Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/69 E. 2026/1784 K. – Alacak (Ticari İş

Konu: Alacak (Ticari İş Tellallığı Sözleşmesinden Kaynaklanan

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/69
Karar No
2026/1784
Karar Tarihi
Konu
Alacak (Ticari İş Tellallığı Sözleşmesinden Kaynaklanan

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/69

KARAR NO : 2026/1784

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 01/11/2022

NUMARASI : 2021/282 Esas - 2022/797 Karar

DAVA: Alacak (Ticari İş Tellallığı Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/10/2026

Taraflar arasındaki Alacak (Ticari İş Tellallığı Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Müvekkili şirketin , gayrimenkul ve yatırım danışmanlığı yapan bir şirket olduğunu, davalı şirkete 24.02.2020 tarihinde taşınmaz kiralama faaliyetleriyle alakalı hizmet sağladığını ve bu hususta sözleşme imzaladıklarını, davalı tarafın sözleşme uyarınca yükümlülüklerini yerine getirmediğini, sözleşmeye imza atan ...'ın davalı şirket adı ve namına hareket ettiğini, davalı tarafa taraflarınca ihtarname gönderildiğini ve temerrüde düşürüldüğünü belirterek davanın kabulünü, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenilmesi gerektiğini talep ve dava etmiştir.

CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle;: Müvekkili şirketin çift imza ile müştereken temsil edildiğinden, davacının dayanak yaptığı "Taşınmaz Gösterme Belgesi"nin müvekkili şirket yönünden bağlayıcılığının bulunmadığını, bu nedenle müvekkili şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, davacı şirketin bu sözleşmeye dayanarak bir talepte bulunmasının akdi ve hukuki dayanakları ve taraf ehliyetinin bulunmadığını, davacı şirketin, taşınmazın malikinden herhangi bir yetki almadan, herhangi bir hak ve yetkisi bulunmadan, taşınmazı kiralama işine giriştiğini ve komisyon talebinde bulunduğunu, davacının bu talebinin akdi ve hukuki dayanaklarının bulunmadığını, dava dayanağı sözleşmenin müvekkili şirket yönünden bağlayıcılığının bulunmadığını, davacı şirketin iddia ve taleplerini sözleşmeyi imzalayan kişiye yöneltmesi gerektiğini, 40.000,00 TL + KDV gibi fahiş bir bedel talep ettiğini, taşınmazın başka bir aracı kurum aracılığıyla ve taşınmaz maliki ile görüşülmek suretiyle 10.000,00 TL'ye kiralandığını, belirterek davanın reddini yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "... Dosyada mevcut yer gösterme sözleşmesinin .../Detay Kalıp olarak imza edildiği, ... davalı şirketi diğer şirket yöneticisi ile birlikte temsil yetkisinin olduğu, yer gösterme belgesi ile gösterilen taşınmazın fabrika olduğu, her ne kadar davalı tarafça şirketin çift imza ile temsil edildiği bu nedenle de sözleşmenin davalıyı bağlamayacağı iddia edilmiş ise de kiracı ile kiralayanın çeşitli nedenlerle komisyoncuyu devre dışı bırakarak anlaşma yapmalarının sık karşılaşılan bir durum olduğu, davalının sunduğu kira sözleşmesinden de anlaşılacağı üzere sözleşmeye konu yerin davalı şirket tarafından daha sonra kiralandığı, davalı şirketi temsil için çift imza gerektiği itirazının MK 2 anlamında hakkın kötüye kullanılması niteliği taşıdığı, davalının sözleşme gereğince sorumlu olduğu, yer gösterme belgesinde kira bedeli her ne kadar 40.000,00 TL+ KDV olarak gösterilmiş ise de sözleşmede kiralayanın imzasının bulunmadığı, davacının kira bedelini belirleme konusunda yetkili olduğuna dair dosya kapsamında bir delil bulunmadığı, davalının sunduğu sözleşme ve alınan bilirkişi ek raporuna göre kira bedelinin aylık 10.000,00 TL olduğu, hususları hep birlikte değerlendirildiğinde davacının bir aylık kira bedeli olan 10.000,00 TL ve KDV'den sorumlu olduğu, değerlendirilerek davacının davasının kısmen kabulü ile 11.800,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine" karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil şirket çift imza ile müştereken temsil edildiğinden, davacının davasına dayanak yaptığı " Taşınmaz Gösterme Belgesi "nin müvekkil şirket yönünden bağlayıcılığı bulunmadığını, dolayısıyla, davacının davasına dayanak yaptığı belgenin tarafı ve muhatabının müvekkil şirket olmadığını, söz konusu olgu hakkında vekaletsiz iş görme hükümlerinin uygulanması da söz konusu olmadığını , dava dayanağı " Taşınmaz Gösterme Belgesi " incelendiğinde, söz konusu belgede müvekkil şirketin kaşesi bulunmadığı gibi söz konusu belgede müşterek çift imzanın da bulunmadığını, dava dayanağı bu belge geçerli olsa bile, bu ancak belgeyi imzalayan kişiyi bağlayacağını, ayrı tüzel kişiliği bulunan müvekkil şirket, çift imza ile müştereken temsil edildiğinden, bu belgenin müvekkil şirket yönünden bağlayıcılığı bulunmadığını, müvekkil şirketin, davacının dayanak yaptığı işbu belgenin tarafı ve muhatabı olmadığını, bu nedenlerle müvekkili şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, husumet yönetilecek ise, bu husumet ancak ve ancak sözleşmeyi imzalayan kişiye yöneltilebileceğini, bu nedenlerle müvekkil şirket yönünden davanın husumet yönünden reddi gerekirken, yerel mahkemenin aksi yöndeki kanaatlerle verdiği kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı şirketin, aracılık yaptığını iddia ettiği taşınmaz ile ilgili olarak; taşınmaz maliki tarafından kendisinin yetkilendirildiğini ispatlamak zorunda olduğunu, davacı şirketin, taşınmazın malikinden herhangi bir yetki almadan, herhangi bir hak ve yetkisi bulunmadan, taşınmazı kiralama işine giriştiğini ve komisyon talebinde bulunduğunu, davacı şirketin, taşınmazın aylık kira bedelinin 40.000,00 TL +KDV olduğunu ...'a bildirdiğini ancak bu kişinin taşınmazın maliki ile görüşmesini sağlayamadığını, söz konusu yeri müvekkil şirketin, yaklaşık 3 ay sonra başka bir aracı kurum aracılığı ile ve taşınmazın maliki ile görüşmek suretiyle dörtte bir fiyat ile aylık 10.000,00 TL'ye kiraladığını, davacı şirketin, taşınmazın malikinden herhangi bir yetki almadan ve herhangi bir hakkı bulunmamasına rağmen, söz konusu taşınmazı kiralamak yönünden kendi başına hareket ettiğini, davacı şirketin, hiçbir hakka ve yetkiye dayanmadan, söz konusu taşınmazı fahiş bir kira bedeli karşılığında kiralamaya çalıştığını ve kötüniyetli davrandığını beyanla ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi yapılarak ortadan kaldırılmasına, davaya cevap dilekçesindeki talepleri doğrultusunda; davanın reddine, istinaf incelemesi sonuçlanıncaya kadar icranın geri bırakılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin sorumluluğu sözleşmesel sorumluluk olduğunu, Yerel mahkeme gerekçeli kararında, davalı şirketi sadece 1 aylık kira bedeli üzerinden sorumlu tuttuğunu ve bu kira bedelini belirlerken de, davalı şirketin kapanış ve tasdikleri dahi yapılmamış ticari defter kayıtlarını baz aldığını, müvekkil şirket ile davalı şirket adı ve nanıma hareket eden ...'ın arasındaki sözleşmenin 40.000-TL + KDV olduğu sabit olduğunu, yeril mahkemenin davalı şirketin sözleşme kapsamından sorumluğu olduğunu kabul ettiğini fakat davalı ve dava-dışı mülk sahibinin arasındaki sözleşmeye göre hukuka aykırı bir şekilde hüküm kurduğunu, Mahkemenin kararı kendi içinde tutarsız olduğunu, sözleşmesel sorumluğu kabul edip, tazminatı 3. Bir sözleşmeye göre belirlediğini, sözleşmeye göre davalının ödemesi gereken bedelin 40.000+KDV olduğunu, müvekkilinin taraf olmadığı ve 3. şahısla yapıldığı iddia edilen sözleşme ile müvekkil hakları değiştirilemeyeceğini, 2020 yılında İstanbul sınırları içinde bir fabrikanın kira bedelinin 10.000-TL olması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Mahkemenin aktüel kira bedeli üzerinden tazminata hükmetmeye karar verdiği anda, gerçek kira bedelini araştırması gerektiğini, kira bedelinin tespitinin menfaat çatışması yaşayan tarafların tek taraflı beyanına göre belirlenmesi gerektiğini, kaldı ki; gerçek kira bedeline göre de tespit edilen miktara hükmedilmesi hukukun temel ilkelerine aykırı olacağını, 3.kişinin beyanı ile tarafların borç altına girmesi mümkün olmadığını, davalının 10.04.2020 tarihinde, Beşiktaş 8. Noterliği'nce ... yevmiye nolu ihtarname davalıya gönderilip, temerrüte düşürüldüğünü, faizin bu tarihten itibaren işletilmesi gerektiğini, TTK md 522 uyarınca; Ücret, belirlenmemişse tarifeye, tarife yoksa teamüle göre ödeneceği, herhangi bir teamül de yoksa ücreti hakimin takdir edeceği konusunda anlaşıldığını fakat dosya kapsamında böyle bir durum söz konusu olmadığını, çünkü taraflar arasındaki simsarlık sözleşmesine göre ücret belirlendiğini, hakimin takdir yetkisi olmadığını beyanla İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 01.11.2022 tarih ve 2021/282 E ve 2022/797 K.nolu kararının ortadan kaldırılması ile davanın kabulü ve istinaf incelemesin sonuçlanıncaya kadar tehiri icra kararı verilmesini bilvekale talep etmiştir

GEREKÇE: Dava, tellalık sözleşmesine dayalı hizmet bedeli alacağının tahsili talebiyle açılan alacak davasıdır.

İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

Davacı ile .../Detay Kalıp arasında 24.02.2020 tarihinde Arnavutköy/İstanbul adresinde bulunan fabrikanın kiralanması ile ilgili "taşınmaz gösterme belgesi" başlıklı belge imzalanmış olup, belgenin incelenmesinde alıcı/ kiracı adayı ad soyad kısmında .../Detay Kalıp isminin, kimlik kısmında .... Ltd. Şti isminin yazılı olduğu, sözleşme metninde "...Yukarıda adresi bulunan gayrimenkulü 24.02.2020 tarihinde satın almak /kiralamak amacıyla ilk defa gördüm. Söz konusu yeri 1 yıl içerisinde şahsım, eşim, ortağı ve çalışanı bulunduğum şirket, şirket ortakları, şirketin ortak olduğu kuruluşlar ya da kan ve sıhri hısımları satın aldığı takdirde, gayrimenkulün satış bedelinin %3+KDV'sini; kiralandığı takdirde bir aylık kira bedeli +KDV'sini...'ya hizmet bedeli olarak ödemeyi kabul ve taahhüt ediyorum....” ibaresinin yazılı olduğu, satış/kiralama bedelinin 40.000 TL+KDV olarak belirlendiği, gayrimenkul tipinin fabrika olduğu anlaşılmaktadır.

Tellallık (simsarlık) sözleşmesi Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 520-525 maddeleri arasında düzenlenmiştir. TBK'nın 520. maddesinin birinci fıkrasında simsarlık sözleşmesi "...simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkanının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması halinde ücrete hak kazandığı sözleşmedir" şeklinde tanımlanmıştır. Bu hüküm, mehaza uygun olarak, "Simsarlık, simsarın bir ücret karşılığında, ya diğer tarafa bir sözleşmenin kurulması fırsatını göstermeyi ya da ona bir sözleşme görüşmesi için aracılık etmeyi borçlandığı bir sözleşmedir" şeklinde anlaşılmalıdır. Simsarlık sözleşmesinin unsurları şu şekildedir: a) Simsarlık ilişkisinin tarafları simsar ile iş sahibidir ve simsar, iş sahibi için, konusu özel olarak belirlenmiş bir vekalet edimi üstlenmiştir. O (simsar), iş sahibi için yerine getireceği faaliyetin karşılığında ücret alacaktır. b) Simsarlık faaliyetinin konusu, çeşitli işlere ilişkin sözleşmelerin kurulması hususunda aracılık etmektir. Bu aracılık faaliyeti, bir sözleşme kurma fırsatı vermek şeklinde olabileceği gibi bir sözleşme görüşmesi için aracılık etmek şeklinde de olabilir. Simsarın kural olarak iş sahibini temsil yetkisi yoktur; fakat sözleşme ile kendisine bu yetki verilebilir. c) Simsarlık ilişkisi, simsar ile iş sahibi arasında yapılan bir sözleşme ile kurulur. Simsar ile iş sahibi arasında sürekli bir hukuki bağlantı yoktur. Simsarlık sözleşmesinin geçerliliği bir şekle bağlı değildir; ne var ki TBK'nın 520. maddesinin üçüncü fıkrası taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi için bir geçerlilik şekli kabul etmiştir. Buna göre, "Taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmaz". Simsarlık faaliyeti sonucu kurulacak sözleşme herhangi bir nitelikte sözleşme olabilir.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.03.2017 gün, 2017/13-644 E., 2017/460 K. sayılı kararı)

Simsarın ücrete hak kazanabilmesi için ücret talep ettiği kişi ile aralarında yazılı sözleşme bulunması gerekli olup, taşınmazın satışı veya kiralanması hususunda taşınmaz maliki ile aralarında yazılı bir sözleşme olmaması yahut yetkilendirilmemiş olması, simsar ile aralarında yazılı ve imzası inkar edilmeyen sözleşme bulunan alıcılardan ücret talep etme haklarını etkilemez. Zira mal sahibi ile simsar arasında aracılık faaliyetiyle ilgili ikinci bir ilişkinin var olup olmadığı, ancak simsarın mal sahibinden da simsarlık ücreti isteyip isteyemeyeceği uyuşmazlık konusu olur ise tartışılır. (Yargıtay HGK 24.05.2022 tarih 2020/(13)3-339 E., 2022/723 K)

Dosya kapsamına sunulan Ticaret Sicil kayıtlarına göre davalı şirketi 17.08.2010 tarihinden itibaren ilk yirmi için müştereken temsile yetkili kişilerin ... ve ... olduğu görülmekte ise de taşınmaz gösterme belgesinin düzenleniş şekli, aracılık faaliyetine konu taşınmazın niteliği gözetildiğinde sözleşme altındaki imzanın davalı şirket yetkilisine ait olmadığı yönünde bir iddia ve ispatın bulunmamasına ve davalı tarafça sunulan 20.05.2020 başlangıç tarihli kira sözleşmesine konu taşınmazın, taşınmaz gösterme belgesindeki taşınmaz olmasına göre davalı şirketin çift imza ile temsil edildiğine ilişkin savunması yerinde değildir.

Somut olayda simsarlık ücretine dayanak taşınmaz gösterme belgesi, davalı şirketi bağlamakta olup, kiralamaya konu taşınmazın, sözleşmenin geçerli olduğu dönemde davacıya haber verilmeden kiralandığı ihtilaf konusu değildir. Davaya konu 24.02.2020 tarihli sözleşmede yer alan simsarlık faaliyetine konu yerin 1 yıl içerisinde şirket yetkilisi olan ...'ın ortağı ve çalışanı bulunduğu şirket tarafından kiralanması halinde bir aylık kira bedeli +KDV'sini hizmet bedeli olarak ödeneceğine ilişkin düzenlemesi uyarınca, davalı tarafça davacının devre dışı bırakılarak kiralamanın yapıldığı gözetildiğinde davalı sözleşme gereğince üstlendiği ücreti ödemekle yükümlüdür. Bu durumda ücretin belirlenmesinde sözleşmede belirlenen değerin esas alınması gerekmekle mahkemece harçlandırılan tutar olan sözleşmede belirlenen bir aylık kira bedeli olan 40.000 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken mahkemece yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur

Diğer yandan davacı tarafça, davalı hakkında keşide edilen Beşiktaş 8. Noterliği'nin 10.04.2020 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi sunulmuş olup, bu ihtarnamenin 13.04.2020 tarihinde davalıya tebliğ edildiği gözetildiğinde ihtarnamede belirtilen üç günlük süre sonunda 17.04.2020 tarihinde davalının temerrüde düştüğünün kabulü gerekir. Bu durumda kabulüne karar verilen alacağın 17.04.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar vermek gerekmiştir.

HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, istinafa konu ilk derece mahkemesinin kararının HMK.'nun 353(1)b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

1-Davanın kabulü ile 40.000 TL’nin 17.04.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine

2- 492 Sayılı Yasa gereğince alınması gereken 2.732,40 TL harçtan peşin alınan 683,10 TL harçtan mahsubu ile geriye kalan 2.049,30 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına,

3-Davacı taraf vekille temsil olunduğundan, A.A.Ü.T gereğince taktir olunan 40.000 TL vekalet ücretinin, davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine,

4-Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 54,40 TL başvurma harcı ve 683,10 TL peşin harç toplamı olan 737,5‬0 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5-Davacı tarafından yapılan 900,00 TL bilirkişi ücreti, 303,00 TL tebligat ve müzekkere masrafları olmak üzere toplam 1.203,00 TL yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine

6-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsiliyle Hazine adına gelir kaydına,

7-İstinaf yargılamasına ilişkin olarak;

a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,

b-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 220,70 TL, posta ve tebligat gideri 27 TL olmak üzere toplam 247,70 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

c-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 201,51 TL harcın, alınması gerekli olan 806,05 TL harçtan mahsubu ile bakiye 604,54 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

d-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

8-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,

Dair, 1607/2026 tarihinde yürürlüğe giren HMK'nın 362(3) maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 01/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/69, K. 2026/1784, T. 01.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-69-e-2026-1784-k-49610b536a76