Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1803 E. 2026/739 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1803
Karar No
2026/739
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/1803

KARAR NO: 2026/739

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 19/04/2022

NUMARASI: 2021/716 Esas - 2022/315 Karar

DAVA: İtirazın İptali (Şirket Hisse Devir Bedelinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/04/2026

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı/borçlu şirket ile müvekkili arasında 02.11.2020 tarihinde hisse devrine ilişkin protokol imzalandığını, müvekkili tarafından protokol gereği üzerine düşen edimlerin ifa edildiğini, davalı yan tarafından protokol gereği üzerine düşen edimler ifa edilmediğini, davalı/borçlu şirket aleyhine ....İcra Müdürlüğü ...Esas sayılı icra dosyası ile takibe başlandığını, davalı yan tarafından söz konusu takip, itiraz edilerek durdurulduğunu, davalı yan tarafından yapılan itiraz haksız olup iptali gerektiğini, müvekkili ile davalı şirket arasından 02.11.2020 tarihinde imzalanan protokolün 3. maddesinde; ".... Şti. 02.11.2020 25.000 USD, 15.11.2020 tarihinde 25.000 USD ...'a hisse devri karşılığı ödeme yapacağını, ..., .... Şti. 'de bulunan hisselerini .... Şti.'nin göstereceği 3.kişilere 02.11.2020 tarihinde devredeceği," hükmü olup bu hüküm ... ve .... .... Şti.'nin 02.11.2020 tarihli şirket yetkilisi ... tarafından protokol imzalanarak kabul edildiğini, müvekkili, 03.12.2020 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlanan ilanda görüldüğü üzere davalı .... .... Şti.'de yer alan hisselerini 02.11.2020 tarihinde ...'ya devrederek üzerine düşen edimi yerine getirdiğini, davalı şirket protokol gereği üzerine düşen 50.000,00 USD'nin sadece 30.000,00 USD'sini ödediğini, geri kalan 20.000,00 USD'yi ödemekte temerrüte düştüğünü, işbu sebeple müvekkili tarafından davalı şirket aleyhine ....İcra Müdürlüğü ...Esas sayılı icra dosyası ile dönemin güncel kur hesabı olan 144.630,00 TL üzerinden takibe başlandığını, davamızın kabulünü, davalı yan aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, vekalet ücreti ile yargılama giderinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ...'da bulunan iş yerinde ...'a imza yetkisi vererek sorumlu müdür olarak atadığını, ..., müvekkil şirket ile hiçbir ticari ilişkisi bulunmayan ... isimli kişiyle birlikte hareket ederek müvekkil şirket adına 1 adet 275.000 TL tutarlı, 1 adet 390.000 TL tutarlı, 1 adet 107.000 TL tutarlı, Olmak üzere 772.000,00 TL tutarında senet imzaladığını, taraflar bu senet ile ... 14. Asliye ticaret Mahkemesi 2020/178 D.İş dosyası ile müvekkili hakkında ihtiyati tedbir kararı aldırarak ... İcra Dairesi'nin ...Talimat sayılı dosyası ile 20.10.2020 tarihinde müvekkili şirkete ait iş yerine gelerek tüm iş makinelerini haczettiğini, fabrikayı çalışamaz duruma getirdiğini, müvekkili şirketin anılan senetlerle ilgili herhangi bir borcu olmayıp ... isimli dava dışı 3. Şahısla hiçbir ticari ilişkisinin bulunmadığını, müvekkili şirket haciz baskısı altında davaya dayanak sözleşmeyi imzalamak ve çete olarak hareket eden sözleşme tarafları ile anlaşma yapmak zorunda kaldığını, sözleşmenin tarafları müvekkil şirketten yüksek miktarda para sızdırdığını, haciz nedeni ile tüm üretiminin durduğunu, müvekkili, ...'a hiçbir hukuki dayanağı olmayan bir ödeme yapmış olup, yaptığı ödemeler de tehdit ve şantaj ile tahsil edildiğini, müvekkili şirket herhangi bir sermaye yatırmadığı halde ...'a ait olan hisseleri geri almak amacıyla kendisine ödeme yapmak zorunda kaldığını, ...'ın müvekkili şirketteki hissesinin karşılı 96.800 TL olduğu halde kendilerine 25.000 USD ve 3,5 milyon adet maske vermek zorunda kaldığını, davaya dayanak sözleşmenin müvekkili şirketle hiçbir alakası olmayan ... isimli şahsın müvekkili şirket hakkında başlattığı icra takibi ve ihtiyati haciz işleminin kaldırılmasını teminen baskı altında imzaladığını, davanın reddini, vekalet ücreti ile yargılama masraflarının karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :

İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...Tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında davacı tarafça dayanak yapılan düzenlenen 02.11.2020 tarihli .... Şti. 'de bulunan hisselerini .... Şti.'nin göstereceği 3.kişilere devredeceğine yönelik hisse devrine ilişkin sözleşmenin 6102 sayılı TTK'nın 595.maddesinde belirtilen şekle aykırı olması nedeni ile geçersiz olması; yine aynı tarihli resmi şekilde düzenlenen pay devri sözleşmesinin ise pay devir bedeli olarak 96.800,00-TL miktar gösterilerek, pay bedelinin nakden ve tamamen ödendiği de davacı, dava dışı devralan ve noterce onaylanması karşısında davacının bakiye pay bedeli alacağına yönelik iddiasını ispatlamaya elverişli bir delilin dosya kapsamında bulunmadığı; TTK m.595/1 gereği adi yazılı protokole itibar edilemeyeceği de gözetilerek davanın reddine," karar verilmiştir.

Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tam anlamı ile ifa edilmiş olan sözleşmenin şekle aykırılık iddiası ile geçersizliğinin öne sürülmesinin, hakkın kötüye kullanılması olduğunu, bu bağlamda Yargıtay'ın İçtihadı Birleştirme Kararları ışığında da sözleşmenin geçerlilik kazanacağının bildirildiğini, davaya konu edilen sözleşme taraflarının her birinin sözleşme gereği üzerine düşen edimi yerine getirmesine rağmen davalı şirket ... Limited Şirketi'nin üzerine düşen edimleri usulüne uygun yerine getirmediğini, ayrıca davacının alacağına ulaşmasını engellemek amacı ile süreci uzattığını, gerçek dışı bir takım ithamlarda bulunduğunu, davalı aleyhine başlatılan takibin haklı olduğunu, davalının davacının alacağına kavuşmasını engellemek amacıyla söz konusu takibe haksız itirazda bulunduğunu, takip konusu alacağın likit olmasına rağmen, davalı yanın gerekçe göstermeksizin ve belgeye dayanmaksızın borçlu olmadığını belirtmesinin haksız ve kötü niyetli bir iddiadan ibaret olduğunu, davalı tarafın asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE :

Dava; şirket hisse devir taahhüdü sözleşmesi bedelinden ödenmeyen kısmın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazı iptaline ilişkindir.

İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

Davacı tarafça davalı hakkında .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile " 02/11/2020 tarihli protokol gereğince 15/11/2020 tarihinde ödenmesi gereken 25.000 USD nin ödenmeyen 20.000 USD ye istinaden alacak" borcun sebebi gösterilerek 144.630,00 TL alacağın tahsili istemiyle ilamsız icra takibi başlatıldığı, borçlunun yetkiye ve borca itirazı üzerine icra takibinin durduğu, davacının yetki itirazını kabul ederek dosyanın yetkili İstanbul Adliyesine gönderilmesinin talep edilmesi üzerine .... İcra dairesinin ...E sasına kaydedildiği, gönderilen ödeme emrine borçlu tarafça itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu ve eldeki itirazın iptaline ilişkin davanın açıldığı görülmektedir.

Davacı, davalı .... Şti. ( şirketi temsilen ...), dava dışı....Şti., dava dışı ... vekili arasında 02/11/2020 tarihide Protokol başlıklı taraflar arasındaki icra takibi ve şikayet ve davaların ibrası ile davacıya ait davalı şirket hisselerinin, davalının göstereceği şahıslara devrinin vaad edildiği, imzaları noterce tasdik edilmeyen "adi yazılı" sözleşme düzenlendiği, protokolün 3. maddesinde; ".... Şti. 02.11.2020 tarihinde 25.000 USD, 15.11.2020 tarihinde 25.000 USD ...'a hisse devri karşılığı ödeme yapacaktır. ..., .... Şti. 'de bulunan hisselerini .... Şti.'nin göstereceği 3.kişilere 02.11.2020 tarihinde devredecektir." Bahsi geçen hüküm davacının davalı şirketteki hisselerinin satışı konusunda taahhüt niteliğindedir. Bir yandan bedel belirlenmiş diğer yandan ".... Şti. 'de bulunan hisselerini" denmek suretiyle hisse adedi belirtilmemiş olmakla birlikte devredilecek hisselerin satış tarihindeki tüm hisseler olduğu anlaşılmaktadır.

Dosyaya kazandırılan belgelerden bahsi geçen taahhüt gereği davacı tarafça davalı şirkette bulunan tüm hisselerinin davalı şirketin büyük hissedarı ve şirketi münferiden temsile yetkili... arasında ......... Noterliğinin 02/11/2020 tarih ve ... yevmiye numaralı resmi şekilde limited şirket pay devir sözleşmesi düzenlendiği anlaşılmaktadır. Sözleşmeye göre davacı şirketteki ... adet payını...' 96.800 TL bedelle devir edildiği, devir bedelinin kendisinden nakden ve tamamen alındığı belirtilmiştir.

Davacı taraf kararlaştırılan 50.000 USD bedelin 30.000 USD lik kısmının ödendiği bakiye 20.000 USD nin ödenmediğini iddia ederken, davalı davacı ve dava dışı ...'ın şirkete zarar verdiklerini, haciz baskı ve tehdidi ile sözleşmenin düzenlendiğini savunmuştur. Davalı taraf ödemeye veya ibraya ilişkin herhangi bir savunmada bulunmamıştır.

6102 sayılı TTK m. 595/I maddesi : Esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemler yazılı şekilde yapılır ve tarafların imzaları noterce onanır. Ayrıca devir sözleşmesinde, ek ödeme ve yan edim yükümlülükleri; rekabet yasağı ağırlaştırılmış veya tüm ortakları kapsayacak biçimde genişletilmiş ise, bu husus, önerilmeye muhatap olma, önalım, geri alım ve alım hakları ile sözleşme cezasına ilişkin koşullara da belirtilir.

6098 sayılı TBK'nın 12. Maddesi :"Sözleşmelerin geçerliliği, kanunda aksi öngörülmedikçe, hiçbir şekle bağlı değildir. Kanunda sözleşmeler için öngörülen şekil, kural olarak geçerlilik şeklidir. Öngörülen şekle uyulmaksızın kurulan sözleşmeler hüküm doğurmaz."

TBK'nın 195. Maddesi:" Borçlu ile iç üstlenme sözleşmesi yapan kişi, borcu bizzat ifa ederek veya alacaklının rızasıyla borcu üstlenerek, borçluyu borcundan kurtarma yükümlülüğü altına girmiş olur."

TBK'nın 196. Maddesi :"Borçlunun yerine yenisinin geçmesi ve borcundan kurtarılması, borcu üstlenen ile alacaklı arasında yapılacak sözleşmeyle olur. .....Alacaklının kabulü açık veya örtülü olabilir. Alacaklı, çekince ileri sürmeksizin üstlenenin ifasını kabul eder veya onun borçlu sıfatı ile yaptığı diğer herhangi bir işleme rıza gösterirse, borcun üstlenilmesini kabul etmiş sayılır. "

4721 Sayılı TMK'nın 2. Maddesi :" Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. "Düzenlemelerini içermektedir.

Bahsi geçen düzenlemeler karşısında limited şirket hisselerinin devrini yada devir taahhüdünü konu olan sözleşmelerin yazılı olarak düzenlenip imzalarının noter tarafından tasdik edilmesinin şekil şartı olduğu ve şekle uymayan sözleşmenin prensip olarak hükümsüz olduğu anlaşılmaktadır. Davalının 3. Kişi yararına adi yazılı hisse devir taahhüdü sözleşmesi imzaladığı, davacı ile 3. Kişi taahhüt sözleşmesini ifa ederek yasal olarak şekle uygun ve geçerli hisse devir sözleşmesi düzenledikleri, hisse devrinin şirkete bildirilip kabul kararı verildiği ve ticaret sicili gazetesinde ilan edildiği, davacının edimini tamamen yerine getirdiği, davalının ise ediminin % 60 lık kısmını yerine getirdiği, taraflar arasındaki whatsapp yazışmaları ile de sözleşmenin davalı tarafça ayakta tutulup eksik ödemenin ocak ayı içinde yapılacağına dair beyanlarda bulunulduğu, bir kısım ödeminin 18/12/2020, bir kısmının 19/02/2021 tarihinde yapıldığı, gerek taahhüt sözleşmesinin gerekse resmi şeklideki devir sözleşmesinin davacıya yüklediği edimlerin yerine getirilmiş olması, davalı tarafçada ödemeye ilişkin edim borcunun büyük çoğunluğun yerine getirilmiş olması karşısında artık sözleşmenin geçersizliğini ileri sürmek TMK 2 anlamında açıkça hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir. Sözleşme geçerlidir. (Emsal kararlar Yargıtay 11 HD. 2009/10519 e. 2011/9221k, 2007/2088 e. 2008/9191 K., 2018/4032 e. 2019/5582 K karaları )

Resmi şekilde düzenlenen devir sözleşmesinde davalının taraf olmadığı, sözleşmenin 3. Kişi ile yapılmış olduğu, bu haliyle bedel yönünden ibra edildiğine dair savunmanın ancak 3. Kişi tarafından yapılabileceği, davalının bu savunmaya dayanamayacağı anlaşılmaktadır. Hisse devrinin 96.800 TL bedelle devir edildiği ve davalının ibra edildiği kaydı bulunmakla birlikte bahsi geçen bedelin, ana sözleşme gereği her biri 25 TL olan ... hissenin nominal bedeli olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda taraflar arasında sözleşme gereği hisselerin devir bedelinin 50,000 USD olarak kararlaştırıldığının kabulü gerekir. Davalı tarafça ödeme itirazında bulunulmamış olmakla birlikte davacı tarafça 30.000 USD lik kısmın tahsil edildiğinin kabulü karşısında resmi senetteki 96.800 TL nin hisse devir tarihindeki USD kuru 8.4037 TL olmakla USD karşılığı 11.518 USD olup davacının tahsil ettiğini kabul ettiği 30.000 USD tutarından düşüktür. Yine davalının icra baskısı altında sözleşme imzaladığı, iradesinin sakatlandığı savunması dosyadaki deliller ile ispatlanmış değildir. Bu durumda davanın kabulüne karar vermek gerekir iken delillerin takdirinde hata edilerek davanın reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır.

İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.

Eldeki davada, taraflarca kararlaştırılmış bir miktar paranın davacıya ödenmesine yönelik alacak likit (belirlenebilir) olup, hüküm altına alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuş bulunmakla kabul edilen miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmetmek gerekmiştir.

HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece davanın reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,

2-Davanın KABULÜ İLE; davalının .... İcra dairesinin ...Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına

3-Asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi yürütülmesine,

4-Hüküm altına alınan meblağın %20 si tutarında 28.926,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,

6-Alınması gerekli olan 9.879,67 TL harçtan başlangıçta peşin olarak alınan 2.469,92 TL harcın, mahsubu ile eksik 7.409,75‬ TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,

7-Davacı tarafından yatırılan 2.469,92 TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine

8-Davacı tarafın yargılama sırasında yapmış olduğu başvuru harcı 59,30 TL, posta ve tebligat gideri 69,20 TL olmak üzere toplam 128,50 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,

9-Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 45.000,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,

10-6235 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 13 ncü fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderinden sayılan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına,

11-Karar kesin olduğundan HMK 333.maddesi ve Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının ilgilisine iadesine,

12-İstinaf yargılaması yönünden harç ve yargılama masrafları;

a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,

b-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcı 220,70 TL ile istinaf aşamasında yapılan posta ve tebligat gideri 52,00 TL olmak üzere toplam 272,70 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

13-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 16/04/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/1803, K. 2026/739, T. 16.04.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1803-e-2026-739-k-0bb8b49f461a