Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1366 E. 2026/1723 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1366
Karar No
2026/1723
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1366 - 2026/1723 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/1366 KARAR NO : 2026/1723 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 12/02/2024 NUMARASI : 2023/45 E. - 2024/65 K.

DAVANIN KONUSU : Marka 2022-M-16368 Sayılı YİDK Kararı İptali -Hükümsüzlük

Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 12/02/2024 tarih ve 2023/45 E. - 2024/65 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, davalı tarafından 2020/151214 başvuru numaralı "...+... " ibareli markasının 03., 21. ve 35. sınıfta tescil talebinde bulunulduğunu, markanın yayınına karşı yaptıkları itirazın Markalar Dairesi Başkanlığınca kabul edilerek başvurunun reddine karar verildiğini, bu kez ret kararına karşı davalı şirket tarafından yapılan itirazın YİDK tarafından kabul edilerek başvurunun reddine ilişkin kararın kaldırılmasına karar verildiğini, müvekkilinin "...” markasının perakende satış hizmetleri bakımından tanınmış marka sınıfına alındığını, "..." ibareli seri markalarının yoğun kullanım sonucunda tüketici nezdinde tanınmış seri markalar olduğunu, davaya konu başvurunun tescili halinde, tüketiciler nezdinde bu markanın "...” ibareli olan seri markaların devamı olduğu veya bir firmayla iş birliği yapıldığı yönünde intiba oluşacağını, davacının ticaret unvanının ve işletme adının esas unsuru olmasının yanı sıra müvekkiline ait "..." alan adının da esas unsuru olduğunu, marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığını, başvuru sahibinin bu tanınmışlıktan haksız olarak yararlanacağını ileri sürerek, YİDK kararının iptali ile markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının yerinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı şirket vekili; davacının "...” markası ile müvekkili şirketin başvuruya konu "...+...” markasının karıştırılma ihtimali olmadığını, müvekkil şirketin davaya konu markasının paspas başlıkları üretimi yaptığını, bu şekilde piyasaya sunduğunu ve yerel marketlerde satıldığını, ürünün satın alınması aşamasında ortalama tüketicinin harcadığı zaman ve ürünün bedelinin de karıştırılma ihtimalinin belirlenmesinde önemli rol oynadığını, taraf markalarının değerlendirmesinin bir bütün olarak yapılması gerektiğini, davacının bezerlik iddiası dışında sadece bu ibareye dayanarak kötü niyet iddiasında bulunmasının kabul edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece,davalının "...+..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait 2016/18267, 2014/44575, 2014/44579, 2018/83525 ve 2018/ 83521 sayılı ".../...” ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma/faydalanma süresi içinde, davalının "...+..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının emtia benzerliği oluşan tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, ortalama tüketici kesimi tarafından benzerlik nedeniyle başvuru konusu işaret ile davacının emtia benzerliği olan tescilli markalan arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar /hizmetler algısı da oluşabileceğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunduğu, SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret unvanı, alan adı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiası kanıtlanmadığı, dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötü niyetli başvuru yapıldığı iddiası da ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu 2022-M-16368 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu 2020/151214 başvuru sayılı marka tescilli olduğundan hükümsüzlüğüne sicilden terkin edilmesine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraf markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığını, SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığını, bir markanın tanınmış olmasının, o marka ile benzerlik içeren markaların tesciline her durum ve şart altında engel olunabileceği anlamına gelmediğini, somut olayda, SMK'nın 6/5. Maddesindeki şartların oluşmadığını, başvurunun kötü niyetli olarak gerçekleştirildiği yönünde davacı itiraz aşamasında yeterli delil sunulmadığını, kötü niyet iddiası da kötü niyetin varlığı için tek başına yeterli bir sebep olamayacağını, Kurum kararının yerinde olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacı şirkete ait "...” markası ile müvekkili şirkete ait "...” markasının karıştırılma ihtimali olmadığını, müvekkiline ait 2020/151214 sayılı "..." ibareli markanın 03, 21 ve 35. Sınıflarda yer alan mal ve hizmet gruplarında faaliyet gösterdiğini, müvekkil şirketin "...” ibareli paspas başlıkları üretimi yaptığını ve bu şekilde piyasaya sunduğunu,"..." ibareli paspasların genelde hırdavatçılarda veya küçük ölçekli, yerel marketlerde satıldığını, hedef olarak gurme ürünler satan ve üretim alanı da daha çok bu alan olan davacı şirketin, gelir seviyesi yüksek kitlelere gurme ürünler satış/üretimi yaptığım, müşteri kitlesinin gelir seviyelerinin çok farklı olduğunu, Kurum kararının yerinde olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, marka 2022-M-16368 sayılı YİDK kararı iptali ile hükümsüzlük istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, taraf markalarında "..." ibaresinin ortak olarak yer almasından kaynaklı olarak SMK'nın 6/1 hükmü anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimaline sebebiyet verebilecek derecede benzerlik bulunduğu, zira dava konusu marka kompozisyonunda da markayı temsil eden esas unsurun "..." ibaresi olduğu, ".../..." ibarelerinin ayırt ediciliği düşük ise de başvuruda bu ibareye eklenen "..." ibaresinin, başvuruyu davacının itirazına mesnet markalarından uzaklaştırdığının söylenemeyeceği, diğer bir deyişle dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, bu hali ile başvurunun, davacı markalarının serisi olarak algılanabileceği, emtia benzerliğine ilişkin koşulun da gerçekleştiği anlaşılmakla, davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca ayrı ayrı alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalılar tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 09/10/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/10/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1366, K. 2026/1723, T. 09.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1366-e-2026-1723-k-fbd1de84e4c9