Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1030 E. 2026/895 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1030
- Karar No
- 2026/895
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1030 - 2026/895 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/1030 Esas KARAR NO : 2026/895 (İnceleme aşamasında / Duruşmasız) (Kararın Kaldırılarak Gönderilmesi HMK 353/1-a-6)
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29/01/2024 NUMARASI : 2019/689 Esas-2024/56 Karar
DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALILAR : 1- 2- VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 29/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 22/10/2026
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında mahkemece davanın davalı ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı... AŞ yönünden esastan reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İSTEM; Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; davalı ile aralarında "... ek binasının elektrik işlerinin yapılması" konulu sözleşme imzalandığı, sözleşme kapsamında olmayan işlerin ek olarak tanımlandığı ve yapıldığı, davalı şirketin % 100 hissesinin ...’a ait olduğu ve ihale tarihinde de ... Yönetim Kurulu üyesi olduğu, ihale mevzuatında yasaklanan halleri aşmak amacıyla bu sözleşmenin organik ilişki içerisinde bulunduğu ... A.Ş.’ye ihale edilmesinin sağlandığı, işi, sahibi olduğu davalı şirkete taşere ettiği, TMK m.2/2 gereğince TTK ve ihale mevzuatı hükümlerini dolanarak faaliyette bulunması nedeniyle... A.Ş. üzerindeki tüzel kişilik perdesinin kaldırılarak tek pay sahibi ve Yönetim Kurulu Başkanı ...’un davalı sıfatıyla husumetinin kabulünü talep ettiklerini, işlerin gecikmesinin davalıdan kaynaklandığı, davalı ... ile görüşmeler yapıldığında tüm iş ve ek işlere ilişkin ödemelerde bulunulacağına dair vaatlerde bulunulduğu, müvekkili şirketten sözleşmede yer almayan ve gerekçesi olmayan kesintiler yapıldığı, kesintilerin ödenmediği, hiçbir gecikme olmadığı halde 116.038,48 TL olarak 60 günlük gecikme cezası uygulanmak istendiği, as build proje çizimi ve temizlik işlemleri için kesinti yapıldığını, ek işlere ilişkin yapılması gereken ödemeler hariç olmak üzere hak ediş alacaklarının 617.479,62 TL (KDV hariç) olarak hesaplandığı, ihtarname ile bu alacaklarının davalıdan talep edildiği ancak ödenmediği, toplam kesintiler tutarının 349.141,44 TL olarak gösterildiği, ilave işlerin toplamının 357.055,55,-TL. olduğu ve ödenmediği, müvekkili şirketin değeri 50.000,00,-TL. olan avadanlık ve aletlerine el koyulduğunu, müvekkilin uğradığı zarar ve ticari kaybın mahkemece keşif ve bilirkişi marifeti ile hesaplanacak meblağın ve davalı... A.Ş. uhdesinde bulunan müvekkili şirkete ait avadanlık ve aletlerin aynıyla teslimine, aynı ile teslimin mümkün olmaması halinde bedellerinin işleyecek temerrüt faizi ile birlikte tahsili ile şimdilik 100.000 TL.’nin fazlaya ve faize ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla davalıdan alınarak davacıya verilmesini, davalıların tüm taşınır ve taşınmaz malvarlıklarına, banka hesaplarına posta çeki hesaplarına ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmektedir. Davacı vekili 12/03/2023 tarihli dilekçesiyle talebini 708.172,13-TL olarak ıslah etmiştir. YANIT: Davalı vekili tarafından verilen davaya cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin hiçbir zaman alacaklılarını zarara uğratmak maksatlı eylem ve işlemi olmadığı gibi davacının beyan ettiğinin aksine, husumetinin bulunduğu başkaca şirket/kişiler bulunmadığını, davacının, bu hususta ve tüzel kişilik perdesinin kaldırılması hususunda ispat yükü üzerinde olan taraf olup, iddialarını ve dayanaksız ithamlarını kabul etmediklerini, davacının müvekkili ...’u bu davada taraf göstermesindeki amacının, tahsil kabiliyetini sağlamaktan ziyade kanaatlerince huzur ve sükunu bozmak olduğunu, davacının da beyan ettiği üzere taraflar arasında akdedilen sözleşmenin tarafının, davacı ve müvekkili... Anonim Şirketi olduğunu, müvekkili ...'un sözleşmede taraf sıfatı bulunmadığını, bu nedenle müvekkili ... hakkında açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın, sözleşme konusu işin, malzemesiz olarak verildiğini iddia etmiş ise de bu hususun doğru olmadığını, iş yerinin işe uygun olarak teslim edilmediği yönündeki iddianın da doğru olmadığını, davacının, bedelleri ödenmek vaadiyle malzeme sipariş ettirildiği ve davacı tarafça keşide edilen faturanın iade edildiği iddiasına ilişkin olarak; bu iddiasını kabul etmediklerini, davacının as-built proje çiziminin ve diğer temizlik ve malzeme kaleminin sözleşme kapsamında olmadığı iddiasının doğru olmadığını, davacıya gecikme cezası uygulanmasının yerinde olduğunu, gecikme cezası dışındaki kesintilerin de yerinde olduğunu, davacı tarafın üstlendiği işleri tam ve eksiksiz olarak yerine getirmediğini, işçilerinin maaşlarını SGK ve BES ve diğer ödemelerini yapmadığını, davacı işçilerine müvekkili şirketin ödeme yapmak zorunda kaldığını, davacıdan yapılan teminat kesintilerinin haklı olduğunu, avadanlık ve aletlerine el konulduğu iddialarının gerçek olmadığını, davacının maruz kaldığı icra takipleri nedeniyle uğradığı zarar iddiasını kabul etmediklerini, tüm bu nedenlerle haksız davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/01/2024 tarihli ve 2019/689 Esas ve 2024/56 Karar sayılı kararında özetle;Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak, sözleşme dışı ilave işler bedeli, uğranılan zarar, avadanlık ve aletlerin aynen iadesi, olmadığı takdirde bedelinin tahsiline ilişkindir. Taraflar arasında 02/05/2018 tarihinde ... Merkezi Ek Binası Elektrik İşleri konu sözleşme akdedildiği bir kısım hak edişin davalı iş sahibi tarafından ödendiği konusunda uyuşmazlık yoktur. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Uyuşmazlıklar; 02/05/2018 tarihli yazılı sözleşmesinde kullanılacak malzemelerin davacı müteahhit tarafından mı yoksa davalı şirket tarafından mı karşılanıp karşılanmadığı, 02/05/2018 tarihli yazılı sözleşme uyarınca davacının yükümlülüklerini tam ve eksiksiz ayıpsız olarak teslim süresinde yerine getirip getirmediği, iş bedelinin ödenip ödenmediği, 02/05/2018 tarihli yazılı sözleşme kapsamının dışında kalan ve davacının yaptığını belirttiği işlerin olup olmadığı var ise neler olduğu, bunların da tam ve eksik ve ayıpsız olarak yerine getirilip getirilmediği, iş bedelinin ödenip ödenmediği, 02/05/2018 tarihli yazılı sözleşme kapsamında taraflar arasında 15.11.2018 tarihinde tarafların muavin defteri üzerinden hesap mutabakatı yapıldığı, davacı ve davalı şirket yetkilileri bizzat imzaladıkları bir mutabakat kaydı olup olmadığı, 02/05/2018 tarihli yazılı sözleşme kapsamında davacıdan yapılan teminat kesintilerinin davacının bilgisi dahilinde ve usulüne uygun yapılıp yapılmadığı, 02/05/2018 tarihli yazılı sözleşme kapsamında keşif bedelleri ile gerçek bedel arasında fark bulunup bulunmadığı, 02/05/2018 tarihli yazılı sözleşme kapsamında, davacı yüklenicinin çalıştırdığı işçilerin SGK-BES ve maaş ödemelerini yapmadığı iddiası ile davalı işveren davacı şirketin bildirmiş olduğu işçilere ilgili ödemeleri yapıp yapmadığı ve bu ödemeleri davacının alacağından mahsup edip edemeyeceği, Davacının maruz kaldığı icra takipleri nedeniyle uğradığı zarardan davalı şirketin sorumlu olup olmadığı ve miktarı, davacının avadanlık ve aletlere el konulup konulmadığı, bu aletlerin değerinin ne olduğu, davacı yararına gecikme tazminatı ve faize hükmedilip edilemeyeceği, edilecek ise türü ve başlangıç tarihine ilişkin konularında olduğu anlaşılmaktadır. Mevcut ticari ilişkiden dolayı davacının davalıdan olan alacağının tayin ve tespiti bakımından taraflara ait ticari defterler ve eserin meydana getirildiği yerde yerinde inceleme yapılarak 04/08/2021 günlü kök ve 01/07/2022 günlü ve 05/07/2022 günlü ek bilirkişi raporları alınmıştır. Taraf vekillerinin alınan ilk bilirkişi raporlarına karşı itirazları, alınan raporların denetime ve hükme elverişli olmaması da dikkate alınarak, dosya öncekilerden farklı bir bilirkişi heyetine tevdi edilip yeninden rapor aldırılmıştır. Yeni seçilen SMMM bilirkişi, Elektrik Elektronik Y.Mühendisi ve Nitelikli Hesap Bilirkişi tarafından düzenlenen 04/01/2023 günlü kök ve 22/06/2023 günlü ek bilirkişi raporları usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, yeterli, gerekçeli olduğu görülmüş ve hükme esas alınmıştır. 04/01/2023 günlü bilirkişi heyeti kök raporunda; davacı defter kayıtlarına göre; davacı şirkete ait ticari defterlerin 6102 Sayılı yeni TTK’nun 64. Maddesinin 3. Fıkrası gereğince açılış ve kapanış tasdiklerinin kanuni sürelerinde noterlikçe yapılmış olup, ticari defterlerin 6102 Sayılı yeni TTK’nun 64. Maddesi uyarınca sahibi lehine delil olma özelliğini haiz olduğu, davacı şirket tarafından davalı adına toplam 1.036.901,04-TL tutarında 4 adet hakediş faturası düzenlendiği ve karşılığında toplam 1.062.428,57-TL tahsilat yapıldığı, yapılan tahsilatın fatura bedellerinden mahsubu sonrasında, davacı şirketin davalı şirkete 25.527,53-TL borçlu olduğunun kayıtlı bulunduğu, Davalı defter kayıtlarına göre; davalı şirkete ait ticari defterlerin 6102 Sayılı yeni TTK’nun 64. Maddesinin 3. Fıkrası gereğince açılış ve kapanış tasdiklerinin kanuni sürelerinde noterlikçe yapılmış olup, ticari defterlerin 6102 Sayılı yeni TTK’nun 64. Maddesi uyarınca sahibi lehine delil olma özelliğini haiz olduğu, davalı kayıtlarında, davalı adına düzenlenmiş toplam 1.036.901,04-TL tutarında 4 adet hakediş faturası, borcunda ise davalı tarafından yapılan toplam 1.080.399,00-TL ödeme kayıtlı olup, davacı şirket alacağının borcundaki tutardan mahsubu sonrasında, davalı şirketin davacı şirketten 43.49796-TL alacaklı olduğunun kayıtlı olduğu, Yine tarafların imzasını taşıyan 15.11.2018 tarihli (hesap mutabakatı) muavin deftere göre, 15.11.2018 tarihinde davalı şirket alacağı tutar 298.135,41-TL olup davalı şirket kayıtlarına, 10.09.2018 tarihinde 4.222,62-TL, 24.10.2018 tarihinde 4.165,62-TL, 07.11.2018 tarihinde 17.139,29-TL, olmak üzere, toplam 25.000,00-TL ödemenin davacı şirket borcuna, 15.11.2018 tarihinde ise davacı tarafından davalı şirket adına düzenlenen toplam 298.135,41-TL tutarlı faturanın davacı alacağına kaydedilmesi ile birlikte, bu tarih itibariyle davacı şirketin davalı şirkete olan borcunun 25.527,53-TL olduğu, Buna göre tarafların defterleri arasındaki farklılığın, davalı tarafından davacı adına yapıldığı kayıtlı proje bedeli, işçi ücret ve SGK ödemesine ilişkin 17.970,43-TL’nın davacı kayıtlarında yer almamasından kaynaklandığı, Davacı tarafından davalı adına düzenlenen 19.11.2018 tarih 50869 no.lu 653.577,76-TL bedelli faturanın her iki taraf ticari defterlerinde kayıtlı bulunmadığı, Davalı tarafça yapılan kesintinin, hakkediş bedelinin %10’una tekabül eden 116.380,48.TL. kesinti olduğu, bunun da nakdi teminat kesintisi olarak yapıldığının anlaşıldığı, dolayısıyla davalı tarafından gecikme cezası uygulandığına dair bir kayda rastlanmadığı, Mevcut dosya kapsamına göre; öncelikle tarafların yukarıda anılan ve tarafların imzasını taşıyan 15.11.2018 tarihli muavin defter kaydı (taraflar arasında cari hesap sözleşmesi bulunmadığı, anılan muavin deftere tarafların imza atmasının hesap mutabakatı niteliğinde olup olmadığının mahkemenin takdirinde olduğu) ve tarafların ticari defter kayıtlarına göre tarafların alacak borç durumunun dikkate alınıp alınmayacağı hususunun (ki davacı kayıtlarına göre davalı şirkete 25.527,53-TL borçlu olduğu) mahkemenin takdirinde olduğu, Davacının sözleşme uyarınca (davalının düzenlediği onaysız kesin hakkediş dikkate alınarak yapılan değerlendirmeye göre) bakiye hakkediş alacağının 291.290,65.TL olacağı, Davacının sözleşme dışında yaptığı işlerin, dava tarihi itibariyle serbest piyasa rayiçlerine toplam bedelinin 296.804,00,-TL olduğu, Davacının talep ettiği avandalık bedelinin sunulun belgelere göre 3.697,00.TL. olduğu, ancak dosyaya mübrez belgeler arasında malzemelerin teslimi için davacı şirketin davalı şirketten bir talebinin bulunduğuna dair bir kayda rastlanmadığı, ayrıca bu malzemelere el konulduğuna dair bir kayda rastlanmamış olmakla bu malzeme bedellerinin ödenip ödenmemesi hususunda takdirin mahkemeye ait olduğu, ...." bildirilmiştir. Bilirkişi kök raporuna karşı taraf itirazlarının değerlendirildiği ek rapor alınmasına karar verilmiş, 22/06/2023 günlü bilirkişi heyeti ek raporunda; taraf itirazları tek tek değerlendirilmiş ve genel olarak kök rapordaki görüş ve hesaplamalarda bir değişiklik bulunmadığı, ancak davalı tarafın muavin defter kaydı mutabakatının değerlendirilmediğine ilişkin itirazı yönünden ise; yukarıda tarafların şirket kaşeleri altında tarafların imzasını taşıdığı belirtilen 15.11.2018 tarihli muavin defter kaydına göre anılan tarih itibarıyla tarafların birbirine alacak ve borcunun kalmadığı, yine tarafların ticari defter kayıtlarına göre de davacının bir alacağının bulunmadığı, aksine defter kayıtlarında rakamlar tutmamakla birlikte-farklılık nedeni yukarıda açıklandı- davalının alacaklı konumunda göründüğü.." bildirilmiştir. Mahkememizce 04/01/2023 ve 22/06/2023 tarihlerinde alınan bilirkişi raporları usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, yeterli, gerekçeli olduğu görülmüş ve hükme esas alınmıştır. Toplanan delillere göre; dava, yanlar arasında akdedilen eser sözleşmesinden kaynaklı alacak ve tazminat davası olduğu, davacı yan, taraflar arasında 02/05/2018 tarihinde ... Merkezi Ek Binası Elektrik İşleri konu sözleşme akdedildiği bir kısım hak edişin davalı iş sahibi tarafından ödendiğini bir kısmının ise ödenmediğini sözleşme kapsamı dışında ilave işler yaptığını bunların bedelinin ödenmediğini, zamanında ödenmeyen hak edişler sebebiyle zarara uğradığını, avadanlık ve aletlerine davalı tarafından el konulduğunu bunların aynen iadesini olmadığı takdirde bedelinin tahsilini davalılardan -tüzel kişilik perdesinin aralanması suretiyle- isterken davalı yan; davacı iddialarının gerçek olmadığını davanın reddine dilemiştir. Hükme esas alınan 04/01/2023 günlü kök ve 22/06/2023 günlü ek bilirkişi raporlarında, taraf ticari defterlerinin sahipleri lehine delil olma özelliğini haiz olduğu, davacı şirket tarafından davalı adına toplam 1.036.901,04-TL tutarında 4 adet hakediş faturası düzenlendiği ve karşılığında toplam 1.062.428,57-TL tahsilat yapıldığı, yapılan tahsilatın fatura bedellerinden mahsubu sonrasında, davacı şirketin davalı şirkete 25.527,53-TL borçlu olduğunun kayıtlı bulunduğu, davalı defter kayıtlarına göre sahibi lehine delil olma özelliğini haiz olduğu, davalı kayıtlarında, davalı adına düzenlenmiş toplam 1.036.901,04-TL tutarında 4 adet hakediş faturası, borcunda ise davalı tarafından yapılan toplam 1.080.399,00-TL ödeme kayıtlı olup, davacı şirket alacağının borcundaki tutardan mahsubu sonrasında, davalı şirketin davacı şirketten 43.49796-TL alacaklı olduğunun kayıtlı olduğu, yine tarafların imzasını taşıyan 15.11.2018 tarihli (hesap mutabakatı) muavin deftere göre, 15.11.2018 tarihinde davalı şirket alacağı tutar 298.135,41-TL olup davalı şirket kayıtlarına, 10.09.2018 tarihinde 4.222,62-TL, 24.10.2018 tarihinde 4.165,62-TL, 07.11.2018 tarihinde 17.139,29-TL, olmak üzere, toplam 25.000,00-TL ödemenin davacı şirket borcuna, 15.11.2018 tarihinde ise davacı tarafından davalı şirket adına düzenlenen toplam 298.135,41-TL tutarlı faturanın davacı alacağına kaydedilmesi ile birlikte, bu tarih itibariyle davacı şirketin davalı şirkete olan borcunun 25.527,53-TL olduğu hesaplanmıştır. Buna göre tarafların defterleri arasındaki farklılığın, davalı tarafından davacı adına yapıldığı kayıtlı proje bedeli, işçi ücret ve SGK ödemesine ilişkin 17.970,43-TL’nın davacı kayıtlarında yer almamasından kaynaklandığı, davacı tarafından davalı adına düzenlenen 19.11.2018 tarih 50869 no.lu 653.577,76-TL bedelli faturanın her iki taraf ticari defterlerinde kayıtlı bulunmadığı, tarafların şirket kaşeleri altında tarafların imzasını taşıdığı belirtilen 15.11.2018 tarihli muavin defter kaydına göre anılan tarih itibarıyla tarafların birbirine alacak ve borcunun kalmadığı, yine tarafların ticari defter kayıtlarına göre de davacının bir alacağının bulunmadığı, aksine defter kayıtlarında -rakamlar tutmamakla birlikte- bilirkişi raporlarında davalının alacaklı konumunda göründüğü anlaşılmakla davanın davalı.....İnş..AŞ yönünden esastan, diğer davalı ... yönünden ise; Tüzel kişiliklerde mal ayrılığı ilkesi geçerli olup, tüzel kişinin malvarlığı onun ortaklarının ve onun yönetiminde bulunan organları oluşturan kişilerin ve kardeş ortaklıkların malvarlığından bağımsız ve ayrıdır. Eğer kişilik ve mal varlığı ayrılığı ilkesi uygulanmıyorsa yani malvarlıkları birbirine karışmışsa ve bu durumdan 3. kişiler zarar görüyorsa, art niyetle ve hesabi davranışlarla sırf sorumluluktan kurtulmak amacıyla tüzel kişilik perdesi ardına sığınılmış ise bu durumda TMK'nin 2. maddesi gereği şahıs ve mal ayrılığı ilkesi istisnaen uygulanmamaktadır. Somut olayda davacı tarafın kesinleşmiş bir alacağı yoktur. Mahkememizce yapılan yargılama neticesinde de kaşeleri altında tarafların imzasını taşıdığı belirtilen 15.11.2018 tarihli muavin defter kaydına göre anılan tarih itibarıyla tarafların birbirine alacak ve borcunun kalmadığı, yine tarafların ticari defter kayıtlarına göre de davacının bir alacağının bulunmadığı, aksine defter kayıtlarında -rakamlar tutmamakla birlikte- bilirkişi raporlarında davalının alacaklı konumunda göründüğü belirtilerek davalı ... yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine; davalı... AŞ yönünden ise esastan reddine dair karar verildiği görülmüştür. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili tarafından verilen 19/04/2024 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; Dava dilekçeleri kapsamında izah edildiği üzere davalı... A.Ş. ile müvekkili şirket arasında 02/05/2018 tarihli ... Merkezi Ek Binası Elektirik İşleri Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin konusunun 2. Maddesinde de açıkça belirtildiği üzere ...Binasının Elektrik Tesisat İşlerinin yapılmasından ibaret olduğunu ve işin muhtevasının, yine bu madde kapsamında düzenlenen Ek- 01 teklif listesinde belirtilenleri kapsadığını, mezkur maddede sözleşme ile yapılması bağıtlanan işin Ek-01 deki listesi bulunan teklifin dışındaki işleri kapsamadığının açıkça belirtildiğini, ancak davalı tarafından müvekkili şirkete sözleşme kapsamı dışında ek bir takım işler de yaptırıldığını ve bu işlerin parasının da ödeneceğinin vaat edildiğini, sözleşme kapsamında ve dışında ek olarak yapılacak iş ve işlemlere ilişkin müvekkili şirket ile davalı taraf arasındaki görüşmelerin davalı şirketin yüzde yüz hissesine sahip olan ...Yönetim Kurulu üyesi ... ile yapıldığını, taraflarınca yapılan araştırmalar sonucunda, davalı şirketin maddi durumunun alacaklarını ödeyecek durumda olmadığı ve şirket sahibinin ...'un işin başından beri ... A.Ş. Nin borçlarını ödeyemeyeceğini bile bile ... ve ana taşeron ... A.Ş. nezdinde organik olarak bulunduğu konumu kullanarak işin ...A.Ş.'ye verilmesini sağladığını ve böylelikle aslında dava konusu iş nedeniyle tahakkuk edecek borçları ödemek istemediğinin anlaşıldığını, adı geçenin de davaya davalı olarak eklenmesinin talep edildiğini, konu ilgili olarak ikisi kök ikisi ek olmak üzere toplam 4 adet bilirkişi raporu aldırıldığını, 04/08/2021 tarihli kök, 05/07/2022 tarihli ek bilirkişi raporlarında davacının (müvekkilin) 165.381,83TL ve 291.290,65 TL alacaklı olduğunun tespiti yapıldığını, 04/01/2023 kök, 22/06/2023 ek bilirkişi raporlarında ise davacının alacağı bulunmadığını, bilakis davalı tarafa borcunun olduğu görüşü bildirildiğini, kararın eksik ve hatalı incelemeyle verildiğini, mahkeme kararında tarafların muavin defterlerine göre birbirine borcunun kalmadığını, bilakis davalı tarafın alacağının olduğu gerekçesiyle davanın red edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, muavin defterlerin davalının haksız yere yaptığı kesintilerin işlenmesi nedeniyle birbirine denk çıktığını, halbuki davacının davalının yaptığı bu fiili duruma yönelik itirazını havi keşide ettiği ihtarnamenin bulunduğunu, muavin defterlerinin denk olmasının kayıtların olması gereken değerleri gösterdiği anlamına gelmediğini, TTK' na göre defterlerin kesin delil niteliğine haiz olmayıp ancak HMK'nın 222. Maddesinde gösterilen şartları taşıması şartıyla delil olarak nitelendirilebileceğini, (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 2016/4087 E. , 2017/261 K. , 23.01.2017 T) somut olaya bu perspektiften bakıldığında davalının defter kayıtlarının farklı olduğu (bilirkişi raporlarında bu farklılığın davacının işçilerinin SGK kesintilerinin davalı tarafından yatırılmasından kaynaklandığının yazdığı) görüldüğünü, söz konusu faturanın ticari defterlerde kayıtlı olmamasının nedeninin, davalının söz konusu faturayı hukuka aykırı olarak kabul etmemesinden kaynaklandığını, karşı tarafın malzemenin sözleşme bedeline dahil olduğu iddiasının, istinafa konu hükmün hukuka uygunluğu açısından açıklığa kavuşturulması gereken esaslı bir unsur olduğunu, karşı tarafın bu iddiasının kesinlikle doğru olmadığını, zira karşı tarafın (...) ticari hayatın akışkanlığı ve hızı gereği malzemeleri davacı şirketin almasını istediğini, parasını bilahare ödeyeceklerini vaat ettiklerini, bilirkişi raporunun hükme esas alınarak karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili tarafından verilen istinafa cevap dilekçesinde özetle; önceki cevaplarını ve aşamalardaki beyanlarını aynen tekrar ettiklerini, taraflar arasında muavin defteri üzerinden hesap mutabakatı yapılmış olup, bu mutabakatın dosyaya sunulduğunu, davacının imzasına havi bu mutabakata davacının yargılamanın hiç bir aşamasında itiraz etmediğini, 15/11/2018 tarihli bu hesap mutabakatı uyarınca taraflar arasındaki alacak ve borcun kalmadığının, taraf imzaları ile belirlendiğini, mahkeme kararının usul ve yasa hükümlerine uygun olduğunu bu sebeplerle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda; Dava, taraflar arasındaki 02/05/2018 tarihli ve konusu "...Binası Elektrik İşleri" olan eser sözleşmesi kapsamında gerek sözleşme kapsamında gerekse sözleşme dışında fazladan yapılan işlerin ödenmeyen bedellerinin tahsili ile davacı yüklenicinin el konulan avadanlık ve malzemelerinin mümkünse aynen iadesi, mümkün değilse bedellerinin tahsili isteğine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davalılardan ... yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalılardan... AŞ yönünden ise esastan reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur. 1-Davacı vekilinin istinaf dilekçesi doğrultusunda dairemizce yapılan istinaf değerlendirmesi sonucunda sair hususlara ilişkin istinaf sebeplerinde isabet görülmemiş ise de davacı vekilinin diğer istinaf sebepleri yönünden yapılan değerlendirme sonucunda mahkemece yargılama sırasında iki farklı bilirkişi kurulundan rapor alınmasından sonra ve alınan bu iki raporun, davacı yüklenicinin alacağının var olup, olmadığının konusunda farklı değerlendirmeler içermesine rağmen, bu iki kurul raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi ve varsa tarafların son bilirkişi kurulu raporuna karşı yaptıkları itirazların da değerlendirilmesi amacıyla yeni bir uzman bilirkişi kurulundan HMK'nın 281/3.maddesi uyarınca rapor alınmasından sonra hüküm kurulması gerekirken, mahkemece önceki raporla çelişkili hükümler içeren ve itiraza uğrayan son bilirkişi kurulunun kök ve ek raporları esas alınmak suretiyle karar verilmiş olması, dosya kapsamına uygun düşmemiştir. 2-Yine mahkemece hükme esas alınan son bilirkişi kurul raporunun hüküm vermeye yeterli nitelikte olduğunu söylemeye imkan bulunmamaktadır. Mahallinde yapılan keşif sonucu belirlenen olgular da gözetilerek, özellikle sözleşme kapsamındaki işin malzemesinin kimin tarafından temin edileceği, sözleşme bedeline malzeme ve işçilik bedelinin dahil olup olmadığı konusunda taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinin de değerlendirilmesi suretiyle belirlenerek ve dava dışı idareden ihale dosyası ve yapılan sözleşmeye ilişkin tüm bilgi ve belgeler ile geçici ve kesin kabul tutanakları da getirtilerek buna göre idare tarafından işin geçici ve kesin kabulünün yapılıp yapılmadığı, davacı yüklenici tarafından yapılan işler nedeniyle eksik ve ayıpların varlığının tespit edilip edilmediği, işin kesin kabul tutanağına göre bu eksik ve ayıpların giderilmiş olduğunun tespiti halinde ve sözleşme feshedilmediği sürece yapılan işlerin karine olarak yüklenici tarafından yapıldığının kabulü gerekeceğinden delillerin buna göre takdir ve değerlendirmesinin yapılarak ve davalı tarafından düzenlenen hakediş belgesinin davalıyı bağlayıcı olduğu da gözetilerek, davacı yüklenicinin hem sözleşme kapsamında hem de ilave işler nedeniyle hak etmiş olduğu iş bedelinin belirlenmesi, davalı tarafından davacı adına yapıldığı söylenen ödemelerin kanıtlanması halinde bu ödemelerin de mahsup edilerek davacının talep edebileceği bakiye iş bedeli alacağının belirlenmesi yine gecikme cezası kesintisi yapıldığı davalı beyanlarıyla da sabit olduğundan, davacının, bu cezanın kesildiği tutanaklara usulüne uygun şekilde itiraz edip etmediğinin de değerlendirilerek usulüne uygun şekilde itiraz etmemiş ise hak edişlerden kesilen gecikme cezalarını bu sebeple kabul etmiş sayılması gerektiğinin gözetilmesi, yine davalı iş sahibinin gecikme cezası isteme hakkını saklı tutarak yani, ihtirazi kayıtla işleri teslim almış olup olmadığı ve gecikme cezası isteme hakkının düşüp düşmediği hususlarının da değerlendirilmesi konusunda rapor aldırılmasından, gerekirse rapora yapılacak itirazların usulünce karşılanmasından sonra davanın esastan sonuçlandırılması gerekirken mahkemece benimsenen bilirkişi kurulu raporundaki, muavin defter kayıtlarının kaşeli ve imzalı olduğu ve tarafları bağladığı yönündeki isabetsiz görüş doğrultusunda ve ilave işlerin varlığının tespitine rağmen yetersiz raporlar doğrultusunda davanın reddine karar verilmiş olması sebebiyle davacı vekilinin istinaf başvurusu dairemizce haklı görülmüştür. Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun, esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, mahkeme kararının, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde sonuçlandırılması için kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun, esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin KABULÜNE, 2-Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/01/2024 tarihli ve 2019/689 Esas 2024/56 Karar sayılı kararının, 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde yeniden inceleme ve araştırma yapılarak esasa ilişkin yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,-Kararın mahiyeti gereği istinaf karar harcı alınmasına yer olmadığına, davacı tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının talep halinde davcıya iadesine, 5-Davacı tarafça yatırılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-Talep halinde inceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince varsa taraflarca yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre aynı maddenin 5. fıkrası gereğince yatıran/sunan tarafa İADESİNE, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1.a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 29/09/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip