Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/236 E. 2026/2793 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/236
- Karar No
- 2026/2793
- Karar Tarihi
T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/236 KARAR NO : 2026/2793
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)
İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : .... Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : ... Esas, ... Karar TARİHİ : ...
DAVACILAR : 1- ... 2- ... 3- ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... Av. ... DAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ : 03/11/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/11/2026
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların iddia ve savunmalarının özeti: DAVA: Davacı/Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi ... tarihinde ...'ın sevk ve idaresindeki şirketlerince ... poliçe numarası ile sigortalandığını, ... plakalı aracın kaza yapması sonucu vefat ettiğini, kaza sebebi ile ....Ağır Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, maddi tazminat talebinde bulunduğunu, sigorta şirketine ... tarihinde başvuru yaptığını, sigorta şirketinin yaptığı teklif kabul edilmediğini, kusur ölüm, sakatlık, tazminat ve diğer tüm hakları saklı kalmak kaydıyla 3.000,00-TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile bitlikte davalıdan sigorta poliçeleri, yönetmelik ve mevzuat sorumlulukları dahilinde olmak üzere tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket sigortalısı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğundan kazanın meydna gelmesinde başka unsurların etken olup olmadığının araştırılması ve tam kusurun belirlenebilmesi açısından dosyanın Adli Tıp Kurumu’na gönderilerek kusur raporu alınmasını, aynı zamanda kusur incelemesi açısından ceza dosyasının bekletici mesele yapılmasını, tazminat hesabı yaptırılacaksa bu hesaplama aktüeryal olarak ve güncel olarak yapıldığından, ileride ödenmesi gereken miktar bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihe indirgenerek hesaplandığından, faizin dava ya da temerrrüt tarihinden değil hükme esas alınana bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihten itibaren hükmedilmesi gerektiğini, meydana gelen kaza sebebi ile müvekkili şirketin sorumluluğunun olduğu düşünülse bile, kaza sebebi ile davacıya bağlanan ya da bağlanması gereken maaşın peşin sermaye değerinin, davacıya yapılan diğer ödemelerin hesaplanan tazminattan düşülmesi gerektiğini, bu sebeple bu hususların bağlanan maaşın ve yapılan ödemelerin SGK’dan sorulmasını, müvekkili şirketin haksız mükerrer tazminat talebiyle karşılaşması sakıncasını bertaraf etmek için davacının dava konusu kaza nedeniyle herhangi bir ödeme alıp almadığının araştırılması ve almış olması halinde davanın reddini talep ettiğini, davacının geçici ya da kalıcı işgöremezlik sebebi ile SGK’dan her ne ad altında olursa olsun almış oldukları her türlü tazminat maaş ödemesi sigortalı kusurlu bulunduğundan SGK tarafından müvekkili şirketten rücuen talep edileceğini, bu durum, müvekkili şirketin mükerrer tazminat sakıncası ile karşılaşması sonucunu doğuracağını, açıklanan nedenle, müvekkili şirketin mükerrer tazminat talebiyle karşılaşması sakıncasını bertaraf etmek için, davacının SGK’dan almış ve almakta oldukları tüm ödemelerin öncelikle davacıların netice-i talebinden düşülmesi ve gerekli halde davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, arz olunan nedenlerle açılan davanın reddine, masraflar ve vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN ... TARİHLİ KARARI: Mahkemece davacıların maddi tazminat davalarının değer arttırma dilekçesi doğrultusunda Kabulü ile; 245.373,86 TL destekten yoksun kalma tazminatının (davalı ... şirketi poliçe limiti ile sorumlu olmak üzere) temerrüt tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, 32.071,46 TL destekten yoksun kalma tazminatının (davalı ... şirketi poliçe limiti ile sorumlu olmak üzere) temerrüt tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a (velayeten ...'a) verilmesine, 32.071,46 TL destekten yoksun kalma tazminatının (davalı ... şirketi poliçe limiti ile sorumlu olmak üzere ) temerrüt tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a (velayeten ...'a) verilmesine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı vekili; KTK 97. maddesi gereğince dava açılmadan önce başvuru şartı usulüne uygun gerçekleşmediğinden davanın reddi gerekirken kabul yönünde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, gerekçeli karara dayanak alınan bilirkişi hesap raporu hazırlanırken, bilirkişi tarafından hesap raporu TRH 2010 ölüm tablosu'na göre hazırlandığını ve bilirkişi tarafından hesaplama yapılırken progresif rant yöntemi kullanılarak hesaplama yapıldığını, tazminat hesabının teknik faiz kullanılmak sureti ile aktüeryal olarak yapılması gerektiğini, ilk derece mahkemesince verilen kararın hukuka ve Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, uyuşmazlık konusu kazanın, ... tarihli Karayolları Motorlu Araç Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları yürürlüğe girdikten sonra tanzim edildiğinden hesaplamanın TRH 2010 yaşam tablosu çerçevesinde aktüeryal olarak yapılması gerektiğini, gerekçeye dayanak hesap raporunun hatalı olduğunu, bilimsel yöntem kullanılarak aktüeryal hesaplama yapılması gerektiğini, mevcut yargı uygulamasında hesaplamada kullanılan progresif rant yönteminin hiçbir bilimsel dayanağı bulunmadığını, yargılama süresince birçok kez beyan ve itirazlarda bulunulduğunu, ilk derece mahkemesince itirazların dikkate alınmadığını, yargılama süresince itiraz ve beyanlarda bulunduklarını mevcut hata ve eksik hususların aydınlatılması adına yeni bir hesap raporu alınmadığını, müvekkili şirkete usulüne uygun bir başvuru gerçekleştirilmediğinden, müvekkilinin temerrütünün bulunmadığını, mahkemece başvuru tarihinden itibaren faize hükmedilmesine yönelik kararın hatalı olduğunu, müvekkili şirket aleyhine hükmedilecek tazminata aslında faiz başlangıç tarihi hükme esas alınan bilirkişi raporunun düzenlendiği tarih olması gerektiğini, güncel ve denetime elverişli nitelikte bir hesap raporu alınmadan hüküm kurulmuş olmasının hukuka ve Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu belirterek mahkemece verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalan davacıların maddi tazminat istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekilinin usulüne uygun başvuru yapılmamış olduğuna yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Davalı vekili dava tarihinden önce davacıların usulüne uygun bir şekilde başvuruda bulunmadığını ileri sürmüş ise de, davacıların davadan önce ... tarihli dilekçe ve ekindeki görüntü izleme tutanağı, bilirkişi raporu, veraset ilamı, vukuatlı nüfus aile kayıt örneği, otopsi tutanağı, ölüm belgesi ve vekaletname belgeleriyle davalı tarafa usulüne uygun şekilde başvuru yaptıkları, belgelerin davalı tarafa ... tarihinde tebliğ edilmiş olduğu, davalı kurumun da bu başvuruya karşı davacılara herhangi bir ödeme yapmadığı anlaşılmış, davacılar tarafından davadan önce usulüne uygun şekilde yapılan başvuru neticesinde ödeme yapılmaması nedeni ile eldeki davanın açılmış olmasında herhangi bir yanlışlık bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. Davalı vekilinin hesap raporuna ve poliçe teminat limitine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Anayasa Mahkemesinin ... E.K sayılı ... günlü kararı sonrasında Yargıtay 17. Hukuk ve sonrasında Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin istikrarlı kararlarında (örneğin ... gün ve ... Esas ve ... karar sayılı kararları, ... Esas ve .. Karar sayılı kararları) davacının gerçek zararının belirlenmesi noktasında davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenerek ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiğine işaret edilmiştir. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda mahkemesince hükme esas alınan ... tarihli hesap raporunda TRH 2010 ve prograssif rant yöntemi kullanılmak sureti ile asgari ücret baz alınarak, bakiye yaşam sürelerinin, pay oranlarının içtihatlara göre yerinde belirlendiği, müteveffanın kazanın meydana gelmesi karşısında eşi ve çocukları olan davacılara farazi destek olacağının kabulü ile davacıların zararının belirlendiği anlaşılmakla raporun bu yönüyle hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Diğer yandan davalı vekili vekalet ücreti ve tazminat bedelinin poliçe limitini aştığını ileri sürmüş ise de; kaza tarihi itibariyle davalı ... şirketinin poliçe teminat limitinin 360.000,00 TL olduğu ve hükme esas alınan hesap raporuna göre garameten hesaplama yapılmış olduğu, buna göre davalılara ödenmesi gereken toplam tazminat bedelinin 360.000,00 TL olup poliçe teminat limitini aşmadığı, teminat limitinin tazminat miktarına ilişkin olup vekalet ücreti- yargılama gideri gibi hesaplamaların poliçe teminat limiti içerisine dahil edilerek hesaplanamayacağı anlaşılmakla davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusu da yerinde görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince davanın yazılı şekilde karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İlk Derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 21.143,10-TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 5.285,78-TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 15.857,32- TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile karar verildi.03.11.2026
... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır
İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.