Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2248 E. 2026/1057 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/2248
- Karar No
- 2026/1057
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/2248 KARAR NO : 2026/1057
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/30 KARAR NO : 2023/866 DAVA TARİHİ : 08.10.2018 KARAR TARİHİ : 25.10.2023 DAVA : Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 09.07.2026 KARARIN YAZ. TARİH : 09.07.2026
İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25.10.2023 tarih ve 2019/30 Esas, 2023/866 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketi ile davalı Kurum arasında 10.03.2014 tarihli 7500 sözleşme sayısı ile Uşak Depo Şefliği Restorasyonu kapsamında Sosyal Mekanların Tadilatı işinin yapılması hususunda Uygulama İşlerine ait Tip sözleşmesi düzenlendiğini, söz konusu sözleşme ile davacı şirketin, Kültür Bakanlığı tarafından tescil edilen binanın restorasyon projesine göre kapsamlı bakım onarım ve çevre düzenleme işinin yapılması edimini üstlendiğini, davalı Kurumun ise, sözleşmeye konu yapılan işi denetleyerek hak ediş raporları hazırlama ve sözleşme bedelinin hak ediş raporları çerçevesinde ödeme edimini üstlendiğini, davaya konu işin yer teslimi 20.03.2014 tarihinde davacı şirket ile davalı kurum yetkilileri arasında tutanak imzalanarak yapıldığını, ancak davaya konu yapılacak iş için ödenek gelmemesi sebebi ile davacının sözleşmeye konu işin yapılmasına fiili olarak başlayamadığını, davacı şirketin söz konusu yerlerin işin yapılmasına, fiili olarak 04.06.2014 tarihinde başlanıldığını, davacı şirketin işin yapılması esnasında, maalesef 09.11.2014 tarihinde göçük yaşandığını ve bir işçinin vefat ettiğini, mahkeme kararı ile 17.11.2014 tarihinde iş ve çalışmanın durdurulduğunu, yine Mahkeme kararı ile davaya konu binanın güçlendirme projesi hazırlanması kararı verildiğini, akabinde Kurum tarafından yapılan güçlendirme projesi onaylanması üzerine 15.03.2016 tarihinde tekrardan yer teslimi yapıldığını ve gerekli ekipman işçi organizasyonu yapılarak çalışmalara tekrardan başlanıldığını, ancak işin akışı içinde, Davalı kurumca 28.03.2016 tarihinde tekrardan gerekçesiz olarak iş ve çalışmanın durdurulduğunu, akabinden davalı kurumca 14.11.2016 tarihinde üçüncü defa yer teslimi yapıldığını, davacı şirkete ait makine ekipman ve şantiye bu 7 aylık süre zarfında çalışmaz bir şekilde, işin her an başlanacağı bilgileri sebebi ile hazır bekletildiğini, bu hususta davacı şirketin zararının büyük olduğunu, davalı kurumun keyfi kararları ve mucbir sebeplerle sözleşmedeki işin uzaması sebebiyet vermesi sebebi ile davaya konu sözleşme imzalanma tarihindeki teknik şartnamedeki malzeme fiyat farkı oluştuğunu, davacı firmanın hiçbir kusuru olmamasına rağmen malzeme fiyat farkından oluşan maddi külfetine tek başına katlandığını, halbuki Kamu İhale Kanunu göre ihalesi yapılacak Olan Yapım İşlerine Fiyat Farkı hesabında Uygulanacak Esasların 12. Maddesi uyarınca fiyat farkı ödenir. Davacı firma yapılan tüm haksızlıklar karşısında davalı kuruma Bayındırlık ve Sözleşme hükümlerinde yazılı malzeme fiyatları üzerinde hesapladığı fiyat farkı hesabını yapmış ve davalı kurumdan talep ettiğini, ancak davalı kurumu mevzuata yazılı olmasına rağmen söz konusu haklı talebi kabul etmediğini, taraflar arasında imzalanan davalının 'Uşak Depo Şefliği Restarosyonu Kapsamında Sosyal Mekanların Tadilatı' adı altında eser sözleşmesine göre edimlerin tam olarak yerine getirilmesine rağmen davalının haksız yere teknik personel cezası kestiğini, imalatı karşılamayan eksik ödeme yaptığını, malzeme fiyat farkını ödemediğini ve diğer kalem eksik ödemelerinin bulunduğunu ileri sürerek, şimdilik 20.000,00 TL tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. YANIT: Davalı vekili yanıt dilekçesinde özetle; dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığı, bu nedenle öncelikle zaman aşımı nedeniyle davanın reddini talep ettikleri, müvekkil idare aleyhine açılan işbu dava haksız ve mesnetsiz olup, reddi gerektiği, Davacının beyanlarının gerçeği yansıtmadığı, dava konusu ihaleyle ilgili olarak müvekkil idare tüm yükümlülüklerini mevcut mevzuat doğrultusunda yerine getirdiği, davacının yaptığı imalatların kesin hakkedişi düzenlenmiş ve davacıya tüm hakkedişlerinin eksiksiz ödendiği, dolayısıyla davacının müvekkili idareden alacağının bulunmadığı, İhale konusu işin müvekkili idarenin kusur dışında mücbir sebeplerle durması hallerinde davacıya mevzuatta belirtildiği şekilde süre uzatımları verildiği, bir kamu kurumunun mevzuatta belirtilen hususlar dışında keyfi uygulamalar yapmasının söz konusu olmadığı, farklı yöndeki beyan ve iddialar kesinlikle yerinde olmadığı, hiçbir surette davacının alacağı olduğunu kabul anlamına gelmemek kaydıyla, dilekçede belirtilen alacak/zarar kalemleri son derece abartılı ve rakamların da bir o kadar fahiş olduğu, ayrıca yine alacağı kabul anlamına gelmemek üzere, yasal faiz yerine mevduat faizi talebinin de mesnetsiz olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesinin 25.10.2023 tarih ve 2019/30 Esas, 2023/866 Karar sayılı kararı ile özetle; "...taraflar arasındaki uyuşmazlığın taraflar arasında imzalanan eser sözleşmesi kapsamında davacı tarafın sözleşmede yer alan tüm edimlerini yerine getirdiği davalı tarafın sözleşmede yer alan edimlerini yerine getirmediği iddiası ile sözleşmeye aykırı olarak haksız yere kesilen personel cezası, yapılan imalatlara ilişkin eksik ödeme, malzeme fiyat farkından doğan zarar, metraj eksikliği nedeni ile ek olarak yapılan masraflar, yanlış hesaplama üzerine kurulan iskeleden dolayı eksik ödeme ile haksız olarak işin durdurulması sebebiyle oluşan şantiye ve malzeme zararların tazminine ilişkin yapılan yargılama sonucunda; taraflar arasında 10/03/2014 tarihinde Uşak Depo Şefliği Restorasyonu Kapsamında Sosyal Mekanların Tadilatı İşine Ait Eser Sözleşmesi yapıldığı anlaşılmıştır. Davalı tarafınca işin durdurulması sonucunda davacı tarafça kiralanan araçlar için talep edilen miktarlar yerinde olup olmadığının tespitine ve bu yönde değerlendirmeye tabi tutulup tutulmayacağına ilişkin işin durmasına yönelik tutanak, SGK, maaş vs. alacak kalemleri için talep edilen miktar için ise ilgili sözleşmenin 24.2 maddesinde: Teknik personelin iş başında bulundurulmadığı takdirde mühendis ve mimarlar için günlük gecikme cezasının 1/2 T.L gün ceza kesileceğine ilişkin sözleşmede düzenlemenin SGK zararları için gerekli şartın sözleşme kapsamına göre isteneceği anlaşılmakla, davalı tarafça iş programının durdurulması sonucunda meydana gelen zararlardan olan ..., ....plakalı araçlar için kiralık araç bedelleri ve (SGK prim, maaş, ceza gibi ek maliyetler için davacı talebiyle bağlı kalınmak suretiyle) bu giderlerden sorumlu tutulacağı kanaati hasıl olmakla alınan 13/07/2021 ve sonraki ek ve kök raporları denetime elverişli hüküm kurmaya yeterli olduğu ve hesaplamalara da itibar edilmek suretiyle davacının davasının kabulü ile dava ve ıslah tarihlerine göre ayrı ayrı ticari faiz uygulanmak suretliyle toplamda 82.003,5 TL'nin ticari faiziyle davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davalının zamanşamı def'inin ise yapılan işin niteliği eser sözleşmesine bağlı alacak olması hasebiyle genel zamanaşımı süresi olan 10 yıllık süre dolmadığından davalının zamanaşımı def'inin reddine" dair karar verilmiştir. İSTİNAF EDEN: Davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili tarafından verilen 04.12.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; Mahkeme kararının ilamlı takibe konu edildiğinden, karar UYAP sisteminden 01.12.2023 tarihinde tebliğ alındığını, davanın kabulüne ilişkin kararın dosya kapsamına, hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, 25.10.2023 tarihli duruşmada mazeretlerinin reddedilerek dosyanın yokluklarında karara çıkarılmasının usule aykırı olduğunu, zira mazeret dilekçelerinde 23-27 Ekim tarihleri arasında hizmetiçi eğitim semineri nedeniyle Afyon'da bulunacakları yazılı olup, kamu kurumu vekili olarak Genel Müdürlük Emri uyarınca seminere katılma zorunluluğu bulunduğunu, bu nedenle mazeretleri için belgeye ihtiyaç bulunmadığı gibi, esasen celse uygulamasında zaten belge ekleme olanağının da olmadığını, bununla birlikte, daha önce de muhtelif sebeplerle tarafınca ve davacı vekili tarafından gönderilen mazeret dilekçeleri -belge eklenmediği halde- kabul edilmişken, seminer nedeniyle Afyon'da bulunmalarına dayalı mazeretlerinn reddedilerek yıllardır takip ettikleri davanın yokluklarında karara çıkarılmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, kararın öncelikle bu sebepten kaldırılmasını talep ettiklerini, öte yandan, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davanın kısmen kabulü yerine kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, dava dilekçesinde davacının birçok alacak kaleminden bahsettiğini, ancak her bir alacak kalemini ayrı ayrı belirtmediğinden mahkemece 15.05.2019 tarihli celse 3 nolu ara kararı ile hangi alacak için ne kadar talepte bulunduğunu somutlaştırması için davacıya süre verildiğini, davacının 29.05.2019 tarihli dilekçesinde alacak kalemlerinden hangisinden ne kadar talep ettiğini belirtilmiş olup, bu kalemlerden sadece 4.000 TL'lik kısmın "işin durdurulması sebebi ile oluşan şantiye ve malzeme zararı" dediğini, dilekçede talep edilen 16.000 TL'lik alacağın ise; haksız kesilen personel cezası, imalatlara ilişkin eksik ödeme, fiyat farkından oluşan zarar, metraj eksikliğinden oluşan ek masraflar, yanlış hesaplama neticesinde kurulan iskele dolayısıyla eksik ödeme olup, işbu alacak kalemleri yönünden davacının alacağının bulunmadığının bilirkişi raporlarıyla tespit edildiğini, mahkemece hüküm altına alınan zarar kaleminin sadece işin durdurulması sebebi ile oluşan şantiye ve malzeme zararı olduğunu, zira, işin durdurulduğu dönemde personel için 32.096,65 TL SGK ödemesi ve yine bu dönem için 49.906,85 TL kiralık araç ücretinin bilirkişilerce hesaplandığını ve sadece bu kalem yönünden kabul kararı verildiğini, oysa bu kalemler için davacının talebinin yukarıda belirtildiği üzere 4.000 TL olup, talep edilen diğer alacak kalemleri yönünden davanın reddine karar verilmesinin gerektiğini, belirtilen nedenle ıslah dilekçesi hatalı olduğundan, işbu ıslah dilekçesine istinaden verilen kararın da hatalı olduğunu, nitekim 21.07.2023 tarihli ıslaha beyan dilekçelerinde hangi alacak kaleminin ne kadar artırıldığının belli olmaması nedeniyle itiraz edildiğini, bu bakımdan usule ve hukuka aykırı kararın kaldırılmasını talep ettiklerini, SGK ödemeleri yönünden hükme esas alınan 18.10.2021 tarihli raporda, "borcu yoktur" yazısına istinaden ödemelerin yapıldığının kabul edildiği, ancak işçi ücretlerinin ve gelir vergisinin ödendiğine dair banka dekontu veya imzalı bordronun dosya içerisinde olmadığı için hesaplama yapılamadığının belirtildiğini, yani, raporda belirtildiği üzere davacı dosyaya SGK ödemelerine ilişkin bir belge sunmadığını, varsayıma dayalı bir hesaplama yapıldığını, oysa, itiraz dilekçelerinde de vurguladıkları üzere, işin durdurulduğu ve şantiyede çalışmanın olmadığı bir dönemde işçi çalıştırılması için bir neden olmayıp, bu yönde bir hesaplama yapılmasının doğru olmadığını, kaldı ki, davacının da ödemeyi ispat edecek dekont, bordro vs. belge sunamadığını, bu nedenle de kararın hatalı olduğunu, dava konusu ihaleyle ilgili olarak müvekkili idarenin tüm yükümlülüklerini mevcut mevzuat doğrultusunda yerine getirdiğini ve davacıya tüm hakedişlerin eksiksiz ödendiğini, davacının müvekkili idareden alacağının bulunmadığını, ayrıca kabul anlamına gelmemek üzere, yasal faiz yerine ticari faize hükmedilmesinin de yerinde olmadığını, Yukarıda arz edilen ve re'sen gözetilecek nedenlerle; dosya kapsamına, usule, hukuka ve hakkaniyete aykırı kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep ederek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda, Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen nedenlerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Taraflar arasında, 10/03/2014 tarihinde, "Uşak Depo Şefliği Restorasyonu kapsamında Sosyal Mekanların Tadilatı" işine ilişkin eser sözleşmesi imzalanmıştır. Davacı vekili, sözleşme gereğince yer teslimi yapıldıktan sonra idareden kaynaklanan nedenlerle fiili olarak işe geç başlandığını ve süre uzatımları verildiğini, davacı şirkete ait makine ekipmanların çalışılmayan sürede hazır bekletilmesi nedeniyle zarar oluştuğunu, davalı kurumun keyfi kararları ve mücbir sebeplerle sözleşmedeki işin uzaması sebebiyet vermesi sebebi ile davaya konu sözleşme imzalanma tarihindeki teknik şartnamedeki malzeme fiyat farkı oluştuğunu, davalının haksız yere teknik personel cezası kestiğini, imalatı karşılamayan eksik ödeme yaptığını belirterek tazminat istemi ile eldeki davayı açmıştır. Davalı vekili ise, davanın zaman aşımına uğradığını, ihale konusu işin idarenin kusuru dışında mücbir sebeplerle durması hallerinde davacıya mevzuatta belirtildiği şekilde süre uzatımları verildiğini, davacının bir alacağının bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 10/03/2014 tarihli sözleşmenin 8. maddesinde sözleşmenin ekleri sayılmış, ihale dokümanını oluşturan Yapım İşleri Genel Şartnamesi, sözleşmenin eki olarak kabul edilmiştir. Yapım İşleri Genel Şartnamesi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 193. maddesi uyarınca delil sözleşmesi niteliğinde olup, taraflarca ileri sürülmese dahi mahkemece re'sen gözetilmesi gerekir. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 30/01/2024 tarih, 2022/3426E., 2024/421K. sayılı ilamı) Yapım İşleri Genel Şartnamesinin İşin yürütülmesi için gerekli personel ve araçlar başlıklı 19/6 maddesi ise " Yüklenici, sözleşmesine göre işyerinde bulundurulması istenen teknik personelin isimleri ile belgelerini (diploma, meslek odası kayıt belgesi, noterden alınan taahhütname) Teknik Personel Bildirimi ile birlikte yer tesliminin yapıldığı tarihten itibaren on gün içerisinde İdareye sunmak zorundadır. İdare, bu personel hakkında gerekli incelemeyi yaptıktan sonra kabul edip etmediğini on gün içinde Yükleniciye bildirir. İdare tarafından bu süre içerisinde herhangi bir bildirim yapılmadığı takdirde Teknik Personel Bildirimindeki teknik personel kabul edilmiş sayılır. Teknik personele ait bilgi ve belgelerden herhangi birinin idareye süresinde sunulmaması halinde, söz konusu personelin iş başında bulundurulmadığı kabul edilerek, verilen sürenin bitiminden sonra başlamak üzere usulüne uygun olarak bildirilmeyen her bir teknik personel için sözleşmesinde öngörülen günlük cezalar uygulanır." hükmünü içermektedir. Davacının personel cezası kesintisinin haksız şekilde fazla yapıldığına ilişkin talepleri ve müspet zarar kapsamındaki taleplerinin her birinin değerlendirilmesi gerekir. Müsbet zarar, sözleşme nedeniyle cebe girmesi gereken paranın, girmemesi nedeniyle meydana gelen zarardır. Bu niteliği gereği, müsbet zarar daima ileriye dönük olup, bir beklenti kaybıdır. Diğer bir ifadeyle müsbet zarar, akdin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesinden doğan zarardır şeklinde de tanımlanabilir. Dosya kapsamında alınan raporlarda, sözleşme ve sözleşmenin 8. maddesinde belirtilen ekler çerçevesinde inceleme yapılmaması nedeniyle hüküm kurmaya elverişli değildir. Bu durumda Mahkemece 1 kamu ihale alanında uzman bilirkişiden rapor alınarak, kesin hesap tutanağı, hak edişlere yüklenici tarafından itiraz edilip edilmediği, talep edilen alacak kalemlerine ilişkin ispata elverişli belge sunulup sunulmadığı, ihale dosyasındaki tutanaklar incelenerek işin durdurulmasında yüklenicinin kusuru bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir. Kesin hak edişin onaylanıp onaylanmadığı tespit edilmeli, Yapım İşleri Genel Şartnamesinin ilgili hükümlerinin değerlendirilmesi, bu yönde denetimine elverişli ve gerekçeli şekilde rapor alınması ve oluşacak sonuca göre hüküm kurulması gerekir. Diğer yandan, davacı vekili tarafından sunulan 29/05/2019 tarihli beyan dilekçesi ile dava dilekçesinde talep edilen tazminat kalemlerine ilişkin her bir talebi ayrı ayrı belirtilerek açıklama yapılmıştır. Talep edilen tazminat kalemlerine ilişkin eksik harç tamamlattırılarak kabul edilen ve reddedilen tazminat kalemleri hakkında ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken davanın tümden kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli olmadığından davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a-4 ve 6. maddeleri gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun KABULÜ ile, 2-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25.10.2023 tarih ve 2019/30 Esas, 2023/866 Karar sayılı kararının, 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a-4 ve 6. maddeleri gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Verilen kararın niteliği gereğince harç alınmasına yer olmadığına, 5-Davalı tarafından yatırılan toplam (269,85 TL + 1.130,56 TL) 1.400,41 TL istinaf karar harcının istemi halinde ilk derece mahkemesince yatıran davalıya iadesine, 6-Davalı tarafından yatırılan 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 7-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/(1)-g maddesi gereğince, kesin olmak üzere, 09.07.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.