Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1436 E. 2026/1669 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1436
Karar No
2026/1669
Karar Tarihi

T.C.

KAYSERİ

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

6. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/1436

KARAR NO: 2026/1669

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 13/04/2026

NUMARASI: 2023/718 E. - 2026/343 K.

DAVANIN KONUSU: Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/09/2026

KARAR YAZIM TARİHİ: 16/09/2026

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin ... İli ... İlçesi ... Mahallesi ... Bulvarı No:... adresinde mukim tapunun ... İli ... İlçesi ... Mahallesi ... Ada ... parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde kurulu işyerinde faaliyet gösterdiğini, davalı sigorta şirketi ile dava dilekçesi ekinde sunulan sigorta poliçesi üzerinde anlaştıklarını, davalı şirketçe müvekkili şirkete ait işyerinin ... numaralı, ... başlangıç tarihli poliçe ile sigortalandığını, müvekkiline ait işyerinin sigortalı iken ... tarihinde meydana gelen depremde hasarlandığını ve olaydan hemen sonra davalı şirkete ihbarda bulunulduğunu, ihbar üzerine inceleme yapmak üzere işyerine davalı sigorta şirketince görevlendirilerek gönderilen eksperin hazırladığı rapor neticesinde hasarın yaklaşık 1/10'luk tutarının ödendiğini, davalı şirket ile yapılan arabuluculuk görüşmeleri esnasında eksper raporunda ki hataların davalı şirket yetkililerince de anlaşılması ve raporun gerçeği yansıtmadığının ortaya konulabilmesi amacıyla Kayseri 3.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2023/46 Değişik İş sayılı dosyasıyla işyerinde yapılan tespitte; sigortalı yapının bir kısmının 3A yapı sınıfında, büyük kısmının 2C yapı sınıfında olduğunun belirlendiğini, toplam yapı değerinin 41.179,240,00 TL olduğunun tespit edildiğini, sigorta bedelinin yaklaşık %80'ine tekabül eden bu yapı değeri nazara alındığında sigorta şirketince hasar ödemesinde uygulanan eksik sigorta tenzilinin usul ve yasaya aykırı olduğunu davalı şirket eksperince sigortalı yapının değerinin 128 Milyon olduğu rapor edilmişse de, müvekkili şirketçe alınan tekliflerde binanın yeniden yapımının 70 milyon Türklirası civarında gerçekleşeceğinin anlaşıldığını, bununla birlikte müvekkili şirket yetkililerinin ortağı olduğu başkaca firmalarda yapılan mutabakat raporlarında, müvekkili şirkete ait işyerinden daha nitelikli ve özel yapıların metrekare birim fiyatının çok daha aşağıda tespit edildiğini, yani eksper raporundaki yapı grubu tespiti ve metrekare birim fiyatlarının gerçeği yansıtmadığının anlaşıldığını belirterek fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000,00 TL nin ihbar tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline,tespit dosyası masraflarının yargılama gideri olarak kabulü ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirkete ait işyerinin ... nolu Ticari Sınai İşletme Sigorta Poliçesi ile müvekkili şirketçe sigorta teminatı altına alındığını, ancak poliçenin olması her hasar bedelinin doğrudan ödeneceği anlamına gelmediğini, meydana gelen hasarın poliçe genel ve özel şartları çerçevesinde teminat altında olması gerektiğini, davacı şirketin işyerinin ... tarihinde ... 'de meydana gelen depremde hasarlandığından bahisle hasar ihbarında bulunulduğunu, bunun üzerine müvekkili şirket nezdinde hasar dosyası oluşturularak deprem nedeniyle hasara maruz kalan işyerinde ekspertiz incelemesi yaptırıldığını, yaptırılan ekspertiz incelemesinde toplam brüt hasar miktarının 4.117.086,00-TL olduğunun tespit edildiğini, ancak poliçe incelendiğinde Poliçede %20 koasürans ve %2 tenzili muafiyet olduğunun görüldüğünü sigorta poliçesinde %30 enflasyon klozu olduğu görüldüğünü, poliçede sigorta bedeli olarak 50.000.000,00 TL gösterildiğini, hasar tarihindeki enflasyonlu bedelin ise 53.220.500,00-TL'sı olduğunun tespit edildiğini, yapılan değerlendirmede ise işyerinin eskime payı düşüldükten sonra olması gereken değerinin 113.560.000,00 TL olduğu tespit edildiğini, davacının kısmi dava açmakta hukuki menfaati olmadığını, yaptırılan ekspertiz incelemesinde hasar bedeli belirlendiğini, alacağın belirlenebilir olması halinde davanın kısmi alacak davası olarak açılmasının mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkeme kararında; "...Somut olayda, ... tarihinde meydana gelen deprem hadisesi neticesinde davacı tarafça aynı gün davalı sigorta şirketine ihbarda bulunulduğu dosya kapsamındaki hasar dosyasından anlaşılmaktadır. Bu bildirim tarihi (... ) esas alındığında, TTK'nın 1427/2. maddesi uyarınca ihbar tarihine 45 günlük yasal sürenin ilave edilmesiyle davalı sigorta şirketinin temerrüt tarihinin 24/04/2023 olması gerekmektedir. Ancak davacı taraf ıslah faiz başlangıcı olarak 14/05/2023 tarihini talep etmiştir. Davacının talebi dikkate alınarak bu tarih esas alınmıştır. İşin niteliği talep uyarınca ticari avans faizi uygulanmıştır. Davacının davasının kısmen kabulü ile 1.892.389,30 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, alacağa 14/05/2023 tarihinden itibaren ticari avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gereken 129.269,11-TL nispi karar ve ilam harcından dava açılırken davacıdan peşin olarak alınan 853,88 -TL peşin ve 38.790,17 TL ıslah harcın mahsubu ile bakiye 89.625,06-TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,..." şeklinde karar verilmiştir.Bu karara karşı taraflarca yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.

İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekilince sunulan istinaf başvuru ve istinafa cevap dilekçesinde özetle; Kararda her ne kadar hasarlanmanın karakteristik deprem çatlağı niteliği taşıdığının bilimsel verilerle saptandığı belirtilmişse de bu saptamanın kesin olmadığını, buna istinaden de kararda gerekçe olarak "sigortacı, bildiği ve primini tahsil ettiği rizikoyu o anki fiziki durumuyla bir bütün olarak kabul etmiş sayıldığından, sonradan bu kaçak yapı kısımlarının deprem etkisini artırıp artırmadığına yönelik ek bir performans analizi yapılmasına gerek görülmemiş" denilmesinin de gerçeği kesinlikle yansıtmadığını, sigorta ettirenin sigorta yaptırırken kendisi ve sigorta konusu ile ilgili gerçeğe uygun beyan vermek zorunda olduğunu, zira sigorta ettirenin beyanına itibar edildiğini ve sigorta ettirenin beyanına göre sigorta yapıldığını, davacının poliçe düzenlenirken işyerine ait gerçeğe aykırı beyanda bulunmuş olup bu hususun eldeki dava ile öğrenildiğini, mahkeme heyeti ile 2 kere keşfe gidilmiş olup her ne kadar metrekare alan hesabı bakımından itirazları bulunsa da işyerinin 2 katlı olduğunun açıkça görüldüğünü, buna rağmen yapı ruhsatında çelik konstrüksiyon olarak inşa edilen bina tek katlı ve toplam kapalı alan 13.974 m2 olarak gözüktüğünü, sigorta ettirenin bildirdiği alanın ise kapalı alan olarak 30.000m2 olduğunu, bu hususun davacının poliçe esnasında gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu ve yapı kullanma izin belgesine aykırı olarak kaçak yapı yaptığını açıkça ortaya koyduğunu, dolayısıyla davacının gerçeğe aykırı beyanda bulunmasının sorumluluğunu müvekkilinin üstlenmesinden söz edilmesinin kabul edilemeyeceğini, davacının beyanına göre oluşturulan poliçe haricindeki durumdan ve yapının kaçak kısmından müvekkilinin bilgisi olduğu değerlendirmesinin kabul edilemeyeceğini, sigorta ettirenin müvekkili şirkete sigorta konusu ile ilgili bildirmediği hususlarda kendisinin sorumlu olduğunu, bu anlamda da yapının kaçak kısmı dava konusunun daha fazla hasarlanmasına sebebiyet verdiği takdirde bu sorumluluğun müvekkiline yüklenemeyeceğini, kaldı ki alınan 24.11.2025 tarihli raporda zemin iyileştirme raporuna rastlanılmadığı, zemin sınıfının ZF olduğu, bu sınıfa ait zeminlerin sahaya özel araştırma ve değerlendirme gerektiren zeminler olduğu, yeraltı su seviyesinin yüzeye oldukça yakın olduğu ve en yüksek risk grubundaki zeminleri ifade ettiği, bu nedenle de zeminlerde oluşabilecek oturma ve deformasyon risklerine karşı jet grout, kontrollü dolgu vb. Uygun iyileştirme yöntemlerinin uygulanması gerektiği, tabanda gözlemlenen çatlakların oturma, zemin taşıma kapasitesinin lokal düzeyde azaldığı veya heterojen oturma potansiyelinin bulunduğu, bu tür zeminlerde deprem sırasında bu bölgeler ek yer değiştirmeye, konsolidasyon ve deformasyon mekanizmalarına daha duyarlı olduğunun belirtildiğini, mahkemece, hasara ne oranda davacının ruhsata aykırı büyütme yapmasının ne oranda depremin etkisi olduğunun ayrıntılı olarak ortaya konulmasının, bu hususta denetime elverişli rapor alması gerekmekte iken yazılı şekilde karar verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, yapının alanına ilişkin itirazlarının ve ihtilafın giderilmediğini, raporda kullanılan hesaplama yöntemine yönelik itirazlarının giderilmediğini, alan hesabındaki hata ve hesaplamada piyasa rayiç değerinin dikkate alınmaması sebebiyle eksik sigorta değerinin de hatalı hesaplandığını, raporda, hasarın artmasına esas sebep olan unsurun iyileştirme yapılmadan kaçak yapı yapılmış olması olduğu belirtilmişken alelade bir gerekçe ile ek performans analizi yapılmasına gerek görülmediğinin belirtilmesinin davacının sorumluluğunun müvekkiline yüklenmesi olduğunu, mahkemece esas yapılması gerekenin iş hasara ve hasarın artmasına esas sebep olan unsurların ve ne oranda etkisi olduğunun saptanması iken mahkeme gerekçe oluşturmaya çalıştığını, alan hesabında fahiş hatalar olmasına rağmen bu hataların giderilmeden karar verildiğini, mahkemece verilen kararın açıkça çelişkili, gerekli dayanaktan yoksun, hukuka ve hakkaniyete aykırı bir karar olduğunu, bu sebeple kararın kaldırılması gerektiğini ileri sürerek Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13.04.2026 tarih ve 2023/718 Esas, 2026/343 Karar sayılı kararının istinafen kaldırılmasına ve davanın reddi ile karşı tarafın istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekilince sunulan istinaf başvuru ve istinafa cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin ... ili ... ilçesi ... Mahallesi ... Bulvarı No:... adresinde mukim, tapunun ... ili ... ilçesi ... Mahallesi ... ada ... parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde kurulu işyerinde faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirketle davalı sigorta şirketi arasında ... tarihinde dosyada mübrez sigorta poliçesinin mevcut olup, poliçe süresi içerisinde ... tarihinde meydana gelen depremle söz konusu işyerinin hasarlandığını, hasar üzerine müvekkili şirketin davalı sigorta şirketine derhal bildirimde bulunduğunu, bildirim üzerine eksperce usule, yasaya ve fiili duruma aykırı,tamamen maddi menfaatler gözetilerek hazırlanan rapor neticesinde gerçek hasarın 1/10’una karşılık gelen tutarın ödendiğini, bu sebeple taraflarınca işbu davanın ikame edildiğini, taraflarınca davalı sigorta şirketiyle arabuluculuk görüşmeleri devam ederken şirketin talebi üzerine Kayseri 4.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2023/46 değişik İş sayılı dosyasıyla taşınmazın yapı sınıfı ve hasar tarihinde ki yeniden yapım maliyetinin tespit ettirildiğini, iş bu dosya ile yapılan incelemede sigortalı binanın hangar kısmının 2C sınıfı,idari bina kısmının 3A sınıfında yapı olduğunun belirlendiğini, istinafa konu kararı tesis eden Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesince taşınmazda yapılan 02.04.2024 tarihli keşif sonrasında bilirkişi heyetince düzenlenen 21.11.2024 tarihli raporda sigortalı binanın hangar kısmının 2C sınıfı,idari bina kısmının 3A sınıfında yapı olduğunun belirlendiğini, 21.11.2024 tarihli rapora karşı ileri sürülen itirazlar neticesinde mahkemece görevlendirilen ikinci bilirkişi heyetine yerinde inceleme yetkisi verilmiş,yapılan inceleme neticesinde dosyaya sunulan 07.04.2025 tarihli raporda hangar kısmında 230 m2 1A sınıfında yapı,960 m2 1B sınıfında yapı,16.586 m2 2C sınıfında yapı ile idari bina kısmında 1480 m2 3A sınıfında yapı bulunduğunun tespit edildiğini, bahsi geçen üç raporda da tespit edilen yapı sınıflarının ... tarihinde geçerli yapı yaklaşık birim maliyetleri ile binanın yeniden yapım maliyetinin hesaplandığını, tespit dosyasında alınan raporda bilirkişi sehven yapının inşaat ruhsatıyle hesaplamalar yapmış olsa da neticeten binaların yapı sınıfları ve yapı yaklaşık birim maliyetleri doğru olarak tespit edildiğini, alınan bu üç raporda da tespit edilen yapılar için yapı yaklaşık maliyet tablosu ile hesaplama yapıldığını ve mahkemece alınan ilk iki raporda yaklaşık değerlerin tespit edildiğini, taraflarınca, duruşmada yapılacak başka bir işlem bulunmuyorsa davayı ıslah etmek üzere süre istenmiş mahkemece ıslah için süre verildiğini ve dava değerinin 07.04.2025 tarihli bilirkişi raporuna göre ıslah edildiğini, slahtan sonra dosya heyete tevdi edildiğini ve taraflarınca karar verilmesi beklenirken mahkemece yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi konusunda karar verildiğini, bu aşamaya kadar onbinlerce Türklirası harcama yapıldığını, 2 yıl süren davada karar aşamasına gelindiğinde mahkemece yeni bir inceleme yapıldığını, ancak mahkemenin ne ara kararında ne de gerekçeli kararında bu son incelemeye neden ihtiyaç duyulduğunun açıklanmadığını, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi şeklinde genel geçer bir ifade ile yetinildiğini, mahkemece alınan ilk iki rapor arasında büyük bir çelişki olmamakla birlikte ,tamamen maddi kaygılarla oluşan eksper raporu ile mahkemece alınan bilirkişi raporları arasında ki çelişkinin giderilmesi mahkemenin işi de olmadığını, kaldı ki Eksper raporu ile bilirkişi raporları arasında neden çelişki bulunduğunun da tüm dosya kapsamından anlaşılmakla ,sigorta eksperinin maddi kaygılarla hangar kısmını 4A sınıfı entegre sanayi tesisi ,idari bina kısmını da 4B sınıfı bina kabul ettiğini, ayrıca (işyeri yetkililerinin verdiği bilgiye göre) sigortalı binada herhangi bir ölçüm yapmadığın, idari binayı 3 katlı zannederek Google haritalar uygulamasından 2300 m2 ,hangar kısmının tamamını 2 katlı zannederek Google haritalar uygulamasından 19.200,00 m2 ölçmüştür.Sigorta eksperinin bu uygulamaları mahkemeye defaatle anlatılmış olmasına rağmen bu denli özensiz ,dikkatsiz ve kötü niyetle hazırlanmış bir rapora mahkemece kıymet verilerek bağımsız bilirkişilerce hazırlanan raporlarla arasında çelişki bulunduğu zannıyla yeniden keşif yapılmasının dahi usul ve yasaya aykırı olduğunu, ancak gelinen noktada mahkemece yaptırılan en son keşifte yapının alanının mahkemece alınan bilirkişi raporlarıyla uyumlu şekilde tespit edildiğini, ancak ,metrekare birim maliyetleri hesabında hataya düşüldüğünü, taraflarınca yaptırılan tespitin masraflarının hüküm altına alınmamış olmasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu, aksi kanaat oluşması durumunda, duruşmada mahkemece yapılacak başka bir iş olmadığı belirlendikten sonra ıslah edilen değerden daha düşük bir bedele hükmedilmesi neticesinde davalı taraf lehine takdir edilen vekalet ücretinin de haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu, davayı ikame etmek ve talepleri ileri sürmenin her ne kadar davacı tarafın yükümlülüğündeyse de ,yargılamayı en az masrafla bitirmek de mahkemenin işi olup,harcanan tüm masrafın ve yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılması gerekirken aksine kurulan kararda da hukuki isabet bulunmadığını ileri sürerek davalının istinaf sebeplerinin reddine, yerel mahkemenin kararının ortadan kaldırılarak davanın tam kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava Ticari Sınai İşletme sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.Davalı ıslah ile artırılan kısım yönünden zaman aşımı def'inde bulunmuş olup Yargıtay HGK nun 2021/(22)9-485 Esas 2021/971 Karar sayılı ilamında belirtilen hususlar gözönüne alındığında davacının davasını kısmi dava olarak açtığı anlaşılmaktadır.Bilindiği üzere; Sigorta tazminatlarının ödenmesinde zamanaşımı 6102 sayılı TTK'nın 1420-(1) maddesinde "Sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482 nci madde hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler her halde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar." 1427. Maddesi ise ''... (2) Sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her hâlde 1446 ncı maddeye göre yapılacak ihbardan kırkbeş gün sonra muaccel olur. Can sigortaları için bu süre onbeş gündür. Sigortacıya yüklenemeyen bir kusurdan dolayı inceleme gecikmiş ise süre işlemez. ... (4) Borç muaccel olunca, sigortacı ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşer.'' hükmünü düzenlemiştir. şeklinde düzenlenmiştir.Davacı 25.07.2023 tarihli dava dilekçesinde ...tarihinde gerçekleşen deprem sonrası hemen ihbarda bulunduğunu beyan etmiş olup sigorta şirketi eksperi tarafından ihbar tarihinin 10.03.2023 olarak belirtilerek 14.04.2023 tarihli hasar dosyası hazırlandığı görülmüştür. Davacının beyanı ve eksper dosyasındaki ihbar tarihi doğrultusunda davacının 10.03.2023 tarihinde hasarın ihbar ettiği buna göre belirlenen davacı alacağının 45 gün sonrasına tekabül eden 24.04.2023 tarihinde muaccel olacağı, davacı vekilince 11.04.2025 tarihinde ıslah dilekçesi sunulduğu, alacağın muaccel olduğu tarih ıslah dilekçesinin tarihi dikkate alındığında davalı tarafın zaman aşamı def'i yerinde görülmemiştir. Davacı davalı tarafından eksik sigorta uygulanarak hesaplama yapıldığını, yine poliçede yer alan enflasyon korumasının işletilmediğini bundan dolayı hasarının karşılanmadığını belirtmiştir.Taraflar arasında geçerli ... poliçe numaralı poliçe incelendiğinde; ... mahallesi no: ... daire merkez ... ... adresinde bulunan Çelik betonarme karkas konfeksiyon atölyeleri için 50.000.000 TL deprem bina teminat, 21.500.000 TL deprem muhteviyat tutarlı teminat tutarının %30 enflasyona endeksli belirlendiği, poliçede %20 koasürens ve %2 tenzili muafiyet belirlendiği, binanın 3. Risk gurubu olarak poliçede binanın metre karesinin 30.000 Metre kare olarak belirtildiği görülmüştür.Poliçenin "Yangın sigortası deprem ve yanardağ püskürmesi teminatı müşterek sigorta ve muafiyet klozu başlıklı 3/A maddesi incelendiğinde; Deprem ve yanardağ püskürmesi sigortası %100 sigorta bedeli üzerinden poliçede belirtilen koasurans oranının sigortalı üzerinde kalması ve meydana gelecek hasarlarda sigortalının bu oranla hasara iştirak etmesi kaydıyla sigortalı ile müşterek sigorta şeklinde yapılmıştır.

Sigortalı sigorta bedelinden kendi üzerinden tutmayı kabul ve taahhüt ettiği kısmı tekrar sigorta ettiremez. Sigortalı meydana gelecek hasarlarda önceden mutabık kalınan ve aşağıda belirlenen oranla hasara iştirak eder. Deprem ve yanardağ püskürmesi teminatı ile ilgili her bir hasarda aynı sigortalıya ait ve aynı riziko adresindeki sigorta teminatının bina (bina sabit tesisat ve dekarasyon) ve muhteviyatı (emtia makine teçhizat demirbaş ve diğer tesisat) veya birden fazla bina veya muhteviyatı kapsaması halinde bilumum a-)bina sabit tesisat ve dekorasyon

b-) emtia

c- )makine teçhizat demirbaş ve diğer tesisat gruplarının her birinin toplam sigorta bedelleri (sigortacının sorumlu olduğu kısım) üzerinde ayrıca aşağıdaki belirtilen oranda bulunacak bir tenzili muafiyet bu grupların her biri için ayrı ayrı uygulanır. Sigortacı hasarın bu muafiyet miktarını aşan kısmından sorumludur. Muafiyet uygulaması açısından her bir 72 saatlik dönem bir hasar sayılır. Deprem koasurans %20; deprem tenzili muafiyet %2 not; üçüncü şahıs malları emtia çevre düzenlemesi bina teminatı altında değerlendirilecektir.*işletmede çevre düzenlemesi verilmesi kaydıyla geçerlidir. "şeklinde düzenlendiği görülmüştür.Eksik sigortayı düzenleyen TTK'nın 1462. maddesi "Sigorta bedeli, sigorta değerinden az olduğu takdirde, sigorta edilmiş menfaatin bir kısmının zarara uğraması hâlinde sigortacı, aksine sözleşme yoksa, sigorta bedelinin sigorta değerine olan oranına göre tazminat öder." hükmüne havidir. Bu hüküm uyarınca sigorta bedelinin sigorta değerinin oranına göre hesaplanarak tazminat ödeneceği açıktır.

Mahkemece aldırılan 20.01.2026 tarihli raporda; Poliçenin hasar tarihindeki enflasyonunu bedelinin 53.220,500 TL, rizikonun gerçekleştiği tarih itibariyle binanın toplam yeniden yapım maliyetinin 78.565.000 TL olarak belirlendiği buna göre davacının davalı sigorta şirketinden hasara ilişkin olarak 1.882.849,58 TL hasar tazminatı talep edebileceğinin belirtildiği görülmüştür.İstinafa konu incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, özellikle hasar gören bina üzerinde 05.09.2025 tarihinde yapılan keşif sonucu hazırlanan 24.11.2025 tarihli kök ve 20.01.2026 tarihli ek rapordaki tespitler, ek rapordaki hesaplama şekli taraflar arasında geçerli sigorta poliçe hükümleri, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere tarafların açık istinaf nedenlerine göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince istinaf dilekçelerinde ileri sürülen yukarıda yazılı nedenler yerinde görülmemiştir.

Açıklamalar ışığında; davacı ve davalının istinaf taleplerinin HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereği ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 13/04/2026 tarih ve 2023/718 E - 2026/343 K sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla tarafların istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,

2-Alınması gerekli olan 732,00 TL istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davacı tarafça peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

3-Alınması gerekli olan 129.269,11 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından istinaf eden davalı tarafından peşin yatırılmış 32.317,28 TL harcın mahsubu ile bakiye eksik kalan 96.951,83TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıdan alınarak Hazineye Gelir kaydına,

4- İstinaf başvurusunda bulunan taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendileri üzerinde bırakılmasına,

5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 361/1 uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.16/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1436, K. 2026/1669, T. 16.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1436-e-2026-1669-k-45322d355666