Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/7 E. 2026/948 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/7
- Karar No
- 2026/948
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/7
KARAR NO: 2026/948
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 21/09/2022
NUMARASI: 2021/263 Esas - 2022/809 Karar
Kaynaklanan Davalar (Alacak)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/05/2026
KARAR YAZIM TARİHİ: 07/05/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı idarenin, yaptığı emvali satışlarında ihaleye girenlerden geçici ve kesin teminat mektubu talep ettiğini ve bu teminatı gösterenlerin orman emvali satış ihalesine girebildiğini, davalılardan ....A.Ş.’nin de davacı idarenin satmış olduğu emval bedeli için, ...Şubesi tarafından tanzim edilen, vadesi 07.01.2019 olan 05.06.2018 tarihli 142.739,00 TL’lik Kesin Teminat Mektubu ile yine vadesi 19.11.2018 olan 16.03.2018 tarihli 49.380,00 TL’lık iki adet teminat mektubunu davacı idareye verdiğini, davalı ....A.Ş.’nin, Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde 2018/1081 E. sayılı dosyası ile konkordato talebinde bulunduğunu ve mahkemenin,
19.11.2018 tarihli ara kararı ile davacılara ait teminatların ve banka teminat mektuplarının nakde çevrilmesinin tedbiren durdurulmasına karar verildiğini, ancak davacı ... İşletme Müdürlüğü’nün bu davada taraf olmadığını, bu nedenle bu tedbir kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, 2886 sayılı yasanın 26. maddesi üçüncü fıkrasında “Her ne suretle olursa olsun idarece alınan teminatlar haczedilemez ve üzerine ihtiyati tedbir konulamaz” denildiğini, kanunun bu emredici hükmü ve idarenin iç düzenlemesi karşısında, taraf olunmayan davada ihtiyati tedbir kararının yasaya aykırı olduğunu, davalı ....A.Ş.’nin satış şartnamesi hükümlerini yerine getirmemesi nedeniyle, dava konusu teminat mektubunu düzenleyen diğer davalı ... Bankasından, teminat mektup bedelinin idare hesaplarına yatırılması istenmişse de muhatap bankanın, mektup bedellerini ihtiyati tedbir kararı nedeniyle tazmin edemeye-ceklerini bildirdiğini, davalı ....A.Ş.’nin,
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı 2018/1081 E. sayılı davada, 21.11.2019 tarihli karar ile konkordato taleplerinin reddine karar verildiğini, bu karar sonrası davacı idare tarafından, davalı bankadan teminat mektuplarının vade tarihlerinden itibaren aylık % 2 gecikme faizi ile birlikte ödenmesini talep etmişse de, davalı bankaca sadece teminat mektubu üzerindeki meblağı kadar parayı idare hesaplarına aktardığını, mektubun vade tarihi ile ödeme tarihleri arasında işletilmesi gereken gecikme faizini ödemeyeceğini yazılı olarak bildirdiğini, her ne kadar teminat mektubunu veren banka, faiz talebine karşı verdiği cevabi yazısında, ihtiyati tedbir kararının verildiği tarih ile kaldırıldığı tarih arasında geçen sürelere ilişkin sorumlulukları olmadığını, muhatap idarenin bu süre zarfında mahrum kaldığı faizi tedbir koyduran lehtardan isteyebileceğini ifade etmişse de bu hususun usul ve yasaya, ayrıca yargı kararlarına aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle ....A.Ş. lehine ... Şubesi tarafından düzenlenen ve muhatabı ... olan 16.03.2018 tarihli 49.380,00 TL’lık 07.01.2019 vadeli ve 05.06.2018 tarihli 142.739,00 TL’lık 19.11.2018 vadeli iki adet teminat mektubunun vadesinde tam olarak ödenmemesi nedeni ile; 25.11.2019 tarihi itibari ile 50.529,61 TL mektup bedeli alacakları ile bu alacağın tahsil tarihine kadar işletilecek aylık % 2 gecikme zammı ve KDV’sinin müştereken ve müteselsilen ödenmesini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin müştereken ve müteselsilen davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle : dava hakkında yetkisizlik kararı verilmesini, teminat mektuplarını tazmin talebi ,teminat mektubunun nakde çevrilmesinin tedbiren durdurulması yönündeki mahkemece verilmiş ihtiyati tedbir kararı nedeniyle yerine getirilmediğini, teminat mektuplarının bedellerinin eksiksiz ve tam olarak ödendiğini, teminat mektubunun tazminini önler nitelikte ihtiyati tedbir kararı verilmiş olması nedeniyle davalı bankadan gecikme faizi talebinde bulunulmasının hukuken mümkün olmadığı gibi gecikme faizi istenebilecek olsa dahi söz konusu talebin muhatabının ihtiyati tedbir talebinde bulunan teminat mektubunun lehtarı diğer davalı olduğu, davacının kusurlu davranışlarının teminat mektupları ile garanti edilmediğini, ilk talep halinde ödeme kaydının davacının haksız, hukuka aykırı, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olan tazmin talebinin yerine getirilmesinin gerekçesi olamayacağı, davacının dilekçesinde bahsettiği yüksek mahkeme kararının huzurdaki dava konusu olayla da ilgili bulunmadığını sonuç olarak haksız, usul ve yasalara aykırı ve hakkın kötüye kullanılması niteliğindeki huzurdaki davanın davalı banka açısından tüm talepler yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: davalı şirketin yasal tebligat adresinin İstanbul olduğundan yetkisiz mahkemeye açıldığını, davalı şirketin huzurdaki davaya taraf olmadığı şöyle ki davalı şirketin davacı yana teminat mektubu verdiğini ve iş bu teminat mektubundan doğrudan diğer davalının sorumlu olduğunun açık olduğu, husumetin dava şartlarından olup davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığından diğer bir deyişli davalı şirkete karşı talepte bulunma hakkı olmadığından ve teminat mektubuna nakde çevirecek muhatabın diğer davalının banka olması nedeniyle davalı şirket yönünden husumet itirazlarının kabulüne karar verilmesini ,davalı şirket tarafından ....Müdürlüğüne sunulan teminat mektubunun nakde çevrilememesinin davalı şirketin kusurundan dolayı Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1081 Esas sayılı dosyasından teminat mektuplarının nakde çevrilmesini önleyici tedbir konulmasından kaynaklı olduğu nitekim davacı yanın bu tedbire karşı Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesine itirazda dahi bulunmadığını, Konkordato mühtelinde davalı şirket faaliyetinin mahkeme ve komiser iznine tabi olup davacı yana ödeme yapılmasının mümkün olmadığı, davalı şirketin konkordato talebine ilişkin verilen kararın kesinleşmediği huzurdaki davanın bekletici mesele yapılmasının gerektiği, davacının taleplerinin fahiş olup ayrıca hukuki dayanaktan uzak olduğu çünkü davacı yan ile kurulan ihale-satış sözleşmesinde davalı şirkete yükletilebilecek tek ifa teminat mektubunun davacı yana teslim edildiğini, teminat mektubunu alan davacı yanın nakde çevirip çevirememesi ve yine nakde çeviremediği için fahiş faiz işletmesinin davalı şirket tarafından kabul edilmemesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Banka, ihtiyati tedbir kararına uymak zorundadır. Davaya konu olan olayda; davacının 07/01/2019 ve 19/11/2018 tarihinde davalı bankadan ödeme talep ettiği, tedbir kararının ise 16/11/2018 tarihli olduğu, bu halde ödeme talebinden önce alınmış bir tedbir kararı bulunduğu anlaşılmaktadır. Bankanın ödeme yapmasını engelleyen bir mahkeme kararı bulunması sebebi ile bankanın, muhatabına karşı bir haksız fiilinden söz edilmesi mümkün değildir.
Dolayısıyla muhatabın da, bankanın hukuka aykırı bir fiili nedeniyle uğradığı bir zarardan bahsedilemeyecektir. Bu durumda davalı bankanın mahkeme kararının gereği olarak ödeme yapmadığı anlaşılmakla, davalı banka yönünden açılan davanın esastan reddine karar vermek gerekmiştir. Taraf sıfatı, maddi hukuka göre belirlenen, bir sübjektif hakkı dava etme yetkisini ya da bir sübjektif hakkın davalı olarak talep edilebilme yetkisini gösteren bir kavramdır.
Taraf ehliyeti; davada taraf olabilme, usulî hukuki ilişkinin süjesi olabilme ehliyetidir. Taraf ehliyetine sahip olan kişi, davada davacı veya davalı olabilecektir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve dava takip yetkisi davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir. Davacı tarafta yer alan taraf için aktif dava sıfatı, davalı tarafta yer alan taraf için pasif taraf sıfatından söz edilebilir.
Uygulamada, "sıfat" yerine "husumet" terimi de kullanılmaktadır. Sıfat, davada taraflardan birinin davaya konu sübjektif dava hakkının bulunup bulunmadığı ile ilgili bir husustur. Tarafların sıfatının yargılama sonuna kadar devam etmesi zorunludur. Bu husus mahkemece re'sen göz önünde bulundurulmalıdır. Bir davada, taraflardan birinin davacı ya da davalı sıfatının (aktif ya da pasif husumet ehliyetinin) olmadığı belirlenirse, artık bu davanın esasının çözümüne girilmeden, davanın husumet yokluğundan reddi gerekir. Davalı ... .... A.Ş.'nin davacı tarafa teminat mektubu verdiği ve işbu teminat mektubunun bedelinin ödenmesinin ancak muhatap bankadan talep edilebileceğinin aşikar olduğu, teminat mektubunun davalı banka tarafından davalı şirket lehine düzenlendiği göz önünde bulundurulduğunda davalı ... .... A.Ş.'ye yöneltilebilecek bir husumet bulunmadığından bu davalı yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ... satış şartnamesi hükümlerini yerine getirmemesi nedeniyle dava konusu teminat mektubunun düzenleyeni diğer davalıdan teminat mektup bedelinin idare hesaplarına yatırılması istenilmişse de muhatap banka mektup bedellerini ihtiyati tedbir kararı nedeniyle tazmin edemeyeceklerini bildirdiğini, teminat mektubu bedeli ve faiz alacaklarının toplam bedeli taleplerine karşılık davalı banka tarafından yapılan ödeme kısmi ödeme olarak kabul edildiğini, yatırılan meblağdan öncelikle olarak gecikme zammı ve masraf mahsup edilerek kalan meblağnın mektup bedelinden düşüldüğünü, davalıların tüm yazışmalara rağmen teminat mektup bedellerinden kalan alacaklarını rızaen ödemeye yanaşmadıklarını ve arabuluculuk ile anlaşmaya da yanaşmadıklarını, bankanın faiz taleplerine karşı verdiği cevap yazısında ihtiyati tedbir kararının verildiği tarih ile kaldırıldığı tarih arasında geçen sürelere ilişkin sorumluluklarının olmadığını ve muhatap davacının bu sürede mahrum kaldığı faize tedbir koyduran lehtardan isteyebileceğini ifade ettiğini ancak bu durumun usule ve yasaya aykırı olduğunu, her ne kadar alacaklarının asli sorumlusu davalı banka olsa da ödenecek meblağnın daha sonra kendisine banka tarafından rücu edileceği de düşünüldüğünde davalı ...'nin de banka ile aynı oranda sorumlu olduğunu, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE: Dava; orman emvali satış ihalesi nedeniyle verilen teminat mektubu bedelinin ilk yazılı tazmin talebi üzerine ödenmemesi nedeniyle vade tarihinden tahsil tarihine kadar işletilecek aylık %2 gecikme zammı ve KDV alacağının tahsili istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davalı .... A.Ş. yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ...Ş. yönünden açılan davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacı idare ile davalı .... A.Ş. arasında orman emvali satışına ilişkin ihale sözleşmesi kapsamında teminat mektubu bedelinin geç ödenmesi nedeniyle vade tarihinden tahsil tarihine kadar gecikme zammı işletilmesi gerekip gerekmediği, açılan davada davalı şirkete husumet yöneltilip yöneltilemeyeceği, davalı bankanın teminat mektubu bedelinin geç ödenmesinden kaynaklanan bir sorumluluğu bulunup bulunmadığı, davacının davalılardan talep edebileceği bir alacağı olup olmadığı, varsa miktarı noktalarındadır.
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1081 Esas sayılı dosyanın incelenmesinde, ... ile bir kısım davacılar tarafından konkordato talebinde bulunulduğu, mahkemenin 16/11/2018 tarihli ek tensip tutanağı ile borçlular tarafından İİK'nun 286. maddesinde belirtilen belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğu tespit edildiğinden borçlu ...'ne 13/11/2018 tarihinden itibaren üç ay süre ile geçici mühlet verilmesine, davacılara ait banka teminat mektuplarının nakde çevrilmesinin tedbiren durdurulmasına karar verildiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda 21/11/2019 tarihinde davacıların konkordato taleplerinin reddine ve hüküm ile birlikte verilen tüm tedbirlerin kaldırılmasına karar verildiği görülmüştür.
Davacı, orman emvali satışına ilişkin ihale sözleşmesi kapsamında ...Şubesi tarafından tanzim edilen, 07.01.2019 vadeli, 05.06.2018 tarihli 142.739,00 TL tutarlı, 19.11.2018 vade tarihli, 16.03.2018 tarihli 49.380,00 TL tutarlı iki adet Kesin Teminat Mektubunun ibraz edildiğini, davalı .... A.Ş.'nin satış şartnamesinin hükümlerinin yerine getirilmemesi nedeniyle teminat mektubu bedelinin geç ödenmesi nedeniyle alacağı bulunduğunu iddia etmiştir.
Davacı idare ile davalı .... A.Ş. arasında düzenlenen Odun Ürünleri Açık Arttırmalı Satış Şartnamesinin 23. maddesi "Müşterinin satın aldığı orman ürünlerini istif yerlerinden kaldırması stok yığılması ve karışıklıkların önlenmesi bakımından önemlidir. Müşterinin satın aldığı orman ürünlerini satış yerlerinden taşıması için, satış tarihinden itibaren 30 gün süre ile hiç bir ücret alınmadan izin verilebilir. Otuz günü aşan sürelerde stok yığılması, yer darlığı, kabuk böceği tehlikesi, çalınma ihtimali vb. olması durumunda İşletme Müdürlüğünce müşteriye satın aldığı ürünü satış yerinden taşıması için tebligat yapılır. Yapılan tebligatta makul bir süre verilerek, müşterinin verilen süre içerisinde ürünü satış yerinden taşıması istenir. Verilen süre içerisinde ürünlerin satış yerlerinden kaldırılmaması durumunda, verilen sürenin bitiminden itibaren o partinin satış tutarı üzerinden (vergi, resim, fon, harçlar hariç) günlük %0,2 oranında gecikme cezası alınır." hükmünü içermektedir.
Davacı tarafından davalı .... A.Ş.'nin Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı 2018/1081 Esas sayılı davada 21/11/2019 tarihli karar ile konkordato talebinin reddi ile verilen tüm tedbirlerin kaldırılmasına karar verilmesi sonrasında davalı bankadan teminat mektuplarının vade tarihlerinden itibaren aylık % 2 gecikme faizi ile birlikte ödenmesinin talep edildiği, davalı banka tarafından sadece teminat mektubu bedelinin ödendiği, teminat mektubunun vade tarihi ile ödeme tarihi arasındaki gecikme faizini ödemeyeceğini belirtmesi üzerine eldeki davanın açıldığı, ilk derece mahkemesince davalı bankanın mahkeme kararını yerine getirdiği ve sorumluluğunun bulunmadığı kabul edilerek davalı banka bakımından davanın esastan reddine, davalı ... A.Ş. bakımından ise bu davalıya yöneltilebilecek bir husumet bulunmadığından pasif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Davada taraf sıfatı (husumet) dava konusu yapılan, maddi hukuktan doğan (subjektif) hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı (husumet) dava konusu subjektif hakka ilişkindir. Başka bir ifadeyle sıfat, dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilenlerin, maddi hukuk açısından, gerçekte bu niteliği taşıyıp taşımadığıyla ilişkilidir ve esas hakkında verilecek olan kararın içeriğinin belirlenmesi bakımından önem taşır.
Yoksa, sıfatın hakim açısından tarafın hak sahipliğine yönelik olarak karar verilinceye kadar, yargılamanın yürütülmesi bakımından, herhangi bir önemi yoktur. Davayı takip yetkisi ise yargılamanın kim tarafından yürütüleceği sorusunun cevabını teşkil eder. Dolayısıyla, davayı takip yetkisi tümüyle usuli bir kavramdır. O nedenle, hukukumuzda taraflara ilişkin dava şartları arasında düzenlenmiştir.
Buna karşılık, sıfat ise, dava dilekçesinde taraf olarak gösterilenlerin, maddi hukuk bakımından gerçekte hak sahibi ve yükümlü konumda bulunup bulunmadığıyla ilişkili olduğu için esasa ilişkindir; yani, bir maddi hukuk sorunudur. O nedenle, hüküm anında mevcut olmalıdır; bir başka ifadeyle, sıfat, bizatihi hükümde somutlaşır; zira, tarafların haklılık durumu hüküm ile belli olur. Sonuç olarak, davanın yürütülmesi ve karara ulaşılmasındaki süreç, davayı takip yetkisini; bu sürecin bitiminde elde edilen maddi hukuka yönelik sonuç ise sıfatı ifade eder. Öte yandan, davayı takip yetkisi, usuli bir soruna ilişkin bulunduğu için dava şartıdır; eksikliği, davanın usulden reddi sonucunu doğurur; buna karşılık, sıfat ise subjektif hakkın özüne ilişkin olduğu için, bir maddi hukuk sorunu teşkil eder ve maddi hukuk anlamında bir itiraza vücut verir.
Eksikliği anında verilecek karar, usulden red değil; davanın sıfat (husumet) yokluğu nedeni ile red kararı olup, esasa ilişkin bulunduğundan o davada taraf olarak gösterilen kişiler açısından, maddi anlamda kesin hüküm gücüne sahip olacaktır ( Prof. Dr. Süha Tanrıöver, Medeni Usul Hukuku, Cilt 1, Ankara 2016, sh 509-510, 513; Prof. Dr. Ramazan Arslan, Prof. Dr. Ejder Yılmaz, Prof. Dr. Sema Taşpınar Ayvaz, Medeni Usul Hukuku, 1. Baskı, Ankara 2016, sh 258-259; Baki Kuru, Ramazan Arslan, Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 22. Baskı, Ankara 2011 sh.234; Baki Kuru, İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku, 1. Baskı, sh.173 vd.).
Uygulamada sıfat için ''husumet'' terimi kullanılmaktadır. Fakat, husumet (özellikle husumet ehliyeti) teriminin, taraf ehliyeti ve dava ehliyeti (ve hatta dava takip yetkisi) terimleri için de kullanıldığı görülmektedir. Böylece, bugün uygulamada kullanılan ''husumet'' teriminin belirli bir anlamı yoktur. Bu terim ile neyin kastedildiğini anlayabilmek için her olayın ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir. Bu nedenle, husumet terimi yerine, daha açık olan taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve taraf sıfatı terimlerinin kullanılması doğru olur.
Yukarıda da belirtildiği gibi, sıfat, dava konusu yapılan ve maddi hukuktan doğan hak ile taraflar arasındaki ilişkidir.
Dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilen kişiler şeklen o davanın taraflarıdır. Ancak mahkemenin bu taraflar arasında dava konusu hakkın esası bakımından bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatına sahip olmaları gerekir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, bu kişilerden birinin o davada gerçekten davacı veya davalı olmak sıfatı yoksa, dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verilemez ve dava sıfat yokluğundan (husumetten) esastan reddedilir. Taraf sıfatının (davacı bakımından aktif husumet ehliyetinin; davalı bakımından, pasif husumet ehliyetinin) yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için (def'i değil) bir itirazdır.
Diğer bütün itiraz hallerinde olduğu gibi sıfat yokluğu da ancak dava dosyasından anlaşılabildiği ölçüde hakim tarafından kendiliğinden (re'sen) gözetilir. Sıfat yokluğu, bir davada dava şartlarından sonra, yani tahkikat aşamasında incelenir. Sıfat yokluğunun, mümkünse diğer itirazlardan önce incelenmesi gerekir. Çünkü, taraflardan birinin taraf sıfatı yoksa, diğer itiraz ve def'ilerin incelenmesine gerek kalmaz (HMK md. 143). (Prof. Dr. Ramazan Arslan, Prof. Dr. Ejder Yılmaz, Prof. Dr. Sema Taşpınar Ayvaz; Medeni Usul Hukuku 1. Baskı Ankara 2016 sh 258-261).
Nitekim yukarıda açıklanan ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 27.11.2013 tarih, 2013/13- 439 E. 2013/1595 K. sayılı kararı ile 25/11/2015 tarih 2014/1-1019 E. 2015/2687 K.sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Bu açıklamalar çerçevesinde somut olayın değerlendirilmesine gelince; davacı idare ile davalı .... A.Ş. arasında düzenlenen Odun Ürünleri Açık Arttırmalı Satış Şartnamesinin 23. maddesi gözetildiğinde davalı ... ...A.Ş. sözleşmenin tarafı olduğundan Mahkemenin husumetten ret kararı yerinde değildir.
Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, taraflar arasındaki ihtilafın, dava konusu ...no.lu 49.380,00 TL tutarlı teminat mektubu bedelinin davalı ...Ş. tarafından, muhatap davacıya 20.11.2018 tazmin talep tarihinde ödenmemesi ve aynı şekilde ... no.lu 142.379,00 TL tutarlı teminat mektubu bedelinin 07.01.2019 tazmin talep tarihinde muhatap davacıya ödenmemesi nedeniyle, davacı tarafın söz konusu talep tarihlerinden, ödemenin gerçekleştiği 25.11.2019 tahsil tarihine kadar süre için gecikme faizi talebinden kaynaklandığını, dava konusu teminat mektupları için, tazmin talep tarihlerinden 25.11.2019 tahsil tarihine
kadar davacı işletmenin iç mevzuatı uyarınca yıllık % 24,00 gecikme faiz oranından ve ayrıca teminat mektuplarının metninde talep tarihinden ödeneceği tarihe kadar Kanuni Faiz uygulanacağının hüküm altına alındığı ve tarafların tacir oldukları dikkate alınarak, 3095 sayılı Kanunun 2’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, TCMB Avans İşlemlerinde uygulanan Faiz oranından terditli hesaplama yapıldığını, dava konusu teminat mektup bedelleri toplamı olan 192.119,00 TL’lik tutar, 25.11.2019 tarihinde davalı bankaca, davacıya ödenmiş olduğundan yıllık % 24,00 gecikme faiz oranından faiz hesaplandığında, davacının 25.11.2019 tahsil tarihi itibariyle 42.821,71 TL işlemiş faiz ve 7.707,91 TL KDV olmak üzere, toplam 50.529,61 TL talep edilebilir alacak tutarı bulunduğunu, avans İşlemlerinde uygulanan yıllık % 19,50 faiz oranından faiz hesaplandığında ise, davacının 25.11.2019 tahsil tarihi itibariyle 34.792,64 TL işlemiş faiz ve 6.262,67 TL KDV olmak üzere, toplam 41.055,31 TL talep edilebileceği tespit edilmiştir.
Teminat mektuplarında, ''... yukarıda yazılı tutarı ilk yazılı talebiniz üzerine nakden ve tamamen ve talep tarihinden ödeme tarihine kadar geçen günlere ait kanuni faiziyle birlikte ödeyeceğimizi taahhüt ederiz...'' düzenlemesi bulunmakta olup bu husus akdi temerrüt faizi niteliğindedir ve davalının faiz sorumluluğunun yasal faizi ile sınırlı olduğunun kabulü gerekir.
Bu durumda Dairemizce resen yapılan hesaplamada, 07.01.2019 vadeli, 05.06.2018 tarihli 142.739,00 TL tutarlı teminat mektubunun, davacının tazmin talep tarihi olan 07.01.2019 tarihi ile tazmin tarihi olan 25.11.2019 tarihi arasında,( 142.739,00 TLx %9 x322/365) 3.920,64 TL, 19.11.2018 vade tarihli, 16.03.2018 tarihli 49.380,00 TL tutarlı kesin teminat mektubunun davacının tazmin talep tarihi olan 20.11.2018 tarihi ile tazmin tarihi olan 25.11.2019 tarihi arasında (48.380,00 TLx %9 x370/365) 4.505,08 TL olmak üzere davacının toplam 8.425,72 TL işlemiş faiz ve 1.516,62 TL KDV olmak üzere toplam 9.942,34 TL talep edebileceğinden Mahkemece davalı .... A.Ş. bu tutar yönünden kabulüne karar verilmesi gerekirken bu davalı yönünden davanın pasif husumet nedeniyle reddi isabetli görülmemiştir.
Davalı banka, Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1081 Esas sayılı dosyasında, ... hakkındaki konkordato davasında, Mahkemece 16/11/2018 tarihli ek tensip tutanağı ile borçlu ...'ne 13/11/2018 tarihinden itibaren üç ay süre ile geçici mühlet verilmesine, davacılara ait banka teminat mektuplarının nakde çevrilmesinin tedbiren durdurulmasına dair verilen karar nedeniyle, davacının 07/01/2019 ve 19/11/2018 tarihli ödeme taleplerini reddettiğinden, söz konusu teminat mektuplarının ödenmesi Mahkeme kararı ile durdurulduğundan, davalı bankanın sorumluluğuna gidilemeyeceğinden Mahkemece davalı banka yönünden davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesince davalı .... A.Ş.yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
1-Davanın KISMEN KABULÜ, KISMEN REDDİ ile, 9.942,34 TL'nin 25.11.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı .... A.Ş.'den tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
2-Davalı ...Ş. yönünden açılan davanın REDDİNE,
3-Alınması gereken 732,00 TL harcın davalı .... A.Ş.'den tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafın yargılama sırasında yapılan 275,00 TL tebligat ücreti, 850,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.125,00 TL yargılama davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 221,00 TL'sinin davalı .... A.Ş.'den tahsili ile davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 9.942,00 TL avukatlık ücretinin davalı .... A.Ş.'den alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı .... A.Ş. yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen tutar üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T 13/3 maddesi uyarınca 9.942,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine,
6-Davalı ...Ş. kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacı kurumdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa; davalı tarafından yatırılan ve artan delil avansının kendisine iadesine,
8-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;
a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,
b-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan 87,00 TL, yargılama masrafının davalı .... A.Ş.'den alınarak davacıya verilmesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a. maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.07/05/2026