Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/211 E. 2026/1649 K. – İstirdat
Konu: İstirdat
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/211
- Karar No
- 2026/1649
- Karar Tarihi
- Konu
- İstirdat
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/211
KARAR NO: 2026/1649
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 12.01.2022
NUMARASI: 2021/35 Esas - 2022/5 Karar
DAVA: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki istirdat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında 4 yıldır bir ticari ilişki olduğunu, davalı tarafından 28.05.2019 tarihinde müvekkiline BS formu mutabakatı gönderildiğini, mutabakatta belirtilen 14.427,00 TL’lik faturanın kabul edilmediğinin yazılı olarak bildirildiğini, buna rağmen davalı şirketçe haksız olarak.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, müvekkilinin adres değişikliği yaptığı halde Ticaret Sicildeki adresine TK'nın 35.maddesine göre tebligat yapıldığını, müvekkilinin haciz baskısı altında ödeme yapmak zorunda kaldığını, icra takibine 30.04.2019 tarihli vade farkı faturasının konu edildiğini, vade farkı faturasının kabul edilmediğinin mutabakat metninde bildirildiğini ileri sürerek, icra dairesine ödenen 22.450,00 TL’nin ödeme tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte istirdatına, davalı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, savunmasında özetle; tarafların uzun süredir cari ilişkisi olduğunu, müvekkilinin müşterilerine 120 gün vade tanıdığını, davacının en son yaptığı ödemenin ise 149 günü aştığını, bu hususta davacıya mail gönderilerek uzun vadeli ödeme yapıldığı ve vade farkı faturası kesileceğinin bildirildiğini, ülkemizde 30, 60 ve 120 günlük vade uygulamalarının tüm sektörlerde bir teamül olduğunu, 120 gün vadeden sonra vade farkı uygulamasının bulunmadığını beyan etmenin ticari etiğe uygun olmadığını, sunulan mailde söz konusu vade farkı talebinin iletildiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dosya tüm deliler ile birlikte değerlendirildiğinde; Uyuşmazlık konusu davalının davacıya düzenlediği laminant parke satışına ilişkin vade farkı faturasının uygun olup olmadığı, davacının vade farkından dolayı davalıya borçlu olup olmadığı, davacının icra dosyasına ödediği bedelin istirdatını talep edip edemeyeceği hususunda toplanmış olup, bu kapsamda yapılan bilirkişi incelmesinde seçenekli hesaplama yapılmış olup, yanlar arasında ödeme vadeleri konusunda yazılı bir anlaşma olmadığı, yine yanlar arasında vade farkı konusunda herhangi bir ticari teamül olmadığı, davalının faturalarında ödeme vadesi ve vadesinde ödenmeyen faturalara faiz uygulanacağı yazsa da, Yargıtayın içtihadı birleştirme kararına göre bu faturalara itiraz edilmemesinin vade farkının kabulü anlamına gelmemesi nedeniyle davalının vade farkı talep edemeyeceğine kanaat edilmiş olup bu hususun dikkate alınarak davacının icra dosyasına ödediği 22.450,00 TL olmakla birlikte, kapak hesabının 22.436.36 TL olduğu ve kalan 13.64 TL'nin borçluya iade edilecek tutar olarak gözüktüğü yönüdeki tespitler dikkate alınarak davacının ödediği 22.436,36 TL'nin istirdatını talep edebileceği..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davacı tarafından.... İcra Müdürlüğüne ödenen 22.436,36 TL'nin davalıdan istirdadı ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;
Davalı tarafından düzenlenen faturada 135 gün vadenin belirtildiği, 135 günü aşan kısım yönünden davacı şirkete mail ile bildirimde bulunarak ödemenin yapılmasını talep edildiğini, davacının vade farkını ödememesi üzerine icra takibi başlatıldığını, mahkemenin ise faturada vade belirtilmiş ise de Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 27.06.2003 tarihli ve E.2001/1, K.2003/1 sayılı kararı uyarınca davanın kabulüme karar verdiğini, ancak bu kararın 135 günlük süreyi kapsamadığını, davacının talebinin 135 günü aşan süreye ilişkin vade farkı alacağına ilişkin olduğunu, bu durumda raporun ikinci seçeneğindeki hesaplamaya göre davacının vadeyi aşan kısım için 297,89 TL talep edebileceğini satılan ürün için 135 gün sonrasına da vade farkı talep edilemeyeceğini iddia edilmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, sunulan mail kayıtlarında ve eski faturalarda 120 günlük vadenin taraflar arasında bir teamül oluşturduğunun ortaya çıktığını, raporda ayrıca üçüncü seçenekte yıllık faizin 19,50 oranında uygulanması ihtimali de dikkate alındığını ve düzenlenen faturada davacının, aylık % 3 ( yıllık % 36 ) oranındaki faize her hangi bir itirazı bulunmadığını, tacirler arasında uygulanacak faiz oranının serbestçe değerlendirilebileceğini, ve buna uygun faiz talep edildiğini,
Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan vade farkı alacağının vadesinde ödenmemesi nedeniyle davalı tarafından düzenlenen vade farkı faturasının tahsili amacıyla başlatılan icra takibinde davacının yaptığı ödemenin İİK'nın 72. maddesi uyarınca istirdadı istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Taraflar arasındaki satım sözleşmesi ilişkisinde, davalının davacıya mal ve hizmet satarak teslim ettiği ve davalının ödemelerini yaptığı uyuşmazlık konusu değildir. Uyumazlık takip konusu olan 30.04.2019 tarih ve ... sayılı vade farkı faturasının taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi ve hukuka uygun düzenlenip düzenlenmediği noktasındadır.
Davalı tarafından.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 03.09.2019 tarihinde başlatılan ilamsız takip ile 30.04.2019 tarih ve ... sayılı vade farkı faturasından kaynaklanan 17.025,00 TL alacağın tahsili istenmiştir. Ödeme emrinin TK'nın 35.maddesine göre tebliği ile takibin kesinleştiği ve 22.450,00 TL'nin 13.01.2020 tarihinde ödendiği, bu davanın 12.01.2021 tarihinde ve İİK'nın 72.maddesinde belirlenen bir yıllık hüre içinde açıldığı anlaşılmıştır.
İİK'nın 72/7'.maddesinde ”Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebilir” hükmü düzenlenmiştir.
İstirdat davasının biri maddi hukuka diğeri takip hukukuna ilişkin olmak üzere iki koşulu bulunmaktadır. Maddi hukuk bakımından borçlunun gerçekte borçlu olmadığı bir borcu ödemiş olması ve takip hukuku bakımdan ise borcun cebri icra takibi sebebiyle icra takibi sırasında ve cebri icra tehdidi altında ödenmesi gerekir. Ödemenin mutlak suretle takibin kesinleşmesinden sonra bir başka deyişle borçlunun ödeme emrine itiraz etmemesi veya itiraz edip de itirazının icra hakimliğince kesin olarak kaldırılmış olması durumunda yapılmış olması gerekir. Yapılan icra takibi henüz kesinleşmeden borçlunun ödeme emrine itiraz hakkı bulunduğu süre içerisinde ödemenin yapılması halinde bu ödemenin cebri icra tehdidi altında yapılan bir ödeme olarak kabul edilmesi mümkün değildir
Yerleşik Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere vade farkı istenebilmesi için taraflar arasında bu konuda yazılı bir sözleşme bulunması veya teamül halini almış fiili bir uygulamanın mevcut olması gerekir. Örneğin iki veya daha fazla vade farkı faturasının davalı yanca itirazsız ödendiği hallerde bir teamülün varlığından bahsedilebilir (Yargıtay 19. HD'nin 06.12.2012 tarih ve 2012/12679 - 18618 E.K.25.10.2017 tarih, 2016/13496 Esas, 2017/7273 Karar).
Somut olayda, taraflar arasında vade farkı talep edilebileceğine ilişkin sözleşme hükmü bulunmadığı, dosyaya sunulan deliller ve bilirkişi raporuna göre bu konuda bir teamülün oluşmadığı, davalı defterlerinde dahi takip konusu fatura tarihinden önce davalıya düzenlenen bir vade farkı faturası bulunmadığı nazara alındığında, davalının alacağını ispatlayamadığı anlaşılmaktadır. Davalının müşterilerine genel olarak 135 günlük vade tanıdığını ve takip konusu alacağın bu vadeyi aşan kısım olduğunu ileri sürmesinin bu sonuçtan ayrılmayı gerektirin bir yönü bulunmamaktadır.
Davalının vade farkı talebinin yerinde olmaması nedeniyle istinaf konusu edilen bilirkişi raporundaki avans faizi vaya taraflar arasında TTK'nın 8.maddesine göre kararlaştırılan faizin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmasına gerek bulunmamaktadır.
Zira yapılan tahsilatın tamamı haksız olup iadesi gerekmektedir. Faturadaki faize ilişkin kayıt faturanın zorunlu unsurlarından olmadığından kesinleşen fatura içeriği olarak kabul edilemeyeceğinden, faturada gösterilen bu oran vade farkı uygulanmasına dayanak oluşturmayacağından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 1.152,00 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,
5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;
HMK'nın 353.1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 30.09.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.