Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/2626 E. 2026/2592 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/2626
Karar No
2026/2592
Karar Tarihi

T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/2626 - 2026/2592 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/2626 KARAR NO : 2026/2592

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : .... Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2017/1231Esas, 2024/409 Karar TARİHİ : 06/06/2024

DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : 1- VEKİLİ : Av. DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)

KARAR TARİHİ : 20/10/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/10/2026

.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/06/2024 tarih, 2017/1231Esas, 2024/409 Karar Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların iddia ve savunmalarının özeti: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 06.01.2014 tarihinde meydana gelen kazada sürücü-... sevk ve idaresindeki ... plakalı araçtan aşağı inerken kendisini sollayan ve arkasından gelen araçları tehlikeye düşürmeden araçtan inmesi gerekirken dikkat etmeyerek, kontrolsüzce sürücü kapısını açarak, bisiklet süren müvekkili ...'E çarparak ve bisikletin yol içerisine doğru devrilmesine neden olduğundan 27/03/2014 tarihinde yapılan keşif sonucu, Trafik Polis Memuru bilirkişinin 02.04.2013 tarihli raporuna göre ... plakalı araç sürücüsü ... asli ve tam kusuruyla çift taraflı ve yaralamalı maddi hasarlı trafik kazasına neden olduğunu, müvekkili ...'in meydana gelen kazanın oluşumunda herhangi bir kusurunun olmadığını, davacının yaşadığı / halen yaşamaya devam ettiği sıkıntıların telafisi mümkün olamasa da bir nebze müvekkilini rahatlatmak için manevi tazminat talep etmemiz zorunlu hale geldiğini, bu gerekçelerle 100.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğunu, öncelikle, davalılar, ... ve aracın kayıt maliki aleyhine talep edilen manevi tazminat talebi üzerinden geçici ödeme talebinin, 6098 s. Borçlar Kanunu md 76 gereğince kabulüne, dava sonunda çıkacak olan tazminatın sonuçsuz kalmasını önlemek amacıyla ... plakalı araç üzerine tensiple birlikte dava süresince tedbir konulmasına, sigorta şirketinin yaptığı ödemenin ve maluliyet raporunun yetersiz olması nedeniyle ibranamenin iptali ile kaza yılında müvekkilinin çalışamaması nedeniyle işletmesinde oluşan zararı için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500,00 TL ile müvekkilinin maluliyeti nedeniyle gelecekteki işgücü kaybı nedeniyle oluşacak kazanç kaybı için 500,00 TL olmak üzere şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsiline, haksız fiil nedeniyle 100.000,00 TL manevi tazminatın davalı ... ve aracın ruhsat sahibi olan ... Otomotiv Servis ve Tic. A.Ş.'den tahsiline, ... plakalı aracın ... Genel Sigorta şirketine Trafik sigortası ile sigortalı olması nedeniyle, sigorta şirketi yönünden sigorta limitini aşmamak üzere temerrüt tarihinden tarihinden işletilecek ticari faizi, işleten ... Otomativ Servis ve Tic. A.Ş. ve araç sürücüsü ...'ÜN ise olay tarihinden işletilecek yasal faiz işletilmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretlerinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiş, ayrıca, 15/04/2024 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile Dava dilekçesinde 1.000 TL olarak talep edilen geçici ve kalıcı maluliyet tazminatı talebini bilirkişi tarafından hesaplanan bakiye sürekli iş göremezlik tazminatını 516.640,07 TL'ye, geçici iş göremezlik tazminatının ise 3.384,00 TL'ye olmak üzere toplamda 520.024,07 TL'ye HMK 107 uyarınca artırılarak, Bilirkişi tarafında tespit edilen tazminatların haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumluluğu devam eden davalılardan müşterek ve müteselsilen alınmasını talep etmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: ... Otomotiv Servis ve Ticaret A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın müvekkil şirket yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine, yargılama masrafları ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı ... Genel Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle dava şartı gerçekleşmemiş olduğundan davanın usulden reddine, zamanaşımı yönünden davanın reddine, davanın esastan reddine, aksi halde sürekli iş göremezlik ile ilgili maddi tazminat talepleri bakımından belirtilen şekilde hesaplama yapılarak hüküm tesis edilmesine, kazanç kaybı maddi tazminat talebinin reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ 06.06.2024 TARİHLİ KARARI: Mahkemece 1-Açılan Davanın Kısmen Kabulü İle; a) Davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile; 3.384,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 516.640,07 TL kalıcı iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 520.024,07 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketi yönünden (61.211,10 TL'lik bakiye poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olmak kaydıyla) temerrüt tarihi olan 16/03/2015 tarihinden itibaren, diğer davalılar ... Otomotiv Servis ve Ticaret A.Ş. Ve ... yönünden olay tarihi olan 06/01/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, b) Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; 40.000,00 TL'nin olay tarihi olan 16/03/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... Otomotiv Servis ve Ticaret A.Ş. Ve ...'den alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece yetersiz ve hüküm kurmaya elverişli olmayan adli tıp raporu ve aktüerya raporu ile hüküm kurmasının isabetsiz olduğunu, mahkemede tüm aşamalarda itiraz ve beyanları sunmuş olmalarına rağmen eksik hususlar ikmal edilmeden hüküm kurulduğunu, müvekkilinin dava konusu trafik kazası dışında başkaca trafik kazası veya iş kazası geçirmediğini, mahkemece 09/07/2019 tarihli duruşmanın 5 no'lu ara kararı ile davacı vekilinin mali müşavir bilirkişi raporuna karşı itirazlarının maluliyet raporuna ilişkin rapor alındıktan sonra değerlendirilmesine şeklinde olmasına rağmen dikkate alınmadan aktüerya hesabı yaptırılmasının eksik inceleme ve araştırma neticesinde aktüerya bilirkişi raporunun hükme esas alınabilir nitelikte olmaması sonucunu doğurduğunu, mahkemece 40.000 TL gibi çok düşük bir tazminat miktarına hükmedilmesi hatalı olduğunu, mahkeme kararının müvekkili yönünden talepleri doğrultusunda kaldırılmasını talep etmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı ... Otomotiv Servis ve Ticaret A.Ş. Vekili; müvekkili ... Otomotiv Servis ve Ticaret A.Ş.'nin uzun dönem araç kiralama faaliyeti gösteren bir şirket olduğunu, kazaya karışan aracın müvekkilinin uzun süreli kira sözleşmesi ile kiralamış olduğu araç olduğunu, müvekkilinin uzun dönem araç kiralama yapmış olması nedeniyle hukuken sorumlu olmadığını, müvekkili şirketin tazminat sorumluluğunun bulunmadığını, Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında, uzun süreli araç kiralamalarında kiralayanın işleten sıfatıyla sorumluluğunun bulunmadığı, bu sebeple kiralayana husumet yöneltilmesinin doğru olmadığı kabul edildiğini, müvekkili şirket araçlarının müşterilerine kiralamasından sonra araçlar müvekkil şirket hesabına işletilmemekte ve müvekkil şirketin ilgili araçlarda fiili tasarrufu bulunmadığını, müvekkil şirket tarafından Operasyonel Kira Sözleşmesine istinaden araç için kiracı ... San. Ve Tic. A.Ş.’ye kesilen kaza tarihini de kapsayan kira bedeli faturaları ve onaylı cari hesap ekstresi örneği dosyaya da sunulmuş olmasına rağmen mahkeme tarafından bu belgeler incelenmeden karar verilmesi eksik inceleme teşkil ettiğini belirterek müvekkil şirketin davada husumet yokluğu sebebi ile davanın müvekkil şirket açısından reddine karar verilmesi talep etmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekçeli kararda tanık beyanlarının mahkemece değerlendirilip hükme esas alınıp alınmadığı hususu da tartışılmadığını, mahkemece verilen kararın gerekçesi tarafları tatmin edici olmayıp yargı kararının gerekçesiz olmasının adil yargılanma hakkının ihlalini oluşturduğu gibi yetersiz bir gerekçe hüküm kurulduğunu, hukuki nitelendirmenin yanlış yapılması kusur oranında bilirkişinin hataya düşmesine sebebiyet verdiğini, kusur oranın belirlenmesinin hatalı olduğunu, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, dosyaya Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ve Ekleri'ne uygun maluliyet raporu sunmadığını, mahkemece aynı ihitsas dairesinden/adli tıp kurumundan rapor alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Kişinin Tüm Vücut Engellilik Oranında hataya düşülmüş olup kabul anlamına gelmemek kaydıyla kişinin tüm vücut engellilik oranı %2 olması gerekirken %6 olarak hesaplama yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek talepleri doğrultusunda yeniden karar verilmesini talep etmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; taleple bağlılık ilkesi gözetilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacı tarafın beyanı gözetilmeden müvekkili şirket aleyhine hüküm kurulmasının kabul edilemeyeceğini, sulh sebebiyle haksız davanın reddi gerektiğini, müvekkili şirket ile davacı taraf arasında uyuşmazlık konusu hakkında anlaşma sağlandığı ve süreç sulh ile sonuçlandırıldığını, anlaşma gereği 17.12.2022 tarihli ibraname müvekkili şirket ve davacı taraf arasında imzalandığı, ibraname gereği davacı tarafa müvekkili şirket tarafından KDV ve STOPAJ kesintisi yapılarak yapılmak üzere 263.200-TL ödenmesi kararlaştırıldığı ve müvekkili şirket tarafından kararlaştırılan tutarın davacı tarafa ödendiğini, vekalet ücretinin ana paradan yüksek olmasının hatalı olduğunu belirterek davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, yaralanmalı trafik kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davacı vekili ve tüm davalı vekilleri tarafından ayrı ayrı istinaf edilmiştir. Kusur raporuna ve müterafik kusura ilişkin istinafların incelenmesinde: Olay tarihli Kaza Tespit Tutanağında, kazanın oluşumunda ... idaresindeki ... plaka sayılı otomobil sürücüsü 2918 sayılı KTK'nun 110/b -4 (kara yolunu kullanan araçlar için bir tehlike veya engel teşkil etmeyeceğinden emin olmadıkça, taşıt yolu üzerinde araçların sol kapılarından inip binmek) maddesini ihlal ettiğinden asli kusurlu, diğer sürücü ...'in ise herhangi bir kusurunun bulunmadığı belirtilmiştir. Mahkemece alınan 01/12/2016 havale tarihli kusur raporunda, 06.01.2014 günü saat 11.05 sıralarında ... caddesi ... bankası önünde meydana gelen kazasının oluşumunda; irdeleme bölümünde anlatılan sebeplerden dolayı, ... (... plakalı otomobil sürücüsü) Karayolları Trafik Kanunu madde 58 (Sürücüler aksine bir işaret bulunmadıkça, araçlarını gidiş yönlerine göre yolun en sağ kenarında durdurmaya, yolcularının iniş ve binişlerini sağ taraftan yaptırmaya ve yolcular da imiş ve binişlerini sağ taraftan yapmaya zorunludurlar.) ve yönetmeliğin madde 110-B(Karayolunu kullananlar içön bir tehlike ve engel teşkil etmeyeceğinden emin olunmadıkça Araç durmadan kapı açmak, Kapıların kapanmasını beklemeden hareket etmek yasaktır.) maddelerine aykırı davranışı nedeniyle asli tam ve % 100 (yüzdeyüz) kusurlu olduğu belirtilmiştir. Rapor kaza tespit tutanağı ve olay ve oluşla uyumlu olup mahkemece bu kusur oranlarının esas alınmış olması yerindedir. Davalı vekilleri davacının müterafik kusurunun bulunduğunu da ileri sürmüşlerdir. Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın md. 52. maddesinde (Borçlar Kanunu'nun 44.) düzenlenmiştir. Zarar görenin kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. Somut olayda, davacı bisikletlinin kask takıp takmadığı belli olmamakla birlikte alınan maluliyet raporuna göre davacının yaralanmasının kas iskelet sistemi, üst eksremiteye ait sorunlar, dirsek eklemi hareket kısıtlılığından kaynaklandığı tespit edilmiş olmakla davacının maluliyeti ile kask takıp takmaması arasında illiyet bağı bulunmadığından davalı vekillerinin müterafik kusura dayalı indirim talepleri yerinde değildir. Mahkemenin aynı yöndeki değerlendirmesi yerindedir. Maluliyet raporuna yönelik istinafların incelenmesinde: Yargıtay 17. ve 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 Esas-Karar sayılı 17/07/2020 günlü iptali kararından sonra dahi vermiş olduğu yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli tıp Kurumu 3. İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim dalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Buna göre, -11/10/2008 tarihinden önceki kazalar için Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, -11/10/2008-01/06/2015 tarihleri arasında gerçekleşen kazalar için Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, -01/06/2015 ile 20/02/2019 tarihleri arasındaki meydana gelen kazalar için 30/03/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu ve -20/02/2019 tarihinden sonra meydana gelecek kazalar içinse Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde heyet rapor alınması gerekmektedir. (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/6247 E - 2021/9135 K; 2021/5898 E - 2021/8467 K; 2021/4501 E - 2021/7401 K sayılı kararları) Mahkemesinde itirazlar ve çelişkiyi gidermek için alınan İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. Üst (Genel) Kurulu Başkanlığının 31/03/2022 tarih ve 605 sayılı raporunda ... hakkında düzenlenmiş adli ve tıbbi belgelerde bildirilen veriler İkinci Üst Kurulca tekrar değerlendirildiğinde, dava dosyasının incelenmesinde kişinin olay tarihli tıbbi belgelerinde torakal vertebra kırığı tanısı bulunmadığı ve olay tarihli torakal grafilerin mevcut olmadığından, mevcut tıbbi belgelere göre dava konusu olay tarihinden en erken yaklaşık 2 yıl sonra tespit edilen torakal vertebra kırığı ile dava konusu olay arasında illiyet kurulmasına yeter ölçüde tıbbi delil bulunmadığı, ... ve ... oğlu, 03/03/1970 doğumlu, ...’in 06/01/2014 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak ve meslek grup numarası 1 kabul olunarak; Gr 1 VII (12Aa…………10)A %14 , E cetveline göre %15.0(yüzdeonbeşnoktasıfır) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, İyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 4 (dört) aya kadar uzayabileceği belirtilmiş, rapor hükme esas alınmıştır. ATK Üst Kurul raporunda davacı vekilinin iddia ettiği torakal vertebra kırığının, kişinin olay tarihli tıbbi belgelerinde torakal vertebra kırığı tanısı bulunmadığı ve olay tarihli torakal grafilerin mevcut olmadığı ve olay tarihinden en erken yaklaşık 2 yıl sonra tespit edildiği, dolayısıyla torakal vertebra kırığı ile dava konusu olay arasında illiyet kurulmasına yeter ölçüde tıbbi delil bulunmadığı bildirildiğinden taraf vekillerinin maluliyet raporuna yönelik istinafları kabul edilmemiştir. Hesap raporuna yönelik istinafların incelenmesinde: Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 E.K sayılı 17/07/2020 günlü kararı sonrasında Yargıtay 17. Hukuk ve sonrasında Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin istikrarlı kararlarında (örneğin 17/06/2021 gün ve 2021/9757 Esas ve 2021/3262 karar sayılı kararları, 2021/3173 Esas ve 2944 Karar sayılı kararları) davacının gerçek zararının belirlenmesi noktasında davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenerek ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiğine işaret edilmiştir. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda mahkemesince hükme esas alınan hesap raporunda TRH 2010 ve prograssif rant yöntemi kullanılmak sureti ile asgari ücret baz alınarak, davacının zararının belirlendiği anlaşılmakla raporun bu yönüyle hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşıldığından taraf vekillerinin bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Davacı vekili müvekkilinin daha yüksek kazancı olduğunu, asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu ileri sürmüşse de; dosya kapsamında davacının kaza tarihi itibariyle ve sonrasında asgari ücret üzerinde geliri olduğuna yönelik bilgi ve belgenin mevcut olmadığı, kaza öncesi yıllarda ise ticari işletme kazancı düzenli olmayıp 2011 yılında kar, 2012 yılında zarar, 2013 yılında kar şeklinde ilerlemişse de, gelirin düzenli olmadığı ve birbirinden çok farklı olduğunun anlaşıldığı ve aynı zamanda ticari işletme kazancının doğrudan tazminat hesabına esas alınmasının mümkün olmadığı, burada bakılması gerekenin ticari işletme kazancı değil, davacının yerine bu işi başkasının yapması halinde elde edeceği maaşın tespiti olduğu, bu yönde bir tespit olmadığından davacı için asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmış olması yerindedir. Davalı ... Otomotiv Servis ve Tic A.Ş vekilinin husumete yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; 2918 sayılı KTK hükümlerine göre, trafik kaydı "işleteni" kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, araç malikleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devir edilmesi halinde (kısa bir süre için kiralanmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hâkimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o araca kaza sırasında fiili hâkimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekir. Bunun sonucu olarak da, araç maliki sorumlu tutulmamalıdır. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hâkimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir. Davalı ... Otomotiv Servis ve Tic A.Ş vekili cevap dilekçesi ile aracı kiralama sözleşmesi ile dava dışı ... San ve Tic A.Ş'ne kiraladığını ve işleten sıfatı bulunmadığını ileri sürmüş, cevap dilekçesi ekinde 07.08.2009 tarihli "Operasyonel Araç Kiralama Sözleşmesi" ile 36 ay süreli adi yazılı kira sözleşmesi ve aracın 20.11.2012 ila 19.11.2015 tarihleri arasında kiralayana teslim edildiğini gösteren bir fatura sunmuştur. Husumet dava şartlarından olup davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece kendiliğinden dikkate alınmalıdır. Davalı vekili tarafından sunulan "Operasyonel Araç Kiralama Sözleşmesi" ile 36 ay süreli adi yazılı kira sözleşmesi ve aracın kiralama dönemine ilişkin aylık kira bedelinden ibaret düzenlenen faturadan anlaşıldığı üzere davalı aracın uzun süreli kiralama sözleşmesi ile ... San ve Tic A.Ş'ne kiralandığı, dolayısıyla davalı ... AŞ'nin işleten sıfatının kalmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda davanın bu davalı yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalı olmuştur. Davalı ... AŞ vekilinin istinafı yerindedir. (Aynı şirketle ilgili benzer bir karar için bkz; Dairemizin 27/01/2026 tarih, 2024/523 Esas ve 2026/256 Karar sayılı ilamı) Davalı ... AŞ vekili yapılan ödemelerin zararı karşıladığına ilişkin yaptıkları istinaf başvurusunun incelenmesinde; Davacı vekilinin dosyaya ibraz etmiş olduğu 20.01.2023 havale tarihli dilekçesinde maddi tazminat yönünden davalı Sigorta şirketi ile sulh olduklarını, karşılıklı olarak birbirinden yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin de olmadığını belirterek davalı sigorta şirketi açısından sulh doğrultusunda karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmesini, yargılamaya poliçe limitini aşan kısım için diğer davalılar yönünden devam edilmesini talep etmiştir. Kaza tarihi itibariyle, ... plakalı aracın ZMMS poliçesini düzenleyen davalı ... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğu, 268.000,00 TL ile sınırlı sorumlu olduğu anlaşılmıştır. Belirtmek gerekir ki davacının zararının tümünün tazminini müteselsil borçluların hepsinden isteyebileceği gibi, birisinden de isteyebilir. 6098 sayılı T.B.K. 166. hükmüne göre, sorumlulardan birinin zararı ödemesi halinde, diğerleri bu oranda borçtan kurtulurlar. Müteselsil borçlulardan birinin zarar görenin zararını ödemesi oranında diğer borçlular borcundan aynı oranda kurtulurlar. TBK’nun 166. maddesi “Borçlulardan biri, ifa veya takasla borcun tamamını veya bir kısmını sona erdirmişse, bu oranda diğer borçluları da borçtan kurtarmış olur. Borçlulardan biri, alacaklıya ifada bulunmaksızın borçtan kurtulmuşsa, diğer borçlular bundan, ancak durumun veya borcun niteliğinin elverdiği ölçüde yararlanabilirler. Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra sözleşmesi, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun iç ilişkideki borca katılma payı oranında borçtan kurtarır” hükmünü içerir. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında; Davalı ... Sigorta A.Ş., .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1231 Esas sayılı dosyasının yargılaması sırasında davacı ile sulh olmuş ve davacı vekili poliçe limitini aşan kısım yönünden davaya sigorta şirketi dışındaki davalılar yönünden devam edilmesini istemiştir. Aktüerya uzmanı raporunda davacının bakiye sürekli iş göremezlik tazminatının 516.640,07 TL , geçici iş göremezlik tazminatının ise 3.384,00 TL (toplam: 520.024,07 TL) olarak hesapladığı, Davalı sigorta şirketinin kaza tarihindeki poliçe limitinin tedavi giderleri için 268.000 TL, sakatlık teminatı için 268.000 TL olduğu, Davalı sigorta şirketinin 206.788,92 TL (61.788,92 TL + 145.000 TL) ödeme yaptığı, davacı vekilinin poliçe limitini aşan kısım yönünden davaya devam edilmesini istediği göz önüne alındığında davacının davalı Sigorta Şirketi dışındaki davalılardan talep edebileceği maddi tazminat miktarının (520.024,07 TL-268.000,00 TL =) 252.024,07 TL olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece bu doğrultuda karar vermek yerine yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalı olmuştur. Manevi tazminatın miktarına yönelik yapılan incelemede: 6098 TBK'nın 56/2. maddesi hükmüne göre; “Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” Aynı Yasanın 51.maddesinde de; “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hakimin takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370) Somut olayda 16.01.2014 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalı Muhittin'in sürücüsü olduğu aracın, davacıya çarpması neticesinde meydana gelen trafik kazasında davacıda kemik kırığı oluşacak ve %15 oranında kalıcı maluliyet meydana gelecek şekilde yaralanma meydana geldiği, mahkemece alınan kusur raporuna göre trafik kazasının meydana gelmesinde davalı sürücünün asli oranda kusurlu olduğu, buna göre eldeki dosyaya baktığımızda tarafların belirlenen ekonomik sosyal durumları, kusur oranları, kaza ve davanın tarihi, davacının yaşı ve davacıda meydana gelen yaralanmanın niteliği, paranın satın alma gücü, olay tarihi birlikte değerlendirildiğinde hükmolunan manevi tazminatın düşük olduğu, talep edilen manevi tazminat miktarının hakkaniyete uygun olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Yukarıda açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davacı vekili, davalı ... Sigorta A.Ş., davalı ... Otomotiv Servis ve Tic A.Ş.ve davalı ... vekillerinin istinaf başvurusunun bu yönüyle kabulü ile, HMK 353/1-b-2. maddeleri gereği ilk derece mahkemesi kararının yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile; 2-Davalı ... Sigorta A.Ş, davalı ... ve davalı ... Otomotiv Servis ve Tic. A.Ş.vekillerinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile; 3-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/2. maddesi hükmü uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/06/2024 tarih, 2017/1231Esas, 2024/409 karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 4-Davanın KISMEN KABULÜ İle; 5-Davalı ... Sigorta şirketi aleyhine açılan davada sulh nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davalı ... A.Ş. aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE, 7-Davalı ... aleyine açılan maddi tazminata ilişkin davanın kısmen KABULÜ ile; 252.024,07 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 06/01/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, 8-Davacının manevi tazminat talebinin KABULÜ ile; 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 06/01/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, Harçlar yönünden; 9-a-)Maddi tazminat yönünden Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 17.215,77-TL karar harcından, peşin alınan 29,20 TL ve ıslah ile alınan 1.776,15 TL olmak üzere toplam 1.805,35 TL harcın mahsubu ile bakiye 15.410,42 TL harcın davalı ...'den tahsili ile Hazineye gelir kaydına, b-)Manevi tazminat yönünden Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 6.831,00-TL harcın davalı ...'den tahsili ile Hazineye gelir kaydına, c-)İlk derece mahkemesince 06.06.2024 günlü karar ile davalılardan tahsiline karar verilen harcın davalılardan tahsil edilmemiş olması ve fakat harç tahsil müzekkeresi çıkartılmış olması halinde söz konusu harç tahsil müzekkeresinin tahsil edilmeksizin iadesinin ilk derece mahkemesince istenilmesine, dairemiz kararına göre yeniden harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, d-)Harç tahsil edilmiş ise tahsil edilen miktarın Dairemizce tahsiline karar verilen bakiye harçtan mahsubu ile bakiyesinin tahsilinin istenmesine, e-)Davacı tarafından yatırılan toplam 1.805,35 TL harcın davalı ...'den alınarak davacıya ödenmesine, Yargılama giderleri yönünden; 10-Davacı tarafından yapılan 9.549,41-TL yargılama giderinden kabul ve ret oranları göz önünde bulundurularak 4.628,01-TL'nin davalı ...'den alınarak davacıya ödenmesine, geri kalan masrafın davacı üzerinde bırakılmasına, Vekalet ücreti yönünden; 11-Maddi tazminat yönünden davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiginden 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak davacıya ödenmesine, 12-Maddi tazminat yönünden davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak iş bu davalıya ödenmesine, 13-Manevi tazminat yönünden davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiginden 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak davacıya ödenmesine, 14-Davalı ... Sigorta A.Ş. ve davalı ... Otomotiv Servis ve Tic. A.Ş.lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, İstinaf giderleri açısından; 15-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığı için istinaf incelemesi için vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 16-Davacı ve davalılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacı ve davalılara iadesine, 17-Davacı tarafından yapılan 265,00-TL istinaf yargılama ve dosya gönderme ücretinin davalılardan davalı ...'den alınarak davacıya ödenmesine,

Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile karar verildi.20.10.2026

Başkan Üye Üye Katip ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır

İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/2626, K. 2026/2592, T. 06.06.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-2626-e-2026-2592-k-cc3fedc5331c