Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1420 E. 2026/1977 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1420
- Karar No
- 2026/1977
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1420 KARAR NO : 2026/1977
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/02/2023 NUMARASI : 2022/889 Esas 2023/76 Karar DAVANIN KONUSU : İSTİRDAT BAM KARAR TARİHİ : 22/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 24/09/2026
Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İdare Yönetim Kurulu'nun 23/09/2010 tarih ve 04/472 sayılı kararı ile İdare bünyesindeki araçlarda 2011 yılı içerisinde kullanılmak üzere Açık İhale Usülü ve ihalesi uygun görülen 2010/517246 ihale kayıt no'lu 3.000.000 litre motorin (euro dizel) ve 75.000 litre 95 oktan Kurşunsuz Benzin Alımı işinin 23/11/2010 tarihinde yapılan ihalede davalı tarafından teklif zarfı sunulduğu, söz konusu işin de davalı şirkete ihale edilmesinin uygun görüldüğü, ihaleye istek sunan dava dışı birisi tarafından dilekçe sunulduğu ve davalı şirket adına ihaleye teklif vererek imzalayan kişiler hakkında kamu davası açıldığının beyan edildiği ve ihalelere katılmaktan yasaklı olduğunun iddia edildiği, davacı idare tarafından inceleme yapıldığını ve davalı şirketin teklifini imzalayan ....'nin kamu ihalelerinden yasaklı olduğunun anlaşıldığını, bu nedenle 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu Md. 10-11 ve 17 gereği teklifinin değerlendirme dışı bırakıldığını, bu yasalara rağmen ihaleye katılan davalının geçici teminatının gelir olarak kaydedildiğini, bu şekilde yasak fiil ve davranışlarda bulunması nedeniyle hakkında İçişleri Bakanlığı vasıtası ile 1 yıl süre ile kamu ihalelerine katılmayı yasaklama kararı çıkarıldığını, bunun üzerine davalı tarafından davacı idare aleyhine İzmir 3. İdare Mahkemesi'nin 2012/877 Esas sayılı dava dosyası ile gelir olarak kaydedilen 250.000,00 TL tutarındaki banka teminat mektubu bedelinin irad kaydedildiği tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilinin, uğradığı maddi zararının şimdilik 100.000,00 TL tutarının faizi ile birlikte tahsilinin, uğradığı manevi zararına karşılık 30.000,00 TL bedelin yasal faizi ile birlikte tahsilinin istendiğini, İzmir 3. İdare Mahkemesi'nin 2012/877 Esas 2013/952 Karar sayılı kararı ile " davanın maddi tazminat istemine ilişkin kısmının kısmen kabulüne, irat kaydedilen 250.000,00 TL tutarındaki banka teminat mektubunun irat kaydedildiği tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat isteminin reddine, davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabune, 10.000,00TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davacıya verilmesine” şeklinde karar verildiğini, Mahkeme ilamının Temyiz edildiğini, Danıştay 13. Dairesi'nin 2013/3292 Esas 201/2179 Karar sayılı ilamı ile " davacının farklı hukuki sebeplerle dayanan farklı mahkemelerin yetkisinde bulunan ve farklı idarelerin husumetiyle görülmesi gereken tazminat istemlerine ilişkin olarak ayrı ayrı dava açılması gerektiği halde aynı dilekçe ile açılan davada 2577 Sayılı Kanun Md. 5 uyarınca dilekçe ret kararı verilmesi gerekirken davanın esası hakkında karar verilmesi usule uygun değildir.” gerekçesi ile bozulduğunu, davalı tarafından Danıştay 13. Dairesi'nin 2013/3292 Esas 2019/2179 Karar sayılı bozma ilamına karşı karar düzeltme yoluna gidildiğini, Danıştay 13. Dairesi'nin 2019/3915 Esas 2020/1860 Karar sayılı ilamı ile davalının karar düzeltme talebinin reddine karar verildiğini, davalı vekili tarafından davacı idareye verilen 27/08/2013 tarihli dilekçesi ile İzmir 3. İdare Mahkemesi'nin 2012/877 Esas 2013/952 Karar sayılı ilamında hüküm altına alınan alacakların İYUK Md. 28 uyarınca 30 gün içinde ödenmesinin talep edildiğini, davacı idare tarafından 28/08/2013 tarih 3613 tarihli Genel Müdürlük oluru ile 16/09/2013 tarihinde 36.035,00 TL, 17/09/2013 tarihinde 307.637,00 TL'nin davalıya ödendiğini, İzmir 3. İdare Mahkemesi'nin 2020/965 Esas 2020/1086 Karar sayılı ilamı ile bozma doğrultusunda dilekçenin reddine ve 10.000,00TL manevi tazminattan İçişleri Bakanlığının sorumlu olduğuna karar verdiğini, davalı tarafından 2577 Sayılı yasanın Md. 15/1-d uyarınca yeniden İzmir 3. İdare Mahkemesi'nin 2020/1654 Esas 2020/1482 Karar sayılı dosyasında verilen karar ile "davacının teklifin değerlendirme dışı bırakılması işlemine karşı yaptığı itirazen şikayet başvurusunun Kamu İhale Kurulunun 11/07/2011 tarih ve 2011/UM.11-2330 sayılı kararı ile şikayete ilişkin olarak alınan kararın 27/01/2011 tarihinde davacıya bildirildiği on gün içinde kuruma itirazen şikayet başvurusunda bulunulması gerekirken bu süre geçtikten sonra başvurulduğunun anlaşıldığı, gerekçesiyle süre yönünden reddedildiği ve bu karara karşı dava açılmadığı, teminatın irat kaydedilmesine ilişkin işlemin 27/01/2011 tarihinde davacıya tebliğ edildiği ve davacı tarafından teminatın 03/02/2011 tarihinde nakde çevrildiğinin öğrenildiğinin belirtildiği dikkate alındığında bu işlemlerden doğan tam yargı davası niteliğindeki bakılan davanın şikayet başvurusunun reddedildiğinin ve teminatın irat kaydedildiğinin tebliğ tarihi olan 27/01/2011 tarihinden itibaren dava açma süresi içinde dava açılması gerekirken ilk kez 26/04/2012 tarihinde (2012/877 Esas Sayılı dosyasında) açılan davanın esasının süre aşımı nedeniyle incelenmesine olanak bulunmaması nedeniyle davanın 2577 Kanunun 15/11-b maddesi uyarınca süre aşımı nedeniyle reddine" şeklinde karar verildiğini, mahkeme ilamının davalı tarafından Temyiz edildiğini ve Danıştay 13. Dairesi'nin 2021/1109 Esas 2022/739 Karar sayılı ilamı ile onandığını, davalı tarafından karar düzeltme yoluna gidilmediğini ve kararın kesinleştiğini, bu aşamada davacı idarenin 23/02/2022 tarihli iade taahhütlü mektup ile talep ettiği bedelin ödenmemesi üzerine arabulucuğa başvurduğunu, anlaşamama tutanağının tanzim edilmesi üzerine iş bu davanın açıldığını, açıklanan nedenlerle davacı idare tarafından davalıya ödenen 343.672,00 TL'nin 11/03/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi talep ve dava edilmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; .... tarafından yapılan 2017/517246 kayıt numaralı ihalede davalı şirketi ihaleden yasaklı olan ....'nin temsil etmesi nedeniyle 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu uyarınca davalı şirketin bütün kamu kurum ve kuruluşlarının ihalelerine katılmaktan 1 yıl süreyle yasaklanmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı'nın 23.03.2011 tarih ve 27883 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan işlemin Ankara 8. İdare Mahkemesi'nin 11/01/2012 gün ve 2011/728 Esas 2012/17 Karar Sayılı kararı ile iptal edildiğinden bahisle davacı idare tarafından yapılan ihale dışı bırakılma, teminatı gelir kaydetme ve ihalelere katılmaktan yasaklanma işlemlerinin haksız ve hukuka aykırı olduğunun tespiti ile irat kaydedilen 250.000,00-TL banka teminat mektubunun irat kaydedildiği tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ödenmesi, yoksun kalınan 100.000,00-TL maddi zararın ve haksız uygulamalar nedeniyle oluşan 30.000,00-TL manevi zararın tazminine hükmedilmesi için İzmir 3.İdare Mahkemesi'nin 2012/877 E. sayılı dosyası ile dava açıldığını, Mahkemece 2013/952 Karar sayılı ilamı ile; irat kaydedilen 250.000,00 TL tutarındaki banka teminat mektubunun irat kaydedildiği tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte ve 10.000,00-TL de manevi tazminatın davalı şirkete ödenmesine karar verildiğini, davacı tarafça davanın süresinde açılmadığının ileri sürüldüğü, ancak söz konusu akaryakıt alım ihalesinde teklifin değerlendirme dışı bırakılarak geçici teminatın gelir kaydedilmesine ilişkin işleme karşı açılan davada İzmir 1. İdare Mahkemesi'nin 2012/1701 Esas, 2012/1992 Karar sayılı kararı sonrası Kamu İhale Kurumunca verilmiş bir karar bulunmadığını, bu nedenle 26/04/2012 tarihinde açılan davanın süresinde açıldığının kabulünün gerektiğini, davalı şirketin ihalelere katılmaktan yasaklı olmadığını, sadece başvuru sahibine ait teklif mektubunu vekaleten imzalayan şahıs hakkında kamu davası açıldığı için ihalelere katılmaktan yasaklı olduğunun görüldüğünü, ancak ihaleye katılması yasak olanların başka bir gerçek veya tüzel kişiyi vekil olarak temsil etmeleri durumunda; kendileri için yapılacak olan işlemlerin, bu kişilerin vekil olarak temsil ettiği şirketler hakkında da uygulanacağı hususunda 4734 Sayılı Kanun'da bir hükme yer verilmediğini, ihaleye katılması yasak olmayan bir sermaye şirketinin 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 17.maddesinde belirtilen yasak fiil ve davranışlarda bulunduğundan bahsedilmesinin mümkün olmadığını, davalı şirketin teminat mektubunun anılan Kanunun 11.maddesi uyarınca irat kaydedilmesi hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığını, İzmir 3. İdare Mahkemesi'nin kararının da bu yönde olduğunu, İzmir 1.İdare Mahkemesinin 2012/1701 Esas 2012/1992 Karar Sayılı kararı sonrası Kamu İhale Kurumunca verilmiş bir red kararı bulunmadığını, bu nedenle davanın süresinde açıldığının kabul edildiğini, İzmir 3. İdare Mahkemesi'nin bozma sonrası yargılamada davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar vermiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafından sözleşmeden kaynaklanan bir alacağın tazmininin dava edildiği imasında ve bu yönde bir irade beyanında bulunmakta ise de; kabul anlamın gelmemek kaydı ile herhangi gerekçeye dayanmayan bir fazla ödemenin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre talep edilebileceğini, davacı idarenin davalıya yönelik olarak alacak talebinde bulunmasının mümkün olmadığını, ilgili taleplerin tümüne karşı zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davaya konu alacak talebinin red kararına müteakip, iade edilen teminat bedelinin geri istenmesi mahiyetinde olduğunu, davacı idarenin ilgili alacaklarına karşılık böyle bir hukuki yola başvurmasında Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin görevli olmadığını, görevsizlik nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesinin istendiği görülmüştür. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda istinaf incelemesine konu karar ile; ".... tarafından yapılan 2017/517246 kayıt numaralı ihalede davalı şirketi ihaleden yasaklı olan....'nin temsil etmesi nedeniyle 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu uyarınca davalı şirketin bütün kamu kurum ve kuruluşlarının ihalelerine katılmaktan 1 yıl süreyle yasaklanmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı'nın 23.03.2011 tarih ve 27883 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan işlemin Ankara 8. İdare Mahkemesi'nin 11/01/2012 gün ve 2011/728 Esas 2012/17 Karar Sayılı kararı ile iptal edildiğinden bahisle davacı idare tarafından yapılan ihale dışı bırakılma, teminatı gelir kaydetme ve ihalelere katılmaktan yasaklanma işlemlerinin haksız ve hukuka aykırı olduğunun tespiti ile irat kaydedilen 250.000,00-TL banka teminat mektubunun irat kaydedildiği tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ödenmesi, yoksun kalınan 100.000,00-TL maddi zararın ve haksız uygulamalar nedeniyle oluşan 30.000,00-TL manevi zararın tazminine hükmedilmesi için İzmir 3.İdare Mahkemesinin 2012/877 E. Sayılı dosyası ile dava açıldığını, Mahkemece 2013/952 Karar Sayılı ilamı ile; irat kaydedilen 250.000,00 TL tutarındaki banka teminat mektubunun irat kaydedildiği tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte ve 10.000,00-TL de manevi tazminatın davalı şirkete ödenmesine karar verildiğini, davacı tarafça davanın süresinde açılmadığının ileri sürüldüğünü ancak söz konusu akaryakıt alım ihalesinde teklifin değerlendirme dışı bırakılarak geçici teminatın gelir kaydedilmesine ilişkin işleme karşı açılan davada İzmir 1. İdare Mahkemesinin 2012/1701 Esas 2012/1992 Karar Sayılı kararı sonrası Kamu İhale Kurumunca verilmiş bir karar bulunmadığını bu nedenle 26/04/2012 tarihinde açılan davanın süresinde açıldığının kabulü gerektiğini, davalı şirketin ihalelere katılmaktan yasaklı olmadığını, sadece başvuru sahibine ait teklif mektubunu vekaleten imzalayan şahıs hakkında kamu davası açıldığı için ihalelere katılmaktan yasaklı olduğunun görüldüğünü, ancak ihaleye katılması yasak olanların başka bir gerçek veya tüzel kişiyi vekil olarak temsil etmeleri durumunda; kendileri için yapılacak olan işlemlerin, bu kişilerin vekil olarak temsil ettiği şirketler hakkında da uygulanacağı hususunda 4734 sayılı Kanun'da bir hükme yer verilmediğini, ihaleye katılması yasak olmayan bir sermaye şirketinin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 17.maddesinde belirtilen yasak fiil ve davranışlarda bulunduğundan bahsedilmesinin mümkün olmadığını, davalı şirketin teminat mektubunun anılan Kanunun 11.maddesi uyarınca irat kaydedilmesi hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığını, İzmir 3. İdare Mahkemesi'nin kararının da bu yönde olduğunu, İzmir 1.İdare Mahkemesinin 2012/1701 Esas 2012/1992 Karar Sayılı kararı sonrası Kamu İhale Kurumunca verilmiş bir red kararı bulunmadığını, bu nedenle davanın süresinde açıldığının kabul edildiğini, İzmir 3. İdare Mahkemesi'nin bozma sonrası yargılamada davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar vermiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafından sözleşmeden kaynaklanan bir alacağın tazmininin dava edildiği imasında ve bu yönde bir irade beyanında bulunmakta ise de; kabul anlamın gelmemek kaydı ile herhangi gerekçeye dayanmayan bir fazla ödemenin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre talep edilebileceğini, davacı idarenin davalıya yönelik olarak alacak talebinde bulunmasının mümkün olmadığını, ilgili taleplerin tümüne karşı zamanaşımı definde bulunduklarını, davaya konu alacak talebinin red kararına müteakip, iade edilen teminat bedelinin geri istenmesi mahiyetinde olduğunu, davacı idarenin ilgili alacaklarına karşılık böyle bir hukuki yola başvurmasında Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin görevli olmadığını, görevsizlik nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesinin istendiği görülmüştür. '' gerekçesi ile; Davanın KABULÜNE, 343.672,00 TL alacağın, 11/03/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine," şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ... tarafından yapılan 2017/517246 kayıt numaralı ihalede müvekkili şirketi ihaleden yasaklı olan ....'nin temsil etmesi sebebi ile 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu uyarınca müvekkili şirketin bütün kamu kurum ve kuruluşlarının ihalelerine katılmaktan 1 yıl süre ile yasaklanmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı'nın 23.03.2011 tarih ve 27883 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan işlemin Ankara 8.İdare Mahkemesi'nin 11.01.2012 gün ve 2011/728 E. 2012/17 K. Sayılı kararı ile iptal edildiğinden bahisle davacı .... tarafından yapılan ihale dışı bırakılma, teminatı gelir kaydetme ve ihalelerden yasaklanma işlemlerinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu tespiti ile irat kaydedilen 250.000,00-TL banka teminat mektubunun irat kaydedildiği tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ödenmesi, yoksun kalınan 100.000,00-TL maddi zararın ve haksız uygulamalar nedeniyle oluşan 30.000,00-TL manevi zararın tazminine hükmedilmesi için İzmir 3.İdare Mahkemesinin 2012/877 sayılı dosyası ile dava ikame ettiğini, İzmir 2.İdare Mahkemesinin 13.06.2013 tarih 2012/952 K. Sayılı ilamı ile; irat kaydedilen 250.000,00-TL tutarındaki banka teminat mektubunun irat kaydedildiği tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte müvekkile ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin reddine, müvekkilin manevi tazminat isteminin kısmen kabulüyle 100.000,00-TL manevi tazminatın dava tarihinde itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte müvekkile verilmesine karar verildiğini, söz konusu mahkeme ilamının ... tarafından temyiz edildiğini, Danıştay 13.Dairesinin 2013/3292 E. 2019/2170 K. Sayılı ilamı ile " Davacının farklı hukuki sebeplerle dayan farklı mahkemelerin yetkisinde bulunan ve farklı idarelerin husumetiyle görülmesi gereken tazminat istemlerine ilişkin olarak ayrı ayrı dava açılması gerektiği halde aynı dilekçe ile açılan davada 2577 sayılı kanunun 5.maddesi uyarınca dilekçe ret kararı verilmesi gerekirken davanın esası hakkında karar verilmesi usule uygun değildir" gerekçesi ile bozulduğunu, müvekkili tarafından bozma kararına karşı karar düzeltme yoluna başvurulmuş işe de Danıştay 13.Dairesi'nin 2019/3915 E. 2020/1860 K. Sayılı ilamı ile başvurunun reddine karar verildiğini, müvekkili tarafından 27.08.2012 tarihli dilekçe ile İzmir 3.İdare Mahkemesinin 2012/877 E. 2013/952 K. Sayılı ilamında hüküm altına alınan alacakların İYUK 28.Maddesi doğrultusunda ödenmesinin talep edildiğini, 28.08.2013 tarih 3613 tarihli Genel Müdürlük onayı ile 16.09.2013 tarihinde 36.035,00-TL, 17.09.2013 tarihinde 307.637,00-TL müvekkiline ödendiğini, İzmir 3.İdare Mahkemesi 2020/965 E. 2020/1086 K. Sayılı ilamı ile bozma doğrultusunda dilekçesinin reddine ve 10.000,00-TL manevi tazminattan İçişleri Bakanlığının sorumlu olduğuna karar verdiğini, 25.10.2022 tarihinde davacı.... tarafından İzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesinde 2022/889 esas sayılı dosyası ile müvekkiline.... tarafından ödenen 343.672,00-TL'nin 11.03.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsili talebiyle dava açıldığını, yerel mahkemenin 2023/76 K. Sayılı kararı ile; ''..Dosyada yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davacı tarafından davalıya 17/09/2013 tarihinde banka aracılığı ile 307.637,00 TL ve 16/09/2013 tarihinde 36.035 TL ödemenin yapıldığı bedelin toplam 343.672,00 TL olduğu ve davacı tarafından bu bedelin davalıdan istendiği anlaşılmıştır. Yine davacı tarafça bu bedele kesinleşme tarihi olan 11/03/2022 tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmesinin istendiği, bu istemin bu hali ile kabulüne karar verilmesi gerektiği anlaşılmış, davanın kabulüne ilişkin aşağıdaki hüküm kurulmuştur...'' şeklinde hatalı hüküm kurularak davanın kabulüne karar verildiğini, davacı tarafça her ne kadar davanın süresinde açılmadığı ileri sürülmüş ve davacı tarafın işbu iddiaları hükme esas alınmış ise de; söz konusu akaryakıt alım ihalesinde teklifin değerlendirme dışı bırakılarak geçici teminatın gelir kaydedilmesine ilişkin işleme karşı açılan davada İzmir 1.İdare Mahkemesinin 2012/1701 E. 2012/1992 K. Sayılı kararı sonrası Kamu İhale Kurumunca verilmiş bir karar bulunmadığı göz önüne alındığında 26.04.2012 tarihinde açılan davanın süresinde açıldığının kabulünün gerektiğini, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun ''İhaleye Katılamayacak Olanlar'' başlığını taşıyan 11.maddesinin birinci fıkrasında, doğrudan veya dolaylı veya alt yüklenici olarak, kendileri veya başkaları adına hiçbir şekilde ihalelere katılamayacaklar sayılmış; (a) bendinde; Bu Kanun ve diğer kanunlardaki hükümler gereğince geçici veya sürekli olarak kamu ihalelerine katılmaktan yasaklanmış olanların ihalelere katılamayacakları belirtilmiş, son fıkrasında ise, bu yasaklara rağmen ihaleye katılan istekliler ihale dışı bırakılarak geçici teminatları gelir kaydedileceğinin hüküm altına alındığını, somut olayda müvekkili şirketin ihalelere katılmaktan yasaklı olmadığının açık olup, sadece başvuru sahibine ait teklif mektubunu vekaleten imzalayan şahıs hakkında kamu davası açıldığı için ihalelere katılmaktan yasaklı olduğunun görüldüğünü, ancak ihaleye katılması yasak olanların başka bir gerçek veya tüzel kişiyi vekil olarak temsil etmeleri durumunda; kendileri için yapılacak olan işlemlerin, bu kişilerin vekil olarak temsil ettiği şirketler hakkında da uygulanacağı hususunda 4734 sayılı Kanun'da bir hükme yer verilmediğini, ihaleye katılması yasak olmayan bir sermaye şirketinin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 17.maddesinde belirtilen yasak fiil ve davranışlarda bulunduğundan bahsedilmesinin mümkün olmadığından, müvekkili şirketin teminat mektubunun anılan Kanunun 11.maddesi uyarınca irat kaydedilmesi hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığını, keza İzmir 3.İdare Mahkemesi'nin kararının da bu yönde olduğunu, dosya kapsamında davalı müvekkilinin süreçte İzmir 1.İdare Mahkemesi'nin 2011/295 E. 2011/214 K. Sayılı ilamı ile davanın mercinin tevdiine ve dava dilekçesinin İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanlığına gönderilmesine karar verildiğini, Danıştay 13.Dairesinin 2011/2751 E. 2012/1015 K. Sayılı ilamı ile bozulup İzmir 1.İdare Mahkemesi'nin bozmaya uyarak kurmuş olduğu 2012/1701 E. 2012/1992 K. Sayılı ilamı ile davanın merciine tevdiine dava dilekçesinin Kamu İhale Kurumu'na gönderilmesine karar verildiğinin görüldüğünü, İzmir 3.İdare Mahkemesi'nin karar tarihi itibari ile buna ilişkin herhangi bir karar verilmemiş olduğunun görüldüğünü, buradan hareketle İzmir 1.İdare Mahkemesinin 2012/1701 E. 2012/1992 K. Sayılı kararı sonrası Kamu İhale Kurumunca verilmiş bir red kararı bulunmadığı bu nedenle davanın süresinde açıldığının kabul edildiğinin görüldüğünü, hal böyle iken İzmir 3.İdare Mahkemesi bozma sonrası yargılamada davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar vermiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, dava konusu alacak taleplerinin, esasen sebepsiz zenginleşmeden kaynaklandığını, Türk Borçlar Kanunu'nun 82. maddesi; Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar." hükmünü amir olduğunu, öte yandan, İzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/889 esaslı dosyasına konu edilen alacak talebinin, idare hukukunun konusu bulunan bir takım işlemler neticesinde kurulan bir dilekçe ile ret kararını müteakip, iade edilen teminat bedelinin geri ödenmesi mahiyetinde olup, idarenin Asliye Ticaret Mahkemesi önünde bir alacak davası ikamesinin mümkün olmadığını, bu nedenle söz konusu dosyanın Asliye Ticaret Mahkemesinde incelenmesinin görev yönünden hukuka aykırı olduğunu istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; 4734 Sayıl Kamu İhale Kanunu'nun 19. maddesine istinaden Açık Arttırma Usulü ile yapılan ihalede teklifinin idarece uygun görülerek onaylanmasından sonra şikayet üzerine yapılan araştırma sonucunda idarece yapılan ihale dışı bırakma ve akabinde yapılan ihalelere katılmaktan yasaklanma kararı nedeni ile gelir kaydedilmesine karar verilen teminatın, davalı tarafça İdare Mahkemesine açılan dava sonucu verilen karar nedeni ile davalıya iade edilmesine ilişkin dayanak kararın ortadan kalkmış olması nedeni ile davalıdan istirdadı istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; Davanın KABULÜNE, 343.672,00 TL alacağın, 11/03/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine," karar verilmiştir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2025/4180 Esas ve 2026/2038 karar sayılı kararının gerekçe kısmında belirtildiği üzere; "....Bilindiği üzere idare kamu hizmetlerini yerine getirmesi sırasında bir takım tasarruflarda bulunmak zorunda olup bunlardan biri de üçüncü kişilerle yapacağı “sözleşme”lerdir. İdarenin sözleşme için tarafını belirlerken izleyeceği yol ise “ihale” olup bu işlemin kuralları da kanunlarla düzenlenmiştir. Uygulamada halen yürürlükte olan 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun günümüzün değişen ve gelişen ihtiyaçlarına cevap veremediği, uygulamada ortaya çıkan aksaklıkları gidermede yetersiz kaldığı, bütün kamu kurumlarını kapsamadığı, Avrupa Birliği ve uluslararası ihale uygulamalarına paralellik göstermediği görüldüğünden, kamu ihaleleri ile ilgili geniş kapsamlı yeni bir kanun hazırlanmasına ihtiyaç duyulmuş bu amaçla 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu yürürlüğe girmiştir. Ancak Kamu İhale Kanunu'nda, uluslararası mevzuat gereği sadece sözleşmelerin imzalanmasına kadar olan ihale süreci ile ilgili hükümlere yer verilebildiğinden, yapılan ihaleler sonucunda düzenlenecek sözleşmeler ile ilgili hususlarda bir boşluğa neden olunmaması için, bu konu ile ilgili hükümlerin ayrı bir kanun ile düzenlenmesine ihtiyaç duyulmuş ve 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu çıkarılmıştır. İdarenin sözleşmeler öncesinde yaptığı tek taraflı ve hukuksal sonuç doğurmaya elverişli beyanı “idari işlem” niteliğindedir. Bu nedenledir ki idarenin kamu hizmeti ile ilgili olarak idari usul ve esaslara göre yaptığı ihalelerde sözleşme aşamasına kadar tesis ettiği işlemlerden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözüm yerinin idari yargı olduğu kökleşmiş yargı kararlarında kabul edilmiştir. (Emsal HGK 21.03.2001 T., 2001/19-257 E., 2001/285 K.)......" Yine Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2023/392 Esas ve 2023/1192 karar sayılı kararında ; "..... Kural olarak kamu ihalelerinde eser sözleşmesinin yapılması aşamasına kadar ortaya çıkan uyuşmazlıkların giderilmesinde görevli yargı yolu idari yargı, sözleşmenin imzalanmasından sonra, uygulanmasına ilişkin doğan uyuşmazlıkların çözüm yeri ise adli yargıdır. Yargı yolunun caiz olması 6100 sayılı HMK 'nın 114/1-b maddesi gereğince dava şartlarından olup, taraflarca ileri sürülmese dahi, mahkemece res'en nazara almak zorundadır. Somut olayda; taraflar arasındaki sözleşme imzalandıktan sonra ortaya çıkan uyuşmazlığın çözümünde adli yargı görevli olup, Bölge Adliye Mahkemesince işin esasının incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir iken, davanın usul yönünden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması uygun görülmüştür......" şeklindeki gerekçeye yer verilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sırasında ilgili ihale evraklarının getirtilmediği görülmüştür. Bu durumda; Mahkemece davacı idareden ihale evraklarının ilgili kısımları getirtilerek incelenmek ve tüm dosya kapsamı ile birlikte değerlendirilmek suretiyle yukarıda belirtildiği şekilde görev dava şartının res'en değerlendirilmesi gerekirken bu husus değerlendirilmeksizin yazılı olduğu şekilde esastan karar verilmiş olması nedeni ile HMK'nın 353/1-a-6, ve HMK nın 353/1-a-3 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava dosyasının kararı veren ilk derece mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin yukarıda belirtilen sebeplerle KABULÜNE, 2-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/02/2023 tarih, 2022/889 Esas ve 2023/76 Karar sayılı hükmünün 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6, ve HMK nın 353/1-a-3 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından, davalı yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-İstinaf yoluna başvuran taraftan alınan istinaf karar harcının istek halinde İADESİNE, 6-İstinaf yoluna başvuran taraftan alınan istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 7-İstinaf yargılama giderlerinin esas kararla birlikte ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. 22/09/2026