Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/151 E. 2026/689 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/151
- Karar No
- 2026/689
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2025/151
KARAR NO:2026/689
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:27/11/2024
NUMARASI:2023/860 Esas, 2024/977 Karar
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:14/05/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili, taraflar arasında 18/08/2014 tarihinde davalının müteahhidi olduğu Tuzla, ... Köyü, 4355 parselde yapılan inşaatın temel, perde ve döşeme kalıp, donatı, betonarme işlerinin malzeme dahil yapımına ilişkin taşeron sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmenin 4. Maddesinde işçilik ve malzeme dahil birim fiyatlarının belirlendiğini, bu koşullar çerçevesinde davacının 4306 m3 beton ve 319,12 ton demir malzemesini tedarik ederek gerekli işleri yerine getirdiğini, bir yandan da kalıp işlerine de devam ettiğini, tarafların 06/01/2015 tarihinde ek bir protokol yaptığını,18/08/2014 tarihli taşeron sözleşmesinin koşullarını değiştirdiklerini, yeni koşullar uyarınca daha evvel beton ve demir alımı taşeron olan davacıda iken demir ve beton alımını 06/01/2015 tarihinden itibaren davalının üstlendiğini, demir ve beton işçiliğini ise müvekkilinin birim başı 55,00 TL + KDV olarak üstlendiğini, ek protokol uyarınca o ana kadar davacı tarafından 4306 m3 beton ve 319,12 ton demir alınarak bunların işçiliğinin yapıldığını, ayrıca davalı şirketin Tuzla'daki başka bir şantiyesinde kullanması için davacının davalıya iyi niyet çerçevesinde KDV dahil toplamda 199.000,00 TL tutarında betonu alış fiyatından verdiğini, davacının sözleşme ve ek protokolünden doğan bütün edimlerini yerine getirerek kaba inşaat işini bitirdiğini, neticesinde davacının 15.277,11 m2 olan 840.241,00 TL + KDV toplamda 991,484,00 TL'lik kalıp m3 olan 624.370,00 TL KDV toplamda 736.756,00 TL'lik beton işi, 319,20 ton olan 631.857,90 TL + KDV toplamda 745,591,00 TL'lik demir işi, ayrıca müvekkili şirketin davalı şirkete alış fiyatından vermiş olduğu KDV dahil 199.000,00 TL'lik ek beton bedeli olmak üzere toplamda 2.672.831,00 TL alacağı doğduğunu, davalı şirket tarafından ise müvekkiline toplam 1.713.472,29 TL ödeme yapıldığından dolayı müvekkili şirketin toplam bakiye alacağının 959.358,71 TL olduğunu, davacının haklı olarak yaptığı işleri faturalandırdığını ve karşı tarafa yolladığını, buna mukabil davalı tarafın davacının yollamış olduğu 15/06/2015 tarih... nolu 492.608,13 TL bedelli ve 12/06/2015 tarih ... nolu 492.608,13 TL bedelli faturalarını Kartal .... Noterliği'nin 18/06/2015 tarih ve...yevmiye nolu ihtarnamesi ile iade ettiğini, söz konusu ihtarnamede davalı şirketin, açık bir şekilde müvekkilinin sözleşme konusu edimini ifa ettiğini ikrar ettiğini, metrajlar hesaplanamadığı ve dolayısıyla ödeme yapamayacağı şeklindeki bahanelerle faturaları haksız olarak iade ettiğini, davacının İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/542 D.İş sayılı dosyası üzerinden delil tespiti talebinde bulunduklarını, söz konusu bilirkişi raporunda 15.277,11 m2 'lik imalatın olduğunun tespit edildiğini, 920,70 m2 alanlı bina temel dolgu döşemesinin 1/2 'sinin müvekkiline ödenmesi kanaatine hatalı olarak varılarak toplamda 14.816,76 m2 olarak davacının edimini ifa ettiğinin kaleme alındığını, ayrıca taraflarca imza altına alınan 31/10/2014 tarihli 01 nolu hak ediş raporun ile 01/12/2014 tarihli 02 nolu hakediş raporlarında müvekkili şirketin o tarihlere kadar yapmış olduğu işlerin de imza altına alındığını, bu hakedişlerin müvekkilinin söz konusu edimlerini yerine getirdiğini gösterdiğini, bütün yapılan tespitlere ve müvekkilinin çabalarına rağmen ödemenin davalı tarafça yapılmadığını, bu nedenle İstanbul Anadolu 15. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası üzerinden davacının alacağı olan 959.358,71 TL'lik asıl alacak ve işlemiş faiz olan 42.343,20 TL olmak üzere toplam 1.001.701,91 TL alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığını, ancak davalının haksız itirazı üzerine takibin durdurulduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına ve davalı yanın icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, davacı yanca fazla metraj talep edildiğini, 06/01/2015 tarihine kadar m2 değeri 32,00 TL'den hesap yapılması gerekirken işin tamamının 55,00 TL üzerinden talep edildiğini,davacının beton satıcısı olmayıp kaba inşaat taşeronu iken nedeni anlaşılamayan ve belgelendirilmeyen 199.000,00 TL ek beton bedelini talep ettiğini, müvekkilinin çok sayıdaki ödemelerinin davacı kayıtlarına işlenmediğini, müvekkilinin davacı tarafa bugün itibariyle herhangi bir borcu da bulunmadığını, davacı tarafın dava konusu kaba inşaat işinin 15.277,11 m2 olduğunu iddia ettiğini, davacı tarafın talebi ve müracaatı sonucunda İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/ 542 D. iş sayılı dosyasının bilirkişi raporunda metrajının 14.816,76 m2 olarak belirlendiğini, bu hesaplama yapılırken, davacının taleplerinin ve beyanlarının dikkate alındığını,herhangi bir karot kazı vb. gibi teknik bir inceleme yapılmadan afaki beyan ile hesap yapılmasının mümkün olmadığını, temel metrajının ikiye katlandığını, ardından kişisel yorumla nesafet uygulandığının görüldüğünü, İstanbul Anadolu 18. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2015 / 44 D. İş sayılı delil tespiti dosyası raporunda; 13.940 m2 ölçüm sonucu çıktığını, inşaatın halihazır durumunun tespitinin istenildiğini, gelinen bu noktada mahkemece dosyadaki sözleşme kapsamında dava konusu inşaat alanının metraj ölçümünün yaptırılması gerektiğini, davalı tarafın 06/01/2015 tarihli ek protokolü kendine uygun hale getirecek bir yorumla baştan itibaren tüm işçilik bedelinin m2/55,00 TL'den hesap edileceğini iddia ettiğini, oysa 18/08/2014 tarihli taşeron sözleşmesinin 4. maddesinde, demir ton/ 1.980,00 TL+KDV, beton m3 / 145,00 TL + KDV, kalıp m2 / 32,00 TL + KDV olarak ücret belirlendiğini, yani davacının, malzeme + işçilik içinde olacak şekilde kaba inşaat işini yapacağının kararlaştırıldığını, daha sonra, davacının işin tamamını kendi finansmanı ile değil de sadece müvekkilinin çeklerini kullanmak suretiyle yürüttüğünü, bunun üzerine de yani davacının işi itebilecek finansmana sahip olmaması sebebiyle malzemenin müvekkili tarafından karşılanması ve işçiliğin davacı tarafça yürütülmesinin kararlaştırıldığını, davacının, sözleşmedeki işçilik fiyatını belirlerken, inşaatta kullanmak üzere alacağı demir ve betona kendi karını da ekleyerek fiyatlama yaptığını, bunların sözleşmeden ayrılması halinde m² / 32,00 TL işçiliğin kendisini kurtaramayacağını ve işçilik fiyatının yükselmesi gerektiğini söylediğini ve bundan sonraki süreçte işçiliğin 55,00 TL'ye yükseltildiğini, protokolde açıkça “06/01/2015 tarihi itibariyle aşağıdaki koşullar geçerlidir" denilerek artık beton ve demir alımının müvekkili tarafından yapılacağı ve bundan sonra işçilik bedelinin 55,00 TL olacağının kararlaştırıldığını, yoksa işçilik fiyatının makable şamil değiştirildiğine dair mutabakat söz konusu olmadığını, protokolün imzalandığı 06/01/2015 tarihinde zemin + 8 kattan ibaret binanın 4. kat tavan betonu da atılmış olduğuna göre davacı taraf zemin + 4 kat için demir + beton + m2 / 32,00 TL işçilik hak edebileceğini, 5, 6, 7, 8. katlar için ise sadece m2 / 55,00 TL işçilik talep edebileceğini, davacının müvekkiline bizzat satmış olduğu bir beton bulunmadığını, dava dilekçesinde bahsi geçen nedeni izah edilmeyen ve belgelendirilmeyen 199,000,00 TL'lik beton satımı iddiasının gerçek dışı olduğunu, bu yöndeki ispat külfetinin davacıya ait olduğunu savunarak davanın reddi ile davacı aleyhinde kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece ilk olarak 2015/519 Esas - 2023/484 Karar sayılı kararla, davanın reddine, davalı tarafın kötü niyet tazminat isteminin yasal koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Dairemizin 2023/1564 Esas - 2023/1191 Karar sayılı ilamıyla; Davacı tarafından dosyaya sunulan 2 adet hak ediş evrakları altında davalı şirket imza yetkilisinin imzası bulunmadığı, sunulan 01/12/2014 tarihli hakedişte 290,94 ton demir, 3078,50 m3 beton kullanıldığı, 31/10/2014 tarhli hakedişte 258,00 ton demir, 2300,00 m3 beton kullanıldığı yazılı olmasına karşın davacı yanca dava dilekçesinde 06/01/2015 tarihine kadar 319,20 ton demir ve 4.306 m3 beton kullandığı yazıldığı, görüldüğü üzere davacı yanca hazırlanan hakediş rakamları ile dava dilekçesindeki rakamların da birbirini teyit etmediği, yapılan bu açıklamalar ışığında mahkemece mahallinde keşif yapılarak sözleşme kapsamında dava konusu inşaat alanın metraj ölçümünün yaptırılması gerekmekte iken bu husus gözetilmeden dosyada bulunan evraklar ve ticari defterler üzerinden yapılan bilirkişi incelemesi yeterli görülerek yazılı şekilde karar verilmesinin isabetsiz olduğu, yine istinafa konu ve her iki tarafın ticari defterlerinde de kayıtlı olan 17/12/2014 tarih, ... nolu, 06/02/2015 tarih, ... nolu ve 05/06/2015 tarihli, ... nolu faturalardaki toplam 1.201m3 beton bedeli KDV dahil 260.137,44 TL olarak kabul edilmiş iken, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda faturaya konu 1.201 m3 beton bedelinin sözleşmede yazan 145,00 TL+ KDV olarak hesaplanması sonucunda bulunan miktara hükmedilmesinin de dosya kapsamına aykırı olduğu, o halde mahkemece yapılacak işin; mertaj konusunda bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğundan ve hakedişlerde davalı yanın imzası bulunmadığından 6100 sayılı HMK'nın 281/3. maddesi uyarınca maddi gerçeğin ortaya çıkması için yeni bir bilirkişi kurulu oluşturularak ya da hükme esas alınan bilirkişi kurul refakatinde mahallinde keşif yapılarak taraflar arasındaki sözleşmede metrajın ne şekilde hesaplandığına dair hükümler de gözetilerek, bilirkişi kurulundan çelişki de giderilmek suretiyle sözleşme kapsamındaki hakediş bedelinin birim fiyatta hesaplanması konusunda rapor aldırılması, hesaplama yapılırken beton, kalıp ve demir işçilik bedelinin ek protokol imza tarihine kadar sözleşmede yazılı m2 32,00 TL'den, 06/01/2015 ek protokol tarihinden sonraki işçilik bedelinin ise m2/55,00 TL'den yapılacağının gözetilmesi, hesaplamada her iki tarafın ticari defterlerinde de kayıtlı olan 17/12/2014 tarih, ... nolu, 06/02/2015 tarih, ... nolu ve 05/06/2015 tarihli, ... nolu faturalardaki toplam 1.201m3 beton bedeli KDV dahil 260.137,44 TL olarak kabul edilmesi akabinde sonucuna göre hüküm kurulmasından ibaret olduğu gerekçesiyle, kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.Kaldırma kararı sonrasında, yeniden yapılan yargılama neticesinde istinafa konu kararla; Dava konusu uyuşmazlıkta mertaj konusunda bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğundan ve hakedişlerde davalı yanın imzası bulunmadığından, kaldırma kararında belirtilen usul ve hesaplama doğrultusunda mahallinde keşif yapılarak rapor alındığı ve sonucuna göre karar verildiği, 20.08.2014 tarihinde teslim alınan dava konusu çeklerin 24.11.2014 tarihinde davalıya iade olunduğuna dair davacı ticari defterlerinde kayıt olduğu, dosyaya mübrez bilirkişi raporlarında çeklerin davalı ticari defterlerinde davacıya verilme kaydının olmasına karşı çek ödeme kayıtlarının tespit edilmediği, çeklerin iade alınması halinde ödemelerin banka yolu ile yapılması gerekmesi ve çeklerin verilme kaydı varken her ne şekilde ödendi ise ticari defter kayıtlarında ödeme kaydının olması gerekmesi karşısında çeklerin ödeme olarak kabul edilmediği, somut olayda taraflar arsındaki uyuşmazlığın kaynağını 18.08.2014 tarihli Taşeron Sözleşmesi ve 06.012015 tarihli Ek-Protokolün oluşturduğu, belediyesinin talebi üzerine proje dışı olarak yapılan; temel imalatının 1mt yükseltilerek doldurulması ve üzerine demirli beton dökülmesi imalatının düz ölçü olarak ½ oranında metrajlara eklenmesi gerektiği dolayısı ile kalıp toplam tutarının 14.816,76 m2 olarak alınmasının taraflar açısından hakkaniyet esaslarına uygun olacağı, dava konusu inşaatta sözleşme ve devamı protokol kapsamında yapılan işlerin toplam bedelinin (beton miktarı 791.437,16 TL, kalıp miktarı 619.799,88 TL, demir miktarı 589.310,17 TL) 2.005.472,10 TL olduğu, davalının toplam 1.924.478,29 TL ödeme yaptığı sabit olmakla davacının bakiye alacağının 80.993,81 TL olduğu, taraflarca yapılan itirazlar soyut nitelikte ve iptal iddialarını ispatlayacak nitelikte bulunmadığından reddedildikleri, dosya kapsamına göre alınan raporun dosyadaki verilere uygun, gerekçeli ve denetime uygun olduğu görülmekle hükme esas alındığı, takip konusu alacak yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddedildiği, şartları oluşmadığından davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebinin de reddedildiği, davalı taraf takipten önce temerrüde düşürülmediğinden davacı tarafın işlemiş faiz talebinin reddedildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul Anadolu 15. İcra Müdürlüğü ... sayılı dosyasında itirazının kısmen iptali ile takibin 80.993,81 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, takip konusu alacak yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddine, davalı tarafın şartları oluşmadığından kötüniyet tazminatı talebinin reddine, karar verilmiştir.
A-)Davalı vekili istinafında;
1-)İade edilen çeklerin ödeme olarak kabul edilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda çeklerin davalı ticari defterlerinde ödeme kaydı olarak yer almadığının belirtildiğini, ancak 05.08.2019 ve 06.10.2017 tarihli bilirkişi raporlarında söz konusu çeklerin ödeme aracı olarak kayıtlara geçtiğinin açıkça tespit edildiğini, toplam 525.000 TL bedelli çekler nedeniyle davacının hukuken borçlu değil, aksine davalıya karşı borçlu durumda olduğunu, bu kapsamda; her biri 75.000 TL bedelli, ... ila ... numaralı toplam 7 adet çekin 20.08.2014 tarihli tahsilat makbuzları ile davacıya teslim edildiğini, bu çeklerin bedellerinin davacının talebi üzerine davacıya elden ödenerek geri alındığını ve müvekkili tarafından iptal edilerek bankaya iade edildiğini, buna ilişkin olarak ...bank yazısının delil olarak sunulduğunu, ilk derece mahkemesinin 31.05.2023 tarihli önceki karar gerekçesinde, çeklerin ödeme vasıtası olması nedeniyle davalının elinde bulunup iptal edilmiş olmasının ödemenin yapıldığına dair yasal karine oluşturduğunun kabul edildiğini, ayrıca davacının yemin deliline dayanmayacağını bildirmesi nedeniyle toplam 525.000 TL çek bedelinin davalı tarafından ödendiğinin mahkemece kabul edildiğini, BAM kaldırma kararında da ilk derece mahkemesinin bu yöndeki değerlendirmesine ilişkin olumsuz bir tespit veya eleştiri bulunmadığını, buna rağmen yeniden yapılan yargılamada mahkeme heyetinin değiştiğini, bu defa çek bedellerinin tebliğde öngörülen 7.000 TL sınırını aşması nedeniyle banka aracılığıyla ödenmesi gerektiği, çeklerin geri alınmasının haricen ödeme yapıldığını göstermeyeceği ve ticari defterlerde ödeme kaydı bulunmadığı gerekçesiyle çeklerin ödeme olarak kabul edilmediğini, bu yaklaşımın hukuka aykırı olduğunu, çek asıllarının müvekkilinin elinde bulunmasının ve bankaya iade edilmiş olmasının elden ödemenin ispatı ve ödeme karinesi niteliğinde olduğunu, VUK kapsamında belirli miktarın üzerindeki ödemelerin banka aracılığıyla yapılmasının öngörülmesinin ticari hayatta kambiyo senedinin elden ödeme ile geri alınması uygulamasını ortadan kaldırmayacağını, TBK'nın 104/3. maddesindeki “borç senedi borçluya geri verilmişse borç sona ermiş sayılır” düzenlemesi, HGK’nın 2013/19-1951 E., 2015/1097 K. sayılı kararı ve Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2012/6367 E., 2012/14309 K. sayılı kararı göz önünde bulundurulduğunda, borç belgesinin borçluya geri verilmesinin borcun ödendiği karinesi olduğunu, ayrıca ilk derece mahkemesinin 28.12.2022 tarihli ara kararında da Yargıtay 19., 11. ve 15. Hukuk Dairelerinin çeşitli kararlarına atıf yapılarak benzer hukuki uygulamaların kabul edilmiş olmasına rağmen, son kararda bu içtihatlara aykırı değerlendirme yapıldığını,
2-)Mahkemece bilirkişi raporuna ve raporda belirlenen tutara yönelik itirazlarının dikkate alınmamasının hukuka aykırı olduğunu, Metraj hesabına ilişkin itirazlar bakımından; Bilirkişilerin, Anadolu 3. ATM dosyasındaki raporun uygulanmasının daha doğru olduğunu, bu raporda havuz ve istinat duvarının hesaba dahil edildiğinin kabul edildiğini, ancak havuz ve istinat duvarının başkası tarafından yaptırıldığına ilişkin belge sunulmadığı gerekçesiyle bunların davacı tarafından yapıldığının kabul edildiğini belirttikleri, Anadolu 3. Ticaret Mahkemesi yerine Anadolu 18. Sulh Hukuk Mahkemesi tespit raporunun esas alınması gerektiğini, aksi kabulün ispat yükünü ters çevirdiğini, buna göre davacının yaptığı işi ve buna ilişkin hak kazandığı bedeli ispat etmesi gerekirken, bilirkişi yorumuyla davalının “iş yapılmadığını” ispat etmek zorunda bırakıldığını, Anadolu 18. Sulh Hukuk Mahkemesi bilirkişi raporundaki fotoğraflarda inşaat mahallinde havuz ve istinat duvarının bulunmadığının görüldüğünü, taraflar arasında husumet başladıktan sonra davacının haftalar sürecek kapsamlı bir imalat yapmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ayrıca bu imalatların taraflar arasındaki sözleşmede de yer almadığını, bu nedenle davacı tarafından yapılmadığı fotoğraflarla sabit olduğu ileri sürülen havuz ve istinat duvarına ilişkin ölçümlerin metraj hesabından çıkarılması gerektiğini, rapora göre havuz ve istinat duvarı metrajının 460,35 m² olduğunu, bunun 55 TL/m² birim fiyatla çarpılması sonucu bulunan 25.319,25 TL’nin hesaplamadan düşülmesi gerektiğini,
3-)Bilirkişilerin, beton imalatına ilişkin üç adet faturanın her iki taraf defterine işlendiğini ve bu nedenle hesaplamaya dahil edildiğini belirttiklerini, bilirkişilerin taraf kayıtlarına yoğunlaşarak maddi gerçeği gözden kaçırdıklarını, 1.201 m³ betonun dava konusu kaba inşaat işiyle ilgili olmadığını, bu beton için ...tarafından doğrudan müvekkili adına fatura düzenlendiğini ve ödemenin de müvekkili tarafından yapıldığını, buna ilişkin belgelerin 10.07.2018 tarihli dilekçeyle sunulduğunu, bu nedenle bu bedelin davacı lehine tekrar hesaplamaya dahil edilmesinin mükerrer ödeme sonucunu doğuracağını, 1.201 m³ beton karşılığı olarak hesaplanan KDV dahil 205.491,10 TL’nin de hesaplamadan düşülmesi gerektiğini belirterek,kararın kaldırılmasını ve davanın tümden reddini talep etmiştir.
B-)Davacı vekili istinafında;
1-)Hükme esas alınan hesaplamada kalıp tutarının teknik açıdan doğru hesaplanmasına rağmen hukuki değerlendirmenin eksik ve hatalı yapıldığını, bu kapsamda; 06.01.2015 tarihinden sonra toplam kalıp imalatının yalnızca yaklaşık %15’inin yapıldığı kabul edilerek kalan %85’lik kısmın 32 TL/m² + KDV üzerinden hesaplanmasının yanlış olduğunu, 06.01.2015 tarihli ek protokolde 32 TL/m² birim fiyatın yalnızca önceki işler bakımından uygulanacağına ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığını, ek protokolde açıkça kalıp işçiliği birim bedelinin 55 TL/m² olarak belirlendiğini, tarafların eser sözleşmesinde bedeli topyekûn değiştirdiklerini ve bu hususun protokol ile sabit olduğunu, buna rağmen ilk derece mahkemesince uyuşmazlığa aykırı şekilde kademeli hesaplama yapılarak hüküm kurulmasının hatalı olduğunu,
2-)Müvekkili tarafından 66,89 ton demir bedelinin dava dışı .... Şti.’ne ödendiği hususunun dikkate alınmadan bilirkişi raporu düzenlendiğini ve hüküm kurulduğunu, kapsamda; davalının cevap dilekçesinde 319,20 ton demirin sözleşme kapsamında müvekkili tarafından sağlandığını ikrar ettiğini, buna rağmen bu hususun hükümde dikkate alınmadığını, toplam 252,23 ton demir üzerinden hesaplama yapıldığını, bu nedenle müvekkilinin alacağının eksik hesaplandığını,
3-)BAM bozma kararı doğrultusunda yapılan yargılamada 07.12.2014, 06.02.2015 ve 05.06.2015 tarihli faturalarla ayrıca fiyatlandırıldığı sabit olan1201 m³ beton ücretinin alacağa dahil edildiğini, ancak buna rağmen toplam beton bedelinin eksik hesaplandığını, müvekkili tarafından 1201 m³ betonun ekstra olarak tedarik edildiğini, bu nedenle toplam 5671,50 m³ beton üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, buna rağmen 1201 m³ betonun hesaplamadan mahsup edildiğini, Mahkeme heyetinin raporlardaki eksiklik ve çelişkileri değerlendirmediğini, gerekçeli kararda da bu hususa ilişkin hiçbir açıklamaya yer verilmediğini,
4-)İlk derece mahkemesinin çeklere ilişkin değerlendirmesinin yerinde olduğunu,
5-)Hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporlarında hiçbir gerekçe gösterilmeksizin davalının ticari defterlerinde yer aldığı ileri sürülen 1.924.478,29 TL ödeme miktarının dikkate alındığını, önceki raporlarda da belirtildiği üzere, müvekkilinin ticari defterlerine rağmen karşı taraf ticari defterindeki ödeme kayıtlarının dikkate alınamayacağını,Doğru hesaplamanın şu şekilde yapılması gerektiğini;Beton bedelinin, her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı bulunan 1201 m³ beton hariç tutulmak suretiyle ilk etapta 4306,50 m³ üzerinden hesaplanması gerektiğini, ilk heyet raporundaki teknik tespitlerin beton metrajı yönünden doğru olduğunu, bu kapsamda; 4306 m³ x 145 TL/m³ + KDV hesabıyla 624.370 TL + KDV beton bedeli alacağı bulunduğunu,Demir metrajının sabit olduğunu ve karşı tarafça da ikrar edildiği; 319,12 ton x 1980 TL/ton + KDV hesabıyla 631.857,60 TL + KDV demir bedeli alacağı bulunduğunu,Kalıp bedeline ilişkin olarak ise; Toplam kalıp metrajının 14.816,76 m² olduğunu, ek protokol ile tüm eser bakımından birim fiyatın değiştirildiğini, bu nedenle 55 TL/m² birim fiyat üzerinden hesap yapılması gerektiğini, buna göre; 14.816,76 m² x 55 TL/m² hesabıyla 814.921,80 TL + KDV kalıp bedeli alacağı bulunduğunu, Ayrıca 07.12.2014, 06.02.2015 ve 05.06.2015 tarihli faturaların her iki tarafın ticari defterlerine kayıtlı olduğunu ve dosyaya sunulduğunu, bu faturalar kapsamında toplam 1201 m³ beton bedelinin KDV dahil 260.137,44 TL olduğunu,Tüm raporlardaki kendi lehlerine olan hususlar dikkate alındığında; beton, demir ve kalıp bedelleri toplamının KDV dahil 2.704.093,73 TL olduğunu, davalı tarafa yapılan ödemelerin ise toplam 1.713.472,29 TL olduğunu, buna göre dava ve icra takibine konu bakiye alacağın 990.621,44 TL olarak ortaya çıktığını belirterek,kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı taşeron, davalı ise yüklenicidir.Dava, taraflar arasında düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedelinin tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf talebinde bulunulmuştur.Taraflar arasında imzalanan 18/08/2014 tarihli taşeron sözleşmesi ile davalının yüklenicisi olduğu Tuzla, ... Köyü, 4355 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yapılan inşaatın temeli, demir, perde ve döşeme kalıp, donatı, betonarme işlerinin malzeme dahil yapımı davacı yanca üstlenilmiştir. Akde bağlanan işlerin keşif bedeli 3.000.000,00 TL olarak tespit edilmiştir.Sözleşmenin 4.maddesinde; uyuşmazlığa konu demirin tonu/1.980,00 TL+ KDV, betonun m3/145,00 TL+ KDV, kalıp işlerinin m2/32,00 TL+KDV olarak ücret belirlenmiştir.Yine taraflar arasında imzalanan 06/01/2015 tarihli ek protokolde; beton ve demir alımının davacı tarafından yapılacağı ve bundan sonra işçilik bedelinin 55,00 TL olacağı kararlaştırılmıştır.Davacı taşeron tarafından davalı yüklenici hakkında İstanbul Anadolu 15. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasından cari hesap alacağına istinaden 959.358,71 TL asıl alacak ve 2.343,20 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.001.701,91 TL alacağın tahsili için ilamsız takip yapıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğu anlaşılmaktadır.Eldeki davada davacı; davalıdan 2.672.831,00 TL alacaklı olmasına rağmen davalının sadece 1.713.472,29 TL ödeme yaptığını ileri sürerek bakiye 959.358,71 TL iş bedeli alacağının tahsilini talep etmiş, davalı ise, davacı tarafın fazla metraj talep ettiğini, 06/01/2015 tarihine kadar m2 değerinin 32,00 TL'den hesaplanması gereken işin tamamının ek protokolde belirlenen 55,00 TL'den hesaplandığını, davacının beton satıcısı olmayıp belgelendirilmeyen 199.000,00 TL'lik ek beton bedelinin dayanağının olmadığını, yapılan ödemelerin davacı defterinde kayıtlanmadığını, sunulan hakedişlerin imzasız olduğunu, gerçekten kullanılan malzemenin miktarının ispata muhtaç olduğu gibi yapılan ödemelere karşılık verilen kambiyo senetlerinin davacı hesaplarına yansıtılmadığını savunmuştur.Dairemizin kaldırma kararı sonrası alınan 08.07.2024 tarihli bilirkişi heyeti raporunda;"Keşif mahallinde gerekli ölçüm ve fotoğraflar alındığı, bina tamamlanmış ve tamamen kapatılmış olduğundan yapılan incelemelerde, bina temel üstü imalatının yükseltilerek yapılmış olduğu görülmekle birlikte; ana taşınmazın temel üstü imalatı aşamasında ilave 1 mt. betonarme perde yapılarak doldurulması konusu ile ilgili taraflar arasında oluşan kalıp imalatı metraj farkına ilişkin ihtilafla ilgili olarak gelinen aşama itibari ile net ölçüm yapılamayacağı (tespit raporu aşamasında henüz kapatılmadığı için ölçüm yapılmış) görüldüğü, dosya kapsamının oldukça kapsamlı olması nedeniyle önceki raporlarda sunulan irsaliye ve metraj tablolarının, bu heyet tespitleri farklı değilse tekrar sunulmayacağı, somut olayda davacı yana hakedişlerle yapılan toplam ödeme tutarının; düzenlenmiş olan her 2 hakedişin ayrı ayrı toplam metraj tutarı değil son hakediş olan 2 nolu hakediş metrajları üzerinden yapılan toplam metrajların karşılığı olan ödeme olduğu, bu anlamda 01/12/2014 tarihli hakediş metrajlarında; demir miktarı 290,94 Ton, beton miktarı ise 3.078,50 m3 iken davacı yüklenicinin dava dilekçesinde, protokol tarihi olan 06/01/2015 (35 gün sonra) tarihi itibari ile; 319,120 Ton demir ve 4.306 m3 beton iddia etmesi tenakuz teşkil etmediği, tüm bilirkişi raporlarında yapıldığı gibi bu heyetçe de sözleşme uyarınca irsaliye tarihleri üzerinden şantiyeye sevk edilen malzeme miktarları esas alınacağı için davacının konuya ilişkin talebinin bir önemi olmadığı,Taraflar arasındaki ilişkinin 18/08/2014 tarihli taşeron sözleşmesinden kaynaklandığı, davacının dava konusu projede betonarme imalat işlerini üstlendiği, daha sonra 06/01/2015 tarihli ek protokol ile özellikle kalıp işçiliği yönünden birim fiyat değişikliğine gidildiği,Mahallinde yapılan keşif ve dosya kapsamındaki teknik belgelerin incelenmesi sonucunda;
1-)Yapının tamamlanmış olması nedeniyle birebir fiziksel ölçüm yapılmasının güçleştiği, ancak temel üstü perde ve dolgu imalatlarının proje dışında yükseltilerek yapıldığının görüldüğü, bu ilave imalatların kalıp metrajına etkisinin bulunduğu, bu kapsamda önceki bilirkişi raporları arasında ortaya çıkan 13.940 m² ile 14.816,76 m² arasındaki farkın, söz konusu ilave perde ve dolgu imalatlarından kaynaklandığı, proje dışı yapılmış olsa dahi işverenin bilgisi ve uygulamanın fiili durumu dikkate alındığında bu imalatların toplam metraja dahil edilmesi gerektiği, bu nedenle toplam kalıp miktarının 14.816,76 m² olarak kabul edilmesinin teknik açıdan daha uygun olacağı,Kalıp işçilik bedelinin 06/01/2015 tarihli protokol öncesi dönemde 32 TL/m², protokol sonrası dönemde ise 55 TL/m² üzerinden hesaplanması gerektiği, dava dosyasına iş programı sunulmadığı için hangi tarih itibarı ile ne kadar kalıp imalatı yapıldığının anlaşılamadığı, bu nedenle eski ve yeni imalatın tespiti için; düzenlenen irsaliye belge tarihleri üzerinden şantiyeye giren beton miktarı bulunarak toplam miktara oranlandığı ve toplam imalatın yaklaşık %85’lik kısmının protokol 06/01/2015 tarihinden önceki, %15’lik kısmının ise sonraki dönemde gerçekleştirildiği kanaatine ulaşıldığı ve hesaplamanın buna göre yapıldığı, buna göre; Protokol öncesi: 403.015,87 TL, Protokol sonrası: 122.238,27 TL olmak üzere toplam kalıp işçilik bedelinin 525.254,14 TL + KDV olarak hesaplandığı,
2-)Demir imalatları yönünden yapılan incelemede ise irsaliyeler üzerinden yapılan incelemelere göre dava konusu yapıda toplam 319,120 ton demir kullanıldığı, ancak dosya kayıtlarında yer alan raporlarda mali bilirkişiler tarafından yapılan tespitlere göre bu demirin 66,89 tonluk kısmının bedelinin davalı taraf tarafından satın alındığı ve bedeli olan 98.336,00 TL'nin dava dışı .... Şti 'ne ödendiği, bu nedenle davacının yalnızca kalan 252,230 tonluk demir bedelini talep edebileceği, buna göre hesaplama yapılması gerektiği, buna göre dava konusu inşaatta uygulanan toplam demirin bedelinin 252,230 x 1.980,00 = 499.415,40 TL + KDV olarak hesaplandığı,
3-)Beton imalatları yönünden yapılan değerlendirmede; toplam beton miktarının 4.306,50 m³ olduğu, ancak Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma ilamında özellikle değinilen 1.201,30 m³ beton bedelinin taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve bu miktarın ayrıca değerlendirilmesi gerektiği, bu nedenle toplam 4.306,50 m³ olan beton miktarınından 1.201,30 m³ düşülerek kalan 3.105,20 m³ betonun 145 TL birim fiyat üzerinden hesaplandığı, ayrıca 260.137,44 TL’nin toplam bedele ilave edildiği, buna göre toplam beton bedelinin 791.437,16 TL olarak hesaplandığı,
4-)Ayrıca taraflar arasında düzenlenen ve toplam bedeli 525.000 TL olan 7 adet çekin davalı ticari kayıtlarında davacıya verilmiş gibi gösterildiği, ancak banka ödeme kayıtlarının dosyaya sunulmadığı, davalı tarafın sunduğu e-mail ekindeki 13.05.2015 tarihli hesap hareketlerinde bu ödemelerin açık biçimde görülemediği, çeklerin davalıya iade edilmiş olmasının tek başına ödeme olgusunu ispatlamaya yeterli olmayacağı, VUK hükümleri gereği bu miktardaki ödemenin banka aracılığıyla yapılmasının bekleneceği, söz konusu çeklerin ödendiğinin kesin şekilde ispatlanamadığı,
5-)Bunun yanında davacı taraf ticari defterlerinde kayıtlı olup davalı taraf kayıtlarında yer almayan toplam 1.013.216,65 TL bedelli 3 adet faturanın hesaplamaya esas alınmadığı, taraflar arasındaki protokol, ek protokol ve BAM kararında belirlenen esaslara göre hesaplama yapıldığı,
6-)Davacının ticari defterlerine göre 1.879.846,29 TL ödeme aldığı, davalının ticari defterlerine göre ise 1.924.478,29 TL ödeme yapıldığı, buna göre davalı ödemesinin davacı ticari defterlerinde tespit olunan 1.879.846,29 TL'den bile az olan 1.713.472,29 TL kabul edilmesinin yerinde olmadığı, aradaki farkın davacının protokol ile üstlendiği işler kapsamında davalının ödemek zorunda kaldığı iş bedelleri olduğunun detaylı olarak kök raporda gösterildiği, bu şekilde ödemelerin yapılmasının işin olağan akışına uygun olduğu ve aradaki fark olan 44.632,00 TL'nin sunulan belgelere göre davalı tarafından ödendiğinin kabul edilebileceği, davalı ödemesi 1.924.478,29-TL'nin hesaplanan alacaktan mahsup edilmesi gerektiği,
7-)Tüm bu değerlendirme ve hesaplamalara göre; Beton bedeli: 791.437,16 TL, Kalıp bedeli: 619.799,88 TL, Demir bedeli: 589.310,17 TL olmak üzere toplam alacak miktarının KDV dahil 2.005.472,10 TL olarak hesaplandığı, davalının toplam 1.924.478,29 TL ödeme yaptığının kabul edildiği, 525.000 TL bedelli çeklerin ödendiği hususunun ise kesin olarak ispatlanamadığı" şeklinde tespit ve görüşlerde bulunulmuştur.Bu açıklama ve tespitler doğrultusunda dosya kapsamı değerlendirildiğinde; Kaldırma kararı sonrasında yeni oluşturulan bilirkişi heyetinden alınan 08.07.2024 tarihli raporda, Dairemizin 01/11/2023 tarihli kaldırma kararında işaret ettiği hususlar esas alınarak yeniden inceleme yapıldığı, “Yerinde İnceleme” başlığı altında keşif yapıldığı, ölçüm ve fotoğraf alındığı, önceki raporlardaki metraj farklılıklarının nedenlerinin incelendiği, 13.940 m² ile 14.816,76 m² arasındaki farkın proje dışı perde/dolgu imalatından kaynaklandığının değerlendirildiği, ara hakediş mantığının açıklandığı, 319,120 ton demir ve 4.306,50 m³ beton hesabının nasıl oluştuğunun anlatıldığı,Dairemiz kararındaki 1.201,30 m³ betonun faturalara göre ayrıca değerlendirilmesi gerektiğinin kabul edildiği ve 4.306,50 m³ toplam betondan 1.201,30 m³ düşülüp, kalan miktarın 145 TL’den hesaplandığı, faturalara ilişkin 260.137,44 TL bedelin hesaba doğrudan eklendiği, beton hesabında maddi hata bulunduğu belirtilerek yeni hesap yapıldığı, yine Dairemiz kararı doğrultusunda 06/01/2015 öncesi kalıp işçiliğinin 32 TL/m², sonrası için 55 TL/m² olarak hesaplandığı, toplam imalatın yaklaşık %15’inin protokol sonrası yapıldığı kabul edilerek ayrı hesap yapıldığı,Buna göre, söz konusu raporda Dairemiz kaldırma kararında belirtilen eksiklik ve çelişkilerin giderilmesine yönelik gerekli inceleme ve değerlendirmelerin yapıldığı, yapılan tüm teknik ve mali incelemeler sonucunda; beton, demir ve kalıp işçilik imalatları yönünden davacının toplam hakediş/alacak miktarı ayrı ayrı hesaplandığı, davalı tarafından yapıldığı kabul edilen ödemeler mahsup edilerek bakiye alacak durumunun belirlendiği, ayrıca, önceki bilirkişi raporları arasında bulunan çelişkilerin giderildiği, özellikle mahallinde keşif, teknik metraj incelemesi, protokol öncesi-sonrası fiyat ayrımı ve ticari kayıtların birlikte değerlendirilmesi suretiyle kaldırma kararında belirtilen eksikliklerin giderildiği, yapılan bu değerlendirmelerin dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmakla, taraf vekillerinin tüm bu hususlara yönelik istinaf itirazlarının yerinde olmadığı,Ancak, söz konusu raporda ve istinafa konu kararda, daha önce verilen karardan farklı olarak, davalıya iade edildiği anlaşılan toplam 525.000 TL bedelli 7 adet çekin banka yoluyla ödendiğine dair kayıt bulunmadığı, ticari defter ve e-posta kayıtlarında çek ödemesinin görünmediği, çeklerin iadesinin tek başına ödeme anlamına gelmeyeceği şeklinde değerlendirme yapılarak, bu çek bedelleri ödenen bedelin hesabında dikkate alınmamış ise de, bu değerlendirme ve kabulün yerinde olmadığı, 05.08.2019 ve 06.10.2017 tarihli bilirkişi raporlarında söz konusu çeklerin ödeme aracı olarak kayıtlara geçtiğinin tespit edildiği, bu çeklerin 20.08.2014 tarihli tahsilat makbuzları ile davacıya teslim edildiği, çeklerin ödeme vasıtası olması nedeniyle davalının elinde bulunup iptal edilmiş olmalarının ödemenin yapıldığına dair yasal karine oluşturduğu, VUK kapsamında belirli miktarın üzerindeki ödemelerin banka aracılığıyla yapılmasının öngörülmesinin ticari hayatta kambiyo senedinin elden ödeme ile geri alınması uygulamasını ortadan kaldırmayacağını,TBK'nın 104/3. maddesindeki “borç senedi borçluya geri verilmişse borç sona ermiş sayılır” düzenlemesi göz önünde bulundurulduğunda, borç belgesinin borçluya geri verilmesinin borcun ödendiğine karine teşkil ettiği, aksini ispat için davacı tarafça yazılı delil sunulmadığı gibi yemin deliline de dayanılmayacağının bildirildiği, kaldı ki kaldırma kararımızda söz konusu çeklerin ödendiğinin kabul edildiği ve bu yönden de istinafa gelindiği halde buna dair bir kaldırma işlemi yapılmadığı, buna göre, davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazının yerinde olduğu, toplam 525.000 TL bedelli bu 7 adet çek ödemesi de hesaplamada dikkate alındığında ise davacının bakiye bir alacağı kalmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin reddi, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak, davanın reddine dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A)1-Davacı vekilinin istinaf talebinin REDDİNE,
2-Davalı vekilinin istinaf talebinin KABULÜNE,
3-İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 27/11/2024 tarih ve 2023/860 Esas, 2024/977 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
4-Davanın REDDİNE,
5-Davalı tarafın kötü niyet tazminat isteminin yasal koşulları oluşmadığından REDDİNE,
B) İLK DERECE YARGILAMASI YÖNÜNDEN
1-Alınması gereken 732,00 TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 9.159,96 TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 8.427,96 TL harcın kararın kesinleşmesini takiben ve istek halinde davacı tarafa İADESİNE,
2-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 156.255,29 TL nispi vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
4-Davalı tarafından yapılan 150,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN
1-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalı tarafa İADESİNE,
2-Davacı taraftan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Davalı tarafından yapılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak davalı tarafa VERİLMESİNE,
5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-Gerek ilk derece gerekse istinaf aşamasında yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa İADESİNE,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 14/05/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.