İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/1118 E. 2026/893 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1118
- Karar No
- 2026/893
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/1118 Esas KARAR NO : 2026/893
DAVA : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 12/05/2026 KARAR TARİHİ : 06/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki mutabakatla taşıma işinin davacıya ait araçlarla gerçekleştirildiğini, taşınacak eşyaların göndericilerinden teslim alınarak yola çıktığını ve ...'ye ulaştığını, davalının taleplerinin tüm iyi niyetiyle karşılamaya çalışan davacının bu çabasına karşın bu kez de gümrüğe ulaşan araçta yer alan yüklerle ilgili alıcı firmaların beyannamelerinin hazır olmaması nedeniyle aracın antrepoda bekletilmek zorunda kaldığını ve bekleme süresinin uzaması nedeniyle bu durumun bekleme ücreti oluşmasına sebebiyet verdi davalının eşyaların tahliyesi tamamlandıktan sonra gönderilen ekli elektronik posta mesajından görüleceği üzere 3.600,00 Euro navlun bedelinin, 250,00 Euro tersten başlama ücretinin, 250,00 Euro T2 ücretinin ödeneceğini ve bekleme içinse 150,00 Euronun kabul edildiğinin bildirildiğini, takip eden görüşmelerde ise en son bekleme ücreti için 300,00 Euronun kabul edildiğinin iletildiğini, taşıma ücreti de dahil davalının ödeneceği kabul edilen tutarlarla ilgili tanzim edilen faturaların davalıya gönderildiğini, davalının ödeme yapmaması üzerine ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası tahtında icra takibine başlatılmak zorunda kalındığını, davalının icra takibine itiraz ettiğini ve takibin durdurulduğunu, itirazının iptali ile takibin devamına, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama masrafları ve ücreti vekaletin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davalının taşıma organizatörü sıfatıyla hareket ettiğini ve taşıma sürecinde üzerine düşen tüm edimleri eksiksiz ve zamanında yerine getirdiğini, davalının taşıma sözleşmesi kapsamında fiili taşıyan olmadığını, taşıma işleri organizatörü konumunda olduğunu, taşıma organizatörünün taşıma işini kendi adına üstlenmekle birlikte, fiili taşımayı başka bir taşıyıcıya yaptıran kişi olduğunu, uyuşmazlığın uluslararası karayolu taşımaya ilişkin ise öncelikle CMR hükümlerinin uygulanıp uygulanmadığı tespit edilmesi gerektiğini, taşımanın uluslararası nitelik taşıması nedeniyle, taşımanın ifası, teslim süresi, gecikme, hasar, zıya, bildirim ve zamanaşımı yönünden uluslararası taşıma rejiminin dikkate alınması gerektiğini, bu durumda, taşıma ilişkisinin yalnızca fatura ve cari hesap kayıtlarıyla olmadığını, taşıma emri, CMR taşıma senedi, sevk irsaliyesi, teslim belgeleri, rezerv kayıtları, hasar tutanakları, e-posta yazışmaları ve taraflar arasındaki mutabakat zinciriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, davanın reddine, %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce Toplanan Deliller: 1-Taraflara ait BA BS formları vergi dairesinden celp edilerek incelenmiştir. 2-İcra takip dosyası UYAP sistemi arasından dosya arasına alınarak incelenmiştir. 3-Tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için bilirkişi incelemesi yaptırılmış, davacının ve davalının ticari defter ve kayıtları delil olarak incelenmiştir. 4-Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir. Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri: Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu dava ile taraflar arasındaki taşıma işlerinin davacı tarafından ifa edildiğini, davalının talepleri nedeniyle rotanın değiştirildiğini ve evrakların hazır olmaması sebebiyle araçların boşaltılamayarak gümrükte bekleme yapıldığını, bekleme ücretinin de davalı tarafından kabul edilmesine rağmen sonradan ödenmediğini, tüm işler için davalıya fatura kesildiğini, davalının faturaları ödemediği gibi icra takibine de itiraz ettiğini belirterek davalının itirazının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ise sunduğu cevap dilekçesinde; davalının taşıma işleri organizatörü olduğunu, davacı ile aralarındaki geçmiş taşımalarda çeşitli hasarlar olduğunu ve davacı tarafından taşıma işinin layıkıyla yerine getirilmediğini, cari hesabın bu sebeple uyuşmazlıklar taşıdığını, davacı tarafından davaya konu alacağına ilişkin gerekli evrakların sunulmadığını, teslim belgeleri ve taşıma senetlerinin olmadığını iddia ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için bilirkişi görevlendirilmiş olup, davacının ve davalının ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun olarak tutulduğu, yasal süresi içerisinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı, sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu tespit edilmiştir. Davacının ticari defter ve kayıtları incelendiğinde; taraflar arasında 2025 ve 2026 yılı içerisinde ticari ilişkinin bulunduğu, davacı tarafından kesilen faturalara karşılık davalı tarafından kısmi ödemeler yapıldığı, 20.02.2026 tarihi itibariyle davacının ve davalının defter ve kayıtlarının uyuştuğu ve davacının davalıdan 2.980,00-Euro cari hesap yönünden alacaklı olduğu, davacı tarafından kesilen 886,00-Euro tutarlı vade farkı faturasının ise davalı tarafından iade faturası düzenlenerek iade edildiği, davacının defterlerine göre davacının davalıdan 3.866,00-Euro alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Davalının ticari defter ve kayıtları incelendiğinde; taraflar arasında 2025 ve 2026 yılında ticari ilişkinin bulunduğu, davacı tarafından kesilen davacı defterlerinde kayıtlı tüm faturaların davalının ticari defter ve kayıtlarına işlendiği, davalı tarafından kısmi ödemeler yapıldığı, davalının kendi defter ve kayıtlarına göre davacıya 2.980,00-Euro cari hesap yönünden borçlu göründüğü, davacı tarafından kesilen 886,00-Euro tutarlı vade farkı faturasının ise davalı tarafından iade edildiği ve karşı iade faturası düzenlendiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafından; davalıya düzenlenen navlun bedeli, bekleme alacağı, km farkı gibi hizmetin ifasına dair tüm faturaların tamamının e-fatura niteliğinde olduğu, sistem üzerinden kendiliğinden davalıya tebliğ edildiği, davalı tarafından vade farkı dışındaki taşıma hizmetinin ifasına dair faturalar yönünden 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre faturalara yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edildiğine dair herhangi bir delil sunulmadığı anlaşılmakta olup, davacı tarafından kesilen vade farkı dışındaki faturaların davalının defterine işlendiği ve davalı tarafından kısmi ödemeler de yapıldığı anlaşılmaktadır. 6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası şu şekildedir: "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." Bu kapsamda davacı tarafından davalıya kesilen faturalara davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası gereğince yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği gibi faturaların tamamının davacı ve davalı tarafından BA BS formu ile vergi dairesine bildirildiği, bu suretle faturaların içeriğinin davacı lehine kesinleştiği sabittir. Taraflara ait vergi kayıtları incelendiğinde davacının ve davalının tüm faturalarının hem davacı ve davalı tarafından BA BS formları ile vergi dairesine bildirildiği anlaşılmıştır. Bilindiği üzere fatura kesilmiş olması tek başına alacağı ispat etmemekte olup, alacaklının faturaya konu taşımayı ifa ederek taşımaya konu malı da usulüne uygun olarak teslim ettiğini de ispat etmesi gerekmektedir. Buna karşılık alacaklı taşıyıcı tarafından kesilen faturaların davalı borçlu taşıtan tarafından vergi dairesine BA formu ile bildirilmesi ve defterlerine kayıt edilmesi halinde faturaya konu taşımanın ifa edildiği ve malın teslim edildiği dolayısıyla faturanın içeriğinin kesinleştiği bu suretle alacaklı lehine karine teşkil etmekte olup, bu durumda aksini ispat yükü davalı - borçluya geçmektedir. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi ... E....K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Dosya kapsamına göre davacı tarafça takip dayanağı yapılan faturanın davalı iş sahibi tarafından muhasebesel işlem olarak BA/BS formu ile kullandığı anlaşılmakla , Yargıtay'ca taraflarca düzenlenen BA/BS formları ve Vergi Dairesine yapılan bildirimlerin fatura konu malın teslim edildiğine, işin yapıldığına ilişkin karine oluşturduğu ,bu durumda bunun aksinin ispat edilmesi gerektiği kabul edildiğinden, davalının da bu yönde ispatı bulunmadığından mahkemece davacı tarafından işin yapılıp teslim edildiği kabul edilerek ödendiği usulen kanıtlanamayan bakiye iş bedeline hükmedilmesinde usul yasa ve dosya kapsamına aykırı bir durum olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir." Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ise ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, takip dayanağının, toplamı KDV hariç 270.002,16 TL, KDV dahil 318.602,55 TL olan iki faturanın olduğu, davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerine kayıtlı oldukları, davalının ticari defterlerinde ise yer almadıkları, ancak davalıların oluşturduğu iş ortaklığı Vergi Dairesine verdiği 2018/4 dönemine ait BA formu ile davacı Erdal Karahan'dan iki belgeye dayalı olarak KDV hariç 270.002,00 TL'lik mal ve hizmet aldığı, faturaların adedi ve tutarlarının toplamının beyan edilen miktarla örtüştüğü, davalı tarafın resmi bir kuruma dava konusu malları teslim aldığına yönelik beyanı kendisini bağladığı, dava tarihinden sonra 2018/4 dönemi BA formuna yönelik düzeltme beyanı verilmesinin de sonuca etkisinin olmadığı, bu durumda faturaya konu malların teslim edilmiş olduğu ve davalı tarafından ödeme belgesininde sunulmadığı, ayrıca faturadan kaynaklanan alacağın likit ve bilinebilir mahiyette olması nedeniyle mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinde yasaya aykırı herhangi bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. Karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir." Yargıtay 17. Hukuk Dairesi de ...E.,... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Mahkemece, dosya kapsamı, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporu gereğince, davacının davalıdan takibe konu faturalardan kaynaklanan toplam 118.004,63.-TL alacağının bulunduğu, söz konusu faturaların davalının ticari defter ve kayıtlarında işlendiği gibi vergi dairesine de bildirmiş olduğu BA-BS form örneklerinde de bildirildiği, faturaların davalının defterlerinde ve vergi bildiriminde kayıtlı olması nedeniyle davacı lehine malların davalıya teslimi hususunun karine olarak sabit olduğu, bu karinenin aksinin davalı tarafından ispat edilememesi karşısında davalının icra takibine borcun 2.701,03.-TL'lik kısmını kabul etmesi de dikkate alınarak davalının 115.303,60.-TL'lik kısma itirazının haksız olduğu, alacağın faturalara dayalı ve likit olması karşısında davacının ayrıca icra inkar tazminatına müstahak bulunduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 10/04/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi." Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi ... E.,... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve Yargıtay'ın yerleşik hale gelmiş emsal kararlarına göre; faturayı alan tarafın söz konusu faturayı ticari defterlere ve muhasebe kayıtlarına işlemesi faturayı düzenleyen tarafın alacağının varlığına ilişkin olarak lehine delil teşkil eder. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp sözleşmenin ifası safhasıyla ilgili olduğundan, faturanın sözleşmeyi değiştirir nitelikte olmaması ve sözleşmeye uygun biçimde düzenlenmesi gerekir. Bu nedenle, sözleşmeye aykırı düzenlenmiş faturaya itiraz edilmemesi aleyhe sonuç doğurmaz. Ancak fatura kabul edilerek ticari defterlere işlenmiş ise, faturadaki miktar kadar iş bedeli bulunduğunu iş sahibi kabul etmiş sayılacağından ticari defterlere itibar edilerek iş bedeli miktarı belirlenir. Ticari defterlerin kesin delil olması da bu sonucu gerektirir. Zira, faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. Fatura karşı tarafça ticari defterlerine kayıt edilmiş ise burada delil olan fatura değil ticari defterlerdir. Ticari defterler uyumlu olmadığı için lehe delil değeri bulunmasa dahi, karşı çıkılan faturanın ticari deftere kayıt edilmiş olması halinde ticari defter aleyhe delil oluşturacaktır. Bu durumda ,takip konusu faturaların davalının ticari defterlerine işlenmesi faturayı düzenleyen tarafın alacağının varlığına karine teşkil ettiği kabul edilmelidir. Zira, Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (TTK 21/2). Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen ve ticari defterlere de işlenen faturadaki alacakla illgili olarak sonradan iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç değildir. İtiraz süresi geçtikten sonra, iade faturası kesilmesi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacaktır. Bu haliyle davalı tarafın icra takibine konu faturadan kaynaklı borcu olmadığı yönündeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir." Yargıtay 6. Hukuk Dairesi de ... E., ...K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması ise birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse ise, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Mahkemece yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde; davacı tarafından davalının faturalarına itiraz edilmediği, davalının faturalarının tamamının davacının ticari defterlerine işlendiği, protokol tarihi itibariyle tarafların ticari defterleri incelendiğinde ise, protokol kapsamında yer alan çeklerin davalı şirket kayıtlarında 05.10.2016 tarihinde kayıt altına alındığı, davalı kayıtlarında protokol tarihi itibariyle görülen borcun protokol tutarı ile uyumlu olduğu tespit edilmiştir. Dosyanın tetkikinde; sözleşmede imalat bedelinin malzeme + %22,5 kâr şeklinde belirlendiği, cari hesaba göre davalı tarafından düzenlenen faturaların davacıya gönderildiği, bu faturaların her iki tarafın defterlerine kaydedildiği, 04.10.2016 tarihli protokolde de bakiye borcun 1.457.000 TL olarak taraflarca kabul edildiği tespit edilmiştir. Bu durumda davacının borçlu olduğu anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü hatalı olmuş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir." Bu bağlamda davaya konu somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalıya kesilen takibe konu cari hesabı oluşturan navlun bedeli, bekleme alacağı, km farkı gibi hizmetin ifasına dair tüm faturaların davalı tarafından BA formu ile vergi dairesine bildirildiği, davalı tarafından faturalara yönelik olarak 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edilmediği gibi davalı tarafından davacının kestiği navlun bedeli, bekleme alacağı, km farkı gibi hizmetin ifasına dair faturaların davalının kendi defterlerine işlendiği bu suretle fatura içeriklerinin ve alacağın davacı lehine kesinleştiği, yine davalı tarafından BA formu ile faturaların vergi dairesine bildirilmiş olması gözetildiğinde taşıma hizmetinin ifa edildiği ve malların teslim edildiğinin ve alacağın miktarının davacı lehine kesinleştiğinin karine kabul edilmesi gerektiği ve davacının alacağını ispatladığı değerlendirilmiştir. Davalı tarafından taşıma hizmetinin gereği gibi yerine getirilmediği iddia edilmiş ise de bu hususta herhangi bir somut delil sunulmamış olup, taşınan malların hasar gördüğü veya alıcısına teslim edilmediğine dair de hiçbir delil sunulmamıştır. Dolayısıyla ispat yükü üzerine düşen davalı tarafından davacının taşıma hizmetini gereği gibi ifa etmediği ve kusurun davacı taşıyıcıdan kaynaklandığına yönelik iddianın ispat edilemediği gibi CMR hükümleri gereğince yasal süreler içerisinde davacının sorumluluğuna gidildiğine ve davacıdan talepte bulunulduğuna yönelik de herhangi bir delil sunulmadığı ve davalı tarafından aksi yönde herhangi bir aksiyon alınmadığı ve faturalara itiraz ve iade edilmeyerek faturaların deftere işlenmesi neticesinde davacı lehine alacağın kesinleştiği gibi davalı tarafından aksi iddianın ispat edilemediği anlaşılmaktadır. Bu bağlamda davacı ve davalı arasındaki ticari defter kayıtlarının 866,00-Euro tutarlı vade farkı faturası haricinde uyumlu olduğu, davacının davalının ticari defter ve kayıtları ile 2.980,00-Euro alacaklı olduğunu ispatladığı, 866,00-Euro tutarlı vade farkı faturası haricinde taraf defterlerinin uyumlu olduğu ve hem davacının hem davalının ticari defter ve kayıtlarına göre davacının davalıdan 2.980,00-Euro alacaklı olduğu davalı tarafından kesin delil niteliğindeki kendi defterlerine göre davacının davalıdan 2.980,00-Euro olduğunu ispatladığı davalı tarafından aksinin ispatlanamadığı anlaşılmakla 2.980,00-Euro asıl alacak yönünden davacının itirazın iptali talebinin kabulü ile davalının itirazının iptali ile takibin devamına karar vermek gerekmiştir. Davalı tarafından zamanaşımı itirazı öne sürülmüş ise de 10.10.2025 tarihinde davalının kayıtlarına göre davalının davacıya borcunun tamamen sonlandırıldığı, davaya konu alacağın bu tarihten sonraki fatura ve taşımalardan kaynaklandığı, takip tarihi itibariyle zamanaşımının söz konusu olmadığı anlaşılmakla davalının zamanaşımı itirazına itibar edilmemiştir. 27.06.2003 tarih,...E. ...K. sayılı Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kurulu kararı ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ve Kapatılan 19. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarında da belirtildiği gibi vade farkı istenebilmesi için taraflar arasında bu konuda düzenlenmiş bir sözleşme bulunması ya da teamül halini almış yerleşik bir uygulamanın var olması gerekmektedir. Davacı tarafından talep edilen 866,00-Euro tutarlı vade farkı faturası yönünden ise davalı tarafından vade farkı faturasının süresi içerisinde iade edildiği ve karşı fatura düzenlenerek davalı defterlerine işlenmediği, tarafların bilirkişi raporundaki cari hesap dökümleri incelendiğinde davacı tarafından kesilen tüm vade farkı faturalarının davalı tarafından iade edildiği, taraflar arasında vade farkı uygulanacağına dair yazılı bir sözleşmenin bulunmadığı gibi taraflar arasında vade farkı ödenmesine dair tarafların incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre ticari bir teamül de bulunmadığı, davacı tarafından kesilen tüm vade farkı faturalarının davalı tarafından karşıt fatura ile iade edildiği, davacı tarafından delil olarak sunulan yazışmalarda da vade farkı uygulamasının davalı tarafından kabul edildiğine dair bir yazışmanın ve ikrarın bulunmadığı anlaşılmakla 866,00-Euro tutarındaki vade farkı faturası yönünden davacının itirazın iptali talebinin reddine karar vermek gerekmiştir Davalı tarafından faiz oranına da itiraz edilmiş olup, davacı tarafından 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesine göre faiz talep edildiği, davalı tarafından daha düşük oranda bir akdi faizin kararlaştırıldığının ispat edilememesine göre davacının işleyecek faiz oranı talebinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla 3095 sayılı Kanun'un 4/a Maddesine göre işleyecek faiz oranı yönünden de davalının işleyecek faize itirazının da iptaline karar vermek gerekmiştir. Takibe konu alacağın faturaya dayalı likit olduğu ve davalının kendi defterlerine göre davacıya 2.980,00-Euro borcunun olduğu gözetildiğinde bu suretle tazminat koşullarının oluştuğu anlaşılmakla itirazın iptaline karar verilen asıl alacağın takip tarihindeki TL karşılığının %20'si oranında hesaplanan 30.667,83-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine de karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Davacı tarafından taraflar arasında vade farkı uygulaması olmadığının bilinebilecek durumda olduğu anlaşılmakla davalı lehine tazminat koşullarının oluştuğu değerlendirilmiş, itirazın iptali talebinin reddine karar verilen asıl alacağın takip tarihindeki TL karşılığının %20'si oranında hesaplanan 9.118,02-TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine de karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM; Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABUL, KISMEN REDDİNE, Buna göre; davaya konu ... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı takip dosyasında 2.980,00-Euro asıl alacak ve 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesine göre işleyecek faiz oranı yönünden davalının itirazının İPTALİNE, takibin DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 2-İtirazın iptaline karar verilen asıl alacağın takip tarihindeki TL karşılığının %20'si oranında hesaplanan 30.667,83-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-İtirazın iptali talebinin reddine karar verilen asıl alacağın takip tarihindeki TL karşılığının %20'si oranında hesaplanan 9.118,02-TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Harçlar yasası uyarınca davanın kabul edilen kısım yönünden alınması gereken 10.870,32 TL harçtan peşin alınan 2.536,57 TL harcın mahsubu ile bakiye 8.333,75 TL karar harcının davalıdan tahsiliyle hazineye İRAD KAYDINA, 5- Harçlar yasası uyarınca davacı tarafından yatırılan 2.536,57 TL peşin harç ve 732,00 TL başvurma harcı davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7- Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 8-Davacı tarafından yapılan 18.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 160,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 18.160,00 TL yargılama giderinden kabul-red oranına göre belirlenen 13.998,13 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, geri kalan bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına, kalan gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 9- Kabul red oranına göre belirlenen 4.624,80 TL Arabulucu ücretinin davalıdan tahsiliyle hazineye irad kaydına, Yine Kabul red oranına göre belirlenen 1.375,20 TL Arabulucu ücretinin davacıdan tahsiliyle hazineye irad kaydına, Dair; Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 06/10/2026
Katip ¸e-İmzalıdır.
Hakim ¸e-İmzalıdır.