İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/283 E. 2026/374 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/283
- Karar No
- 2026/374
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/283 Esas KARAR NO : 2026/374 Karar
DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/04/2025 KARAR TARİHİ : 21/05/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACI İDDİASI E TALEP: Davalı tarafından müvekkili olduğu şirketlere yönelik yapılan asılsız ve mesnetsiz paylaşımlar neticesinde şirketlerin ticari itibarı ve iş ilişkileri zarar gördüğünden, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, belirsiz alacak davası kapsamında şimdilik 25.000 TL maddi Tazminat talebi ile bu tür paylaşımların devamının önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. DAVALI CEVABI : davalı cevap dilekçesi sunmamıştır. DELİLLER VE GEREKÇE: Taraflara usulüne uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, ... CBS Sahtecilik ve Dolandırıcılık Suçları Soruşturma bürosunun ... sr sayılı dosyası ve Beşiktaş Vergi Dairesinden tarafından gelen bilgi ve belge kayıtları dosya içerisine alınmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava; Davalının eylemlerinin haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı hususuna ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalının eyleminin haksız rekabet teşkil edip etmediği, haksız rekabet teşkil eden yorumların engellenmesi ve kaldırılması istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalının X Platform internet sitesinde davacıya ilişkin yazılan yazılar ve yapılan yorumlar nedeniyle davacının haksız rekabete uğrayıp uğramadığı, uğramışsa davalının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı ve maddi zarar tazmini hususlarındadır. Mahkememizin 10/03/2025 tarihli ara kararı ile davacı vekili, davalının haksız rekabet teşkil eden paylaşımlarına erişim engeli getirilmesini talep etmiş ise de, davaya konu edilen paylaşımların davalıya ait olup olmadığı, haksız rekabet teşkil edip etmediği ifade özgürlüğü kapsamında kalıp kalmadığı, yargılama sonucu belirleneceğinden bu aşamada tedbir yoluyla erişim engeli talebinin reddine karar verilmiştir. Davalının, davacı şirketler hakkında sosyal medya platformu üzerinden yaptığı paylaşımların TTK'nun 54. ve 55.maddelerinde düzenlenen haksız rekabet hükümleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ve davacı şirketlerin ticari itibarına zarar verip vermediği, maddi tazminata davacının hak kazanıp kazanmadığı noktalarının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Öte yandan bilirkişi incelemesi ve bilirkişiden rapor alınması konusuna da değinmekte fayda vardır. Bilirkişi raporu; bilirkişinin, hukukî değerlendirmeleri içermeyecek şekilde davanın çözümlenmesinde gereken teknik konulardaki açıklamalarını içeren mahkemeye sunduğu metindir. Bilirkişi raporu, mahkemenin uyuşmazlığı çözerken kullandığı kanıtlardan biri olup yargıç, bilirkişinin oy ve görüşünü öteki kanıtlarla birlikte serbestçe değerlendirir (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 164). Bilindiği üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 266/1. maddesinde bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller; “Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez” şeklinde düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un 281. maddesinde;“(1) Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler.(2) Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir.3) Mahkeme, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabilir” hükmüne yer verilmiştir. Anılan düzenlemeler gereğince mahkeme çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden (re’sen) bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verebilir. Şu hâlde, bilirkişi raporlarında görülen eksiklik ya da belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulması görevi mahkemeye ait olup, mahkemece raporu veren bilirkişilerden HMK’nın 281/2. maddesine göre ek rapor alınabileceği gibi, HMK’nın 281/3. maddesi uyarınca yeni bir bilirkişi kurulu oluşturulup, tekrar inceleme yaptırılarak rapor da alınabilir. Bu açıklamalar uyarınca somut olaya gelindiğinde taraflar arasındaki uyuşmazlık konusunun tespiti yönünden öncelikle medya/reklam/iletişim uzmanı/haksız rekabet uzmanı bilirkişi marifetiyle davalının X Sitesi hesabı üzerinden paylaşımlarının incelenerek davalının haksız rekabet teşkil eden eylemi bulunup bulunmadığı, bu eylemlerin haksız rekabet teşkil edip etmediği, ifade özgürlüğü kapsamında kalıp kalmadığı, davalının davacı şirket zararına yol açacak şekilde rekabet yasağına aykırı faaliyette bulunup bulunmadığı, mali müşavir bilirkişi marifetiyle davalının davacı şirketi zarara uğratıp uğratmadıkları, zarara uğratmış ise ne şekilde zarara uğrattıkları, uğranılan zarar miktarının olup olmadığı tespiti hususlarında rapor düzenlenmesi için dosyanın bilirkişi heyetine tevdi hususunda 08/01/2026 tarihinde ara karar oluşturulduğu, bu duruma rağmen davacı yanın süresinde bilirkişi ücretini yatırmadığı gibi geçerli bir mazerette sunmadığın anlaşılmakla davacının 6102 sayılı TTK'nın 18/2 maddesi uyarınca bütün iş ve işlemlerinde basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gerekmekle herkes iddiasını ispatla yükümlüdür. 6100 sayılı HMK'nun 189. vd maddeleriyle belirtildiği gibi tarafların kanunda belirtilen süre ve usule uygun olarak ispat hakkına sahip olduğu, 190. maddeyle kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafın ispat yüküyle yüklü olduğu, ispatın hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu açıkça belirtilmiş olup davacı yanca iddiasını doğrulayacak mahiyette ve mahkememizce kanaat hasıl olacak nitelikte başkaca yeterli delil ve belge ibraz edilememiş olması nedeniyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-İspat edilemeyen davanın REDDİNE, 2-Bu dava sebebi ile alınması gereken 732,00-TL karar harcından peşin alınan 615,40 -TL harçtan eksik kalan 116,06-TL ' harcın davacılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacının yaptığı yargılama giderinin kendi üzerine bırakılmasına, 4-Arabuluculuk sürecinde tarafların anlaşamaması nedeni ile devletçe karşılanan arabulucu ücreti 4.7000,00 TL 'nin davacılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 7-Taraflarca yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep etmeleri halinde iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda 5235 sayılı Kanun'un 33-(1), 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341-(1) ve devamı maddeleri uyarınca, gerekçeli kararın usulen taraflardan her birine tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre dahilinde, Mahkememize dilekçe ile başvurmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 21/05/2026
Katip ¸E-İmzalıdır
Hakim ¸E-İmzalıdır