Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1046 E. 2026/431 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1046
Karar No
2026/431
Karar Tarihi

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/1046

KARAR NO: 2026/431

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 15/02/2022

NUMARASI: 2016/387 Esas - 2022/96 Karar

DAVA:Banka Teminat Mektubunun Hükümsüzlüğünün Tespiti

İSTİNAF KARAR TARİHİ:05/03/2026

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı karşı davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı taraftan yapılan mal alışına dair yapılacak ödemenin teminat olarak müvekkili firma tarafından verilen 11/11/2015 günlü ve 120.000,00 TL bedelli 09/11/2016 gününe kadar geçerli teminat mektubunun nakde tahvil edilmemesi için acilen ihtiyati tedbir kararı verilmesini, teminat mektubunun hükümsüzlüğünün / bedelsiz kaldığının tespiti ile kendilerine iadesine, mektubun yargılama sırasında nakte çevrilmesi halinde nakte tahvil gününden başlatılmak üzere en yüksek ticari faiz/avans faiziyle karşı taraftan tahsiline karar verilmesini, yapılan yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesine talep etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesindeki iddialarının gerçek dışı olduğunu, teminat mektubunun mal alışına dair teminat olarak verilmediğini, taraflar arasındaki sözleşme sonrasında Bayilik Sözleşmesi gereği yüklenen taahhüt ve sorumluluklardan kaynaklı borçlara ilişkin verildiğinin belirlendiğini, mektubun bayilik sözleşmesi nedeniyle verildiğinin açık olduğunu, bayilik sözleşmesini haksız sonlandırdığından çıkacak tazminatlardan dolayı kendisini haklı çıkarmaya çalıştığını, sözleşmenin haksız sonlandığını davanın reddini karşı dava olarak mahkemeye sundukları bu dilekçede ise davacının açtığı bayi mağazasına yapılan tadilat giderlerinin davacı yanca ödenmesinin gerektiğini, ve erken sonlanan bayilik nedeni ile oluşan tazminat ve hak kayıplarını talep ettiklerini, asıl davanın reddini, karşı dava yönünden ise davanın kabulünü müvekkilinin uğradığı zararların tazminini, yapılan yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... ...vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davada husumet yönünden bir durumunun olmadığını müvekkili yönünden reddinin gerektiğini, müvekkilinin taraflar arasında teminat mektubu gereğince garanti veren konumda olduğunu, taraflar arasındaki ticari anlaşmazlık nedeni ile müvekkilinin kusurlu olmadığını davanın reddine karar verilmesini, yapılan yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ,Asıl dava yönünden; davacı ... A.Ş. Firmasının, bir numaralı davalı .... Şti emrine verdiği teminat mektubunu, yukarıda ayrıntılı olarak incelenip değerlendirildiği üzere, davayı ikame tarihinde davalı firmaya borcunun olması nedeniyle hükümsüz kalamayacağı, davalı ...Bankasının dava konusu ticari ilişkinin tarafı olmadığından, yerleşik yüksek yargı kararları gereğince husumet yöneltmesinin yerinde olmadığı anlaşılmakla asıl dava yönünden davalı .... Şti davanın reddine , davalı ...yönünden davanın husumetten reddine dair aşağıdaki şeklide hüküm tesis edilmiştir. Karşı dava yönünden, yukarıda detayları incelenip değerlendirildiği üzere; davacı .... Şti. İle davalı arasında geçerli bir bayilik sözleşmesi olduğu, bu sözleşme gereğince, sözleşmenin hükümlerinden bir kısmını ihlal eden davalıdan sözleşme gereği tazminat talep edebileceği, Karşı dava yönünden, davacı ... firmasının, ret olunan satış faturasına rağmen, konsinye olarak gönderip teslim alamadığı ürünlerin bedeli olarak KDV hariç olmak üzere, 4.607,83TL alacaklı olduğu, Sözleşmenin feshi ile davacının oluşan müspet zararının 7.907,75TL olarak hesap edilebileceği sonuç ve görüşlerine ulaşılmış , ancak verilen kesin sürede ıslah harcı yatırılmadığından ve gerekli ihtarlar yapılmış olduğundan karşı davanın açılış tarihindeki miktarlar üzerinden davanın kabulüne ve manevi tazminat talebi yönünden ispat şartı sağlanmadığından bu talep yönünden davanın reddine,asıl dava yönünden davacının davalı ... Ltd . Şirketine yönelik davasının reddine, davalı ...yönünden davanın husumet yokluğundan usulden reddine, karşı dava yönünden karşı davacının menfi zararı için 500,00 TL ve müspet zararı için 500,00 TL olmak üzere toplam 1.000,00 TL alacağın davacı/karşı davalıdan alınarak dava tarihinden işleyecek ticari faizi ile birlikte karşı davacıya verilmesine, manevi tazminat isteminin reddine, ..." karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 05.03.2020 tarihli bilirkişi raporunda, dava konusu teminat mektubunda bayilik için verildiği yazdığı ve satışlara başlandığı, mail yazışmalarında da reddedilmediğinden bayilik ilişkisinin kurulmuş olduğu tespitinin hatalı olduğunu, icap ve kabulle kurulmuş bayilik sözleşmesi bulunmadığını, davalı ile bayilik sözleşmesi için görüşmeler yaptıklarını, gönderdiği sözleşmenin genel işlem koşulu olduğu görülünce bazı maddeleri değiştirdiklerini, davalı sözleşmeyi bu şekilde kabul etmeyip yine aynı sözleşmeyi gönderdiğini, görüşmelerde sözleşmenin esaslı nokralarında anlaşamadıklarını, irade beyanlarının uyuşmadığını, dolayısıyla bayilik sözleşmesi kurulacağı inancıyla verilen teminat mektubunun doğal olarak geçersiz kaldığını, müvekkili şirkette çalışan şirketi temsile yetkili olmayan personelin sözleşme öncesi görüşmelerindeki mail yazışmalarına itibar edilemeyeceğini, maillere göre fatura düzenlenmesi, bayilik sözleşmesinin kurulduğu anlamına gelmediği, taraflar arasındaki ilişkinin parça mal alımı seviyesinde kaldığını, bilirkişi raporundaki, asıl davanın ikame edildiği tarihte davacı şirketin davalı şirkete borcunun bulunması nedeniyle teminat mektubunun hükümsüz kalmadığı yönündeki tespitin hatalı olduğu, müvekkilinin bayilik sözleşmesinin akdedileceği düşüncesiyle 120.000,00 TL tutarındaki teminat mektubunu davalı şirkete gönderdiği dikkate alındığında bayilik sözleşmesinin yapılmamış olması nedeniyle teminat mektubunun geçerli olmayacağının, bayilik sözleşmesi imzalanmadığından davalının zararına hükmedilmesinin hatalı olduğu, davalı, davacı şirketin reddedilen satış faturasına rağmen konsinye olarak gönderilip de teslim alamadığı ürünlerin bedeli olarak davacı davalı şirketten KDV hariç olmak üzere 4.607,83 TL alacağı bulunduğu yönündeki tespitin hatalı olduğu, davalının bu yönde bir talebi yokken talebi aşarak karar vermesinin kabul edilemez olduğu, davalıdan herhangi bir mal gönderilmemesi istenmesine rağmen 06.04.2016 tarihinde mal göndermesi üzerine bu malları kabul etmeyerek en son kalınan mutabakat doğrultusunda davalıya 8.192,12 TL ödendiği ve bahse konu mallarında aynı gün iade edildiğini, 15.04.2016 tarihi itibariyle alacak borç ilişkisi kalmadığını, müvekkili şirkete gönderilen 07.08.2017 tarihli mutabakat mektubunda da alacak ve borç ilişkisi kalmadığının açıkça belli olduğunu, Mahkemece 01.02.2018 tarihli bilirkişi raporuna itibar edilmemesinin nedeninin açıklanmadığını, davalı/karşı davacının açtığı davada 100.000,00 TL manevi tazminatın tümden reddine karar verilmesine rağmen, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10/3. maddesine göre tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre vekalet ücreti taktir edilmesi gerekirken, sadece 1.000,00 TL vekalet ücreti taktir edilmesinin de doğru olmadığını, asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne ilişkin kısmı ile reddedilen manevi tazminatla ilgili lehine eksik vekalet ücreti taktir edilmesi yönlerinden açıkça yasa ve usule aykırı olan İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 10.02.2022 tarih ve 2016/387 E-2022/96 K. sayılı kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE : Dava, asıl davada, teminat mektubunun hükümsüzlüğünün tespiti, karşı davada bayilik sözleşmesine aykırı davranılması ve haksız feshedilmesi nedeniyle uğranılan müspet ve menfi zararların tazmini ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince asıl davada, davalı ... Ltd. Şirketi yönünden davanın reddine, davalı ...yönünden davanın husumet yokluğundan usulden reddine, karşı davada, davacının menfi zararı için 500,00 TL ve müspet zararı için 500,00 TL olmak üzere toplam 1.000,00 TL alacağın davacı/karşı davalıdan alınarak dava tarihinden işleyecek ticari faizi ile birlikte karşı davacıya verilmesine, manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, taraflar arasında bayilik ilişkisinin kurulup kurulmadığı, davacı karşı davalı tarafından verilen teminat mektubunun hükümsüz kalıp kalmadığı, davacı karşı davalının bayilik sözleşmesine aykırı davranması ve haksız feshetmesi nedeniyle davalı karşı davacının müspet ve menfi zararının oluşup oluşmadığı, Mahkemece reddedilen manevi tazminat yönünden vekalet ücretine hükmedilmemesinin doğru olup olmadığı noktalarındadır.

Davacı, asıl davada, davalıdan parça parça alınan malların ödemesinin teminatı olarak davalının talebi üzerine teminat mektubunu verdiklerini, sözleşmede anlaşamadıklarından aralarında bayilik ilişkisinin kurulmadığını, aldıkları ürünlerin bedelini ödediklerinden teminat mektubunun bedelsiz ve hükümsüz kaldığının tespiti ile tarafına iadesini talep etmiş, davalı karşı davacı, taraflar arasında bayilik ilişkisinin kurulduğunu, davacı karşı davalının dava konusu teminat mektubunu davacının bayilik ilişkisi gereği taahhüt ve sorumluluklarından doğan borçlarının teminatı olarak verildiğini, taahhüt ve sorumluluklarını yerine getirmediğininden zararlarının oluştuğunu, dava tarihinden sonrada ürünleri satmaya devam ederek Nisan ayına ilişkin ürün bedelini de ödemediğinden teminat mektubunun bedelsiz kalmadığını, hükümsüz olmadığı savunmasında bulunarak, karşı davada bayilik sözleşmesine aykırı davranması ve sözleşmeyi haksız feshetmesi nedeniyle uğranılan müspet ve menfi zararın tazminini ve manevi tazminat talep etmiştir.

Dosyada bulunan Bayilik Sözleşmesi taraflarca imzalanmamış olduğu görülmüştür.

Bayilik sözleşmesi kendine özgü yapısı olan, çerçeve niteliğinde sürekli borç ilişkisi doğuran, çift edim değişimini esas alan bir sözleşmedir. Güven ilişkisi üzerine kurulan bayilik sözleşmesinin Türk Hukuku'nda mevzuatta tanımı yapılmamıştır. Bayilik sözleşmesi çerçeve niteliğinde, sürekli öyle bir sözleşmedir ki üretici malların tamamını veya bir kısmını belirli bir bölgede satmak üzere bayiye göndermeyi, buna karşılık olarak bayi de üreticinin dağıtım ağına dâhil olarak sözleşme konusu mal veya hizmeti kendi adına ve hesabına satmak ve bu mal ile hizmetlerin sürümünü arttıracak faaliyetlerde bulunmak yükümlülüğünü üstlenir. Bayilik sözleşmesinde tarafların hakları ve yükümlülük yelpazesi geniştir. Öyle ki sözleşme süresince ve sözleşme sonrasında devam eden yükümlülükleri olması güven ilişkisinin önemini bir kez daha vurgular. Sözleşme süresince devam etmesi gereken güven temelli olan bu ilişkide sözleşme ölüm, iflas, kısıtlılık kararı verilmesi, olağan fesih yolu ve olağanüstü fesih yollarıyla sona erebilir. Yine bayilik sözleşmesi Türk Mevzuatı’nda ismiyle düzenlenmediğinden isimsiz sözleşmelerdendir.

6098 sayılı TBK 12. Maddesi "Sözleşmelerin geçerliliği, kanunda aksi öngörülmedikçe, hiçbir şekle bağlı değildir." düzenlemesini içermektedir. Bu düzenlemeden hareketle bayilik sözleşmesinin geçerliliği için herhangi bir şekil şartı aranmadığı, tarafların icap ve icaba uygun açık veya zımni kabulleri ile sözleşmenin kurulacağı ortadadır.

Fesih, sürekli bir borç ilişkisini ileriye etkili bir şekilde sona erdiren, bozucu yenilik doğuran bir hak olarak kabul edilmektedir. Feshi ihbar (feshin ihbarı, bildirilmesi ) ise, tek taraflı ve karşı tarafa ulaşması gereken bir irade beyanıyla kullanılır; şarta bağlanamaz, kullanıldıktan sonra da geri alınamaz. Fesih, hüküm ve sonuçlarını muhatabın hakimiyet alanına ulaştığı anda geleceğe etkili olarak meydana getirir. Fesih, olağan (süreli) ve olağanüstü fesih olmak üzere ikiye ayrılır. Olağan fesihte sözleşme ilişkisi, fesih beyanının muhataba ulaşmasının üzerinden belirli bir süre geçtikten sonra ortadan kalkar. Bu nedenle, olağan feshe, “süreli fesih” de denilmektedir. Olağanüstü fesihte ise, sürekli sözleşme ilişkisi fesih beyanının muhataba ulaşmasıyla derhal sona erer. Olağanüstü feshe, “süresiz fesih” adı da verilmektedir. Fesih, sözleşmeden dönmeden farklı olarak, geçmişe etkili hüküm doğurmaz. Fesih ister olağan, ister olağanüstü olsun, daima, geçmişe değil, ileriye etkili sonuçlar doğurur (Eren, F.:age., s.1212 vd. ).

Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, taraflar arasında sözleşme niteliğinde bir hukuki işlem bulunduğu her iki tarafın da kabulünde olmakla birlikte uyuşmazlığın bu sözleşmenin bir bayilik sözleşmesi niteliği taşıyıp taşımadığı noktasında toplandığı, davacı/karşı davalının iddia ettiği şekilde sözleşmede değişiklik yapılması talebini içeren bir bilgiye dosya kapsamında rastlanmadığı, dosya kapsamında yer alan sözleşmenin gönderilmesinin öneri niteliğinde olduğu, davacı/karşı davalının bu sözleşmede imzalarının bulunmaması sebebiyle TBK m. 1 uyarınca öneriye uygun bir kabul beyanının bulunmadığını iddia ettiği, bu noktada imzanın bulunmamasının sözleşmenin varlığına etki edip etmediğinin değerlendirilmesi gerektiği ve olaydaki iradi şeklin ispat şekli veya geçerlik şekli olarak kabul edilmesi bakımından alternatifli değerlendirme yapıldığı, taraflarca sözleşmenin yazılı olarak yapılması bir ispat şekli olarak kararlaştırılmış ise bu halde metnin var olmamasının (imzasız olması), hukuki ilişkinin ispatlanması açısından önem arz edeceği, şekle uyulmamış olmasının sözleşmenin varlığı ve geçerliğine etkili olmadığı, bu halde salt imzanın olmamasına dayalı olarak sözleşmenin kurulmadığının/geçerli olmadığının ileri sürülemeyeceği, ancak davacı/karşı davalının, İkiler'e yönelik açık bir kabul beyanının bulunmadığının sabit olması karşısında taraflar arasında bir bayilik sözleşmesinin kurulup kurulmadığı hususunun MK m. 2 Dürüstlük Kuralı temelli Güven Teorisi uyarınca davranışlarının yorumlanması ile belirlenebileceği (değerlendirme 6. Maddededir). Taraflar arasındaki iradi şeklin bir geçerlik şekli olduğu sonucuna varılması halinde ise şekil eksikliğinin TBK m. 12/11 uyarınca kural olarak sözleşmenin varlığına (kurulup kurulmadığına) değil, geçerliğine etkili olduğu, bu nedenle sözleşmenin kurulması bakımından bir etkiye sahip olmadığı, ancak davacı/karşı davalının, İkiler'e yönelik açık bir kabul beyanının bulunmadığının sabit olması karşısında taraflar arasında bir bayilik sözleşmesinin kurulup kurulmadığı hususunun MK m. 2 Dürüstlük Kuralı temelli Güven Teorisi uyarınca davranışlarının yorumlanması ile belirlenebileceği (değerlendirme 6. maddededir), ayrıca bu halde sözleşmede imza bulunmamasının geçerlik bakımından etkisinin değerlendirilmesi gerektiği, Mahkemenin kabulü halinde bayilik sözleşmesinin, MK m. 2 temelli Güven Teorisi uyarınca kurulmuş sayılacağı; şeklin geçerliğe ilişkin olduğu kabul edildiğinde de sözleşmenin kurulması açısından yukarıdaki tespitlerin geçerli olacağı ve ayrıca bu halde şekle aykırılığın (imza eksikliği bakımından) kesin hükümsüzlük yaptırımına neden olup olmayacağının ise MK m. 2 hükmü uyarınca Sayın Mahkeme tarafından değerlendirileceği, bu konuda öğreti ve uygulamada ifa aşamasına geçilmiş olan sözleşmelerde şekle aykırılığın ileri sürülmesinin ilke olarak MK m. 2 hükmüne aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği, mali bakımdan değerlendirme; asıl dava yönünden; davacı ... A.Ş.'nin, 1 numaralı davalı .... Şti. emrine verdiği teminat mektubunu, yukarıda ayrıntılı olarak incelenip değerlendirildiği üzere, davayı ikame tarihinde davalı firmaya borcunun olması nedeniyle hükümsüz kalamayacağı, asıl dava yönünden; davacı... A.Ş.'nin 2 numaralı davalı ...'ın dava konusu ticari ilişkinin tarafı olmadığından, yerleşik yüksek yargı kararları gereğince husumet yöneltmesinin yerinde olamayacağı, karşı dava yönünden, yukarıda detayları incelenip değerlendirildiği üzere; davacı .... Şti. ile davalı arasında geçerli bir bayilik sözleşmesi olduğu, bu sözleşme gereğince, sözleşmenin hükümlerinden bir kısmını ihlal eden davalıdan sözleşme gereği 120.000,00 TL tazminat talep edebileceği, karşı dava yönünden, davacı ... firmasının, ret olunan satış faturasına rağmen, konsinye olarak gönderip teslim alamadığı ürünlerin bedeli olarak KDV hariç olmak üzere, 4.607,83TL alacaklı olduğu, sözleşmenin feshi ile davacının oluşan müspet zararının 7.907,75 TL olarak hesap edilebileceği tespit edilmiştir.

Taraflar arasında ticari ilişki bulunmakta olup, dosyada bulunan bayilik sözleşmesi taraflarca imzalanmamıştır. Davalı bayilik ilişkisinin kurulduğunu, davacı ise tarafların iradeleri uyuşmadığından sözleşmenin kurulmadığını iddia etmişse de, davacı ...A.Ş. tarafından bayilik sözleşmesinin 10. maddesinde belirtilen 120.000,00 TL bedelli taraflar arasındaki bayilik sözleşmesine dayalı olarak düzenlendiği belirtilen teminat mektubunun davalı karşı davacı .... Şti.'ye teslim edilmiştir. Taraflar arasındaki mail yazışmalarının içerikleri, bayilik sözleşmesinde yer alan edimlerin yerine getirilmeye başlanarak davalıdan mal alındığı, sözleşmenin 3. maddesinde belirtilen dekorasyona ilişkin davacının mağazalarındaki konsepte uygun bankonun aldırılacağı belirtilerek, açıkça İkiler Mağaza konsept dekorasyonuna ilişkin bayi tarafından yapılacak konsept malzemelerin fiyat listesinin gönderildiği, söz konusu bankonun parçalarının eksik çıktığı tespit edilerek davalı İkiler'den yardım istendiği, sözleşmenin 4. Maddesine göre, davacı/karşı davalı tarafından yeni sezon ürünlerinin talep edildiği, yeterli ürün kalmadığı için ciro yapılamadığının belirtilerek ürün talep edildiği, yapılacak olan reklamlarla ilgili bilgi istendiği, afiş istendiği, davalı kış indirimi fiyat listesine ilişkin direktifler yollandığı ve bu konuda mağazanın nasıl davranacağı, bunu nasıl duyuracağı, nasıl uygulayacağı konusunda talimatlar verildiği görülmüştür. Davacı tarafından davalıya gönderilen 19.12.2015 ve 25.8.2015 tarihli e postalarda, açıkça sözleşmedeki imzaların tamamlanacağı ve sözleşmenin gönderileceği ifadelerinin kullanıldığı görülerek, davacı karşı davalı tarafından kabul edilmeyen bayilik sözleşmesine göre tarafların hareket ettiği, davacı tarafından davalı firmanın adı altında ürünlerinin satıldığı, her ne kadar davacı karşı davalı söz konusu yazışmaları yapanların şirkette çalışan şirketi temsile yetkili olmayan personel olduğu, sözleşme öncesi görüşmelerindeki mail yazışmalarına itibar edilemeyeceğini beyan etmişse de, TTK'nın 18/2. Maddesine göre her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiği, artık sözleşmeye göre edimlerin ifasına geçildikten sonra sözleşmenin imzalanmasına ilişkin mail yazışmalarına itibar edilmemesi gerektiği beyanı, bayilik sözleşmesinin geçerliliği için herhangi bir şekil şartının aranmadığı, tarafların icap ve icaba uygun açık veya zımni kabulleri ile de sözleşme kurulabileceğinden, taraflar arasında bayilik sözleşmesinin kurulduğunun kabulü gerekir.

6098 sayılı TBK'nın 125. maddesinde, Temerrüte düşen borçlu, verilen süre içinde, borcunu ifa etmemişse veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum söz konusu ise alacaklı, her zaman borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteme hakkına sahiptir. Alacaklı, ayrıca borcun ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir. Sözleşmeden dönme hâlinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Bu durumda borçlu, temerrüte düşmekte kusuru olmadığını ispat edemezse alacaklı, sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir.

TBK'nın 126. maddesinde, İfasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde, borçlunun temerrütü hâlinde alacaklı, ifa ve gecikme tazminatı isteyebileceği gibi, sözleşmeyi feshederek, sözleşmenin süresinden önce sona ermesi yüzünden uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir, düzenlemesi mevcuttur.

Sözleşmeden kaynaklanan zarar müspet (olumlu) zarar olacağı gibi menfi zarar da olabilir. Müspet zarar; borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki farktır.

Yargıtay 11. HD'nin yerleşik kararları gereğince de, sözleşmenin haksız feshi halinde davacı, davalı tarafça sözleşmenin feshi üzerine aynı nitelikteki bir işi, aynı koşullarda, ne kadar sürede temin edebilecek ise bu süre için müspet zarar isteminde bulunabilir(Yargıtay 11. HD'nin 29.02.2024 Tarih 2023/3589 E. - 2024/1639 K. Sayılı Kararı).

Somut olayda, davacı .... A.Ş. tarafından davalıya gönderilen .... Noterliği ....11. 2016 tarihli ihtarnamede, ürün siparişi verilmemesine rağmen 06/04/2016 tarihinde 350 parça ürün gönderildiğini, ürünleri teslim alan personelin iki firma arasındaki ticari ilişkinin bittiğinden haberi olmadığı için ürünleri teslim aldığını, ürünlerin 3 gün içerisinde geri alınmasını talep etmiş ve belirtilen tarih itibarıyla 8.192,12 TL'nin banka hesaplarına yatırıldığını ve hiçbir mal gönderilmemesini talep ettiklerini, ticari faaliyetlerin bittiğinden dolayı da ellerinde bulunan bedelsiz 120.000,00 TL bedelli teminat mektubunun da 3 gün içerisinde iade edilmesini talep ederek taraflar arasındaki sözleşmeyi herhangi bir haklı sebep belirtmeyerek, davalıya borcu bulunduğu halde ve süre vermeyerek haksız olarak feshettiği ve fesih tarihinde davacının davalıya ödenmemiş ürün bedeli nedeniyle borçlu olduğu görülmüştür.Söz konusu 8.192,12 TL davacı tarafından dava açıldıktan sonra 15.04.2016 tarihinde ödenmiştir. Bu durumda taraflar arasındaki sözleşmenin davacı karşı davalı tarafından haksız feshedilmiş olduğu kabul edilerek, sözleşmenin kalan süresi gözetilerek, davalının yeni bir bayilik kurabileceği dönem için 7.907,75 TL kardan mahrum kaldığının kabulü gerekir. Davalının konsinye olarak gönderip de teslim alamadığı ürünlerin bedeli de KDV hariç 4.607,83TL olduğundan, Mahkemece karşı davada, taleple bağlı kalınarak, toplam 1.000,00 TL alacağın davacı/karşı davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Asıl davada, davacının davalıya 4.607,83TL konsinye ürün bedeli ve 7.907,75 TL kar mahrumiyeti olmak üzere toplam 12.515,58 TL borçlu olduğundan, Mahkemece davacı ... A.Ş. 'nin, ... Şubesine ait 11/11/2015 tarihli, 120.000,00 TL bedelli, 09/11/2016 gününe kadar geçerli, ...numaralı teminat mektubunun, 107.484,42 TL'si yönünden davalı .... Şti.'ye borçlu olmadığınını tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmesi gerekirken asıl davanın reddedilmesi hatalı görülmüştür.

Ancak, asıl davada, Mahkemece dava konusu ... Şubesine ait 11/11/2015 tarihli, 120.000,00 TL bedelli, 09/11/2016 gününe kadar geçerli, ...numaralı teminat mektubunun nakte çevrilmemesi için tedbir kararı verilmiş olup, yargılama sırasında teminat mektubunun süresi içinde nakte çevrilmediğinden asıl dava konusuz kalmıştır. Asıl dava tarihinde davacının davalıya 8.192,12 TL cari hesap borcu, 4.607,83TL konsinye olarak gönderilip iade edilmeyen 177 adet ürün bedeli alacağı ve 7.907,75 TL kar mahrumiyeti bulunduğu, dava açıldıktan sonra 8.192,12 TL borcun ödendiği, teminat mektubunun süresi dolduğundan asıl dava konusuz kaldığından tarafların haklılık durumuna göre değerlendirilme yapılmalıdır.

Asıl davada yargılama giderleri, asıl davada tarafların dava tarihindeki haklılık durumuna göre, davacının dava tarihinde davalıya 8.192,12 TL cari hesap borcu ve 4.607,83TL konsinye ürün bedeli borcu olduğu göz önüne alınarak hükmedilmiştir.

Karşı davada, davalı karşı davacı 100.000,00 TL manevi tazminat talep etmiş olmakla, Mahkemece reddedilen manevi tazminat yönünden davacı karşı davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemiştir. Anayasa Mahkemesinin 14 Mart 2025 günlü resmi gazetede yayınlanan 2024/29 E. 2024/226 K sayılı kararı ile 6100 sayılı HMK 326. Maddesinin 2. Fıkrasının manevi tazminat davaları yönünden iptal edilmiş, karar 14/12/2025 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu durumda dairemiz karar tarihi itibarıyla reddedilen manevi tazminat yönünden davalı yararına vekalet ücretine hükmedilemeyeceğinden davacı karşı davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının reddine karar verilmiştir.

HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesince asıl davanın reddi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı karşı davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davacı karşı davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, istinafa konu ilk derece mahkemesinin kararının HMK.'nın 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA,

A-ASIL DAVA YÖNÜNDEN

1-Asıl Dava Konusuz Kaldığından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,

2- Davalı ... yönünden davanın husumet yokluğundan usulden reddine,

3- Alınması gerekli 7.342,26 TL harçtan peşin alınan 2.049,30 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 5.292,96 TL harcın davalı .... Şti.'den alınarak Hazineye gelir kaydına,

4- Davacı ... A.Ş. tarafından dava açılırken yatırılan 2.049,30 TL peşin harcın davalı .... Şti.'den alınarak davacıya verilmesine,

5- Davacı ... A.Ş. tarafından yapılan 29,20 TL başvurma harcı, tebligat gideri, posta masrafı 115,00 TL, bilirkişi ücreti 1.750,00 TL olmak üzere 1.894,20 TL yargılama giderinin tarafların haklılık durumuna göre hesaplanan1696,64-TL'sinin davalı .... Şti.'den tahsili ile davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,

6- Davacı ... A.Ş. kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalı .... Şti.'den tahsili ile davacıya verilmesine,

7- Davalı .... Şti. kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince 12.515,58 TL vekalet ücretinin davacı ... A.Ş.'den tahsili ile davalıya verilmesine,

8- Davalı ...vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 5.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalı ...'a verilmesine,

B-KARŞI DAVA YÖNÜNDEN

1- Davalı karşı davacı .... Şti.'nin menfi zararı için 500,00 TL ve müspet zararı için 500,00 TL olmak üzere toplam 1000,00 TL alacağın davacı/karşı davalı ... A.Ş.'den alınarak dava tarihinden işleyecek ticari faizi ile birlikte karşı davacıya verilmesine,

2- Manevi tazminat isteminin REDDİNE,

3-Alınması gerekli 80,70TL karar ve ilam harcından peşin alınan 2.225,00 TL harcın mahsubu ile fazla alınan 2.144,30 TL harcın davalı karşı davacı .... Şti.'ye iadesine,

4-Davalı karşı davacı .... Şti. tarafından başlangıçta yapılan 80,70 TL toplam harç ile yargılama aşamasında yapılan tebligat, posta ücreti ve bilirkişi ücreti olan 1.390,50 TL olmak üzere toplam 1.471,20 TL yargılama giderinin davacı karşı davalı ... A.Ş.'den alınarak davalı karşı davacı .... Şti.'ye verilmesine,

5-Davalı karşı davacı .... Şti. kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesaplanan 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacı karşı davalı ... A.Ş.'den alınarak davacıya verilmesine,

6-Davacı karşı davalı ... A.Ş. kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesaplanan 1.000,00 TL vekalet ücretinin davalı karşı davacı .... Şti.'den alınıp davacı karşı davalıya verilmesine,

7-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa; davalı tarafından yatırılan ve artan delil avansının kendisine iadesine,

C-İstinaf yargılamasına ilişkin olarak;

1-Asıl dava yönünden, davacı karşı davalı .... A.Ş. vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,

2- Karşı dava yönünden, davacı karşı davalı .... A.Ş. tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın, karşı davada alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacı karşı davalı .... A.Ş. alınarak hazineye irat kaydına,

3-Davacı karşı davalı .... A.Ş. tarafından istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 220,70 TL, posta ve tebligat gideri 120,00 TL olmak üzere toplam 340,70 TL yargılama masrafının davalı karşı davacı .... Şti. 'den alınarak davacıya verilmesine,

4- Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 05/03/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/1046, K. 2026/431, T. 05.03.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1046-e-2026-431-k-c5145d865a96