Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1655 E. 2026/461 K. – Haksız Rekabet

Konu: Haksız Rekabet

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1655
Karar No
2026/461
Karar Tarihi
Konu
Haksız Rekabet

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/1655

KARAR NO: 2026/461

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 26/01/2023

NUMARASI: 2014/712 Esas - 2023/61 Karar

DAVANIN KONUSU: Haksız rekabetin önlenmesi ve tazminat

Taraflar arasındaki haksız rekabet davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin iletişim teknolojileri alanında çalışan bir firma olduğunu, davalı şirketin ise yine iletişim teknolojileri alanında çalışmakta olup, “...” isimli yabancı markanın Türkiye'deki distribütörü olduğunu, tarafların aynı iş kolunda çalıştığını, diğer davalı ...'nun ise davalı şirketin çalışanı olduğunu, davalı şirket adına ihalelere katılıp iş takibi yaptığını, davalı ...'nun ekte sunulu bila tarihli dilekçesiyle davacı şirketi, “...” olarak isimlendirilen suç örgütü ile iş birliği yapmak, ....... Bakanlığının telefonlarını suç örgütünc hizmet kapsamında kanunlara aykırı olarak dinlemek, ihalelere fesat karıştırmak, ihale defterlerinde tahrifat yapmak ve suç örgütleri ile işbirliği yaparak haksız kazanç sağlamak ile suçlayarak davacının kişilik haklarına saldırıda bulunduğunu, bakanlık nezdinde davacının isminin de anılarak soruşturma başlamasına neden olduğunu, bu durumun davacının kamu ve özel kurum ihalelerindeki başarısını engellediğini, davalı tarafın söz konusu haksız rekabet teşkil eden fiilleri sebebiyle davacının maddi ve manevi zarara uğradığını, bu bağlamda savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu, soruşturmanın halen devam ettiği ileri sürülerek, haksız rekabetin meni, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 200.000 TL manevi tazminat ve 10.000 TL manevi tazminatın davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili savunmasında özetle; davalı şirket çalışanı olan ... tarafından .... Bakanlığına davacıyı kötüleyen, suçlayan bir dilekçe vermediğini, kim tarafından verildiği belli olmayan bir dilekçe ile davalıların nasıl irtibatlandırılabildiğinin anlaşılamadığını, Bakanlığa verilmiş olan ve davacı şirketi kötüleyici ifadeler barındıran söz konusu mektubun altındaki imzanın davalıya ait olmadığının yapılacak inceleme neticesinde tespit edileceğini, davalı tarafın haksız rekabet teşkil eden bir davranışta bulunmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Davanın haksız rekabet fiilleri nedeniyle TTK 54 vd hükümlerine göre açılan haksız fiilin tespiti, haksız rekabetin men'i, haksız rekabet sonucu gerçekleşen maddi durumun ortadan kaldırılması ve maddi ve manevi tazminat davası olduğu, davacının, davalıların kusurlu ve hukuka aykırı fiillerini, zararını ve zarar ile fiil arasındaki nedensellik bağını ispatlama külfeti altında olduğu, davacı tarafından davalılara yukarıda yukarıda açıkça ortaya konulan fiilleri isnat ettiği, neticede davacı tarafından davalılara isnat edilen haksız rekabet teşkil eden fiilin davalı ... tarafından ...'na bila tarihli dilekçeyi sunması şeklinde olduğu, davalının dilekçedeki imzayı ve dilekçenin kendisi tarafından düzenlenip gönderildiği hususunu inkar ettiği, bu sebeple davacının ispatı yönünden bu mektubun/dilekçenin davalı ... tarafından ...'na gönderildiğinin tespitinin gerektiği, sözleşme aslının tüm yazışmalara rağmen bulunmasının ve mahkememize gönderilmesinin mümkün olmadığı, dilekçenin örneği üzerinden usulünce yapılan imza incelemesinde de imzanın kuvvetle muhtemel davalının eli ürünü olmadığı hususunun tespit edildiği, yine dava konusu olaya ilişkin olarak ... tarafından ilgililer hakkında yapılan idari soruşturmanın ve Ankara 20. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2014/441 Esas sayılı ceza kovuşturmasının bulunduğu, ancak bu soruşturma ve kovuşturma dosyaları incelendiğinde davalının davanın dayanağı olan dilekçeyi bakanlığa gönderdiğine ve haksız rekabet teşkil eden fiili işlediğini gösterir hiçbir delil bulunmadığı, davacının mahkememize usulünce verilen kesin süre içerisinde tanık deliline de dayanmadığı, yine davacı dava dilekçesinde yemin deliline dayanmış olsa da 6100 sayılı 226/1-c maddesi uyarınca yemin konusu vakıanın davalıyı ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak olması nedeniyle eldeki davada yemin delilinin kullanılmasının söz konusu olamayacağı, tüm bu sebeplerle davacının davalıların haksız rekabet teşkil eden nitelikte fiillerini ispatlayamadığı kanaatine varılmış..." gerekçesiyle, davacının tüm taleplerinin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;İletişim alanında faaliyet gösteren müvekkili şirketin davalı ile aynı iş kolunda faaliyet gösterdiğini, davalı ...'nun davalı firmanın çalışanı olmakla beraber bilhassa ihalelerde iş takibi yaptığını, dava dilekçesine ekli dilekçede müvekkili şirketin "..." olarak isimlendirilen suç örgütü ile iş birliği yapmak Aile ve Sosyal politikalar Bakanlığının telefonlarını suç örgütüne hizmet kapsamında kanunlara aykırı olarak dinlemek, ihalelere fesat karıştırmak, haksız kazanç sağlamak ile suçlayarak müvekkilinin haklarına saldırıda bulunulduğunu, bakanlık nezdinde müvekkili ismininde anılarak soruşturma başlamasına neden olduğunu, bu durumun müvekkilinin kamu ve özel kurum ihalelerindeki başarısını engellediğini, davalı tarafın söz konusu haksız rekabet teşkil eden fiilleri sebebiyle müvekkilini maddi ve manevi zarara uğrattığını, suç duyurusunda bulunulduğunu ve haksız rekabetin meni ile 200.000,00 TL manevi tazminat ve 10.000,00 TL manevi tazminatın tahsilinin talep edildiğini, mahkemenin ret kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin ticari itibarına zarar vererek, Türkiye'deki tek rakibi olan müvekkilinin güvenilirliğini şüphe altına sokarak ihalelerdeki başarısını engellediğini, yargılama kapsamında dava konusu dilekçenin aslının dosyaya alınması için müzekkere yazılmışsa da belge aslının ilk derece mahkemesince temin edilemediğini, belge aslı temin edilememesi sebebiyle belge üzerinde yeterli inceleme yapılamadığını, adli tıp kurumunca tanzim edilen raporda muhtemelen davalının eli ürünü olmadığı hususlarının bildirildiğini, evrak aslının ilgili kurumdan gönderilmediğini, fotokopi evrak üzerinde inceleme yapıldığını, bununla beraber dava konusu evrakın posta kanalı ile gönderilmesi halinde yahut bizzat bakanlığa sunulması halinde kimlik kontrolü yapılmaksızın evrakın ilgili yere sunulmasının mümkün olmadığını, bu sebeple evrakın davalı tarafından sunulduğunun aşikar olduğunu, davalı firma gibi müvekkilininde ... isimli firmanın Türkiye temsilcisi olduğunu, her iki firmanın ticari hayatta sık sık karşı karşıya geldiklerini, kamu kurumlarına teklif verdiklerini, davalının bu şekilde bir isnatta bulunarak müvekkilinin ticari itibarını zedelemeyi amaçladığını, kamu ihalelerinin müvekkili tarafından kazanılmasını engellediğini, öte yandan dava konusu belgenin bakanlık tarafından gönderilmemesinde müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, belge aslının incelenememesi sebebiyle davanın reddine karar verilmesi halinde kusuru bulunmayan müvekkili aleyhine vekalet ücretine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu iddia ederek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, TTK'nın 54 vd. maddeleri gereğince açılan haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, her iki şirketin dava dışı ... isimli firmanın Türkiye temsilcisi olduğu, kamu ihalelerine girdikleri, davalı gerçek kişinin davalı şirket çalışanı olduğu, şikayet neticesinde savcılık tarafından takipsizlik kararı verildiği, belge aslının temin edilemediği hususlarında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, belge aslı temin edilemeden yapılan bilirkişi incelemesinin hükme esas alınmasının isabetli olup olmadığı, davalının haksız rekabete neden olduğu iddia edilen eylemlerini davacıya yönelik olarak gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği, davacının iddiasını ispat edip edemediği, davanın reddi sonucunda davacı aleyhine verilen vekalet ücretinin belge aslı elde edilemediği gerekçesiyle davanın reddedilmiş olmasına rağmen isabetli olup olmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davalı ...'nun adı soyadı ile birlikte imzalı ve TC kimlik numarası belirtilerek davalı şirket unvanı ile ...Türkiye distribütörü yetkilisi unvanı ile dava dışı ....... Bakanlığına hitaben "sayın bakanım başlıklı bila tarihli dilekçe ile telefon santralinin yıllık bakım ve onarımları ile ilgili yapmaya yetkili olarak 21.01.2014 tarihinde firmanında teklif alınması konusunda bakanlığa dilekçe verildiği hususları belirtildikten sonra ancak kanaatlerince bakanlık santralinde malum paralel yapının hüküm sürmesini isteyen birileri olacak ki ..... Başkanı ... ve başka kurumdan geçici görevli olarak görevlendirilen şube müdürü...ve yine başka kurumdan transfer edilmiş telefon santralinden sorumlu teknisyen ...tarafından ... İletişim adındaki firmaya 1.450,00 TL bedelle ihale edildiği, kendi tekliflerinin üç katından fazla bir bedel olduğu, çok ekonomik olan teklifle karşılaşınca ihaleyi ... İletişime veremeyeceklerinden dolayı bakanlığın her anından ve her icrasından haberdar olmak isteyen abilerinden aldıkları talimatı yerine getiremeyeceklerinden ötürü hayrete düştüklerini ve ihaleyi ... İletişime vermek için ellerinden geleni yaptıklarını, santrallerin önemli ve kritik merkezler olduğu, üst düzey bürokratların odalarında böcek tabir edilen dinleme cihazlarının kol gezdiği bugünlerde acaba bakanlığın üst düzey bürokratlarının telefonlarının ... tarafından ... İletişim Kanalı ile dinleniyor mu? ... Firmasına güveniliyorsa bu firmanın neden santral bakımını en düşük teklifle yapmıyor sorularına yer verilerek taleplerinin 12.600,00 TL'lik kamu zararına sebep olan ve usulsüz olarak alıma fesat karıştırılarak gerçekleştirilen bakanlığın yıllık santrallerinin bakım ve onarımının kamu zararına rağmen ısrarla ... İletişime verilme sebeplerinin ... ile ilintili cemaat mensubu oldukları bilinen bakanlık satın alma birim sorumlusu...Daire Başkanı ... ve santralden sorumlu teknisyen ...'dan sorgulanması, ihale onay kayıt defterinin incelenmesi ve bakanlığa sunulan 21.01.2014 tarihli müracaat dilekçeleri ile 23.01.2014 tarihli teklif mektubunun ve eklerinin incelenmesi konusunda gereğinin arz edildiğine yer verildiği, davacı şirket tarafından 23.05.2014 tarihli dilekçe ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına davalılar hakkında şikayette bulunulduğu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Fikri ve Sinai Haklar Soruşturma Bürosunun 2014/84176 soruşturma nolu dosyasında 15.08.2014 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, söz konusu kararda, suçun iftira, hakaret ve haksız rekabet, suç tarihinin 2014 yılı içi belirtildiği, davacı şirket tarafından davalılarca Aile Ve Sosyal Politikalar Bakanlığına verilen dilekçe ile hakaret ve iftira suçunu işledikleri iddia edilmiş ise de TCK 125.maddesi ve 267.maddelerinde düzenlenen hakaret ve iftira suçlarının mağdurlarının düzenlemelere göre ancak gerçek kişilerin olabileceği, haksız rekabet suçu yönünden yapılan değerlendirmede ise yakınıcının bakanlıkça açılan bir ihaleye katıldığı, şüphelilerin ihaleye fesat karıştırdığı iddiası ile kuruma yakınma konusu dilekçe ile başvurdukları, bu başvuru üzerine yapılan incelemede ihale görevlilerinin ihale onay defterindeki kayıtlarda usulsüzlük yaptıkları gerekçesiyle ihale görevlileri hakkında disiplin cezası verildiği, buna göre şüpheliler tarafından verilen dilekçenin dayanaksız olmadığı gibi dilekçe içerisindeki ve haksız rekabet suçunu oluşturduğu iddia olunan kısımlarda yüklenen suçun unsurlarının bulunmadığına yer verilerek kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verildiği, davalı ... tarafından şikayet üzerine 21.04.2014 tarihli verilen ifade de kendisinin davalı firmada bakım tedarik kısım müdürü olarak görev yaptığını, aynı zamanda firma yönetim kurulunun verdiği yetki ile şirket adına kamu ve özel şirketlere teklif verdiğini, doğrudan bakanlık özel kalem müdürlüğüne gönderilen şikayet dilekçesinin kendisi tarafından yazılmadığını, bahse konu bakanlık santral bakım işinin firmaları açısından sorunsuz gerçekleştiğini, sözleşmenin kendi firmaları tarafından imzalandığını, hiçbir sorunla karşılaşılmadığını, şikayetçi olmaları için hiçbir gerekçe bulunmadığını, söz konusu santral bakım işinde kendileri dışında gelişen bir takım sorunlar varsa bunlara vakıf olmadığını, hiçbir şikayette bulunulmadığını belirttiği, ... Destek Hizmetleri Daire Başkanlığı ile davalı şirket arasında Hizmet Binası Telefon Santrali Bakım Hizmetleri Sözleşmesinin 15.04.2014 tarihinde imzalanmış olduğu, ilgili bakanlığın 13.05.2015 tairhli cevabı yazısında; dava konusu dilekçeye esas telefon santralinin yıllık bakım ve onarımı ile ilgili doğrudan temin yöntemi ile yapılan işlemin sözleşme imzalanmadan bakanlık tarafından iptal edildiği, daha sonra tekrar yapılan doğrudan tebliğ yöntemi ile davalı firma ile sözleşme imzalandığının belirtildiği, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/90034 Soruşturma nolu dosyasında 27.06.2014 tarihinde şüpheliler ... ve ... hakkında resmi belgeyi bozma, yok etme ve gizleme suçlamalarından dolayı Ankara Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, iddianamede; 09.01.2014 tarihinde ... santralinin yıllık bakım için talep formu düzenlendiği, doğrudan temin onay belgesinin hazırlandığı, teklif veren şirketlerin ve teklif tutarlarının belirtildiği, 21.01.2014 tarihinde ... Firmasının bakım işi için teklif alınması yönünde dilekçe verdiği, destek hizmetleri eski daire başkanı ...'in ... Firmasının 23.01.2014 tarihli teklifine değerlendirme dışı bırakarak daha yüksek bir fiyatla ... Firmasına verilmesi yönünde teşebbüste bulunduğu, bu amaçla ihale ve satın almalara ilişkin onayların yazıldığı, bahse konu değişikliği dönemin daire başkanının talimatı doğrultusunda ... tarafından yapıldığı, ikrar ve dosya kapsamından anlaşıldığı, şüphelilerin ... Firmasının menfaatine ... Firmasının zararına yönelik işlem tesis etmek maksadıyla TCK'nın 204/2.fıkrasında tanımlanan gerçek bir belgeyi başkalarına aldatacak şekilde değiştirme, gerçeğe aykırı olarak belge düzenleme fiilini oluşturduğu bakanlığın soruşturma izni verdiği şüphelilerin kayıt defterindeki kaydedilen ... Yazılım yazısını daksilledikleri ancak daksillenmesine rağmen alttaki yazının çıplak gözle dahi okunduğunun görüldüğü, bunun altına bakanlık santrali yapılması biçimde yazı yazıldığının izlendiği, TCK 205.maddesindeki gerçek bir resmi belgeyi bozma fiilini oluşturduğuna yer verildiği ayrıca...hakkında resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme suçundan kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar verildiği, Ankara 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/441 Esas sayılı dosyasında sanık ... tarafından 10.03.2015 tarihinde zapta geçen beyanında; mağdur olduğu söylenen firmanın yetkilisinin imzası ile ihbarda bulunulmadığı ayrıca zararında söz konusu olmadığı, üzerinde değişiklik yapıldığı bildirilen defterin resmi bir belge olmadığı, otokontrol amacıyla herkesin kullanımına açık bir defter olduğunu belirttiği, mahkemenin 10.03.2015 tarihli kısa kararı ile sanıklara atılı suçun unsurları oluşmadığı gerekçesiyle ayrı ayrı beratlerine karar verildiği, kararın gerekçesinin ve kesinleşmesinin olmadığı anlaşılmıştır. Tarafların delillerini ibraz etmesi ve ilgili delillerin dosya içerisine celbi sonrasında bilirkişi incelemeleri gerçekleştirilmiştir. 23.01.2017 tarihli bilirkişi heyet raporunda sonuç olarak; dilekçedeki beyanların TTK 55/1,a,1 uyarınca kötüleme suretiyle haksız rekabet teşkil ettiği, davalı tarafça dava konusu belgedeki imzaya itiraz edildiği, söz konusu belgenin kendisinden sadır olmadığı ileri sürüldüğü, HMK 209.maddesi uyarınca inceleme yaptırılması gerektiği, söz konusu belgenin davalıdan sadır olduğunun belirlenmesine rağmen belge içerisindeki iddiaların doğru olduğunun ispat edilmemesi durumunda haksız rekabetten bahsedilemeyeceği belirtilmiştir. Davacı vekili rapora itiraz ederek, ek rapor alınmasını ve dava konusu belgedeki imzanın davalı ...'ya ait olup olmadığının tespiti için imza incelemesi yapılmasını talep etmiştir. Davacı vekili imzası inkar edilen şikayet dilekçesinin aslının bakanlıktan celbi gerektiğini belirtmiştir. Mahkemece imza incelenmesine esas olmak üzere imza örnekleri alınarak bilirkişi raporu düzenlettirilmiştir. 05.09.2017 tarihli belge inceleme uzmanı bilirkişi raporunda; inceleme konusu sayın bakanım hitabı ile başlayan ihbar dilekçesinin renkli fotokopisinin ... isim ve soyisim yazısı üzerine atılı olan imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla ... eli mahsulü olmayan takliden atılmış imza olduğu belirtilmiştir. Davacı vekili rapora itiraz ederek, adli tıp kurumundan rapor alınmasını talep etmiştir. ...... Başkanlığı 29.09.2020 tarihli cevabı yazısı ile; yazılan dilekçenin aslının başkanlık kayıtlarında bulunmadığı belirtilerek, söz konusu dilekçenin örneği gönderilmiştir. Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin ...06.2022 tarihli bilirkişi raporunda; belge aslının istendiği ancak gönderilmediği görülmekle mevcut şartlarda yapılan incelemede, inceleme konusu renkli fotokopi belgede ... adına atılan imza ile ...'nun mukayese imzaları arasında tersim biçimi, alışkanlıklar, istif, eğitim, doğrultu, seyir bakımından farklılıklar saptandığından kuvvetle muhtemel ...'nun eli ürünü olmadığı belirtilmiştir. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden, davanın reddine dair hüküm tesis edilmiştir. Ayrıca maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden ayrı ayrı 9.200,00 TL tutarında vekalet ücretine hükmedilmiştir. TTK'nın 54. maddesinde, haksız rekabet üst başlığı altında amaç ve ilkeler düzenlenmiştir. Maddenin 1. fıkrasında, haksız rekabete ilişkin hükümlerin amacının bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması olarak ifade edilmiştir. TTK'nın 55. maddesinde, dürüstlük kuralına aykırı davranışlar ticari uygulamalar başlığı altında 55/1 fıkrada, hangi hâllerin haksız rekabet halleri içerisinde yer aldığı belirtilmek üzere (a) bendinde, dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar ve özellikle hususların ne olduğuna yer verilmiştir. 55/1.a.1 bendinde, " Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek" düzenlenmiştir. Dava konusu edilen ve haksız rekabet oluşturduğu iddia edilen, Bakanlığa hitaben yazılan dilekçenin davalı ... tarafından imzalanmış olduğu ispat edilememiştir. Dilekçe aslının ilgili bakanlıkta bulunmadığı belirtilmiştir. Mahkemece alınan iki ayrı bilirkişi raporunda, mevcut bilgi ve belgelerle yapılan inceleme sonucunda, atılı imzanın davalıya ait olmadığı tespitine yer verilmiştir. Haksız rekabet hukuki bir fiil olup, bu fiiller tanık dâhil her türlü delil ile kanıtlanabilir. Bu tür durumlarda ispat yükü HMK'nın 190 ve TMK'nın 6. maddelerine göre, davalının haksız rekabet yaptığını iddia eden davacıya aittir. Davacının, usulüne uygun delillerle davalının, haksız rekabet oluşturduğunu kanıtlaması gerekmektedir. Somut olayda ise dava konusu dilekçenin davalı tarafça imzalandığı ispat edilememiştir. Bu nedenle davacı vekilinin aksine iddiaları ve istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Diğer taraftan, mahkemece reddedilen talepler dikkate alınarak hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince davalılar yararına vekalet ücreti takdir edilmiştir. İspat külfeti üzerinde bulunan davacının iddiasını ispat edememiş olmasından ötürü reddedilen iş bu davada yargılama giderlerine HMK'nın 326/1 maddesi gereğince aleyhine hüküm kurulan davacı taraftan alınmasına karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiş, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/.b.1 maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM :Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,

2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 552,10 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,

3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;

HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 12.03.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1655, K. 2026/461, T. 12.03.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1655-e-2026-461-k-02b1631a4e82