Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/822 E. 2026/1476 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/822
Karar No
2026/1476
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2026/822 Esas

KARAR NO: 2026/1476

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 16/01/2026

NUMARASI : 2024/140 E. - 2026/4 K.

DAVANIN KONUSU: Markanın Hükümsüzlüğü

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/09/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :

DAVA DİLEKÇESİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 1989 yılında kurulduğunu ve İstanbul'da 9000 m2 kapalı alanda faaliyet göstermekte olduğunu, Uluslararası tescilli "..." markası ile 28 ülkeye ihracat yaptıklarını, geniş ticaret hacmine sahip olduklarını, davalının dava konusu "..." markasının müvekkilinin tescilden doğan haklarını ihlal ettiğini, davalı yanın kullanımlarının müvekkiline ait marka ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu ve iltibas yarattığını, dava konusu marka ile müvekkilinin markalarının aynı sınıfta ve aynı mal ve hizmetlerde tescilli olduğunu, karıştırılma tehlikesi olduğunu, davalının müvekkilinin bilinirliğinden faydalandığını belirterek öncelikle davalı adına tescilli ... sayılı sayılı ... ibareli marka tescil belgesinin olası devrinin dava sonuna dek önlenmesi için sicil kaydına ihtiyati tedbir konulmasına, davalı adına tescilli ... sayılı "..." ibareli markanın, müvekkili şirkete adına tescilli ... sayılı ... Şekil ibareli marka ile iltibas yaratıyor olması nedeni ile tescilli olduğu 01.sınıfta yer alan emtiaları bakımından hükümsüzlüğüne ve tescilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP DİLEKÇESİ:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;

müvekkilinin ... kod numaralı tescilli ... markasının başvurusunun 13/04/2012 tarihinde yapıldığını ve 07/11/2014 tarihinde tescil edildiğini, davacı yanın bu başvuru ve tescile sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını, söz konusu markalar arasında benzerliğin bulunmadığını, söz konusu markaların hitap ettiği ilgili kesimin bilinçli tüketici olduğunu, markaların bu gerekçeler ile karıştırılmasının mümkün olmadığını, davacı yanın "..." adlı markasını kullandığını ispat yükümlülüğü içerisinde bulunduğunu, işbu sebepler ile haksız ve hukuka aykırı şekilde ikame edilmiş olan davanın reddine karar verilmesini ve kullanmama def'inde bulunmuştur.

ÖNCEKİ KARARLAR:

İlk derece mahkemesinin 2021/187 esas, 2021/61 karar sayılı, 26/03/2021 tarihli kararı ile; "Davalının kullanmama def'i yönünden yapılan değerlendirmede ise, ispat yükü kendisinde olan davacı tarafın söz konusu markasını "sanayide kullanılan kimyasallar ve kırtasiye tıbbi ve ev içi kullanım amaçlı olanlar hariç yapıştırıcılar" emtiaları hariç tescilli olduğu diğer emtialarda ciddi bir şekilde kullanmadığı alınan ve hükme esas yapılan rapor ile sabit olmakla,

Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile;

-Davalı yana ait ... tescil numaralı markanın tescilli olduğu 1. sınıftaki "sanayide kullanılan kimyasallar ve kırtasiye tıbbi ve ev içi kullanım amaçlı olanlar hariç yapıştırıcılar" emtiaları yönünden hükümsüzlüğüne, karar kesinleştiğinde bu emtialar yönünden sicilden terkinine, sair emtialar yönünden davacının davasının reddine" karar verilmiştir. İşbu karara yönelik taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 2021/1178 esas, 2024/1048 karar sayılı, 30/05/2024 tarihli kararı ile; "Tarafların marka unsurlarının ... ve ... ibarelerinden oluştuğu, markaların asli unsurlarının bu ibareler olduğu, işitsel yönden benzer oldukları, davalı markasının, davacı markasının başına yalnızca bir harf eklenmek sureti oluşturulduğu, her iki markanın da ortak bir şekilde 01.sınıfta tescilli olduğu, tarafların faaliyet gösterdiği sektör dikkate alındığında, davalı markasının tanımlayıcı nitelikte olmadığı ve seçiminde bir zorunluluk bulunmadığı, davalının pek çok seçenek özgürlüğü varken davacı markasına yakın bir marka oluşturmuş olmasının da hayatın olağan akışına uygun olmadığı, markaların belirtilen yönleriyle benzer olduğu anlaşılmıştır.

Diğer yandan, davalı yan kullanmama definde bulunmuş, Mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek, davacı tarafın söz konusu markasını "sanayide kullanılan kimyasallar ve kırtasiye tıbbi ve ev içi kullanım amaçlı olanlar hariç yapıştırıcılar" emtiaları hariç tescilli olduğu diğer emtialarda ciddi bir şekilde kullanmadığı gerekçesiyle, davalı yana ait ... tescil numaralı markanın tescilli olduğu 01. sınıf içerisinde yer alan "sanayide kullanılan kimyasallar ve kırtasiye tıbbi ve ev içi kullanım amaçlı olanlar hariç yapıştırıcılar" emtiaları yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmiş ise de; markanın aynı sınıf içinde, davacının kullandığını ispat ettiği emtialar ile diğer emtialar arasında ilişki bulunup bulunmadığının raporda değerlendirilmediği, ayrıca marka kayıtlarının dosyaya getirtilmediği anlaşılmakla, marka kayıtları getirtilerek ve dosyaya rapor sunmuş olan bilirkişi heyetine bir kimya mühendisi bilirkişi eklenmek suretiyle, markanın aynı sınıf içinde, davacının kullandığını ispat ettiği emtialar ile diğer emtialar arasında ilişki bulunup bulunmadığı değerlendirilip, varılacak sonuca göre bir hüküm kurulması gerekmesine rağmen, eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulmuş olması yerinde görülmemiştir. Bu nedenlerle;

1-Davacı ve davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;

2-Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 26/03/2021 tarih, 2021/187 E. 2021/61 K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE " karar verilmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

İlk derece mahkemesi 2024/140 esas, 2026/4 karar sayılı, 16/01/2026 tarihli kararı ile; "Davalı yan kullanmama definde bulunmuş olduğu kullanmama def'i yönünden ispat yükü davacı tarafında olup, Bam kararı sonrası heyete sektör ( kimya mühendisi) eklenerek tanzim edilen raporda "..Davacının kullanmakta olduğu ... kod numaralı ve “...” ibareli markanın 01. Sınıf emtialarından “Sanayide kullanılan kimyasallar, ev ve kırtasiye amaçlı olmayan tutkallar, işlenmemiş plastik, işlenmemiş suni reçineler” emtiaları ile “gübreler ve topraklar, yangın söndürücü maddeler” emtiaları arasında sadece bazı temel kimyasalların (hammaddelerin) ortak kullanımı açısından ilişki olduğu, doğrudan ilişki bulunmadığı, davacı yana ait marka ile benzer olduğu tarafımızca değerlendirilmekte olan ... tescil numaralı ... ibareli dava konusu markanın davalının ... tescil numaralı ve “...” ibareli markasının kullanıldığı tespit olunan 01.Sınıftaki “Sanayide kullanılan kimyasallar, Ev ve kırtasiye amaçlı olmayan yapıştırıcılar. İşlenmemiş suni reçineler ve işlenmemiş plastikler.” emtialarında hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, sair emtialar bakımından ise davalı yanın kullanmama def’i karşısında davacı yan tarafından kullanım ispatlanamamış olduğundan hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı" tespit ve değerlendirmesi yapılmış olup, mahkememizce de bu değerlendirmeye itibar edilmekle davacının davasının kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde;

1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile;

-Davalı yana ait ... tescil numaralı markanın tescilli olduğu 1. sınıftaki "sanayide kullanılan kimyasallar ve kırtasiye tıbbi ve ev içi kullanım amaçlı olanlar hariç yapıştırıcılar" emtiaları yönünden hükümsüzlüğüne, karar kesinleştiğinde bu emtialar yönünden sicilden terkinine, sair emtialar yönünden davacının davasının reddine" karar vermiştir.

İSTİNAF:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tarafların marka unsurları olan ... ve ... ibarelerinin işitsel ve görsel yönden benzer olduğunun mahkemece de kabul edildiğini, davalı markasının müvekkili markasının başına sadece bir harf eklenerek oluşturulduğunu, her iki markanın da 01. sınıfta tescilli olduğunu, davalının seçim özgürlüğü varken müvekkili markasına yakın bir marka oluşturmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, mahkemenin markalar arasında benzerlik ve iltibas bulunduğunu isabetli bir şekilde tespit ettiğini, ancak davalının kullanmama def'i yönünden verilen kısmi kabul kararının hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda dahi emtialar arasında temel kimyasallar ve hammaddeler açısından dolaylı da olsa bir ilişki bulunduğunun belirtildiğini, istinaf mahkemesinin önceki kaldırma kararında emtialar arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi gerektiğini açıkça ifade ettiğini, müvekkilin markasını tescil kapsamındaki emtialarda kullandığını, kullanılmadığı iddia edilen emtiaların ise müvekkilin kullandığı emtialarla bağlantılı ve ilişkilendirilebilir olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2012/9599 K. 2013/9029 sayılı kararında da benzer şekilde bağlantılı emtialar yönünden iltibasın oluşacağına dair görüşlerin bulunduğunu, davalının markalar arasındaki benzerlik nedeniyle söz konusu emtialar üzerinde marka tescili yaptırmasının hukuken mümkün olmadığını, bu nedenle davalının kullanmama def'i ileri sürmesinde hukuki yarar bulunmadığını, HMK'nın 114/1-h maddesi uyarınca dava şartı olan hukuki yararın yokluğu nedeniyle davanın tümden kabul edilmesi gerektiğini, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın tümden kabulüne karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete ait ... ibareli marka ile davacıya ait ... ibareli marka arasında 1. sınıftaki belirli emtialar yönünden hükümsüzlük kararı verildiğini, sair emtialar yönünden ise davanın reddine hükmedildiğini, davacı tarafın kararın tamamının kabulü talebiyle istinaf yoluna başvurduğunu, müvekkili şirket olarak davacının istinaf taleplerinin reddini ve davanın reddedilen emtialar yönünden de tamamen reddedilmesi gerektiğini talep ettiklerini, ... ve ... ibareli markalar arasında görsel ve işitsel yönden benzerlik bulunmadığını, yerel mahkemenin markaların bütüncül değerlendirilmesi ilkesini göz ardı ederek sadece bir harf farkına odaklandığını, markaların hitap ettiği profesyonel ve bilinçli endüstriyel alıcı kitlesinin yüksek bilinç seviyesinin dikkate alınmadığını, 01. sınıf emtialarının teknik özelliklerinin profesyonel alıcılar tarafından incelendiğini, bu nedenle karıştırılma ihtimalinin düşük olduğunu, bilirkişi raporunda davacının gübreler ve topraklar ile yangın söndürücü maddeler emtiaları bakımından markasını kullandığını ispat edemediğinin açıkça ortaya konulduğunu, emtialar arasında dolaylı bir ilişki bulunmasının mutlak bir kullanım ispatı sağlamadığını, davacının hukuki yarar şartı bulunmadığına ilişkin iddialarının yerinde olmadığını, markanın hükümsüzlüğü davasında kullanmama def’inin ileri sürülmesinin davalının hukuki menfaatini koruma amacı taşıdığını ve yasal bir savunma hakkı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAFA CEVAP:

Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararında da markaların asli unsurlarının ... ve ... ibareleri olduğunun, işitsel yönden benzerlik bulunduğunun ve davalının seçiminde bir zorunluluk olmamasına rağmen müvekkili markasına yakın bir marka oluşturmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunun tespit edildiğini, davalının markasının başına eklediği N harfinin görsel, işitsel ve anlamsal açıdan ayırt edicilik katmadığını, müvekkiline ait ... markasının dilimizde bir anlamı bulunmayan güçlü bir marka olduğunu, markaların aynı emtialar üzerinde tescilli olduğunu, ... sayılı markanın 1. sınıfta müvekkille aynı emtialarda tescil edilmesinin iltibas riskini artırdığını, ürünlerin kullanım alanları ve hedef kitlelerinin aynı olması nedeniyle ortalama tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimalinin yüksek olduğunu, müvekkilin uzun yıllardır kimya sektöründe faaliyet göstermesi sebebiyle tüketici çevresinin benzer olduğunu, tüm bu hususlar dikkate alındığında davalının istinaf taleplerinin yerinde olmadığını belirterek davalının istinaf talebinin esastan reddini, Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2024/140 Esas 2026/4 Karar sayılı kısmen ret kararının kaldırılarak davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dava; davalı adına tescilli ... sayılı ... ibareli markanın, davacı şirkete adına tescilli ... sayılı ... ŞEKİL ibareli marka ile iltibas oluşturduğu iddiasına dayalı olarak SMK'nın 6/1. maddesi kapsamında 01.sınıfta yer alan emtialar açısından hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.

Tarafların markalarının asli unsurlarının ... ve ... ibarelerinden oluştuğu, görsel ve işitsel yönden benzer oldukları, davalı markasının, davacı markasının başına yalnızca bir harf eklenmek sureti oluşturulduğu, her iki markanın da ortak bir şekilde 01.sınıfta tescilli olduğu, tarafların faaliyet gösterdiği sektör dikkate alındığında, davalı markasının tanımlayıcı nitelikte olmadığı ve seçiminde bir zorunluluk bulunmadığı, davalının pek çok seçenek özgürlüğü mevcut iken davacı markasına yakın bir marka oluşturmuş olmasının da hayatın olağan akışına uygun olmadığı, markaların belirtilen yönleri ile benzer olduğu önceki ilam kapsamında saptanmış olup SMK'nın 6/1. maddesi kapsamında ilişkinlendirilme ihtimalinin bulunduğu açıkça tespit edilmekle aksi yönde yeniden ileri sürülen davalı tarafın benzerlik bulunmadığına yönelik istinaf sebeplerine itibar edilmesi mümkün olmamıştır.

Dairemizin önceki kaldırma kararı kapsamında; davalı yana ait ... tescil numaralı markanın tescilli olduğu 01. sınıf içerisinde yer alan "sanayide kullanılan kimyasallar ve kırtasiye tıbbi ve ev içi kullanım amaçlı olanlar hariç yapıştırıcılar" emtiaları yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmiş ise de markanın aynı sınıf içinde, davacının kullandığını ispat ettiği emtialar ile diğer emtialar arasında ilişki bulunup bulunmadığının raporda değerlendirilmediği, ayrıca marka kayıtlarının dosyaya getirtilmediği anlaşılmakla, marka kayıtları getirtilerek ve dosyaya rapor sunmuş olan bilirkişi heyetine kimya mühendisi bilirkişi eklenmek suretiyle, markanın aynı sınıf içinde, davacının kullandığını ispat ettiği emtialar ile diğer emtialar arasında ilişki bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiğine işaret edilmiştir.

Nitekim mahkemece TPMK kayıtlarının celp edildiği, davalı markasının 01. sınıfta ''Sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar (gübreler ve topraklar dahil ).İşlenmemiş suni reçineler ve işlenmemiş plastikler.Gübreler ve topraklar.Yangın söndürücü maddeler.Ev ve kırtasiye amaçlı olmayan yapıştırıcılar.'' emtialarında tescilli olduğu, bilirkişi heyetine sektör ( kimya mühendisi) eklenerek tanzim edilen raporda; ''...Davacı firmanın resmi internet sitesinde ve dosyaya sunulan 23.09.2020 tarihli bilirkişi raporunda satış faturalarına göre oluşturulmuş tabloda belirtilen ürünlerin incelenmesi neticesinde, firmanın ürünlerinin: su bazlı tekstil baskı boyaları, plastisol bazlı tekstil baskı boyaları, tekstil yardımcı kimyasalları, su bazlı ve plastik bazlı tutkallardan oluştuğu anlaşılmıştır. Bu ürünlerin üretim aşamasında özellikle de baskı boyaları ve tutkallarda yukarıda ürün içeriklerinde belirtildiği gibi hammadde olarak işlenmemiş plastikler ve işlenmemiş suni reçineler kullanılmakta olup, firma tarafından üretilen baskı boyaları ve tutkallar ile bağlantılı ve ilişkilendirilebilirdir. Tekstil baskı sistemlerinde kullanılan kimyasalların çoğu, doğrudan veya dolaylı olarak işlenmemiş plastik türevleri ve suni reçinelerle yakından ilişkilidir. Davacı firmanın tekstil baskı boyaları, tekstil tutkalları ve tekstil yardımcı kimyasalları ürünleri ile 01.emtia grubunda yer alan gübreler ve topraklar, yangın söndürücü maddeler arasında ürünlerde kullanılan bazı temel kimyasalların ortak kullanımı, hammaddesel açıdan ilişki vardır. Örneğin, yangın söndürücü maddeler ile tekstil baskı tutkalları arasında doğrudan bir ilişki olmasa da formülasyon bileşenleri (akrilik polimerler, kalınlaştırıcılar, viskozite kontrol ajanları vb) açısından benzerlikleri vardır. Gübreler ile petrokimya kökenli ham maddeler sayesinde aralarında dolaylı bir ilişki vardır. Topraklar ile tekstil baskı boyaları ve tutkallar arasında hammaddesel açıdan dolaylı ilişkileri vardır. 01.sınıftaki “Sanayide kullanılan kimyasallar ve Kırtasiye, tıbbi ve ev içi kullanım amaçlı olanlar hariç yapıştırıcılar, İşlenmemiş suni reçineler ve işlenmemiş plastikler.” emtiaları ile 01.sınıftaki “Gübreler ve topraklar. Yangın söndürücü maddeler.” emtialarının benzer olmadığı değerlendirilmiştir. Davacı yana ait ... kod numaralı ve “...” ibareli markanın 01. sınıf emtialarından olan, “Sanayide kullanılan kimyasallar, ev ve kırtasiye amaçlı olmayan tutkallar, işlenmemiş plastik, işlenmemiş suni reçineler” emtialarının davacı yan tarafından kullanılmakta olduğu'' değerlendirilmiştir.

İlk derece mahkemesi tarafından hükme esas alınan işbu rapor kapsamında Dairemizin kaldırma kararına uygun şekilde davacının kullandığını ispat ettiği emtialar ile diğer emtialar arasında ilişki bulunup bulunmadığının incelenmiş olmasına ve “Sanayide kullanılan kimyasallar, ev ve kırtasiye amaçlı olmayan tutkallar, işlenmemiş plastik, işlenmemiş suni reçineler” yönünden hükümsüzlük koşullarının oluştuğu anlaşılmasına rağmen, dairemizce kaldırılan önceki hatalı hükmün mahkemece yeniden kurulması isabetsiz bulunmuştur. Tüm bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile,

3-Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin16/01/2026 tarih, 2024/140 E., 2026/4 K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,

-Davanın KISMEN KABULÜ ile,

-Davalı yana ait ... tescil numaralı ''...'' ibareli markanın tescilli olduğu 01. sınıftaki “Sanayide kullanılan kimyasallar, ev ve kırtasiye amaçlı olmayan tutkallar, işlenmemiş plastik, işlenmemiş suni reçineler” emtiaları yönünden kısmen hükümsüzlüğüne, karar kesinleştiğinde işbu emtialar yönünden sicilden terkinine, fazlaya ilişkin istemin reddine,

4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;

4/a-Kabul edilen hükümsüzlük talebi yönünden Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu harçtan peşin alınan 44,40 TL 'nin mahsubu ile bakiye 687,60 TL maktu harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan; 44,40-TL başvurma harcı, 44,40-TL peşin harcı, 6,40-TL vekalet harcı olmak üzere toplam 95,20-TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,

4/c-9.000,00 -TL bilirkişi ücreti, 536,50-TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 9.536,50 TL yargılama giderinin kabul red oranına göre 4.768,25 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,

4/d-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

4/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen talepler yönünden 55.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,

4/f-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre reddedilen talepler yönünden 55.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,

5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;

5/a- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcı davalı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

5/b-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,

5/c-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 2.002,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 340,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 2.342 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,

5/d-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

5/e-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

6-HMK'nın 333. maddesi gereğince mevcut ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 24/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/822, K. 2026/1476, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-822-e-2026-1476-k-7769874bffde