Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2205 E. 2026/1901 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/2205
- Karar No
- 2026/1901
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO:2023/2205
KARAR NO:2026/1901
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ:(Kapatılan) İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ:15/12/2022
NUMARASI:2021/652 Esas - 2022/1070 Karar
DAVA:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle)
KARAR TARİHİ:23/09/2026
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin murisi ve desteğinin 01/08/2010 tarihinde sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile yapmış olduğu tek taraflı trafik kazası neticesinde vefat ettiğini, müteveffanın vefatına sebebiyet veren ... plakalı aracın kaza tarihinde... poliçesi ile davalı sigorta şirketine sigortalı olduğunu, müvekkillinin vefat eden desteğinden hem bedeni hem de maddi ve manevi olarak zarara maruz kaldığını, bu nedenlerle, destekten yoksun kalan 3. kişi olan müvekkili için 10.000,00 TL (belirsiz alacak) destekten yoksun kalma zararının kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt (avans) faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tazmin ve tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu, yasal başvuru-dava şartı gerçekleşmediğini, %100 kusuruyla kazaya sebebiyet veren müteveffanın desteklerinin müvekkilinden hiçbir talep hakkı olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın reddine," karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkilinin murisi karayolunda aracını işletirken aracın işletme esnasında aracı ile çaptığı duvarın üzerine yıkılması neticesinde vefat ettiğini, murisin üzerine düşen duvar araçın çarpmas-trafik kazası nedeni ile murisin üzerine düşmüş olup ölüm trafik kazası nedeniyle vuku bulduğunu zira muris aracını terk etmemiş , aracını uzun süreli olarak veya terk amacı ile bırakmamış, kazanın, hasarın , arızanın, sorunun ne olduğunu anlamak için araçtan inerek aracın önüne geçtiği esnada aracın çarptığı duvar üzerine düşmesi ile iş bu kazanın trafik kazası olduğunu, 29.05.2022 tarihli bilirkişi raporun da ayrıntılı olarak izah ve rapor edildiği üzere müteveffanın yaptığı kazanın trafik kazası olduğu ve murisin vefatı ile kaza arasında illiyet bağı olduğu tespit edildiğini ölüme sebebiyet veren duvar aracın çarpması ile çöktüğünü, ölüm ile trafik kazası arasında illiyet bağı bulunduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Kaza nedeniyle Kangal Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırlamış olduğu olay yeri inceleme ve keşif tutanağına göre; kazanın meydana geldiği yerde yolun 5 metre genişliğinde, aracın duvara çarptığı yerde ise aracın duvara çarptığı yer ile karşı duvar arasında 6 metre, yolun stabilize olduğu, ancak taşların çok büyük çakıl taşlarından oluştuğu, ve toprak ile karışık olduğu, havanın yağışsız yolun kuru olduğu, …aracın kamyonet, 1992 model olduğu, sağ cam ve ön camının sağlam olduğu, sol kapının ve sol aynasının hasar gördüğü, … aracın seyir halinde iken ... ve ...’a ait olan ancak yıllardır kullanılmayan harabe şeklindeki taştan yapılma duvara çarptığı, aracın ön sol tampon kısmından duvara çarptığının anlaşıldığı, demir olan tampon ve farın kırıldığı, sol aynanın kırıldığı, sol kapısının yerinden oynayarak öne doğru geldiği, ancak sol kapının kapalı olduğu, duvardan çıkan 1 adet 15 cm kalınlığında1,5 metre uzunluğunda ağacın sol camın içersine girdiği, yıkılan duvardan düşen taşların aracın önünde görüldüğü, olay yerinde ölen kişiyi taşların arasından çıkaranlardan ölen kişinin taşların içinde oturur vaziyette taşların içinde olduğu ve bu kişiler tarafından dışarı çıkarıldığının ve üzerindeki taşların kaldırıldığının öğrenildiğini, aracın dört lastiğinin sağlam, vitesin boşta olduğu, hız göstergesinin devir saatinin sıfırda olduğu, fren sistemi motor kapalı iken fren pedalına basmakla frenin şişmediği, fren hidroliğinin kaza yeri incelemesinde kaza yeri öncesi ve kaza yerinde yere aktığı yönünde belirti olmadığı, , kontak anahtarının kapalı olduğu ve anahtarın üzerinde olduğu,direksiyonun sola doğru çevrilmiş ve ön tekerin sola doğru dönük olduğu, trafik ekiplerince takograf çıktısından hız ihlalinin olmadığı, … araç çalıştırıldığında frenine basıldığında ilk basışta çok az, ikinci de normal olarak tuttuğunun görüldüğü, olay anını gören tanık olmadığı tespit edilmiştir.Mahkemece alınan bilirkişi raporunda; ... plakalı aracın sürücüsü ...’nun yol üzerinde seyri esnasında, aracının hızını, aracın teknik özelliğine, yol durumunun gerektirdiği şartlara uydurmadığı, kendi ve trafik güvenliğini tehlikeye soktuğu, bu nedenlerle Karayolları Trafik Kanununun, 30 ve 52/b ve Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 67 ve 101/ b maddelerinde belirtilen kuralları ihlal ettiği, kazanın meydana geldiği, kazanın meydana gelmesinde % 100 kusurlu olduğu kanaati oluşmuştur. Olay nedeniyle yapılan savcılık soruşturma sonucunda KYO dair verilen kararda alınan otopsi raporuna göre; Yapılan harici muayenede kesin ölüm nedeni servikal parçalı kırığa medullaspinanis yaralanmasına bağlı olarak beyin ölümünün gerçekleşmesi ve leğen kemiği üzerinde bulunan iç organların parçalanmasına ve kanamaya neden olan kesi alanı sonucu ölüm gerçekleşmiştir şeklinde açıklanmıştır.6098 sayılı TBK'nin 49. maddesine göre; “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.” Bir başka anlatımla, haksız bir eylemin tazminat borcu doğurabilmesi için kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil sonucunda zarar doğması, zarar ile fiil arasında da illiyet (nedensellik) bağı bulunması gereklidir. Hukukumuzda gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil nedeniyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlusundan isteyebilir. Fiil olmasaydı meydana gelen zararın doğması mümkün olmayacak idiyse, fiil ile zarar arasında bir illiyet bağı var demektir.
Somut olayda mahkemece; muris ... araç ile duvara çarptıktan sonra aracını durdurmuş, vitesini boşa almış ve aracının çarpan bölgelerini incelemek amacı ile aracından inerek aracın ön bölümüne geçtiği sırada, aracın taş duvara çarpmasının etkisi ile aniden yıkılması ve sürücünün taşların altında kalması sebebiyle vefat ettiği dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu, savcılık soruşturmada alınan KYOK kararı, ölü muayene ve otopsi tutanağı ve savcılık aşamasında alınan tanık beyanları dikkate alındığında müteveffanın ölümünün aracın duvara çarpmasından sonra sürücü/müteveffa ...'ın araçtan inip aracının kontrol etmek istediği sırada duvarın yıkılması sonucunda meydana geldiği, duvarın yıkılmasından dolayı murisin hayatını kaybetmesi ile trafik kazası arasındaki illiyet bağının kesildiği, murisin duvarın yıkılması sonucu vefat etmesi sebebiyle zarar verici eylem ile oluşan zarar arasında kanunca belirlenen illiyet bağı bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL harcın davacıdan/davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,
4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,
5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.23/09/2026