Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/765 E. 2026/1682 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/765
Karar No
2026/1682
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2025/765 Esas

KARAR NO:2026/1682 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI:2023/18 Esas - 2025/57 Karar

TARİH:28/01/2025

DAVA:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak)

KARAR TARİHİ:24/09/2026

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketi ile davalı banka arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, işbu sözleşme kapsamında taksitli ticari kredi kullanıldığını, müvekkilin bilgisi ve iradesi dışında 09.06.2018 tarihinde 8.799,00 TL ile 08.09.2018 tarihinde 1.312,50 TL olmak üzere toplam 10.111,50 TL dönemsel hizmet komisyonu adı altında hesaptan kesinti yapıldığını, davalı bankanın ... Şubesi personeli ile yapılan telefon görüşmesinde kesintinin piyasa koşulları ve değişen faiz oranları doğrultusunda yapıldığının ve iade edilemeyeceğinin ifade edildiğini, Büyükçekmece ...Noterliğinin 12.12.2018 tarih ve ... yevmiye no.lu İhtarnamesi ile yapılan kesintinin iade edilmesinin talep edildiğini, verilen cevapta; "ilk ilişkinin kurulduğu tarihten itibaren 1 yıl geçtikten sonra 3 ayda bir alınan kullanılan kredi ile ilgili olarak risk merkezine bildirim, sistem kayıtlarının arşivlenmesi, şube çağrı merkezi, internet bankacılığı, mobil bankacılık ve ATM gibi kanallardan hizmet verilmesinin devamı için tahsil edildiğine"ilişkin açıklama yapıldığını, müvekkilinin ise davalı bankanın bahse konu hizmet kanallarının hiçbirini kullanmadığını, davalı bankanın akdedilen sözleşmelerde bu komisyon oranlarının hangi oranlarda olduğunun belirtilmesi gerektiğini, sözleşmelerde bu yönde bir düzenleme bulunmadığı için yapılan kesintilerin haksız olduğunu belirtilerek,toplam 10.111,50-TL'nin işlem tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müvekkile ödenmesine karar verilmesi talep edilmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile davacı arasında genel kredi sözleşmesi ve bankacılık hizmetleri sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeler kapsamında davacıya taksitli ticari kredi kullandırıldığını, akdedilen sözleşmede görülebileceği üzere dava konusu hizmet komisyonlarının davacının bilgisi ve onayı dahilinde olduğunu, ayrıca sözleşme akdinden önce ön bilgi formu imzalatıldığını,bu kanaldan davacıya sözleşme içeriğini tetkik etme olanağı sağlandığını, dava konusu komisyon tahsilatlarının kredi kullandırımına ilişkin olmayıp tamamen verilen hizmete karşılık alınan bir ücret olduğunu, davacıdan tahsil edilen ücretin 03.10.2014 tarih ve 29318 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Yönetmelik hükümlerine uygun olduğunu, mezkur Yönetmeliğin 6 m. altında kredi tahsis ücretinin gösterildiği, GKS 4 m. altında bu komisyonun belirlendiğini, tarafların sözleşme içeriğini TBK'nun 26 maddesi uyarınca özgürce belirleyebileceklerini, TTK 20 maddesi uyarınca verilen hizmet karşılığında uygun bir ücretin istenilebileceğini, Bakanlar Kurulunun 2006/11188 sayılı kararına atfen masrafların sınırları ve niteliklerini serbestçe belirleyebileceklerini belirtilerek, davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 28/01/2025 tarih ve 2023/18 Esas - 2025/57 Karar sayılı kararında;" Tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirme, gelen müzekkere cevapları ve alınan bilirkişi ek raporları sonucunda; davalı ile davacı arasında genel kredi sözleşmesi,Bankacılık Hizmetleri Çerçeve Sözleşmesi akdedildiği, davacının bu kapsamda davalının 7.500,00-TL komisyon tahsiline onay verdiği ve davalının 7.875,00-TL tahsil ettiği, bu miktarın dava konusu edilmediği; davalının, davacının hesabından Haziran ayı için 8.799,00-TL, Eylül ayı için 1.312,50-TL kesinti yaptığı, bu kesintiyi üçer aylık devreler halinde hizmet komisyonu adı altında yaptığı, davalının cevap dilekçesinde dayanmış olduğu sözleşmenin 4.10 maddesinde ve Genel Kredi Sözleşmesi Ön Bilgi Formunun 3. Maddesinde sadece genel ifadelerle ücret, komisyon ve masrafların davacıya ait olacağının ifade edildiği, bunun dışında maktu ya da nispi bir miktara yer verilmediği, kaldırma ilamı kapsamında yapılan incelemede söz konusu sözleşme hükmünün genel işlem koşulu mahiyetinde olmadığı, dolayısıyla davacı tarafın aleyhine ve onun durumunu ağırlaştıracak nitelikte ve dürüstlük kuralına aykırı olarak belirlenmediği ancak taraflar arasındaki sözleşmede açıkça kesinti miktarlarının ve oranlarının belirlenmediği,davalı bankanın kesintiye gerekçe gösterdiği hizmetlerin ekstra hizmetler olmayıp, temel hizmetler olduğu, diğer bankaların müzekkere cevaplarından 2016 yılında yapılan sözleşmeler sebebiyle dönemsel komisyon ücreti alınmadığının belirtilmiş olması karşısında davalının davacıdan tahsil ettiği ücretin ticari teamül de olmadığı, bu hali ile davacının iade talebinde haklı olduğu kanaatine varılmakla talep doğrultusunda kabul edilen bedellerin kesinti yapılan tarihlerden itibaren işleticelek avans faizi ile birlikte davacıya iadesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir."gerekçesi ile,

''1-Davacının Davasının KABULÜ ile; 10.111,50-TL'nin 8.799,00-TL'sine 09/06/2018 tarihinden, 1.312,50-TL'sine ise 08/09/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yargılama sırasında alınan ve aynı tespitleri içeren bilirkişi heyeti kök ve ek raporlarına karşı itirazlarının dikkate alınmadığını,davaya konu dönemsel hizmet komisyon bedeli tahsilatına ilişkin yapılan araştırmanın yeterli olmaması sebebiyle eksik hususların tamamlanması ve hukuka ve hakkaniyete uygun bir değerlendirmenin yapılabilmesi için tekrardan ilgili bankaların (...Bank A.Ş., ... T.A.Ş. ve ... Bankası A.Ş.) genel müdürlüklerine müzekkere yazılarak her ne nam altında olursa olsun kredi kullanan ticari müşterilerinden Dönemsel Hizmet Komisyon Bedeli veya benzer nitelikte herhangi bir kesinti yapıp yapmadıkları ile söz konusu muhteviyatta bir kesintileri var ise bunun hangi oranlarda tahsil edildiğinin sorulması, tüm müzekkere cevapları geldikten sonra 11/11/2024 tarihli bilirkişi heyeti ek raporuna karşı beyan ve itirazları ile 22/03/2024 tarihli dilekçe ekinde sundukları konu hakkındaki emsal bilirkişi raporu ve yerel mahkeme kararı da dikkate alınarak dosyanın tekrardan bilirkişi heyetine gönderilmesinin talep edildiğini, mahkemenin gerekçesiz olarak bu taleplerini reddederek yargılamaya devam ettiğini ve yargılama esnasında alınan bilirkişi ek raporları doğrultusunda karar verdiğini, ek rapor öncesi bankalara emsal dönemsel hizmet kesintisi araştırması için yazılan yazılara eksik cevap verildiğini, ...Bank A.Ş.'nin hiç yanıt vermediğini, ... T.A.Ş.'nin eksik yanıt verdiğini, ... Bankası A.Ş.'nin ise talep edilen bilgiyi yanlış anladığını ve ilgili müzekkereye hatalı yanıt verdiğini, diğer bankalar tarafından yanıt verilmiş olmasına rağmen bilirkişi heyetinin söz konusu müzekkere cevaplarının dosyada mevcut olmadığından bahisle önceki raporlarından farklı kayda değer herhangi bir değerlendirme ve tespitte de bulunmadığını, mahkeme ara kararına uygun rapor tanzim edilmediğini, davacı şirketin hesabından tahsil edilmiş olan dönemsel hizmet komisyonu bedelinin müvekkili Banka'nın ticari kredili müşterilerinden; ilk kredi ilişkisinin başladığı günden itibaren maksimum 1 yıl süre geçtikten sonra, 3 ayda bir alınan ve kullanılmış kredi ile ilgili risk merkezine yapılan bildirimleri, sistem kayıtlarının arşivlenmesi, şube, çağrı merkezi, internet-mobil-atm gibi kanallardan hizmet verilmesinin devamı için ana para risk tutarı üzerinden makul ve ve hakkaniyetli bir yüzde ile tahsil ettiği bir ücret olduğunu, davaya konu kesinti, ana para risk tutarına bağlı olarak tespit edilmekte olup bunun sonucunda da söz konusu kesinti miktarının değiştiğini, mahkemece bankaların emsal uygulamaları eksiksiz getirtilerek itirazlarını karşılar ek rapor alınması gerektiğini, ileri sürerek, kararın icrasının geri bırakılmasına, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; davalı banka tarafından davalıdan haksız olarak yapıldığı iddia olunan dönemsel hizmet komisyonu kesintilerinin iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı tarafından yapılan istinaf başvurusu dairemizin 2020/1045 Esas, 2022/1393 Karar sayılı ilamı ile kabul edilerek, ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmış, mahkemece kaldırma ilamı sonrası yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş ve bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Mahkemece kaldırma ilamı sonrasında, TCMB'ye yazı yazılarak davalı bankanın, 2006/1 sayılı Tebliğ'in 4 üncü maddesi uyarınca müşterilerine kullandıracağı kredilerden alınacak faiz dışında elde edeceği menfaatlere ilişkin TCMB'ye yaptığı bildirim varsa gönderilmesi talep edilmiş, TCMB tarafından gönderilen 06/11/2023 tarihli yazı cevabı ile davalı banka tarafından bu yönde yapılmış bir bildirim olmadığı belirtilmiştir. Yazı cevabı sonrası önceki heyetten ek bilirkişi raporu alınmış, davalı bankanın itirazları üzerine dönemsel hizmet kesinti oranları ile ilgili emsal bankaların uygulamalarına yönelik araştırma yapılarak gelen yazı cevapları sonrası ikinci ek bilirkişi raporu alınmış ve tahkikat bitirilerek istinafa konu karar verilmiştir.Davacı ile davalı banka arasında 24/03/2016 tarihli ve 10.000.000,00-TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, sözleşme öncesi ön bilgi formunun da davacı tarafından imzalanmış olduğu, dosya kapsamına sunulan vadesiz hesap ekstresi ve bilirkişi raporu kapsamından, davalı bankanın davacı vadesiz hesabından, dönemsel hizmet komisyonu bedeli tahsilatı adı altında; 09/06/2018 tarihinde"Haziran/2018-TRY dönem" açıklaması ile 8.380,00-TL ve 419,00-TL olmak üzere toplam 8.799,00-TL; 08/09/2018 tarihinde ise "Eylül/2018 TRY dönem"açıklaması 1.250,00-TL ve 62,50-TL olmak üzere toplam 1.312,50-TL tahsil ettiği anlaşılmıştır.Taraflar arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi'nin “faiz,komisyon vergi, fon ve masraflar ”başlıklı 4.10 maddesinde;“Müşteriye önceden ihbarda bulunmaksızın banka, bu Sözleşme'ye dayanarak açtığı ve/veya açacağı(Döviz kredisi, teminat mektubu ve aval-kabul kredisi, dövize endeksli TL kredi-dahil) her türlü krediler ile hesaplara ve aldığı teminatlara, yetkili merciler tarafından saptanan veya ileride saptanacak en yüksek oranları geçmemek üzere belirleren oranlarda faiz ve (muhabir, akreditif, teminat mektubu ve aval-kabul komisyorları dahil) her nevi komisyonları ve Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu gibi yasal ve Banka düzenlemelerine veya teamüllerine göre talep edilebilecek her türlü ücret, masraf ve sair giderleri uygulayacak va bunları ğider vergileri ve sair resim ve harçları ile birlikte Müşteri'nin cari hesabına borç yazacaktır. Müşteri bu hususta herhangi bir iddia ve itirazda bulunmayacağını peşinen kabul ve taahhüt eder” hükmü yer almaktadır. Sözleşme öncesi ön bilgi formunun 3 üncü maddesinde faiz, komisyon, ücret ve masrafların sözleşmenin 4 üncü maddesinde düzenlendiği ve davacı aleyhine hükümler içerdiği bilgisinin yer aldığı görülmüştür. 09.12.2006 tarihli Resmi Gazete'de Merkez Bankası tarafından yayınlanan Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları ile Kredi İşlemleri Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı Tebliğ'in 4. maddesinde; bankaların reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulanacak faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların niteliklerini ve sınırlarını serbestçe belirleyeceği ve aynı tebliğin 6. maddesinde de bankaca serbestçe belirlenen miktar ve oranların TCMB'ye bildirileceği ve kredi kullananların öğrenebileceği şekilde ilan edilmesi gerektiği belirtilmiştir.Taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinin mezkur 4.10 maddesinde davalı banka tarafından sözleşmeye dayalı kullandırılacak her türlü kredi dolayısıyla faiz, komisyon ve masraf alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmemiştir.Yine davalı bankanın kesintilerin yapıldığı tarihte yürürlükte olan TCMB'nin 2006/1 sayılı Tebliği'nin 4 ve 6. Maddeleri uyarınca dönemsel hizmet komisyonu ile ilgili olarak belirlenmiş bir tarifenin TCMB'ye bildirilmediği anlaşılmıştır. Mahkemece celbedilen emsal banka uygulamalarına yönelik yazı cevapları incelendiğinde ise, sözleşme ve kesinti tarihlerinde faiz dışı menfaatler bakımından TCMB'ye bildirilmiş komisyon oranları arasında dönemsel hizmet komisyonu uygulamasına ilişkin asgari ve azami oranların bulunmadığı anlaşılmıştır.Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde; taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinin 4.10 maddesinin genel işlem koşulu mahiyetinde olmadığı,ancak davalı banka tarafından 09/06/2018 ve 08/09/2018 tarihlerinde yapılan kesintiler bakımından banka tarafından TCMB'nin 2006/1 sayılı Tebliği'ne uygun olarak TCMB'ye bildirilen tarife bulunmadığı, bu nedenle yapılan kesintilerin tarifeye uygunluğunun denetiminin yapılamadığı, yine kesinti tarihleri itibariyle emsal banka uygulaması bulunduğunun ve davalı banka uygulaması ile bu uygulamaya göre yapılan kesintilerin miktar itibariyle emsal banka uygulamalarına göre makul ve dürüstlük kuralına uygun olduklarının ispatlanamadığı, bu durumda mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmış olup, davalının aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nu 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,

3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 615,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,

5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,

6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 24/09/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/765, K. 2026/1682, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-765-e-2026-1682-k-06b67aec50b1