Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/919 E. 2026/1229 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/919
Karar No
2026/1229
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

45. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO: 2022/919

KARAR NO: 2026/1229

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2019/502

KARAR NO : 2021/925

DAVA TARİHİ: 26/07/2019

KARAR TARİHİ: 21/12/2021

DAVA: İtirazın İptali

KARAR TARİHİ: 30/09/2026

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 03.09.2017 tarihinde imzalanan sözleşme ile davacı şirketin davalı tarafın müşterileri için ... platformu üzerinde özelleştirme ve geliştirme hizmeti sağlama, ... Platformu üzerinde yayınlanmak üzere ortak uygulama geliştirme ve destek sağlama yükümlülüğü altına girdiğini, davacının sözleşme gereğince yerine getirmesi gereken hizmetleri davalı şirketin gönderdiği 25.09.2018 tarihli elektronik posta ile elektronik kriz sebebiyle hizmetlerin durdurulmasını istemesine kadar eksiksiz bir şekilde yerine getirmiş olmasına karşın davalı şirketin, davacının faturaya dayalı 139.183,74 TL’lik alacağını ödemediğini, sözleşme ile yerine getirilen işler için düzenlenen 2 adet faturanın davalı şirkete tebliğ edildiğini, davalının ihtarname ile faturaları iade ettiğini, bunun üzerine İstanbul 26. İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalı tarafından haksız itiraz edildiğini beyanla, itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu edilen faturalara davalı şirket tarafından Bakırköy 21. Noterliği'nin 26.10.2019 tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile itiraz edilerek davacı tarafa iade edildiğini, davacı şirketin kesmiş olduğu faturalar ile, davalı şirketi kendisine borçlandırarak, şirket ortaklarından ...'ye menfaat sağlamak niyetinde olduğunu, şirket ortaklarından ...'nın şirket hesabında bulunan ve diğer ortaklara beyan etmediği nakdin şirketin ödemeleri için var olduğu yönünde kendini savunmuş, akabinde dostluk ilişkisi olan ...'ın sahibi olduğu davacı şirket tarafından dava konusu faturaların kesildiğini, davacı tarafın davalı şirkete kesmiş olduğu USD Fatura'nın o fatura tarihine kadar davacı tarafından kesilmiş tüm faturaların oldukça üzerinde ve diğer faturalardan ayrı olarak USD cinsinden olduğu aşikar olduğunu, fatura içeriğinde belirtilen birim fiyatın da daha önce kesilen faturaların çok üzerinde olarak 350,00 USD olarak uygulandığını, taraflar arasında hiçbir geçmiş uygulaması olmayan bu faturaların hangi hizmete dayandığının belirsiz olduğunu, bu hizmetin gerçekten verilip verilmediği ispata muhtaç olduğunu, 02.09.2017 tarihinde imzalandığı iddia edilen bir İşbirliği Sözleşmesi'nin yalnızca ortaklardan ... tarafından imzalanmış adi yazılı bir sözleşme olduğunu, davacı şirket tarafından, sırf davalı şirketi kendisine borçlu göstererek, şirketin diğer ortakları ile arasındaki uyuşmazlıkta, ...'nin menfaatine durum yaratmak amacıyla söz konusu USD fatura'nın kesildiğini, bu faturanın herhangi bir dayanağı olmadığından, faturaya dayanak olması için ... ile geçmişe dönük olarak işbirliği sözleşmesinin imzalandığının açık olduğunu, davacının dava konusu icra takibi dosyasına, sözleşmeye ilişkin damga vergisi ödeme makbuzu sunmadığını sözleşmenin belirlenen tarihlerde imzalandığına dair dosyaya ispat edici delillerin sunulmadığını, mahkemeden, sözleşme aslı üzerindeki ıslak imzalardan bilirkişi vasıtasıyla imza yaşı incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, davacı şirket tarafından davalı şirkete kesilen 9.204,00 TL tutarlı TL faturanın USD Fatura'dan farklı olarak, taraflar arasında süregelmiş ticaret boyunca kesilmiş faturalara birim ve toplam bedel olarak daha uyumlu olduğunu, yine de söz konusu faturanın verilmiş bir hizmete karşılık kesilmiş olduğunu kabul etmemek kaydıyla, bir an için davacı tarafından davalı şirkete verilmiş hizmetlere ilişkin kesilmiş olduğunu kabul etsek de, davacı tarafında vermiş olduğu hizmetteki ayıplar nedeniyle söz konusu faturanın kabulü mümkün olmadığını, davacı tarafından üstlenilen işlerde sorunlar çıktığını projenin canlıya geçirilmesi çalışmalarının başlaması ile bazı scriptlerin çalışmadığını bazılarının ise hatalı ve eksik olduğunun anlaşıldığını, davacı tarafça müvekkil şirkete sağlanan hizmet gereği gibi yerine getirilmemiş olup, kendisinden beklenen entegrasyon performansını karşılamadığını, davacı tarafça hazırlanan entegrasyon sistemi neticesinde, müşteri satışlarının faturalamasının digital planet entegretörü ile entegre ve sorunsuz çalışması gerekirken, gerekli entegrasyon sağlanmadığı için bu süreçlerde gereği gibi ilerlenemediğini, bu hususta davacı tarafa iletilen düzletme taleplerinin ise reddedildiğini, müvekkili şirketçe davacı tarafa, eksik ve ayıplı olarak ifa edilen söz konusu işlerle alakalı olarak İstanbul 9. Noterliği'nin 29.11.2018 tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesinin çekildiğini, hizmetin gereği gibi yerine getirilememesi ve davalı şirketin sistemi canlıya alamaması nedeniyle söz konusu işin yurtdışındaki ... firmasına 1.726,00 USD karşılığında yaptırıldığını, faturaların kötüniyetli olarak kesildiğini savunarak davanın reddini ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı tarafından davalı aleyhine İstanbul 26. İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasından başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptaline ilişkin davada, davacı tarafça bildirilen tanıkların dinlenildiği, davalı taraf ise, mahkememizce verilen ihtaratlı süreye rağmen tanıklarını hangi konularda dinletecekleri konusunda açıklama yapmadıklarından tanık dinletme taleplerinden vazgeçmiş sayıldığı, bilirkişi raporunun ayrıntılı ve denetime elverişli olduğu, bu kapsamda dosya kapsamına uygun olduğunun değerlendirildiği, davalı tarafça, icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiş ise de, itirazda yetkili icra dairesinin bildirilmediği anlaşılmakla, usulüne uygun bir yetki itirazı olmadığından bu itiraza itibar edilmediği, alınan bilirkişi raporuna göre, davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu, kendi lehine delil niteliğine haiz olduğu, davalı tarafın ise ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulmadığı bu kapsamda kendi lehine delil niteliğine haiz olmadığı, davacı konusu faturaların davacı kayıtlarında yer aldığı, faturaların davalı yana teslim edildiği, davalı yanca faturalara itiraz edilerek iade edildiği ancak TTK'nın 21/2 maddesi uyarınca itirazın 8 gün dolduktan sonra yapıldığı, dava ve takip konusu faturaların konusu hizmetin davacı tarafça davalıya verildiği, davacı kayıtlarına göre takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan takip talebinde belirtilen miktarda olmak üzere 139.183,74 TL alacaklı olduğu tespit edildiği, dinlenen davacı tanıklarının da, bilirkişi raporundaki tespit gibi hizmetin verildiği yönünde beyanda bulunduğu, icra takibine itiraz dilekçesinde, sözleşmedeki imzaya itiraz edilmiş ise de, davaya cevap dilekçesinde, sözleşme ilişkisi kabul edilmiş, davalı şirketin ortakları arasında sorunlar olduğu, sözleşmenin ortaklardan ... tarafından diğer ortakların bilgisi dışında imzalandığı ve ...'nın menfaatine durum yaratmak amacıyla söz konusu USD faturanın kesildiğinin savunulduğu, dava dilekçesinde sözleşme ilişkisi kabul edildiğinden imza incelemesine gerek görülmediği, davalı tarafın, davalı şirket adına sözleşmeyi imzalayan ...'nın davalı şirkete temsile yetkili olmadığına dair bir savunması bulunmadığı, bu kapsamda sözleşmenin davalı şirketi bağlayacağı, davalı şirketin ortakları arasındaki sorunların, davalı şirketin iç ilişkideki meseleleri olduğu, davacı taraf ile sözleşmeyi imzalayan davalı şirket ortağı ...'nın menfaatine durum yaratılmak için fatura düzenlendiği iddiasına ilişkin davalı tarafça dosyaya bir delil sunulmadığı, alınan bilirkişi raporundaki dava ve takip konusu faturalara ilişkin hizmetin verildiği, faturaların davalı yana teslim edildiği ancak süresinde itiraz yapılmadığı tespitleri ile TTK'nın 21/2. maddesindeki " Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır" hükmü birlikte değerlendirildiğinde ve davalı yanın dava ve takip konusu faturalara ilişkin ödeme iddiası ve ispatı da olmadığından, davalı tarafın borca itirazlarının yerinde olmadığı sonucuna varıldığı, tarafların tacir olması karşısında, takip talebinde avans faizi talep edilebileceği, bu kapsamda davalının faize yönelik savunmasının da yerinde olmadığının değerlendirildiği, tüm bu nedenler ile icra takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan takip talebinde belirtilen miktarda olmak üzere 139.183,74 TL alacaklı olduğu, davalının icra takibine vaki tüm itirazlarının haksız olduğu değerlendirilerek, davanın kabulü ile , davalı borçlunun İstanbul 26. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyasına vaki itirazının iptali ile takibin takip talebindeki şartlar ile aynen devamına, ayrıca alacak likit olduğundan ve davalı borçlu itirazında haksız bulunduğundan hükmolunan 139.183,74 TL 'nin % 20'si oranında hesaplanan 27.836,74 TL icra inkar tazminatının davalı borçludan alınarak davacı alacaklıya verilmesine karar vermek gerektiği gerekçesiyle ''Davanın kabulü ile, davalı borçlunun İstanbul 26. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyasına vaki itirazının iptali ile takibin takip talebindeki şartlar ile aynen devamına, Hükmolunan 139.183,74 TL 'nin % 20'si oranında hesaplanan 27.836,74 TL icra inkar tazminatının davalı borçludan alınarak davacı alacaklıya verilmesine'' dair karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili yasal süresi içerisinde sunduğu istinaf dilekçesinde; dosyada dilekçeler teatisi tamamlanmaksızın ön inceleme duruşması yapılarak tahkikat aşamasına geçildiğini, 23.09.2019 tarihli cevaba cevap dilekçesinin taraflarına tebliğ edilmediğini, ikinci cevap dilekçelerini sunulmadan ön inceleme aşamasına geçildiğini, dava konusu talebin dayanağı olan USD faturanın dayanağı işbirliği sözleşmesindeki imzaya taraflarınca itiraz edildiğini, bu itirazları kapsamında imza incelemesine yönelik bilirkişi incelemesi yaptırılmadığını, davacı tarafın faturaların davalıya hangi tarihte tebliğ edildiğine dair herhangi bir delil sunmadığını, davacı tarafın bilirkişi incelemesi aşamasında bilirkişiye sunmuş olduğu kargo evrakının süresinde sunulmuş bir delil olmadığından hükme esas alınamayacağını, kaldı ki sunulan kargo evrakının içeriğininin dava konusu faturalar olduğuna dair bir bulgu da bulunmadığını, bu halde mahkemenin faturalara itiraz etmediğine dair değerlendirmesinin isabetsiz olduğunu, USD faturaya ilişkin olarak cevap ve ikinci cevap dilekçelerinde sundukları iddiaların yeteri kadar incelenmediğini, muğlak ifadeler içeren bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulduğunu, taraflar arasında devam eden ticaret kapsamında davacı tarafından belli tutarlarda Türk Lirası faturaları kesilmekteyken, davacı tarafından kesilen faturaların dayanağı bir çalışma ya da hizmet bulunmadığını, davalı şirketçe davacı tarafa eksik ve ayıplı olarak ifa edilen söz konusu işlerle alakalı olarak İstanbul 9. Noterliği'nin 29.11.2018 tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesinin gönderildiğini, eksik ve hatalı işlerin düzeltilmesi için yurt dışındaki ... firmasından destek almak zorunda kalınarak bu çalışma mukabilinde 1.726,00 USD tutarında ödeme yapıldığını belirterek, kararın kaldırılmasını davanın reddini ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE

Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklı fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

Davacı icra takip dosyasındaki borcun sebebi iki ayrı fatura nedeniyle alacaklı olduğunu iddia etmiş, davalı ise davacıya borcu olmadığını savunmuş olup İlk Derece Mahkemesince bilirkişi heyeti raporuna itibar edilerek davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

Davalı vekilinin dosyada dilekçeler teatisi tamamlanmaksızın taraflarınca ikinci cevap dilekçelerini sunulmadan ön inceleme aşamasına geçildiğine yönelik istinaf sebebi yönünden yapılan incelemede; davanın açıldığı tarih itibariyle miktar olarak yazılı yargılama usulüne tabi iş bu dosyada cevaba cevap dilekçesinin davalı vekiline tebliğ edilmemiş ise de, davalı vekili tarafından 14.07.2020 tarihinde ikinci cevap dilekçesinin sunulması şeklindeki dilekçenin uyap sistemi üzerinden gönderildiği bu hali ile davalı yönünden hukuki dinlenilme hakkını engelleyici nitelikte işlem bulunmadığı kanaati ile bu konudaki istinaf sebebine itibar edilmemiştir.

Davalı vekilinin uyuşmazlığın esasına yönelik istinaf sebebi yönünden yapılan incelemede;

03.09.2017 tarihli hizmet sözleşmesinin ilgili maddeleri:"Madde 2 - Genel Anlaşma Koşulları

2.1. Sözleşmenin Konusu

İşbu Sözleşme'nin konusu, GiziT tarafından ... müşterileri için ... platformu üzerinde özelleştirme ve geliştirme hizmetinin sağlanması.

... platformu üzerinde yayınlanmak üzere ortak uygulama geliştirilmesi ve desteğinin sağlanması.

...Madde 5 - Sözleşmenin Kapsamı

5.1. Proje bazlı geliştirme desteği

... tarafından ... ile gerçekleştirilecek projelerde müşterilerin teknik yazılım talepleri... tarafından gerçekleştirilecektir.

... müşteri analizlerini yaparak...'ye geliştirme için gerekli bilgiyi sunmakla yükümlüdür. GiziT geliştirme için zaman planı sunmakla yükümlüdür. Geliştirme testleri ve kabulü ... tarafından yapılacaktır. Onay alınması sonrasında ilgili geliştirme için faturalama gerçekleşecektir.

Talepler ücretler bölümünde belirtilen birim fiyatlar üzerinden... tarafından ...'e faturalandırılacaktır.

5.2. Ortak uygulama geliştirme (...)... ve... ... geliştirme platformu (SON) üzerinde tüm ... müşterilerine sunulmak üzere uygulama geliştirme konusunda işbirliği yapacaktır.... ortamında yapılacak geliştirmeler öncelikle Türkiye piyasa ihtiyacı doğrultusunda belirlenecektir, daha sonra yurt dışı müşterileri için gelir getirebilecek çözümler üzerinde çalışılacaktır.Geliştiren ve satışı gerçekleşecek olan ... modülleri için taraflar eşit gelir paylaşımını kabul etmişlerdir.Fesih koşulları oluşmadığı sürece..., ...'ten, geliştireceği SON uygulamaları için geliştirme ücreti talep etmeyecektir.

...Madde 7-Ücretler

Birim ücretler bu faaliyetleri yerine getirecek kişilerin tecrübeleri göz önüne alınarak hesaplanmaktadır:

Junior Danışman: 250 USD +KDV (adam/gün)

Senior Danışman: 400 USD +KDV (adam/gün)

Proje bazlı geliştirmeler için faturalama müşteri kabulü sonrasında gerçekleştirilecektir. Ödeme vadesi 7 gündür.

... paket satışlarından elde edilen gelir taraflar arasında eşit olarak paylaşılacaktır. Satış ... tarafından yapılacaktır, GiziT'nin payı fatura düzenlenerek tahsil edilecektir." şeklindedir.

6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddesinde "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır.

Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 11/11/2020 tarihli 2019/3926 E. 2020/2954 K. sayılı ilamında; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir.

Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge gerçek anlamda fatura olarak kabul edilemez. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir.

Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir (Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Sh 111 vd.).Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..." Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir.

Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 20/02/2017 tarihli 2016/9772 E. 2017/482 K. sayılı ilamında; "...Mahkemece, gerek taraflar arasındaki sözleşmenin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nın 287. maddesi, gerekse HMK'nın 193. maddesi ile taraflardan birinin ispat hakkının kullanımını imkansız kılan veya fevkalade güçleştiren delil sözleşmelerinin geçersiz olduğunun hüküm altına alındığı, madde hükmünün Yargıtay içtihatlarına bağlı olarak gelişmiş bir hüküm olduğu somut olayda davacı tarafın, sadece kendi defterlerine dayanıp, bunlar dışında herhangi bir delil göstermediği, taraflar arasındaki, sözleşmenin, bir tarafın elinden bütün ispat vasıtalarını alıp, tek yönlü olarak düzenlenen ve karşı tarafın defterleri ile diğer tarafı tümden bağlama sonucunu doğuran maddenin objektif iyiniyet ve hakkaniyet kurallarına aykırı olduğu, bu yöndeki sözleşme hükmünün uygulanmasının hakkaniyete aykırı olacağı, uyuşmazlığın, hizmetin verilip verilmemesi ve yeterli miktarda işin gönderilip gönderilmemesine ilişkin olduğu, bu hususun da davacı tarafça ispatlanamadığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş olup, doğru olan hükmün onanması gerekmiştir."

Somut uyuşmazlıkta, 03.09.2017 tarihli hizmet sözleşmesinin altında davalı şirketin kaşesi üzerinde bulunan imza ile birlikte davalı şirket ortaklarından ...'nın ismi yer almakta olup, davalı vekili sözleşmenin geçmişe dönük imzalandığını bildirerek itirazda bulunmuş ise de, taraf ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede takip konusu iki faturadan önceki tarihli davacı şirketçe davalıya sözleşme döneminde düzenlenmiş bir kısım faturaların davalı ticari defterlerin kayıtlı olduğu, davacı şirketçe sözleşme konusu hizmetlerin yerine getirilmesi dikkate alındığında davalı şirket ortağının işlemine zimni onay verildiği, takip konusu 01.10.2018 tarihli 9.204,00 TL ve 24.780,00 USD bedelli iki adet faturanın davacı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, faturaların davalı tarafa 02.10.2018 tarihinde teslim edildiği, davalı tarafından Bakırköy 21. Noterliği'nin 26.10.2018 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile temin edilen hizmet bulunmadığından faturalara itiraz edilerek iade edildiği, ayrıca yine davalı tarafça gönderilen İstanbul 9. Noterliği'nin 29.11.2018 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile hizmetin eksik ve ayıplı yapıldığının davacı tarafa bildirildiği tespit edilmiştir. Davacı şirketin sözleşmenin 5. maddesi uyarınca ortak uygulama geliştirme hizmeti nedeniyle sözleşmenin 7. maddesindeki ücreti aşamayacak şekilde düzenlediği takip konusu faturaları davalı tarafın TTK'nın 21/2. maddesinde öngörülen 8 günlük itiraz süresinden sonra iade ettiği, ilk ihtarnamede hizmetin verilmediği bildirilirken ikinci ihtarnamede çelişkili şekilde eksik ve ayıplı verildiğinin bildirildiği, İlk Derece Mahkemesince itibar edilen bilirkişi heyeti raporundaki bilgisayar mühendisi bilirkişinin de kayıtlar üzerinde yapılan inceleme neticesinde hizmetin verildiği ve fatura bedellerinin talep edilebilir olduğuna dair tespitte bulunduğu, davalının süresi içerisinde faturalara itiraz edilmeyerek usulüne uygun ve süresinde ayıp bildiriminde bulunmadığı anlaşılmakla davacı tarafın üzerinde bulunan ispat yükünü yerine getirdiği kanaatine varılmıştır.

İlk Derece Mahkemesince, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmıştır.

Açıklanan sebeplerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvurma harcının Hazine'ye gelir kaydına,

3-Harçlar Kanunu uyarınca davalı tarafından yatırılan 2.377,70 TL harçtan, alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcının mahsubu ile bakiye 1.645,70 TL'nin ilk derece mahkemesince talep halinde davalıya iadesine,

4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı vekilinin kendi üzerinde bırakılmasına,

5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın taraflara ilk derece mahkemesince iadesine,

6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.30/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/919, K. 2026/1229, T. 21.12.2021, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-919-e-2026-1229-k-3dd4504faf38