Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/285 E. 2026/884 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/285
Karar No
2026/884
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

16. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

DOSYA NO:2025/285 Esas

KARAR NO:2026/884

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ:19/12/2024

NUMARASI:2023/64 Esas, 2024/271 Karar

DAVANIN KONUSU:Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan

KARAR TARİHİ:04/06/2026

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin uzun yıllardır harcadığı emek ve yaptığı yatırımlar ile "..." ibareli markayı tanınmış hale getirdiğini, söz konusu marka için TPMK nezdinde birçok tescilinin bulunduğunu, ancak hal böyle iken davalının da TPMK nezdinde ... sayılı "..." ibareli bir marka tescilinin bulunduğunu, müvekkiline ait markaların tanınmışlığı göz önünde bulundurulduğunda ve ayırt edici fonksiyonun tanınmış markalarda daha da kuvvetli olduğu düşünüldüğünde davalı yanın, müvekkili markasının itibarından yararlanarak haksız kazanç sağlayacağının ortada olduğunu, tüm bu sebeplerle davalının gerçekleştirmiş olduğu tescilin müvekkilinin tescilli markalardan doğan haklarını ihlal ettiğini, tüm bu sebeplerle davalı adına ... sayılı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili dilekçesinde; 2019 yılında yeni bir işletme açmaya karar veren müvekkilinin internet üzerinden dünya üzerindeki coğrafi yer isimlerinden bir isim bulmaya çalıştığını ve sonunda Almanya’da yer alan bir akarsu “...”i tespit ettiğini, bu ismin anlamını Google translate üzerinden kontrol ettiğinde ise “savurmak” manasına geldiğini gördüğünü, ayrıca bu kelimenin, İsviçreli, İsviçre’ye ait, İsviçre ürünü gibi anlamlarda kullanılan “...” kelimesine benzediği fark ettiğini, bu kelimenin Türkiye’de kullanımının olmaması ve ayrıca kalite ile özdeşleşmiş bir ülke olan İsviçre’nin ürünlerini çağrıştırıyor olması sebebiyle “...” ismini marka olarak kullanmaya karar verdiğini, söz konusu markayı TPMK nezdinde kendi adına tescil ettirdiğini,müvekkiline ait marka ile davacı markasının görsel, işitsel ve anlamasal olarak birbirinden farklı olduğunu, bu durumun tehlikesini de ortadan kaldırdığını, davacı iddialarının mesnetsiz olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:".... sınıf (emtia ve hizmetler) yönünden SMK m.6/f.1’deki “aynı” veya “benzer” olma durumunun söz konusu olduğu; işaret yönünden de taraf markalarının benzer oldukları, ayırt edici unsurlarının kelime unsuru olduğu, “...” ve “...” ibarelerinin okunuş-söyleniş yönünden çok benzediği, baş harf farklılığının benzerliği bertaraf etmediği gibi davalı markasındaki şekil unsurunun ve bazı davacı markalarındaki şeklin de taraf markalarının hedef tüketici kitle nezdinde bıraktığı genel izlenim itibarıyla davalı markasının davacı markalarından yeterince (iltibas tehlikesini ortadan kaldıracak düzeyde) farklılaşmasını sağlamadığı ve davalı markasının, taraflar arasında ekonomik-ticari bir bağlantı bulunduğu yönünde izlenimin doğmasına sebep olacağı, dolayısıyla işletmesel bağlantılandırma ihtimalinin de söz konusu olduğu kanaatine varılarak, davalı markasının önceki tarihli davacı markaları ile SMK m.6/f.1 anlamında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimaline yol açtığı, davacının dayanak markaları davalı markasından önce tescille koruma altına alınmış olduğundan, aynı/benzer emtia ve hizmetler yönünden, eskiye dayalı tescilsiz kullanılan markalara tanınan gerçek hak sahipliği dolayısıyla hükümsüzlüğün şartlarının ayrıca incelenmesine gerek görülmediği,davacı markasının davalı markasının koruma tarihi itibarıyla tanınmış marka niteliğini muhafaza ettiği ve davacının SMK m.6/f.5’e (ve SMK m.25/f.1’e) dayalı hükümsüzlük talebinin şartlarının oluştuğu, Davacının mağaza dış mekan tabelalarında ... ibaresini kullandığı görülmekle birlikte, davalı markasının koruma tarihi olan 26.02.2019 öncesinde ibareyi işletme adı olarak kullandığını gösterir deliller dosyada mevcut olmadığından bu talep yerinde görülmediği, davalının tescilini kötü niyetli olduğunu kabule yeter delil bulunmadığı..." şeklindeki gerekçeler ile;

"-Davacının davasının KABULÜNE, davalı adına tescilli ... tescil nolu markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, "şeklinde karar vermiştir.

İSTİNAF İSTEMİ:Davalı vekili istinaf isteminde özetle;Mahkemenin uzman görüşünü dikkate almadığını, uzman görüşünde taraf markaları arasında benzerlik ve iltibasın oluşmadığının belirtildiğini, uzman görüşü raporu ile yerel mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu birbiri ile çeliştiğini, yeni rapor alınması gerektiğini,Taraf markaları görsel ve işitsel olarak birbirinden farklı olduğunu,markalarınj aynı veya benzer olma durumu olmadığını, müvekkilin markasının esasen kelime + şekil unsurundan meydana geldiğini ve davacı markasının kelime unsurundan oluştuğunu, yazı fontu, yerleşimi, renk kombinasyonu farklılıkları da bulunduğunu, farklılaşma sağlandığını, anlamsal farklılıklar da bulunduğunu, davacı taraf markası olan "..." kelime unsuru tüketicilerin anlamını bilebileceği ve günlük hayatta sıklıkla kullanılmakta olan bir kelime olduğunu, "..." markası ise görsel ve işitsel olarak bu türden sıklıkla karşılaşılan bir kelime olmaıdğını, müvekkiline ait markanın ortalama tüketici nezdinde davacı markasından ziyade ancak Türkiye'de yaygın kullanımı olan İsviçreli, İsviçre'ye ait İsviçre ürünü gibi anlamları bulunan "..." kelimesini akıllara getirdiğini, farklılık ile birlikte tüketici kitlesinin dikkat seviyesi birlikte ele alındığında markalar arasında iltibas tehlikesi olmadığının açık olduğunu, SMK 6/5 .maddesi yönünden hükümsüzlük koşulları oluşmadığını, benzerlik veya iltibas bulunmadığından davacı tarafın markasının tanınmış marka olup olmamasının işbu dava bakımından herhangi bir önemi bulunmadığını, tanınmış marka iddiasını kabul etmediklerini, davacının markasının 26.02.2019 tarihi itibariyle tanınmış olduğunu ispatlayamadığını, tanınmışlığı sebebiyle zarara uğradığını veya müvekkilin menfaat sağladığını da ispat edemediklerini, raporu kabul etmediklerini, savunmanın değerlendirilmediğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Somut uyuşmazlıkta; mahkemece 2 ayrı bilirkişi raporu alındığı, her iki raporda aynı yönde görüş bildirildiği, davacının en eskisi 10/01/1996 başvuru tarihli... numaralı ... ibareli markasının 14,18,24,25 sınıflarda tescilli olduğu, davacının ... esas unsurlu seri markaları mevcut olduğu gibi, ... markasının 21.03.2005 tarihinden itibaren ...no ile tanınmış marka olarak kabul ve tescil edildiği, davalının ... tescil numaralı "..." ibareli markasının 25 ve 35.sınıflarda 21/06/2019 tarihinde tescil edildiği, markaların görsel ve fonetik olarak benzer olduğu, tescil sınıflarının aynı/benzer olduğu, hitap ettiği tüketici kesiminin ortalama tüketici kesimi olduğu, davacının markasının tanınmış marka olması nedeniyle tüketici nezdinde işletmesel bağ olduğu algısı oluşabileceği tespit edilmiş olmakla mahkemece yeterli nitelikteki bilirkişi raporlarına göre davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiş, davalı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.Açıklanan nedenle ilk derece mahkemesinin kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık olmadığından davalı vekilinin istinaf isteminin HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM:Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;

1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,

2-Alınması gereken 732,00TL harçtan, peşin alınan 615,40TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

-Davacının gider avansından kullanıldığı anlaşılan 10TL istinaf masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.04/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/285, K. 2026/884, T. 04.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-285-e-2026-884-k-8383b742c462