Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1072 E. 2026/1602 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1072
- Karar No
- 2026/1602
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/1072 KARAR NO : 2026/1602
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 04.04.2024 NUMARASI : 2022/189 E. - 2024/51 K. DAVANIN KONUSU : Markanın Hükümsüzlüğü KARAR TARİHİ 14.10.2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 14.10.2026
İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 04.04.2024 tarih 2022/189 E. - 2024/51 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA :Davacı vekili, müvekkilinin 2008/58380, 2015/49903, 2021/171105 sayılı “....” ve tescil aşaması devam eden "....." ibareli markalarının olduğunu, davalı şirketin 2019 yılında kurulduğunu, şirket hissedarı ..... 2019/93601 sayılı “.....” marka başvurusuna müvekkili tarafından itiraz edildiğini ve başvurunun ilgili alanlarda reddedildiğini, yine 2020 yılında aynı markaya “.....” ibaresi eklenmek suretiyle davalı şirket adına 2020/98999 sayılı marka başvurusunda bulunulduğunu ve bu markaya istinaden istinaden Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinin 2022/20 E. sayılı dosyasında açılmış davada markanın hükümsüzlüğüne karar verildiğini, bu duruma ek olarak davalı şirket hakkında İzmir Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinin 2021/101 E. sayılı dosyasında açılmış davada alınan bilirkişi raporunda, müvekkilinin davasında haklı olduğu ve ticaret unvanının terkin edilmesi gerektiği kanaatine varıldığını, davalı şirketin, istediği sınıflarda tescil ettiremediği "...." markasına ".." ibaresi ekleyerek tescil ettirme gayreti içinde olduğunu, müvekkilinin yeme içme sektörü içinde ..... unu alanında 2006 yılından beri faaliyet gösterdiğini, .... sitesinin müvekkiline ait olduğunu , davalının .... internet sitesi üzerinden itiraz sonucu reddedilen markayı kullanmaya ve karıştırma ihtimali yaratarak haksız rekabet yaratmaya devam ettiğini, sitenin ana sayfasında reddedilen markanın logosu markasal anlamda kullanıldığını ve ve görsel olarak seçilen ibarelerin müvekkilinin internet sayfasıyla benzerlik taşıdığını, davalının, müvekkilinin markasını ve internet sitesini taklit ederek piyasadaki itibarından faydalanma amacı güttüğünü, her iki firmanın aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, İzmir menşeli olduğu, davalı şirket ortağının eski firmasının, müvekkili ile ticaret yaptığını, davalının kötü niyetli olarak "...." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu ,ayrıca taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunduğunu, müvekkilinin 2006 yılında ticari hayatına başladığını ve 15 yıl boyunca kullandığı “.....” markasının ayırt edici nitelik kazandığını, davalının cevap dilekçesindeki zayıf marka savunmasının yerinde olmadığını, davalı tarafça müvekkilinin markasının “....” değil de “.....” miş düşünülüp dilekçenin o mahiyette yazıldığını, davalının vermiş olduğu örneklerin müvekkilin markası ile ilgisinin bulunmadığını, ileri sürerek davalı şirketin Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde yapmış olduğu 2021/17981 sayılı “....” ibareli marka başvurusunun 30. sınıf "Unlu mamuller. Ekmek, ekmek kırıntısı, kızarmış ekmek parçacıkları, kıtır ekmek parçaları, peksimet ve peksimet parçacıkları, un ve/veya sosa bulanmış kızartılmış ekmek parçacıkları. ..... unu. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler" emtiaları açısından hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, davacının "...." ibareli markasının başlangıç kısmını oluşturan "....." ibaresinin, İtalyanca "......" veya Fransızca "....." "....." anlamını içeren sözcükten alıntı olduğunu, ülkemizde de sıklıkla kullanılan ve galetadan veya kızarmış ekmek kabuğundan yapılmış olan un niteliğindeki "....."nun ortalama tüketici nezdinde oldukça bilinen bir ürün olup, davacının markasının da bu ürüne işaret ettiğini, yani tasviri olduğunu, “....” kelimesinin “...” kökeninden geldiğini, davacının "...." ibareli markasının 30. sınıf bakımından tanımlayıcı terimden türetilmiş bir marka olup zayıf marka niteliğinde olduğunu, zayıf markadaki tasviri unsur üzerinde tekel hakkına sahip olunmasının mümkün olmadığını, davacının sahip olduğu hak yalnızca markanın bütünü üzerine olduğunu, davacının müvekkilinin tescil ettirdiği "....." markasını sırf "...." ibaresini içerdiğinden tescil edilmemesi gerektiği iddiasının mümkün olmadığını, 30. sınıf bakımından davacının markası tasviri ve zayıf marka niteliğinde olduğundan diğer markalara katlanma yükümlülüğü bulunduğunu, davacının emsal olarak sunduğu bilirkişi raporlarına dayanılarak verilen kararlara konu markaların iş bu davaya konu markadan farklı olduğunu, “.....” ve “....” markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, davacının sunduğu belgelerin “....” markasının bilinirliğini ispatlamaya elverişli olmadığını, müvekkilinin "....." markasını alamadığı için "...." ibaresi ile markalaştırmaya çalıştığı noktasında kötü niyetli olduğunu iddia eden davacının esasen kendisinin kötü niyetli olduğunu, çünkü müvekkiline ait bir diğer marka olan “....” ibareli marka tescil edildikten sonra 01.12.2021 tarihinde davacının "....." ibaresiyle marka tescil başvurusunda bulunduğunu, oysaki müvekkilinin markası tescil edilene denk davacının “....” ibareli bir başvurusu olmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın Türk Patent ve Marka Kurumu'nda tescilli "...." ve "...." ibareli markaların olduğu, bu markalarının bulunduğu, davalı adına ise "...." markasının olduğu, dosyadaki mevcut bilgi ve belgeler alınan bilirkişi raporunda hükümsüzlüğe konu edilen markanın SMK 6/1 ve 6/3 kapsamlarında iltibas ihtimalinin bulunmadığı ancak davacı ile davalının aynı il "İzmir" sınırları içerisinde ve aynı alanda faaliyet gösterdikleri, davacının davalı taraftan 13 yıl önce faaliyete başladığı davalı şirket ortağı ile ticaret ilişkisinin bulunduğu gibi davalının daha öncede "...." ibareli markayı tescil ettirmek istediği ancak türk patent kurumunca iltibas bulunduğunu ve bununda Ankara 2. FSHHM dava konusu edildiği, bütün bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davalının marka tescili ettirmesi yönelik girişimlerinin kötü niyetli tescil ettirdiği gerekçesiyle davacının davasının kabulü ile davalının kötüniyetli tescil ettirdiği kanaati hasıl olmakla davalı adına 2021/17981 nolu markanın 30. sınıf "Unlu mamuller. Ekmek, ekmek kırıntısı, kızarmış ekmek parçacıkları, kıtır ekmek parçaları, peksimet ve peksimet parçacıkları, un ve/veya sosa bulanmış kızartılmış ekmek parçacıkları. ..... unu. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler." emtia yönünden hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, mahkeme kararının gerekçesiz olduğunu, davacı markasının ayırt edicilik eşiğini aşıp aşmadığı, tür isminden türetilip türetilmediği müşteri çevrelerinin aynı olup olmadığı, tüketiciler tarafından markaların karıştırılma ihtimali ve markanın tescilinin kötüniyetli olup olmadığı noktaları başta olmak üzere birçok konuda ihtilaf bulunmaktayken yerel mahkemece bu hususların hiç tartışılmadığını, bilirkişi raporunun bir paragrafı alınarak gerekçe olarak kararda yer verildiğini, kararda savunmalarının da törpülendiğini ve esasa etki eden birçok savunmalarının karar içeriğine dahi alınmadığını, bilirkişi raporuna itirazlarının usulüne uygun olarak incelenmediğini, bu itirazları hakkında da gerekçeli kararda bir açıklamaya yer verilmediğini, davacının markasınnın tanımlayıcı bir terimden türetilmiş olup zayıf marka niteliğinde olduğunu, bu zayıf ve tasviri marka üzerinde davacının tekel hakkı verecek şekilde karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, tür isim üstünde tekel hakkı kurmak isteyen davacının asıl kötü niyetli olan taraf olduğunu, mahkemece bu hususların da değerlendirilmediğini, davacının markasının tanınırlığını ve kullanıldığını ispat edemediğini, mahkemece bu konuda bir inceleme yapılmadığını, her iki markanın hitap ettiği müşteri çevresine ilişkin araştırma yapılmadığını, ürün ile karşılacak son kitlenin aynı olup olmadığı, tüketicilere mi yoksa tacirlere mi hitap edildiği, ürünün satışı esnasında markanın kullanılıp kullanılmadığının araştırılmadığını, markalar arasında karıştırılma ihtimali değerlendirilirken markaların zayıf ya da güçlü marka olup olmadığına da bakıldığını, önceki marka zayıf olduğu ölçüde karıştırılma ihtimalinin de düştüğünü, davacı markasıyla müvekkili markasının işaretlerin bütünsel olarak ele alınması halinde karşılaştırılmasında görsel benzerliğin olmadığını, her iki marka incelendiğinde öne çıkan ve ayırt edicilik katan unsurların farklı olduğunun rahatlıkla görüldüğünü, zayıf markalar arasındaki iltibas tehlikesinin yapılacak küçük bir değişiklik ile bertaraf edilebidiğini, davacının hükümsüzlüğe dayanak yaptığı 2021/171105 Numaralı "...." markasının müvekkili başvurusu yapıldığı tarih itibariyle tescilli bir marka olmadığını, bu nedenle de hükümsüzlük talebinde ilgili markanın ileri sürülmesinin mümkün olmadığını, davacının hükümsüzlük talebine gerekçe gösterdiği, müvekkili markası ile karıştırılmasının mümkün olduğunu iddia ettiği markasının Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğunu ispat etmek zorunda olduğunu, davacının hükümsüzlüğünü talep ettiği markaya yönelik yapmış olduğu itirazlarının Türk Patent Kurumu tarafından reddedildiğini, tedbir kararının hukuka aykırı olduğunu, kaldırılmasını talep ettiklerini, davacı tarafın dava dilekçesinde yer verdiği Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2022/20 E. Sayılı dosyasında verilen kararın henüz kesinleşmediğini, davacının bu karara dayanarak hükümsüzlük talep etmesinin hem karar kesinleşmediğinden hem de ilgili dava YİDK kararının iptali istemli bir dava olduğundan mümkün olmadığını, davacının bahsettiği diğer İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin dosyasında ise henüz karar dahi verilmediğini, ilgili dosyada alınan bilirkişi raporunun ise hüküm kurmaya elverişli olmadığını, bilirkişi raporuna karşı da taraflarınca itiraz edildiğini, her iki dosyanın da işbu davaya dayanak teşkil edemeyeceğini, mahkemece müşteri çevresi konusunda hiç araştırma yapılmamasının hukuka aykırı olduğunu, basiretli tacirin de markaları karıştırabileceğinin düşünülmesinin abesle iştigal olduğunu, mahkemece, itiraz etmelerine rağmen ciddi kullanım konusunda hiçbir inceleme yapılmadığını, davacının ciddi kullanım olgusunu ispat etmediğini, hükme esas alınan raporu düzenleyen bilirkişilerden birinin ziraat mühendisi olup olayda ziraat mühendisinin bir yetkinliği bulunmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE :Dava, davalı adına kayıtlı markanın kötü niyetle tescil edildiği, kötü niyet şartının gerçekleşip gerçekleşmediğine yönelik markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Davacı vekili dava dilekçesinde davaya konu olan ve davalının kullandığı .... markasının müvekkili tarafından kullanılan .... markasıyla benzerliklerin olduğunu, bu konuda daha önceden Ankara 2. Fikri ve Sınai Hakları Hukuk Mahkemesinden 2022/10 esas ve 2022/325 Karar sayılı dosyasında dava açıldığını ve benzerliklerin tespit edildiğini, bu markanın hükümsüzlüğüne karar verildiğini, müvekkiliyle davalının aynı alanda faaliyet gösterdiğini, ..... unu denilen ürünü ürettiklerini ve sattıklarını belirterek 2021/17981 numaralı .... ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili ise savunmalarında bu markanın güçlü bir marka olmadığı, davacı lehine koruma sağlamadığı, ..... unu denilen ürünün müşteriler tarafından bilindiğini .... kökünün bu tür ürünlerde kullanıldığını, markalar arasında karıştırma ihtimalinin bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 23.02. 2023 tarihli cevaba cevap dilekçesinde, dava dilekçesinde ileri sürmediği kötü niyet iddiasını dilekçenin son kısmında ileri sürerek bilirkişi tarafından 6769 Sayılı Kanun Madde 6/9 yönünden değerlendirme yapılmasını da istediğini belirtmiştir. Mahkemece yapılan yargılamada alınan bilirkişi raporunda, davacıya ait 2008/58380 sayılı markaya ait 29 ve 30 sınıfta bulunan ürünün ve 2015/49903 sayılı 35 sınıfta bulunan markanın değerlendirilmesinin yapıldığı (bu markaya ilişkin bir talep yok), davalı adına tescilli olan 2021/17981 numaralı..... sınıfa ait markaların karşılaştırılmasının yapıldığı, markaların birbirine benzer olduğu ortalama bir tüketici tarafından karıştırılabileceği ve SK madde 6 /9 hükmüne göre kötü niyet takdirinin hakime bırakıldığını belirtmiştir. Mahkemece yapılan yargılamada dava konusu olan.... markasının davalıya ait .... ile SK madde 6/1 kapsamında iltibasa sebebiyet verdiği, 29 ve 30 uncu sınıflardaki mallar yönünden bu irtibatın oluştuğu, davacının 2008/58380 ve 2015/49903 sayılı markalarının davalının kullandığı..... ile ayniyet ve benzerlik bulunduğu, ortalama tüketicinin.... ile ....ibarelerini karıştırabileceği, her iki markada da başak şekil unsurlarının kullanıldığı, davalı markasındaki yel değirmeninin şekil unsurunun sıradan olması nedeniyle davacının başak şekil unsuruyla karışabileceği fonetik açıdan birbirini çağrıştırdığı, SK madde 6/1 anlamında iltibas ihtimalinin doğabileceği, ancak 35 sınıftaki hizmetler yönünden sınıf farklılığı bulunduğundan SK madde 6/1 anlamında iltibas ihtimalinin bulunmadığına ilişkin bilirkişi raporuna istinaden davacının 2021/17981 no'lu markasının 30 sınıf "Unlu mamuller. Ekmek, ekmek kırıntısı, kızarmış ekmek parçacıkları, kıtır ekmek parçaları, peksimet ve peksimet parçacıkları, un ve/veya sosa bulanmış kızartılmış ekmek parçacıkları. ... unu. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler." emtia yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verildiği belirlenmiştir. Davalı vekilinin istinaf talebi olan bilirkişi raporuna karşı itirazların incelenmediği ve değerlendirilmediği, her iki markanın hitap ettiği müşteri çevresinin ayrı olduğu ve davacının markasının zayıf marka olduğuna ilişkin unsurların bilirkişi raporunda değerlendirildiği ve mahkeme tarafından da bu rapora dayanılarak karar verildiği, dolayısıyla markanın zayıf marka olmadığı, her iki markanın çevresinin tüketiciye yönelik olduğu, ..... unu niteliğindeki ürünlerin 29 ve 30 sınıfta yer alan mallara ilişkin olarak hitap edilen müşteri kitlesinin orta düzeyde olduğu kabul edilerek inceleme yapıldığı, ürünün niteliğinde bunu gerektirdiği, tanınmış markanın kopyalandığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak davalı vekilinin istinaf taleplerinin yerinde olmadığı tespit edilerek talebin reddi gerekmiştir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00 TL'den peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 14.10.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.