Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1436 E. 2026/1979 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1436
Karar No
2026/1979
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/1436 KARAR NO : 2026/1979

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 19/01/2023 NUMARASI : 2017/177 Esas 2023/34 Karar ASIL DAVA DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit BİRLEŞEN İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DOSYASI ESAS NO : 2017/428 Esas KARAR NO : 2017/1114 DAVA : Alacak BAM KARAR TARİHİ : 22/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 24/09/2026

Esas davada davalı- birleşen davada davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin temsilcisi ve tek ortağı ...'ın olduğunu, ...'ın oğlu ..., ... İlçesinde tamamen kendi mali gücü ile Akaryakıt/LPG satış istasyonu inşa ettiğini ve sonra davalı yan ile beş yıl süreli bayilik sözleşmesi ve protokol akdedildiğini, daha sonra ...'ın vefat ettiğini, iş bu vefat nedeniyle merhum ile davalı firma arasındaki ticari ilişki sona erdiğini, merhumun vefatı üzerine davalının, aileye yeni bir bayilik sözleşmesi imzalamak konusunda baskı uygulaması nedeniyle istasyonda işçi olarak çalışan .... adına.... Şti.'ni kurmak zorunda kaldığını, sonrasında da 04.11.2011 tarihinde başlayan bayilik sözleşmesi yasa gereği 04.11.2016 tarihinde sona erecek iken davalı, ailenin evlat acısı içinde olması nedeniyle ticari işletmeyle ilgilenemiyor olması halinden yararlanarak 22.01.2013 başlangıç tarihli ve 4 yıl süreli bayilik sözleşmesini imzalattığını, davacı bu sözleşmenin imzalanmasına onay vermediği gibi davalı tarafından da bugüne kadar yeni ve taraflar arasındaki dikey ilişkiyi 2020 yılına kadar uzatan bir sözleşme imzalandığından bahis edilmediğini, bu haliyle davacının dikey ilişkiyi 2020 yılına kadar devam ettirecek bir bayilik sözleşmesi imzalattırıldığını ve bu sözleşme gereği 2020 yılına kadar bayilik faaliyetine devam etmek zorunda olduğunu bildirdiğini, davalı firma ile davacı arasında 04.11.2011'de başlayan dikey ilişki 4054 sayılı yasanın 4. Maddesine istinaden Rekabet Kurumu tarafından yayınlanan 2002/2 Sayılı tebliğin 5. Maddesindeki açık emir gereği 04.11.2016'da sonlandırılması gerektiğini, ancak davalı firma davacının oğlunun vefatını fırsat bilerek 22.01.2013 tarih ile 4 yıl süreli yeni bir bayilik sözleşmesi imzalatarak, 04.11.2011'de başlayan dikey ilişki 22.01.2017'ye kadar uzattığını, şimdi de yasa ile tebliğe açıkça aykırı olarak davacının iktisadi faaliyet özgürlüğünü 2020 yılına kadar kısıtlamak için baskı uygulamakta olduğunu, neticeten; 2017/5 Değişik İş sayılı dosyadaki ihtiyati tedbir kararının devam etmesine, davacının, dava tarihi itibariyle davalıya karşı doğmuş, davalı tarafından ifası talep edilebilir olmuş bir borcunun bulunmadığının tespit edilmesine,... Bankası A.Ş. tarafından düzenlenmiş olan 05.04.2013/33 01 00 00 481 sayılı teminat mektubunun, davacıya iade edilmesine ve iptal edilmesine, yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının iddiaları hukuki dayanaktan yoksun ve haksız olduğunu, davacının dikey ilişki olarak tanımladığı bayilik sözleşmesinin herhangi bir sebeple sona ermesinden sonra taraflar arasında tekrar bir bayilik sözleşmesi imzalanmasının dikey ilişkisinin kesintisiz devam ettiği sonucunu doğurmayacağını, dağıtım firmaları bayileri ile bayilik sözleşmesinin süresinin sona ermesinden sonra genellikle tekrar sözleşme imzalamak suretiyle ya da mevcut bayilik sözleşmesi devam eden yeni bir bayilik sözleşmesi imzalamak suretiyle ticari ilişkiye devam etmekte olduklarını, yıllık 750.000 litre akaryakıt alım taahhüdü, davalı şirket tarafından yerine getirilmediğinden, 25.03.2013 tarihli protokol hükümlerini ve 22.01.2013 tarihli bayilik sözleşmesine aykırı davranıldığından 25.02.2013 tarihli protokolün 5. Maddesinin (f) bendi, 9. maddesi ve 22.01.2013 tarihli akaryakıt bayilik sözleşmesinin 22. Maddesinin (a) bendi gereğince, müvekkil şirketin alacaklarının bulunduğunu, davacının davası hukuki dayanaktan yoksun ve kötü niyetli olup reddine karar verilmesi..." talep edilmiştir. Birleşen davada, davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirketin ...Caddesi No:... Aliağa İzmir adresinde Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu nezdinde Dağ/1990-3/ 25673 lisans numarası ile akaryakıt bayileri ile imzalanmış olduğu sözleşmeler vasıtasıyla akaryakıt dağıtım şirketi olarak faaliyet gösterdiğini, müvekkil şirketi ile ... arasında da 14.06.2011 tarihli ve 5 yıl süreli akaryakıt bayilik sözleşmesinin imzalandığını, 07.04.2011 tarihli protokolün ...'nun taahhüdü başlıklı 4. maddesinde müvekkil şirketin 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi süresince bayi ...'ın yıllık 750 metreküp akaryakıt alması kaydıyla 105.000 TL tutarında hibe motorin vereceğini taahhüt ettiğini, nitekim sözleşmenin imzalanması ile birlikte dilekçe ekinde sunulan .... Bankasının 07.04.2011 tarihli dekontundan da görüleceği üzere 105.000 TL'nin aynı gün ...'ın hesabına gönderildiğini, söz konusu protokolün cezai şart başlıklı 9. maddesinde bayiilik süresi boyunca protokoldeki ve taraflarca imzalanan diğer sözleşmelerdeki taahhütlerin bayi tarafından yerine getirilmemesi halinde 100.000 USD cezai şart ve KDV bedeli ile yapılan tüm yatırım, hibe ve kredilerin toplamının gecikme faizi ile birlikte bayi tarafından iade edileceği, bayi tarafından kabul ve taahhüt edildiğini, ...'ın yıllık 750 metreküp akaryakıt alımı taahhüdünü yerine getirmediğini, 2011 yılı içinde 750.000 litre akaryakıt alımı yapması gerekirken 106.524 litre, 2012 yılı içinde 750.000 litre ürün alımı yapması gerekirken 120.675 litre ürün alımı yapıldığını, davalı şirket ile 22.01.2013 tarihinde 4 yıl süreli akaryakıt bayilik sözleşmesi imzalandığını, imzalanan akaryakıt bayilik sözleşmesine ek olarak 25.02.2013 tarihinde protokol imzalandığını, 07.04.2011 tarihinde ödenen 105.000 TL akaryakıt hibe bedelinin fazlaya ilikşin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000 TL kar mahrumiyeti, 5.000 TL cezai şart, olmak üzere toplam 115.000 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada, davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; davacının tazminat taleplerini dayandırdığı 31.12.2014 tarihli 30.12.2019 gününe kadar süreli bayilik sözleşmesi, taraflar arasında 31.12.2014 tarihinde başlayıp beş yıl sürecek olan dikey ilişkiyi yeniden kurmaya yeterli olmadığını, 31.12.2014 tarihli olduğu iddia edilen bayilik sözleşmesinin davalı açısından 04.11.2011 tarihinde başlayan rekabet yasağını 30.12.2019 tarihine kadar uzatmaya yeterli olmadığını, 4054 sayılı yasanın 4. maddesi ile 56'ya aykırı olan 31.12.2014 tarihli bu bayilik sözleşmesinin kendiliğinden geçersiz olduğunu, bu nedenlerle davacının 4054 sayılı yasanın emirlerine açıkça aykırı taleplerinin ön inceleme aşamasında reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda İstinaf incelemesine konu karar ile: "...Asıl davada talep akaryakıt bayilik sözleşmesinden dolayı menfi tespit istemi, sözleşme kapsamında verilen teminat mektubunun hükümsüzlüğü ve iadesi, birleşen dava yönünden ise akaryakıt bayilik sözleşmesinin feshi nedeniyle bayiye ödenen hibe bedelinin iadesi, sözleşmenin feshi nedeniyle yoksun kalınan kar mahrumiyetinin tahsili, sözleşmenin feshi nedeniyle cezai şart alacağı talebi noktalarında toplanmaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı akaryakıt dağıtım şirketi ile dava dışı ... arasında imzalanan 14.06.2011 tarihli ve 5 yıl süreli akaryakıt bayilik sözleşmesinin, ...'ın sözleşmenin yürürlük süresinde vefatı üzerine davalı şirketin sözleşmeyi devam ettirmesi yönünde anlaşılması üzerine 22.01.2013 tarihinde 4 yıllık yeni bir sözleşme imzalandığı, 25.02.2013 tarihli ek protokol ile de sözleşme şartlarında bir kısım değişiklikler yapıldığı görülmüştür. Davacı tarafça asıl davada ve birleşen davada Rekabet Kurumu'nun 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği ile bayilik sözleşmesi gibi dikey anlaşmaların süresini 5 yıl ile sınırlandırıldığını, 5 yıllık sözleşme süresinin sonunda sözleşmenin kendiliğinden hükümsüz ve geçersiz hale geldiğini, geçersiz sözleşme nedeniyle bayilik verenin cezai şart, kar mahrumiyeti ve hibe bedeli iadesinin istenemeyeceğini, bu alacak kalemleri yönünden asıl davada borçlu bulunmadığını ileri sürerek menfi tespit ve teminat mektubunun iadesini, birleşen davada ise davanın reddini savunmuştur. Davalı, birleşen dosya davacısı dağıtım şirketi vekili ise bayinin sözleşme şartlarına uygun davranmadığını, Rekabet Kurumu kararlarının davacı tarafça yanlış yorumlandığını, sözleşmenin geçerliliğini koruduğunu ileri sürerek asıl davanın reddini, birleşen davada ise hibe bedelinin iadesini, kar mahrumiyeti zararı ve cezai şart tazminatı taleplerinin kabulünü talep etmiştir. Taraflar arasında çözümlenmesi gereken öncelikli uyuşmazlık taraflar arasında imzalanan sözleşmenin davacının feshi tarihinde geçerli olup olmadığı hususundadır. Rekabet Kurumu'nun 2002/2 Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği ile, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 5.maddesi kapsamında, 4.maddesinde gösterilen haksız rekabet hükümlerinin uygulanmayacağı hal ve şartlar düzenlenmiştir. 2002/2 sayılı Tebliğ’in 3. maddesinde rekabet etmeme yükümlülüğü, “alıcının anlaşma konusu mal veya hizmetlerle rekabet eden mal veya hizmetleri üretmesini, satın almasını, satmasını ya da yeniden satmasını engelleyen doğrudan veya dolaylı her türlü yükümlülük” olarak tanımlanmıştır. 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun 8. maddesi uyarınca akaryakıt bayilerinin kendi dağıtım şirketleri dışındaki dağıtım şirketlerinden ürün tedariki yasaklanmış olduğundan, akaryakıt bayilik sözleşmeleri özünde, 2002/2 sayılı Tebliğ’in 3. maddesi çerçevesinde rekabet etmeme yükümlülüğü içeren, diğer bir deyişle münhasır nitelikte sözleşmelerdir. Petrol dağıtım şirketi ile bayi arasında imzalanan bayilik sözleşmelerinde de 5015 sayılı Kanun’dan gelen bu özellik ayrıca hükme bağlanmıştır. 5015 sayılı Kanun’un 8. maddesinde bayilik sözleşmelerinin süresine ilişkin bir kayıt bulunmamakta olup, 2002/2 sayılı Tebliğ’in 5 (a) maddesinde yer alan, “alıcıya getirilen belirsiz süreli veya süresi beş yılı aşan rekabet etmeme yükümlülüğü içeren dikey anlaşmaların Tebliğ ile tanınan muafiyetten yararlanamayacağı” hükmü, akaryakıt sektörü bakımından da uygulanmaktadır. Öte yandan, akaryakıt sektörüne yönelik rekabet yasağı değerlendirmelerinde bayilik sözleşmeleri ve intifa veya aynı etkiyi doğuran şahsi-ayni haklar birlikte değerlendirilmektedir. (Bkz: Rekabet Kurulu'nun11-54/1395-503 Karar sayılı 27/11/2011 tarihli kararı) 2002/2 Sayılı Tebliğ'in 5(a) maddesi ile belirlenen 5 yılı aşan rekabet etmeme yükümlülüğünü içeren dikey anlaşmaların rekabet yasağına ilişkin muafiyetten yararlanamayacağı ve sözleşmenin geçersiz hale geleceği açıktır. Her ne kadar tarafların sözleşmenin bitiminden itibaren yeniden karşılıklı irade beyanı ile yeni bir sözleşme imzalaması mümkün ise de sözleşmenin zımnen uzayacağına dair kayıtlar geçerli olmadığı gibi, sözleşmenin devamı süresinde bayilik sözleşmesinin süresinin uzatılmasına yönelik imzalanan ek protokol ile de rekabet yasağı muafiyeti süresinin uzatılamayacağı değerlendirilmiştir. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin görüşü de bu yöndedir; "Somut olaya gelince, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi 07/06/2004 tarihli ve süresi 1 yıldır. Daha sonra 10/12/2004 tarihli zeyilname ile sözleşme süresi bitmeden 10/12/2004 tarihinden itibaren sözleşme 5 yıl süre ile uzatılmıştır. Yukarıda bahsedilen hükümler birlikte dikkate alındığında taraflar arasındaki ilk sözleşme tarihi 07.06.2004 olup beş yıllık süre 07/06/2009 tarihinde sona ermektedir. Davalı şirket tarafından sözkonusu sözleşme 03/07/2009 tarihli ihtarname ile feshedilmiştir. Sözleşme beş yıllık süreden sonra feshedilmiş olduğundan sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğinin kabulü ile buna göre değerlendirme yapılması gerekirken mahkemece yanılgılı gerekçe ile karar verilmesi doğru görülmediğinden davalı şirketin temyiz isteminin kabulü ile kararın davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. "(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/3094 Esas 2021/6902 Karar sayılı 07.12.2021 tarihli ilamı) Somut uyuşmazlıkta davacı bayi ile davalı-birleşen dosya davacısı akaryakıt dağıtım şirketi arasındaki dikey muafiyetten yararlanan ilk bayilik sözleşmesi 14.06.2011 tarihinde imzalanmış olup, sonraki tarihli imzalanan sözleşmelerin bu sözleşmenin devamı niteliğinde olduğu her iki tarafın da kabulündedir. Bu haliyle 14.06.2016 tarihi itibariyle 5 yıllık muafiyet süresinin sona ereceği ve bu tarihten sonra yapılan feshin süresinden önce yapılmış sayılamayacağı ve haksız feshe bağlı olarak talep edilebilecek hak ve tazminatların davalı-birleşen dosya davacısı dağıtım şirketi tarafından talep edilemeyeceği değerlendirilmiştir. Asıl dava ve birleşen dava yönünden, sözleşme ile davacı yararına sağlanan 105.000,00-TL hibe bedelinin davalı-birleşen dosya davacısına iadesinin gerekip gerekmediği hususunda yapılan değerlendirmede, davacının sözleşmeyi süresinden önce feshetmediği, 14.06.2016 tarihini aşan sözleşme sürelerinin kendiliğinden geçersiz hale geldiği, bu haliyle hibe bedelinin iadesinin talep edilemeyeceği değerlendirildiğinden asıl dava yönünden davanın kabulü ile davacının 105.000,00-TL borçlu olmadığının tespitine, teminat mektubunun iadesine karar verilmiş, birleşen dava yönünden ise hibe bedeli iadesine yönelik talebin reddine karar verilmiştir. Birleşen davada birleşen dosya davacısı tarafından akaryakıt asgari alım taahhüt miktarlarına uyulmaması nedeniyle mahrum kalınan kar nedeniyle 62.500,00-TL tazminat talebinde bulunulmuştur. "Zira, davacının yıllık ürün alım taahhüdüne uymaması nedeniyle davalılardan cezai şart talep etmesinde kural olarak bir usulsüzlük bulunmamakta ise de bu cezai şartın talep edebilmesi için cezai şartın oluştuğu yıldan sonraki yıllarda ürün verirken ihtiraz-i kayıt koyarak bu hakkını saklı tutması gerekir. Davacı taraf taahhütnamedeki asgari alım taahhüdünü yerine getirmeyen davalı şirkete karşı takip eden yıllar bakımından her yıla ilişkin edimin yerine getirilmesi için ihtar çekildiğini veya müteakip teslimleri ihtiraz-i kayıt koyarak yaptığını ispat etmesi gerekir." (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2019/(19)11-775 Esas 2022/962 Karar sayılı 21.06.2022 Tarihli ilamı) Dosya kapsamında sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinde, birleşen dosya davalısı bayi tarafından sözleşme ile taahhüt edilen tutarlarda akaryakıt alımı yapmadığı görülmüş ise de, birleşen dosya davacısı akaryakıt dağıtım şirketi tarafından, eksik alım yapılan yıllardan sonraki yıllarda bayiye akaryakıt teslimatı yapılırken önceki döneme ilişkin ihtiraz-i kayıt koyularak teslim yapıldığına dair bir delil sunulmadığı dikkate alındığında, Hukuk Genel Kurulu kararında da vurgulandığı üzere eksik kalınan kısım için kar mahrumiyetinin ancak ihtiraz-i kayıtla mal teslimine devam edilmesi halinde istenebileceği, somut uyuşmazlıkta bu yönde bir delil bulunmadığı dikkate alınarak eksik alımlar nedeniyle kar mahrumiyeti zararından dolayı tazminat talep edilemeyeceği değerlendirilmiştir. Birleşen dosya yönünden birleşen dosya davacısı akaryakıt dağıtım şirketinin bir diğer talebi cezai şarta ilişkin olup dava dilekçesinde belirsiz alacak davası olarak talep edilen miktar 31.10.2022 tarihli değer artırım dilekçesi ile fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 155.000,00-TL'ye yükseltilmiştir. Her ne kadar taraflar arasında imzalanan 25.02.2013 tarihli protokol başlıklı sözleşmede 100.000,00-USD cezai şart düzenlemesi yapıldığı görülmüş ise de, yukarıda da açıklandığı üzere taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesi bir rekabet yasağı muafiyeti içerdiğinden 5 yılı aşan süreler yönünden geçersiz olup birleşen dosya davalısı bayi tarafından 5 yıllık süre sonunda sözleşmenin feshedilmiş olduğu, sözleşmeye göre cezai şart ve hibe bedelinin protokolün 9. maddesinde gösterilen şartların gerçekleşmesi halinde talep edilebileceği, ancak bu şartlardan herhangi birinin gerçekleşmediği ve sözleşmenin 5 yıllık geçerlilik süresinden sonra feshedilmiş olduğu dikkate alındığında sözleşmenin feshi nedeniyle cezai şart talebinde bulunulamayacağı değerlendirilmiştir.'' gerekçesi ile; 2017/177 Esas sayılı asıl dava yönünden; DAVANIN KABULÜ ile davacının davalıya dava konusu akaryakıt bayilik sözleşmesi nedeniyle 105.000,00-TL borçlu olmadığının tespitine, dava konusu .... Bankası A.Ş. tarafından düzenlenen 05.04.2013 tarihli 33 01 00 00 481 sayılı teminat mektubu yönünden davacının davalıya borçlu olmadığının ve hükümsüzlüğünün tespitine, birleşen 2017/428 esas sayılı dava dosyası yönünden; davanın tüm talepler yönünden ayrı ayrı REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davalı - birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki sözleşmenin Rekabet Kurumu kararlarına göre sona erdiğini ve böylece bayilik sözleşmesinden ve eklerinden kaynaklı bir borcun olmadığını, dolayısıyla dava konusu teminat mektubundan kaynaklı borçlu olmadığının tespitini talep ettiğini, müvekkili şirket ile ilk olarak ....Mah. ...Caddesi (... ada ... parsel) ... Yozgat adresinde faaliyet gösteren dava dışı ... arasında 14.06.2011 tarihli ve 5 yıl süreli akaryakıt bayilik sözleşmesi imzaladığını, müvekkil şirket ile ... arasında 07.04.2011 tarihinde akaryakıt bayilik sözleşmesinin ayrılmaz eki ve parçası olarak protokol imzalandığını, akaryakıt sektöründe uygulanmakta olan ve artık sektör teamülü halinde gelen akaryakıt bayilik sözleşmelerinin ayrılmaz eki ve parçası niteliğiyle ana sözleşmenin uygulamama koşullarını düzenleyen protokollerde satış koşulları, tarafların bayilik sözleşmesinde düzenlemedikleri taahhütler ve sair benzer yükümlülükler düzenlendiğini, 07.04.2011 tarihli protokolün, “...’nun TAAHHÜDÜ” başlıklı 4. maddesinde müvekkil şirket, 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi süresince bayi ...’ın yıllık 750 metreküp akaryakıt alması kaydıyla 105.000 TL tutarında hibe motorin vereceğini, sözleşmenin imzalanması ile birlikte dosya içerisinde mevcut olan .... Bankası’nın 07.04.2011 tarihli dekontundan da görüleceği üzere 105.000 TL aynı gün ...’ın hesabına gönderildiğini, bedelin ödendiğini ve taraflar arasında ihtilafsız bir husus olduğunu, ... ile akaryakıt bayilik ilişkisi devam ederken ...’ın vefat etmesi üzerine davacı/birleşen dava davalısı şirket ile akaryakıt bayilik sözleşmesinin devamı konusunda mutabakat sağlandığını, .... ünvanlı şirket ile 22.01.2013 tarihinde 4 yıl süreli akaryakıt bayilik sözleşmesi imzalandığını, 22.01.2013 tarihli akaryakıt bayilik sözleşmesine ek olarak 25.02.2013 tarihinde protokol imzaladığını, taraflar arasında imzalanan 25.02.2013 tarihli protokolün “KAPSAM” başlıklı 1. maddesinde söz konusu protokolün 07.04.2011 tarihinde ... ile imzalanan protokolün devamı bir protokol olduğu kararlaştırıldığını, 07.04.2011 tarihli protokolden kaynaklanan tüm yükümlülüklerin ve yasal sorumlulukların ... isimli şirkete geçtiği konusunda mutabakat sağlandığını, ... vefat ettiği tarihe kadar, protokolün 5. maddesinin (a) bendinde yer alan yıllık 750 metreküp alım taahhüdünü yerine getirmediğini, ... 2011 yılı içinde 750.000 litre akaryakıt alımı yapması gerekirken 106.524 litre, 2012 yılı içinde 750.000 litre ürün alımı yapması gerekirken 120.675 litre ürün alımı yaptığını, davalı şirketi, 2013 yılı içerisinde 750.000 litre ürün alması gerekirken 90.293 litre, 2014 yılında 243.645 litre, 2015 yılı içerisinde 242.379 litre, 2016 yılında ise 318.896 litre ürün alımı yaparak dört yıllık sürede sadece 895.213 litre ürün alımı yaptığını, davalı şirketin eksik alım yaptığını dolayısıyla 25.02.2013 tarihli sözleşmeyi ihlal ettiği açıkça ortada olduğunu, protokolün,” CEZAİ ŞART” başlıklı 9. maddesinde, bayilik süresi boyunca protokoldeki ve taraflarca imzalanacak diğer sözleşmelerdeki taahhütlerin bayi tarafından yerine getirilmemesi halinde 100.000 USD cezai şart ve KDV bedeli ile yapılan tüm yatırım, hibe ve kredilerin toplamının gecikme faizi ile birlikte bayi tarafından iade edileceği, bayi tarafından her türlü itirazından vazgeçmek suretiyle kabul ve taahhüt edilmiştir hükmü yer aldığını, dosyaya sunulan bilirkişi raporlarının tamamında .... isimli şirketin sözleşmeyi ihlal ettiğini, yükümlülüklerinin yerine getirmediği tespit edilmiş ve müvekkil şirketten tahsil ettiği 105.000 TL tutarındaki hibe bedelinin sözleşme kapsamında iade edilmesi gerektiğini, .... isimli şirketin açmış olduğu menfi tespit davası hukuki dayanaktan yoksun hale gelmiş olup davanın reddine karar verilmesi gerekirken, bilirkişi raporlarında yer alan tespitlerin göz ardı edildiğini, asıl davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkil şirket tarafından açılan davada ise, sözleşmenin ihlali sebebiyle sözleşmeden kaynaklı cezai şart ve kar mahrumiyeti talebi bulunduğunu, dosyaya sunulan bilirkişi raporlarında müvekkil şirketin cezai şart ve kar mahrumiyeti istemesi için gerekli şartların oluştuğu ve bu konudaki taleplerinin talebinin haklı olduğu alanında uzman bilirkişilerce tespit edildiğini, deliller, bilgi ve belgeler ile alanında uzman bilirkişilerin hazırladığı raporlar asıl davanın haksızlığını, birleşen davanın ise haklılığını ortaya koymakta iken aksi yönde verilen karar, açıkça hukuka aykırılık teşkil ettiğini, istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Asıl dava açısından dava; taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi gereğince ve yine iş bu sözleşme kapsamında davacı tarafça davalıya verilen 105.000,00 TL bedelli teminat mektubundan dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine yönelik menfi tespit davasıdır. Birleşen dava açısından dava ise; taraflar arasındaki sözleşme gereğince davalı tarafça davacıya verilen 105.000,00 TL hibe bedelinin iadesi ve davacı tarafın sözleşme ile kararlaştırılan miktardan daha az ürün alımı yapmak suretiyle sözleşmeye aykırı davrandığı iddiası ile fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 5000,00 TL cezai şart ve 5000,00 TL kar mahrumiyeti olmak üzere şimdilik 115.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesi istemine ilişkindir. Birleşen dava davacı vekili tarafından sunulan 31.10.2022 tarihli değer arttırım dilekçesi ile 105.000,00 TL hibe motorin bedeli, 62.500,00 TL kar mahrumiyeti ve fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 155.000,00 TL cezai şartın dava tarihinden itibaren davalıdan ticari faizi ile birlikte tahsili istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; Asıl dava yönünden; davanın kabulü ile davacının davalıya dava konusu akaryakıt bayilik sözleşmesi nedeniyle 105.000,00-TL borçlu olmadığının tespitine, dava konusu ... Bankası A.Ş. tarafından düzenlenen 05.04.2013 tarihli 33 01 00 00 481 sayılı teminat mektubu yönünden davacının davalıya borçlu olmadığının ve hükümsüzlüğünün tespitine, Birleşen İzmir 4. ATM'nin 2017/428 Esas sayılı dava dosyası yönünden; Davanın tüm talepler yönünden ayrı ayrı reddine" şeklinde karar verilmiştir. İş bu karar esas davada davalı- birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı şirket ile dava dışı ... arasında, taraflar arasında akdedilecek Akaryakıt Bayilik veya İşletmecilik Sözleşmesi, Ariyet sözleşmesi ile taraflar arasında akdedilecek diğer sözleşmelerin eki ve ayrılmaz parçası olarak imzalandığı belirtilen 5 yıl süreli 07.04.2011 tarihli Protokol, yine aynı taraflar arasında 14.06.2011 tarihli 5 yıl süreli Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi ve yine davacı şirket ile davalı şirket arasında imzalandığı belirtilen 22.01.2013 tarih ve 4 yıl süreli olarak Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi ve iş bu sözleşmeye ek olarak 25.02.2013 tarihinde imzalandığı belirtilen Protokol'ün birer sureti taraflarca delil olarak dosyaya sunulmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda;Asıl davada talep akaryakıt bayilik sözleşmesinden dolayı menfi tespit istemi, sözleşme kapsamında verilen teminat mektubunun hükümsüzlüğü ve iadesi istemine ilişkin olduğu, davalı akaryakıt dağıtım şirketi ile dava dışı ... arasında 14.06.2011 tarihli ve 5 yıl süreli akaryakıt bayilik sözleşmesi imzalandığı, ...'ın sözleşmenin yürürlük süresinde vefatı üzerine davalı şirketin sözleşmeyi devam ettirmesi yönünde anlaşılması üzerine 22.01.2013 tarihinde 4 yıllık yeni bir sözleşme imzalandığı, 25.02.2013 tarihli ek protokol ile de sözleşme şartlarında bir kısım değişiklikler yapıldığı, davacı tarafça asıl davada ve birleşen davada Rekabet Kurumu'nun 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği ile bayilik sözleşmesi gibi dikey anlaşmaların süresini 5 yıl ile sınırlandırıldığını, 5 yıllık sözleşme süresinin sonunda sözleşmenin kendiliğinden hükümsüz ve geçersiz hale geldiğini, geçersiz sözleşme nedeniyle bayilik verenin cezai şart, kar mahrumiyeti ve hibe bedeli iadesinin istenemeyeceğini, bu alacak kalemleri yönünden asıl davada borçlu bulunmadığını ileri sürerek menfi tespit ve teminat mektubunun iadesini, birleşen davada ise davanın reddini savunduğu, davalı, birleşen dosya davacısı dağıtım şirketi vekilinin ise bayinin sözleşme şartlarına uygun davranmadığını, Rekabet Kurumu kararlarının davacı tarafça yanlış yorumlandığını, sözleşmenin geçerliliğini koruduğunu ileri sürerek asıl davanın reddini, birleşen davada ise hibe bedelinin iadesini, kar mahrumiyeti zararı ve cezai şart tazminatı taleplerinin kabulünü talep ettiği, taraflar arasında çözümlenmesi gereken öncelikli uyuşmazlık taraflar arasında imzalanan sözleşmenin davacının feshi tarihinde geçerli olup olmadığı, Rekabet Kurumu'nun 2002/2 Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği ile, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 5.maddesi kapsamında, 4.maddesinde gösterilen haksız rekabet hükümlerinin uygulanmayacağı hal ve şartlar düzenlendiği, 2002/2 sayılı Tebliğ’in 3. maddesinde rekabet etmeme yükümlülüğü, “alıcının anlaşma konusu mal veya hizmetlerle rekabet eden mal veya hizmetleri üretmesini, satın almasını, satmasını ya da yeniden satmasını engelleyen doğrudan veya dolaylı her türlü yükümlülük” olarak tanımlandığı, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun 8. maddesi uyarınca akaryakıt bayilerinin kendi dağıtım şirketleri dışındaki dağıtım şirketlerinden ürün tedariki yasaklanmış olduğundan, akaryakıt bayilik sözleşmeleri özünde, 2002/2 sayılı Tebliğ’in 3. maddesi çerçevesinde rekabet etmeme yükümlülüğü içeren, diğer bir deyişle münhasır nitelikte sözleşmeler olduğu, petrol dağıtım şirketi ile bayi arasında imzalanan bayilik sözleşmelerinde de 5015 sayılı Kanun’dan gelen bu özellik ayrıca hükme bağlandığı, 5015 sayılı Kanun’un 8. maddesinde bayilik sözleşmelerinin süresine ilişkin bir kayıt bulunmamakta olup, 2002/2 sayılı Tebliğ’in 5 (a) maddesinde yer alan, “alıcıya getirilen belirsiz süreli veya süresi beş yılı aşan rekabet etmeme yükümlülüğü içeren dikey anlaşmaların Tebliğ ile tanınan muafiyetten yararlanamayacağı” hükmü, akaryakıt sektörü bakımından da uygulanmakta olduğu, öte yandan, akaryakıt sektörüne yönelik rekabet yasağı değerlendirmelerinde bayilik sözleşmeleri ve intifa veya aynı etkiyi doğuran şahsi-ayni haklar birlikte değerlendirilmekte olduğu, 2002/2 Sayılı Tebliğ'in 5(a) maddesi ile belirlenen 5 yılı aşan rekabet etmeme yükümlülüğünü içeren dikey anlaşmaların rekabet yasağına ilişkin muafiyetten yararlanamayacağı ve sözleşmenin geçersiz hale geleceğinin açık olduğu, her ne kadar tarafların sözleşmenin bitiminden itibaren yeniden karşılıklı irade beyanı ile yeni bir sözleşme imzalaması mümkün ise de sözleşmenin zımnen uzayacağına dair kayıtlar geçerli olmadığı gibi, sözleşmenin devamı süresinde bayilik sözleşmesinin süresinin uzatılmasına yönelik imzalanan ek protokol ile de rekabet yasağı muafiyeti süresinin uzatılamayacağı, somut uyuşmazlıkta davacı bayi ile davalı-birleşen dosya davacısı akaryakıt dağıtım şirketi arasındaki dikey muafiyetten yararlanan ilk bayilik sözleşmesi 14.06.2011 tarihinde imzalanmış olup, sonraki tarihli imzalanan sözleşmelerin bu sözleşmenin devamı niteliğinde olduğu her iki tarafın da kabulünde olduğu, bu haliyle 14.06.2016 tarihi itibariyle 5 yıllık muafiyet süresinin sona ereceği ve bu tarihten sonra yapılan feshin süresinden önce yapılmış sayılamayacağı ve haksız feshe bağlı olarak talep edilebilecek hak ve tazminatların davalı-birleşen dosya davacısı dağıtım şirketi tarafından talep edilemeyeceği, asıl dava ve birleşen dava yönünden, sözleşme ile davacı yararına sağlanan 105.000,00-TL hibe bedelinin davalı-birleşen dosya davacısına iadesinin gerekip gerekmediği hususunda yapılan değerlendirmede, davacının sözleşmeyi süresinden önce feshetmediği, 14.06.2016 tarihini aşan sözleşme sürelerinin kendiliğinden geçersiz hale geldiği, bu haliyle hibe bedelinin iadesinin talep edilemeyeceği değerlendirildiğinden asıl dava yönünden davanın kabulü ile davacının 105.000,00-TL borçlu olmadığının tespitine, teminat mektubunun iadesine karar verilmiş, birleşen dava yönünden ise hibe bedeli iadesine yönelik talebin reddine karar verilmiştir. Yine mahkemece yapılan yargılama sonucunda birleşen davada; dosya davacısı tarafından akaryakıt asgari alım taahhüt miktarlarına uyulmaması nedeniyle mahrum kalınan kar nedeniyle 62.500,00-TL tazminat talebinde bulunulduğu, dosya kapsamında sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinde, birleşen dosya davalısı bayi tarafından sözleşme ile taahhüt edilen tutarlarda akaryakıt alımı yapmadığı görülmüş ise de, birleşen dosya davacısı akaryakıt dağıtım şirketi tarafından, eksik alım yapılan yıllardan sonraki yıllarda bayiye akaryakıt teslimatı yapılırken önceki döneme ilişkin ihtiraz-i kayıt koyularak teslim yapıldığına dair bir delil sunulmadığı dikkate alındığında, Hukuk Genel Kurulu kararında da vurgulandığı üzere eksik kalınan kısım için kar mahrumiyetinin ancak ihtiraz-i kayıtla mal teslimine devam edilmesi halinde istenebileceği, somut uyuşmazlıkta bu yönde bir delil bulunmadığı dikkate alınarak eksik alımlar nedeniyle kar mahrumiyeti zararından dolayı tazminat talep edilemeyeceği sonucuna varıldığı, yine birleşen dosyada, davacı akaryakıt dağıtım şirketinin bir diğer talebinin cezai şarta ilişkin olup dava dilekçesinde belirsiz alacak davası olarak talep edilen miktar 31.10.2022 tarihli değer artırım dilekçesi ile fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 155.000,00-TL'ye yükseltildiği, her ne kadar taraflar arasında imzalanan 25.02.2013 tarihli protokol başlıklı sözleşmede 100.000,00-USD cezai şart düzenlemesi yapıldığı görülmüş ise de, taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesi bir rekabet yasağı muafiyeti içerdiğinden 5 yılı aşan süreler yönünden geçersiz olup birleşen dosya davalısı bayi tarafından 5 yıllık süre sonunda sözleşmenin feshedilmiş olduğu, sözleşmeye göre cezai şart ve hibe bedelinin protokolün 9. maddesinde gösterilen şartların gerçekleşmesi halinde talep edilebileceği, ancak bu şartlardan herhangi birinin gerçekleşmediği ve sözleşmenin 5 yıllık geçerlilik süresinden sonra feshedilmiş olduğu dikkate alındığında sözleşmenin feshi nedeniyle cezai şart talebinde bulunulamayacağı gerekçesi ile esas ve birleşen dava yönünden yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olmakla; Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına göre, esas davada davalı ve birleşen davada da davacı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin olarak aşağıdaki şekilde karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 19/01/2023 tarih, 2017/177 Esas ve 2023/34 Karar sayılı kararına karşı asıl davada davalı ve birleşen davada davacının, asıl ve birleşen dava yönünden istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu sırasında; a)Asıl dava yönünden alınması gereken 7.172,55 TL harçtan peşin olarak alınan 1.793,13 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.379,42 TL harcın asıl dava davalısından alınarak hazineye gelir kaydına, b)Birleşen dava yönünden alınması gereken 732,00 TL harcın birleşen dava davacısından alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Asıl davada davalı ve birleşen dava davacısı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın re'sen taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 22/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1436, K. 2026/1979, T. 22.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1436-e-2026-1979-k-936b1dfe855a