Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/345 E. 2026/732 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/345
Karar No
2026/732
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/345 - Karar No: 2026/732 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/345 KARAR NO : 2026/732

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 27/12/2023 NUMARASI : 2022/653 2023/994

DAVACI : ... VEKİLİ : Av. DAVALI : ... VEKİLLERİ : Av. Av. DAVANIN KONUSU : Menfi Zarar (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 19/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 23/06/2026 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi zarar davasında mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili; müvekkili idare ile davalı arasında 2019/202718 ihale kayıt numaralı "TCDD Trafo Merkezlerini Besleyecek Olan Enerji Nakil Hatlarının...'ye Bağlantıları İçin Yapılacak Olan 154 kV 2 Adet Hat Fiderinin Yapım İşine" ilişkin 12.06.2019 tarih ve 2.097.000,00 TL bedelli sözleşme imzalandığını, sözleşmenin 25.1.maddesinin "Bu sözleşmede belirtilen süre uzatımı halleri hariç, Yüklenicinin sözleşmeye uygun olarak işi süresinde bitirmediği takdirde en az 10 gün süreli yazılı ihtar yapılarak gecikme cezası uygulanır." hükmü gereği, yüklenici firmaya TCDD 2. Bölge Müdürlüğü Demiryolu Modernizasyon Servis Müdürlüğü'nün 10.12.2019 tarih ve 408398 sayılı yazısı ile ihtar gönderildiğini ancak ihtarnamede belirtilen sürede de işin geçici kabule hazır hale getirilmediğini, sözleşmenin 25.3.maddesinde "İhtarda belirtilen sürenin bitmesine rağmen aynı durumun devam etmesi halinde ayrıca protesto çekmeye gerek kalmaksızın kesin teminatı gelir kaydedilir ve sözleşme feshedilerek hesabı genel hükümlere göre tasfiye edilir." hükmünün düzenlendiğini, 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'nun "İdarenin Sözleşmeyi Feshetmesi" başlıklı 20.maddesinde "Yüklenicinin taahhüdünü ihale dokümanı ve sözleşme hükümlerine uygun olarak yerine getirmemesi veya işi süresinde bitirmemesi üzerine, ihale dokümanında belirtilen oranda gecikme cezası uygulanmak üzere, idarenin en az on gün süreli ve nedenleri açıkça belirtilen ihtarına rağmen aynı durumun devam etmesi halinde, ayrıca protesto çekmeye gerek kalmaksızın kesin teminatı ve varsa ek kesin teminatlar gelir kaydedilir ve sözleşme feshedilerek hesabı genel hükümlere göre tasfiye edilir." hükümlerinin bulunduğunu, 06.01.2020 tarih ve 5358 sayılı Olur yazısı ile sözleşmenin 25/3.maddesi ve 4735 Sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'nun 20.maddesi kapsamında yüklenicinin sözleşmeden kaynaklı yükümlülüklerini yerine getirmemesi sebebiyle sözleşmenin feshedildiğini, fesih işleminden sonra yapılan kesin hakedişe göre, sözleşme birim fiyatlarıyla 117.333,65 TL ve 1.322,05 TL fiyat farkıyla beraber toplam 118.655,70 TL’lik KDV ve kesintiler hariç hakediş tutarı hesaplandığını, yüklenicinin sözleşme fiyatlarıyla 1.979.666,35 TL’lik kısmıyla ilgili herhangi bir işlem yapmadığını, yapım işinin feshine müteakip davalı tarafça yarım bırakılan iş için 2020/308501 ihale kayıt numarası ile ikmal ihalesi yapılarak ... ile 28.07.2020 tarihinde 3.083.009,00 TL bedelli sözleşme imzalandığını, ikmal yapım işi yüklenici tarafından tamamlanarak 18.11.2021 tarihinde geçici kabul tutanağının onaylandığını, geçici kabul onayından sonra düzenlenen kesin hesap raporuna göre yüklenicinin sözleşme birim fiyatlarıyla 2.951.258,18 TL ve 509.649,92 TL fiyat farkı ile beraber toplam olarak 3.460.908,10 TL’lik hakediş tutarı oluştuğunu, davalı iş ortaklığı ile akdedilen dava konusu yapım işi sözleşmesinin “Sözleşmenin feshine ilişkin şartlar” başlıklı 26.1.maddesinde “Sözleşmenin İdare veya Yüklenici tarafından feshedilmesine ilişkin şartlar ve sözleşmeye ilişkin diğer hususlarda 4735 Sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu ile Yapım İşleri genel Şartnamesi hükümleri uygulanır.” hükmünün bulunduğunu, 4735 Sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu’nun “Sözleşme feshine ilişkin düzenlemeler” başlıklı 22.maddesinde “19, 20 ve 21 inci maddelere göre sözleşmenin feshedilmesi halinde, yükleniciler hakkında 26'ncı madde hükümlerine göre işlem yapılır. Ayrıca, sözleşmenin feshi nedeniyle idarenin uğradığı zarar ve ziyan yükleniciye tazmin ettirilir.” hükmü bulunduğunu, ayrıca Yapım İşleri Genel Şartnamesi'nin “Sözleşmenin feshi ve tasfiye durumları” başlıklı 47.maddesinin 8.bendinde “4735 sayılı Kanunun 19, 20 ve 21 inci maddelerine göre sözleşmenin feshedilmesi halinde, yükleniciler hakkında 4735 sayılı Kanunun 26 ncı madde hükümlerine göre işlem yapılır. ayrıca, sözleşmenin feshi nedeniyle idarenin uğradığı zarar ve ziyan yükleniciye tazmin ettirilir.” hükmünün bulunduğunu, sözleşmenin 4735 sayılı Kanunun 20.maddesine göre feshedildiğini ve 26.maddesine göre yasaklama işlemi yapıldığını, fesih nedeniyle idarenin uğradığı zarar ve ziyanın yükleniciye tazmin ettirilmesi gerektiğini, davalı iş ortaklığı ile akdedilen sözleşmenin feshi sonrasında işin kalan kısmı yönünden ihaleye çıkıldığını ve 3.460.908,10 TL hakediş tutarı oluştuğunu, Yapım İşleri Genel Şartnamesi'nin “Sözleşmenin feshi ve tasfiye durumları” başlıklı 47.maddesi 19.bendinin “(Ek fıkra: 08.08.2019-30856 R.G./38. md., yürürlük: 18.08.2019) Sözleşmenin yüklenicinin kusurundan kaynaklanan nedenlerle feshedilmesi halinde; a) Hesap kesme işlemi sonucunda, yüklenicinin idareye borçlu kalması halinde borcun tahsilinin, b) Kesin teminat ve varsa ek kesin teminatların alındığı tarihten gelir kaydedileceği tarihe kadar güncellenmesi sonucunda oluşan farkın tahsilinin, c)Varsa idarenin uğradığı zararın tazmininin, genel hükümlere göre yapılması gerekir." hükmünü içerdiğini, davalı şirket üzerinde kalan 2019/202718 İKN'li ihalede ekonomik açıdan en avantajlı 2.teklifin 2.262.000,00 TL ile...tarafından sunulduğunu, davalının işbu ihale kapsamında 2.097.000,00 TL bedelli sözleşmenin 117.33,65 TL'lik kısmının imalatını yapmış olduğunu, bu bedelin işin %5.59531'ine denk geldiğini, 2.teklife sahip ...'in aynı oranına denk gelecek imalatı yapması durumundan 126.565,91 TL'lik hakediş yapabileceğini ve kalan iş tutarının 2.135.434,09 TL olacağını, ikmal işinde ödenen tutardan (3.460.908,10 TL), ekonomik açıdan en avantajlı 2.teklife sahip isteklinin işin kalan kısmını bitirdiği takdirde ödenecek tutarın (2.135.434,09 TL) çıkarılmasıyla müvekkili idare zararının 1.325.474,01 TL olarak hesaplandığını, müvekkili idarenin 23.02.2022 tarih ve 571134 sayılı yazısı ile zararın ödenmesi için yazılı bildirimde bulunulduğunu, davalı iş ortaklığı tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, müvekkili idarenin 26.05.2022 tarih 157179 sayılı Genel Müdürlük Olur'u ile 1.325.474,01 TL alacağın tahsili hususunda arabulucuya başvuru/ dava açma oluru alındığını, TTK'nın 5/A maddesi kapsamında dava şartı olan arabuluculuk kurumu işletildiği ve 2022/7743 arabuluculuk numaralı dosya üzerinden anlaşamama yönünde tutanak düzenlenmiş olup, elde ki davanın açıldığını, müvekkili idare ile davalı arasında 2019/202718 ihale kayıt numaralı "TCDD Trafo Merkezlerini Besleyecek Olan Enerji Nakil Hatlarının...'ye Bağlantıları İçin Yapılacak Olan 154 kV 2 Adet Hat Fiderinin Yapım İşine" ilişkin 12.06.2019 tarihli sözleşme, Borçlar Kanunu'nun 470.maddesinin "Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir." hükmü kapsamında eser sözleşmesi olduğunu, Borçlar Kanunun eser sözleşmesine ilişkin 473.maddesinde "Yüklenicinin işe zamanında başlamaması veya sözleşme hükümlerine aykırı olarak işi geciktirmesi ya da iş sahibine yüklenemeyecek bir sebeple ortaya çıkan gecikme yüzünden bütün tahminlere göre yüklenicinin işi kararlaştırılan zamanda bitiremeyeceği açıkça anlaşılırsa, işsahibi teslim için belirlenen günü beklemek zorunda olmaksızın sözleşmeden dönebilir. Meydana getirilmesi sırasında, eserin yüklenicinin kusuru yüzünden ayıplı veya sözleşmeye aykırı olarak meydana getirileceği açıkça görülüyorsa, işsahibi bunu önlemek üzere vereceği veya verdireceği uygun bir süre içinde yükleniciye, ayıbın veya aykırılığın giderilmesi; aksi takdirde hasar ve masrafları kendisine ait olmak üzere, onarımın veya işe devamın bir üçüncü kişiye verileceği konusunda ihtarda bulunabilir." hükmünün bulunduğunu, yüklenicinin Borçlar Kanunu ve ihale mevzuatı kapsamında işe zamanında başlamakla ve gereken hızda işi devam ettirmekle yükümlü olduğunu, yüklenicinin sözleşmeye aykırı olarak işi bırakması veya ertelemesinin borca aykırılık oluşturduğunu, davaya konu sözleşme kapsamında da davalı iş ortaklığının kanuna, sözleşmeye ve ticari teamüllere aykırı hareket ettiğini, müvekkili idarenin mevzuat ve sözleşmeye uygun şekilde sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğini, Yapım İşleri Genel Şartnamesi, 4735 sayılı yasa hükümleri, sözleşme ve Borçlar Kanunu dikkate alındığında davalı iş ortaklığının kusuru nedeniyle sözleşmenin haklı nedenle feshi sonucu doğan zararın tazmin yükümlülüğü olduğunu, müvekkili idarece zararın tazmini için yazılı bildirimde bulunulduğunu ancak ödeme yapılmaması nedeniyle eldeki davanın açılma zarureti doğduğunu belirtilerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.325.474,01 TL'nin sözleşmenin feshi tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; TCDD kamu kurumu niteliğini haiz olduğundan işbu davanın görevsiz mahkemede açıldığını, görevsizlik sebebiyle davanın usulden reddi gerektiğini, ayrıca zamanaşımı sürelerinin aşıldığını, eser sözleşmelerinin karşılıklı edim yükleyen ivazlı sözleşmeler olduğunu ve karşılıklı edimleri içeren sözleşmelerde kendi edimini ifa etmeyen tarafın diğer taraftan edimini ifa etmesini isteyemeyeceğini, dava dilekçesinde belirttiğinin aksine müvekkili şirketin sözleşmeden kaynaklı yükümlülüğünü yerine getirmeye azami özeni göstermekte iken, davacı idareden kaynaklı nedenlerle işte mütemadiyen gecikmeler yaşandığını, müvekkilinin üzerine aldığı işi ifa edemez duruma düştüğünü, taraflar arasında 12.06.2019 tarihli sözleşme imzalandıktan sonra davacı idare tarafından 27.06.2019 ve 28.06.2019 tarihlerinde yer teslimi yapıldığını, yer teslimlerinden sonra müvekkili şirket tarafından iş programı tanzim edildiğini ve idareye sunulduğunu, iş programını ...mi onaylayacak yoksa ... mı onaylayacak belirsizliği yaşandığı için iş programının yaklaşık bir aylık gecikme sonucu onaylandığını, bu süreçte işe başlayamayan müvekkilinin haklı olarak davacı idareden süre uzatım talep etmişse de, idarenin bu talebi reddettiğini, müvekkili şirketin 07.10.2019 tarihinde 'deki inşaat imalatlarının tamamını bitirerek bu işlere ilişkin 1 numaralı hakedişi tanzim ettiğini, işbu hakedişin 09.10.2019 tarihinde davacı idareye sunulmasına rağmen idare tarafından hakedişin bekletilerek, bir türlü onaylanmadığını, müvekkili tarafından hakedişe yönelik fatura düzenlenmesine de izin verilmediğini, müvekkilinin ödeme alamaması sebebiyle büyük sıkıntılar yaşadığını, bu durumu idareye defaatle bildirmesi üzerine idare tarafından nihayet 04.11.2019 tarihinde hakediş evrakının onaylandığını, hakediş bedelinin tahsili amacıyla 11.11.2019 tarihli, 148.151,02 TL bedelli fatura keşide edildiğini, keşide edilen işbu faturaya rağmen davacı kurum tarafından müvekkiline ödeme yapılmadığını, onaylanmış hakedişe istinaden hakkı olan ödemeyi alamayan müvekkili şirketin çok ağır bir külfet altında kaldığını, bunun üzerine müvekkili tarafından 20.12.2019 tarih ve 42333 numaralı ihtarnamenin keşide edildiğini, ihtarnameye cevap vermeyen davacı tarafın müvekkilinin hakedişinin karşılığını ödemeyi yine geciktirdiğini ve taraflar arasındaki sözleşmeye açıkça aykırı hareket ettiğini, davacının yükümlülüklerine aykırı davranmasının hiçbir haklı gerekçesi olmamakla beraber, müvekkilinin konkordato sürecine girmesinden dolayı davacı tarafın, müvekkiline iş yaptırmak istemediğini düşündüklerini, Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/356 Esas sayılı dosyasında müvekkili şirket hakkında 28.06.2019 tarihinde Konkordato Geçici Mühlet Kararı verildiğini, 26.09.2019 tarihinde 2 ay daha uzatıldığını, Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/356 Esas sayılı dosyasında 28.11.2019 tarihinde verdiği karar ile geçici mühleti kesin mühlete çevirdiğini, böylelikle müvekkili şirketin konkordato sürecine girdiğini, fesih işleminden sonra yapılan kesin hakedişe göre müvekkili tarafından işin 1.979.666,35 TL'lik kısmı ile ilgili herhangi bir işlem yapılmadığı iddia edilmişse de, bu iddiayı kesinlikle kabul etmediklerini, müvekkili tarafından fesih tarihine kadar çok daha büyük miktarda imalat yapıldığını, hakediş raporu ve yapılan iş kalemleri nazara alındığında, yapılacak bilirkişi incelemesi sonucunda da bu durumun ortaya çıkacağını, ikmal ihalesi sonucu işi üstlenen firmaya 509.649,92 TL fiyat farkı ödendiği belirtilmişse de, bu tutarı kesinlikle kabul etmediklerini, ödendiği iddia edilen bu tutarın mesnetsiz olup, müvekkiline zarar diye yansıtılamayacağını, dava dilekçesinde, idarenin zararını 1.325.474,01 TL olarak iddia ve talep edilmişse de, bu tutara itiraz ettiklerini, davacının zarar hesaplama sisteminin kabul edilmez olduğunu, davacının iddia ve talep edilen zarar tutarına, faiz oran ve başlangıç tarihi başta olmak üzere aleyhe olan diğer tüm hususlara itiraz ettiklerini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davanın, eser sözleşmesinin feshi nedeniyle oluşan menfi zararın tazmini talebine ilişkin olduğu, davacı idareyle davalı şirket arasında 12/06/2019 tarihli ...Trafo Merkezlerini Besleyecek Olan Enerji Nakil Hatlarının... Bağlantıları için Yapılacak olan 154 KW 2 adet hat giderinin yapım işine ilişkin sözleşme imzalandığı, sözleşmeye konu işin ...trafo merkezlerini besleyecek olan enerji nakil hatlarının...Bağlantıları için yapılacak olan 154 KW 2 adet hat giderinin yapım işi olduğu, sözleşme anahtar teslim götürü bedel sözleşme niteliğinde olup, toplam bedelin 2.097.000,00 TL olduğu, sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren 10 gün içinde yapım işleri genel şartnamesi hükümlerine göre yer teslimi yapılarak işe başlanacağı, yüklenicinin taahhüdünün tümünü iş yeri teslim tarihinden itibaren 180 gün içinde tamamlayarak geçici kabule hazır hale getirmek zorunda olduğu sözleşmenin 9. maddesinde düzenlendiği, sözleşmenin 25.maddesinin ise " Bu sözleşmede belirtilen süre uzatımı halleri hariç, yüklenicinin sözleşmeye uygun olarak işi süresinde bitirmediği takdirde en az 10 gün süreli yazılı ihtar yapılarak gecikme cezası uygulanır... İhtarda belirtilen sürenin bitmesine rağmen aynı durumun devam etmesi halinde ayrıca protesto çekmeye gerek kalmaksızın kesin teminata gelir kaydedilir ve sözleşme feshedilerek hesabı genel hükümlere göre tasfiye edilir. " hükmünü içerdiği, davacı tarafça işin yüklenici tarafından süresinde bitirilmediği, bu nedenle sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği gerekçesiyle işin başka bir şirkete yaptırılmasından dolayı oluşan zararın tazmininin talep edildiği, davalı tarafça ise, sözleşmenin haksız olarak feshedildiği, işin bitirilememesinin davacı idareden kaynaklandığının savunulduğu, uyuşmazlığın, taraflar arasında imzalanan 12/06/2019 tarihli sözleşmenin davacı tarafça feshedilmesinin haklı olup olmadığı, feshin haklı olması halinde iki ihale arasındaki farktan dolayı davacının menfi zararının bulunup bulunmadığı, varsa zararın miktarı konusundan kaynaklandığı, her ne kadar davalı tarafça zamanaşımı definde bulunmuş ise de; davanın eser sözleşmesinden kaynaklanması, sözleşmenin fesih tarihi ve dava tarihine göre 5 yıllık zaman aşımı süresinin dolmaması nedeniyle zamanaşımı definin yerinde görülmediği, tarafların tacir olması ve işin ticari işletmelerle ilgili olması nedeniyle mahkememiz görevli olduğundan davalının görev itirazının yerinde görülmediği, davacı tarafça düzenlenen hakediş raporuna göre işin teslim tarihinin 27/06/2019 olduğu, sözleşmede belirlenen 180 gün süre dikkate alındığında işin bitim tarihinin 24/12/2019 olduğunun tespit edildiği, davacı tarafça 27/08/2019 tarihli iş programı konulu yazısında 27/06/2019 tarihinde iş yeri teslimi yapıldığı, 25/07/2019 tarihinde iş programının onaylandığı, iş programına göre temmuz ve ağustos aylarında gerçekleştirilmesi gereken inşaat iş kalemleri bulunmasına rağmen sahada hiç bir imalat yapılmadığı ve iş programının gerisinde kalındığı belirtilerek iş programında belirtilen imalat sırasına uygun şeklide saha çalışmalarının yürütülmesi sözleşmesi süresi içerisinde işin bitirilmesi için gerekli hassasiyetin gösterilmesinin bildirildiği, 21/10/2019 tarihli davalı şirkete yazılan yazıda da, eylül ayı sonu itibariyle hem ... ... hem ... ... de inşaat işlerinin bitmesi, Ekim ayında elektrik kapsamındaki işlere başlanması gerektiği ancak sadece de inşaat işlerinin tamamlandığı ve ... ... de herhangi bir imalat gerçekleştirilmediği belirtilerek iş programında belirtilen imalat sırasına uygun şeklide saha çalışmalarının yürütülmesi sözleşmesi süresi içerisinde işin bitirilmesi için gerekli hassasiyetin gösterilmesinin istenildiği, 04/12/2019 tarihli yazıda da, 04/11/2019 tarihinde düzenlenen 144.110,31 TL tutarlı 1 nolu hakedişin ödemesinin yapılabilmesi için SGK ve vergi borcuna ilişkin evrakların taraflarına ulaştırılması gerektiği, onaylı iş programının gerisinde kalındığı belirtilerek sözleşmenin bitiş tarihi 23/12/2019 tarihine kadar saha imalatların tamamlanmaması durumunda sözleşme hükümlerine göre hareket edileceğinin bildirildiği, 10/12/2019 tarihli yazıda da, davalının iş programının geç onaylanması nedeniyle 28 günlük süre uzatımı talebinin yerinde görülmediği belirtilerek 23/12/2019 tarihinden itibaren 10 günlük cezai süre verildiği, davacı idare tarafından 06/01/2020 olur tarihli yazı ile sözleşmenin 25/3 ve 4735 sayılı kanunun 20.maddesi gerekçe gösterilerek taraflar arasındaki sözleşme feshedildiği, alınan bilirkişi raporuna göre fesih tarihi itibariyle işin tamamlanma oranının %5,6 olarak hesaplandığı, her ne kadar davalı tarafından iş programının geç onaylandığı, süre uzatım taleplerinin kabul edilmediği, bu nedenle feshin haksız olduğu iddia edilmiş ise de, sözleşme gereğince davalıya verilen 180 günlük süre ve 10 günlük cezalı sürede işin sadece %5,6 'lık kısmının tamamlandığı dikkate alındığında, iş programının geç onaylanmasının sonuca etkili olmadığı, iş programının onaylanmasından sözleşmenin bitimine kadar daha fazla iş yapılması gerektiği, davacı tarafından gönderilen ihtarnameler dikkate alındığında sözleşmenin feshinde davalı yüklenicinin kusurlu olduğu, işin süresinde tamamlanmadığı kanaatine varıldığı, 6098 sayılı TBK'nın 125.maddesi hükmü gereğince sözleşmenin davacı tarafça haklı nedenle feshedilmesi nedeniyle davacının sözleşmenin hükümsüz kalması nedeniyle uğradığı zararın giderilmesini isteyebileceği, davacının zarar olarak davalı tarafça işin bitirilmeyen kısmını 3.kişiye yaptırılmış olması nedeniyle iki ihale arasındaki farkın tahsilini talep ettiği, bilirkişi kurulunun 06/11/2023 tarihli raporuna göre, her iki ihalenin aynı yöntemle yapılmaması nedeniyle her iki ihalenin aynı yöntemle yapılması durumunda davacının talep edebileceği menfi zarar miktarı KDV dahil 377.615,20 TL olduğunun belirtildiği, yapılan yargılama sonucunda toplanan delillerden, davacının zarar olarak davalı tarafça işin bitirilmeyen kısmının 3.kişiye yaptırılmış olması nedeniyle iki ihale arasındaki farkın tahsilinin talep edildiği, bilirkişi kurulunun 06.11.2023 tarihli raporuna göre, her iki ihalenin aynı yöntemle yapılmaması nedeniyle her iki ihalenin aynı yöntemle yapılması durumunda davacının talep edebileceği menfi zarar miktarının KDV dahil 377.615,20 TL olduğu, yapılan yargılama sonucunda toplanan delillerden, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin davacı tarafça haklı nedenle feshedildiği, sözleşmenin 25, 4735 sayılı Kanun'un 20. ve TBK'nın 125.maddesine göre sözleşmenin haklı feshi nedeniyle davacının menfi zararını talep edebileceği, işin feshi nedeniyle davacı tarafından kaçırılan fırsatın menfi zarar niteliğinde olduğu, işin başka bir şirkete yaptırılmış olması nedeniyle 2. en uygun teklife göre menfi zarar miktarının KDV dahil 377.615,20 TL olduğu, davacının bu miktar talebinde haklı olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf başvurusunda; mahkemece "sözleşmenin davacı tarafça haklı nedenle feshedilmesi nedeniyle davacı sözleşmenin hükümsüz kalması nedeniyle uğradığı zararın giderilmesini isteyebilir" gerekçesiyle sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği kanaatine varıldığını ancak 06.11.2023 tarihli bilirkişi raporunda; her iki ihalenin aynı yöntemle yapılmadığının; eğer aynı yöntemle yapılsa idi talep edilebilecek menfi zararın 377.615,20 TL olacağının tespiti nedeniyle davanın kısmen kabulüne (377.615,20 TL) karar verildiğini, bu kapsamda müvekkili idarenin zararının eksik hesaplandığını, hükme esas raporda bilirkişi heyetinin, 1.ihalenin açık ihale yöntemi ile; 2.ihalenin pazarlık usulü ile yapıldığı gerekçesiyle 1.ihale üzerine kalan davacının sözleşme bedelini (2.097.000,00 TL) 2. ihale tarihinde işin kalan %94,6'lık kısmına oranlandığını ve metal sektöründe %24'lük artış olmasını esas alarak sadece bu artışı ekleyerek 2.ihale tarihine uyarlandığını, 2.ihalede beklenen bedelin 2.459.864,88 TL olacağının tespit edildiğini, 1.ihalede avantajlı 2.ihale bedelini (2.262.000,00 TL) işin kalan kısmı olan %94,6'ya oranlanarak, 2.139.852,00 TL'nin mahsup edilerek kalan 320.012,88 TL +KDV'nin menfi zarar olacağının tespit edildiğini ancak bu hesaplama yönteminin müvekkili idarenin uğradığı gerçek zararı yansıtmadığını, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 13.10.2016 tarih ve 2016/2318 E- 2016/4259 K sayılı ilamında benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak "O halde mahkemece yapılacak iş, öncelikle yüklenici ile yapılan sözleşme bedelinin 18.870.000,00 TL + KDV toplamı olarak kabul edilmesi, yüklenicinin yapmadığı kalan imalâtın ilk ihalede yükleniciden sonraki en düşük teklifi veren şirkete verilmiş olması halinde ödenmesi gereken bedel (kaçırılan fırsat) hesaplattırılıp, 09.02.2010 fesih tarihinden itibaren dava dışı ikinci yükleniciye kalan işin verildiği ikinci ilahenin makul süre içerisinde yapılıp yapılmadığı, ikmâl inşaatının yaptırıldığı ikinci ihale ile birinci ihalenin aynı özellikleri taşıyıp taşımadığı özellikle imalâtın konusu ve niteliklerinin farklı olup olmadığı ilk ihaleye dahil olmayan bir imalâtın ikinci ihaleye ilave imalât olarak dahil edilip edilmediğinin belirlenmesi ve bu husustaki yüklenici itirazlarının incelettirilip ikinci ihalenin makul süre içinde ve ilk ihale ile aynı koşul ve özelliklerde yapılması halinde olması gereken bedel hesaplattırılarak bulunacak rakam ile kaçırılan fırsat olarak ilk ihalede yükleniciden sonra en düşük fiyatı veren teklif sahibine iş verilmesi halinde kalan işlerin tamamlattırılması için o teklif sahibine ödenmesi gereken bedel arasındaki farkın menfi zarar olarak hesaplanmasından ibarettir. Bunun için hükme dayanak raporu veren bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak belirtilen yöntemle menfi zararın hesabı yaptırılarak davanın sonuçlandırılması gerekir." hükmünün bulunduğunu, yine, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 17.04.2014 tarih ve 2013/3301 E- 2014/2679 K sayılı ilamında "Görüldüğü üzere iki ihale aynı yöntem ve koşullar ile yapılmamıştır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, makul sürenin aşıldığı dikkate alınmış ve buna göre hesaplama yapılmış ise de, davacı idarenin işi pazarlık usulü ile ihale etmesinin mümkün olduğu, sözleşmede feshedilen işin aynı usulle ihaleye çıkarılması koşulu olmadığı belirtilmiştir. Yani iki ihalenin yönteminin farklı olması değerlendirilmemiştir. Bu haliyle hükme esas alınan rapor hatalı olmuştur. Yapılacak iş; davacının menfi zararının kalan iş yönünden, ilk ihalede en iyi ikinci teklifdeki miktar ile makul süre içerisinde aynı koşullar ve yöntemle yapılan ya da yapılması gereken ikinci ihaledeki bedel arasındaki fark olarak hesaplanması için hükme dayanak raporu veren bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak belirtilen yöntemle menfi zararın hesabı yaptırılarak davanın sonuçlandırılmasından ibarettir." denildiğini, anılan Yargıtay kararları dikkate alındığında bilirkişi heyetinin ilk ihaledeki bedel üzerine yalnızca %24'lük metal sektöründeki artışın ilave edilmesi ile yeni bir bedel tespit edilmesinin hukuka uygun olmadığı gibi hayatın olağan akışına, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik koşullara da uygun olmadığını, aradan geçen sürede yalnızca metal sektöründe bir artış meydana gelmediğini, işçilik ücretlerinden tutun da ulaşım maliyetine kadar her türlü giderde artış söz konusu olduğunu, ilk ihaledeki bedelin ikinci ihale tarihine uyarlanmasını kabul etmemekle birlikte, eğer bu şekilde bir hesaplama yapılacaksa bütün maliyetlerin göz önünde bulundurularak gerçekleşen artışın hakkaniyetli bir şekilde dikkate alınması gerektiğini, ayrıca ikmal ihalesinde fiyat farkı doğuracak maliyetler ortaya çıkmışken bu hususun da yapılan hesaplamada dikkate alınmadığının görüldüğünü, ayrıca, ilk ihalede en avantajlı teklifi sunan davalı 2.097.000,00 TL’lik teklifi ile yaklaşık maliyetin %18,38 altında ve 2.021.548,99 TL olarak hesaplanmış olan “Aşırı Düşük Sınır Değer”in %3,73 üzerinde kaldığını, ikmal ihalesinde en avantajlı teklifi sunan ...A.Ş. 3.083.009,00 TL’lik teklifi ile yaklaşık maliyetin %3,4 altında ve 2.606.503,90 TL olarak hesaplanmış “Aşırı Düşük Sınır Değer”in %18,28 üzerinde kaldığını, bu sebeple döviz kurundaki değişim ve isteklilerin tekliflerinin “Yaklaşık Maliyet-Aşırı Düşük Sınır Değer” bandında bulunduğu yer itibariyle makul bir oranda olduğunu, Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere, somut uyuşmazlıkta da ihalelerin farklı usulle yapılmasına engel bir durum olmadığını, ihale yöntemlerinin farklı olmasına karşın iki ihalede de aynı sayıda isteklinin teklif verdiğini, fiyat rekabetinin korunduğu hususları dikkate alındığında menfi zararın hesabında 2.ihale bedelinin esas alınmasının gerektiğini, “İhale Komisyon Karar” evrakları incelendiğinde ihale yöntemlerinin farklı olmasına karşın iki ihalede de aynı sayıda isteklinin teklif verdiğinin ve fiyat rekabetinin korunduğunun görüdüğünü, bu sebeple bilirkişi heyeti tarafından yapılan menfi zarar hesabının kabulünün mümkün olmadığını, mahkemece davanın kısmen kabulü ile 377.615,20 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsiline karar verilmiş olup, bu hususun da hatalı olduğunu, faiz başlangıcının sözleşmenin feshi tarihiden başlatılması gerektiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak, davanın talepleri doğrultusunda kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf başvurusunda; davacı tarafından müvekkili ile imzalanan sözleşmenin bizzat davacı tarafından feshedilmesi sebebiyle davacının iddia ettiği zararların müvekkilinden tahsilinin talep edildiğini, mahkemece dosya kapsamında tanzim edilen bilirkişi raporları nazara alınarak davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, ne var ki, taraflar arasındaki sözleşmenin feshedilmesinde müvekkilinin bir kusurunun olmaması, davacı idarenin bu feshe bizzat sebebiyet vermesinden dolayı davanın tümden reddedilmesi gerektiğini, mahkemece her ne kadar gerekçeli kararında "Her ne kadar davalı tarafından iş programının geç onaylandığı, süre uzatım taleplerinin kabul edilmediği bu nedenle feshin haksız olduğu iddia edilmiş ise de, sözleşme gereğince davalıya verilen 180 günlük süre ve 10 günlük cezalı sürede işin sadece %5,6 'lık kısmının tamamlandığı dikkate alındığında iş programının geç onaylanmasının sonuca etkili olmadığı, iş programının onaylanmasından sözleşmenin bitimine kadar daha fazla iş yapılması gerektiği, davacı tarafından gönderilen ihtarnameler dikkate alındığında sözleşmenin feshinde davalı yüklenicinin kusurlu olduğu, işin süresinde tamamlanmadığı kanaatine varılmıştır." ifadeleri kullanılmışsa da, cevap dilekçesinde belirttildiği üzere, davacı idarenin yalnızca iş programını geç onaylayarak müvekkilinin gecikmesine sebebiyet vermediğini, idarennin, sözleşme kurulmasından itibaren icrai veya ihmali birçok fiili ile müvekkilinin zarara uğraması ve sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirmesinin önüne geçmek için uğraştığını, örneğin müvekkili şirketin, 07.10.2019 tarihinde ... ...'deki inşaat imalatlarının tamamını bitirdiğini ve bu işlere ilişkin 1 no'lu hakedişi tanzim ettiğini, hakedişin 09.10.2019 tarihinde davacı idareye sunulmasına rağmen idare tarafından hakedişin bekletildiğini ve bir türlü onaylanmadığını, müvekkili tarafından hakedişe yönelik fatura düzenlenmesine de izin verilmediğini, nihayet hakedişin onaylanması üzerine müvekkili tarafından fatura düzenlendiğini, keşide edilen işbu faturaya rağmen davacı kurum tarafından müvekkiline ödeme yapılmadığını, onaylanmış hakedişe istinaden hakkı olan ödemeyi alamayan müvekkilinin, çok ağır bir külfet altında kaldığını, cevap dilekçesinde detaylı açıklanan diğer sebepler de nazara alındığında, taraflar arasındaki sözleşmenin feshedilmesinde müvekkilinin kusur ve kabahati bulunmadığını, davacı kurumun, kendi hareketleri ile müvekkilinin iş programının gerisinde kalmasına sebebiyet verildiğini, neticeten sözleşmeyi feshettiğini, dolayısıyla davaya konu ettikleri taleplerinin hiçbirinin geçerliliğinin bulunmadığını belirterek, davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan iki ihale arasındaki fark nedeniyle uğranılan menfi zarar istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığının ve özellikle konusunda uzman bilirkişi heyetinden alınan bilirkişi kök ve ek raporunun taraf iddia ve savunmaları değerlendirilerek, dosya kapsamına uygun olduğu, taraf itirazlarının da denetlenebilir şekilde değerlendirildiğinin anlaşılmasına göre, taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince; -Davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, -Davalıdan alınması gereken 25.794,89 TL istinaf karar harcından peşin alınan 6.448,72 TL harcın mahsubu ile bakiye 19.346,17 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, 3-İstinaf talep eden taraflarca yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçları ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 04.06.2025 Tarihli Resmî Gazete’de Yayımlanan 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi dikkate alınarak belirlenen temyiz kesinlik sınırı ve HMK’nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay’da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 19/06/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Katip

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/345, K. 2026/732, T. 19.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-345-e-2026-732-k-d46f5567c309