Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/3183 E. 2026/2558 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/3183
- Karar No
- 2026/2558
- Karar Tarihi
T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/3183 KARAR NO : 2026/2558
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)
İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : .... Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2022/748 Esas, 2024/627 Karar TARİHİ :15/10/2024
DAVACI : ... - T.C.Kimlik No:... ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... - VEKİLİ : Av. ... DAVA : Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) KARAR TARİHİ : 13/10/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/10/2026
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/10/2024 tarih 2022/748 Esas, 2024/627 Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların iddia ve savunmalarının özeti: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 09.06.2022 günü saat 03.30 sıralarında sürücüsü firari olan kişinin sevk ve idaresindeki ... plakalı ... marka 1993 model ... ve ... isimli şahsın adına kayıtlı çalıntı otomobil ile ... Mah. ... Sk. No:20 ... adresinde müvekkile ait park halindeki ... plakalı ... marka 2008 model ... model araca çarparak maddi hasara uğrattığını bu konuyla alakalı 04/07/2022 tarihinde başvurularının davalı şirkete tebliğ edildiğini ancak davalı ... 20.07.2022 tarihli yazısı ile taleplerini reddettiklerini, tarafımızca 18.08.2022 tarihinde Dava Şartı Arabuluculuğa başvurduklarını, ancak orada da anlaşamama şekilde ... numaralı arabuluculuk dosyası ile sonlandığını, davalı şirketçe sigortalı çalıntı araç sürücüsü olay yerinden uzaklaşarak kayıplara karıştığını, daha sonra çalıntı aracı takip eden ve olay yerine gelen polis ekiplerince gerekli işlemler yapıldığını ve tutanaklar tutulduğunu, ilgili kaza tespit tutanağına göre müvekkilin söz konusu kazanın meydana gelmesinde hiç bir kusuru bulunmadığını, bütün kusur davalı şirketçe sigortalı araç sürücüsüne yükletildiğini, daha sonra ise davalı şirket tarafından görevlendirilen ... Sigorta Ekspertiz Ltd. Şti. ünvanlı ekspertiz şirketi müvekkilinin aracını alarak gerekli incelemeleri yaptığını, davalı şirkete bildirilmek üzere emir ve talimatları kapsamında bir hasar tespit raporu hazırladığını, bu raporun aynı zamanda devlet gözetimindeki Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezine de ... SBM rapor numarası ile bildirildiğini, hazırlanan raporda müvekkilinin aracını toplam zararının 49.041,34 TL olduğu belirtilmesine rağmen diğer aracın çalıntı olması nedeniyle zararın teminat dışı kaldığı belirtilerek herhangi bir ödeme işlemi başlatılmadan dosya kapatıldığını, fazlaya ilişkin hak ve taleplerimiz saklı kalmak kaydıyla (HMK 109 kapsamında) şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın (Müvekkile ait ... plakalı araçta oluşan hasarın Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortasından (Trafik Sigortasından) kaynaklanan) kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı şirketten tazminini, yargılama masraf ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; HMK 6. Madde gereği yetkili mahkeme davalı tarafın davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri olduğunu, bu nedenle davanın yetki yönünden reddi ile dosyanın yetkili İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemesi 'ne gönderilmesini, Dava, kazaya karışan her iki araç malikinin de ticari işletmesiyle ilgisi olmayan dolayısıyla "ticari iş" niteliğinde olmayan bir trafik kazasından kaynaklandığını, davacı ile müvekkil şirket arasında da bir sözleşme olmadığı olayın haksız fiile dayandığı dikkate alındığında davanın Asliye Ticaret Mahkemesi değil Asliye hukuk mahkemesi tarafından görülmesi gerektiğini, 09.06.2022 tarihinde davacının malik olduğu ... plakalı araç ile müvekkil şirkette 28.02.2022 başlangıç ve 28.02.2023 bitiş tarihli ... numaralı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ( ZMMS ) ile sigortalı ... plakalı aracın çarpmasına neticesinde meydana geldiği iddia edilen hasar tazminatı talepli dava olduğunu, davayı kabul anlamına gelememek kaydı ile her halukarda müvekkil şirketin hak kaybına uğramamasını, kusur incelemesi yapılması gerektiğini, hasar tazminatı talebi için zmss poliçesi genel şartlar uygulanması gerektiğini, öncelikle davanın yetkili, görevli mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemesi olmasından dolayı ilk itirazlarımızın değerlendirilmesine; mahkemeniz aksi kanaatte ise esas yönünden izah ettiğimiz taleplerimiz ile inceleme yapılarak davanın reddine karar verilmesini, dava açılmasına neden olmadığından yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ 15/10/2024 TARİHLİ KARARI: Mahkemece Davanın kabulü ile, 49.041,34 TL'nin 24/06/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı vekili; davacı tarafın talebinin teminat dışı olduğunu, bu sebeple davanın reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece hasar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin KDV’den sorumlu olmadığı halde bu tutarın tazminat hesabına eklendiğini, hasar tazminat hesaplamasının hatalı olduğunu, müvekkili şirket süresi içerisinde Genel Şartlar B.2.2 maddesi gereğince bildirim yaptığı halde hak edilen mutat iskonto dahi uygulanmadığını, kararın bu yönü ile de hatalı olduğunu, yargılama gideri ve vekalet ücretinden müvekkili şirketin sorumlu tutulmasının hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını ve talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, maddi hasarlı trafik kazasından kaynaklı maddi tazminat davasıdır. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekilinin hasarın poliçe kapsamında olmadığına yönelik istinafının incelenmesinde: Davacı vekili aracın sigortalısı tarafından kullanılmadığını, çalıntı halde iken hasara neden olunduğunu, bu nedenle hasarın poliçe kapsamında olmadığını ileri sürmüşse de; 2918 Sayılı KTK'nın 107.maddesinde, “Bir motorlu aracı çalan veya gasbeden kimse işleten gibi sorumlu tutulur. Aracın çalınmış veya gasbedilmiş olduğunu bilen veya gereken özen gösterildiği takdirde öğrenebilecek durumda olan aracın sürücüsü de onunla birlikte müteselsilen sorumludur. İşleten, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerden birinin, aracın çalınmasında veya gasbedilmesinde kusurlu olmadığını ispat ederse, sorumlu tutulamaz. İşleten, sorumlu olduğu durumlarda diğer sorumlulara rücu edebilir.” hükmüne yer verilmiştir. ZMSS Genel şartlarının A.3-J maddesi gereği, çalınan veya gasbedilen araçların sebep oldukları ve KTK'na göre işletenin sorumlu olmadığı zararlar ile aracın çalındığını veya gasp edildiğini bilerek binen kişilerin zarara uğramaları nedeniyle ileri sürülecek talep ile çalan ve gasbeden kişilerin talepleri, teminat dışındadır. Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, 2918 sayılı ...nun 107. maddesi uyarınca, işletenin sorumluluktan kurtulabilmesi için aracın sadece çalındığını kanıtlaması yetmemekte, bununla birlikte çalmanın önlenmesi bakımından olağan, makul, uygulanabilir türden gerekli tüm önlemlerin yerine getirildiği halde, çalmanın önüne geçilemediğini de kanıtlaması gerekmektedir(bkz. Yargıtay 4. HD'nin 06.04.2023 tarihli 2021/26986 E., 2023/5091 K. sayılı kararı, Yargıtay 17. HD'nin 29/03/2016 E., 2016/284 E., 2016/3987 K. sayılı kararı). Somut olayda; aracın, kapısının kilitli olmaması ve anahtarların araç üzerinde bırakılması nedeniyle çalındığı, çalınmanın önlenmesi bakımından olağan, makul tedbirlerin alınmadığı anlaşıldığından, dolayısıyla meydana gelen zarardan davalı ... ZMMS poliçesi kapsamında sorumlu olduğundan davalı ... vekilinin bu hususa değinen istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin hükme esas alınan hasar bilirkişi raporuna yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde; 6098 sayılı Kanunun 49. maddesinde, kusurlu ve hukuka aykırı bir fille başkasına zarar verenin bu zararı gidermekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir. 6102 sayılı TTK’nın 1459. ve 1461. Maddeleri gereği ise sigortacı, sigortalının (sözleşmeden menfaat sağlayanlar dahil) uğradığı zararı tazmin eder. Dolayısıyla sigorta şirketi haksız zenginleşmeye yol açmayacak şekilde uğranılan gerçek zarardan sorumludur. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 04/04/2016 tarihli ve E.2015/14700, K.2016/4229 sayılı Kararında; “…6762 sayılı TTK’nın 1283.maddesi hükmü uyarınca; sigortacı, sigorta ettiren veya sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan yararlananın uğradığı gerçek zararı tazminle yükümlü olup mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, hasar bedeli tespit edilirken davalı şirket ile servis arasında yapılan anlaşma gereği olduğu belirtilen %10 iskonto esas alınarak yedek parça ve işçilik bedellerinin rayiç değerinde indirim uygulanması doğru değildir.” hükmü verilmiştir. Yargıtay’ın yerleşik Kararlarına göre sigorta kuruluşları ile parça tedarik firmaları ve servisler arasında yapılan ıskontoya ilişkin anlaşmalar sigortalıları/zarar görenleri bağlamamaktadır ve sigorta şirketleri sigortalıların/zarar görenlerin gerçek zararını karşılamakla yükümlüdür. Bu bakımdan alınan bilirkişi raporunda iskonto uygulanmadan davacının gerçek zararının belirlenmesi ve buna göre karar verilmiş olmasında bir yanlışlık bulunmamaktadır Şirketler tarafından yapılan tazminat ödemeleri zararın karşılanmasına yönelik olduğundan ve zararın telafisi (sigortalının durumunun riskin gerçekleşmesinden önceki duruma geri getirilebilmesi) için satın alınan mal ve hizmetler ile yapılan diğer giderler Katma Değer Vergisine tabi olduğundan, sigortalı veya tazminat talep eden diğer kişilerin katma değer vergisi mükellefi olup olmadıklarına (dolayısıyla yansıtma faturası düzenleyerek, zararın telafisi için yapılan harcamaların KDV hariç kısmını sigorta şirketinden talep edebilecek ve ödenen KDV tutarını kendi ödeyecekleri KDV’den mahsup edebilecek durumda olup olmadıklarına) bakılmaksızın, katma değer vergisi dâhil toplam zarar dikkate alınarak tazminatın ödenmesi gerekmektedir. Hükme dayanak yapılan raporda; başvurana ait aracın markası, modeli, donanımı, kilometresi dikkate alınmak suretiyle ve piyasa ve emsal araştırılması yapılarak, araçta oluşan hasar miktarı, aracın hasar aldığı bölgeler, kullanım şekli ve değişen parçaların neler olduğu da göz önünde tutulmak suretiyle ayrıntılı değerlendirme yapılmış olup, söz konusu raporun Yargıtay kararlarında tanımlanan ilke ve esaslara göre hazırlandığı, raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu ve uyuşmazlığın bu rapor hükme esas alınmak suretiyle giderilmesi gerektiği ve buna göre ilk derece mahkemesince verilen kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Davalı vekilinin yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu olmadığına yönelik istinafının incelenmesinde; Davacı vekili tarafından davalıya usulüne uygun biçimde 04/07/2022 tarihinde başvurulduğu, başvurunun davalı şirkete tebliğ edildiği, ancak davalı şirketin 20.07.2022 tarihli yazısı ile davacının taleplerini reddettiği, bu durumda davalının temerrüdünün gerçekleştiği, bu nedenle de mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olması nedeniyle davalının yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasının yerinde olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinafı da yerinde bulunmamıştır. HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince davanın yazılı şekilde karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İlk Derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.350,01-TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 838,00-TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 2.512,01-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade, harç iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.13.10.2026
... ... ... ... Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır
İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.