Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2014 E. 2026/1851 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/2014
- Karar No
- 2026/1851
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO:2023/2014
KARAR NO:2026/1851
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ:20/06/2023
NUMARASI:2023/13 Esas - 2023/624 Karar
DAVA:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle)
KARAR TARİHİ:17/09/2026
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde ile özetle; olay tarihi olan 24/11/2020 tarihinde, sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen faili meçhul aracın, karşıdan karşıya geçmeye çalışan ...'e çarpması neticesinde trafik kazası gerçekleştiğini, bu kaza nedeniyle davacının yaralandığını, sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen faili meçbul aracın, 2918 sayılı K.T.K.‘nın ilgili maddesini ihlal ettiğinden kusurlu olduğunu, plakası tespit edilemeyen aracın Güvence Hesabı'nın sorumluluğunda olduğunu belirterek, 6.500,00 TL sürekli iş göremezlik, 500,00 TL geçici iş göremezlik, 500,00 TL bakıcı gideri ve 500,00 TL tedavi gideri tazminatı olmak üzere şimdilik toplam 8.000,00 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; "Davanın reddine" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; olay tarihi olan 24/11/2020 tarihinde sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen faili meçhul aracın, karşıdan karşıya geçmeye çalışan ...'e çarpması neticesinde ...'in yaralandığını, sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen faili meçhul aracın kusurlu olduğunu, müvekkilinin söz konusu trafik kazası nedeniyle, ... Hastanesi'nden 02/11/2021 tarihinde alınan maluliyet raporuna malul kaldığını, ... Heyeti'nin, tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesine yarar keşif, tanık, kamera kaydı vb. delil toplama imkanın olmaması dikkate alındığında, tahkim yargılaması ile karar verilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle dosyadan el çektiğini, Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından verilen karar içerik itibariyle bir nevi el çekme mahiyetinde olduğundan genel mahkemede dava açma hakkının saklı olduğunu, sadece Sigorta Tahkim Komisyonunun kararına dayanarak kesin hüküm gerekçesiyle ret kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından; davacı vekilinin, 24/11/2020 tarihinde, sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen faili meçhul aracın, karşıdan karşıya geçmeye çalışan ...'e çarptığı iddiasıyla, sürekli ve geçici iş göremezlik ile bakıcı ve tedavi gideri zararının karşılanması talebiyle eldeki maddi tazminat davasını açtığı anlaşılmıştır.Davacı vekili her ne kadar istinaf başvuru dilekçesinde ... Heyeti'nin dosyadan el çekme kararının kesin hüküm oluşturmayacağını ve bu nedenle kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilemeyeceğini belirtmiş ise de, Mahkemenin "...arabuluculuk anlaşamama tutanağı, maluliyet raporu ve tedavi evraklarının davacının bahsini geçtiği kazanın gerçekleştiğini göstermek noktasında yeterli olmadığı, davacı vekili her ne kadar tanık deliline dayanmış ise de; ön inceleme zaptının 5. Maddesi gereği tanık listesi sunması için kesin süre verilmiş, kesin süre içerisinde tanık listesi sunmadığı dolayısı ile davacı taraf dayanmış olduğu tanık delili ile de kazanın oluşumunu ispatlayamadığı,davacı vekili her ne kadar delil olarak ceza dosyasına dayanmış ise de, olaya ilişkin soruşturma dosyasının mevcut olduğu ve soruşturma dosyasında da olayın yaşandığına dair tanık ve kamera kaydının bulunmadığı nitekim olayı gören tanık ve olay yerine ilişkin kamera kaydının bulunmadığına dair kolluk tutanağının da mevcut olduğu ve yine soruşturma dosyasında sadece müşteki beyanının mevcut olması, şüpheli veye şüphelilerin tespit edilememesi sebebiyle 2028 yılı sonlarına kadar devam edecek daimi arama kararı verildiği, her ne kadar soruşturma aşamasında kusur raporu alınmış ise de, söz konusu raporun davacının beyanının gerçek olma ihtimaline göre beyan esaslı olarak hazırlandığı, davacı vekili her ne kadar keşif ve bilirkişi deliline dayanmış ise de; keşif ve bilirkişi incelemesi için kazanın meydana geldiğini gösterir bir delilin mevcut olması gerektiği ancak dosya kapsamında kazanın meydana geldiğine dair tanık anlatımı olmadığı, davacı vekilinin kamera kaydına delil olarak dayanmadığı gibi soruşturma dosyasında olaya ilişkin olay yerinde kamera kaydının olmadığına ilişkin tutanağın da mevcut olduğu ve yine gerek dosya kapsamında gerekse de soruşturma dosyasında kazanın oluşumuna dair hiçbir veri olmadığı gibi davacı yan kolluk başvurusunu olaydan yaklaşık 3 ay sonra 05/02/2021 tarihinde yaptığı, dolayısı ile kaza sonrası tutulan bir kaza tespit tutanağının da mevcut olmadığı ayrıca dosya kapsamında bulunan olaya ilişkin Sigorta Tahkim Komisyonu kararında da açıkça davacının olay tarihinden 3 ay sonra kolluğa başvurduğu, tanık, fotoğraf, kamera kaydı ve gerekli bilgi ve belgelerin bulunmadığından bahisle başvurudan el çekme kararı verildiği ve yine davacı her ne kadar yemin deliline dayanmış ise de, olayın meydana gelip gelmediği hususu ihtilafın özünü oluşturmakta olup, olayın meydana gelmesi sürecinin davalı ile alakasının bulunmaması sebebiyle yemin edasının hukuken mümkün görülmediği, hülasa davacı vekilinin dayanmış olduğu tüm delillerin tek tek irdelenmesi neticesinde davacının davasını ispata matuf, kazanın meydana geldiğini gösterir hiçbir delil sunamadığı ..." gerekçesiyle davayı esastan reddettiği anlaşılmış olup, bu istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Olay nedeniyle yaralandığını iddia eden davacının müşteki sıfatıyla polis merkezine 05/02/2021 tarihinde müracaat ettiği, soruşturma dosyasında polis memurları tarafından düzenlenen araştırma tutanağına göre; olay yerini gören kamera veya tanığa rastlanmadığı, olayı gerçekleştirdiği iddia edilen ve müşteki ifadesinde ... olarak belirttiği şahsın açık kimlik bilgilerine ulaşılamadığının belirtildiği;Davacının müşteki sıfatı ile alınan ifadesinde; kazadan sonra olay yerine kimin aradığını bilmediği şekilde 112 ekiplerinin geldiğini ve Şehir Hastanesi'ne götürüldüğünü beyan ettiği, ancak ... Hastanesi Acil Sarı Alan'da düzenlenen 24/11/2020 tarihli muayene raporuna göre, hastanın acil servise kendinin başvurduğu, 25/11/2020'de yatışı yapılan davacının 28/11/2020'de taburcu edildiği;... Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 02/11/2021 tarihli raporda; belirtilen tarihte geçirmiş olduğu trafik kazası ile yaralanması arasında illiyet bağı bulunduğu, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre sürekli maluliyet oranının %32, geçici iş göremezlik süresinin 135 gün olduğu, 45 gün süreyle bakıcı ihtiyacının bulunduğu;Bursa C. Başsavcılığı'nın 2021/12901 soruşturma sayılı dosyasında, davacının müşteki olarak yer aldığı TCK 89/1 maddesi gereğince taksirle yaralama suçundan faili meçhul daimi arama kararı verildiği görülmüştür.Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 6/1). 4721 sayılı Kanun’un bu hükmü 6100 sayılı Kanun’un 190. maddesinin birinci fıkrasında bir başka biçimde yinelenmiş olup; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir” denilmiştir.Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilememiş (yani dava bakımından yok) sayılır. Diğer taraf, ispat yükünü taşıyan tarafın iddiasının doğru olmadığı hakkında delil sunabilir. Karşı ispat faaliyeti için delil sunan taraf, ispat yükünü üzerine almış sayılmaz (HMK m. 191/1). İspat yükü kendisine düşen taraf bir vakıayı ispat ettikten sonra, artık ispat yükü aksini iddia eden karşı tarafa geçer. Bunun üzerine karşı tarafın o olgunun doğru olmadığını veya başka bir olgu nedeniyle hükümsüz kaldığını ispat etmesi gerekir.Somut olayda; davacı kaza tarihinde plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen motosikletin kendisine çarpıp olay yerini terk ettiğini, kaza nedeniyle yaralanarak malul kaldığını beyan ederek maddi tazminat isteminde bulunmuştur.Rizikonun gerçekleştiğini ispat yükü davacıda olup gerçekleşen rizikonun teminat dışında kaldığını ispat yükü sigortacıdadır. Dosya kapsamına göre kazanın, plakası tespit edilemeyen motosikletin davacıya çarpması şeklinde gerçekleştiğine dair davacının beyanı dışında, kamera kaydı, olayı gören tanık vs. bir delil bulunmadığı, davacının iddia ettiği olaydan yaklaşık 3 ay sonra kolluğa müracaatı da dikkate alındığında, davacının, plakası tespit edilemeyen bir motosikletin kendisine çarpması sonucunda yaralandığına dair iddiasını ispat edemediği anlaşılmakla, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesine isabetsizlik bulunmamaktadır.Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,
4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,
5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/09/2026