'dan ve ATK Trafik İhtisas Dairesinden rapor alınmış olup, bahsi geçen raporlara göre kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ...'nün sevk ve idaresindeki çekici ile olay mahalli yolda sağa manevraya geçmeden evvel yeterli kontrolü sağlamayarak ve sağ tarafında aynı istikamette seyreden davacı sürücü yönetimindeki vasıtanın seyir durumunu dikkate almayarak sağa kontrolsüzce manevraya geçmesi sonucunda meydana gelen kazada %75 oranında, davacının ise % 25 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Kusura ilişkin raporların birbiriyle uyumlu ve oluşa da uygun olduğu anlaşılmakla davalının kusura ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi içtihatlarına göre hasara uğrayan aracın markası, modeli, yaşı, kilometresi, kullanım amacı, kullanım süresi, yıpranma payı, önceye ait hasarları, kazaya bağlı hasar durumu, hasarı, yapılan onarım işlemleri, aracın gördüğü hasarın ağırlığı ve hasara uğrayan bölgeleri, hasarın giderilmesinde kullanılan parçaların niteliği gibi hususlar ile emsal satışlar da araştırılmak suretiyle, aracın onarımının ekonomik olup olmadığı, aracın olay tarihindeki ikinci el rayiç değeri ile kazadan sonra onarılmış haldeki ikinci el rayiç değeri arasındaki farka göre değer kaybının belirlenmelidir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, yukarıdaki içtihat da dikkate alınarak hasar dosyası da incelenerek aracın kaza öncesi ikinci el piyasa rayiç değeri ile tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri belirlenerek fark yöntemine göre değer kaybı hesaplanmasında bir isabetsizlik olmadığından davalı vekilinin bilirkişi raporlarına yönelik istinafı yerinde görülmemiştir.

Davalı vekili tarafından ıslaha karşı süresinde zamanaşımı definde bulunmuş olup, ayrıca ıslahla artırılan kısım bakımında davanın zamanaşımına uğradığına dair istinaf nedeni ileri sürülmüştür. Bu durumda davanın kısmi dava olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Dava dilekçesinde "Fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak ve bilirkişi incelemesi sonucunda arttırmak koşuluyla" talepte bulunulduğu görülmektedir. Dava dilekçesinde açıkça davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı açıklanmamıştır. Dava dilekçesinde, davanın açıkça belirsiz alacak davası olarak açıldığı belirtilmediğinden veya HMK'nın 107. Maddesine atıf yapılmadığından davanın kısmi alacak davası olarak kabulü gerekir. Davacı tarafça dava açılırken fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmuş ise de davanın belirsiz alacak davası olarak değil kısmi dava olarak açıldığı, 04/10/2023 tarihli dilekçesinde de dava dilekçesinde 1.000-TL olan talep ıslah yoluyla 21.500-TL artırarak 22.500-TL'ye yükseltildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda dava kısmi dava olarak açıldığı halde Mahkemece dava HMK'nın 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak nitelendirilerek davalı ...'nün zaman aşımı itirazını değerlendirmeden karar verilmesi doğru olmamıştır.

2918 sayılı KTK'nun 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar" hükmü yer almaktadır.

Davaya konu kaza 28/07/2021 tarihinde meydana gelmiş olup, olayın maddi hasarlı olması nedeniyle, uzamış ceza zamanaşımı süresinin uygulanmasını gerektirir bir durum bulunmamaktadır. Bu itibarla, davaya konu talepler yönünden 2 yıllık zamanaşımı süresi geçerli olacaktır. Davacı tarafça, gerek dava dilekçesi, gerekse ıslah talebine konu ettiği maddi tazminat taleplerinin, 2 yıllık zamanaşımı süresi içinde ileri sürülmesi gerekmektedir.

Dosyada 01/08/2023 tarihinde kök rapor ve 02/08/2023 tarihinde ek rapor alınmış, davacı vekilince 04/10/2023 tarihiyle harcı ikmal edilip sisteme kaydedilen dilekçe ile dava ıslah edilmiştir. Davalı vekili tarafından süresinde verilen dilekçe ile ıslah edilen talebin zamanaşımına uğramış olduğu açıklanarak itiraz edilmiştir. Dava belirsiz alacak davası niteliğinde olmayıp, kısmi dava niteliğinde olduğundan, davacı vekilince sunulan dilekçe bedel arttırım dilekçesi olmayıp ıslah dilekçesi niteliğindedir. Davalı vekili ıslah edilen kısım yönünden süresi içerisinde zamanaşımı def'ini ileri sürmüştür. Bu durumda, davacının ıslah tarihinin, KTK'nın 109/1. maddesindeki 2 yıllık zamanaşımı süresinden sonra olduğu gözetilerek davalı ... yönünden, ıslah yoluyla artırılan kısım bakımından, zamanaşımı nedeniyle red kararı verilmesi gerekirken, davanın belirsiz alacak davası niteliğinde olduğu gerekçesi ile ıslah ile artırılan kısım yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Davalı vekilinin bu hususa değinen istinaf itirazları yerindedir.

Açıklanan nedenlerle; davalı ... vekilinin ıslaha karşı zamanaşımı defi dikkate alınmadan karar verilmesi doğru olmadığından davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, bahsi geçen hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından, hakkındaki hüküm kesinleşen davalı Neova yönünden 25/10/2023 tarihli kararın kesinleşen kısımlarının aynen tekrarı ile yeniden karar verilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :

Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;

Yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, Davalı ... yönünden HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA,

1) Davanın kısmen kabulü ile; Tekirdağ Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/967 E. 2023/658 K sayılı kararının davalılardan ... AŞ yönünden kesinleşmiş olması göz önünde bulundurularak belirlenen 22.500-TL değer kaybından 1.000-TL'nın davalılar ... ve ... AŞ'den davalı ... yönünden kaza tarihi 28/07/2021 tarihinden ve davalı ... AŞ. yönünden 19/11/2021 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, kalan 21.500-TL'nın davalı ... AŞ'den 19/11/2021 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine,

2) Islaha konu 21.500-TL talebin davalı ... yönünden zamanaşımı nedeniyle reddine,

İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN;

Karar ve ilam harcı 1.536,98-TL'den davacı tarafça peşin yatırılan 59,30 TL peşin harç ile ıslah harcı olarak yatırılan 368-TL'nın mahsubu ile bakiye 1.109,68 TL harcın (davalı ... 68,31.TL ile sınırlı olarak sorumlu olmak kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına,

Davacı tarafından yatırılan 59,30 TL peşin harcın ve 368 TL ıslah harcının davalı ... AŞ'den tahsili ile davacıya ödenmesine,

Davacı tarafından yapılan 59,30 TL başvuru harcı, ile tebligat, müzekkere ve bilirkişi gideri olmak 3.736,30 TL olmak üzere toplam 3.795,60 TL yargılama giderinin (davalı ... (%4.5 haklılık oranına göre) 170,80 TL ile sınırlı olarak sorumlu olmak kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davanın kabul edilen miktarı üzerinden hesaplanan 17.900-TL (davalı ... 1.000-TL ile sınırlı olarak sorumlu olmak kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davanın reddedilen kısmı üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi m.13/3 uyarınca hesaplanan 1.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'ye verilmesine,

HMK 333. Maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine,

Adalet Bakanlığı bütçesinden Arabuluculuk ücreti olarak ödenen 1.360,00-TL'nin (davalı ... (%4.5 haklılık oranına göre) 61,20.TL ile sınırlı olarak sorumlu olmak kaydıyla) 6325 sayılı H.U.A.K 18/A, 13. ve 14. maddeleri gereğince davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irad kaydına,

İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN ;

Davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine,

İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan 272- TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 1.169,40.TL istinaf başvuru harcının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,

Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,

İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.01/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/43, K. 2026/39, T. 01.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-43-e-2026-39-k-ab8e488afdcb