Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/885 E. 2026/1683 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/885
- Karar No
- 2026/1683
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2025/885 Esas
KARAR NO:2026/1683 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ(Kapatılan) Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI:2024/674 Esas - 2025/183 Karar
TARİH:26/02/2025
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:24/09/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ... Aş hissedarı olduğunu, 30/03/2018 tarihinde 833.250,00 TL değerindeki hissesini davalıya devrettiğini, 21/10/2019 tarihli ve katılan herkesin imzasını ihtiva eden olağan genel kurul toplantısı hazır bulunanlar listesinden anlaşıldığı gibi davalının payları edinim tarihinin 30/03/2018, edinim şeklinin ise borsa dışı olduğunu, davalı tarafından imzalanmış açık tutanağa rağmen sözkonusu hisselerin değerinin müvekkiline ödenmediğini, Küçükçekmece 4.İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyası ile icra takibine başvurulduğunu, esas itibariyle bu meblağın hisselerin gerçek değeri olmadığını, hissenin gerek değerine ilişkin talep hakkının saklı olduğunu, davalının itirazı ile takibin durduğunu belirterek davanın kabulü ile itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dışı şirketin ekonomik durumunun kötü olması nedeniyle davacının dava dışı şirkette bulunan paylarının %16,67'lik kısmını davalının ortaya koyacağı emek ve ve işleri yürütmesi karşılığında ivazsız olarak davalıya devrettiğini, benzer şekilde dava dışı diğer ortak ...'un da kendi paylarının %16,67'lik kısmını ivazsız olarak davalıya devrettiğini, davacının ivazlı bir devir anlaşması yapıldığını ispatla yükümlü olduğunu, devrin üzerinden iki buçuk yıl geçtikten sonra bedel talebinin de hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 26/02/2025 2024/674 Esas - 2025/183 Karar sayılı kararında özetle; davalının cevap dilekçesinde delil olarak beyanına dayandığı 30/03/2018 tarihli belgede imzası bulunan ...'un vefat etmiş olması nedeniyle dinlemediği, davalıya cevap dilekçesinde dayandığı yemin delilinin hatırlatıldığı, davalı vekilince yemin metninin sunulduğu, davacı asile yemin davetiyesi tebliğ edildiği, celsede hazır bulunan davacı asile davalı vekilince sunulan yemin metni doğrultusunda yemininin yaptırıldığı, davacının"dava dışı .... A.Ş. Şirketinde yer alan hisselerinin 2019 yılında davalıya devretmiştim yapılan devir ivazlı bir devirdir, davalı ile yapılan devrin 833.250,00-TL karşılığında olması hususunda anlaşmıştık ancak davalı bana ödeme güçlüğü içerisinde olduğunu teknesini satınca ödeme yapacağını beyan etmişti ancak herhangi bir ödeme yapmadı, davalı ile yapmış olduğumuz anlaşma yazılı bir anlaşmaydı, dosyada bir örneği bulunan yazılı anlaşmadaki imza bana aittir, davalı ile aramızdaki anlaşmazlıklar nedeni ile hakkında takip başlattım ve dava açtım bu nedenle yaklaşık 2,5 yıl sonra alacağı talep ettim, beyanlarımda ısrar ediyorum"beyanında bulunduğu,devredilen hissenin ve nominal değerinin belirli olduğu, asıl olanın devrin ivazlı yapılması olduğu, ekonomik değeri haiz ve değeri belirli hissenin ivazsız olarak devredildiğini iddia edenin iddiasını ispatla yükümlü olduğu, hisselerin ivazlı devredildiğine ilişkin bir kayıt bulunmasa da, ivazsız olarak devredildiğine ilişkin de bir kaydın bulunmadığı, bu nedenle devrin ivazlı olduğu kanaatine ulaşıldığı, avalı tanığı ...'un vefat etmiş olması nedeniyle tanık olarak beyanının alınamadığı, davacının devrin ivazlı olduğuna dair teklif edilen yemini kabul ettiği, payların nominal değerinin davalı tarafça ödendiğinin iddia ve ispat olunamadığı, gerekçesi ile; davanın kabulüne, davalının takibe itirazının 833.250,00-TL asıl alacak yönünden iptaline, alacak likit olmadığından inkar tazminatı isteminin reddine, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; önceki istinaf dilekçelerini ve önceki beyanlarını tekrarla, dosyada daha önce alınan bilirkişi raporunda açık şekilde kurul kararından devrin ivazlı olup olmadığının anlaşılamadığı, davacı tarafından payların bedel karşılığı devredildiğine dair herhangi bir belge sunulamadığının, dolayısıyla davacının iddialarını ispata yarar herhangi bir belge sunmadığından davacının talebinin yerinde olmadığının belirtildiğini; cevap dilekçelerinde de aynı şekilde ... Şirketi'nin ekonomik durumunun çok iyi olmadığı dönemde gerçekleştirilen hisse devrinin herhangi bir bedel karşılığında yapılmadığının belirtildiğini; mahkemece de payların ivazlı veya ivazsız devredildiğine dair bir kanıt bulunamadığı belirtilmişse de devrin ivazlı olduğu kanaatine ulaşıldığının belirtildiğini, davalının yalnızca ilgili şirkete emeğini vermesi ve işleri yürütmesi için ...'un %16,667 hissesini, diğer ortak ...'un %16,667 hissesini herhangi bir bedel talep etmeksizin davalıya devrettiklerini, mahkemece ... vefat ettiğinden tanık olarak dinlenemediğinin belirtildiğini; ancak kaldırma sonrası ilk celsede taraflarınca mahkemeye ...'un vefat ettiğinin; ancak eşinin duruma dair bilgisi olduğunun beyan edildiğini; mahkemece bu hususun da dikkate alınmadığını, davacı yemin etmiş olmasının herhangi bir anlam ifade etmeyeceğini; dosyada mevcut belgelerin davalının haklılığını ortaya koyduğunu; istinaf mahkemesi kararının da somut olayın aydınlatılması için tüm delillerin toplanması gerektiği yönünde olduğunu; salt kanaat gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmesinin mümkün olmadığını, tarafların ticaret şirketi yöneticileri ve hissedarları olduğunu; söz konusu işlemin ivazlı yapılması halinde bu işlemin sözleşmeye dökülmesinin, bedel karşılığı çek veya senet alınmasının ve benzeri ispatlayıcı işlemlerin bulunması gerektiğini; davacı yanın basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunduğunu, kararda atıf yapılan metinde aynen '' ... seri numaralı 8.332.500 adet 833.250 TL tutarındaki nama yazılı hisse senedini ...'a devretmiştir. '' ibaresinin yer aldığını; burada belirtilen tutarın hisse değerini ifade ettiğini; söz konusu hisse senetlerinin devredilmesinin bunun bedel karşılığı olduğu anlamına gelmeyeceğini; burada da rakamın yalnızca hisse senedinin değerini belirttiğini, işlemin bedelini, karşılığını belirtmediğini, bilirkişi raporunda da bu hususun belirtildiğini, davacının 30.03.2018 tarihinde hissesini devretmesine rağmen alamadığını iddia ettiği hisse bedelini 25.11.2020 tarihinde talep ettiğini; aradan 2,5 yıldan fazla zaman geçtikten sonra talepte bulunduğunu, hayatın olağan akışında davacı tarafın, hisse bedelini alamadığı durumda hemen harekete geçmesi gerektiğini, bu hususların mahkemece dikkate alınmadığını, kararda yazılmış olan hisse bedelinin, gerçek anlamda şirketin hisse değerini de karşılamadığını; dava dışı şirketin mali olarak zor dönem yaşadığı sırada davacı tarafın, bir kısım hisselerini elden çıkarmak adına bu işlemi ivazsız olarak gerçekleştirdiğini, müvekkilin bilgisi ve tecrübesinden yararlanmak istediğini, şirketin mali durumu tam olarak düzelmiş olmamakla anılı hisselerin karşılığının kararda belirtilen tutarda olmadığını; bu hususun da ayrıca değerlendirilmesi gerekirken hiçbir inceleme yapılmadığını,İleri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine iadesine, aksi kanaat hasıl olursa istinaf incelemesinin duruşmalı yapılmasına, tanığın dinlenilmesine, davanın reddine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı yan üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; anonim şirket hisse devir sözleşmesinden doğduğu iddia olunan devir bedeli alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş, istinaf başvurusu dairemizin 2022/455 esas, 2024/1116 karar sayılı ilamı ile kabul edilerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.Mahkemece kaldırma ilamı doğrultusunda; 30/03/2018 tarihli tarafların imzalarını havi adi yazılı belgede imzası bulunan tanık ...'un vefat etmiş olması nedeniyle dinlenilemediği tespit edildikten sonra, yemin deliline dayanan davalıya bu hakkı hatırlatılmış, davalı yemin metnini sunarak davacıya yemin teklif etmiş, davacı teklif edilen yemini kabul ederek, devrin ivazlı olduğu ve devir bedelinin 8.332.500 adet nama yazılı pay karşılığı 833.250,00-TL olduğu, bu bedelin ödenmediği hususunda yemin etmiş ve mahkemece devrin ivazsız olduğunun davalı tarafça kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.Dosya içeriği belgelere göre; davacı yan taraflar arasındaki pay devir anlaşmasının para karşılığı yapıldığını iddia ettiği, davalı yanın ise davacı ve dava dışı şirketin diğer ortağı tarafından davalının şirkete sunacağı emek ve mesai karşılığında kendisine pay devri yapıldığını savunduğu, uyuşmazlığın pay devir anlaşmasının varlığı konusunda değil, davalının ifa yükümlülüğünün kapsamına ilişkin, diğer ifade ile devrin payların nominal değerine tekabül eden bedeli karşılığında mı, davalının emek ve mesaisi karşılığında mı gerçekleştiği hususunda olduğu, mahkemece atıf yapılan pay devrine onay verilmesine ilişkin 30/03/2018 tarihli yönetim kurulu kararında, davacının davalıya 8.332.500 adet ve 833.250,00-TL değerinde hisse senedini devrettiğinin yazılı olduğu, ispat yükü kural olarak davacı üzerinde ise de, mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere nominal değeri belli ve ekonomik değeri haiz olan payların bedel karşılığında devredileceğine ilişkin davacı lehine fiili bir karine bulunduğu, diğer ifade ile belirli bir olaydan(pay devri) belirli olmayan bir olaya(davalının karşı ifa borcunun mahiyeti) ilişkin sonuç çıkarıldığı, bu fiili karinenin aksini ispat yükünün ise davalı üzerinde olduğu, davalının dinletmek istediğini cevap dilekçesi ile bildirdiği (tarafların da imzasını havi 30/03/2018 tarihli adi yazılı belgede imzası bulunan) tanık ...'un vefat ettiği, kaldırma ilamı sonrasında yapılan yargılamada dinletilmek istenen ...'un eşinin ilgili begede imzası bulunmadığı gibi, bu tanığın beyanına delil olarak dayanılacağının süresinde bildirilmediği, davalı tarafından teklif edilen yeminin davacı tarafından eda edilmiş olması karşısında, davalının devrin şirkete sunacağı emek ve mesai karşılığında gerçekleştiği yönündeki iddiasını ispat edemediği, aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 56.919,30-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 14.764,53-TL harcın mahsubu ile bakiye 42.154,77-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 24/09/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.