İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/337 E. 2026/604 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/337
Karar No
2026/604
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2025/337 Esas KARAR NO :2026/604

DAVA:Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:09/07/2024 KARAR TARİHİ:01/07/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı Vekilinin Mahkememize Tevzi Edilen Dava Dilekçesinde Özetle; davacı banka müşterisi ... tarafından davacı bankanın Derince Şubesinden 13/01/2020 Tarihinde 40.000,00.-TL Tutarlı Tüketici Kredisi kullandırıldığını, bu kredinin alınması esnasında muris ... A.Ş. Arasında ... numaralı hayat sigortası poliçeleri/sertifikaları düzenlendiğini, davacı sözkonusu sigorta ilişkisinde lehtar ve dain-i mürtehin konumunda olduğunu, ilgili banka müşterisinin vefatı üzerine vekileden tarafından sigorta tazminat bedelinin ödenmesi için ilgili sigorta şirketine başvurulsa da vekiledene verilen 08/08/2022 tarihli yazı cevabı ile; Sigortalı ...'in ... numaralı poliçesinin başlangıç tarihi olan 13/01/2020, tarihinden önce kalp hastalığının kendisinde mevcut olduğunun tespit edildiği, yapılan incelemede söz konusu hastalığın sigortalanmadan önce teşhis edildiği ve sigortalı tarafından bilindiği, ancak kendilerine herhangi bir bildirim yapılmadığı, yapılan tazminat değerlendirme işlemleri sonucunda Türk Ticaret Kanunu ve Hayat Sigortaları Genel Şartları gereği beyan yükümlülüğü yerine getirilmediği, bu nedenle de sözkonusu sigorta tazminatının ödenmesinin ve herhangi bir prim iadesi yapılmasının hukuken mümkün olmadığı cevabı verildiğini, adı geçen sigorta şirketi nezdinde hayat sigortalısı olan müteveffa ...'in akdettiği sigorta poliçeleri ve sigorta ilişkisi çerçevesinde lehtar ve dain-i mürtehin olan vekiledene ödenmesi gereken sigorta vefat tazminat bedelinin ödenmesini talep etmek üzere sayın mahkeme nezdinde işbu davanın açılması zorunluluğumuz doğmuş bulunduğunu, şimdilik fazlaya ilişkin tüm talep ve dava haklarımızın saklı kalmak kaydıyla; davanın kabulü ile ; fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalması kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL sigorta vefat tazminat bedelinin davalı sigorta şirketinin vekiledene vermiş olduğu red cevabının tarihi olan 08/08/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faiz oranı üzerinden işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıdan tahsiline, karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Vekilinin Mahkememize Sunmuş Olduğu Cevap Dilekçesinde Özetle; dava konusu uyuşmazlıkta görevli mahkeme tüketici mahkemeleri olup, davanın öncelikle görevsizlik nedeni ile usulden reddine karar verilmesini, mahkemen huzurunda davacı Banka tarafından açılan iş bu dava, görevli mahkemede açılmadığını, dava konusu uyuşmazlıkta görevli mahkeme Tüketici Mahkemeleri olduğunu, sigortalının sigorta başlangıç tarihi öncesinden gelen kalp hastalığını davaşo şirkete bildirmediği, beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığı, soru formunda kendisine bu kapsamda yöneltilen soruya ''Hayır'' cevabını verdiği, sigorta öncesinden gelen kalp hastalığı sigorta teminatı kapsamı dışında olduğu, sigortalının yapılmaması gereken bir sözleşmenin yapılmasına sebebiyet verdiği, sigortalının sigorta öncesinden gelen ve davalı şirkete bildirmediği söz konusu hastalığının etkisi ile vefat ettiği dosya kapsamıyla sabit olup, sigorta bedelinin ödenebilir olmadığı açık olmakla, mahkeme huzurunda açılan iş bu davanın emsal kararlar gözetilerek öncelikle görevsiz mahkemede açılmış olması nedeni usulden reddini, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. BOZMA: Mahkememizden verilen 04/12/2024 tarih ve ... sayılı kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, 45. Hukuk Dairesi'nin 09/04/2025 tarih ve 2025/145 Esas 2025/392 Karar sayılı ilamıyla KALDIRILMAKLA, dava mahkememizin yukarıdaki esasına yapılmıştır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi'nin 09/04/2025 tarih ve 2025/145 Esas 2025/392 Karar sayılı ilamı gerekçesinde özetle; '' Davaya konu, Tüketici Kredisi Grup Hayat Sigortası incelendiğinde; davacı bankanın poliçede dain-i mürtehin ve lehtar olarak yer aldığı, rizikonun gerçekleşmesi halinde dain-i mürtehin ve lehtar olan bankaya ödeme yapılarak, kalan miktar olması halinde sigortalının kanuni varislerine ödeneceği düzenlenmiştir. Bu sebeple dava, halefiyet davası olmayıp, doğrudan dain-i mürtehin lehtar (sözleşmenin alacaklısı banka) tarafından, sigortacıya karşı açılan bir davadır. Davacı banka ve davalı sigortacı şirketinin tacir olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili eldeki davada, davacı bankanın 6502 sayılı TKHK kapsamında tüketici olduğundan bahsedilemeyeceği gibi taraflar arasındaki ilişki tüketici ilişkisi değildir. Bu durumda uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından görülüp sonuçlandırılması gerekirken, görev dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi hatalıdır.'' şeklinde bildirilmiş olup, açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353-(1).a.6 maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Bilirkişi heyetinin 04.06.2026 raporunda özetle; 19/07/2022 tarihinde ... Hastanesi tarafından düzenlenen epikrizde; sigortalının 2 hafta önce tekrar felç geçirdiği ve klinik durumunun giderek bozulduğu, sigortalının nefes darlığı ve ateş yüksekliği şikayetleri ile hastaneye başvurduğu ve solunum cihazına bağlandığı, takiplerinde gelişen yaygın enfeksiyona bağlı gelişen komplikasyonlar nedeniyle vefat ettiği hususları değerlendirildiğinde; sigorta poliçesi düzenlenmeden önce takip ve tedavisi yapılan hipertansiyon ve damar hastalıkları (kalp ve beyin) ile sigortalının vefatı arasında bir illiyet bağı bulunduğu kanaatine varılmıştır. Hayat Sigortaları Yönetmeliği'nin 20. maddesi kapsamında yapılan değerlendirmede; sigortalıya kalp hastalığı, felç ve KOAH gibi risk değerlendirmesi açısından önemli sağlık durumlarının açıkça sorulduğu, söz konusu sorulara olumsuz cevap verildiği, buna karşılık dosya kapsamındaki tıbbi kayıtların sigortalının poliçe öncesinde kardiyovasküler ve serebrovasküler hastalıklar nedeniyle takip ve tedavi gördüğünü ortaya koyduğu anlaşılmıştır. Ayrıca kardiyoloji uzmanı raporunda bildirilmeyen hastalıklar ile ölüm olayı arasında illiyet bağı bulunduğu yönünde görüş bildirildiği görülmüştür. Bu nedenle sağlık beyanı ile dosya kapsamındaki tıbbi kayıtlar arasında uyumsuzluk bulunduğu değerlendirilmiş olup, beyan yükümlülüğünün ihlal edildiği kanaatine varılmıştır. DELİLLER: -Bilirkişi raporu. -Tarafların beyan ve dilekçeleri -Tüm dosya kapsamı DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, kredi borcuna bağlı olarak düzenlenen hayat sigortası poliçesi kapsamında, davacı banka tarafından lehtar ve dain-i mürtehin sıfatıyla sigorta tazminatının tahsili istemine ilişkindir. Uyuşmazlık; davacı bankanın lehtar ve dain-i mürtehin sıfatıyla hayat sigortası poliçesinden kaynaklanan tazminatı talep edip edemeyeceği, sigortalının poliçenin akdi sırasında beyan yükümlülüğünü ihlal edip etmediği, bildirilmeyen sağlık durumu ile gerçekleşen riziko arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı ve buna bağlı olarak davalı sigorta şirketinin tazminat ödeme borcunun doğup doğmadığı noktalarında toplanmaktadır. Öncelikle davalı tarafça görev itirazında bulunulmuş ise de; Bam kaldırma kararı gereği dava, tüketici sıfatını haiz sigortalı tarafından değil, kredi alacağının teminatı amacıyla düzenlenen hayat sigortası poliçesinde lehtar ve dain-i mürtehin sıfatına sahip bulunan davacı banka tarafından, sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle açılmıştır. Bu haliyle uyuşmazlık, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun sigorta hukukuna ilişkin hükümlerinden kaynaklanmakta olup, taraflar arasındaki ihtilaf mutlak ticari dava niteliğinde bulunduğundan davaya bakma görevi Asliye Ticaret Mahkemesine aittir. Dosya kapsamına alınan kredi sözleşmesi, hayat sigortası sertifikası, poliçe ve ekleri, sigortalıya ait tüm tedavi kayıtları, ölüm belgeleri, sigorta şirketinin tazminat talebini reddine ilişkin yazısı ile bilirkişi raporu birlikte değerlendirilmiştir. Taraflar arasında, ... tarafından davacı bankadan 13/01/2020 tarihinde tüketici kredisi kullanıldığı, aynı tarihte davalı sigorta şirketi nezdinde ... numaralı hayat sigortası poliçesinin düzenlendiği, davacı bankanın poliçede lehtar ve dain-i mürtehin olarak yer aldığı, sigortalının 19/07/2022 tarihinde vefat ettiği ve davacı banka tarafından yapılan tazminat başvurusunun davalı sigorta şirketince sigortalının beyan yükümlülüğünü ihlal ettiği gerekçesiyle reddedildiği hususlarında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlığın çözümü bakımından alınan ve mahkememizce hüküm kurmaya elverişli, denetime açık, dosya kapsamındaki tıbbi belgelerle uyumlu olduğu değerlendirilen 04/06/2026 tarihli bilirkişi heyeti raporunda; sigortalının poliçe başlangıç tarihinden önce hipertansiyon, kardiyovasküler hastalık, serebrovasküler hastalık (felç) ve KOAH gibi risk değerlendirmesi açısından önem taşıyan rahatsızlıklar nedeniyle takip ve tedavi gördüğü, buna rağmen sağlık beyan formunda bu hastalıkların varlığına ilişkin sorulara olumsuz cevap verdiği, dosyaya sunulan hastane kayıtlarının ise bu rahatsızlıkların poliçe düzenlenmesinden önce mevcut olduğunu açıkça ortaya koyduğu belirlenmiştir. Raporda ayrıca, sigortalının ölümünün yaygın enfeksiyona bağlı gelişen komplikasyonlar sonucunda meydana gelmiş olmakla birlikte, ölüm sürecinin poliçe öncesinde mevcut bulunan kardiyovasküler ve serebrovasküler hastalıkların devamı niteliğindeki sağlık sorunları ile bağlantılı olduğu, bildirilmeyen hastalıklar ile gerçekleşen riziko arasında uygun illiyet bağının bulunduğu bilimsel ve tıbbi gerekçelerle açıklanmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun sigorta ettirenin beyan yükümlülüğüne ilişkin hükümleri uyarınca, sigorta ettiren veya sigortalı, sözleşmenin kurulması sırasında sigortacının sözleşmeyi yapıp yapmaması veya hangi şartlarda yapacağını etkileyebilecek bütün önemli hususları doğru ve eksiksiz olarak bildirmekle yükümlüdür. Beyan yükümlülüğünün ihlal edilmesi ve bildirilmeyen husus ile gerçekleşen riziko arasında illiyet bağının bulunması halinde sigortacı, kanunda öngörülen şartların gerçekleşmesi durumunda sigorta tazminatını ödeme borcundan kurtulur. Somut olayda, sigortalının poliçe düzenlenmeden önce mevcut bulunan ve risk değerlendirmesi bakımından önem taşıyan kalp-damar hastalığı, hipertansiyon, felç öyküsü ve KOAH rahatsızlığını sağlık beyan formunda bildirmediği, bu suretle gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu, bildirilmeyen hastalıklar ile ölüm olayı arasında uygun illiyet bağının bulunduğu bilirkişi raporu ve dosyadaki tıbbi belgelerle ispat edilmiştir. Davacı banka her ne kadar poliçede lehtar ve dain-i mürtehin sıfatına sahip ise de, lehtarın sigorta sözleşmesinden doğan hakları sigorta sözleşmesinin geçerliliği ve sigortacının tazminat ödeme borcunun varlığı ile sınırlıdır. Sigortalının beyan yükümlülüğünü ihlal etmesi nedeniyle davalı sigorta şirketinin tazminat ödeme borcu doğmadığından, davacı bankanın lehtar sıfatına dayanarak sigorta bedelini talep etmesi de hukuken mümkün değildir. Mahkememizce benimsenen bilirkişi raporunun dosya kapsamındaki tıbbi kayıtlar, poliçe belgeleri ve ilgili mevzuat hükümleri ile uyumlu, bilimsel verilere dayalı, gerekçeli ve denetime elverişli olduğu değerlendirilmiş; aksini ispata elverişli nitelikte herhangi bir delil de dosyaya sunulmamıştır. Açıklanan tüm bu nedenlerle, sigortalının sözleşmenin kurulması sırasında beyan yükümlülüğünü ihlal ettiği, bildirilmeyen hastalık ile gerçekleşen ölüm rizikosu arasında uygun illiyet bağının bulunduğu, bu nedenle davalı sigorta şirketinin sigorta tazminatını ödeme yükümlülüğünün bulunmadığı anlaşıldığından, davanın esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Ayrıntılı Açıklandığı Üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00-TL harcın, peşin alınan 427,60-TL harçtan mahsubu ile eksik kalan 304,40-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 1.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 5-6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.600,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, 6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 01/07/2026

Katip ... Hakim ... e-imzalıdır e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/337, K. 2026/604, T. 01.07.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-337-e-2026-604-k-9800dfc9776b