Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/650 E. 2026/1016 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/650
- Karar No
- 2026/1016
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/650 KARAR NO : 2026/1016
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/01/2026 NUMARASI : 2025/856 Esas 2026/37 Karar DAVANIN KONUSU : Alacak BAM KARAR TARİHİ : 16/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 16/04/2026
Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketin "Ağ Pazarlaması-Çok Katmanlı (katlı) Pazarlama" sistemi ile satış yapan bir şirket olduğunu, bu sistemde üretici, kendi bünyesi dışında kişilerden perakende satış yapabilecek bir satış organizasyonu kurarak çalıştıklarını, bu organizasyona ilişkin düzenlemenin "Amway İş Kuralları"nda düzenlendiğini, bu organizasyona katılıp eğitim gören her katılımcının da gerçekleştirdiği satış miktarı üzeninden bir komisyon aldığını, katılımcı pazarlama sistemine satış yapacak yeni üyeler kazandırarak onların yapmış olduğu satışlardan da belirli bir pay aldıklarını, müvekkilleri ... ve eşi ...'nin de, 1994 yılında 6793 (Güncel numara: 4006793) orijinal kayıt numarası ile serbest girişimci olarak davalı şirket bünyesine dahil olduklarını, çok uzun bir müddet boyunca yoğun bir faaliyet göstererek ve yüzlerce yeni serbest girişimciyi sisteme dahil ederek direkt distribütör (günümüzde platin seviyesi olarak adlandırılmaktadır) seviyesine ulaştıklarını, müvekkilinin alt kolunda yer alan ASG'lerin yaptıkları satışların komisyonlarının müvekkilleri yerine usulsüz ve haksız olarak başka kişilere ödendiğini, müvekkilerinin hak etmiş oldukları komisyonlara haksız olarak el konulduğunu, davalı şirketin yapmış olduğu kaydırma işlemlerinin davalı şirketin kendisinin düzenlediği ve ilan ettiği Amway iş kurallarına aykırı olduğunu, bireysel veya gurup olarak sponsor değişiklikleri aynı maddenin devam eden bentlerinde düzenlendiğini ve kısaca bu durumun hem serbest girişimcinin hem de onun alt ve üst sıralarındaki kişilerin yazılı onayına tabi olarak düzenlendiğini, müvekkilerinin uğramış oldukları zararı tam olarak hesaplama imkanına sahip olmadıklarını, şirket içindeki usulsüzlüğü yaparak hem müvekkillerinin zarara uğramasına yol açan, hem piramit satış yasağını ihlal eden, hem de muhtemel imza sahteciliği yapan kişiler hakkında suç duyurusunda bulunma haklarını saklı tuttuklarını, belirtilen nedenlerle alt kollardaki kişiler müvekkilerinin rızası ve imzası olmaksızın başka kişilerin altına kaydırıldığını, açıklanan nedenlerle dava tarihinden sonra tahakkuk edecek alacaklar ve her türlü fazlaya ilişkin hakları ile alacağı belirleme hakları saklı kalmak kaydı ile; dava tarihine kadar ödenmeyen 400.000,00.-TL asıl alacaklarının ve 150.000,00.-TL işlemiş faizinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline ve müvekkilerine ödenmesine; şirket kayıtlarında müvekkillere ait alt kolların eski hale getirilmesine; yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı şirkete yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davacıların talebinin açık olmadığını, bu davanın kısmi dava olarak görülmesi gerektiğini, davacıların sonuç ve isteminin açık olmadığını, davacıların somutlaştırma yükünü yerine getirmediğini, husumet itirazı olduğunu, davacıların iddia ettiği gibi alt kolları müvekkilce ve usule aykırı olarak başka ASG'ler altına kaydırılmış olmadığını, müvekkilin bu işlemlerden herhangi bir menfaati olmadığından iş bu davanın açılmasının abes olduğunu, davacıların altından yada komple ASG'likten ayrıldığını yada hiç davacıların alt sırası olmadığını, davacılar ister alt kollarda yer alsın isterse başka kişilerin alt kollarında yer alsın, bu kişilerin yaptığı satışlar dolayısıyla müvekkil her halükarda birilerine prim, bonus vb ödemeleri yaptıklarını, davacıların iddia ve taleplerinin muhatabının şirket olmadığını, davacıların aradan 20 yıl geçtikten sonra bu davayı açmalarının kötü niyetli olduklarını, davacıların taleplerinin zamanaşımına uğradığını, işlemiş ve işleyecek faiz isteminin kabulünün mümkün olmadığını, açıklanan nedenlerle mahkemenin yetkisizliğine, davanın usulden reddine, davanın müvekkili yönünden husumet yokluğundan reddine, usul itirazlarının red edilmesi halinde esastan reddine, davacıların asıl alacak ve faiz taleplerinin tamamının reddine, davacıların alt kolların eski hale getirilmesini taleplerinin reddine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. MAHKEMECE: "...Dava, karma nitelikte iş görme sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Ticari davalar, TTK.nun 4. maddesinde düzenlenmiş olup görülmekte olan davanın, TTK.nun 4/1. maddesi kapsamında sayılan mutlak ticari davalardan olmadığı, davanın nispi ticari dava kabul edilmesi için de her iki tarafın da tacir olması ayrıca uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olmasının gerektiği, somut olayda davacılardan birinin serbest meslek erbabı (avukat) olduğu, bir diğerinin esnaf yahut tacir olmadığı anlaşıldığından davanın nispi ticari dava olarak kabulünün de mümkün bulunmadığı, diğer özel düzenlemelerle (İİK.nun 154, TİRK.nun 22, Koop.K.nun 99, FKK.nun 31…gibi)belirlenmiş görev hükümleri gereğince mahkememizin görevli kılınmadığı, davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiği, davanın görevli mahkemede açılmış olmasının dava şartı olduğu ve davanın her aşamasında kendiliğinden değerlendirilmesi gerektiği anlaşıldığından(TTK.nun 4-5, HMK.nun 114/1-c,115) davanın esasına girilmeden usulden reddiyle dosyanın İzmir Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.'' gerekçesi ile; "1-Mahkememizin görevsizliği sebebiyle 6100 Sayılı HMK. 115/2 maddesi gereğince davanın usulden reddine," şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Uyuşmazlığın müvekkili şirketin ticari işletmesiyle doğrudan ilgili ve ticari iş niteliğinde olup karma nitelikteki sözleşmelerde ticaret mahkemesinin görevli olduğu kabul edilmesi gerektiğini, işin niteliğinin yeterince araştırılmadan hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, mahkemenin gerekçesinde dayandığı "davacılardan birinin serbest meslek erbabı olduğu, diğerinin tacir olmadığı" hususunun, işin ticari mahiyetini değiştirmediğini, Yargıtayın taraflardan biri tacir olmasa dahi, işin niteliği ve ticari işletme ile olan ilgisi nedeniyle ticaret mahkemelerini görevli saydığını, mahkemenin usul ve yasaya aykırı olan görevsizlik kararının kaldırılmasını, davanın, işin ticari niteliği ve müvekkili ticari işletmesiyle olan doğrudan bağı gözetilerek Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine yargılama masrafları ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. TTK'nın 4. Maddesinde; "- (1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava (Ek ibare: 26/06/2012-6335 S.K./1.md.) ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır. (2) Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir." şeklinde düzenleme bulunmaktadır. TTK nın 5. Maddesinde ise;" (1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Somut olayda; Dosya kapsamına göre alacak davasına konu uyuşmazlığın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 532 ilâ 545 maddelerinde düzenlenen komisyon sözleşmesinden kaynaklandığı ve mutlak ticari dava olduğu anlaşılmakla tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın ticaret mahkemelerinde görülüp sonuçlandırılması gerekir. Bu nedenle davaya bakma görevi Asliye Ticaret Mahkemesine aittir. Mahkemece yargılama devam edilerek davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Yukarıda açıklanan gerekçelerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-3 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/01/2026 Tarih, 2025/856 Esas ve 2026/37 Karar sayılı hükmünün 6100 sayılı HMK'nın 355. ve 353/(1)-a-3 maddeleri gereğince RE'SEN KALDIRILMASINA, 2-HMK 353/1-a-3 maddesi gereğince dosyanın görevli İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, 3-İstinaf eden davalı vekilinin yatırmış olduğu; a-732,00 TL istinaf karar harcının istemi halinde ilk derece mahkemesi tarafından davalıya ödenmesine, b-2.002,00 TL istinaf başvuru harcının ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderlerinde değerlendirilmesine, 4-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359-3 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf eden ilgilisine iadesine, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a-3 ve 362/1-c maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.16.04.2026