Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/778 E. 2026/1405 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/778
Karar No
2026/1405
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N E S A S T A N R E D D İ)

ESAS NO : 2022/778 KARAR NO : 2026/1405

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 28/12/2021 ESAS-KARAR NUMARASI : 2019/362E., 2021/863K.

KARAR TARİHİ : 25/06/2026 YAZIM TARİHİ : 29/06/2026

Taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili özetle: Müvekkili ile davalı banka arasında temizlik ve diğer hizmetler başlığı altında çeşitli tarihlerde sözleşmeler imzalandığını, 5510 sayılı Kanunun 81/1. maddesinde yapılan değişiklik ile özel sektör işverenlerinin malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinden, işveren hissesinin beş puanlık kısmına isabet eden tutarın hazinece karşılanacağının düzenlendiğini, bu değişikliğe istinaden davalı ile yapılan sözleşmelere fazladan tahsil edilmiş %5'lik tutarın iadesi ile ilgili hüküm ilave edildiğini ve bu tutara denk gelen kısmın müvekkiline iadesinin kararlaştırıldığını, davalı ile yapılan sözleşmeler nedeniyle belirtilen düzenleme kapsamında 2008-2011 yılları arasında 563.972,49 TL tahsilat yapıldığını, davalıya Ankara 58. Noterliğinin 24/05/2019 tarih ... yevmiye nolu ihtarının keşide edilerek bu miktarın müvekkiline ödenmesinin istendiğini, davalı ile yapılan hizmet sözleşmelerinin 5510 sayılı Kanunun 81/1-ı maddesi amacına aykırı olması nedeniyle hükümsüz olduğunu ileri sürerek söz konusu sözleşme hükümlerinin hükümsüzlüğünün tespiti ile bu hükümlere göre müvekkilinin hakedişlerinden mahsup edilen şimdilik 563.972,49 TL'nin avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline hükmedilmesini istemiştir. Davalı vekili özetle: Dava konusu uyuşmazlık yönünden Ümraniye/İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğunu; dava konusu sözleşmelerin tarihleri itibariyle (2008-2011) 2 ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin dolduğunu; davacının kamu düzenine aykırılık, kanunun amacına aykırılık ve genel işlem şartı olduğunu yönündeki iddialarının asılsız olduğunu; davacının kendisinden haksız olarak dava konusu miktarın tahsil edildiğini ispat etmesi gerektiğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince "...Somut olayda; ihtilâf, sözleşme bedelinin belirlenmesine ilişkin sözleşme hükümlerinden kaynaklanmaktadır. 2009 yılına ilişkin olarak imzalanan sözleşmelerin 'Bedel' başlıklı 3.1 maddesinde, "Sözleşmenin 2/3. maddesinde açıklanan temizlik hizmetlerinin yüklenici tarafından yerine getirilmesinin karşılığı olarak, yükleniciye aylık; sözleşme ile belirlenen edimlerini ifa etmek için çalıştırdığı işçi başına, (bir işçinin maliyeti) ulaşım gideri ve yapılacak olan işlerle ilgili giderler dahil, KDV hariç 1.015,00-TL tutar Vakıfbak tarafından ödenecektir..." hükmü yer almaktadır. Sözleşmenin 'Fazladan Tahsil Edilmiş %5'lik Tutarın İadesi' başlıklı 19. maddesinde, "5510 sayılı yeni SGK Kanunu'nun 81. maddesi (ı) bendine göre; malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları prim oranının işveren hissesine ait kısmından yapılması öngörülen %5 puanlık indirimden, anılan kanunun 4. maddesinin 1. fıkrası (a) bendi kapsamındaki, sigortalıları çalıştıran özel sektör iş yeri işverenleri yaralandığından firmada bu madde kapsamında bulunduğundan, firma tarafından 01.10.2008 tarihinden itibaren işbu sözleşmenin imzalandığı tarihe kadar fazladan tahsil edilmiş olan %5'lik işveren hissesine ait toplam prim tutarını, firma işbu sözleşmenin imzalanmasından itibaren en kısa sürede Vakıfbank'a iade edecektir. Bu süre içerisinde söz konusu tutar ...'a iade edilmediği takdirde, Vakıfbank, firmaya ödenecek ilk hakkediş tutarından, ilk hakkediş tutarının söz konusu iade edilecek miktarı karşılamaması halinde ise sonraki hakkediş tutarından mahsup etmeye yetkili olacaktır." hükmü taraflarca imzalanmıştır. Davacı şirket tarafından imzalanan işbu sözleşmelerde %5'lik indirimin iade edileceğine veya hakedişten mahsup edileceğine dair hükümlerin 'genel işlem şartı' koşulu taşımadığı yukarıdaki gerekçelerle kabul edilmiştir. Bu sebeple, sözleşmelerde %5'lik indirimin iade edileceğine veya hakedişten mahsup edileceğine dair hüküm bulunanlara ilişkin olarak iade isteminin yasal dayanağının bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Benzer bir uyuşmazlık yönünden, Yargıtay 23.HD'sinin 02/07/2019 tarih, 2016/4169 E., 2019/3163 K. sayılı kararında; "...uyuşmazlığın sözleşme bedeli belirlenirken 5510 s. Kanun’un 81/ı maddesi uyarınca prim indiriminin dikkate alınarak belirlenmiş olmasından kaynaklandığı, davacının ... TL. teklif verdiği fakat teklifin üzerinde pazarlık üzerine ... TL.ye anlaşıldığının yazıldığı, anılan kanun maddesinin hakedişlerden kesinti yapılması halinde uygulanacağı, sözleşme serbestisi ilkesi gereğince sözleşme yapıldığı, davacının hakedişlerinden %5 kesinti yapılmadığı, tacir olan davacının basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü çerçevesinde sözleşme sonuçlarına katlanması gerektiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. (...) Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün onanmasına..." karar vermiştir. Dolayısıyla eldeki davada da uyuşmazlığın çıkış noktasının; sözleşme bedelinin belirlenmesinden kaynaklandığı ve bu sebeple bir kısım sözleşmelerde iadeye ilişkin hüküm kararlaştırıldığı ve bu hükümlerin de tarafları bağlayacağı anlaşıldığından, sözleşmelerde %5'lik indirimin iade edileceğine veya hakedişten mahsup edileceğine dair hüküm bulunanlara ilişkin olarak iade isteminin yasal dayanağının bulunmamaktadır. Ayrıca, bir kısım sözleşmelerin 15. maddelerinde, “Yüklenici tarafından sözleşme kapsamındaki edimlerin ifası için çalıştırılan işçi sayısı ile çarpımı neticesinde elde edilen miktar kadar arttırılacaktır, (arttırılan asgari ücret maliyeti) x işçi sayısı= aylık sözleşme bedeline ilave edilecek rakam (Artıştan önceki ve artıştan sonraki maliyetler arasındaki fark işçi sayısı ile çarpılıp çıkan meblağı firmaya ödenir veya indirim yapılır.) T.C. Çalışma Sosyal Güvenlik Bakanlığı veya diğer bakanlıklar tarafından maliyetlerde, vergilerde, primlerde vs. indirim yapıldığı takdirde yapılan indirim kadar hakkedişten düşülerek eksik ödeme yapılır.” hükmüne yer verilmiştir. Sözleşmenin bu hükmü de "...maliyetlerde, vergilerde, primlerde vs." indirim yapıldığı takdirde yapılan indirim kadar hakedişten mahsubu düzenlediğinden, %5'lik indirimin iadesi hükmünde kabul edilmelidir. İadeye ilişkin sözleşme hükmü bulunmayanlarda ise iade isteminin yerinde olduğu ön kabul olarak belirtilmelidir. Bu kabuller ışığında, on yıllık zamanaşımı süresi de gözetilerek bilirkişilerden alınan 14/04/2021 tarihli ek-2 ve bunu tamamlayan 22/09/2021 tarihli ek-3 nolu raporda ayrıntılı olarak kesinti miktarı dönemleri ve miktarları tablo halinde gösterilmiştir. Sonuç olarak; bilirkişinin tespitlerinden, davanın açıldığı 02/07/2019 itibariyle davanın tabi olduğu genel on yıllık zamanaşımı nedeniyle 02/07/2009 öncesi alacaklar zamanaşımına uğradığından, 12.200,86 TL alacak yönünden istemin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmelidir. Bilirkişilerin ek-3 nolu raporlarından; iadeye ilişkin sözleşme hükmü bulunmayanlarda iade isteminin yerinde olduğu mütalaa edilmiş, bu görüş dosyaya, bilgi, belgelere, sözleşme ve yasal mevzuata uygun bulunduğundan; sözleşme hükmü bulunmayan toplam 22.949,89 TL alacak için zamanaşımına uğrayan 12.200,86 TL kısmın tenzili ile 10.749,03 TL için davanın kısmen kabulüne karar verilmelidir. Fazlaya ilişkin istemin reddine..." karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Davanın esasına ve zamanaşımına ilişkin hukuki değerlendirmelerin hatalı olduğu, bilirkişi raporlarının eksik ve hüküm kurmaya elverişli olmadığı, uyuşmazlığın, sözleşme bedeline değil sonradan yürürlüğe giren bir kanun hükmü gereğince fiyat farkı olarak kabul edilmeyen Hazine yardımından müvekkili şirketin yararlanmasını engelleyen sözleşmedeki hükmün genel işlem şartı niteliğinde olduğu, davalı Vakıfbank tarafından tek taraflı olarak sözleşmeye eklenmiş olduğu nedenleriyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Cevap dilekçesinde belirtmiş olduğu beyanlara ek olarak hükme esas alınan bilirkişi raporunda hatalı hesaplamalar yapıldığı nedeniyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, taraflar arasında mevcut, hizmet sözleşmeleri kapsamında davacı şirketin hak edişlerinden 5510 sayılı Kanunun 81/1 (ı) bendine aykırı olarak %5 oranında yapılan kesintilerin davalıdan tahsili taleplidir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre taraf vekillerinin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1.b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-) Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK m. 353/1.b.1 gereğince esastan reddine, 2-) Alınması gereken 732,-TL istinaf karar harcından, peşin alınan 80,70 TL harcın düşümü ile kalan 651,30 TL harcın davacıdan alınıp Hazine'ye gelir kaydına, Alınması gereken 734,27-TL istinaf karar harcından, peşin alınan 183,57 TL harcın düşümü ile kalan 550,70 TL harcın davalıdan alınıp Hazine'ye gelir kaydına, 3-) İstinaf kanun yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine, 4-) HMK m. 359/4 gereğince kararın taraflara resen tebliğine; tebliğ, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK m. 361 gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi. 25/06/2026

Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/778, K. 2026/1405, T. 25.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-778-e-2026-1405-k-6f553731f1ec