Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/186 E. 2026/1197 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/186
- Karar No
- 2026/1197
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/186 Esas
KARAR NO : 2026/1197 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI : 2018/1010 Esas - 2022/767 Karar
TARİHİ: 24/11/2022
DAVA: Tazminat (Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
BİRLEŞEN İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2018/1011 ESAS - 2020/12 KARAR SAYILI DOSYASI;
DAVA: Tazminat (Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 12/06/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı, davalı ... A.Ş. ile aralarında 2004 yılında ticari ilişkilerinin başladığını, ... A.Ş.'nin ... alt yapılı ...-online sisteminden sipariş vererek tedarik ettiği tıbbi ürünleri sattığı, ancak ...-online sisteminin davacının erişimine kapatılması ile sipariş veremediği ve ... A.Ş. ürünlerinin sahteliği iddiasının elindeki stoklanmış ürünleri satmasına engel olduğu, ... A.Ş.'nin sahtelik iddialarına karşı açıklama getirmediği, davalının kötüniyetli olduğu ve bu nedenlerle Ağustos 2018 itibariyle müspet zarar ile yoksun kalınan kâr meydana geldiğini ileri sürerek 20.000,00 TL maddi tazminat talep ettiği, ... A.Ş.'nin en büyük alıcısı olan davacı ... A.Ş., Temmuz 2018 tarihinde ... ürünlerinin sahte olduğu (daha pahalı olan ... kutusu içine buna nazaran daha ucuz olan ...konularak piyasaya sürülmesi) iddiaları sebebiyle durumun kamu sağlığını ilgilendirdiği için davalıdan ve ... ...'den bilgi istediğini, Davacı ... A.Ş., 17.08.2018 tarihinde www.....com platformunda "... ürünlerinin Satışını Durduruyoruz"; 06.09.2018 tarihinde ise aynı platformda "... Uluslararası Tedarikçilerden Birinin Ürünlerini Neden Satmıyor" başlıklanyla Yönetim Kurulu Başkanı ...'nin iki beyanı yayınlamış olduğunu, 2018 yılındaki ekonomik dalgalanmayı ... A.Ş.'nin fırsat bilerek etik dışı ve ticari ahlaka aykırı şekilde aniden bir gece yarısı fiyatları yükselttiğini ancak davacının buna rağmen zamsız fiyat üzerinden optisyenlik müesseselerine ürün tedarik edeceğini bildirdikten sonra, davalının 30.10.2018 tarihli ihtarname ile aralarındaki sözleşmesel ilişkiyi sona erdirdiğini belirtmiş olduğunu, Davacı ... A.Ş.'nin piyasada satışı devam eden elinde bulunan ürünlerden biri üzerinde Avrupa'dan getirttiği özel büyütecekler ile yaptığı tetkik sonucunda ürünün sahte olduğunu tespit ettiği ve karantina altına aldığını, söz konusu ürün hakkında 06.09.2018 tarihinde Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu'na yazdıkları yazı ile davalı aleyhine soruşturma açma talepli Türk halkının bilgilendirilmesini istediği ifade edilmiş olduğunu, Davacı ..., haricen aldığı duyumlara göre Eylül 2018 itibariyle Avrupa ve Amerika'da sahte olduğu ispatlanarak imha edildiğini ancak Türkiye'de yetkili birimlerin haberdar edilmesine rağmen aktif şekilde meselenin itelenmediğini belirtmiş olduğunu, Davalı ... A.Ş.'nin iddialar karşısında sessiz kalması sebebiyle davacının ticari faaliyetlerini sürdüremediği, ... ürün stoğunu optisyenlik müesseselerine satamadığı gibi yeni siparişler de alamadığı, ayrıca davalının saldırgan bir tutumla sipariş taleplerinin ulaştınldığı ... A.Ş.Ve ait ...-online sisteminin gerekçe sunulmadan kapatıldığını ve sistemin davacıya açılması için ihtarname gönderdiklerini, davacının elindeki stoğa nasıl muamele edeceğine dair aydınlatma, açıklama, bilgilendirmede bulunmadığı ve ...-online sisteminin açılmasını talep eden e-maile olumlu cevap alamadığı için davacı zararına hareket edildiğini ve davalının basiretli işadamı gibi davranmadığını ileri sürdüğünü, arz ve izah ettiğimiz sebepler doğrultusunda ve yargılama esnasında resen gözetilecek sebepler ile, Davalı şirketin ürünlerine ilişkin iddialara yönelik tatmin edici bir aksiyon almaması ve ticari teamüllere ve etiğe uymayan davranışlarından ötürü müvekkil şirketin ticaretinde Ağustos 2018'den bu zamana dek hacim kaybına uğraması nedeni ile dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte, şimdilik fazlaya ilişkin hakları sakla kalmak üzere, 20.000,00-TL maddi tazminatın müvekkil şirkete ödenmesine, yargılama giderleri ve ücret-i vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacıya, ürettiği/ithal ettiği ... markalı ürünlerini sattığını, taraflar arasında satış sözleşmesi, cari hesap sözleşmesi veya başkaca bir sözleşme olmadığı savunması ile, Davacı ... A.Ş.'nln ... Gazete adlı yayın organı aracılığıyla davalı ... A.Ş. hakkında gerçek dışı ve kötüleyici yazılar yayımlamaya başiadığını, Mayıs 2017 tarihinde davacı vekili Av. ... ... Gazete adlı internet sitesinde Internet Üzerinden Kontakt ... Pazarlama ve Satışı Yapan ...'a İdari Yaptınm Kararı" başlıklı gerçek dışı bir yazı yayınladığını, ... A.Ş.'ye uygulanan idari yaptırım kararının bir fotoğrafını paylaştığını ancak karar içeriği değiştirilerek yazıya döküldüğü, ayrıca söz konusu uyarma cezasının İstanbul 2. İdare Mahkemesi 2017/993 E., 2017/2424 K. sayılı 14.12.2017 tarihinde iptal edildiğini bu nedenle söz konusu yazı hakkında Beykoz Sulh Ceza Hakimliği'nin 2017/399 D. İş sayılı kararı ile erişimin engellenmesine karar verildiğini, ... ve ...aleyhine haksız rekabet nedeniyle maddi-manevi tazminat davası açıldığını (İstanbul Anadolu 4. ATM 2017/976), ayrıca haksız rekabet ve hakaret suçlarından İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunduğunu (2017/140095) ancak takipsizlikle sonuçlandığını, 21.05.2018 tarihinde davalı vekili Av. ... yayımlanan ve erişimin engellenmesi kararı verilen yazıyı 25.05.2018 tarihinde kendi imzası ile gerçeğe aykırı beyanlar ekleyerek tekrar yayınladığı ve bu nedenle İstanbul Anadolu Başsavcılığına haksız rekabet ve hakaret suçlarından şikayette bulunduğunu (2018/165286), İstanbul Anadolu 9. ATM 2018/969 E. sayılıhaksız rekabet nedeniyle manevi tazminat davası açtığını, Davalı ... A.Ş.'ye ile aralarında birçok hukuki uyuşmazlık bulunduğunu, davacının ... A.Ş. aleyhine çeşitli davalar açtığı ve kamu kurumlarına şikayetlerde bulunduğu, ... grup/kardeş şirketlerinin internet ortanı olan wvw.....com adresinde kötüleyici ve gerçek dışı haberler yayımladığını, yazıları yazan ... ve internet içerik sağlayıcısı olan ...Ltd. Şti. (bu şirketin yetkililerinin aynı zamanda ... A.Ş. yetkilileri) hakkında savcılığa şikayette bulunduğunu ve tüm bu uyuşmazlıkların taraflar arasındaki ilişkileri olumsuz etkilediğini belirtmiştir. Davalının 30.10.2018 tarihinde ihtarname ile ..., ... ve ...ile ticari ilişkisini sonlandırdığını muhataplara ihbar ettiğini, aralarında yazılı bir sözleşme olmadığı, bir süredir devam eden ticari ilişkide davacının ... A.Ş. müşterisi olduğu, kendilerine verilen her bir siparişin icap, ... A.Ş. tarafından verilen onayı işleminin kabul anlamına geldiği ve bu şekilde taraflar arasında satış sözleşmesinin olduğunu, Davacının dilekçesinden hukuken ne istendiği, hangi vakıalara dayanıldığı ve talebin hukuki dayanağının; maddi tazminat talebinin taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine aykırılıktan mı yoksa haksız rekabetten mi kaynaklandığı, davalının hangi eylemi neticesinde davacının zararının doğduğunun anlaşılamadığı belirtilmiştir. Davacının, kendiliğinden ... A.Ş. ürünlerini almaktan vazgeçtiğini ve ürün alma taleplerinin olmadığını, ...-online sisteminin kullanıma açılması talebi hakkında KEP adresine gönderilen mektubunun bir icap olmadığını, sözleşme kurulmadığı için bir satış sözleşmesi temelinde davacının zararından bahsedilmeyeceğini, müspet zarar ve yoksun kalınan kar talebi için borcun muaccel olması ve davalıyı temerrüde düşürmesi gerektiğini, Davalının sözleşme yapmaktan kaçınmasından bahsedilmesi durumunda bunun sözleşme serbestisi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği; ... A.Ş.'yi davacıya ürün satmak zorunda bırakan teamül, sözleşmesel bir yükümlülüğü, yasal bir zorunluluğu ya da piyasada fiili hakimiyeti söz konusu olmadığını, Davacı ... ... A.Ş.'nin halihazırda elinde bulunan ürünleri optisyenlik müesseselerine satmasına engel bir durum olmadığını, Davacının zararını ispat yükümlülüğü bulunduğunu; tazminat talebinin dayanağının anlaşılmadığını, iddia edilen zarar ile ... A.Ş.'nin davranışı arasında illiyet bağının ispatlanması gerektiğini, Davacının piyasada sahte ürünler dolaştığı, Avrupa ve Amerika'da sahtelik tespitleri ile imha edildiği, davalının Türkiye'de kamuoyunu bilgilendirmediği, kamu sağlığı adına ciddi bir tehlike yarattığı, kur dalgalanmalarından faydalanma isteği, elindeki stok ürüne dair aydınlatılmadığı hususlarındaki iddialarının tamamının davayla ilgili olmadığını, gerçek dışı tüm bu iddiaların maddi vakıalarıyla ilgisiz olduğunu beyan etmiştir. Davalının Türkiye piyasasında tek bir sahte ürününe dahi rastlanılmadığı, böyle bir durumdan doğan cezai sorumluluğun davacıya değil ... A.Ş.'ye ait olacağını ifade ederek davacının elindeki sahteliği ileri sürülen ... ürününün inceleme için idareye ya da kendilerine teslim edilmediğini ve bu iddiasının asılsız olduğunu desteklediğini belirtmiştir. Davacının haksız itham ve kamuoyunu yanlış bilgilendiren yazılan sebebiyle ayrıca hukuki yollara başvuracaklarını ifade ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 24/11/2022 tarih ve 2018/1010 Esas - 2022/767 Karar sayılı kararında;
".........Dosya kapsamında toplamda 2 defa bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, davacı vekilinin itirazlarının karşılanması amacıyla bilirkişi ek heyet raporunun oluşturulduğu, kök ve ek bilirkişi heyet raporlarında da vurgu yapıldığı üzere; tarafların ticari ilişkilerinin başlangıcının 2012 yılı öncesine dayandığı, davacı yanca davalı taraftan talep edilen siparişlere yönelik kredi limit kontrolünün davalı tarafça ayrı bir cari hesap sistemi üzerinden kontrol edildiği, bu kontrol sonucunda talep edenin bakiyesinde yeteri kadar teminat bulunması durumunda ... online sistemi üzerinden verilen siparişlerin kabul edildiği aksi durumda sipariş veren ile iletişime geçildiği, sürecin bu şekilde ilerletildiği, bu haliyle tarafların arasında ticari mal alım-satım işlemlerinin ...-online sistemi üzerinden hazır olmayanlar arasında sözleşmeler yapıldığının kabulü gerektiği, davacı tarafın 17.08.2018 tarihinde davalının ürünlerine yönelik satışlarını durdurduklarına ilişkin yaptığı açıklama ile taraflar arasındaki ticari ilişkinin askıya alındığı, devamında davalı tarafın 30.10.2018 tarihli ihtarname ile ticari ilişkilerini sona erdirdiğini ihbar etmesi üzerine sipariş sistemini kapatarak aralarındaki hukuki ilişkiyi sona erdirdiği, bu nedenle davacı yan Ağustos 2018 itibariyle müspet zarar ile yoksun kalınan kâr meydana geldiğini ileri sürerek 20.000,00 TL maddi tazminat talep ettiği ancak taraflar arasında kısa, orta veya uzun vadeli yazılı bir sözleşmenin varlığını davacı yan ispatlayamadığı, taraflar arasındaki uygulama irdelendiğinde tarafların ticari ilişkilerini her bir sipariş ile münferit sözleşme kurmak yöntemiyle devam ettirdikleri, davacının davalı şirketten ürün alımını durdurmasıyla (17.08.2018 tarihli www.....com yayın aracılığıyla) fiilen ticari alım-satım ilişkisini askıya aldığı, bunu takiben davalının da ticari ilişkilerinin sona erdiğini ihtarname (30.10.2018) ile bildirdiği ve tarafların aynı yönde hukuki sonucu doğuran eylem/işlem yaptıklarının anlaşıldığı, davalının haklı nedenlere dayalı tek taraflı olarak sözleşmeyi feshetmesi nedeniyle davacının alacak hakkı talebinin yerinde olmadığı, zira davacının, davalı ... A.Ş. hakkındaki olumsuz beyanların ticari itibarını zedelemesi, somut delil olmaksızın ürünlerinin sahte olduğunu düşündürecek davacı davranış ve açıklamalarının piyasadaki güvenilirliğine zarar vermesi, tanık Erhan Şenkardeşler'in tanıklık beyanları nazara alındığında davacının elinde bulunan ve kaynağı bilinmeyen sahte olduğu ileri sürülen ürünün incelenmek üzere kendilerine ya da idareye teslim edilmeyerek durumun açıklığa kavuşturulmaması, davacının ... Markalı ürünlerin satışını durdurması davalının tek taraflı ticari ilişkiyi sonlandırması bakımından makul kabul edilmesi gerektiği, bu haliyle her iki tarafın ekonomik faaliyetlerini olumsuz yönde etkileyen davranışlar davacı ve davalı bakımından ticari ilişkinin devamını sağlamaya elverişli koşulları bozduğu, davalının tek taraflı ticari ilişkilerini sona erdirmesinin haksızlık teşkil etmeyeceği, tüm bu hususlar hep bir arada değerlendirilerek davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şeklide hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile,
''1-Davacının davasının REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu ... Online sisteminin taraflar arasında açıkça öneri ve kabul niteliğinde bir ilişki olduğunu, eski BK’da tarife ve sipariş listelerinin paylaşılmasının öneri ve kabul niteliğinde olmadığı yönündeki görüşün stoklar açısından risk yarattığı için tercih edildiğini, ancak somut davada stoklar açısından hiçbir risk bulunmadığından söz konusu görüşün uygulanmaması ve güncel TBK md. 8 uyarınca öneri ve kabul neticesinde sözleşmenin kurulduğunun kabulünün gerektiğini, taraflar arasında çerçeve sözleşme ve buna dayalı münferit satım sözleşmeleri bulunduğunu, ...’un ürün fiyat listesini kendine ait internet sitesi ve ... Online sisteminde paylaşmasının öneri ve müvekkilin işbu fiyatlar üzerinden sipariş vermesinin kabul niteliğinde olduğunu, ileride aynı türden birden fazla sözleşme akdetmeye yönelik olarak tarafların, her bir sözleşmenin kuruluşu esnasında belli bir takım şartlarda kısmen veya tamamen mutabık kalmalarının çerçeve sözleşmeyi oluşturduğunu, tarafların sonradan yapacakları münferit sözleşmeler ile çerçeve sözleşmeleri doldurduğunu veya tamamladığını, şekil şartının olmadığı sözleşmelerin yazılı veya sözlü her şekilde düzenlenebileceğini, taşınır mallara ilişkin satım sözleşmeleri gibi internet üzerinden yapılan satım sözleşmelerinde de herhangi bir şekil şartı bulunmadığını, önemli olanın öneri ve kabulün varlığı olduğunu, taraflar arasında ...’un önceden paylaştığı ürün - fiyat listeleri uyarınca müvekkilin ...’a alım tahminleri iletmesi ve bu doğrultuda siparişlerin verilmesi yönünde ticari teamül şeklinde oluşan ve yazılı olmayan bir çerçeve sözleşme mevcut olduğunu, söz konusu çerçeve sözleşmeye binaen, müvekkil şirketin ...’a ... Online sistemi üzerinden verdiği her sipariş ile münferit sözleşmeler oluştuğunu, 14 yılı aşkın bir süredir devam eden ticari ilişkide sürekli yenilenen ve sayısı ciddi boyutlarda olan sözleşmelerin ardı ardına kurulan münferit sözleşmeler olduğunu kabul etmekten ziyade, sadece fiyat ve benzeri şartların güncellendiği bir çerçeve sözleşme olarak kabul etmek gerektiğini, taraflar arasında karma nitelikli bir sözleşme ilişkisinin mevcut olduğunu,
Müvekkilin zararı ...'un kusuru nedeni ile oluştuğundan, dava konusu zarardan ...'un sorumlu olduğunu, ... online sisteminin ...’un kendi iç prosedürünün bir sonucu olduğunu, bir an için sözleşmenin kurulmamış olduğu düşünüldüğünde dahi, sözleşme öncesi sorumluluk gereği ...’un sözleşme görüşmelerindeki kusurlu davranışlarından sorumluluğunun bulunduğunu, nitekim sözleşmenin kurulum aşamasındaki safhalarda dahi ... yetkililerinin açıkça dürüstlük kuralına aykırı ve taraflar arasındaki güven ilişkisini ihlal edecek hareket ve işlemlerde bulunduklarını, ...'un yaptığı ürün satışlarını haklı bir sebebe dayanmadan bir anda feshettiğini, mevcut ürünleri de iade almadığını, fesih sebebi olarak gösterilen gazete haberinin kamu sağlığını ilgilendiren bir hususta bilgilendirme amacından başka bir amaç taşımadığını, haklı fesih sebebi olarak değerlendirilemeyeceğini,... ve müvekkil şirket arasındaki ticari ilişkinin, söz konusu yazılardan dolayı değil, ...’un basiretli bir tacir gibi gerek sahtecilik iddialarına karşı gerekli aydınlatma ve araştırmayı yapmamış olması, gerekse bu konuda müvekkil ve diğer şirketleri bilgilendirmemiş olmasından ve ...'un keyfi ve eşitlik ilkesine aykırı iş ve işlemleri ile davranışlarından kaynaklı olarak zedelendiğini, aynı şekilde ... ve müvekkil arasında tarafların karşılıklı olarak ikame ettikleri dava ve icra takiplerinin bulunmasının da, müvekkil şirketin ...’a haksız bir saldırı gerçekleştirdiği anlamına gelmediği gibi, ...’un bu saldırı neticesinde haklı bir tedbir olarak taraflar arasındaki ilişkiyi sona erdirdiği anlamına da gelmeyeceğini, yerel mahkeme tarafından müvekkilin gazetelerde çıkan haberlerinin sözleşmenin feshi şeklinde yorumlanması ve dolayısıyla davalının zararlardan sorumlu tutulmasının haksız bir karar olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa re'sen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava, davalı tarafın taraflar arasındaki sözleşmeyi haksız olarak feshettiği, buna ilişkin olarak ...-online sistemini davacı şirkete kapatması sebebiyle ürünlere ulaşılmamasından dolayı elde etmesi muhtemel ticari karı ile müspet zararının tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Dava dosyası incelendiğinde; İstanbul Anadolu 10 ATM. Nin 2018/1011 Esas sayılı dava dosyası ile; davacı ... Ltd. Şti. tarafından davalı ... A.Ş.'ye karşı 28/12/2018 tarihinde tazminat davası açıldığı, mahkemece yapılan değerlendirme sonucu 16/01/2020 tarih ve 2018/1011 Esas - 2020/12 Karar sayılı birleştirme kararı ile;'' Mahkemenin 2018/1011 Esas sayılı dosyası ile İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1010 Esas sayılı dosyasındaki davaların HMK m.166/4 Uyarınca aynı sebeplen doğduğu, her iki dava arasında birlikte tahkikat yapılması ve delillerin birlikte toplanmasının haklı gösterecek derecede yakınlık bulunduğu, böylece HMK m.166/1,4 hükümleri uyarınca davalar arasında bağlantı olduğu,'' gerekçesi ile Mahkemenin 2018/1011 Esas sayılı dava dosyası ile İstanbul Anadolu (10) Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1010 Esas sayılı dava dosyalarının birleştirilmesine, mahkemenin 2018/1011 Esasının birleştirme nedeniyle kapalılmasına, yargılamanın bundan sonra İstanbul Anadolu (10) Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1010 Esas sayılı dosyası üzerinden yürütülmesine karar verilip dosya İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1010 Esas sayılı dosyası arasına gönderilmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan 16/01/2020 tarihli duruşmanın 1 nolu ara kararı ile; Mahkemenin 2018/1011 Esas Sayılı dosyasının işbu dosya ile birleştirilmesine karar verildiğinden, ilgili dosyanın gerekçeli karar yazıldığında dosya arasına alınmasına, 25/02/2020 tarihli duruşmada ise; Mahkemenin 2018/1011 E. Sayılı dosyasının iş bu dosya ile birleştiği ve dosya arasına alındığının görüldüğü şeklinde duruşma tutanağına geçildiği, birleşen İstanbul Anadolu 10 ATM. Nin 2018/1011 Esas sayılı dava dosyasının iş bu dava dosyasından tefrik edilmediği halde birleşen bu dosya yönünden tahkikat işlemleri yürütülüp birleşen İstanbul Anadolu 10 ATM.'nin 2018/1011 Esas sayılı dava dosyası hakkında karar verilmediği, gerekçeli kararda birleşen bu dava ile ilgili değerlendirme yapılmadığı ve gerekçeli karar başlığında da birleşen dosyanın gösterilmediği görülmüştür.
Mahkeme kararlarının neleri kapsaması gerektiği HMK'nin 297. maddesinde düzenlenmiştir. Ayrıca Anayasa’nın 141. maddesi “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli yazılır” hükmünü amirdir. Anılan HMK'nın 297/1-c maddesinde, hükmün, iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri de kapsaması gerektiği öngörülmüştür. Kararlarda bulunması gereken gerekçeler sayesinde taraflar, hükmün hangi maddi ve hukuki sebebe dayandırıldığını anlayabilecekleri gibi, karar aleyhine kanun yoluna başvurulduğunda da kanun yolu incelemesi bu gerekçe ve hüküm sonucuna göre yapılabilecektir.
Bu anlamda İstinaf Kanun Yoluna tabi olan mahkeme kararı HMK’nin 297. maddesine uygun ve denetime elverişli gerekçeli biçimde oluşturulması gerekmekte olup anılan niteliklere uygun olmayan kararlar Anayasa'nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesini, HMK'nın 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkını ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkını ihlal edecektir.
HMK 297/1-c ve 297/2. maddesi uyarınca taleplerden her biri hakkında ne hüküm verildiği ve gerekçesinin açıklanması gerekmektedir.
Somut davada, birleştirilen İstanbul Anadolu 10 ATM.'nin 2018/1011 Esas - 2020/12 Karar sayılı dosyası tefrik edilmediğine göre, bu davadaki taleplere ilişkin tahkikat işlemlerinin yürütülmesi, birleştirilen dosya hakkında bilirkişi incelemesi yaptırılması, yürütülen tahkikat işlemleri ve bu işlemlerden ulaşılan sonuçların gerekçeleriyle birlikte ayrıntılı olarak kararda belirtilmesi; bu taleplere ilişkin istinaf incelemesi yapılabilmesinin de hem anayasal hem de yasal düzeyde zorunluluğun bir gereğidir.
HMK'nın 297. maddesine uygun olarak verilmeyen kararın istinaf aşamasında denetlenmesine imkan bulunmamaktadır. HMK'nın 353/1-a-6. maddesinde tarafların davanın esası ile gösterdikleri delillerin toplanmadan veya deliller değerlendirilmeden karar verilmiş olmasını inceleme yapılmadan kararın kaldırılarak yeniden karar verilmek üzere mahkemesine gönderilmesi sebeplerinden saymıştır. Tarafların taleplerinin biri hakkında her hangi bir karar verilmemesi halini de bu madde kapsamında değerlendirmek gerekecektir.
Bu itibarla, denetime elverişli usulün aradığı niteliklere haiz bir kararın bulunması istinaf incelemesinin yapılabilmesinin ön şartı olup bu nitelikte olmayan bir kararla ilgili olarak istinaf denetim ve yargılaması yapılarak bir hüküm verilebilmesi mümkün olmayacağından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin usulen kabulü ile HMK'nın 355, 353/1-a4,6 maddeleri gereğince ilk derece mahkemesi kararının bu sebeplerle kaldırılarak, HMK'nın 294-297. maddelerine uygun hüküm kurulmasının temini için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun usulen KABULÜ ile;
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/11/2022 tarih ve 2018/1010 Esas - 2022/767 Karar sayılı kararının HMK'nın 355, 353/1-a4,6 maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde yatıran davacı tarafa iadesine,
3-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
4-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine,
5-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri
bırakılması için yatırılan teminat var ise talep halinde teminatı yatıran ilgili tarafa iadesine,
6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 12/06/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.