Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1231 E. 2026/1567 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1231
- Karar No
- 2026/1567
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1231 - 2026/1567 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/1231 KARAR NO : 2026/1567 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 08/03/2024 NUMARASI : 2023/301 E. - 2024/120 K.
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/03/2024 Tarih ve 2023/301 Esas - 2024/120 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili Şirketin .../... ibareli seri markalarının bulunduğunu, bu markaların yoğun kullanım sonucunda tüketici nezdinde ayırt edicilik kazandığını ve tanınmış hale geldiğini, davalı gerçek kişinin 2020/23830 sayılı "makrotech" ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından kısmen kabul edildiğini ve başvuru kapsamında bir kısım hizmetlerin çıkarıldığını, oysa dava konusu marka başvurusunun tescili halinde tüketiciler nezdinde bu markanın müvekkili firmanın ".../..." ibareli olan seri markalarının devamı olduğu veya bir firmayla iş birliği yapıldığı yönünde intiba oluşacağını, marka başvuru sahibinin, müvekkili markalarının tanınmışlığından haksız olarak yararlanacağını, ayrıca müvekkiline ait markaların ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğuracağını ve bu markaların itibarına zarar vereceğini, "..." ibareli markanın iltibas yaratacağını ve haksız rekabete yol açacağını, itiraza konu markanın, müvekkiline ait ... ibareli alan adı ile de benzer olduğunu, bu hususun da hatalı değerlendirildiğini, marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığını ileri sürerek, YİDK'in 2023-M-4878 sayılı kararının iptaline ve 2020/23830 sayılı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı TÜRKPATENT vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davalı taraf markasının, gerek tertip tarzı gerekse markadaki renk unsuru dikkate alındığında davacı tarafın markalarıyla benzer olmadığını, davacı tarafça sunulan bilgi ve belgelerin, başvuruya konu markanın kapsamında kalan mallar yönünden reddini gerektirecek düzeyde markasal olarak aktif ve yoğun kullanımı ispatlamada yeterli bulunmadığını, SMK'nın 6/5 maddesinde düzenlenen şartların somut olayda oluşmadığını, SMK'nın 6/6 maddesi kapsamında da tescil engelinin olmadığını, davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığının da ispat edilemediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... ... ... vekili, müvekkili başvurusu ile davacı markalarının farklı olduğunu, müvekkilinin davacıdan farklı sektörde faaliyet gösterdiğini ve farklı tüketici kitlesine hitap ettiğini, bu nedenlerle markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, SMK'nın 6/5 maddesi şartlarının somut olayda gerçekleşmediğini, kötü niyetli başvuru iddiasının ispatının gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, markayı oluşturan "..." unsurunun, markanın genel görünümü içinde ayrı ve bağımsız bir şekilde algılanabildiği, dava konusu marka kapsamında yer alan 7. ve 35. sınıf mal ve hizmetler ile davacıya ait markaların kapsamındaki 7. ve 35.sınıf mal ve hizmetlerin aynı/aynı tür/benzer olduğu, davacıya ait “.../...” esas unsurlu markalar ile dava konusu marka arasında "..." ibaresinin müştereklinden kaynaklı olarak görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğu, başvuru markasında yer alan "tech" sözcüğünün "teknik" kelimesinin kısaltılmışı olup ticari hayatta herkes tarafından kullanılan ve bu nedenle markasal ayırt edici niteliği bulunmayan bir ibare olduğu, markalar arasında müşterek olarak "..." sözcüğünden kaynaklı benzerliğin, ilgili tüketici kesimi nezdinde ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi doğmasına sebep olacağı, dolayısıyla davaya konu marka kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetler bakımından SMK m.6/1 hükmü koşulunun somut olayda oluştuğu, davalı şahsa ait önceki tarihli 2013/54044 sayılı "Şekil+..." ibareli markanın 7.sınıfta yer alan emtialar bakımından 23/07/2014 tarihinde tescil edildiği, iş bu markanın tescil tarihi ile dava konusu marka tescil başvuru tarihi arasında 5 yılı aşkın süre bulunduğu, 7.sınıfta yer alan emtiaların iş bu davaya konu marka kapsamında da yer aldığı anlaşılmışsa da davalı şahsın, önceki tarihli 2013/54044 sayılı markasını tescilli olduğu emtialar üzerinde fiili olarak kullandığını ispatlayamadığı, marka işlem dosyasında buna ilişkin herhangi bir evrak sunulmadığı, dava aşamasında da söz konusu markanın kullanıldığına ilişkin evrak sunulmadığı, davalı şahıs vekilinin müktesep hak savunmasının yerinde görülmediği, dava konusu marka kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetler bakımından SMK m.6/1 hükmü koşulu somut olayda gerçekleştiğinden, davacı yanın tanınmışlık, alan adı nedeniyle iltibas ve kötü niyet iddialarının incelenmesine gerek görülmediği gerekçesiyle davanın kabulü ile 2023-M-4878 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu 2020/23830 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı TÜRKPATENT vekili, dava konusu markanın gerek tertip tarzı gerekse markadaki renk unsuru itibariyle davacı markalarıyla benzer olmadığını, dava konusu başvurunun içinden sadece "..." kelimesini çekip benzerlik iddiasında bulunmanın hukuka uygun bulunmadığını, dava konusu markanın bütün olarak değerlendirilmesi neticesinde davacı markaları ile SMK'nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma ihtimaline yol açmayacağını, davacı tarafından sunulan bilgi ve belgelerin, başvuruya konu markanın kapsamında kalan mallar yönünden reddini gerektirecek düzeyde markasal kullanımını ispata yeterli olmadığını, SMK'nın 6/5. maddesi şartlarının da oluşmadığını, SMK'nın 6/6 maddesi kapsamında bir tescil engelinin bulunmadığını, başvurunun kötü niyetle yapıldığının ispatlanamadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... ... ... vekili, mahkeme kararının gerekçesinde, müvekkilinin müktesep hakka dayandığının belirtildiğini ve yalnızca bu husus üzerinden gerekçe oluşturulduğunu, oysa cevap dilekçelerindeki itiraz ve savunmalarının yalnızca müktesep hakka dayanmadığını, başkaca itirazlarının da bulunduğunu, ancak mahkemece bu itirazlarının hiç birine gerekçeli kararda yer verilmediğini, mahkemece, SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının gerçekleştiği kabul edilmiş ise de dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda aksi yönde değerlendirmeler yapıldığını, dosyaya sunulan bilirkişi raporundaki tespitlerin neden kabul edilmediğinin kararda belirtilmediğini ve bu hali ile kararın gerekçesiz olduğunu, davanın sonucuna ve hükme doğrudan etki edecek nitelikteki itirazlarının, gerekçeli kararda hiç bir şekilde değerlendirilmemesinin, hükmün istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını gerektirdiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacıya ait itiraza mesnet "..." ve "..." esas unsurlu markalar ile dava konusu "..." ibareli başvuru arasında başvuru markasının kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin tamamı yönünden 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, zira başvuru markasında "..." ibaresinin öne çıkarıldığı ve markada farklı olarak yer verilen "Tech" ibaresinin başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, en azından ortalama tüketicilerce markaların ilişkilendirileceği ya da başvurunun davacı Şirketin seri markalarından biri olarak algılanacağı, öte yandan ilk derece mahkemesi kararının yeterli gerekçeyi içerdiği gibi karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesi, hakimin hukuki bilgisi ile çözümlenebileceğinden bu yönden dosyadaki bilirkişi raporuna itibar edilmemesinde de bir isabetsizlik olmadığı anlaşılmakla, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00'ar-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalılar tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60'şar-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 304,40'ar-TL bakiye harcın davalılardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 17/09/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/09/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.