Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/949 E. 2026/1228 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/949
- Karar No
- 2026/1228
- Karar Tarihi
T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2026/949
KARAR NO: 2026/1228
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 10/02/2026
ESAS NO: 2025/464
KARAR NO: 2026/154
TALEP/DAVA:YARGILAMANIN İADESİ
TALEP/DAVA TARİHİ: 28/04/2026
KARAR TARİHİ: 05/06/2026
KARAR YAZIM TARİHİ: 08/06/2026
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinden özetle; Müvekkili ... Ltd. Şti. ile davalının sahibi olduğu ... Limited Şirketi ile arasında ... tarihli Gayrimenkul Satışına Aracılık Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye göre ...Caddesinde bulunan ...nın komple 41.000.000-TL bedelle (... bağımsız bölüm) davalı tarafından davacı şirkete satıldığını, davacının üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, davalı ... tarafından 25.02.2025 tarihinde Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosya ile takip başlatıldığını, davacının haksız takibe anlam verememesi üzerine davalı ile görüşerek 28.02.2025 tarihli protokolü imzaladığını, protokol gereği ...Caddesindeki taşınmazın değerinin 40.200.000-TL olarak revize edildiğini, davalıya verilen taşınmaz, otomobil ve nakitlerden sonra 11.500.000-TL bedelli bono verildiğini, bononun protokol tarihi itibariyle 10.000.000-TL sayılacağının kararlaştırıldığını, protokolde davalının başlattığı icra takibinin yanlış başlattığı, anlaşma gereği alıcının 100.000-TL gönderdiği, dosyanın 28.02.2025 tarihinde kapatılacağı, alıcıdan herhangi bir masraf veya başka bir isimde talepte bulunulamayacağının yazılı olduğunu, aradan geçen sürede davalının icra takibini kapatmadığını, takibe konu dosyadan borçlu olmaması sebebiyle derdest davanın ikame edildiğini belirterek davacının Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası yönünden borçlu olmadığının tespitine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinden özetle; Davacının taraflar arasında imzalanan 27.12.2024 tarihli ve 28.02.2025 tarihli protokol kapsamında Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından borçlu olmadığını iddia ettiğini, halbuki icra dosyasının 28.02.2025 tarihinde ilamsız takip olarak başlatıldığını ve davalının temlik alacaklısı olduğunu, alacağın süresinde ödenmeyen borç ilişkisinden kaynaklandığını, davacılar takibe itiraz etmediğini ve alacağın kesinleştiğini, davacının somut bir delil sunmadığını, genel nitelikte ve dayanaktan yoksun iddialarla davayı ikame ettiğini, davalının 27.12.2024 ve 28.02.2025 tarihli sözleşmenin tarafı olmadığını, sözleşmenin davalıyı bağlamadığını, davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davacının dayanak olarak gösterdiği sözleşmelerde imzası bulunan kişilerin davacılar ve dava dışı ... olduğunu, davalının protokol tarafı olmadığını, davalının usule uygun şekilde dava dışı ... şirketinden temlik aldığını ve davacılar aleyhine 25.02.2025 tarihinde icra takibi başlattığını, temlik tarihinden sonra alacağın takip ve dava yetkisinin davalıda olduğunu, temlik sonrası temlik eden ile borçlular arasındaki protokolün davalıyı bağlamadığını, bahse konu 28.02.2025 tarihli protokolün borcu ortadan kaldırmadığını, bizzat borcu tespit ettiğini, davacı borcun sona erdiğini iddia ediyorsa, bunu yazılı ve kesin delille ispatlaması gerektiğini, taraflar protokolde borcu açıkça kabul ettiğini, davacının ödemesi gereken 400.000-TL emlak komisyonunu ödemediğini ve dava dışı emlak şirketinin ... şirketine Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile takip yaptığını, şirketin menkul ve gayrimenkullerinin haciz altına alındığını ve takip masrafları ile birlikte 563.043,63-TL'nin ödendiğini, bu ödemeyle alakalı yapılan usulsüz ve kanuna aykırı hileli davranışlar neticesinde şikayette bulunulduğunu, Kayseri 1. İcra Ceza Mahkemesinin 2025/107 esas sayılı dosyası ile ...n şikayetçi olduğunu, davacı tarafın hem protokolde borcu açıkça kabul ettiğini, hem de ödeme taahhüdünde bulunduğunu, fakat söylenenlerin aksine edimlerini yerine getirmediğini, borcun varlığı kabul edildiği halde dava açılmasının, dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Tekmil dosya mündericatı birlikte değerlendirildiğinde; "... davacı ... Limited Şirketi ile dava dışı ... Limited Şirketi arasında imzalanan ... Tarihli Gayrimenkul Satışına Aracılık Sözleşmesi kapsamında dava dışı ... Şirketinin davacı şirkete gayrimenkul devri yaptığı hususu ihtilaflı değildir. Anılan sözleşmede davacı ...'un davacı şirket kaşesi üzerinde imzasının bulunduğu bununla birlikte şirket yetkilisi olduğunu belirterek ayrıca imzasının bulunduğu yine davacı ...'un ise alıcı ifadesi altında imzası bulunduğu görülmektedir. Ancak sözleşme başlığında alıcının davacı şirket olduğu açıkca yazılmış olup bu durum tarafların kabulündedir. Bununla birlikte 25/02/2025 tarihinde davalı tarafından davacılara yönelik Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına takip başlatıldığı, takip dayanağının Gayrimenkul Satışına aracılık sözleşmesinden kaynaklanan alacak olarak belirtildiği, ancak 28/02/2025 tarihinde davacı şirket ve dava dışı ... Şirketi arasında imzalanan protokol ile Gayrimenkul Satışına aracılık sözleşmesinden kaynaklanan alacağa ilişkin sözleşmenin revize edildiği, bu protokole göre protokol tarihi itibariyle davacı şirketin muaccel borcu bulunmadığı, davacı şirketin yalnız 16.01.2025 düzenleme tarihli 11.500.000,00 TL bedelli 15.07.2025 ödeme tarihli bonoya istinaden10.000.000,00-TL bakiye borcu kaldığı kabul edilmiş ve takibin kapatılacağı hususunda anlaşılmıştır. Önemle belirtmek gerekir ki bu protokol dava dışı ... Şirketi yetkilisi olan davalı tarafından imzalanmıştır. Ancak dosya kapsamında sureti bulunan 30/01/2025 tarihli " Alacağın Temlik Sözleşmesine" başlıklı belge içeriğinde ... Şirketi'nin davacılardan gayrimenkul aracılık sözleşmesinden kaynaklı alacağını ... Şirketi'nin münferiden temsilcisi ve sahibi olan davalıya temlik ettiği görülmektedir. Temlik sözleşmesinde davalı asil, temlik eden şirket adına ve temlik alan olarak kendi adına imza atmıştır. Söz konusu belge adi yazılı bir belge olup bu belge her zaman düzenlenebilecek bir belge niteliğindedir. Her ne kadar davalı tarafça dava dışı şirketle yapılan protokolün kendisini bağlamayacağı ileri sürülmekte ise de anılan protokolde ... Şirketi adına davalının imzasının bulunduğu gözetildiğinde davalının temlik aldığı ve takip başlattığı bir alacağa yönelik temlik eden ... Şirketi adına sanki hala alacak üzerinde tasarruf hakkı ... Şirketi'ne aitmiş gibi protokol imzalaması ve ardından bu protokolün kendisini bağlamayacağını ileri sürmesi TMK. Md 2 kapsamında kabul edilemez. Hal böyle iken davalının alacağı 30.01.2025 tarihinde temlik almasına rağmen davacı şirket ile ... tarihinde ... Şirketi adına gayrimenkul satışına aracılık sözlemesini revize edecek şekilde protokol düzenlediği, bu şekilde davalının protokolü dava dışı şirket adına imzalasa da davalı ... lehine düzenlenen 15/07/2025 vade tarihli bonodan satıcının ... Ltd Şti'den 10.000.000,00-TL'den fazla talep edilmeyeceği ve Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takibin satıcı tarafından 28.02.2025 tarihinde kapatılacağı şeklindeki iradeyi kabullendiği görülmektedir. Aksi halde davalının dava dışı şirket adına imzaladığı protokol ile davacılara senedin vade tarihi olan 15/07/2025 tarihine kadar süre verip ardından eldeki davada protokolün kendisini bağlamadığını ileri sürmesi MK'nın 2. maddesindeki iyi niyet kuralı ile bağdaşmamaktadır. Bu nedenle davalı tarafça benimsendiği kabul edilen protokole istinaden dava tarihi itibariyle 15.07.2025 vade tarihli bononun vadesinin gelmediği, protokolde açıkca bu bonodan kaynaklı 10 milyon dışında davacıların başka borcunun bulunmadığı ve takibin satıcı tarafından kapatılacağı belirtildiği gözetilerek dava tarihi itibariyle davacıların davalıya karşı muaccel bir borcu bulunmadığından davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı tarafça takip başlatıldığı tarihte henüz protokol imzalanmadığından davalının takipte kötü niyetli olmadığı gözetilerek davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmemiştir. DAVANIN KABULÜ İLE, 1-Davacıların Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına konu alacak nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, Yasal şartları bulunmadığından kötüniyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına, ..." şeklinde karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacılar ve davalı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.
Dairemizin 22/04/2026 tarih ve 2026/719 E - 2026/860 K sayılı ilamında özetle; "...KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 10/02/2026 tarih ve 2025/464 E - 2026/154 K sayılı nihai kararı ile 02/03/2026 tarih, 2025/464 E - 2026/154 K sayılı ek kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacılar ve davalı vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE..." şeklinde karar verilmiştir.
Yargılamanın iadesini (yenilenmesini) isteyen davalı ... tarafından dairemize UYAP'tan sunulan 28/04/2026 tarihli başvuru dilekçesinde özetle;
Kayseri Genel İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyada alacaklı olduğunu, takibin 25.02.2025 tarihinde başlatıldığını, Mart 2025 tarihinde kesinleştiğini, borçlular yasal sürede itiraz etmediğini, borçlular, takip kesinleştikten sonra Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/464 E. sayılı dosyasında menfi tespit davası açtığını, bu davada dayanak olarak 28.02.2025 tarihli sözleşmenin bir nüshası 23.05.2025 tarihinde UYAP üzerinden dosyaya sunulduğunu, aynı borçlular, aynı tarihli sözleşmenin farklı içerikli ikinci bir nüshasını Kayseri 1. İcra Hukuk Mahkemesi 2026/43 E. sayılı dosyaya 23.01.2026 tarihinde yine UYAP üzerinden sunduğunu, her iki yükleme de borçlular ve vekili tarafından e-imza ile yapılmış, ekli PDF'lerde ıslak imzalı sayfalar yer aldığını, birinci nüshada davalı taraf olarak ... Ltd. Şti. görünürken, ikinci nüshada sonradan el yazısı ile eklemeler yapılarak tarafım ...u da sözleşmeye dahil edilmiş gibi gösterildiğini, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 10.02.2026 tarihli kararında aslı ibraz edilmeyen ve ikinci nüshası ile çelişen bu belgeyi hükme esas aldığını, takibi iptal ettiğini, dairenin 2026/739 E. sayılı ilam ile bu kararı onadığını, aynı belgenin iki farklı versiyonunun resmi makam olan UYAP'a bizzat borçlular tarafından yüklenmiş olması, belgenin sonradan değiştirildiğinin en açık delili olduğunu, bu durum yanlışlıkla yapılmış bir yükleme olmadığını, çünkü her iki dosyada da yargılama dava dışı ... ltd şti sözde ait bu belgelere dayanarak yürütüldüğünü, bu çelişkili sunum, HMK 375/1-d kapsamında senedin sahteliğinin resmi makam önünde ortaya çıkması niteliğinde olduğunu, ayrıca HMK 375/1-h kapsamında karara tesir eden hileli davranışın da açık göstergesi olduğunu, işbu yargılamanın iadesi talebimiz üzerine dosyanıza yeni esas verilmiş olması, iddiamızın ciddiyetini gösterdiğini, halen yürürlükte olan menfi tespit hükmü nedeniyle icra dosyamız durmuş, borçlular bu süreçte taşınmazlarını devrederek mal kaçırmaya devam ettiğini, yargılamanın iadesi talebimizin kabulüne, dairenin 2026/739 E. sayılı onama ilamı ile Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/464 E. 2026/154 K. sayılı kararın kaldırılmasına, HMK 381 uyarınca menfi tespit hükmünün icrasının tedbiren durdurulmasına ve Kayseri Genel İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyada satış işlemlerinin kaldığı yerden devamı için ivedi müzekkere yazılmasına, yargılamanın iadesi sebebimiz resmi UYAP kayıtlarına dayalı olduğundan teminat alınmamasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre "İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
Dava/Talep, dairemizin verdiği 22/04/2026 tarihli, 2026/719 esas-2026/860 karar sayılı karar ilamı yönünden yargılamanın iadesi (yenilenmesi) istemine ilişkindir.
Mahkememizce, davalı ...'nın işbu yargılamanın iadesi talebi yönünden HMK 375 vd ile 379. Md leri uyarınca talebin ön incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına karar verilmiş, 29/04/2026 tarihli tensip zaptı düzenlenmiş, duruşma günü belirlenmiş ve talep dilekçesi ile duruşma gün ve saati taraflara tebliğ edilmiştir. Davacılar vekili yazılı beyanlarını sunmuştur.
Belirlenen 05/06/2026 tarihli duruşmaya yargılamanın iadesini talep eden davalı ... ile davacılar vekili katılmış, mahkememizce dinlenmiş ve beyanları da alınmıştır.
HMK'nın 374.maddesine göre; "Yargılamanın iadesi, kesin olarak verilen veya kesinleşmiş olan hükümlere karşı istenebilir."
Dairemizin işbu, tarafların istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1.maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine dair verdiği 22/04/2026 tarihli ve HMK'nın 375/1-d.maddesi uyarınca yargılamanın iadesi yoluyla kaldırılmasına ilişkin talebe konu karar ilamı incelendiğinde, hüküm kısmının en son bölümünde de açıkça yazılı olduğu üzere "...HMK'nın 361/1.maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere..." karar verildiği, dolayısıyla davalı ...'nın işbu yargılamanın iadesini (Yenilenmesini) talep ve dava ettiği tarih olan 28/04/2026 itibariyle , HMK'nın 374.maddesinde hüküm altına alındığı üzere "kesin olarak verilen" veya "kesinleşmiş" bir karar ilamı vasfında olmadığı, tarafların Yargıtay'a temyiz yoluna başvurma haklarının bulunduğu anlaşıldığından, davalı ...'nın işbu yargılamanın iadesine (yenilenmesine) dair talebi/dava tarihi itibariyle HMK'nın 374.maddesi gereğince aranan gerekli yasal koşulu bulunmadığından, 28/04/2026 tarihli dilekçesi kapsamındaki yargılamanın iadesi (yenilenmesi) talebinin/dilekçesinin açıklanan sebeple HMK 374 ve 379/1-b md uyarınca ön inceleme ile esasa girilmeden yani usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı ...'nın 28/04/2026 tarihli dilekçesi kapsamındaki dairemizin işbu karar ilamı ile ilgili istediği yargılamanın iadesi talebinin / dilekçesinin HMK'nın 374 ve 379/b.maddeleri gereğince aranan gerekli yasal koşulu bulunmadığından USULDEN REDDİNE,
2-Alınması gerekli 732,00 TL karar ve ilam harcı davalı ... tarafça peşin yatırıldığından yeniden harç alınması yer olmadığına,
3-Yargılamanın iadesini (yenilenmesini) talep eden davalı ... tarafından yapılan harç ve yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davacılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT ne göre belirlenen 45.000,00TL vekalet ücretinin yargılamanın iadesini talep eden davalı ...'dan alınarak davacılara verilmesine,
5-HMK 333 uyarınca,artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacılar vekili ile davalının yüzlerine karşı, HMK'nın 361/1.maddesi gereğince kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 05/06/2026