Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/533 E. 2026/992 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/533
- Karar No
- 2026/992
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/533
KARAR NO: 2026/992
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2020/185
KARAR NO: 2021/502
DAVA TARİHİ : 06/03/2020
KARAR TARİHİ: 25/06/2021
DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 08/07/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili kurumun 233 sayılı KHK ile kurulmuş sermayesinin tamamının devlete ait olan bir kamu kuruluşu olduğunu, müvekkilin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamında silahlı özel güvenlik alımına ilişkin davalı firmalarla hizmet alım sözleşmelerinin imzalandığını, ........... Liman İşletmesi Müdürlüğü'nde özel güvenlik görevlisi ve davalıların sigortalısı olarak çalışan dava dışı ... ve ...tarafından ... İş Mahkemesi'nde dava açıldığını, dava hükmünün icrası kapsamında ... için .... İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyasında 44.519,26.-TL, ...için .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında 28.053,56.-TL ödeme yapıldığını, davalılar ile imzalanan Hizmet İşleri Genel Şartnamesi 6. Bölüm 38. Madde hükmü çerçevesinde davalıların işçilerine yönelik ücretlerin ödenmemesinden doğrudan doğruya davalıların sorumlu olduğunu iddia ve beyan ederek davanın kabulüne, müvekkili kuruluşça dava dışı işçilere ödenen toplam 72.572,82.-TL'nin davalılardan ödeme tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı ... Limited Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın, müvekkiline rücu etmek üzere bahsettiği dava dosyalarından doğan alacakların müvekkili yönünden zamanaşımına uğradığını, izah edilen sebeplerle, işbu davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için müvekkili ile diğer davalıların da bu alacaklardan sorumlu olduğu varsayımında dahi, her işverenin yalnızca kendi döneminden sorumlu olacağını, müvekkilinin sorumluluğunun yalnızca 65-70 gün arasında hizmet verdiği dönemle sınırlı olduğunu, bu süreçte müvekkilin bahsini ettiği işçilerin geçici olarak yasalara uygun şekilde sigortaları yapılarak, yalnıca kendi çalışma dönemi ile sınırlı olmak üzere müvekkilce çalıştırıldığını iddia ve beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... . .... Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilin, işçilerin çalıştığı dönemdeki tüm ödemelerini işçilere eksiksiz yaptığını, davacı tarafın farklı tarihlerde farklı şirketlerle çalıştığını, tazminat bedellerinde sorumluluğunu kendi üstlendiğini, müvekkili şirketin 5 yıl sorumluluğunun olduğunu, davada zaman aşımı itirazlarının olduğunu, davacı firma tarafından gerekli kontroller yapılarak müvekkili şirketin hakkedişlerinden hiçbir kesinti yapılmadığını iddia ve beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.Davalı ... .... Şti. davaya cevap dilekçesi sunmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; "...Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; davanın, hizmet alım sözleşmesi ile çalıştırılan dava dışı işçilere ödenen kıdem tazminatının, davalılarından rücuen tazmini istemine ilişkin olduğu, dava konusu olayda davacı ile davalı/davalılar arasında alt işveren-asıl işveren ilişkisinin mevcut olduğu, davacı asıl işverenin, alt işverenlerin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu’ndan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenlerle birlikte müteselsilen sorumlu olduğu anlaşılmaktadır.
6098 s. TBK’nun 167. maddesinde; “Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.” düzenlemesinin yer aldığı, bu durumda işçinin çalışmış olduğu alt işverenlerin, üst işverene karşı, kendi dönemleriyle sınırlı olmak üzere sorumlu olduğu anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamından, dava dışı ... ve ......'ın davalı şirketler nezdinde çalışmasının bulunduğu, davacı tarafından dava dışı çalışan ...'un işçilik alacaklarına ilişkin açtığı davaya istinaden .... İcra Dairesi'nin ...... Esas sayılı dosyasına ödenen 44.519,26.-TL, dava dışı ......'ın işçilik alacaklarına ilişkin açtığı davaya istinaden .... İcra Dairesi ..... Esas sayılı dosyasına ödenen 28.053,56.-TL tutarın davalı taraflara sorumlulukları oranında rücu edilebileceği, bu durumda, davalı ... firmasının 6.125,55.-TL, ... firmasının 3.586,90.-TL, ... firmasının 62,854,07.-TL tutar ile sorumlu olduklarının Mahkememizce aldırılan 26/01/2021 tarihli bilirkişi raporunda hesap edildiği anlaşılmış, rapor hüküm kurmaya yeterli ve elverişli görülmüştür. T.B.K. 167.maddesi gereğince kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan davacının, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan talep edebileceği, bu nedenle dava dışı işçilerin kıdem tazminatından davalıların işçiyi çalıştırdıkları dönem itibariyle (paylarına düşen miktarın tamamından) sorumlu oldukları kanaatine varılarak davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2016/6057 E,- 2019/1285 K, 10.04.2019)
Davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığının bulunmadığı ve davanın mahiyeti gereği objektif dava birleşmesi niteliği taşıdığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla her bir davalı aleyhine hükmedilen miktarla orantılı olarak harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinden davalıların sorumlu tutulmaları gerekmiş..."gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... .... Şti. vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; talebin zamanaşımına uğradığını, işçilerin baştan itibaren davacı bünyesinde ve davacı işçisi olarak çalıştıklarını, bu nedenle ücretlerden davacının sorumlu olduğunu, mahkemece vekalet ücretinin hatalı hesap edildiğini beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı .... Şti. vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; TBK 167 gereği taraflar arasında imzalanan sözleşmelerde yarı yarıya sorumluluk yerine başka bir hüküm getirilip getirilmediğinin araştırılması gerektiğini, ancak mahkemece bu yönde bir araştırma yapılmadığını, sözleşmelerde TBK 167.maddesi aksine bir düzenleme bulunmadığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmelerde kıdem, ihbar ve yıllık izin ücretleri yönünden bir düzenleme bulunmadığından davacının sorumlu olduğunu aksinin kabulü halinde müvekkilinin ancak yarı oranında sorumluluğuna gidilebileceğini, raporda hesaplama hatası bulunduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmeleri gereğince, dava dışı işçilere ödenen işçilik alacaklarının, davalılardan tahsili istemine ilişkindir.
Davacı, hizmet alım ihalesinin davalılar tarafından üstlenildiğini, sözleşme ve teknik şartname hükümlerine göre davalı yüklenicilerin çalıştırdığı işçilerin iş hukukundan doğan işçilik hakları ve tazminatlarından sorumlu olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava dışı işçiye ödenen bedelden hangi tarafın veya tarafların ne oranda sorumlu olduğuna ilişkindir.
Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir.
Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir.4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde; "Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir.
Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur." hükmü bulunmaktadır.
Dava konusu olayda davacı ile davalı arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davalı asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili olarak İş Kanunundan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusudur ve işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla getirilmiş olan sadece işçilere karşı bir sorumluluktur.
Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise iş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 167. maddesi "Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır." şeklinde düzenleme mevcuttur.
Bu durumda, uyuşmazlığın çözümü için taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi, teknik şartname ve genel şartnamelerinin sorumluluğa yönelik hükümleri ve genel hukuk prensipleri dikkate alınarak bir sonuca gidilmesi gerekmektedir.
Tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme ve şartname hükümlerinde işçi alacaklarından kimin, ne kadar sorumlu olduğuna ilişkin hüküm varsa bu hükümler tarafları bağlar. Hizmet sözleşmelerinde, ihale evraklarında teknik ve idari şartnamelerde ve taraflar arasında karşılıklı düzenlenen diğer belgelerde yüklenici şirketin sorumluluğuna ilişkin açık hüküm olan hallerde, asıl işveren ödemiş olduğu miktarın tamamını, ilgili alt işverenden rücuen tahsilini talep edebilirken alt işverenin, asıl işverenden rücu imkanı yoktur.
Sözleşme değerlendirilirken işçinin çalıştığı dönemlere ilişkin sözleşme hükümleri dikkate alınmalıdır. Buna göre, son alt işverenin alacağın tamamından sorumlu tutulamayacağı, tamamından sorumlu olmasının İş Kanunu gereği yalnız işçiye karşı olduğu, işçiyi çalıştırmış olan alt işverenlerin her birinin dava dışı işçiyi çalıştırdığı dönemi kapsayan kısmından sınırlı sorumlu olacağı dikkate alınmalıdır. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 24/05/2018 tarihli 2015/38873 E. 2018/6205 K., yine aynı Daire'nin 31/05/2018 tarihli 2016/2779 E. 2018/6452 K., 11/05/2017 tarihli 2016/7790 E. 2017/5936 K. sayılı ilamları)
İşçilik ücretlerden asıl işveren ve alt işverenin sorumlulukları yönünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. ve 14. Hukuk Daireleri arasında çıkan uyuşmazlıkta Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 05/05/2023 tarihli 2023/1118 E. 2023/1683 K. sayılı kararı ile; "...Somut olaya gelince; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'ncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlık, az yukarıda yer verilen emsal Yargıtay ilâmı doğrultusunda giderilmelidir. Dairemiz'in istikrar kazanan uygulamalarında da belirtildiği gibi, hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde, hizmetin yüklenicinin (alt işveren) işçileri tarafından yerine getirilmesi kabul edildiğinden, asıl işverenin yüklenicinin (alt işveren) işçileri ile herhangi bir organik bağı bulunmamaktadır. Hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlenmekte ve bu şartlarla sözleşme imzalanmaktadır. İş Kanunu'nda, işçiyi korumak amacıyla düzenlenmiş olan asıl işveren ve alt işverenin (yüklenici) müteselsil sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin taraflar arasındaki hizmet sözleşmelerinde iç ilişki bakımından uygulanması mümkün değildir.
Hizmet alım sözleşmelerinde, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması durumunda, yüklenicinin (alt işveren) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işveren, işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulmamalıdır. Bu itibarla, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlığın, asıl işverence yüklenicinin (alt işveren) işçilerine ödenen ücretlerden yükleniciyi (alt işveren) tamamen sorumlu tutan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin uygulaması doğrultusunda giderilmesi gerekmiştir..." şeklindeki uyuşmazlığın giderilmesine karar verilmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 15/10/2025 tarihli 2024/2805 E. 2025/3430 K. sayılı kararı ile; "...Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş aktinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir.
SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve fer'ilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.
Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar.
Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır. İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır.
İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de aynı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir. Yükleniciler aleyhine açılan rücu davalarında ayrı sözleşmelerle hizmet ifa eden yükleniciler mecburi dava arkadaşı olmadığı gibi borçtan müteselsilen sorumlu olacaklarına ilişkin kanun hükmü veya sözleşme bulunmamaktadır. Bu nedenle alacak davalarında her davalı aleyhine ayrı tahsil hükmü kurulmalıdır. Davanın itirazın iptali şeklinde açılmış olması durumunda ise takibin hangi davalı açısından hangi miktarla devam edeceği ayrı ayrı belirlenmelidir..." yönünde karar verilmiştir.
Emsal kararlar, TBK'nın 167. maddesinde yer alan "...borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça..." hükmü çerçevesinde değerlendirildiğinde, kararda da ifade edildiği gibi hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlendiği ve bu şartlarla sözleşme imzalandığı için işçiye ödenen dava konusu bedellerden asıl işverenin de sorumlu olduğuna dair bir hüküm yer almadığı takdirde asıl işverenin sorumluluğuna gidilemeyecektir.
Dosya kapsamında yer alan ihale şartnameleri, hizmet alım sözleşmeleri, eki niteliğinde olan teknik ve idari şartnameler incelendiğinde; çeşitli dönemlerde, davalılar ile davacı arasında 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu ile Hizmet İşleri Genel Şartnamesi gereği sözleşmeler imzalandığı ve davacının davalılardan silahlı özel güvenlik hizmeti aldığı tespit edilmiştir.
İmzalanan hizmet alım sözleşmeleri ve şartnameler incelendiğinde; Hizmet Alımına İlişkin Sözleşme'nin 22. Maddesi "Yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları, ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri ve Genet Şartnamenin Altıncı Bölümünde belirlenmiş olup, yüklenici bunları aynen uygulamakla yükümlüdür" hükmüne, Hizmet İşleri Genel Şartnamesi'nin Altıncı Bölüm 38. Maddesinde; "...Yüklenicinin iş verdiği alt yüklenicilerin gündelikçi, haftalıkçı veya aylıkçı olarak iş yerinde çalıştırdığı işçi, personel ve teknik elernanların tamamı da yüklenicinin elemanları hükmünde olup bunların ücretlerinin ödenmesinden de doğrudan doğruya yüklenici sorumludur.
Yüklenici bunların ücretleri hakkında da aynen kendi elemanları gibi ve yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapmak zorundadır." hükmüne yer verilmiştir. Taraflar arasında imzalanan hizmet sözleşmelerinde, davacı işverenin sorumluluğuna dair bir hükme yer verilmediğinden, dava dışı işçilere ödenen işçilik alacakları nedeniyle davalı şirketler işçiyi çalıştırdığı döneme isabet eden işçilik alacakları nedeniyle ve yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde sorumludur.
Dava dışı işçi ...07/12/2012 tarihinden iş akdinin fesih tarihi olan 31/12/2014 tarihine kadar asıl işveren olan ... A.Ş.'ye (eldeki dosya davacısı) ait işyerinde, eldeki dosya davalıları olan işverenler nezdinde çalıştığı, iş akdinin feshi akabinde işçilik alacaklarının tahsili için ... A.Ş.'ye (eldeki dosya davacısı) karşı Tekirdağ İş Mahkemesinde açmış olduğu dava neticesinde kısmen kabul kararı verildiği, istinaf edilmesi sonucu İstanbul BAM 32. HD'nin 08/05/2018 tarihli 2017/570 E. 2018/526 K. sayılı kararıyla ... A.Ş.'nin (eldeki dosya davacısı) istinaf talebi kabul edilerek yeniden hüküm tesis edildiği, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret alacağı, yıllık izin alacağı, ubgt alacağı, fazla mesai alacağına hükmedildiği, işbu karara istinaden ... A.Ş. (eldeki dosya davacısı) tarafından .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına 20/06/2018 tarihinde 28.053,56 TL ödendiği anlaşılmıştır.
Dava dışı işçi ... 07/12/2012 tarihinden iş akdinin fesih tarihi olan 31/12/2014 tarihine kadar asıl işveren olan ... A.Ş.'ye (eldeki dosya davacısı) ait işyerinde, eldeki dosya davalıları olan işverenler nezdinde çalıştığı, iş akdinin feshi akabinde işçilik alacaklarının tahsili için ... A.Ş.'ye (eldeki dosya davacısı) karşı Tekirdağ İş Mahkemesinde açmış olduğu dava neticesinde kısmen kabul kararı verildiği, istinaf edilmesi sonucu İstanbul BAM 26. HD'nin kararıyla kaldırıldığı, mahkemece yeniden yapılan yargılama neticesinde kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, maaş farkı alacağı, yıllık izin alacağı, ubgt alacağı, fazla mesai alacağına hükmedildiği, İstanbul BAM 26. HD'nin 02/05/2019 tarihli 2018/2862 E. 2019/985 K. sayılı kararıyla istinaf isteminin esastan reddine karar verildiği, işbu karara istinaden ... A.Ş. (eldeki dosya davacısı) tarafından ...Esas sayılı dosyasına 09/08/2019 tarihinde 44.519,26 TL ödendiği anlaşılmıştır.
Davalı ......Ltd. Şti. tarafından zamanaşımı itirazında bulunmuş ise de; alacak sözleşmeden kaynaklandığından ve TBK 146.maddesi gereğince zamanaşımı itirazı yerinde görülmemiştir.
Mahkemece alınan bilirkişi raporunda; her bir işçi yönünden davalılar nezdinde çalıştığı süre itibariyle (ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti dışında) ayrı ayrı hesaplama yapılmış, ihbar tazminatı ve yıllık izin alacağı yönünden en son işverenin sorumluluğu esas alınmış, feriler yönünden ise her bir davalının sorumlu olduğu tutar dikkate alınarak oranlama yoluyla sonuca gidilmiş olup yapılan hesaplamaların dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Yine davacı lehine takdir edilen vekalet ücreti hususunda ise her bir davalının sorumlu olduğu tutar esas alınarak karar verildiğinden, kararda bu yönden de bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı gibi kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı ... .... Şti. ile davalı .... Şti.'nin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davalı ... .... Şti ile davalı .... Şti'nin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE,
2-Davalılar tarafından ayrı ayrı yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına,
3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından, davalı ... .... Şti tarafından yatırılan 78,45 TL'nin mahsubu ile bakiye 653,55 TL harcın işbu davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
4-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcının, davalı ... .... Şti tarafından yatırılan 805,01 TL'den mahsubu ile bakiye 73,01 TL harcın işbu davalıya talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,
5-İstinaf yargılama giderlerinin davalıların kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalılara ilk derece mahkemesince iadesine,
7-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 08/07/2026