Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1977 E. 2026/1383 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1977
- Karar No
- 2026/1383
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2023/1977
KARAR NO : 2026/1383
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 06/06/2023
NUMARASI : 2019/1042 Esas - 2023/598 Karar
DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
KARAR TARİHİ: 10/06/2026
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 09.06.2018 tarihinde saat 20:00 sıralarında müvekkilinin sevk ve idaresindeki motosiklet ile Balcıbük Caddesi üzerinde seyir halinde olduğu sırada, karşıdan süratle gelen davalı ...'in kullandığı davalı .... Ltd. Şti.'ye ait ... plakalı aracın çarpması sonucu yaralanmış olduğunu ve olay yerine gelen ekiplerce hastaneye getirilerek tedavi altına alınmış olduğunu, davalı ... 2.12 promil alkol tespit edilmiş olduğunu, bu haliyle davalının asli ve tam kusurlu olduğunu, konusunda uzman bilirkişi vasıtası ile müvekkilinin maluliyet oranının tespitine, akabinde maluliyeti nedeniyle oluşan maddi tazminatının (sigorta şirketinin poliçesi ile sınırlı olmak üzere) konusunda uzman bilirkişi vasıtası ile tespit edilerek kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 200.000 TL manevi tazminatın sigorta şirketi hariç davalılardan kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... A.Ş. (Eski Unvan:... A.Ş.) vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki dava trafik kazasından kaynaklanan bir haksız fiil isnadından doğduğu için görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, bu sebeple öncelikle görev itirazında bulunuyor olduklarını, huzurdaki dava bakımından dava şartı mahiyetindeki sigortacıya başvuru usulü yerine getirilmemiş olup bu nedenle işbu davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi gerektiğini, davacının taleplerinin belirsiz alacak davası olarak yöneltilebilmesinin hukuken mümkün olmadığını, Yargıtay içtihatları uyarınca kusur tespiti yönünden Adli Tıp Kurumu’ndan kusur raporu alınmasını talep ediyor olduklarını, ayrıca manevi tazminat ve tedavi taleplerinin teminat dahilinde olmadığını, davacının veya üçüncü kişinin ağır kusurunun varlığı halinde müvekkili şirkete yöneltilen zarar talebine ilişkin illiyet bağının kesileceği göz önüne alınarak bu doğrultuda davacının ya da üçüncü kişilerin kazada, kazada olmasa bile davacının aracının hasar görmesinde kusurunun bulunup bulunmadığının belirlenmesi ve bu doğrultuda davacı lehine bir tazminat hesaplanacaksa tespit edilen kusur oranında tazminattan indirim yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı .... Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddia ve taleplerinin kabulü olanağı bulunmadığını, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek üzere, davacının bir kısım taleplerinin zamanaşımına uğramış olduğunu, müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, davanın müvekkili şirket için husumet yokluğu sebebiyle reddi gerektiğini, davacının dilekçesinde Asliye Ceza Mahkemesinde görüldüğünü belirttiği davaya ilişkin ise müvekkili şirket'in herhangi bir bilgisi bulunmadığını, Asliye Ceza Mahkemesinden alınan rapora ilişkin herhangi bir bilgi bulunmamakla birlikte söz konusu davaya ilişkin olarak yokluklarında yapılan her türlü işleme itiraz ediyor olduklarını, davacının iş göremezliğine ve kusura ilişkin rapor tanzimi gerektiğini, yine, davaya konu kazaya sebebiyet veren hususlar da dahil olmak üzere, saat kaçta ve hangi koşullarla meydana geldiğine ilişkin hususların detaylı şekilde irdelenmesi ve araştırılması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının tüm taleplerinin zaman aşımına uğramış olduğunu, dava dilekçesinin ve ileri sürülen vakaların kabulü mümkün olmayıp hiçbir şekilde gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin bahsi geçen kaza olayında hiçbir kusuru bulunmadığını, davacının kendisinin kazada tam ve asli kusurlu olduğunu, davacınnı, müvekkilinin aracıyla kendisinin motoruna çarptığını ve müvekkilinin alkollü olduğunu iddia etmekte olduğunu, bu konuda ne bir kaza tespit tutanağı, soruşturma evrağı, ne de alkol raporu dosyaya sunulmadığı için taraflarınca değerlendirilememiş olduğunu, hatta olayın nerede olduğuna dair de ayrıntılı bilgili verilmemiş olduğunu, Küçükçekmece 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/564 Esas sayılı dosyası için 28.11.2019 Tarihli raporda müvekkilinin kazada herhangi bir kusuru bulunmadığını, Küçükçekmece 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/564 Esas sayılı dosyasının sonucu davayı doğrudan etkileyecek olup, bekletici mesele yapılmasını talep etmekte olduklarını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "davalıların zamanaşımı itirazının reddine,
a) maddi tazminata ilişkin davanın kabulü ile, 1-Davacı taraf için 6.155,59 TL geçici iş göremezlik zararı, 40.194,58 TL kalıcı iş göremezlik zararı, toplam 46.360,17 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketi yönünden 24/10/2019 tarihinden, davalılar ... .... ... Ltd. Şti. yönünden kaza tarihi olan 09/06/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa verilmesine, b)manevi tazminata ilişkin davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 1-Davacı taraf için 40.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 09/06/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... .... ... Ltd. Şti.'den alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı.... Ltd. Şti. vekili ile davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı.... Ltd. Şti. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkilinin tüzel kişiliğin tazminata konu olayla herhangi bir sorumluluğu bulunmamakla birlikte davanın husumet yokluğu sebebiyle reddi gerekirken bu hususun incelenmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davaya konu olayla ilgili olayın oluş biçiminin net şekilde tespit edilemediği kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmediğini, yeterli inceleme ve araştırma yapılmadığı ve değerlendirmelerde yanılgıya düşüldüğünü belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;davacının bir kısım taleplerinin zamanaşımına uğradığını, Yerel mahkeme tarafından zamanaşımı hesaplaması hatalı yapılmış olup davacının alacaklarının zamanaşımına uğradığını, davacı tarafından usul şartlarının yerine getirilmediğini, zorunlu ara buluculuğa tabi olduğunu, kusur bilirkişi raporları arasındaki çelişkiler giderilmeden hüküm kurulduğunu, manevi tazminat miktarının oldukça fahiş ve haksız olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.
Dosya kapsamından 09.06.2018 günü, saat 20:00 sıralarında davacı sürücü ... ... sevk ve idaresindeki tescilsiz motosiklet ile Balcıbük caddesi üzerinde seyir halinde iken olay mahalli kavşağa geldiğinde sola yönelerek 717 sokağa istikametine doğru devam etmek istediği sırada, karşısından 717 sokak istikametinden gelmekte olan davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı kamyonet ile çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazası nedeniyle davacının yaralandığı ve bu yaralanması nedeni maddi ve manevi tazminat talep ettiği anlaşılmıştır.
Mahkemece alınan ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan kusur bilirkişi raporuna göre davacı sürücü ...'ın % 40, davalı sürücü ...'nin ise % 60 oranında kusurlu olduğu, aynı olay nedeniyle ceza yargılamasının yapıldığı Küçükçekmece 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/564 Esas sayılı dosyasına sunulan 28/11/2019 ATK Trafik İhtisas Dairesi raporuna göre kazanın meydan gelmesinde davalı sürücü ...'nin kusursuz , davacı sürücü ...'ın asli kusurlu olduğu, 25/11/2020 tarihli ATK Genişletilmiş Trafik İhtisas Dairesi raporuna göre kazanın meydan gelmesinde davalı sürücü ...'nin asli , davacı sürücü ...'ın asli kusurlu olduğunun tespit edildiği görülmektedir. Bu durumda Mahkemece alınan kusur raporu ile ceza yargılaması sırasında ATK Genişletilmiş Kuruldan alınan kusur raporlarının birbiriyle örtüştüğü ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.
KTK'nın 3. maddesinde, "İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Kanun'un 85/1. maddesine göre "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. " maddenin son fıkrasına göre ise "işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur." İşletenin bu sorumluluğu bir tehlike sorumluluğudur.
2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır. Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 28/02/2019 tarih, 2016/6712 E. ve 2019/2237 K. sayılı kararı).
Davalı .... Ltd. Şti. , ... plakalı aracın maliki olduğuna göre, işleten olarak kaza anında bu aracı kullanan sürücünün kusurundan dolayı doğan zarardan davacıya karşı müteselsilen sorumludur. Aracın bir başkası tarafından işletilmesi de bu sorumluluğu kaldırmayacaktır. Somut olayda davalı işletenin sorumluluğunu kaldıracak ağır kusur durumu da saptanmadığı nedenle Mahkemece davalı işletenin sorumluluğuna karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.
Davalı ... gerçek kişi olup, haksız fiile dayalı işbu davanın davalı ... yönünden zorunlu arabuluculuk yoluna tabi değildir. Bu yöne dayanan davalı ... vekilinin istinafı yerinde görülmemiştir.
KTK'nın 109/2.maddesine göre "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." Dava konusu kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 89 ve 66 maddelerine göre, ceza dava zamanaşımı 8 yıldır. Kaza tarihi olan 09/06/2018 tarihi ile dava tarihi olan 25/12/2019 tarihi dikkate alındığında 8 yıllık ceza dava zamanaşımının dolmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, davalı tarafın zamanaşımına yönelik istinaf iddia ve itirazı yerinde değildir.
TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesi ve 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanmasının mahiyeti ve iyileşme süresi, ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, yukarıda açıklanan ilkelerle birlikte dikkate alındığında mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarının, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından manevi tazminata ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.
Bu nedenlerle; davalılar ... vekilinin ve davalı.... Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davalılar ... vekilinin ve davalı.... Ltd. Şti. vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-a-)Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 3.166,86 TL harçtan peşin alınan 1.474,82 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.692,04 TL harcın davalı ...'den 'den tahsili ile Hazineye irat kaydına,
b-)Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 3.166,86 TL harçtan peşin alınan 1.476,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.690,86 TL harcın davalı .... Ltd. Şti. 'den tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,
4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,
5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.10/06/2026