Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1458 E. 2026/1561 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1458
Karar No
2026/1561
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/1458 Esas

KARAR NO : 2026/1561

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 18/07/2023

NUMARASI : 2021/209 E. - 2023/139 K.

DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/10/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından ... ... ve ... ... ibareleri ile gerçekleştirilen kullanımların, SMK’nun 7. maddesi kapsamında marka tescillerinden doğan ve münhasıran müvekkiline ait olan haklar kapsamında olduğunu, müvekkilinin, "..." veya "...+Şekil" ibareli ... tescil numaralı seri markalarının TPMK'da tescilli olduklarını, davalının "..." ibaresini müvekkilinin markalarının tescilli olduğu mal ve hizmetler ile aynı, aynı tür, benzer mal ve hizmetlere ilişkin olarak kullandığını, bu durumun davalı kullanımlarının müvekkilinin tescilli markaları ve ticaret unvanı ile karıştırılma ihtimaline neden olduğunu, izinsiz kullanım nedeniyle davalının, kendisini müvekkili ile ilişkilendirmek suretiyle haksız yarar sağladığını, “...” ibaresinin, davalının ticaret unvanının kılavuz unsuru olarak da tescil ettirildiğini, davalının ticaret sicil tescilinin 07/11/2012 tarihli olduğunu, söz konusu tescilin, müvekkilinin seri markalarının tescilinden sonraki tarihli olduğunu, işbu ticaret unvanı ve unvanın kullanımının da müvekkilinin tescilli markalarından doğan haklarını ihlal eder durumda olduğunu, müvekkilinin tescilli markalarının yanı sıra ticaret unvanında da asli unsuru "..." ibaresi olup, ticaret unvanı tescilinin de davalının ticaret unvanı tescilinden önceki tarihli olup, müvekkili şirketin, 03/02/1993 tarihinde ... Sicilinde tescil edildiğini, müvekkilinin tescilli markaları ve ticaret unvanı kapsamındaki faaliyetlerinin çok daha geniş nitelikte olup, deniz ürünlerinin üretimi, ticareti ve bunlara ilişkin yeme-içme faaliyetlerini de kapsamakta olduğunu, davalının kullanımları ile müvekkilinin tescilli haklarından sonra tescil edilen ticaret unvanı altındaki faaliyetleri olan deniz ürünlerinin ticaretine ilişkin kullanımlarının hukuka aykırılık içerdiği ve bu hukuka aykırı ve müvekkilinin izni olmaksızın gerçekleştirilen kullanımların, müvekkilinin marka sicilinden ve ticaret sicilinden doğan haklarını ihlal ettiği ve haksız rekabet oluşturduğunu, davalının basiretli tacir olmanın gereklerine aykırı olan ve tescilli marka hakları ile ticaret unvanından doğan haklarını ihlal eden kullanımlarından oluşan davranışlarının, kendilerine, Milas 1. Noterliği’nin 24/0972021 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesinin gönderilmesine rağmen devam ettiğini, davalının, müvekkilinin ticaret unvanından, tescilli seri markalarından ve ilgililer nezdinde oluşturduğu kalite ile güvenden haksız yarar sağlamaya ilişkin ısrarını hukuka aykırı kullanımları ile sürdürdüğünü beyanla, müvekkilin fazlaya dair her türlü talep hakları ile sair dava ve şikâyet hakları saklı kalmak kaydı ile; davalı kullanımlarının müvekkili adına tescilli ... markalar sicilinde kayıtlı bulunan markalarına yönelik tecavüzünün tespitine, önlenmesine, men’ine, ref’ine, kaldırılmasına, tecavüze konu her türlü araç - gerece el konulmasına ve bunların imhasına, davalının hukuka aykırı eylemleri nedeniyle müvekkilinin yoksun kaldığı kazancın tazminine, bu kazancın hesaplanması bakımından SMK m. 151/2-b’ye ilişkin taleplerinin dikkate alınmasına, hesaplamalarda davalının vergi mükellefiyetinin başlangıcından itibaren gerçekleşmekte olan hak ihlallerinin dikkate alınarak hesaplamaların bu tarihten itibaren yapılmasına, müvekkilinin, ticaret unvanının ve markalarının bilinirliği ile ilgili tüketiciler nezdine oluşturduğu kalite de dikkate alınarak verilen manevi zararların tazmini bakımından sembolik olarak 40.000,00 (kırkbin) TL ye hükmedilmesine, davalının haksız ve kötüniyetli kullanımlarına konu olan ticaret unvanının terkinine karar verilmesini, davalının müvekkilin tescilli marka ve ticaret unvanını ihlal eden kullanımları ile gerçekleştirdiği TTK'nun haksız rekabet hükümlerine aykırı davranışlarının tespitine ve haksız rekabetin önlenmesine, davalının ticaret unvanının terkinine ve dava sonucunun sürüncemede kalmaması için davalının ticaret unvanının devrinin önlenmesi için ticaret sicil kayıtlarına üçüncü kişilere devrin engellenmesi için ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya bakma görevinin Asliye Ticaret Mahkemesine ait olduğunu, ayrıca zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini, bu nedenlerle davanın usulden reddine karara verilmesi gerektiğini, davayı kabul etmemek kaydı ile her ne kadar haksız rekabet gerçekleşmişse dahi TTK'nun 60. maddesi uyarınca ilgili davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, TTK’ na göre haksız fiil talepleri haklarının doğumunu öğrendiği günden itibaren bir yıl ve her hâlde bunların doğumundan itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğradığını, davacı şirketin ticaret unvanını 11/02/1993 tarihinde almış olup, davalı müvekkili şirketin ticaret unvanının 07/11/2012 tarihinde alındığını, haksız rekabete ilişkin zaman aşımı süresinin 13/11/2015 tarihinde dolduğunu, haksız rekabete ilişkin zamanaşımı süresinin söz konusu olmadığı düşünülürse TTK uyarınca usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanmak hakkının, münhasıran sahibine ait olup, terkin edilinceye kadar tescilli bir ticaret unvanının kullanılmasının TTK uyarınca haksız rekabet teşkil edemeyeceğini, marka ve ticaret unvanının birbirinden tamamen bağımsız olduğunu ve farklı işlevlere sahip olduklarını, davacı tarafın dosyaya sunduğu markalarının tescil edilerek korunmaya başladığı tarihlerden en erkeninin 28/10/2012 tarihli olduğunu, markanın "aqua k şekli" nden ibaret olduğunu, sonraki davalıya ait isim ile benzerlik taşıyan markaları ise 2014 tarihli "..." ibaresi olduğunu, bu markanın tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade edeceğini, bu bakımdan tescil edilmiş olan marka görseli ve ... ibaresinden 2 sene önce tescil edilmiş olan Ticaret Unvanı' nın ilgili markanın haklarına tecavüz etmesi durumunun mümkün olmadığını, ilgili markaların neredeyse tamamının davalı müvekkilinin ticaret siciline tescilinden sonra tescil edilmiş olması sebebiyle, herhangi bir marka hakkı ihlalinden söz edilemeyeceğini, davacının 11/11/2021 tarihinde kötü niyetle müvekkili davalıya ait olan ticaret unvanı ile aynı adı taşıyan ve halen başvuru aşamasında olan "... ..." markasına davalı müvekkili tarafından tecavüz edilmesinin de söz konusu olmadığını, davalının 07/11/2012 tarihinde tescil edilen ticaret unvanından önce tescil edilmiş markalarının dayanak olması gerektiğini, davacının dava dilekçesinin ekinde sunmuş olduğu, görsellerde bulunan ... çıkartmalarının değiştirildiğini ve fişlerin tamamen hukuka uygun olup, herhangi bir şekilde bir marka tecavüzüne sebebiyet vermediklerini, ticaret unvanı sayesindeki unvan hakkını hukuka uygun bir şekilde kullandığını, ticaret unvanını işletmesinde kullandığını, davacı tarafın sunmuş olduğu markalara benzer herhangi bir görsel bulunmadığını, işletmenin camlarında bulunan balık figürünün de aynı şekilde davacının tescil ettirmiş olduğu herhangi bir markaya benzemediğini, balık figürünün ve cins belirten kelimenin tek başına marka olamayacağını, markanın zayıf unsuru olduğunu, davacının her türlü ... ibaresinin marka hakkını alarak tekel oluşturmak istediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...davalıya ait ticaret sicil kaydı, vergi kaydı, davalının marka kullanımına ilişkin Z raporu fişi, diğer ticari defter ve belgeleri, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı ile davalının 07/11/2012 tarihinde ... ... ... şeklinde ticaret unvanı ile işletmesini tescil ettirdiği, o tarihten itibaren 29. sınıfta yer alan "Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri.", 43. sınıfta "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri." ve 35. sınıfta "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünlerinin bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” mal ve hizmetleri için ticaret unvanını yazar kasa Z raporunda, faturalarında marka olarak kullandığı, iş yeri tabelalarında da "... ..." markasını kullandığı tespit edilmiştir. Davalının ticaret unvanında yer alan "..." ibaresinin davalının markayı kullanmaya başlamadan önce davacı adına tescil edilen ve 29. sınıfta "et, balık ve kümes hayvanlarının etlerinin satışı” için tescilli 2006 00240 tescil numaralı "...", ... tescil numaralı "... ...+Şekil", ... tescil numaralı "..." ve ... tescil numaralı "... ..." markalarının esas unsurlarında da yer aldığı, davacının davalının ticaret sicile tescil tarihinden önceki markalarından yalnızca ... tescil numaralı “...”, ... tescil numaralı “... ...” ve 2008 ... tescil numaralı “... ...” markalarının 43. sınıfta “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” için tescilli olduğu, "..." markası ile davalının kullandığı markanın herhangi bir benzerliği bulunmadığı, davacının 43. sınıfta "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" için tescilli ve esas unsurları "... ..." ve "... ..." olan markaları ile 29. sınıfta tescilli ...tescil numaralı "...+Şekil", 2006 00240 tescil numaralı "...", ... tescil numaralı "...", ... tescil numaralı "... ..." , ... tescil numaralı "... ...", 2008 ... tescil numaralı "... ..." markalarının esas unsurlarında yer alan "..." ibaresinin davalının markasında da aynen mevcut olduğu, davalının markasının davacını markalarının 29, 35 ve 43. sınıfta tescilli oldukları benzer mal ve hizmetler için kullanıldığı, markaların ortalama tüketiciye hitap etmeleri nedeniyle karıştırılma ve ilişkilendirilme ihtimallerinin mevcut olduğu kanaatine varılmıştır. Ancak davacı tarafça davalının 2012 yılından dava tarihine kadar geçen 9 yıllık sürede "... ..." markasını kullanmasına itiraz etmediği, davalı tarafa Milas 1. Noterliği’nin 24/09/2021 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesini gönderdikleri, davanın ise 29/11/2021 tarihinde açıldığı, davalı şirketin markayı kullanmaya başladığı 07/11/2012 tarihinden ihtarname tarihine kadar yaklaşık 8 yıl 10 ay, davanın açıldığı 09/11/2017 tarihine kadar ise yaklaşık 9 yıl süre geçtiği, bu süre içinde davalının markasına belli bir yatırım yaptığı, tarafların farklı yerlerde faaliyet göstermelerinin davacının bu marka kullanımından haberdar olmadığını kabul için yeterli olmadığı, zira davalının "..." ibaresini içeren ticaret unvanının ticaret sicil kaydında tescilli olduğu, davacının basiretli bir tacir gibi davranarak bu ticaret unvanını kullanan işletmenin faaliyetlerini de takip etmesi ve marka kullanımlarına makul bir süre içerisinde itiraz etmesi gerektiği, bu nedenle bilirkişi raporunda marka hakkına tecavüzle ilgili sessiz kalma nedeniyle hak kaybının oluşmadığına dair görüşe itibar edilemeyeceği, ticaret unvanının terkini talebiyle ilgili belirtilen gerekçelerle davalının marka kullanımına da sessiz kalınması nedeniyle hak kaybına uğradıkları anlaşılmakla, davanın reddine" karar verilmiştir.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

-Çekişme konusu bakımından taraflarca getirilme ilkesinin uygulanması gerektiğini, İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararında sessiz kalma yoluyla hak kaybı müessesesinden söz edilip bunun bir def’i değil itiraz olduğunun belirtilmiş olduğunu, bu hususların tarafların ileri sürebileceği hususlar olduğunu, mahkeme tarafından re’sen dikkate alınamayacağını, TTK ve SMK’da sessiz kalma yoluyla hak kaybının mahkeme tarafından re’sen uygulanacağı anlamına gelecek hiçbir düzenleme bulunmadığını, tescilli ticaret unvanının ve tescilli markanın tescille koruma altında olduğu süre zarfında terkininin dava konusu yapılmasının mümkün olmadığını, Sayın mahkemenin mülga KHK’ler zamanında düzenlenmiş hak düşürücü süreleri, itiraz müessesesi ile karıştırmış olduğunu, hak düşürücü sürelerin mahkeme tarafından re’sen dikkate alınmak zorunda olduğunu, itirazların taraflarca getirilme ilkesi gereği ileri sürülmeleri halinde dikkate alınabileceğini,

-Davalının sadece zamanaşımı itirazında bulunmuş olduğunu, başka bir itiraz ileri sürmediğini, Davalının dayanmadığı bir itirazın ilk derece mahkemesi tarafından re’sen dikkate alınarak tesis edilen hükmün gerekçesi haline getirilmiş olması yargılamaya ilişkin tüm ilkelerin de ihlal edildiği anlamına gelmekte olduğunu, Davalının ticaret unvanının sınırlarını aşarak markasal düzeyde ve müvekkili adına yıllardır tescille koruma altında olan ticaret unvanı ve marka haklarını ihlal etmesindeki kötü niyetin tamamen görmezden gelindiğini, Davalı, ticaret unvanının kapsamını aşarak müvekkili ile özdeşleşmiş markalar ile de koruma altında olan mal veya hizmetlere yönelik kullanım gerçekleştirmekte olduğunu, Kanunun ticaret unvanı ile verdiği hakların kapsamını aşan davalının kötü niyetinin hiçbir ilk derece mahkemesi tarafından dikkate alınmadığını,

-Davalının ticaret unvanı tescilinin 07.11.2012 olduğunu, müvekkilinin ticaret unvan tescilinin 11.02.1993 olması karşısında sonraki tarihli tescilden hareketle hak iddia edilebilmesinin söz konusu olmayacağını, aksi düşüncenin asıl hak sahibinin korunmasına halel getireceğini, bu durumun dürüstlük kurallarına aykırı bir kullanım söz konusu olduğunu, Davalının müvekkilinin tescilli ticaret unvanı ve markaları varken, bunların tescil tarihlerinin çok daha eski olması karşısında ve ulaştıkları tanınmışlıktan haksız istifadeye yönelik davranışlarının dürüstlük kuralları ile bağdaşmayacağını, TMK m. 2 gereği olarak bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasının hukuk düzenince korunmayacağı ilkesi karşısında davalının haksız savunmalarına itibar edilmesinin mümkün olmayacağını,

-Davalının hukuka aykırı kullanımlarına ilişkin dilekçelerindeki ikrarı (bu kullanımları kaldırdık vb.) ve bilirkişi raporunda belirtilen ihlalin halen devam etmesinin dosya kapsamında netlik kazanmış olduğunu, devam etmekte olduğunu belirttiği hukuka aykırı bir eylemle ilgili olarak sırf tescilin üzerinden 5 yıl geçtiğine benzer gerekçeler ile müvekkiline verilen mesajın; “hakkını ihlal etmiş olmasına ve bunu sürdürmesine artık ses çıkaramazsın” şeklinde olduğunu, devam etmekte olduğunu belirttiği hukuka aykırı eylemin, müvekkili tarafından öğrenilir öğrenilmez öncelikle ihtar çektiğini, ardından dava açılmış olduğunu, Ticaret Sicil Gazetesi'nin bilindiği üzere herhangi bir günlük gazete olmadığını, günümüzde günlük gazetelerin bile takip edilmediği bir noktada her gün ticaret sicil gazetesinin takip edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkili gibi büyük bir ticaretle uğraşan, hem ticareti hem markalarıyla gerek ulusal gerek uluslararası düzeyde yüksek tanınmışlığa ulaşan ve bunu korumak için odağını doğru yerde kullanan bir tacirin, ülkedeki tüm şehirlerdeki balıkçıları dolaşarak “acaba kim benim ticaret unvanımı, markamı ihlal ediyor?” şeklinde bir araştırma yapmasının mümkün olmayacağını,

-Davalının, müvekkili marka hakkı ihlalini ticaret unvanına dayanak gerçekleştirmesinin Somut olayda söz konusu olduğunu, bu hususa ilişkin irdeleme yapılmadığı ve gerekçe gösterilmemiş olduğunu, Davanın salt ticaret unvanına özgülenmiş gibi bir karar tesis edildiğini, Ticaret unvanının tacirleri ayırt eden adlar olduğunu, sadece tacirler tarafından kullanılabileceğini, Bu kapsamda basiretli tacir olma ilkesinin burada kendini gösterebilir olduğunu, ancak, marka herkes tarafından kullanılabilir ve marka hakkı sahibi olabilecek kişilerin basiretli tacir olma ile sınırlandırılmasının söz konusu olmayacağı anlamına gelmekte olduğunu, Müvekkilinin önceki tarihli tescille koruma altında olan markalarına ilişkin haklarının da davalı tarafından ihlal edilmekte olduğunu, yüksek tanınmışlık düzeyinde olan bir işaretin arkasına sığınarak kendisinin de bu güç tarafından taşınmasını bekleyen davalının kötü niyetli davranışlarının anlaşılmaz bir şekilde ilk derece mahkemesi tarafından kabul görmüş olduğunu,

-Davalının haksız fiil niteliğinde olan kullanımlarının cevap dilekçelerinin ekinde sundukları delillerinde anlaşılacağını belirterek markasal nitelikte kullanımlar olduğunu, müvekkilinin marka tescillerinden doğan haklarının yanı sıra ticari faaliyet kapsamında da müvekkilinin ticari faaliyetleri ile ayniyet içeren kullanımların söz konusu olduğunu, somut uyuşmazlıkta ticari faaliyet olduğu ileri sürülen kullanımlar bakımından ve markasal nitelikte gerçekleştirilen kullanımlar bakımından iç içe geçmiş bir durumun söz konusu olduğunu, bunun da açıkça ticaret unvanı ve markanın her zaman keskin bir şekilde ayırt edilmesinin söz konusu olmayacağını somutlaştırmakta olduğunu,

-Davalının dava konusu hukuka aykırı eylemlerini kabul ettikleri anlamına gelen kullanım değişiklikleri, davalarının haklılığını açıkça ortaya koymakta olduğunu, davalının ek delil olarak sunduğu verilerde dava konusu yapılan haksız eylemlerin müvekkilinin önceki tarihli tescilli haklarını ihlal etmeye devam etmekte olduğunu, tarafınca davalının iş yerinde yapılan gözlemler ve mal/hizmet satın almaya ilişkin verilerin Sayın Mahkemeye ibraz edilmiş olduğunu, davalının bizzat kendisi tarafından (değişiklik yapıldığı iddiasıyla) sunulan delillerin de tarafınca sunulan delilleri desteklemekte olduğunu, Davalı, müvekkilinin tescilli ve önceye dayalı haklarını ihlal etmek suretiyle marka hakkına tecavüz etmekte, haksız rekabet gerçekleştirmekte ve ticaret unvanından doğan haklarını ihlal ettiğini, somut olayda olduğu gibi tescilin sonraki tescile sahip olan hak ihlal etmiş olması nedeniyle de kötü niyetli olan davalının tesciline koruma bahşedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dava, markaya tecavüzün tespiti, durdurulması, önlenmesi, ticaret unvanının terkini ile maddi ve manevi tazminat davasıdır. Davacı vekiline tensip tutanağı ile maddi tazminat talebini açıklaması için kesin süre verilmiş, süresinde sunduğu dilekçe ile 2.000,00 TL maddi tazminat talep ettiklerini bildirmiştir.

Dosyaya Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtları getirtilmiş olup, incelendiğinde; ...tescil numaralı "...+Şekil" markasının ... sınıflarda 14/02/2008 tarihinde tescil edildiği, 2006 00240 tescil numaralı "..." markasının 29 ve 31. sınıflarda 25/12/2006 tarihinde, ... tescil numaralı "... ...+Şekil" markasının ... sınıflarda 01/08/2008 tarihinde, ... tescil numaralı "..." markasının 05, 29, 30 ve 31. sınıflarda 08/05/2008 tarihinde, ... tescil numaralı "... ..." markasının 29. sınıfta 02/07/2008 tarihinde, ... tescil numaralı "..." markasının ...Sınıflarda 01/04/2009 tarihinde, ... tescil numaralı "... ..." markasının .... sınıflarda 02/07/2010 tarihinde, ... tescil numaralı "... ..." markasının .... sınıflarda 15/09/2009 tarihinde, ... tescil numaralı "... ...+Şekil" markasının 29. sınıfta 11/09/2014 tarihinde, ... tescil numaralı "...+Şekil" markasının .... sınıflarda 23/11/2015 tarihinde, ... tescil numaralı "... ..." markasının 29. sınıfta03/07/2015 tarihinde, 2015 10960 tescil numaralı "... ...+Şekil" markasının 29, 31, 35, 43. sınıflarda 24/11/2015 tarihinde, ... tescil numaralı "... ..." markası 30. sınıfta 10/11/2016 tarihinde, ...tescil numaralı "... ..." markası 02/05/2021 tarihinde, ... tescil numaralı "..." marakası .... Sınıflarda 27/06/2021 tarihinde, ... tescil numaralı "... ..." markası .... Sınıflarda 12/05/2021 tarihinde ve ... tescil numaralı "...+Şekil" markasının 35. sınıfta 26/12/2020 tarihinde davacı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır.

Taraflara ait ticaret sicil kayıtları dosya içerisine getirtilmiş olup, incelendiğinde, Davacı ... ...A.Ş.’ nin T.C. ... Sicil Müdürlüğüne 26/01/1993 tarihinde aynı unvanla ... sicil numarası ile kayıt olduğu, çalışma konusunun “ ..ile balık gibi deniz ürünleri yetiştiriciliği ve bunların alımı satımı ile beraber ürünlerini değerlendirmek için entegre tesis kurmak, işletmek, satın almak, satmak ve kiraya vermek..” olduğu, davalı ...’ ün T.C. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne 07/11/2012 tarihinde “... ... ...” olarak ... sicil numarası ile kayıt olduğu, çalışma konusunun “Belirli bir mala tahsis edilmiş mağazalarda balık, kabuklu hayvanlar ve yumuşakçaların perakende ticareti işleri” yazdığı, tespit edilmiştir.

Davalının vergi kaydının ilk başlangıç tarihi ve işletme adı ... Vergi Dairesi Başkanlığı' ndan sorulmuş olup, incelendiğinde, ... (T.C...) vergi kimlik numarasında kayıtlı ...'ün tarih dosyası ve E-vdo kayıtlarının tetkikinde; "... Mah.... Cad. No:... ..." adresinde 03/10/2012 tarihinde Balık satışı (...- Belirli bir mala tahsis edilmiş mağazalarda balık, kabuklu hayvanlar ve yumuşakçaların perakende ticareti (canlı, taze, soğutulmuş ve dondurulmuş olanlar ile balık filetosu gibi bunlardan yapılan ürünler dahil) işi ile faaliyete başladığı ve

halen kayıtlarda faal olduğu, 09/10/2012 tarih 1 nolu yazarkasa Z Raporu günlük mali dökümünde "... Balık ... ... " isim ve

unvanının yer aldığı görülmüştür.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmış, marka uzmanı ..., yiyecek sektöründen seçilen ... ve muhasip ... 'tan oluşan bilirkişi heyeti 24/02/2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda, davacının Türk Patent nezdinde ... markalarının tescilli hak sahibi olduğu, davacı ... ...Anonim Şirketi’nin ... sicil numarası ile 03/02/1993 tarihinde tescil edildiği, davalı ... ...-... unvanlı firmanın 07/11/2012 tarihinde ... sicil numarası ile sicile kaydedildiği, tarafların ticari sicil kayıtlarında belirtilen faaliyet alanlarının benzer olduğu, davalının ticaret unvanının ... ... -... olduğu ve söz konusu unvanını ilk kısmını ticari işletmesine ilişkin işlemleri yaparken ve bu işlemler ile ilgili senet ve sair evrakları oluşturup imzalarken kullandığı, sadece ... ... ibaresini ... şekilde ilk işyeri tabelasında ve yeme-içme hizmetleri verdiği işyerinde, tüm yıllarda satış ve alış faturaları üzerinde kullandığının tespit edildiği, davalının satış evrakları üzerinde balık ürünü satışını gerçekleştirdiği ve davacı markalarına ait mal ve hizmet sınıflarından 29. sınıftaki “Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri.”, 43. sınıfta “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri.” ve 35. sınıfta “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünlerinin bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” kapsamında yer aldığı, davalının hem markasal kullanımları, hem de ticaret unvanının terkini talebi açısından davacının sessiz kalma suretiyle hak kaybına uğraması için gerekli koşulların mevcut olmadığı kanaatlerinin oluştuğu, davalının kullanımlarının, davacının tescilli markalarından doğan haklarına tecavüz teşkil eder mahiyette olduğu, davalının hem ticaret unvanının, hem de markasal kullanımlarının TTK hükümleri uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğine dair görüş bildirmişlerdir.

Sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesi temelini, TMK 2. Madde de düzenlenen; "herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uymak zorundadır" ilkesinden almaktadır. Bir hakkın dürüstlük kuralına aykırı kullanılması, hakkın kötüye kullanılması anlamına gelmektedir. Hakkın kötüye kullanılması yasağı TMK 2/2 maddesinde düzenlenmiş, "bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasının hukuk düzeni tarafından korunmayacağı" hükmüne yer verilmiştir.

Somut olay değerlendirildiğinde, Mahkemece, sessiz kalma nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olup, her ne kadar davacı basiretli tacir olsa da, davacı ve davalının farklı şehirlerde faaliyet gösterdikleri, davalının aynı adı kullandığının bilmesinin davacıdan beklenemeyeceği bu nedenle sessiz kalmaya ilişkin ilkenin bu davada uygulanamayacağı mahkeme gerekçesinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.

Mahkemenin sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesine ilişkin mahkeme gerekçesi yerinde olmamakla birlikte; "..." adının aynı zamanda bir balık çeşidi olduğu, "..." markasının balıkçılık sektörü yönünden zayıf marka olduğu, yanına ek alarak kullanılabileceği ve farklılaşabileceği, Davalının kötü niyetli olduğunun kanıtlanamadığı, aynı hizmet sektöründe kullanılmakla birlikte davalının ... ... ..." ibaresi eklenerek kullanımın farklılaştırıldığı, tarafların farklı şehirlerde, barışçıl şekilde işletmelerinde bu ibareleri kullandıkları, davalının 2012 yılından, 29/11/2021 dava tarihine kadar, tescilli işletme adını tabelasında kullandığı, davalının kötü niyetli olduğuna dair dosyaya yansıyan bir delilin bulunmadığı, bilirkişi raporlarında ve dosyaya mübrez belgelerden yoğun bir şekilde uzun zamandır davalının kullanımının devam ettiğinin anlaşıldığı bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, sessiz kalma nedeniyle davanın reddine karar verilmesi yerindre olmadığından düzeltilmiş gerekçe ile kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince kaldırılmasına, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,

2-İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 18/07/2023 tarih, 2021/209 E., 2023/139 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden düzeltilmiş gerekçe ile yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,

3-Davanın REDDİNE,

4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;

4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL karar harcından peşin alınan 118,60-TL'nin mahsubu ile 613,40-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

4b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan toplam 6.000,00-TL Bilirkişi ücreti'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,

4/ç-Davalı vekiline markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve durdurulması davası üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 55.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,

4/d-Davalı vekiline ticaret unvanının terkini davası üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 55.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,

4/e-Davalı vekiline maddi tazminat davası üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 2.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,

4/f-Davalı vekiline manevi tazminat davası üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 15.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,

5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;

5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,

5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 1.169,40-TL istinaf yoluna başvurma harcı, 460,00-TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.629,40-TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,

5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 09/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1458, K. 2026/1561, T. 09.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1458-e-2026-1561-k-a2303ecd58fb