Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/515 E. 2026/1282 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/515
Karar No
2026/1282
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/515

KARAR NO: 2026/1282

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 18/11/2022

NUMARASI: 2021/219 Esas - 2022/951 Karar

DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/06/2026

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile aralarında ticari münasebet ve ticari alışveriş bulunduğunu, davalıdan satın alacakları malların tümü için avans çeki verildiğini, davalının taahhüdünü ihlal ettiğini ve sözleşmeye uymadığı gibi malları müvekkili firmaya teslim etmediğini, dava konusu ... Şubesi ... seri nolu 30/06/2019 tarihli 150.000,00 TL bedelli çekin davalı tarafından icra takibine konu edilerek tahsil edilmek istendiğini, davalıya hiçbir borçları bulunmadığını açıklanan nedenlerle dava konusu çeke mukabil davalıya borçlu bulunmadıklarının tespiti ile dava nihayetine değin İİK 72/3 maddesi gereğince icra dosya borcunun tamamının icra veznesine depo edilmek ve işbu bedel üzerinden mahkemenin takdir edeceği bedel karşılığında .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasına yatırılacak paranın tedbiren alacaklıya verilmemesine, menfi tespit davasının bekletici mesele yapılarak .... İcra Ceza Mahkemesinin 2019/735 Esas sayılı ceza dava dosyasının dava sonuçlanıncaya kadar durdurulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu çekin, dava dışı ... ... ... .. Şti. İle davacı şirket arasındaki ticari ilişki gereği davacı şirket tarafından keşide edilerek dava dışı şirkete verildiğini, dava dışı şirketin müvekkili şirketten satın aldığı alüminyum profil bedelini karşılamak üzere dava konusu çeki müvekkili şirkete verdiğini, müvekkili şirket ile davacı arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, dava dilekçesinde sözü edilen sözleşmenin de müvekkili firma ile akdedilmediğini, müvekkili şirket tarafından bankaya ibraz edilen dava konusu çekin karşılığının bulunmaması nedeni ile davacı hakkında icra takibi başlatıldığını, dava konusu çekin ciranta ... firmasından müvekkili şirketin alacağına karşı teslim alındığını, açıklanan nedenlerle davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :

İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...Yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre dava konusu çekin dava dışı takip borçlusu ... ... ....Şti tarafından davalı şirket ile yapılan satış sözleşmesine ilişkin ödeme vasıtası olarak ciro edilerek verildiği, davacılar ile davalı şirket arasında ticari ilişki olmadığı, davacıların davalı ile ticari ilişki nedeniyle dava konusu çekin davalıya avans olarak verildiği iddiasının gerçek olmadığı, bu durumun davacılar tarafından bilinebilir nitelikte olduğu, davacıların dava konusu çekin davalıya avans olarak verildiği hususunda dosyaya herhangi bir delil sunmadıkları, davacılardan ...'ın takip dosyasında borçlu olmadığı, dava konusu çekte dahi cirosunun bulunmadığı, bu haliyle davacı ...'ın aktif dava ehliyetinin bulunmadığı, anlaşılmakla davacıların davasının ayrı ayrı reddine, dava dilekçesinde ileri sürülen hususun açıkça gerçeğe aykırı olması ve alacağın tahsilini engellemek amacını taşıdığı vicdan ve kanaatine varıldığından asıl alacağın takdiren %50'si oranında kötüniyet tazminatının müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak davacıya verilmesine, davacı ...'ın davasının aktif husumet yokluğundan reddine, davacı .... Şti.'nin davasının reddine," karar verilmiştir.

Bu karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında Ticari münasebet ve ticari alışveriş bulunduğunu, taleplerine rağmen davalının taahhütleri olan malları teslim etmediğini, ayrıca hükümsüz-sebepsiz kalan çekin de iade edilmediğini, dava konusu çekin davalı tarafından kötü niyetli bir şekilde icra takibine konu edildiğini, bilirkişi raporunun eksik ve hatalı inceleme neticesinde tanzim edildiğini, davacı firmanın vermiş olduğu çekin karşılığında almış olduğu herhangi bir mal veya fatura bulunmadığını, davalı tarafın kendi defter ve belgelerine çek ile ilgili kayıt düşmesinin davacı firmayı izam etmeyeceğini ve bu hususun açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı ...'ın, dava konusu mezkur çekin keşidecisi ve ...Limited Şirketi'nin yetkilisi olduğunu, aktif dava ehliyetine sahip olduğunu, bu hususun ... Ticaret Odası tescil belgelerinde mevcut olduğunu, davalı ...... A.Ş., 'nin davalının yetkili bulunduğu firmanın çekini ön avans çeki olarak iktisap ettiğini, karşılığında davalı firmaya herhangi bir fatura tanzim etmediğini ve herhangi bir mal da teslim etmediğini, eksik inceleme neticesinde verilen hükmün usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE :

Dava; İİK.72 maddesi gereği takipten sonra açılan menfi tespit davasıdır.

İlk derece mahkemesince, davanın reddine ve davacıların kötü niyet tazminatı ödemesine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İstinafa konu uyuşmazlık temelde ilk derece mahkemesince verilen kararda delillerin takdirinde hata edilip edilmediği noktasındadır.

Davalı takip alacaklısı tarafından, davacı takip borçlusu .... Şti ve dava dışı .... Şti. hakkında .... İcra Müdürlüğü'nün ... dosyası ile 30/06/2019 tarihli ... çeki borcun sebebi gösterilerek toplam 163.527,12 TL alacağın tahsili için 04/07/2019 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatıldığı, menfi tespite ilişkin eldeki davanın 25/03/2021 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.

Davacı taraf uyuşmazlık konusu çekin avans çeki olarak davalı tarafa verildiğini ancak karşılığı malların kendilerine teslim edilmediğini iddia ederek çek ve dolayısıyla icra takibi nedeniyle borçlu olmadıklarını iddia etmektedir.

Davalı taraf davacı ile herhangi bir ticari ilişkileri bulunmadığını, çekin dava dışı ... şirketinin aldığı mallara karşılık kendilerine verildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

Takibe konu edilen çek incelendiğinde keşidecisinin davacı .... Şti. , lehdarın ve ilk cirantanın dava dışı .... Şti. olduğu başka cirolardan sona davalı ...A.Ş. nin çek üzeride cirosunun bulunduğu, davacılar ile davalı arasında yüzyüzelik ilişkisinin bulunmadığı görülmektedir.

İlk derece mahkemesince ticari defterler üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiş, davacı taraf ticari defterlerini ibraz etmemiş, davalı ticari defterleri üzerinde yapılan incelememde dava konusu çekin dava dışı ... şirketinin borcuna karşılık davalıya verildiği, davacı ile herhangi bir ticari ilişkinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

İlk derece mahkemesinden talep edilmesi üzerine icra veznesine girecek paranın davacıya ödenmemesi yönünden %15 teminat yatırılması karşılığı ihtiyati tedbir kararı verildiği, ancak davacı tarafça teminatın yatırılıp kararın infaz edilmediği anlaşılmaktadır.

Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, eş söyleyişle bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer.

Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer.

Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s.370 ilâ 372).

Senede dayalı borç ilişkilerinde ise menfi tespit davalarındaki genel kuralın aksine ispat yükü senet borçlusundadır.

Kambiyo senetleri ve dolayısıyla çek illetten mücerret olup davalı hamilin çekleri edinme sebebini açıklama yükümlülüğü yoktur. Kural olarak çek ödeme aracı olup, çeklerin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla verildiği yolunda yasal karine mevcuttur. Yasal karinenin aksini yani çekin borç ödenmesinden başka bir amaçla verildiğini, bedelsiz bir avans çeki olduğunu iddia eden davacı tarafın bunu kesin delillerle ispatlaması gerekir.

Davacının kendi ticari defterlerinde alacaklı gözükmesi veya davalı ticari defterlerinde mal teslimine ilişkin bir kayıt bulunmaması tek başına ispata yeterli değildir. Davalının dava konusu ödemeler karşılığı mal teslim edildiğini ya da başka bir ticari ilişki kapsamında çeklerin alındığını savunması ispat yükünü değiştirir nitelikte değildir.

Somut olayda; davacı ...'ın dava konusu çek ve takipte herhangi bir sıfatının bulunmadığı, davacı iddiasına göre çek keşidecisi olan şirketin yetkilisi olduğu, bu haliyle aktif husumetinin bulunmadığı, diğer davacı yönünden iddiasını ispat eder hiçbir delilin dosyaya sunulmadığı anlaşılmakla davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik yoktur.

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 72/4. Maddesinde, davanın alacaklı lehine neticelenmesi halinde ihtiyati tedbir kararının kalkacağı ve buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklının ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alacağı, alacaklının uğradığı zararın aynı davada takdir olunarak karara bağlanacağı ve bu zararın herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemeyeceği düzenlenmiştir. Görüldüğü üzere alacaklı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklı aleyhine uygulanmış bir ihtiyati tedbir bulunması gerekir.(Yargıtay 19 HD nin 20.11.2019 tarih 2018/285 - 2019/5221Esas ve Karar sayılı kararı)

Yargılama aşamasında davacının talebi ile İİK 72/3 gereği icra veznesine yatırılacak paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir kararı verildiği, ancak davacı tarafça takdir edilen teminat yatırılıp kararın infazı sağlanmadığı, bu haliyle kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmadığı anlaşılmakla birlikte bu hususun davacı tarafça istinaf konusu edilmediği, kamu düzenine de ilişkin olmadığı anlaşılmakla eleştirilmekle yetinilmiştir.

HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; davacılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davacılar tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 552,10 TL istinaf karar harcının davacılardan alınarak hazineye irat kaydına,

3-Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 18/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/515, K. 2026/1282, T. 18.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-515-e-2026-1282-k-20a82b262980