Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2409 E. 2026/2146 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/2409
- Karar No
- 2026/2146
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO:2023/2409
KARAR NO:2026/2146
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ:30/05/2023
NUMARASI:2019/464 Esas - 2023/236 Karar
DAVA:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)
KARAR TARİHİ:19/10/2026
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 26/10/2018 tarihinde davalılardan ...'ün maliki olduğu ve diğer davalı ...'ın sevk ve idaresinde bulunan ... plaka sayılı çekici ile ...'ın sevk ve idaresinde bulunan ... plaka sayılı araca çarpması neticesinde maddi hasarlı yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, ... plaka sayılı aracın içinde yolcu konumunda yolcu konumunda bulunan davacının kazanın akabinde ağır yaralandığını, bu kaza sebebiyle davacının uzun bir tedavi sürecine girdiğini, gözlerinden birisini tamamen göremez hale gelmesi ve muhtelif kemiklerinde meydana gelen kırıklar nedeniyle kalıcı bir sakatlıkla yaşamak zorunda kaldığını, büyük acı ve elem duyduğunu, gündelik işlerini tek başına yapamaz hale geldiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi tazminatın ve 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 26/12/2018 tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı ıslah dilekçesi ile talebini; 106.550,31 TL'ye yükselmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle yetki itirazında bulunduklarını, yetkili mahkemenin GOP Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, müvekkilinin arabuluculuk görüşmesine davet edilmediğini, kaza tespit tutanağının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin ... plaka sayılı tırın sahibi olduğunu ancak kaza günü aracı kullanmadığını, davacının olay tarihinde 75 yaşında olduğunu ve daha önce gözünde sağlık sorunu olmadığının araştırılmasının gerektiğini, manevi tazminatın müvekkilinden talep edilip sigorta şirketinden talep edilmemesinin usule aykırı olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; zorunlu arabuluculuk başvurusunun yapılmadığını, müvekkilinin temerrüte düşürülmediğini, müvekkilinin sorumluluğunun kusur oranında poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, Adli Tıp Kurumu aracılığı ile kusur ve maluliyet incelemesi yapılmasının gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; "Davacı tarafından açılan maddi tazminat davasının kabulü ile; kalıcı iş göremezlikten kaynaklı maddi tazminat talebinin talebinin kabulü ile 100.040.87-TL maddi tazminatın davalı ... Sigorta yönünden temerrüt tarihi olan 04/03/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalılar ... ve ...'ten 26/10/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müştereken müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine; geçici iş göremezlikten kaynaklı maddi tazminat talebinin talebinin kabulü ile 6.509,44-TL maddi tazminatın davalı ... Sigorta yönünden temerrüt tarihi olan 04/03/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalılar ... ve ...'ten 26/10/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müştereken müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine; davacı tarafından açılan manevi tazminat davasının kısmen kabul, kısmen reddi ile, 30.000,00-TL manevi tazminatın davalılar ... ve ile ...'ten 26/10/2018 kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; maddi ve manevi tazminatın hesaplanmasından önce bilhassa kusur oranlarının tespiti noktasında kaza anında davacının içinde bulunduğu araç şoförünün telefon konuşması yapıp yapmadığının tespiti için hts kayıtlarının celbini, akabinde neticeye göre bilirkişi raporu aldırılmasını talep etmiş iseler de bu talep kabul edilmeden bilirkişi raporu aldırılmış olmasının hukuka aykırı olduğunu, manevi tazminatın yüksek olmasının hukuka aykırı olduğunu,faiz türünün ticari olarak belirlenmesinin de hukuka aykırı olduğunu, kazaya sebep olan tırın ticari amaçla kullanıldığı yönünde herhangi bir araştırma yapılmadığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından; 26/10/2018 tarihinde, davalılardan ...'e ait olup, davalı ...'ın sevk ve idaresinde bulunan ve davalı sigorta şirketine ... poliçesi ile sigortalı ... plakalı çekici ile dava dışı ...'ın sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı aracın karıştığı kaza neticesinde, ... plakalı araçta yolcu konumunda bulunan davacının yaralandığı, davacının yaralanması nedeniyle maddi ve manevi zararlarının tahsili talebiyle eldeki davayı açtığı; ATK 2.İhtisas Kurulu'nun raporuna göre, davacının kaza nedeniyle Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alındığında, tüm vücut engellilik oranının %16 olduğu, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 4 aya kadar uzayabileceğinin mütalaa edildiği anlaşılmıştır.Olayla ilgili ceza yargılamasının yapıldığı Gaziosmanpaşa Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2020/315 Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda, kazanın meydana gelmesinde ... plakalı çekici sürücüsü olan sanık ...'ın tam kusurlu olduğu, ... plakalı araç sürücüsü ...'ın kusursuz olduğunun tespit edildiği, sanık ...'ın, taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma eyleminden ötürü 7 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırıldığı, hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, kararın 10/04/2021 tarihinde kesinleştiği; Mahkemece alınan kusur raporunda da davalı ...'ın kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.Bu durumda Mahkemece alınan kusur raporu ile ceza yargılaması sırasında alınan kusur raporlarının birbiriyle örtüştüğü ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.Karayolları Trafik Kanunu'nda manevi tazminat konusunda özel bir düzenleme yapılmadığından trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde TBK'da manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacaktır. TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesine göre, "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir." Bu yasal hüküm gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir.22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmetmesi gerekmektedir(Yargıtay HGK'nun 23/06/2004 tarih, 13/291-370 E.-K. sayılı kararı).Somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanması, maluliyet oranı ve iyileşme süresi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, manevi tazminatın belirlenmesine hakim olan ilkeler ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, TBK'nın 56/1.maddesi kapsamında davacı lehine belirlenen manevi tazminat miktarının, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından bu yöne değinen davalı ... vekilinin istinaf itirazı yerinde değildir.Dosyada bulunan ruhsat bilgilerine göre, kusurlu ... plakalı araç ticari nitelikteki bir tır olduğuna göre kabul edilen tazminat tutarlarına ticari faiz uygulanmasında usul ve yasaya aykırılık yoktur.Bu nedenlerle; davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davalı ... vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gerekli 732,00 TL karar harcının davalı ...'ten tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,
4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,
5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.19/10/2026