Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1275 E. 2026/1568 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1275
Karar No
2026/1568
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1275 - 2026/1568 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/1275 KARAR NO : 2026/1568 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 29/02/2024 NUMARASI : 2022/491 E. - 2024/61 K.

DAVANIN KONUSU :YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü

Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 29/02/2024 Tarih ve 2022/491 Esas-2024/61 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin "... ...", "... ... ... ... ...", "... ... ... ... ... ... ... Veren Marka cp ...", "... Menajerlik", "... ..." ibareli markaların sahibi olduğunu, müvekkilinin faaliyetlerine uzun yıllardan beri bu markaları ile kesintisiz olarak devam ettiğini, "..." ibaresini aynı zamanda grup şirketlerindeki ticaret unvanlarında da kullandığını, müvekkili markalarının yurt içi ve yurt dışında tanınmış marka statüsünde olduğunu, davalı gerçek kişinin 2021/063580 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, öte yandan davalının, müvekkili markalarının tanınmışlığından faydalanmak istediğini, başvurunun tescili halinde müvekkili markalarının itibarının zedeleneceğini, bu nedenle ilgili marka başvurusunun SMK m.6/5 uyarınca reddedilmesi gerektiğini, davalı başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2022-M-13667 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı TÜRKPATENT vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu marka, her ne kadar "..." şeklinde oluşturulmuş ve markanın ilk sesi olan "cep" eki nedeniyle davacı yan markalarından bu anlamda bir farklılık taşımakta ise de markanın sonunda yer alan "..." ibaresinin, taraf markalarında aynı olduğu ve aynı sesi verdiği, anılan ibarenin dava konusu marka içerisinde bağımsız karakterini ve sözcüksel bütünlüğünü koruyacak şekilde varlığını sürdürdüğü, davaya konu markanın davacı markalarının serisi olarak algılanabileceği, "cep" ibaresinin zayıf bir ibare olduğu, taraf markaları arasında iltibas bulunduğu, davalı itirazlarına mesnet "... ..." markasının tanınmış olduğunu iddia etmiş olsada taraf markalarının kapsamlarında farklı emtia grupları bulunmadığından ve mevcut tüm emtia yönünden de taraf markaları benzer bulunduğundan, davacının tanınmışlık temelli iddialarının somut olay açısından varılan nihai kanaati etkilemeyeceği, davacının söz konusu faaliyet konusunun, davalı marka başvurusunun kapsadığı 09. sınıftaki mallar ile örtüştüğü, bu kapsamda, davacı şirketin ticaret unvanının, 09.sınıf mallar bakımından SMK’nın 6/6 maddesi anlamında tescil engeli oluşturduğu gerekçesiyle 2022-M-13667 sayılı YİDK kararının iptaline, 2021/063580 sayılı davalı markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı TÜRKPATENT vekili, davalı markasının içinden sadece "..." ibaresini çekip davacı markalarıyla benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunduğu tespitinin hukuka aykırı olduğunu, davalı markasının "...+ şekil" ibaresinden oluşmakta iken davacının itiraz konusu markalarının "... ... ... ... ...", "...", "... ... ... ... ... ... ... Veren Marka" ibarelerinden oluştuğunu, bu markaların davalı markasıyla herhangi bir çağrışım yaratmadığını, dolayısıyla davalı markasının bütün olarak değerlendirilmesi neticesinde davacı markaları ile SMK'nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, YİDK tarafından yapılan incelemede, dava konusu başvurunun davacıya ait fikri haklardan herhangi birini aynen içermemesi karşısında başvurunun tescilinin, SMK'nın 6/6 maddesine aykırılık teşkil etmeyeceği kanaatine varıldığını ve bu gerekçeye dayalı davacı itirazının da reddine karar verildiğini, aksi yöndeki mahkeme kararının yerinde bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE :1-Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "...+şekil" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, zira davacı markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin dava konusu başvuruda da asli unsur olarak kullanıldığı ve başvuruda farklı olarak yer verilen "Cep" ibaresi ile şekil unsurunun başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı anlaşılmakla, davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 2-Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere ilk derece mahkemesince, davacının faaliyet konusunun, davalı marka başvurusunun kapsadığı 09. sınıftaki mallar ile örtüştüğü, bu kapsamda, davacı şirketin ticaret unvanının, 09. sınıf mallar bakımından 6769 sayılı SMK’nun 6/6 maddesi anlamında tescil engeli oluşturduğu gerekçesiyle SMK'nın 6/6 maddesi koşullarının da oluştuğu kabul edilerek bu gerekçeyle de davanın kabulüne karar verilmiş ise de davacının gerçek kişi olduğu, ayrı bir tüzel kişiliği haiz şirketin ticaret unvanına dayalı olarak SMK'nın 6/6 maddesine dayanamayacağı gözden kaçırılarak, ticaret unvanına dayalı biçimde SMK'nın 6/6 maddesi uyarınca da davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, davalı Kurum vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazı haklı bulunmuştur. Öte yandan mahkemece, "Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına" karar verilmesi de doğru olmamıştır. Zira "harçlar, özel ve tüzel kişilerin, özel çıkarlarına ilişkin olarak kamu kuruluşlarının hizmetlerinden yararlanmaları karşılığında yaptıkları ödemelerdir" (07.12.1964 gün ve 3/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, RG.12.12.1964, sayı:11880, Kuru, Baki, s:5305). Bir davada alınacak harçlar ve oranları (yargı harçları), 492 sayılı Harçlar Kanununda ve bu Kanuna bağlı 1 sayılı Tarifede gösterilmiştir. Her davanın başlangıcında taraflardan, başvurma harcı ve karar ve ilam harcı olmak üzere iki tür harç alınır. 492 sayılı Harçlar Kanununun "Maktu harçlarda ödeme zamanı" başlıklı 27. maddesi uyarınca "(1) sayılı tarifede yazılı maktu harçlar ilgili bulunduğu işlemin yapılmasından önce peşin olarak ödenir. Mahiyetleri icabı işin sonunda hesap edilip alınması gerekenler, harç alacağının doğması tarihinden itibaren 15 gün içinde ödenir. Harç peşin veya süresinde ödenmemiş ise, mütaakıp muamelelere ancak harç ödendikten sonra devam olunur". 492 sayılı Harçlar Kanununun Mükerrer Madde 138/2 hükmü uyarınca "Her takvim yılı başından geçerli olmak üzere önceki yılda uygulanan maktu harçlar (Maktu ve nispi harçların asgari ve azami miktarlarını belirleyen hadler dahil), o yıl için tespit ve ilan olunan yeniden değerleme oranında artırılır". Başvurma harcı, dava açılırken peşin olarak ödenmesi gereken maktu bir harçtır. Dava açarken başlangıçta ödenen bu harcın, 492 sayılı Harçlar Kanununun 27/1. maddesi uyarınca, başvuru işleminin yapılmasına ilişkin bulunması, diğer bir deyişle ilgili bulunduğu işlemin, dava açarken başvuru işleminin yapılması ile tamamlanmış olması nedeniyle sonradan yeniden değerleme oranına göre arttırılamayacağı tabiidir. Karar ve ilam harcı ise nispi ve maktu karar ve ilam harcı olmak üzere iki çeşittir. Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde, hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden nispi olarak karar ve ilam harcı alınır. Nispi harçlarda ödeme zamanını düzenleyen Harçlar Kanununun 28/a maddesi uyarınca, karar ve ilam harçlarının dörtte biri peşin, geri kalanı kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. Peşin olarak ödenecek bu dörtte bir karar ve ilam harcı, dava dilekçesinde gösterilen değer üzerinden hesaplanır. Yargılama sırasında dava değerinin daha fazla olduğu tespit edilirse eksik karar ve ilam harcı tamamlattırılır (Harçlar Kanunu m.16/4, 30). İlk derece mahkemesince mülkiyet hakkının ihlali görülen harç ise davanın başlangıcında davacıdan alınan maktu karar ve ilam harcıdır. Nispi karar ve ilam harcına tabi davalar dışındaki hallerde veya davanın reddine karar verilmesi halinde, alınması gereken karar ve ilam harcı, maktudur. Maktu harca tabi davalarda karar ve ilam harcının tamamı, dava açarken peşin olarak ödenir. Ancak başvuru harcından farklı olarak maktu karar ve ilam harcında, 492 sayılı Harçlar Kanununun 27/1. maddesi uyarınca, "ilgili bulunduğu işlem", diğer bir deyişle dış dünyada değişiklik yaratan, taraflarca infaza konulabilecek şey, mahkemece verilen "karardır". Dolayısıyla maktu karar ve ilam harcının alınma zamanı da esasen mahkemece verilen karar tarihidir. Zira maktu harcın hangi taraftan alınacağı ya da başlangıçta nispi harca tabi bir davada, sonradan davanın reddine karar verilip verilmeyeceği de ancak karar tarihi itibariyle belli olmaktadır. O halde maktu karar ve ilam harcı, 492 sayılı Harçlar Kanununun 27/1. maddesinde belirtilen "mahiyetleri icabı işin sonunda hesap edilip alınması gerekenler" türünden bir harçtır. Nitekim 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı 1 sayılı Tarifenin, maktu karar ve ilam harcını düzenleyen A/III-2. maddesinde, her bir karar türüne göre alınması gereken harç miktarı ayrı ayrı belirtilirken, her bir karar türü için maddede yer alan "kararlar" ibarelerinden, yukarıda açıklandığı üzere, bir davada verilecek kararın ne olacağının, ancak karar tarihi itibariyle ortaya çıkabileceği, yine tarafların ellerinde ancak mahkemece bir karar verilmesi halinde yararlanabilecekleri, infazı mümkün bir belge bulunabileceği maddi gerçeğinden hareketle, maktu karar ve ilam harçlarının da karar tarihi itibariyle hesap edilip alınması gerektiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, dava açarken başlangıçta ödenen maktu karar ve ilam harcının, sonradan yürürlüğe giren tarife ile artırılması halinde, 492 sayılı Harçlar Kanununun 27/1. maddesi ve Mükerrer Madde 138/2 hükümleri uyarınca, eksik tutarın ilgilisine tamamlattırılması gerekirken, yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru değildir. Kaldı ki kamu düzenine ilişkin olan karar ve ilam harcının, karar tarihine göre belirlenmesi gerektiği, aynı mahkeme tarafından aynı yönde verilen bir kararın, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21/11/2024 tarih ve 2024/3186 Esas, 2024/8189 Karar sayılı kararı ile "yargılama harçlarının kamu alacağı niteliğinde ve re'sen dikkate alınacak hususlardan olduğu" gerekçesiyle doğru görülmeyip, düzeltilerek onanması suretiyle de tespit edilmiş olup, Dairemizin uygulaması da bu yöndedir. HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekilinin sair istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 29/02/2024 gün ve 2022/491 Esas - 2024/61 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın KABULÜ ile YİDK'in 19.10.2022 tarih, 2022-M-13667 sayılı kararının İPTALİNE, 4-Dava konusu 2021/063580 sayılı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve sicilden TERKİNİNE, 5-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden ve istinaf kanun yoluna başvuran davalı Kurum aleyhine karar verilemeyeceğinden, ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 25.500,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 3.750,00-TL bilirkişi ücreti, 568,00-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 773,00-TL posta ve tebligat giderleri toplamından oluşan 5.091,00-TL yargılama giderine, 80,70-TL peşin harç, 80,70-TL başvurma harcı tutarı eklenerek oluşan toplam 5.252,40-TL'nin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, 8-Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 9-Davalı şahıs tarafından ilk derece mahkemesinde ve istinaf aşamasında herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 10-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 11-Davalı Türk Patent ve Marka Kurumundan peşin olarak alınan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde anılan davalıya iadesine, 12-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 17/09/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/09/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1275, K. 2026/1568, T. 17.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1275-e-2026-1568-k-57724daec2c4