Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/972 E. 2026/1123 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/972
- Karar No
- 2026/1123
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2022/972
KARAR NO: 2026/1123
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: (KAPATILAN) BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 02/11/2021
NUMARASI : 2020/354 Esas - 2021/997 Karar
DAVA: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ: 16/09/2026
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin davacıya araç servis hizmetinden kaynaklı olarak 21.287,67 TL borcu bulunduğunu, taraflar arasında cari hesaptan kaynaklı alacağın ödenmemesi başlatılan Bakırköy 2. İcra Dairesi'nin ... E. sayılı takip dosyasına davalı tarafça haksız itiraz edildiğini beyanla, itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının karşı tarafa hiçbir nam ve hesap adı altında borcu bulunmadığını, müvekili şirket ile davacı yan arasında asla bir ticari ilişki bulunmadığını, davacı yan tarafından davalıya verilmiş bir hizmet bulunmadığını, cari hesap ilişkisi ve cari hesap mutabakatı da bulunmadığını, davacı yanın haksız ve hukuka aykırı tüm iddialarına karşı en geniş manada zamanaşımı defi ve hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını savunarak davanın reddini ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava itirazın iptali davası olup, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan normal bir eda davası olduğu, davacının, fatura alacağından kaynaklı davalı aleyhine başlattığı icra takibine davalının itirazı sonucunda işbu davayı açtığı, Mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesinde tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmesine karşın davalının ticari defterlerini ibraz etmemesi üzerine sadece davacı şirket ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapıldığı, davacı şirketin ticari defterlerinin sahibi lehine delil niteliği taşıdığı; davacının takip tarihi itibariyle ticari defterlerine göre 21.287,67 TL alacaklı olduğu, mahkememizce davalının BA formları ilgili vergi dairesinden celp edildiği, söz konusu formların incelenmesinde davalı tarafından beyan sınırının üzerinde olan bir kısım takip konusu faturaların 2018 ve 2019 yıllarına ait BA formlarında ilgili vergi dairesine bildirildiğinin görüldüğü, davacı tarafından sunulan servis ve bakım hizmetinin yaklaşık 2 yıl kadar sürmesi, bu süreçte davalı tarafından kısmi ödemelerin yapılması, beyan sınırı üzerinde olan faturaların vergi dairesine bildirilmiş olması; servis formlarında imzanın bulunması, verilen usulüne uygun kesin süreye rağmen davalının ticari defter ve belgelerini ibrazdan kaçınması, davalının isticvabı için davalı tarafından mahkememize bildirilen ve ...'daki kayıtlı adresine çıkartılan tebligatların bila dönmesi sebepleri bir arada değerlendirildiğinde takibe konu faturalardaki hizmetin davalı tarafından alındığının kabulü ile tüm faturalar bakımından davanın kabulüne, takip tarihinden itibaren asıl alacağa davacının talebi aşılmamak üzere 3095 sayılı Kanunun 2/2. maddesi uyarıca değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle devamına; alacağın likit olması nedeni ile davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne; şartları oluşmayan davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle ''AÇILAN DAVANIN KABULÜ ile davalının Bakırköy 2. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazın 21.287,67 TL asıl alacak yönünden İPTALİ ile takip tarihinden itibaren asıl alacağa davacının talebi aşılmamak üzere 3095 sayılı Kanunun 2/2. maddesi uyarıca değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle TAKİBİN DEVAMINA, Alacağın likit olması nedeni ile davacının icra inkar tazminatı talebinin KABULÜ ile 4.257,53 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Şartları oluşmayan davalının kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE'' dair karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili tarafından süresinde sunulan istinaf dilekçesinde; zamanaşımı definin ve hak düşürücü süre itirazlarının da incelenmemiş olmasının usul ve yasaya aykırı bir durum olduğunu, taraflar arasında bir cari hesap ilişkisinin bulunmadığını, TTK'nın 89/2. maddesi uyarınca cari hesap sözleşmesinin yazılı şekilde olmadıkça geçerli olmadığını, davacı tarafından davalıya karşı verilmiş bir hizmet bulunmadığını, davacı tarafça bu hususun aksinin asla ispat edilemediğini, davalı şirkete ait BA-BS kayıtlarının davacı tarafın davalı şirkete bir hizmet verdiği anlamına asla gelmediğini, itirazın iptali davaları icra takibine sıkı sıkıya bağlı olması nedeniyle uyuşmazlığın icra takibinde iddia edilen cari hesap iddiaları doğrultusunda çözümlenmesi gerekirken icra dosyasında iddia edilmeyen haksız faturalar üzerinden uyuşmazlığın çözümlenmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraflar arasında cari hesap ilişkisi ve cari hesap mutabakatı da olmadığından faturaların incelenmesinin de takip hukukuna ilişkin olan itirazın iptali davasının konusu olamayacağını, davacı yanca tanzim edilen faturalara da zaten taraflarınca itiraz edildiğini, alacak likit olmayıp yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatına karar verilmiş olmasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE
Dava, araç tamir ve bakım sözleşmesi kaynaklı cari hesap ekstresine konu fatura alacakları nedeniyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı davalı şirkete ait araç servis ve bakımı nedeniyle alacaklı olduğunu iddia etmiş, davalı ise taraflar arasında ticari ilişki olmadığı ve borçlarının bulunmadığını savunmuş olup İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Davaya konu Bakırköy 2. İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası incelendiğinde; takip alacaklısının ... A.Ş., borçlunun ise... A.Ş. olduğu, 21.287,67 TL asıl alacak üzerinden 28.11.2019 tarihinde başlatılan icra takibinde "Asıl Alacak 21.287,67 TL" borcun sebebine dayanıldığı, ödeme emrinin takip borçlusuna 23.12.2019 tarihinde tebliğ edildiği, 25.12.2019 tarihinde borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin takip alacaklısı vekiline tebliğ edilmemesi dikkate alındığında 18.06.2020 tarihinde açılan iş bu itirazın iptali davasının 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 67 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı tespit edilmiştir. Davalı vekili tarafından cevap dilekçesi ile birlikte zamanaşımı defi ileri sürülüp aynı şekilde istinaf sebebi yapılmış ise de eser sözleşmesi şeklindeki araç tamirinden doğan takip konusu alacağın 2019 yılı cari hesap ekstresinden kaynaklandığı, ekstre konusu faturaların 02.04.2019 - 10.09.2019 tarihleri arası dönemi kapsadığı, takip ve dava tarihi itibariyle TBK'nun 147/1-5. maddesi gereğince 5 yıllık sürenin dolmadığı kanaatine varılmakla zamanaşımı defi yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilinin taraflar arasında cari hesap sözleşmesi bulunmadığına yönelik istinaf sebebi yönünden yapılan incelemede; TTK'nın 89. maddesinde, iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme, cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmış ve bu sözleşmenin yazılı şekilde yapılması geçerlilik şartı olarak düzenlenmiştir. Açık hesap ilişkisi ise; önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen, taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde, taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK’nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamaz.
Somut olayda; taraflar arasında araç tamir sözleşmesinden kaynaklı ticari ilişki bulunmaktadır. Ancak, taraflar arasında yazılı şekilde düzenlenmiş bir cari hesap sözleşmesi ilişkisi bulunmamaktadır. Eser sözleşmesinin geçerliliği ise herhangi bir şekil şartına tabi değildir. Taraflar arasındaki ticari ilişkinin cari hesap sözleşmesi şeklinde işlemediği, açık hesap ilişkisi şeklinde işlediği ve bu hesap ilişkisinde tarafların tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli bir hesap dönemine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıkları kabul edilmelidir. Bir olgunun anlatılması taraflara ait olup, bu olgunun hukuki nitelendirmesi hakime ait olduğundan taraflar arasındaki açık hesap ilişkisinden kaynaklı bir alacağın tahsili amacıyla takip başlatıldığı, davalının itirazı sonucu takibin durduğu, dava ve itirazın süresinde olduğu anlaşılmış, davalının bu yöne ilişkin istinaf başvuru nedenlerinin yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
Davalı vekilinin hizmet verilmediğine yönelik istinaf sebebi yönünden yapılan incelemede; mali müşavir bilirkişi tarafından sunulmaması nedeniyle davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarının incelemediği, davacının cari hesap ekstresine konu ettiği araç tamir bakımına yönelik 24 adet faturaya ilişkin servis iş kabul formlarını ibraz ettiği, altında davalı şirket çalışanına atfen atılı ait imzaların bulunduğu respit edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince HMK'nın 222/3. maddesi uyarınca yapılan ihtara rağmen davalı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi ve davalı tarafından itiraz edilmeyen servis iş kabul formları ve faturalara itiraz edildiğine dair herhangi bir kayıt bulunmaması itibariyle davacı tarafın sözleşme konusu işi ifa edildiğine dair ispat yükünü yerine getirdiği kanaatine varılmakla aksi yöndeki istinaf sebebine itibar edilmemiştir.
Davalı vekilinin icra inkar tazminatına yönelik istinaf sebebi yönünden; İİK'nın 67/2. maddesinde "...borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." düzenlemesi yer almaktadır. İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Dava konusu işin miktarı konusunda ayrıca bilirkişi raporu alınmaması ve faturalara konu bedellerin davalı tarafından biliniyor olması karşısında likit bir alacak olduğundan, mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinde yanlışlık olmadığından davalı vekilinin bu konudaki istinaf sebebine de itibar edilmemiştir.
Açıklanan sebeplerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanunun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M :Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere,
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf başvurma harcının Hazine'ye irat kaydına,
3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından davalı tarafından yatırılan 363,54 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,46 TL'nin ilk derece mahkemesince davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,
5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine,
6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 16/09/2026