Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/234 E. 2026/1598 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/234
- Karar No
- 2026/1598
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/234 KARAR NO : 2026/1598
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/09/2022 NUMARASI : 2018/674 Esas - 2022/763 Karar DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 13/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 13/10/2026
İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 21/09/2022 tarih 2018/674 Esas 2022/763 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili, taraflar arasında noterde 19.10.2015 tarihli rehin sözleşmesi yapıldığını, davalının bu sözleşmeye dayalı olarak İzmir 27. İcra Müdürlüğü'nün 2017/7081 E. sayılı takip dosyası ile rehinin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçtiğini ve 3. kişi elinde bulunan kalıp pozlama makinesinin paraya çevrilmesini talep ettiğini, kıymet takdiri yaptırdığını, ancak ticari işletme rehin sözleşmesinin geçersiz olduğunu, sözleşmenin yapıldığı zaman yürürlükte olan 1447 sayılı Ticari İşletme Rehni Kanununun 2/1. maddesine göre ticari işletme rehni sözleşmesinin ancak bankalar, kredili satış yapan gerçek ve tüzel kişiler ve kooperatifler tarafından yapılabileceğini, tarafların bu sözleşmeyi yapma yetkisinin bulunmadığını, aksi halde bile davacının davalı şirkete borcunun bulunmadığını, Ticaret Sicil Müdürlüğünce tasdik edilmiş ise de, ticari işletme rehni sözleşmesinin yasaya aykırı ve geçersiz olduğunu iddia ederek, 23.10.2015 tarihli ticari işletme rehni sözleşmesi ve icra takibinin iptaline, %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, 1447 sayılı Ticari İşletme Rehin Kanunu uygulama esaslarını düzenleyen, ticari işletme rehini tüzüğünün 5. maddesiyle, rehinin nasıl kurulması gerektiğinin belirtildiğini, ticari işletme ve rehinin yapıldığını, tapudaki sicilin ihzari olmasına rağmen ticari işletme rehininin ihdasi nitelikte olduğunu, ticari işletme rehininin geçerli olabilmesi için sicile kayıt gerektiğini, davacının dürüstlük kuralına aykırı davrandığını, davacının dava dışı ... Şti ile sahipleri arasında akrabalık ilişkisi bulunduğundan ... Şti'nin borcu için davacı ve dava dışı .... Şti'nin bu borca kefil olduğunu, davacının ticari işletme rehininin sağladığı hukuki korumadan faydalandığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalı şirket tarafından davacı şirket aleyhine rehnin paraya çevrilmesi yolu ile girişilen takip nedeniyle borçlu olunmadığının tespitine ilişkin olduğu, takibin dayanağı olan rehin sözleşmesinin 19.10.2015 tarihli olduğu, dava açılan rehin sözleşmesinin ise 13.10.2015 tarihli olduğu, tarafların tacir sıfatına sahip oldukları, ticari işletme rehninin tarafı oldukları, 19.10.2015 tarihinde davacı, davalı ve dava dışı ..ın tarafı oldukları protokole dayanarak anlaşma yapıldığı, 19.10.2015 tarihli protokol ile ticari işletme rehin sözleşmesinin 23.10.2015 tarihinde yapıldığı, davalının İzmir 27. İcra Müdürlüğü’nün 2017/7081 E. sayılı dosyasında rehnin paraya çevrilmesi yoluyla davacı aleyhine takibe geçtiği; Ticaret Sicil Müdürlüğünün 19.04.2019 tarihli dilekçesinde davacı şirketin 19.10.2015 tarihinde ticari işletme rehin sözleşmesini tescil ettirdiği, sözleşme konusu makinelerin davalı tarafından davacı şirkete satışına dair kredili satış sözleşmesinin dosyaya sunulduğu ve 19.10.2015 tarihi itibari ile Ticari İşletme rehin sicilinin 1.000.000 TL bedelle kayıt edildiği, mülga 1447 sayılı Ticari İşletme Rehni Kanununun 2. maddesi gereğince ticari işletme rehni sözleşmesinin tüzel kişiliği haiz ve sermaye şirketi olarak kurulmuş kredi müesseseleri kredili satış yapan gerçek ve tüzel kişiliği haiz müesseseler ve kooperatifler ile ticari işletmenin maliki bulunan gerçek ve tüzel kişiler arasında yapılabileceği, ancak kredili satış yapan müesseselerin rehin hakkını münhasıran vadeli satış yapmış olduğu 3. maddenin (b) fıkrasında zikredilen hususat üzerinde tesis edileceğinin düzenlendiği, aynı kanunun 3/b. maddesinde "Rehnin tescili anında mevcut ve işletmenin faaliyetine tahsis edilmiş olan makina, araç, alet ve motorlu nakil araçları" yine aynı kanunun m. 5/1-f maddesinde “Rehin hakkı ticari işletme sahibinin veya kredi müessesesinin veya alacaklının yazılı talebi üzerine ticari işletmenin kayıtlı bulunduğu Ticaret veya Esnaf ve Sanatkar Siciline tescil ile doğar” hükmü ile rehin hakkının ticari işletme sahibinin veya kredi müessesinin veya alacaklının yazılı talebi ile sicile kaydedileceğinin belirtildiği, somut olayda da tarafların talebi üzerine rehin hakkının sicile tescil edildiği, 6750 sayılı Ticarî İşlemlerde Taşınır Rehni Kanununun (TİTRK) 01.01.2017 tarihinde yürürlüğe girdiği, bu kanun ile taşınır rehninin uygulanmasını ve rehne konu taşınırların çeşitliliğini artırmak amacıyla, rehne konu taşınırın teslimine ihtiyaç duymayan sicilli bir rehin türü benimsendiği, bu kanun ile 1447 sayılı TİRK'in yürürlükten kaldırıldığı, ancak olay tarihinde eski kanunun uygulanması gerektiği, her ne kadar 26.02.2019 ve 13.06.2022 tarihli bilirkişi raporlarında kredili satış yapan gerçek kişi ve tüzel kişiliğe ait müesseseler içerisinde davalı tarafın bulunmadığı ve ticari işletme rehnin geçerli olmadığı yönünde kanaat belirtilmiş ise de, kredili satış yapan gerçek veya tüzel kişinin vadeli satış yapmasının rehin sözleşmesi yapması için yeterli olduğu, buradaki kredi kelimesinin vadeyi ifade ettiği, bu nedenle bilirkişinin tespitinin hatalı olduğu; Ticaret Sicil Müdürlüğü ile gerek düzenleme şekliyle ticari işletme rehin sözleşmesi ve gerekse taksitli kredi satış sözleşmesi hükümleri değerlendirilerek dava konusu olan makinelerin satışa konu edildiği, alıcı-davacının bu malzemeleri ve makineleri satın aldığı, aynı zamanda bu makineler üzerine 1447 sayılı TİRK 3/b maddesindeki hususlara riayet ederek rehin hakkı tesis ettiği, kredilerin taksitlendirilmesinin ve ödeme planının ise .... ve ... Bankasından alınan 784.284,88 TL olarak tespit edildiği, satıcı-davalı ... AŞ ile alıcı ve müşterek ve müteselsil kefil olarak.... Şti., davacı .... Şti. ve .... Şti.'nin sözleşmede yer aldıkları, taraflar arasında yapılmış olan 19.10.2015 tarihli protokolde de ticari işletme rehnin verileceği ve bu rehinden dolayı davalı ... A.Ş.'nin alacaklı olduğunun kabul ve beyan edildiği, borçlu ... Şti.’nin borcunu ödemesi ile ticari işletme rehinlerinin fek edileceğinin protokolde yer aldığı, taraflar arasındaki rehin sözleşmesinin noterde 19.10.2015 tarihli “Düzenleme Şeklinde Ticari İşletme Rehin Sözleşmesi” ile yapılmış olduğu, düzenleme şeklinde yapılmış olan resmi belge sayılan rehin sözleşmesi hakkında HMK m. 204/1f göre “İlamlar ile düzenleme şeklindeki noter senetleri, sahteliği ispat olunmadıkça kesin delil sayılırlar” hükmü bulunduğu, bu belgelerin sahte olduğu ispat olunmadıkça ve ceza soruşturmasına konu olmadıkça (TCK m. 204) geçerli olup, kesin delil niteliği bulunduğu, dava dilekçesinde takipte yer alan 19.10.2015 tarihli 28569 yevmiye numaralı ticari rehin sözleşmesi yerine 23.10.2015 tarihli 29176 yevmiye numaralı ticari işletme rehin sözleşmesinin iptalinin talep edildiği, bu haliyle davanın dinlenebilir olmadığı, her ne kadar davacı vekili 25.08.2022 tarihinde talebini ıslah etmişse de ıslah harcını yatırmadığı, ayrıca takipte iptali istenen rehin sözleşmesinin Ticari Sicil Müdürlüğüne verilen ve sicile işlenen 19.10.2015 tarihli 28569 yevmiye numaralı sözleşme olduğu, bu sözleşmenin geçerli olduğu, tarafların bu sözleşmenin sicile kaydı için 19.10.2015 tarihli beyannameyi verdikleri, tarafların bu belgenin muvazaalı olarak düzenlendiği iddiasını da ancak yazılı belgeyle ispat etmelerinin mümkün olduğu, tarafların Ticaret Sicil Müdürlüğüne verdikleri 19.10.2015 tarihli beyanlarında da rehin veren ve rehin alan olarak imzaları ile beyanlarını tasdik ettikleri, yapılan yargılamada davacı ile davalı arasındaki ticari ilişkinin bulunduğu, borç alacak ilişkisinin devam ettiği, davacının kefil olduğu ve rehin sözleşmesine konu olan... Şti.’ne davalı şirkete borçlarının bulunduğunun belirlendiği, bu halde davacının TMK m. 2 gereğince geçerli olmadığını bildiği veya iddia ettiği rehin sözleşmesinin iptalini en kısa sürede istemesi gerekirken bunu ileri sürmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, taraflar arasında 19.10.2015 tarihinde bir ticari işletme rehni sözleşmesi yapıldığını, davalının müvekkili aleyhine bu sözleşme sebebiyle İzmir 27. İcra Müdürlüğü'nün 2017/7081 E. sayılı dosyasında 2005 model kalıp pozlama makinesi üzerindeki rehnin paraya çevrilmesini talep ettiğini, yapılan ticari işletme rehni sözleşmesinin geçersiz olduğunu, sözleşmenin yapıldığı dönem yürürlükte olan 1447 Sayılı TİRK 2. maddesinin 1.fıkrasında ''Ticari işletme rehni sözleşmesi, tüzel kişiliği haiz ve sermaye şirketi olarak kurulmuş kredi müesseseleri kredili satış yapan gerçek ve tüzel kişiliği haiz müesseseler ve kooperatifler ile ticari işletmenin maliki bulunan gerçek ve tüzel kişiler arasında yapılır. '' şeklinde hüküm bulunduğunu, kanunda sayılan bu hususların sınırlayıcı olduğunu, tarafların kanunda hükmedilen yetkiye sahip olmaması nedeniyle ticari işletme rehni sözleşmesinin geçersiz olduğunu, TBK m.27 ye göre kesin hükümsüzlük sebebi olan kanunun emredici hükümlerine aykırılık bulunduğunu, davalının vekili dava dışı Av. .. .'in, davalı tarafın ikna çabası ile dava dışı.... Şti'nin vekili olduğunu, dava dışı .... Şti'nin müvekkili şirket ile ... Şti arasındaki hukuki ilişkileri incelediğini, 19.10.2015 tarihli sözleşmenin yapılması için dava dışı ... Şti’nin borçlarından dolayı kefil sıfatıyla müvekkili şirketin rehin vermesine bizzat kendisinin hazırladığı raporlar sonucu ikna ettiğini, davalı vekilinin, dava dışı .... Şti’ne mal vermeye devam edebilmesi için iş bu sözleşmenin şart olduğu konusundaki değerlendirmeleri sonucu müvekkili şirket davalı tarafa hiçbir borcu olmadığı halde, yasaya açıkça aykırı bulunan işletme rehin sözleşmesinin yapılmasına onay verdiğini, bunun üzerine davalı vekili Av. ...., davalı tarafın da vekili olması sebebiyle dava dışı... Şti’nin azilname göndermesini istediğini, şirket yetkilisinin ikna olarak 19.10.2015 tarihinde davalı vekiline azilname gönderdiğini, eldeki davada karşı taraf vekili olarak yer alan avukatın 2 aylık bir dönem için dava dışı .... Şti’den vekalet alarak, davalı lehine müvekkili şirketin ticari işletme rehni verilmesi için gerekli düzenlemeleri yapmasının ve işletme rehnin noterden tasdiklendiği gün azilname ile vekaletten ıskat ettirmesinin davalı tarafın kötü niyetini gösterdiğini, mahkeme 23.10.2015 tarihli 29176 yevmiye numaralı ticari işletme rehni sözleşmesini de davada ıslah etmelerine rağmen ıslah harcının yatırılmaması nedeniyle davanın dinlenebilir olmadığı yönündeki gerekçenin hukuka aykırı olduğunu, karşı tarafın muvafakatına bağlı olmadan ıslah yapılmasının mümkün olduğunu, ıslah talebinde yerel mahkemenin ıslah harcını yatırmak için süre vermesi gerektiğini, takip dosyasında davaya konu olan sözleşmede dayanak ticari işletme rehnine dayanak yapılan bir sözleşme olduğunu, rehin sözleşmesi olarak değerlendirilmesinin yerel mahkemenin davanın dayanağını değiştirdiği izlenimi yarattığını, mahkemece iki ayrı ticari işletme rehni olduğu, 23.10.2015 tarihli işletme rehninin iptalini talep ettiklerini iddia etmekte ise de aslen davayı 27. İcra Müdürlüğü'nün 2017/7081 E. numaralı takibin iptaline dayandırdıklarını, ilgili takibe konu olan sözleşmenin geçersizliğini ileri sürmelerine rağmen zuhulen yazılan 23.10.2015 tarihli ticari işletme rehninin iptali talebinin dinlenebilir olmadığı gerekçesiyle davanın reddedilmesinin hatalı olduğunu, dava dışı....'ın 2015 yılı sonunda ekonomik olarak zor durumda kaldığını ve davalıya yaklaşık olarak 259.197,74 TL'lik borcuna karşılık toplam 689.929,00 TL alacağını davalıya temlik ettiğini, dava dışı.... Şti.'nin 430.000,00 TL alacaklı konuma geçtiğini, davalı şirketin temliknamelere rağmen müvekkili şirketin kefaletiyle birlikte ticari işletme rehni talep ettiğini, TBK madde 191/1 uyarınca davalı tarafın temlikname ile alacağını tahsil etmiş sayılması gerektiğini, ancak tahsil edilemeyen alacaklar için borçluya karşı tüm hukuki yolların tüketilmesi ve alacağın tahsil edilememesi gerektiğini,.... Şti'nin borcunun bulunmadığını, aksine davalı taraftan alacaklı durumda olduğunu, bilirkişi raporunda hesaplanan ve dava dışı şirket borcu görünen 104.736,00 TL toplam cari hesap borcunun mal tesliminden kaynaklanmadığını, davaya konu geçersiz olan ticari işletme rehnine ilişkin noter masrafları ve avukatlık ücreti masraflarının ... . Şti.’ne borç olarak kaydedildiğini, geçersiz sözleşme nedeniyle bu borcun oluşmayacağını; davalı şirketin ticari işletme rehni kurabilmek için yasaya aykırı olarak 15.10.2015 tarihli taksitli kredili satış sözleşmesini hazırladığını, sözleşmeye göre on adet makine satışı yapıldığının iddia edildiğini, oysa tüm makinelerden ... Güç Kaynağı'nın.... Şti.'ne, ... Makinesinin ... Şti.'ne ait olduğunu, sözleşmedeki diğer tüm makinelerin müvekkili şirkete ait olduğunu, davalı tarafın makineler ile ilgili olarak hiçbir zaman mülkiyetinin oluşmadığını, herhangi bir faturasının da bulunmadığını, davalının sadece ticari işletme rehni alabilmek için gerçeği yansıtmayan müvekkillerine ait olan demirbaşları satış olarak gösterdiğini, kanunun etrafından dolanmaya çalıştığını, davalının işletme rehinine dayanarak yaptığı taksitli satış sözleşmesine konu makinelerin tamamının müvekkili veya dava dışı.... Şti. tarafından başka firmalardan ve farklı yıllarda satın alınmış olduğunu, davalı tarafın 29.05.2019 tarihli duruşmada ticari işletme 19.05.2015 tarihli rehni sözleşmesinin muvazalı olduğunu beyan ederek davacının sözleşmeye konu borcunun olmadığını ikrar ettiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE: Dava, taraflar arasında düzenlenen ticari işletme rehni sözleşmesinin ve bu sözleşmeye dayanılarak başlatılan icra takibinin iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Davacı tarafça, taraflar arasında düzenlenen 19.10.2015 tarihli rehin sözleşmesinin, 1447 sayılı Ticari İşletme Rehni Kanununun 2/1. maddesine göre bu sözleşmenin ancak bankalar, kredili satış yapan gerçek ve tüzel kişiler ve kooperatifler tarafından yapılabileceğinden geçersiz olduğunu, davalı tarafça bu sözleşmeye dayalı olarak rehinin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığını, sözleşmenin geçerli olduğu kabul edilse bile davacının davalı şirkete borcunun bulunmadığı iddia edilerek ticari işletme rehni sözleşmesi ve icra takibinin iptaline karar verilmesi talep edilmiş; ilk derece mahkemesince tarafların tacir sıfatına sahip oldukları ve ticari işletme rehni sözleşmesinin tarafı oldukları, Ticaret Sicil Müdürlüğünce davacı şirketin 19.10.2015 tarihinde ticari işletme rehin sözleşmesini tescil ettirdiğinin, sözleşme konusu makinelerin davalı tarafından davacı şirkete satışına dair kredili satış sözleşmesinin dosyaya sunulduğunun ve 19.10.2015 tarihi itibari ile Ticari İşletme rehin sicilinin 1.000.000 TL bedelle kayıt edildiğinin bildirilmiş olduğu, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte olan mülga 1447 sayılı Ticari İşletme Rehni Kanununun 2. maddesi gereğince kredili satış yapan gerçek veya tüzel kişinin vadeli satış yapmasının rehin sözleşmesi yapması için yeterli olduğu, davacının satın aldığı makineler üzerine 1447 sayılı TİRK 3/b maddesindeki hususlara riayet ederek rehin hakkı tesis ettiği, kredilerin taksitlendirilmesinin ve ödeme planının ise .... ve ... Bankasından alınan 784.284,88 TL olarak tespit edildiği, satıcı-davalı ... AŞ ile alıcı ve müşterek ve müteselsil kefil olarak.... Şti., davacı .... Şti. ve....Şti.'nin sözleşmede yer aldıkları, taraflar arasında yapılmış olan 19.10.2015 tarihli protokolde de ticari işletme rehnin verileceği ve bu rehinden dolayı davalı ... A.Ş.'nin alacaklı olduğunun kabul ve beyan edildiği, borçlu .... Şti.’nin borcunu ödemesi ile ticari işletme rehinlerinin fek edileceğinin protokolde yer aldığı, noterde düzenleme şeklinde yapılan sözleşmenin sahteliği ispat olunmadıkça kesin delil niteliğinde olduğu, tarafların bu belgenin muvazaalı olarak düzenlendiği iddiasını da ancak yazılı belgeyle ispat etmelerinin mümkün olduğu, davacının kefil olduğu ve rehin sözleşmesine konu olan .... Şti.’nin davalı şirkete borcunun bulunduğunun belirlendiği, bu halde davacının TMK m. 2 gereğince geçerli olmadığını bildiği veya iddia ettiği rehin sözleşmesinin iptalini en kısa sürede istemesi gerekirken bunu ileri sürmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dava konusu 19.10.2015 tarihli ticari işletme rehni sözleşmesinin düzenleme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 1447 sayılı Ticari İşletme Rehni Kanunu sözleşmesinin "Ticari işletme rehninde taraflar" başlıklı 2. maddesinde "Ticari işletme rehni sözleşmesi, tüzel kişiliği haiz ve sermaye şirketi olarak kurulmuş kredi müesseseleri, kredili satış yapan gerçek ve tüzel kişiliği haiz müesseseler ve kooperatifler ile ticari işletmenin maliki bulunan gerçek ve tüzel kişiler arasında yapılır. Ancak, kredili satış yapan müesseselerin rehin hakkı münhasıran vadeli satış yapmış olduğu 3 üncü maddenin (b) fıkrasında zikredilen hususat üzerinde tesis edilir." şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Dosya kapsamındaki tüm hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesi tarafından taraflar arasındaki sözleşmenin geçerli olduğuna dair kabulün yerinde görülmesine, yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere, bu delillerin takdirinde ve verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00 TL'den peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 462,15 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.13/10/2026