Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1612 E. 2026/1236 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1612
Karar No
2026/1236
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1612 - 2026/1236

T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ

ESAS NO : 2024/1612 (ESASTAN RET ) KARAR NO : 2026/1236 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08/06/2023 ESAS-KARAR NO : 2022/643 E - 2023/416 K

DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 30/09/2026 YAZILDIĞI TARİH : 30/10/2026

Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİ Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında 15 Kasım 2007 tarihinde Varlık Alım Sözleşmesi (VAS) imzalandığını, sözleşme kapsamında davacı şirketinin bir kısım varlıklarını, taşınmazlarını, işlerini ve operasyonlarını davalı şirkete sattığın ve devrettiğini, sözleşmesinin 8.9 numaralı bölümünde davacı şirketin vermiş olduğu tüm teminat mektuplarının davalı tarafından yenileri ile değiştirileceğinin teyit edildiğini, VAS’nin imzalanmasından sonra davalı tarafından teminatların süresinde değiştirmemesi ve GMS’nin kaynaklarını kullanmaya devam etmesi nedeniyle taraflar arasında çeşitli uyuşmazlıklar yaşandığını ve bu uyuşmazlıkları gidermek için tarafların karşılıklı taahhütler çerçevesinde 5 Ocak 2010 tarihinde “Sulh Anlaşması” imzalandığını, Sulh Anlaşmasının ekinde ... tarafından iade edilecek teminatları gösteren Exhibit-2’de Joint Project davacı adına düzenlenen ve VAS anlaşması kapsamında davalıya devredilen ... tarafından düzenlenmiş, 205.539,50 USD tutarındaki 27 Ağustos 2007 tarihli Kesin Teminat Mektubu'nun Sulh Anlaşması kapsamında davalı tarafından iade edileceğinin taahhüt edildiğini, Sulh Anlaşması’nın Teminat Mektupları ile ilgili 4. Bölümünde; " ..., ............... 'nin ...' ye işbu Bölüm 4'te öngörülen işbirliğini, desteği ve yetkiyi sağlaması halinde, VSS'nin 8.9 numaralı Bölümüne göre vadesi dolmuş ve dolmamış teminatların devredilmesini ve veya iade edilmesinin sağlanmasından ve ayrıca bu yükümlülüğü yerine getirmemesinden ...'nin sorumlu olacağını kabul eder. GMS, ... Bankası, ... ve ...' dan alınacak vadesi dolmuş (ancak ilgili bankaya geri verilmemiş) ve dolmamış teminatların tam bir listesini ...' ye işbu Anlaşma tarihinden itibaren 3 (üç) iş gününden geç olmamak üzere sağlayacaktır. Vadesi dolmuş ve dolmamış teminatlara ilişkin olarak ilgili liste, taraflarca tamamlanmasını takiben işbu Anlaşma' ya Ek-2 olarak eklenecektir. ..., işbu Bölüm 4'te yer alan tüm teminatların devrini, teminatların listesinin taraflarca tamamlanması ve işbu Anlaşma' ya eklenmesinden itibaren 10 (on) iş günü içerisinde tamamlayacaktır. ... ayrıca, ...' ye veya vekiline, işbu Anlaşma'nın EK-3 'ünde belirtilen şekilde, vadesi dolmuş veya dolmamış teminatların müşterilerden, bankalardan ve diğer ilgili üçüncü kişilerden toplaması amacıyla yazılı yetki vermeyi kabul eder ve bu yetkilendirmeler ... tarafından işbu Anlaşma tarihinden itibaren 3 (üç) iş gününden geç olmamak üzere verilecektir.” hükmünü içerdiğini, davalı taraf Özbekistan Sağlık Bakanlığı ile yapılan sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmediği için Özbekistan Sağlık Bakanlığı’nın (Uzmedexport) 28-10/2435 nolu ve 22.12.2009 tarihli yazısı (EK-4) Kesin Teminat Mektubu’nun 41,107.90 USD’lik kısmı'nın 04.01.2010 tarihinde ... adına ... (... Tıbbi Cihaz İmalat İthalat İharacat Ltd. Şti)’nin .........Bankası A.Ş, Ulus Şubesi hesabından tahsil edildiğini, Özbekistan Sağlık Bakanlığı tarafından irad kaydedilen 41.107,90 USD'lik teminat tutarı alacağı için Ankara 12.İcra Müdürlüğü'nün 2022/4877 sayılı takip dosyasından başlatılan icra takibinin davalı tarafın tarafın kötüniyetli itirazı üzerine durduğunu belirterek davalı tarafın Ankara 12.İcra Müdürlüğü'nün 2022/4877 sayılı takip dosyasına vaki itirazının iptaline, takibin devamına, takip miktarı üzerinden %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ Davalı vekili; davacının iddiasını dayandırdığı Sulh Sözleşmesi'nin "Uygulanacak Hukuk ve Yetkili Mahkeme" başlıklı 13. maddesinde, bu sözleşmeden doğan uyuşmazlıklar bakımından İngiltere (Londra) Yüksek Mahkemesi'nin yetkili olacağının ve uyuşmazlıklara her yönüyle İngiliz Hukuku'nun uygulanacağının kararlaştırıldığını, 5718 Sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 24/1. maddesinde; "Sözleşmeden doğan borç ilişkileri tarafların açık olarak seçtikleri hukuka tabidir. Sözleşme hükümlerinden veya halin şartlarından tereddüde yer vermeyecek biçimde anlaşılabilen hukuk secimi de geçeridir." hükmü getirildiğini, özel hukuk sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklara uygulanacak hukukun taraflarca serbestçe belirlenebileceğini, eğer taraflarca bu şekilde uygulanacak hukuk belirlenmişse uyuşmazlığa ilgili hukukun uygulanmasının gerektiğini, zira tarafların bu konuda bir anlaşmaya varmalarını engelleyen yasal düzenleme olmadığı gibi uyuşmazlığın yabancılık unsuru içermesi şeklinde bir koşulun da mevcut olmadığını, somut olayda uyuşmazlığın, sözleşmede kararlaştırıldığı üzere, İngiliz Hukuku'na göre çözümlenmesi gerektiğini, MÖHUK md. 47 uyarınca yer itibariyle yetkinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hâllerde, taraflar, aralarındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşabileceklerini, somut olayda, taraflar arasındaki uyuşmazlığın yabancılık unsuru içerdiği, sözleşmeden kaynaklanan borç ilişkisinden doğduğu ve Türk mahkemelerinin münhasır yetkisi kapsamında kalmadığı, buna göre taraflarca sözleşmeden doğacak uyuşmazlıklar bakımından İngiltere (Londra) Yüksek Mahkemesinin münhasır yetkili olacağını kararlaştırıldığından davanın anılan mahkeme nezdinde çözümlenmesi gerektiğini, davacının, iddiasını dayandırdığı Sulh Sözleşmesi'ndeki bu açık ve serbest iradesine dayanan düzenlemeye rağmen davayı Mahkememiz nezdinde açmış olmasının hukuka ve usule aykırı olduğunu, bir an için Türk mahkemelerinin yetkili olduğunu, dava konusu uyuşmazlığın Türk mahkemeleri nezdinde çözümlenmesi gerektiği varsayılacak olsa dahi, gerek işbu davanın gerekse davanın konusunu oluşturan icra takibinin, müvekkili şirketin yerleşim yeri olan İstanbul (Merkez) Mahkemeleri ve İcra Daireleri yetkili olabileceğini, dava konusu alacak iddiasının, taraflar arasında 2007 yılında imzalanan VAS Sözleşmesi ile bu sözleşmeden doğan edimlerin yerine getirilmemesi üzerine 2010 yılında imzalanan Sulh Sözleşmesi'nden kaynaklandığını ileri sürüldüğünden dava konusu alacak iddiasının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini, işbu davadaki iddianın tamamen aksine davacı, Sulh Sözleşmesi ile davalı şirketi VAS Sözleşmesi de dahil olmak üzere önceki tüm teminat anlaşmalarından dolayı kesin ve gayrikabili rücu bir biçimde ibra etmiş olduğunu, davacının iddiasının tamamen haksız ve gerçek dışı olduğunu müvekkilinin davacıya iddia edildiği şekilde bir borcu olmadığını bildiği halde, sırf müvekkilini baskı altında tutabilmek amacıyla kötü niyetli olarak dava konusu takibi başlattığını bildirerek davanın reddi ile davacının dava değerinin en az %20'si oranında kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ Mahkemece toplanan deliller doğrultusunda; tarafların kabulünde olan sulh anlaşmasının 13.maddesinde Londra'da bulunan İngiliz Yüksek Mahkemesinin dava konusu uyuşmazlıkta yetkili mahkeme olarak belirlendiği, davalı vekili süresinde vermiş olduğu cevap dilekçesinde yetki itirazında bulunduğu gerekçesiyle mahkemenin yetkisizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili; müvekkili ile davalının yerleşim yeri adresinin Türkiye sınırları içinde olduğunu, imzalanan sözleşme ile belirlenen mahkemenin davanın görülmesini taraflar açısından bir fayda sağlamayacağını, davalı tarafça yetki itirazının tem amacının dava sürecini uzatmak olduğunu ve dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığını, aynı konuya ilişkin taraflar arasında görülmüş davaların olduğunu, taraflar arasında düzenlenen 27/11/2017 tarihli protokolde taraflar arasındaki uyuşmazlıklarda Ankara Mahkemelerinin yetkili olduğu açıkça yazıldığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR Uyuşmazlık; yetkili mahkemenin tayini noktasında toplanmaktadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, taraflar arasındaki varlık alım sözleşmesi kapsamında davacı tarafından davalıya verilen teminat mektuplarının paraya çevrilmesi karşısında, teminat mektubu bedelinin tahsili için girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır. Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına göre ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1.b.1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1.maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf eden tarafından yapılan istinaf posta giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-HMK'nin 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, HMK'nin 362/1.c maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda kesin olmak üzere 30/09/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan e-imzalıdır

Üye e-imzalıdır

Üye e-imzalıdır

Katip e-imzalıdır

NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1612, K. 2026/1236, T. 30.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1612-e-2026-1236-k-0e4a25cb4c23