Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2768 E. 2026/2026 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/2768
Karar No
2026/2026
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

9.HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

ESAS NO:2023/2768

KARAR NO:2026/2026

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ:(Kapatılan)İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi

KARAR TARİHİ:13/04/2023

NUMARASI:2020/71 Esas - 2023/339 Karar

DAVA:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ:09/01/2020

KARAR TARİHİ:01/10/2026

Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı Şirketin ... üzerinde bulunan ... isimli AVM'nin otopark ve vale hizmetlerini yürüttüğünü, 15.11.2018 tarihinde, müvekkili şirkete ait ... plakalı, ... marka aracın, otopark hizmeti almak üzere şirket çalışanlarına teslim edildiğini ancak ... ve ... isimli davalı şirket çalışanlarının, otoparka götürmek üzere teslim aldıkları araçları hızlı kullanmaları sonucunda müvekkil şirkete ait araç ile ... plakalı araca vurarak kazaya sebebiyet verdiklerini, araçlarda önemli miktarda hasar meydana geldiği ve söz konu aracın .... A.Ş. firmasında tamir ettirildiğini, tamir masraflarının davalı şirket tarafından karşılandığını ve yapılan işlere karşılık 10.12.2018 tarihli fatura düzenlendiğini, kaza sonucunda müvekkili şirkete ait aracın ekonomik değer kaybına uğradığını, zararın davacı çalışanlarının araçları özensiz kullanmaları, hatta araçlarla yarış yapmaları sebebiyle oluştuğunu belirterek değer kaybının tespiti ile zararın tam ve kesin olarak belirlenebilir olduğu anda arttırılmak üzere şimdilik bu zararın 1.000 TL'lik kısmının, haksız filin vuku bulduğu tarihten itibaren ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı şirketin ... Avm’nin otoparkında otopark ve vale hizmetlerini yürüttüğünü, 15.11.2018 tarihinde davalı müvekkili çalışanı ...’ın davacıya ait ... plakalı aracı otoparka indirirken önünde kasis olması nedeniyle yavaşladığı sırada davalı şirketin diğer çalışanı ...' nin sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın, yerlerin ıslak olması sebebiyle duramayarak davacıya ait araca çarptığını, kazanın oluş şeklinden de görüleceği üzere, davalı şirketin çalışanı davacıya ait aracı gerekli tüm özeni göstererek ve hatta kasis olması nedeniyle yavaşlayarak kullandığı sırada yerlerin ıslak olması sebebiyle arkadan gelen aracın duramayarak davacıya ait araca çarpması ile meydana gelen zarardan müvekkil davalı şirketin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, bununla birlikte davalı şirket tarafından otopark hizmeti verilirken, personel alımı sırasında tüm özen ve dikkati gösterdiğini, davalı çalışanın bir kusurunun olmadığını, 6098 sayılı TBK’nun 66. maddesi dikkate alındığında davalı müvekkilin işbu zarardan sorumlu olmayacağını, davacı şirketin mağduriyetini gidermek için araçta oluşan hasarı karşıladığını ve zararını Giderdiğini belirterek davanın reddini talep edilmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "1-Davanın kısmen kabulü ile 2-198.924,00-TL değer kaybı tazminatının 1000-TL sinin 15/11/2018 tarihinden işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile, 197.924,00-TL nin 21/09/2022 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi tarafından müvekkilin adam çalıştıranın sorumlusu olarak özen yükümlülüğünü yerine getirdiğine dair delillerinin incelenmediği ve hatta müvekkil aleyhine ne sebeple hüküm kurulduğuna dair herhangi bir gerekçeye yer verilmediğini, davacının ıslah dilekçesi ile talep edilen bedelin zamanaşımına uğradığını, dosyada alınan bilirkişi raporlarında kusur ve değer kaybı hesaplamasının hatalı yapıldığı görülmekle birlikte her halükarda mevcut deliller ile müvekkiline karşı herhangi bir talebin ileri sürülemeyeceğinin açıkça ortada olduğunu, red vekalet ücretinin hatalı belirlendiği belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından, davacıya ait ... plakalı aracın, 15/11/2018 tarihinde davalı şirket tarafından işletilen ... AVM otopark ve valeye bırakıldığı, aracın şirket çalışanı sevk ve idaresinde iken yine davalı şirket çalışanın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç arasında meydana gelen kaza neticesinde hasarlandığı, davacının, değer kaybı zararının tahsili talebiyle eldeki davayı açtığı anlaşılmıştır. Belirsiz alacak davasında zamanaşımı yalnızca dava açılan kısım için değil, tüm dava için kesilir. 6100 sayılı HMK hükümleri gereğince davacının iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın, davanın başında belirtmiş olduğu alacak talebini HMK'nın 107/1. maddesi hükmüne göre bilirkişi raporu ile tam ve kesin olarak belirlendiği anda arttırması mümkündür. HMK'nın 107/2. maddesi gereğince yapılacak bu artırım bir ıslah olmadığı gibi bu artırım nedeniyle zamanaşımının da gerçekleştiğinden söz edilemeyeceğinden davalı vekilinin ıslah zamanaşımına ilişkin istinaf talebi yerinde değildir (Benzer yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/20495 E.ve 2019/7842 K.sayılı kararı).Somut olayda, dava, trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine dayanmaktadır. Maddi tazminat talebinin niteliği gereği, dava tarihi itibariyle, alacak miktarı tam olarak bilinebilir olmadığından HMK'nın 107.maddesi gereğince davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. 6098 sayılı TBK'nun 66. maddesinde adam çalıştıranın sorumluluğu;" Adam çalıştıran, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür. Adam çalıştıran, çalışanını seçerken, işiyle ilgili talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken, zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse, sorumlu olmaz. Bir işletmede adam çalıştıran, işletmenin çalışma düzeninin zararın doğmasını önlemeye elverişli olduğunu ispat etmedikçe, o işletmenin faaliyetleri dolayısıyla sebep olunan zararı gidermekle yükümlüdür. Adam çalıştıran, ödediği tazminat için, zarar veren çalışana, ancak onun bizzat sorumlu olduğu ölçüde rücu hakkına sahiptir." şeklinde düzenlenmiştir.Adam çalıştıranların sorumluluğu hakkında gerek doktrinde gerek içtihatlardaki (27.03.1957 gün ve 1/3; 22.06.1966 gün ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararları) baskın görüş bunların kusursuz bir sorumluluğa tabi tutulmaları doğrultusundadır.İş gördürenin sorumluluğunun kaynağı, göstermekle yükümlü olduğu özenle iş görme (ihtimam) ödevinin ihlalidir. Sorumluluğun kökü, bizzat sorumlu şahsın ya da şahısların durumundadır. İstihdam eden, müstahdem veya işçilerini seçerken, onları çalıştırırken, başkalarına zarar vermemelerini sağlamakla ve buna dikkat ve özen göstermekle yükümlüdür. Esasen istihdam edenin sorumluluğunun dayanağı, onun müstahdeme nezaret ve özen hususundaki objektif vazifesinin ihlali teşkil eder. Yukarıda belirtilen İçtihadı Birleştirme Kararından da anlaşılacağı gibi adam kullananın sorumlu tutulabilmesi için, kendisinin kusuru şart olmadığı gibi, kullandığı adamın dahi kusuru kanuni şartlardan değildir.Bu noktada, Borçlar Kanununun 66. maddesinde düzenlenen “adam çalıştıranın sorumluluğu” için, somut olayda “adam çalıştırma ilişkisi” ile “çalıştırılanın hizmetini yerine getirirken hukuka aykırı bir eylemle zarar vermesi” unsurlarının gerçekleşmesi zorunludur. Adam çalıştırma ilişkisi için çalıştırılanın, çalıştıranın buyruğu altında olması, onun gözetiminde işi yapması ve onun talimatıyla bağlı bulunması gerekir. Bunun yanında meydana gelen zararın müstahdemin istihdam edenin maksatları için bir hizmetin görüldüğü sırada doğmuş olması zorunludur. Başka bir deyişle, müstahdeme gördürülen hizmetle zarar arasında “gaye ve görev bakımından” çok sıkı bir münasebet olmalıdır. Bu bakımdan hizmetin ifası ile zararın ikaı arasındaki zaman ve yer bağlılığı ve zararın istihdam edenin hizmetin görülmesi için verdiği vasıta ile meydana getirilmesi hizmetin icrası esnasında zararın meydana geldiğini bir karine, emare olarak kabul edilebilirse de, daima bu unsurlara isnat etmek doğru sonuç vermez. Bu nedenle, bu dış görünüş unsurlarından ziyade, zarar verici fiilin, istihdam edenin müstahdeme kendi gayesi için tevdi ettiği hizmetlerin ifası alanında işlenmiş olması nazara alınır. Dosya kapsamında davalı şirketin vale hizmeti verdiği sırada davacıya ait aracın yine davalı şirketin başka bir çalışanının kullandığı aracın çarpması nedeniyle hasarlandığı sabit olup, bu durumda davalının da bu amaçla teslim edilen araçta meydana gelen zarardan sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik olmadığı anlaşılmakla, aksi yöndeki istinaf yerinde görülmemiştir.Mahkemece hükme esas alınan kök ve ek bilirkişi raporununda;"Dava konusu ... plakalı aracın değer kaybı, hem Merkez Bankası enflasyon verileri doğrultusunda hem de Türkiye Sigortalar Birliği Kasko Değer listesindeki verilere göre alternatifli hesaplama yapılarak, sonuçların aritmetik ortalamaları alınarak tespit edildiği; Merkez Bankası enflasyon hesaplayıcı ile nispi orana göre formulize edilen değerlendirmeler sonucunda; kaza tarihi 15.11.2018 itibariyle aracın hasarsız muadillerinin ortalama 1.363.331,00 TL ve kaza sonrası hasarlı muadillerinin 1.146.831,00TL olacağı, değer kaybının 216.500,00TL olacağı, Türkiye Sigortalar Birliği Kasko Değer Listesindeki değerlendirmeler sonucunda; kaza tarihi 15.11.2018 itibariyle dava konusu aracın hasarsız muadillerinin ortalama 1.141.876,00 TL ve kaza sonrası hasarlı muadillerinin 960.528,00 TL olacağı, değer kaybının 181.348,00 TL olacağı, Merkez Bankası Enflasyon Hesaplayıcısı ile Türkiye Sigortalar Birliği Kasko Değer Listesi doğrultusunda yapılan hesaplamaların aritmetik ortalaması olan (244.500,00 + 190.138,00) / 2 = 217.319,00 L değer kaybı açısından kadri maruf olacağı" belirtilmiştir.Yargıtayın yerleşmiş uygulamalarına göre, değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp, onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup, araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki 2. el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki fark göz önüne alınmaktadır. Bu nedenle somut olayda hesabının uygulamada hiç kullanılmayan Merkez Bankası enflasyon hesaplayıcı ile nisbi orana göre yapılan hesaplamaya göre değer kaybı hesabı yapılması, akabinde alternatifli yapılan iki ayrı değer kaybı hesabının aritmetik ortalaması alınarak değer kaybının hesaplandığı miktarın mahkemece denetlenmeden hükme esas alınması doğru olmamıştır. Bilirkişi kök ve ek raporunda davacıya ait aracın modeli, markası, kaza tarihindeki yaşı, kilometresi, hasarının nitelik ve niceliği, hasar bölgeleri vs. gibi hususlara göre, kaza tarihi itibariyle kasko rayiç listesi değerine göre yapılan hesaplama sonucunda tespit edilen 181.348,00 TL değer kaybının dosya kapsamı ve Yargıtay yerleşmiş içtihatlarına göre isabetli olduğuna kanaat getirilerek davalı vekilinin istinaf başvurusu bu yönden kabul edilerek hüküm düzeltilmiştir. Mahkemece davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmiştir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan 2023 yılı AAÜT'nin 13/3.maddesinde maddi tazminat davasının kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücretin, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceği düzenlendiğinden davalı vekilinin reddedilen tazminat miktarı üzerinden vekalet ücreti hesaplanması gerektiği yönündeki istinaf itirazı yerindedir. Bu nedenle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :

A- Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA,

Buna göre:

1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE,

2-181.348,00-TL değer kaybı tazminatının 1000-TL sinin 15/11/2018 tarihinden işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile, 180.348,00-TL nin 21/09/2022 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

3-Fazlaya ilişkin talebin reddine,

4-Karar tarihinde alınması gerekli 12.387,88 TL ilam harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 54,40-TL peşin harç ve 8.550,00- TL ıslah harcındın mahsubu ile eksik kalan 3.783,48 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

5-A)Davayı kabul/ret oranına göre;Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320-TL arabuluculuk ücretinden 483,17 TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,

5-B)Davanın kabul/ret oranına göre;Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320-TL arabuluculuk ücretinden 836,82 -TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,

6-Davanın kabul edilen miktarı yönünden;Davacı vekille temsil olunmakla karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 45.000,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,

7-Davanın reddedilen miktarı yönünden; Davalı vekille temsil olunmakla karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 45.000,00-TL vekâlet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,

8-Davacı tarafça yatırılan 8.674,40 -TL toplam harç ile bilirkişi, posta, tebligat gideri olmak üzere toplam 2.050-TL yargılama giderinden davayı kabul/ret oranı dikkate alınarak; 750,38 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,

9-Davalı tarafça yatırılan posta, tebligat gideri olmak üzere toplam 96-TL yargılama giderinden davayı kabul/ret oranı dikkate alınarak; 61,07 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,

10-Kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesini müteakip HMK. madde 333/1 uyarınca yatıran tarafa iadesine,

B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN ;

1-Davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine,

2-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan 167,00 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 738,00 TL istinaf başvuru harcının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,

3-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,

4-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.01/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/2768, K. 2026/2026, T. 13.04.2023, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-2768-e-2026-2026-k-b1187f59fac9