Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/1089 E. 2026/950 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/1089
- Karar No
- 2026/950
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2496 E. 2022/1785 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/1 28... /790 Karar
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacılardan ... adına kayıtlı ve babası ... idaresindeki araca, davalı ... tarafından trafik sigortası ile sigortalanan aracın 23.09.2020 tarihinde çarptığını, maddi hasarlı ve ölümlü trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen kaza nedeni ile davacıların desteği ...'ın vefat ettiğini, bu nedenle kazaya ilişkin beyanının alınamadığını ve trafik ekiplerince kaza tespit tutanağında kusur dağılımı yapılamadığını, ancak kazanın oluş şekli ve sigortalı araç sürücüsünün beyanı dikkate alındığında davacının kusurunun bulunmadığını, kazanın orta ve sol şeritte seyreden araçların birbirlerine teması neticesinde gerçekleştiğini, araçlardan birinin şerit ihlali yaparak bu kazaya sebebiyet verdiğini, ancak araçların çarpma noktaları, çarpışma sonrası pozisyonları incelendiğinde şerit ihlali yapan aracın sigortalı araç olduğunu, tanık ve bilirkişi incelemesinin yapılması neticesinde davacıya ait aracın kazada kusursuz olduğunun anlaşılacağını, davacının söz konusu aracın hurdasını 3.500,00 TL'ye sattığını, aracın tamirinin hem ekonomik olmayacağını hem de tamir edilmesinin teknik olarak mümkün olmadığının bilirkişi incelemesi neticesinde görüleceğini, araçtaki hasarın tazmini için 12.11.2020 tarihinde davalı ... şirketine mail yoluyla başvuru yapıldığını, davalı tarafın olumlu/olumsuz herhangi bir cevap vermediğini ve herhangi bir ödeme de yapmadığını, davacılardan ...'ın eşi, diğer davacılar ..., ... ve ...'in babası sürücü ... hayatını kaybettiğini, bu kaza neticesinde müteveffanın desteğinden yoksun kaldıklarını belirterek davacı ... lehine 100,00 TL hasar tazminatının, eşi olan ... lehine 100,00 TL, müteveffanın oğlu davacı ... lehine 100,00 TL, kızı davacı ... lehine 100,00 TL, kızı ... lehine 100,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı olmak üzere toplam 500,00 TL'nin temerrüt tarihi olan 28.11.2020'den başlayacak avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; Mahkemenin görevli ve yetkili olmadığını, davanın HMK'nın 6. maddesi gereğince davalı şirketin merkezi olan İstanbul Anadolu Adliyesi'ne gönderilmesini, davadan önce yasal başvuru şartının gerçekleşmediğini, başvuru şartı yokluğundan davanın reddi gerektiğini, davacının, davalı tarafa tebliğ edilen başvurusu üzerine davalı şirketin evrakları incelediğini, bahsi geçen başvuruda eksik evrakların yer aldığını, usulüne uygun olarak yazılı başvuru yapılmadığının kabulü gerektiğini, trafik sigortasının, sigortalı aracın işleteninin üçüncü kişilere verdiği maddi zararın poliçe limitleri ve sigortalının kusuru oranında tazmini amacı ile oluşturulmuş bir sigorta türü olduğunu, somut olayda da davalı şirketin sorumluluğunun belirlenebilmesi için öncellikle her iki tarafın kusur durumunun tespiti gerektiğini, kusur durumuna ilişkin olarak mahkemece kusur raporu alınması gerektiğini, müteveffanın kusurlu olduğu tespit edilir ise; davalı şirketin herhangi bir sorumluluğu oluşmayacağını, dosya kapsamında davalı şirketin ZMSS olup yalnızca sigortalısının kusuru oranında oluşan zararlardan sorumlu olduğunu, mezkur kazaya kusuruyla sebebiyet veren müteveffanın kusuru nedeni ile davalı şirketin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, SGK tarafından davacıya ödenmiş veya ödenen rücuya tabi tazminat miktarı tespit edilerek davalı şirket tarafından ödenecek tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, yapılacak yargılama neticesine aleyhe hüküm kurulması halinde, davalı şirketin sorumluluğunun kaza tarihi itibariyle vefat hallerinde ZMSS teminat limiti ile sınırlı olduğunu, mahkeme tarafından aleyhe karar verilmesi durumunda davalı şirketin sorumluluğunun kaza tarihindeki poliçedeki teminat limitini aşamayacağını beyan etmiş, davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıya sigortalı araç sürücüsünün meydana gelen trafik kazasında kusurunun bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; desteğin meydana gelen kazada kusurunun olmadığını, kazadan hemen önceki ışıklardan her iki aracın da aynı anda hareket ettiğini, dolayısı ile her iki aracın hızının da birbirine benzer olacağını, araçların marka ve modellerine göre de motor güçlerinin benzer nitelikte olduğunu, iki araçtan birinin daha hızlı kabul edilmesinin hatalı olacağını, araçların hasar durumu dikkate alındığında her iki aracın da paralel konumdayken kazanın gerçekleştiğini, desteğin sürücüsü olduğu aracın sağa doğru manevra yapmış olması halinde karşı araçta temas noktasından itibaren geriye doğru göçük şeklinde hasar olması gerektiğini ancak karşı araçta böyle bir göçük bulunmadığını, temas noktasından ileri doğru sıyrılma şeklinde hasar bulunduğunu, karşı aracın dik ya da yan açı ile ani darbe alması durumunda savrulması gerektiğini, ancak karşı aracın savrulmadığını, şeridinde kaldığını, keşif talebinin gerekçesiz şekilde reddedildiğini ve eksik inceleme ile sonuca gidildiğini, hükme esas alınan tüm raporların dosya kapsamında alınmadığını, dosya kapsamında dinlenen ve kazayı bizzat gören tanık beyanının dikkate alınmaması ancak savcılık soruşturmasında dinlenen ve kazayı görmeyen tanık beyanının dikkate alınmasının hatalı olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı ... tarafından ZMSS poliçesi ile teminat altına alınan aracın yaptığı trafik kazası sonucu hayatını kaybeden desteğin yakınlarının hasar bedeli ve destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, dosya içerisindeki kusur raporlarının birbirleri ile uyumlu, denetime elverişli ve somut olayın oluşuna uygun olmasına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.