Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/756 E. 2026/1208 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/756
- Karar No
- 2026/1208
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/756
KARAR NO : 2026/1208
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: (KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 10/11/2021
NUMARASI : 2020/152 Esas 2021/888 Karar
DAVANIN KONUSU: Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235))
KARAR TARİHİ: 30/09/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi ;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının alacağını tahsil amacıyla İstanbul Anadolu 3. İflas Müdürlüğünün 2018/58 İflas sayılı dosyasına 18/12/2019 tarihli dilekçe ile alacak kayıtlarının yapılmasını talep ettiklerini, başvurularının 89 kayıt no ile kayıt altına alındığını, 06/03/2020 tarihinde kendilerine sıra cetveli ve masa kararı ihtiva eden tebligatın tebliğ edildiğini, ancak alacak kayıt başvurularının 02/03/2020 tarihli müdür kararı ile alacak kayıt taleplerinin yargılamayı gerektirdiği gerekçesi ile reddedildiğini, müflis ... ....A.Ş. tarafından dava dışı ... ....Ltd.Şti. Lehine 04/12/2015 tanzim, 25/06/2016 vade tarihli, 320.000,00 TL. bedelli bono düzenlendiğini, söz konusu bononun sırasıyla dava dışı ... ile ... tarafından ciro edilerek sonunda davacı zilyedine geçtiğini, davacının bu bononun yetkili hamili olduğunu ve usulüne uygun olarak teslim alındığını, davacı tarafından söz konusu bonoyu düzenleyen ... ve ciro eden ... ile ... aleyhine İstanbul 15.İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatıldığını, başlatılan takibin iptali için müflis ... tarafından İstanbul Anadolu 11.İcra Hukuk mahkemesinin 2019/16 Esas sayılı dosyası ile dava açılmış ise de mahkemenin 22/01/2020 tarihli duruşmasında davanın reddine karar verildiğini, alacak kaydına dayanak olarak İstanbul 3.İflas müdürlüğünün 2018/58 Esas sayılı dosyasına sundukları İstanbul 15.İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına ait takip talebi, ödeme emri, senet suretleri ve kapak hesabının onaylı örneklerinden müflis şirketin davacıya kesinleşmiş borcu olduğunun sabit olduğunu beyan ederek davacı alacağının iflas masasına kaydına karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı iflas idaresi vekili cevap dilekçesi ile; alacak kayıt talebine dayanak gösterilen takibe konu senedin dava dışı ... ....Ltd.Şti ile müflis ... .A.Ş. arasında Tuzla İlçesi, 400 yataklı Devlet Hastanesi inşaatının Elektrik Tesisat işleri için 04/12/2015 tarihinde imzalanan ... alım satım sözleşmesinin eki olan teminat senedi olduğunu, sözleşmenin 6.maddesi gereğince toplam 1.188.000.000 TL. tutarlı 4 adet teminat senetlerinin siparişler teslim edildikten sonra iade edilmek şartı ile 04/12/2015 tarihi itibariyle düzenlenerek dava dışı ... AŞ'ne teslim edildiğini, müflis şirketin bu 4 adet senetten 2 tanesinin malzemelerin tesliminden sonra iade edildiğini, 25/05/2016 tarihli 320.000,00 TL bedelli 25/06/2016 tarihli, 320.000,00 TL bedelli iki adet senedin ise alınamadığını, Beyoğlu 13.Noterliğinin 04/07/2015 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesinin keşide edilerek senetlerin iadesinin talep edildiğini, ancak söz konusu senetlerin iade edilmediğini, senetlerden 25/05/2016 vade tarihli 320.000 TL bedelli senet hakkında açılan İstanbul Anadolu 9.İcra hukuk mahkemesinin 2016/589 E-2016/676 K. Sayılı kararıyla takibin iptaline karar verildiğini, 25/06/2015 vade tarihli, 320.000,00 TL. bedelli senedin ise sözleşmenin 6.1 maddesi gereği teminat olarak verilen iade edilmediği için ihtarnameye konu edilen senet olduğunu, alacak kayıt talebine konu edilen icra takibi hakkında takibin iptali talepli olarak açılan İstanbul Anadolu 11.İcra Hukuk mahkemesinin 2019/16 Esas sayılı dosyasının halen derdest olduğunu, davacının teminat senedini ciro ile teslim aldığını, meşru hamil olduğunu iddia etmiş ise de alacak iddiasının ispatla mükellef olduğunu, davacının teminat senedi olduğunu bilerek bu senedi devraldığını beyan ederek hukuki dayanaktan yoksun davacı alacak kaydı taleplerinin reddine, masraf ve ücreti vekaletin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, "...Davalı müflis ....A.Ş. İle dava dışı ... Ltd.Şti. arasında imzalanan 04/12/2015 tarihli, sözleşmenin konusu; Tuzla 400 yataklı Devlet hastanesi elektrik-tesisat işlerine ilişkin Bayındırlık Genel Şartnamesi ve asıl sözleşme eki olan teknik şartnamede belirtilen esaslar dahilinde alıcı ... şirketinin yapacağı iş kapsamında kullanılacak olan ve sözleşme eki olan sipariş formlarında cins, kesit miktar, fiyat ve ödeme koşulları belirlenen kabloların alım işine ait olduğu, satıcının müflis firma olduğu, " bu sözleşme eki olan 4 adet sipariş formuna göre toplamda KDV dahil 1.888.610,64 TL. tutarlı bulunduğu, bu tutarın ödenmesi için ödeme tarihleri ve tutarları belirtilen ... Bankası, ... Bankası, ... Bank'a ait toplam 15 adet çek verileceği hususunun düzenlendiği, satıcının sözleşme ekinde bulunan siparişlerdeki taahhüdünü yerine getirmediği emtia için kendisine teslim edilen çekleri kendisi veya 3.kişi aracılığı ile tahsil edemeyeceği, satıcının her sipariş tutarı kadar teminat senedini alıcıya vereceği, söz konusu siparişi her partisinin eksiksiz olarak alıcıya teslim edilmesinden sonra alıcı firmanın satıcı firmaya ait teminat senedini şartsız olarak şartsız olarak satıcı firmaya iade edeceği, söz konusu teminat senedi iade edilmediği takdirde satıcı firmanın 2.siparişte bulunan tabloların imalarını yapmayacağı ve imalatçı firmaya sevkiyatı durduracağı, alıcı firmanın satıcı firmadan bu sözleşmeye istinaden almış olduğu senetleri başka firma ve şahıslara ciro edemeyeceği ve kullanamayacağı " şeklinde düzenleme bulunduğu anlaşılmaktadır. Ancak bu senedi ciro yoluyla devralan davacı ...'ın bu bonoyu devralırken teminat bonosu olduğunu bilerek kötü niyetli aldığı hususunda herhangi bir delil olmadığı anlaşılmıştır. Davacı tarafından kayıt kabul talebine konu bononun keşidecisi ve cirantası aleyhine İstanbul Anadolu 15.İcra Müdürlüğünde takip başlattığı, takibin keşideci ... ... yönünden iflas erteleme tedbirleri sırasında başlatılmış olması nedeniyle iptaline karar verildiği ve daha sonra bu kararın İstinaf edildiği, İstinaf dairesi tarafından; "davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü kambiyo şikayetlerine yönelik herhangi bir inceleme yapılmaksızın ve dava açılırken ileri sürülen hususlardan uzaklaşılarak iflas erteleme tedbiri kararına bağlı olarak takibin iptal edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu" gerekçesi ile kaldırıldığı, daha sonra İstanbul Anadolu 11.İcra Hukuk mahkemesi tarafından "davacı ... ... şirketinin davalı ...'a karşı teminat senedinden kaynaklı takibin iptali istemi ile ilgili yapılan inceleme sonrasında; davacı borçlu tarafından sunulan sözleşmede, takip dayanağı bonoya tanzim ve vade tarihi ile miktarı gösterilmek suretiyle yapılmış bir atıf bulunmadığı gibi davalının anılan sözleşmede taraf olmadığı anlaşıldığından ve davacı tarafından borcun olmadığı yada ödendiğine ilişkin resmi veya imzası ikrar edilmiş bir belge sunulamadığından davanın reddine" dair karar verildiği anlaşılmıştır.
Davaya konu, senetle ilgili icra dosyasında iflas tarihi itibariyle alacak hesabı yapılmış ve bu senetten dolayı iflas tarihi itibariyle davacının toplam 455.713,23 TL. alacak talebinde bulunabileceği, senedin yetkili hamili olduğu, teminat senedi olduğunu bildiğine yönelik delil sunulmadığı, kambiyo senedinin sebepten mücerret olduğu, bu nedenle davacının bu senetten dolayı hesaplanan tutar üzerinden kayıt kabul talebinin yerinde olduğu " gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 455.718,23 TL. davacı alacağının davalı müflisin iflas masasına kayıt ve kabulüne, fazlaya ilişkin istemin reddine dair karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; alacak kayıt talebine dayanak gösterilen takibe konu senet, 04.12.2015 tarihli sözleşme gereği düzenlenmiş olup, sözleşmenin eki olan teminat senedi olduğunu, davacının kayıt kabul talebine konu alacak iddiası ispatlanamadığını, dosyada alınan bilirkişi raporunda davacının kayıt kabul talebine konu alacağının varlığına dair herhangi bir tespit mevcut olmadığını, davacının senedi devralmasına ilişkin hukuki ilişkiyi açıklayan belge ve beyan sunmadığını, davacının teminat senedini hangi alacağı için devraldığını açıklayarak belgelemesinin yanında, dava dışı ... Ltd.Şti’nin müflis şirketten alacaklı olduğunun da tespiti gerektiğini, var olmayan alacağın, devrinin de mümkün olmadığını, kayıt kabul davasına dayanak takibe konu senedin, teminat senedi olması nedeni ile, yasal süresi içerisinde İstanbul Anadolu 11 İcra Hukuk Mahkemesi 2019/16 E. (Eski no 2016/791) sayılı dosya ile takibin iptali talebi ile dava açılmış olup, borca itiraz niteliğindeki dava ile müflis şirket yönünden takip kesinleşmediğini, kesinleşmemiş bir alacağın iflas masasına kaydı mümkün olmadığını, hükme dayanak kılınan bilirkişi raporunda, takibe konu alacak ile ilgili yapılan hesaplamada asıl alacak ile birlikte faiz, takip masrafları, icra vekalet ücreti ve tahsil harcı hesaplamaya dahil edildiğini, iflas kararının kesinleşmesi ile birlikte İcra İflas Kanunu 193 maddenin 2. Fıkrası gereğince takipler düştüğünü, kesinleşme ile birlikte takipler düşeceğinden takibe bağlı talepler olan icra vekalet ücreti ve tahsil harcının sıra cetveline geçirilmesinin mümkün olmadığını ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;
Dava, İİK 235. maddesi gereğince açılmış olan sıra cetveline itiraz (kayıt kabul) davasıdır.
Dosya kapsamına göre; davacının 89 kayıt numarası ile 500.711,39 TL alacak talebinde bulunduğu, iflas idaresince talebinin tamamının reddine karar verildiği, verilen kararın davacı alacaklı vekiline tebliğinden itibaren yasal 15 günlük hak düşürücü süre içerisinde huzurdaki davanın açıldığı anlaşılmakla işin esasına geçilmiştir.
Davacı vekilince 320.000,00 TL tutarlı senet ile başlattığı takipteki alacağı ile ilgili iflas masasına 500.711,39 TL. alacak istemi ile başvurduğu, dava dilekçesinde kayıt kabulünü istediği miktarı açıklamadığı görülerek bu konuda açıklama yapması için davacı vekiline süre verilmiş olup davacı vekili verdiği dilekçesinde iflas masasına başvuru sırasında icra müdürlüğü dosyasındaki kapak hesabı ile kayıt kabul talebinde bulunduğunu, bu davaya konu kayıt kabul talebinin de icra masrafları ve işlemiş faizlerle birlikte 500.711,39 TL olduğunu beyan etmiştir.
Nitelikli hesaplama uzmanı ile mali müşavir bilirkişisinden alınan 23/09/2021 tarihli müşterek raporda özetle;
" Dava dışı ... şirketleri ticari defterlerini sunmadığından inceleme yapılamadığı, Davacı ... vekilinin 22.02.2021 tarihli dilekçesinde, müvekkilinin gerçek kişi olduğunu, ticari defter ve kayıtlarının bulunmadığı bildirildiğinden davacıya ait inceleme yapılamadığı, müflis şirketin davacı ile arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığı,
Davalı müflis şirket vekili tarafından dava dosyasına sunulan 04.12.2015 tarihli Satış Sözleşmesinin incelenmesinde, davalı müflis şirket tarafından dava dışı ... şirketine ... satım işine ilişkin olarak düzenlenmiş olduğu, sözleşme bedelinin KDV dahil 1.888.610,64 TL olduğu, sözleşmenin 6.1.maddesinde, satıcı- davalı müflis şirket tarafından sipariş tutarı kadar teminat senedinin alıcı-dava dışı ... şirketine verileceğinin kararlaştırılmış olduğu,
Davalı müflis şirketin kayıtlarında, davacıya ait hesap hareketlerinin incelenmesinde, 1.733.548,43 TL borç kaydettiği, karşılığında 2.253.211,18 TL alacak kaydetmek suretiyle, davalı müflis
şirketin 519,662,75 TL borçlu gözüktüğü, dava konusu senedin kayıtlarda yer almadığı görüldüğü,
Davacının dava konusu senede ilişkin başlatmış olduğu takipte talep edilen 326,483,29 TL alacağına 26.12.2018 iflas tarihine kadar kapak hesabı yapılmış olup, davacının toplam 455.713,23 TL alacağı hesaplanmıştır." tespit ve görüşüne yer verilmiştir.
Dava, kayıt kabul istemine ilişkin olduğundan, ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerindedir. Emsal yargıtay kararlarında ifade edildiği üzere kayıt kabul davaları kamu düzenine ilişkin olup tarafların beyanlarına yada takip talebine bağlı kalınmaksızın müflisin gerçek borcunun araştırılarak tespiti gerekmektedir.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 08/12/2014 tarihli 2014/10328 E. 2014/7923 K. sayılı ilamında; "...kayıt kabul davalarında, ispat yükü kural olarak, hakkının tanınmasını isteyen davacı alacaklıda olup, davacı alacağının mevcudiyetini gerçek bir hukuki ilişkiye dayandığını sonradan düzenlenmesi mümkün olmayan ve birbirini doğrulayan delillerle ispatlaması gerekir..."
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 21/11/2024 tarihli 2024/2831 E. 2024/4264 K. sayılı ilamında; "...Davalı müflis şirket yönünden Gaziantep 2. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2015/239 Esas, 2015/184 Karar sayılı kesinleşmiş ilamı ile takibin iptaline karar verildiği, borçlu şirket bakımından davanın kayıt kabul davasına dönüştüğü de dikkate alındığında takip talebine bağlı kalınmaksızın borçlu müflisin gerçek borcunun araştırılarak tespiti gerekirken, icra dosyası kapak hesabı dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir." şekilde açıklandığı üzere kayıt kabul davalarında ispat yükü davacı alacaklı üzerinde olup gerçek borcun tespiti gerekmektedir.
Dosya kapsamına göre; dava konusu edilen alacak, lehtarı dava dışı ... şirketi olan müflis şirket tarafından keşide edilen 04/12/2015 tanzim, 25/06/2016 vade tarihli 320.000,00 TL bedelli bono olup söz konusu senedin lehtar tarafından, dava dışı ...'na, bu kişi tarafından da davacı ...'a ciro yoluyla devredildiği, davacı tarafından da İstanbul 15. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığı görülmüştür. Davalı iflas idaresi, söz konusu senedin teminat amacıyla verildiğini ileri sürmüş olup mahkemece davacının, senedin yetkili hamili olduğu, teminat senedi olduğunu bildiğine yönelik delil sunulmadığı, kambiyo senedinin sebepten mücerret olduğu, bu nedenle davacının bu senetten dolayı hesaplanan tutar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Yukarıda ifade edildiği üzere davacıya ciro yolu ile devredilen davaya konu kambiyo senedinin düzenlenmesine neden olan temel ilişkinin müflis şirket ile dava dışı ... şirketi arasında imzalanan 04.12.2015 tarihli satış sözleşmesinden kaynaklandığı, incelenen müflis şirket kayıtlarına göre; müflis şirketin, dava dışı şirkete 519,662,75 TL borcu bulunduğu ve söz konusu senedin müflis şirketin kayıtlarında yer almadığı görülmüştür. Bu itibarla müflis şirketin, senede dayanak yapılan ticari ilişkiden dolayı senet bedelinin üzerinde dava dışı şirkete borcu bulunduğu tespit edilmekle birlikte davacının senedin yetkili hamili olması ve kötü niyetli olduğu ispatlamadığından (senedi devralırken teminatı senedi olduğunu bildiğine dair dosyaya sunulmuş bilgi ve belge olmaması nedeniyle teminat senedine ilişkin kişisel defilerin davacıya ileri sürülemeyeceğinden) davacının bono bedelini, müflis şirketten talep etme hakkı bulunduğundan davalı iflas idaresi vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.
Davacının dava konusu senede ilişkin başlatmış olduğu takipte talep edilen 326.483,29 TL alacağına (takip tarihine kadar işlemiş faiz ve komisyon ücreti ile birlikte) 26.12.2018 iflas tarihine kadar kapak hesabı yapılmış olup, davacının başvuru harcı, tahsil harcı, işlemiş faiz, vekalet ücreti, masraflar dahil toplam 455.713,23 TL alacağı hesaplanmıştır.
İİK'nın 195/1. maddesinde "Borçlunun taşınmaz mallarının rehni suretiyle temin edilmiş olan alacaklar müstesna olmak üzere iflasın açılması müflisin borçlarını muaccel kılar. İflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ile takip masrafları anaya zammolunur." hükmü yer almaktadır. İİK'nın 195. maddesinde müflisin borçlarının iflasın açılması ile muaccel olacağı ve iflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ve takip masraflarının ana paraya ilave edilerek masaya kaydedileceği öngörülmüş olduğuna göre, iflas masasına yazılacak alacakların iflas tarihi itibariyle hesaplanıp, belirlenmesi gerekmektedir. İflasın açılması ile ipotekle temin edilen alacaklar hariç, diğer alacaklar muaccel hale gelir ve iflasın açıldığı tarihe kadar işleyen faizler ve takip masrafları da asıl alacağa eklenerek masaya yazılır. Hükümde öngörülen alacaklar ana para alacağı ile iflas tarihine kadar işlemiş faiz ve alacaklı daha önce takibe geçmiş ise takip masrafları olup, tahsil harcı takip masrafı ise de borçlunun iflas etmesinden dolayı bir tahsilat yapılmadığından tahsil harcının iflas masasına kaydı istenemez. İİK'nın 138/3 maddesinde ise "Vekil vasıtasiyle yapılan takiplerde vekalet ücretinin miktarı, alacaklı ile borçlu arasında yapılmış sözleşmeye bakılmaksızın, icra memuru tarafından avukatlık ücret tarifesine göre hasaplanır. Bu şekilde tayin olunan vekalet ücreti de takip masraflarına dahildir." düzenlemesine yer verilmiştir. Bu hüküm uyarınca icra vekalet ücreti ise takip masrafları kapsamında olup iflas masasına kaydı istenebilir.
Yargıtay 23.Hukuk Dairesi'nin 2015/7358 E 2016/5208 K. sayılı ilamında; ''...İİK'nın 195/1-2. maddesine göre “İflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ile takip masrafları anaya zammolunur.” cümlesinden hareketle iflasın açılması ile ipotekle temin edilen alacaklar hariç, diğer alacaklar muaccel hale gelir ve iflasın açıldığı tarihe kadar işleyen faizler ve takip masrafları da asıl alacağa eklenerek (tahsil harcı bu hesaplama dışında bırakılarak) kapak hesabı yapılıp davacının alacağı belirlenerek bu bedel üzerinden kayıt kabul kararı verilmesi..."
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 21/03/2022 tarihli 2021/2200 E. 2022/1505 K sayılı ilamında; "...Öte yandan, icra vekalet ücretinin takip masraflarına dahil olduğuna ilişkin İİK’nun 138/3 maddesi ile iflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ile takip masraflarının anaparaya ekleneceğine ilişkin İİK’nun 195 maddesi karşısında 9.057,31 TL’lik icra vekalet ücretinin iflas masasına kayıt kabulüne ilişkin davanın reddine karar verilmesi hatalı olup, bu nedenle kararın bozulması gerekmekte ise de, yapılan bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden kararın HMK 370/2 maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına..." karar verilmiştir.
Belirtilen yasal düzenlemeler ve açıklamalar doğrultusunda bilirkişi tarafından yapılan hesaplama değerlendirildiğinde; iflas tarihine kadar işlemiş faizin, vekalet ücretinin ve takip masrafların alacağa dahil edilmesi İİK 195. Maddesi uyarınca hukuka uygun olduğu ancak tahsil harcı takip masrafının ise de borçlunun iflas etmesinden dolayı bir tahsilat yapılmadığından tahsil harcının iflas masasına kaydı istenemeyeceğinden 14.854,99 TL tahsil harcın bu hesaplama dışında karar verilmesi gerektiğinden hükmün bu yönüyle düzeltilmesi cihetine gidilmiş olup 14.859,99 TL tahsil harcı çıkartıldığında davacının iflas masasına kaydı gereken alacak 440.858,24 TL hesaplanmıştır.
Açıklanan tüm bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK 353/1.b-2 madde uyarınca davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davalının istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile, (KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 10/11/2021 tarihli ve 2020/152 Esas 2021/888 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.b.2 maddesi uyarınca kararının KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,
2- Davanın KISMEN KABULÜNE;
a-440.858,24 TL davacı alacağının davalı müflis ...A.Ş.'nin iflas masasına KAYIT VE KABULÜNE,
Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
b-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar ilam harcından, peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 672,70 TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
c-Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 59,30 TL başvuru harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bunun haricinde yargılama sırasında sarfedilen 3.000,00 TL bilirkişi ücreti ile posta masrafı olarak yapılan 230,50 TL toplamı 3.230,50 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına ( % 88,04) göre hesaplanan 2.844,14 TL'sinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, kalanının davacı üzerinde bırakılmasına,
ç-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
d-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Dairemizin karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
d-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Dairemizin karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
e-Yatırılan gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince iadesine,
2-İstinaf giderleri yönünden;
1-Harçlar Kanunu gereğince davalı tarafından yatırılan istinaf başvurma harcının Hazineye irat kaydına, alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından, yatırılan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 651,30 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına
3-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 220,70 TL istinaf başvuru harcı, 80,70 TL karar harcı ile 200,00 TL (Posta - tebligat masrafı) istinaf yargılama gideri toplamı 501,40 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, Anayasa Mahkemesi'nin 26/02/2026 tarih ve 2026/49 Esas 2026/48 sayılı kararı uyarınca Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.30/09/2026