Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1378 E. 2026/1551 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1378
Karar No
2026/1551
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/1378 Esas

KARAR NO : 2026/1551

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 03/07/2024

NUMARASI : 2021/543 E. - 2024/110 K.

DAVANIN KONUSU: Marka (Marka İtibarının Kaybı Nedeniyle Tazminat İstemli)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/10/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketlerin 2006 ve 2011 tarihlerinde kurulan şirketler olduğunu, şirketin 2005 yılında adi ortaklık olarak ... unvanıyla kurulmuş olup ilgili tarihten beri ... ayırt edici unsuru içeren unvan ve marka ile faaliyet gösterdiğini ve bu unvan ve markayı kendi faaliyet alanında kullandığını, taraflarınca yapılan tespit doğrultusunda davalı tarafından müvekkiline ait TPMK nezdinde tescilli ... ayırt edici unsur markasının müvekkili faaliyet ve tescilli sınıflarıyla ayırt edilemeyecek derecede davalı tarafından ... esas unsurunun hem internet alan adresi olarak Kartelmetal.com.tr, hem unvan olarak... .... Ltd. Şti. olarak aynı sınıf ve hizmetlerde herhangi bir lisans sözleşmesi ve yasal gerekçeye dayanmadan aynı ve ayırt edilemeyecek derecede kullanıldığı, ....com.tr adresinden hukuka aykırı olarak müvekkili markası adı atında hizmet verdiğini, bu hususun müvekkilinin marka imajına ve itibarına zarar verdiği ve gerçekleştirilen eylemin marka tecavüzü ve haksız rekabet oluşturduğunu, davalıya söz konusu ihlali sonlandırması için ihtarname gönderildiğini, açıklanan nedenlerle, davalının eylemlerinin marka tecavüzü ve haksız rekabet olduğunun tespitine, bu eylemlerin men'ine, ref'ine, şimdilik 1.000,00 TL maddi, 1.000,00 TL manevi tazminatın davalının ihlal konusu şirketinin kurulduğu tarihten itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, hükmün ilanına, davalının ticaret unvanından "..." ibaresinin kaldırılarak sicilden terkinine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davaya konu edilen markalardan bir tanesinin bir davacıya, iki markanın diğer davacı firmaya ait olduğu, markalar arasında herhangi bir birlikte mülkiyet ilişkisinin bulunmadığı anlaşıldığından davacılar arasında dava arkadaşlığı sebebini açıklamak ve tazminat talebini ayrıştırmak yönünden davacı vekiline 2 haftalık süre verilmiş, davacı vekili 23/02/2022 tarihli dilekçesi ile, 13/12/2018 tarihinde şirketler arasında lisans sözleşmesi yapıldığını, müvekkili ... ... ... ... ....Ltd.Şti tarafından kendisine ait Türk Patent ve Marka Kurumu’nda 20,21,40.sınıflarda ... tescil numarası ile tescilli kd ... ... şekil markasının diğer müvekkili ... ... ... ... Ltd Şti'ne kullandırılması ve buna dayalı haklarla alakalı bir takım hak ve yetkiler sözleşmede taraflarca kabul edildiğini, "kanundan doğan hakların kullanılmasının gerektirdiği masraflarla bunun sonucunda elde edilecek hak ve menfaatler veya uğranılacak zararın lisans alan tarafa ait olacaktır." şeklinde hüküm olduğunu, açıklanan nedenlerle, davanın her iki davacı arasında yapılan lisans sözleşmesi çerçevesinde beraber açıldığını ve dava arkadaşlığı yaratıldığını, ancak doğacak hak ve tazminatların lisans alan ... ... ... ... Ltd Şti'ne ait olacağını, bu şekilde tazminat taleplerinin ayrıştırıldığını ve diğer davacının buna dayalı haklarını sözleşme ile diğer davacıya devrettiğini, davaya ilişkin yapılacak tüm masrafların da lisans alan tarafından gerçekleştirileceğinin görüldüğünü ve kabul edildiğini, bu şekliyle lisans sözleşmesinin dosyaya alınmasını, dosyanın bilirkişiye tevdini talep etmiştir.

Dava dilekçesi davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davaya cevap vermediği görülmekle davanın reddini istediği kabul edilmiştir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...davalının "..." ibaresini havi ilk ticari unvanının 28.02.2011 tarihinde ticaret sicile kayıt edildiği, 21.12.2016 tarihinde yapılan unvan değişikliğinde de davaya konu "..." ibaresinin ayniyetle unvanda korunduğu; yine davalının tecavüz iddialarına konu "www...com.tr" alan adını 17.01.2012 tarihinde tahsis ettirdiği, söz konusu tarihten bu yana bu adreste fiili markasal kullanımlarını devam ettirdiği, esasen davacı vekilinin de 06.03.2024 tarihli celsede haksız fiilin başlangıç tarihinin davalı firmanın kuruluş tarihi olduğunu, yani marka tecavüz fiilinin 28.02.2011 tarihinden bu yana devam ettiğinin davacı vekilince de kabul edildiği, bu itibarla, yukarıdaki anılı ilkeler ve yerleşik içtihatlar çerçevesinde basiretli bir tacir gibi davranma sorumluğunda olan davacı yanın yaklaşık 10 yıl boyunca markalarından doğan haklarının davalı yana karşı ileri sürmeyerek sesiz kalma yolu ile hak kaybına uğradığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 14/03/2022 tarih, 2019/5189 esas ve 2022/1852 karar sayılı sayılı içtihat çerçevesinde marka tecavüzünden kaynaklı haksız rekabet korumasından davacı yanın faydalanamayacağı, davacı yanın sınai mülkiyet hakkına tecavüz kaynaklı iddiaları dışında TTK'dan kaynaklı başkaca bir haksız fiil iddiasının da bulunmadığı, bu kapsamda ticaret unvanından kaynaklı haksız rekabet iddiası da TMK 2. Maddesi çerçevesinde sessiz kalma yolu ile hak kaybının bulunduğu, tüm bu nedenlerle davasının tümden reddine" karar verilmiştir.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

-Hem SMK’ya , hem de ... (Avrupa Birliği Adalet Divanı)’na göre sessiz kalma süresinin başlayabilmesi için bazı durumların bir arada gerçekleşmesi gerektiğini, Bunlardan biri dahi mevcut değilse sessiz kalma süresi başlamamakta olduğunu, sonraki markanın tescil edilmiş olması, sonraki marka tescil başvurusunun dürüstlük kuralına uygun olması, sonraki markanın kullanılması, önceki hak sahibinin sonraki markanın tescilinden ve kullanımından haberdar olması olduğunu, ... kararında yer alan dört durumun Türk hukuku bakımından da geçerli olduğunun anlaşıldığını, sonraki markanın tescil edilmiş olmasının sessiz kalma süresinin başlayabilmesi için öncelik şart olarak belirlenmiş olduğunu, sonraki marka tescil edilmemişse sessiz kalma süresinin başladığından bahsedilmesinin mümkün bulunmadığını, ...'ın sonraki marka tescil edilmediği takdirde sessiz kalma süresinin başlamayacağını kabul ettiğinden tescil öncesi kullanıma ilişkin süreleri, sessiz kalma süresinin hesabında dikkate almadığını, davalı şirketin müvekkiline ait ... markasını uzun yıllardır unvanında karıştırma ihtimali yaratacak şekilde tarafların mevcut olduğu dar sektörde aynı ve ayırt edilemeyecek derecede orta vasıftaki tüketici kitlesini yanıltacak şekilde tescilsiz olarak kullandığını, somut davanın incelendiğinde davanın bir marka tecavüz davası olduğunu, hükümsüzlük davası olmadığını, davalı şirketin kendisine ait tescilli bir markasının mevcut olmadığını, tescilsiz kullanılan ihlal konusu markanın SMK nezdinde sessiz kalma nedeniyle hak kaybına sebebiyet vermeyeceğini, müvekkilinin sahip olduğu hakkı kötüye kullandığını ispatlayan somut bir delilin bulunmadığını, davalı şirketin de buna dayalı bir delili dosyaya sunamadığının dikkate alındığında , marka tecavüz davalarında ilk derece mahkemesinin hükümsüzlük davalarında uygulama alanı olan SMK 25/6 maddesini kıyas yolu ile marka tecavüzü iddialı davaya uygulamasının kabul edilebilmesinin mümkün olmayacağını

-Önceki hak sahibi, sonraki markanın tescil edilmiş ve kullanılmakta olduğunu bilmiyorsa sessiz kalma süresinin başlayamayacağını, sessiz kalma süresinin önceki hak sahibinin bu durumlardan haberdar olmasıyla başlamakta olduğunu, somut olayda müvekkilinin, davalı şirketin marka kullanımından önceden haberi bulunmadığını, çünkü davalı şirketin tescilli bir markası bulunmadığını, Müvekkilinin davalı şirketin eylemlerinden haberdar olması ile dava açmasının aynı zamana denk geldiğini, Müvekkilinin davalı şirketin eylemlerinden önceden haberi olduğuna veya hareketsiz kalmayı tercih ettiğine yönelik somut bir delil de dosyada mevcut olmadığını, ... ibaresinin özel ve herkes tarafından kullanılabilecek bir ibare olmaması nedeniyle davalı şirketin marka kullanım eylemlerinin tecavüz teşkil ettiğini, müvekkilin sessiz kalmak suretiyle hak kaybına uğradığı yönünde yorum yapılarak karar oluşturulmasının hukuka aykırı olduğunu, sunulu Yargıtay kararları gereği mahkemenin hukuki yorumunda hata olduğunu, müvekkilinin sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğramasının somut olayda mümkün olmadığını, müvekkilinin hakkını kötüye kullanmadığını, bunun için bir sebebinin bulunmadığını, bu iddianın davalı tarafından yapılmasının ve ispatlanmasının gerektiğini, ancak davalının dosyada ispat edebildiği bir argümanının da bulunmadığını, davanın marka tecavüzü davası olmasının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğranılma durumunun sadece hükümsüzlük davalarında ileri sürülebileceğini, tecavüz davalarında da kıyas yoluyla kullanılabileceğinin düşünülse dahi, müvekkilinin davalı şirketin varlığından önceden haberdar olduğunu, davalı şirketin ispatlaması gerektiğini, ancak davalının buna dayalı bir ispatta bulunamadığını, davanın birincil olarak marka tecavüzü olması, bilirkişi raporuyla da marka tecavüzünün ispatlandığını, bu nedenle haksız rekabet yönünde inceleme yapılmasına gerek kalmadığını, mahkemece bu yönde de inceleme yapılarak her 2 talebi açısından red kararı verildiğini, hatalı olarak 2 ilam vekalet ücretine hükmettiğini, davanın belirsiz alacak davası olduğunun açıkça belirtildiğini, talep arttırım dilekçesinin hatalı olarak ıslah dilekçesi olarak değerlendirilerek redde ilişkin ilam vekalet ücretlerinin hatalı hesaplandığını, davalı şirketin kendine ait tescilli bir markasının bulunmadığını, sunduğu Yargıtay kararlarının dikkate alınarak müvekkilinin sessiz kalmak suretiyle hak kaybına uğradığından bahsedilemeyeceğini, dikkate alındığında ilk derece mahkemesinin her yönüyle hatalı olduğunu, hukuka aykırı ve yanlış yorumlanarak davanın reddine karar verildiğini, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasını, davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dava, davalının, davacılara ait markalardan doğan haklara tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men ve ref'i ile maddi ve manevi tazminat talebine yöneliktir.

Bilirkişiler 14/07/2022 tarihli raporlarında; "... no ile 20/21 ve 40. Sınıflarda yer alan mal ve hizmetlerde tescilli ...+ ... ... ile ... no ile 35. Sınıfta yer alan hizmetlerde tescilli ”...+ ... ... ... .... Ltd. Şti.” ibareli markaların davacılardan ... ... .... Ltd. Şti. adına Türk Patent nezdinde tescil edildiği, davalının www...com.tr ibaresinin alan adı altında yayınlanan web sitesindeki kullanımları incelendiğinde, davacının markaları ile davalının kullanımları arasında düzenleme ve tertip tarzı itibariyle, görsel ve sessel olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu benzerlik olduğu, davalının kullanımlarının, davacının ... no ile 35. Sınıfta yer alan hizmetlerde tescilli markası kapsamında yer alan 35. sınıfta yer alan "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çelik güçlendirme, çelik çatı, çelik bina konstrüksiyon,çelikten mamul asma kat,çelikten mamul merdiven, paslanmazdan mamul merdiven,cam ve ... bileşimi merdiven, ahşap ve ... bileşimi merdiven, ahşap ve ... bileşimi merdiven, çelikten mamul dekoratif kapı bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen ... perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" hizmetlerinde olduğu, söz konusu hizmetlerin hem uzman hem de işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan makul düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesine hitap ettiği, davalının kullanımlarının sözkonusu tüketiciler nezdinde davacı ile arasında işletmesel bağ olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mal/... algısı oluşabileceği, yani iltibas ihtimalinin mevcut olduğu, davalı şirketin ticaret ünvanının terkini koşullarının oluşmadığı, dolayısıyla davalının www...com.tr alan adını kullanmasının da hukuka uygun olduğu, davacı tarafın, maddi tazminat talebi ve seçimlik hakkı doğrultusunda hesaplama yapabilmek için, davalı tarafından ticari defter ve belgelerin, incelenmek üzere mahkemeye sunulmaması nedenleri ile herhangi bir inceleme ve hesaplama yapılamadığı" hususlarını tespit ve rapor etmişlerdir.

Bilirkişi 04/08/2023 tarihli raporunda; "Davalı tarafından incelemeye sunulan 2017, 2018, 2019 ve 2020 yıllarına ait yevmiye defterlerinin kapanış tasdiklerinin süresinde yapılmadığından, sahipleri lehine kati delil vasfına haiz olmadığı, 2021 yılına ait yevmiye defterinin ise kapanış tasdiki, süresinde yapıldığından, sahipleri lehine delil vasfına haiz olduğu, davalı tarafından, sadece ticari defterlerin incelemeye sunulduğu, satış faturaları, kurumlar vergisi beyanları ve satış raporlarının incelemeye sunulmadığı, davalı tarafın, mali tablolarında beyan edilen kazancın tamamının, dava konusu marka kullanılarak elde edildiğinin, Mahkeme tarafından kabul edilmesi halinde, mali tablolarında beyan edilen Genel Yönetim Gideri öncesi faaliyet karı tutarı üzerinden hesaplama yapılarak, dava tarihine kadar olan hak ihlali süresi üzerinden yapılan hesaba göre, davalı tarafın elde ettiği muhtemel kazancın 415.370,08 TL.’ sı, olduğu, dava konusu markanın satışlara olan etkisi üzerinden elde edilen muhtemel kazancın 124.611,02 TL.’ sı olarak hesap edildiği, yapılan tespitler doğrultusunda, davacı tarafın maddi tazminat talebinin Türk Borçlar Kanununun 50. ve 51. Maddelerine göre belirlenmesi hususunun Mahkemenin takdirinde olduğu" hususlarını tespit ve rapor etmiştir.

Davacı vekili 09/11/2023 tarihli dilekçesi ile, fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak talep edilen, 1.000,00 TL maddi tazminat taleplerini 124.611,02 TL’ye arttırdıklarını beyan etmiş ve eksik harcını ikmal ettikleri görülmüştür.

Mevcut heyete bilişim uzmanı eklenerek, davalının en eski tarihli markasal kullanımının tarihinin ve bu kullanımların markasal olup olmadığı hususlarında rapor tanzimi için dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişiler 15/05/2024 tarihli raporlarında; "Davalıya ait olduğu belirtilen www...com.tr alan adlı web sitesinde yapılan incelemede; Site alan adında ve site içeriğinde “... ...” ibaresinin kullanıldığı, Sitede halihazırda logosunun kullanıldığı, Sitede firmanın, 1989 yılında ...tarafından kurulduğu, fason ... çelik mutfak eşyaları polisajı ile iş hayatına başladığı, ... ...’in 2010 yılı itibariyle üretim bandını faaliyete geçirdikleri, dış, iç mekanlarda ve özel proje uygulamalarında her türlü ..., alüminyum, ..., yapısal çelik ve cam uygulamalarında hizmet verdiklerinin belirtildiği, firma iletişim bilgilerinde; Firma adının... ....LTD.ŞTİ., Firma adresinin ... Mah ... Sokak No:... ... ... İstanbul, firma iletişim numaralarının, TEL:+... FAX:+..., Firma web sitesinin www...com.tr, firma eposta adresinin ...[@]....com.tr olduğu, Site tescil bilgilerinde; alan adının .... ....A.Ş. firması tarafından... ....Ltd.Şti. adına kayıt edildiği, Alan adının 17.01.2012 tarihinde kayıt edildiği ve kayıt süresinin 16.01.2029 tarihinde son bulacağı, Site erişim ve yer sağlayıcısının ....A.Ş. firması olduğu, Sitede hdps://....com.tr/.../...-... adresinde yer alan ... ... Sistemleri hakkında bilginin olduğu tespit edildiği, site https://web...org/ alan adlı web sitesindeki arşiv kayıtlarında yapılan incelemede; Sitenin 24.06.2013-04.12.2023 tarihleri arasında 41 adet arşiv kaydı olduğu, sitenin 2016 yılı ve öncesi arşiv kaydında logosunun kullanıldığı, sitenin 2017 ve sonrası arşiv kayıtlarında logosunun kullanıldığı, sitenin ilk arşiv kaydı itibariyle site alan adında ve site içeriğinde... ibaresinin yer aldığı, https://....com.tr/.../...-... adresinin arşiv kayıtlarında yapılan incelemede; URL adresinin 05.09.2018-19.05.2022 tarihleri arasında 8 adet arşiv kaydı olduğu, URL adresinin ilk arşiv tarihinin 05.09.2018 olduğu, davacının ... no ile tescil edilmiş olan markasının 12.04.2012 tarihinden itibaren 35.sınıtaa yer alan "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çelik güçlendirme, çelik çatı, çelik bina konstrüksiyon, çelikten mamul asma kat, çelikten mamul merdiven, paslanmazdan mamul merdiven, cam ve ... bileşimi merdiven, ahşap ve ... bileşimi merdiven, ahşap ve ... bileşimi merdiven, çelikten mamul dekoratif kapı bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen ... perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetlerinde tescil edilmiş olduğu, davalı... .... Ltd. Şti'nin eski ünvanının... ... Ltd Şti olduğu, ilk olarak 28/02/2011 tarihinde ... no ile sicile kaydının yapıldığı, 21/12/2016 tarihinde ünvanın... .... Ltd.şti olarak değiştiği, davalıya ait ....com.tr web sitesinin arşiv kayıtlarında içerikleri belli olan davalının... şeklindeki kullanımlarının görülebildiği ilk arşiv görüntüsünün Ekim 2016 tarihi olarak görüldüğü, SMK. nun 7/3 ( e ) maddesinde “İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması.” nın marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin açıkça belirtildiği" hususlarını tespit ve rapor etmişlerdir.

Sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesi temelini, TMK 2. Madde de düzenlenen; "herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uymak zorundadır" ilkesinden almaktadır. Bir hakkın dürüstlük kuralına aykırı kullanılması, hakkın kötüye kullanılması anlamına gelmektedir. Hakkın kötüye kullanılması yasağı TMK 2/2 maddesinde düzenlenmiş, "bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasının hukuk düzeni tarafından korunmayacağı" hükmüne yer verilmiştir.

Sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesi hukukun temel ilkelerinden olan çelişkili davranış yasağı ilkesine de dayanmaktadır. Çelişkili davranış yasağının temelinde hakkaniyet ve eşitlik ilkeleri yer almaktadır. Hak sahibinin hakkı kullanma zorunluluğu bulunmamakla birlikte, hakkını ileri sürmesinin dürüstlük kuralı ve çelişkili davranış yasağına aykırılık teşkil etmemesi gerekmektedir. Karşı tarafta hakkın kullanılmayacağı kanaatini uyandıran davranışlarda bulunma biçimi olarak marka hakkının ihlali durumunda sessiz kalınması halinde, itiraz ile karşılaşılması mümkün olacaktır.

Sessiz kalma yoluyla hak kaybı, önceki hak sahibinin, hakka konu ticari ad ve işareti iyi niyetli bir şekilde kullanan kişiye karşı dava açma hakkını uzun süre kullanmaması ve ihlallere sessiz kalarak ticari ad ve işareti koruma hakkını yitirmesi demektir. Esasen sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilk kez SMK 26/6 maddesinde hükümsüzlük davaları için düzenlenmişse de, temelini TMK 2. Maddeden alan bu itirazın, markaya tecavüzden kaynaklanan davalar ile ticaret unvanı ve alan adı terkini davalarında da uygulanacağı uygulamada mahkemelerce ve yargıtay içtihatları ile kabul edilmiştir.Hemen belirtilmelidir ki; sessiz kalma nedeniyle dava açılamayacağı yönündeki savunma bir def’i olmayıp itirazdır. Zira sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesinin dayanağı TMK’nın 2. maddesi olduğuna göre, dava açılması açıkça hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve bu durum dava dosyasından ortaya konulabiliyorsa, sessiz kalma yoluyla hak kaybı bir itiraz olarak kabul edilip hâkim tarafından resen dikkate alınmalıdır. Keza TMK’nin 2/2. maddesi gereğince bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz (bkz Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 26/02/2020 Tarih, 2017/11-27 Esas, 2020/225 Karar sayılı kararı).

Sessiz kalma suretiyle hak kaybının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti, MK 2. Madde de düzenlenen hakkın kötüye kullanılmasının korumayacağı ilkesine dayandığından, somut olayın özellikleri ile birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle davacının hükümsüzlük davası olmadığı gerekçesiyle bu kuralın uygulanamayacağına ilişkin istinaf istemi yerinde değildir.

Davacı ... ... ... ... ... LTD ŞTİ 20.06.2008 tarihinde 608194 sicil no ile tescil edildiği, faaliyet alanının “Her türlü ... doğrama işlerini yapmak malzemelerinin alımı satımı işlerini yapmak imalatını yapmak ithalat ve ihracatını yapmak ve ana sözleşmesinde yazılı olan diğer işler,” olduğu, Davacı ... ... ... ... LTD ŞTİ nin 14.03.2011 tarihlerinde ... sicil no ile tescil edildiği, faaliyet alanının “ürünleri, saç, çinko,pirinç, bakır sarı,zamak, galvaniz saç, külçe,platina, U demiri, eklenti parçalarının alımı,satımı,imalatı,doğrama işlerini yapmak, ithalat ve ihracatını yapmak, her türlü boru dikişli ve çelik çekme boru ve bunların bağlantı parçalarının alımı,satımı,ihracatını ve ithalatını yapmak ve ana sözleşmesinde yazılı olan diğer işler.” olduğu, Davalı... .... LTD.ŞTİ.nin eski unvanının... ... LTD ŞTİ olduğu, ilk olarak 28/02/2011 tarihinde ... no ile sicile kaydının yapıldığı, 21/12/2016 tarihinde ünvanın... .... LTD.ŞTİ olarak değiştiği, faaliyet alanının “Her türlü madeni eşya imalatı,alım satımı ithalatı ve ihracatını yapmak. Her türlü alüminyum doğrama,alüminyum. kapı, pencere,panjur ve aksesuar işlerini yapmak, alınan işleri başka firmalara yaptırmak ve ana sözleşmesinde yazılı olan diğer işler” olduğu tespit edilmiştir.

Davacının, ... ... ..., Ltd. Şti.adına ... no ile 26/06/2009 tarihli 20/21 ve 40. Sınıflarda yer alan mal ve hizmetlerde tescilli ... ... ... ibareli markanın kelime ve şekil markası olduğu, yazıldığı gibi okunduğu, bütünsel bakış açısı ile markanın esas unsurunun ... ... ... ibaresi olduğu, Davacının ... ... ..., Ltd. Şti. adına ... no ile 12/04/2012 tarihli 35. Sınıfta yer alan hizmetlerde tescilli ... ... ... markasının olduğu, kelime ve şekil markası olduğu, yazıldığı gibi okunduğu, bütünsel bakış açısı ile markanın esas unsurunun ... ... ... ibaresi olduğu, Davalının kullanımlarına bakıldığında; www...com.tr ibaresinin alan adı olarak kullanıldığı, ... ... alan adı altında yayınlanan web sitesinde şekil ... ... ibaresinin markasal olarak kullanıldığı, markanın esas unsurunu şekil ... ibaresi olduğu, ... ibaresinin markanın kullanıldığı sektörü, ürün cinsini işaret ettiği, tali unsur olduğu, davacının markaları ile davalının kullanımları arasında düzenleme ve tertip tarzı itibariyle, görsel ve sessel olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, Davalının kullanımlarının, davacının ... no ile 35. Sınıfta yer alan hizmetlerde tescilli “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çelik güçlendirme, çelik çatı, çelik bina konstrüksiyon,çelikten mamul asma kat,çelikten mamul merdiven, paslanmazdan mamul merdiven,cam ve ... bileşimi merdiven, ahşap ve ... bileşimi merdiven, ahşap ve ... bileşimi merdiven, çelikten mamul dekoratif kapı bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen ... perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetlerinde olduğu, ortalama düzeydeki alıcı kitlesine hitap ettiği, iltibas oluştuğu, gerek ticaret unvanında gerek alan adındaki marka kullanımda marka hakkına tecavüz edildiğinin kabul edilmek birlikte, davanın 02/09/2021 tarihinde açıldığı, davalının... şeklindeki kullanımlarının görülebildiği ilk arşiv görüntüsünün Ekim 2016 tarihi olarak görüldüğü, buna göre davacının markası ile karışıklık yaratacak şekilde tescil ettirilmesinin ticari dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiği, marka hakkına tecavüzün oluştuğu, ve alan adı terkini koşullarının oluştuğu, davalının ... markasının ticari hayatta iltibas teşkil edecek şekilde kullanımının haksız rekabet teşkil ettiği, dayanağını TMK 2. Madde de düzenlenen iyiniyet ilkesinden alan sessiz kalma yoluyla hak kaybı savunmasının ileri sürülemeyeceği

ancak ticaret unvanı terkini yönünden ticaret sicilinin herkese açık olduğu, davalı ile davacının faaliyet alanının aynı olduğu, aynı faaliyet alanında bulunan şirketlerin birbirinden haberdar olmadığının düşünülemeyeceği, unvan terkini talebi yönünden davacı tarafın sessiz kaldığı, bunca yıl sonra unvan terkini davası açılmasının TMK m.2 uyarınca dürüstlük kurallarına aykırı ve hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu ve korunamayacağı kanaatine varılarak neticeten davalıların marka kullanımının davacının izniyle gerçekleştiği , markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil etmediği, mahkemece ticaret unvanı terkeni yönünden davanın reddine karar verilmiş olmasının dosya kapsamı ve hukuka uygun olduğu, bu konudaki istinaf talebinin reddi gerektiği anlaşılmıştır.

Dosya kapsamına göre, davalı... .... LTD.ŞTİ.nin eski ünvanının... ... LTD ŞTİ olduğu, ilk olarak 28/02/2011 tarihinde ... no ile sicile kaydının yapıldığı, (yargılama sırasında da davalının unvan değişikliğine giderek ticaret unvanını ... ... ANONİM ŞİRKETİ) olarak değiştirdiği, davacının bu kullanımlardan haberdar olduğu gerekçesi ile ticaret unvanı terk talebinin reddine karar verilmesinde aykırılık bulunmuyor ise de, alan adının kullanımı yönünden, davacının ticaret unvanındakinden farklı olarak kullanımdan haberdar olmasının beklenemeyeceği, davacının alan adı ve alan adı içindeki kullanımdan haberdar olduğuna dair dosyada delil bulunmadığı, davalı şirketin web sitesinin incelenmesinde; 2016 yılı ve öncesi arşiv kayıtlarında ... logosunu kullandığı, 2017 ve sonrasında ise logosunu değiştirdiği, logo ile birlikte... şeklinde kullanımının bulunduğu, 02 Ekim 2016 tarihli paylaşımda... ve ... ibaresinin markasal olarak kullanıldığı, davalının markasal kullanımının başladığı tarihten 02/09/2021 dava tarihine kadar 5 yıllık sessiz kalma süresinin geçmediği anlaşılmakla, alan adına yönünden kullanımlarının markaya tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, men'ine, alan adına erişimin engellenmesine karar vermek gerekmiştir.

Maddi tazminat bakımından davacılar SMK’nin 151/2-b maddesi uyarınca davalının tecavüz yoluyla elde ettiği net kazanca dayanmış, bilirkişi incelemesinde dava konusu markanın satışlara olan etkisi üzerinden elde edilen muhtemel kazancın 124.611,02 TL. olarak hesap edildiği, miktarın somut olayın özelliğine uygun olduğu değerlendirilmiş, manevi tazminat için 1.000,00 TL tazminatında ihlalin niteliği ve somut olayın özelliğine göre hak ve adalete uygun olduğu bu nedenle davanın bu miktar yönünden de kabulü gerekirken reddine karar verilmesi yerinde olmadığından davacının istinaf isteminin kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.

Davacı tarafça her ne kadar haksız rekabete ilişkin talepte bulunulmuş ise de, somut olaya bakıldığında; davacı tarafa SMK'nın marka hükümleri kapsamında hukuki koruma sağlanmış olup aynı zamanda haksız rekabete ilişkin hükümlerin kümülatif olarak uygulanmasına yer olmadığı anlaşılmakla bu konudaki istinaf isteminin reddi gerekmiştir.

Tüm bu açıklamalara göre, davacı vekilinin istinaf talebinin HMK 353/1.b.2 maddesi gereğince kısmen kabulü ile kararın kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,

2-Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 03/07/2024 tarih, 2021/543 E., 2024/110 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,

3-Davanın kısmen kabulüne,

-Davacının ticaret unvanı terkin talebinin reddine,

- Davalının, www...com.tr alan adı ve web sitesi içeriğinde... ibareli kullanımlarının markaya tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, ... ... ibaresinin markasal olarak kullanılmasının men'ine ve refine, alan adına erişimin engellenmesine

-Davalının alan adı marka hakkını ihlal kapsamında SMK 151/2-b kapsamında 124.611,02 TL maddi tazminatın 1.000,00 TL'sinin dava, 123.611,02 TL'sinin ıslah tarihi olan 09/11/2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 1.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,

-Haksız rekabet isteminin reddine,

4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;

4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken markaya tecavüz yönünden 732,00 TL maddi tazminat yönünden 8.512,17-TL, manevi tazminat talebi yönünden 732,00 TL karar harcı toplamından 9.976,17 TL peşin alınan 59,30-TL'nin mahsubu ile 9.916,87 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

4/b-Reddedilen ticaret unvanı talebi yönünden 732,00 TL haksız rekabet yönünden 732,TL 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.464,00 TL maktu harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

4/c-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 59,30-TL başvurma harcı, 59,30-TL peşin harç, 8,50-TL vekalet harcı, 7.500,00-TL bilirkişi ücreti, 495,10-TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 8.382,20-TL'nin, davanın kısmen kabul edilmiş olması sebebiyle, 5.029,32-TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,

4/ç-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına,

4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre red olunan unvan terkini yönünden 55.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,

4/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre red olunan haksız rekabet yönünden 55.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,

4/f-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre markaya tecavüz yönünden 55.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,

4/g-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre maddi tazminat yönünden 55.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,

4/h-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre manevi tazminat yönünden 1.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,

5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;

5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,

5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 1.169,40-TL istinaf yoluna başvurma harcı, 260,00-TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.429,40-TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,

5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 09/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1378, K. 2026/1551, T. 09.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1378-e-2026-1551-k-2f405dd85850