Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2257 E. 2026/1359 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/2257
- Karar No
- 2026/1359
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/2257
KARAR NO:2026/1359
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:23/06/2022
NUMARASI:2015/799 E. 2022/519 K.
DAVANIN KONUSU: Ortak Olmadığının Tespiti ile Hisse Devrinin İptali
BİRLEŞEN İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2018/1142-2018/1332
E-K SAYILI DOSYASI
BİRLEŞEN DAVADA
DAVANIN KONUSU:Ortak Olmadığının Tespiti ile Hisse Devrinin İptali
Taraflar arasındaki limited şirket hisse devrinin iptali, ortak olmadığının tespiti talepli davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl ve birleşen davanın kabulüne dair verilen karara karşı, birleşen davada davalı ... ve birleşen davalı ... mirasçıları vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Asıl davada davacı vekili, asıl dava dilekçesinde özetle; davacının kimlik bilgileri kullanılarak davalı şirket ortağı yapıldığını, davacının bu durumdan 2006 yılında vergi borcu tahakkukunun tebliğ edilmesi üzerine haberdar olduğunu, bunu öğrenir öğrenmez şirket ile kendisini sahtecilik sonucu şirket ortağı yapan kişilere karşı savcılığa şikayet başvurusu yaptığını, Cumhuriyet Başsavcılığının 2006/ 6233 Soruşturma nolu dosyasında hatalı şekilde zamanaşımı nedeni ile takipsizlik kararı verildiğini, hukuki bilgiden yoksun olan müvekkilinin gerekli itirazları yapmadığını, birkaç kuruma giderek başvurular yapan müvekkilinin olayını kapandığını düşünerek bu güne kadar hareketsiz kaldığını, ancak emeklilik işlemleri için SGK'ya gittiğinde görevli memur tarafından bu şirket ile ilgili olarak sigorta prim borcu olduğunu ve ayrıca şirket ortağı olarak göründüğünün söylendiğini, müvekkilinin bu şirketin ortağı yapılmasında kendisinin hiç bir bilgisinin olmadığını, kendisinin kimlik bilgilerini kullanan şahıslarca ortak olarak yapıldığını belirttiğini, görevlilerin ise bu borcu kapatması için ortaklıkta çıkma veya çıkarılma davası açması gerektiği bildirdiğini, davacının kendisinin rızası dışında kullanılan kimlik veya kimlik bilgileri ile mağdur duruma düşürüldüğünü, davacının daha fazla mağdur. olmaması için davalı şirketin feshine karar verilmesini bunun mümkün olmaması halinde müvekkilinin bu şirketin ortağı olmadığının tespiti ile ortaklıktan çıkma kararı verilmesi gerektiğini ileri sürerek, davacının davalı şirketin hiç bir zaman ortağı olmadığının tespiti ile ortaklıktan çıkmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl davada davalı, cevap dilekçesi sunmamıştır. Birleşen davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kimlik bilgilerini ele geçiren kötü niyetli şahıslarca kendisinin bilgisi ve rızası olmadan kimliği kullanılarak veya sahte kimlik ile ... Şti.'nin ortağı yapıldığını, müvekkilinin bu durumdan 2006 yılında vergi borcu tahakkukunun tebliğ edilmesi üzerine haberdar olduğunu, bunu öğrenir öğrenmez şirket ile kendisini sahtecilik sonucu şirket ortağı yapan kişilere karşı savcılığa şikayet başvurusu yaptığını, Cumhuriyet Başsavcılığının 2006/ 6233 Soruşturma nolu dosyasında hatalı şekilde zamanaşımı nedeni ile takipsizlik kararı verildiğini, hukuki bilgiden yoksun olan müvekkilinin gerekli itirazları yapmadığını, birkaç kuruma giderek başvurular yapan müvekkilinin olayını kapandığını düşünerek bu güne kadar hareketsiz kaldığını, ancak emeklilik işlemleri için SGK'ya gittiğinde görevli memur tarafından bu şirket ile ilgili olarak sigorta prim borcu olduğunu ve ayrıca şirket ortağı olarak göründüğünün söylendiğini, müvekkilinin bu şirketin ortağı yapılmasında kendisinin hiç bir bilgisinin olmadığını, kendisinin kimlik bilgilerini kullanan şahıslarca ortak olarak yapıldığını belirttiğini, görevlilerin ise bu borcu kapatması için ortaklıkta çıkma veya çıkarılma davası açması gerektiği bildirdiğini, davacının bilgileri kullanılarak alınan ve başka bir şahsın fotoğrafı kullanılarak oluşturulan hüvviyet cüzdan sureti ile davalı İstanbul ... Noterliğinde 27.06.2005 tarih ve ... yevmiye sayılı sahte hisse devir sözleşmesi düzenlendiğini, bu şekilde davacının asıl davalı şirketin ortağı yapıldığını, davacı tarafından İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/799 Esas sayılı davası ile ...şirketinin ortağı olmadığının tespiti veya ortaklıktan çıkarılma talepli dava açıldığını, bu davada 22.11.2018 tarihli duruşma ara kararı ile hisse devri sözleşmesinin düzenlendiği noter ile hisse devir eden şahıs aleyhine de dava açılıp iş bu dava ile birleştirilmesi için 2 haftalık süre verildiğini, hisse devir eden ... ... ile sözleşmenin düzenlendiği ... Noter ...'ye karşı ara karar gereğince dava açma zorunluluğu doğduğunu, iş bu davanın öncelikle İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/799 Esas sayılı davası ile birleştirilmesi gerektiğini ileri sürerek, İstanbul ... Noterliğinin 27.06.2005 tarihli, ... yevmiye sayılı hisse devir sözleşmesinin sahteliğinin tespitine tespitine, y iptaline ve davacının ... şirketinin hissedarı olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davalılar, cevap dilekçesi sunmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "Mahkememizce davalı şirketin sicil dosyası getirtilmiş, incelenmesinde; ... sicil numarası ile kayıtlı olduğu, ana sözleşmenin tescil tarihinin 14/12/2001 olduğu, İstanbul .... Noterliği'nce düzenlenmiş 27/06/2005 tarih ... yevmiye numaralı "Limited Şirket Hisse Devir Sözleşmesi" başlıklı sözleşme ile "Devir Eden" ... ... tarafından "Devir Alan" ...'a 2.000,00-YTL devir bedeli ile .... Şti.'nin 10.000,00-YTL ana sermayeli şirkette mevcut bulunan 2.000,00-YTL'lik sermaye hak ve hissesinin tamamının devir edildiği, anılan sözleşme altında Devir Eden ... ... isim ve imzası ile Devir Alan ... isim ve imzasının bulunduğu, şirketin sicilde kayıtlı ortakların (... TC Kimlik numaralı) ... ile ... olduğu, şirketin sicil kaydının 6102 sayılı TTK'nun geçici 7. maddesine göre 31/07/2013 tarihinde re'sen terkin edilmiş olduğu anlaşılmıştır. Taraf teşkilinin sağlanması için davacı vekiline ihya davası açması için süre verilmiştir. Davacı vekili tarafından İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1266 esas sırasında ihya davası açılmış olup, anılan davanın yargılaması sonucunda verilen 2016/1266-2017/456 E.K. sayılı 01/06/2017 tarihli karar ile .... Şti.'nin mahkememizin 2015/799 esas sayılı dosyası ile sınırlı olmak üzere ihyasına, tasfiye memuru olarak ...'in atanmasına, kararın İstanbul Ticaret Sicil Memurluğu'nda tescil ve ilanına karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkememizce tasfiye memuru ...'e usulünce tebligat yapılmış olup, davaya karşı beyanda bulunmamıştır.Dava, noterde düzenlenen limited şirket hisse devir sözleşmesine sahteliği sebebi ile davacının şirket ortağı olmadığının tespiti ile ortaklıktan çıkmasına karar verilmesi talebine ilişkindir. Somut olayda husumet şirkete yöneltilerek iş bu dava açılmış ise de Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2016/11147-2018/3388 E.K. sayılı 09/05/2018 tarihli emsal ilamı gereği iş bu davanın ilgili şirkete, hisse devredene ve hisse devir sözleşmesinin düzenlendiği notere husumet yöneltilerek açılması gerekmektedir. Mahkememizce davacı vekiline davaya konu limited şirket hisse devir sözleşmesinin düzenlendiği noter hakkında ve hisse devreden hakkında mahkememizde görülen iş bu dava ile birleştirme istemli olarak ayrı bir dava açmak üzere süre verilmiştir. Davacı vekili tarafından İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1142 esas sırasında dava açılmış olup, anılan dava İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1142-2018/1332 E.K. sayılı 11/12/2018 tarihli birleştirme kararı ile mahkememizin iş bu dava dosyası ile birleştirilmiştir. Birleşen davanın davacısı ... vekili tarafından davalı ... (İstanbul ... Noteri) ve ... ... aleyhine açılan davanın dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın kimlik bilgilerini ele geçiren kötü niyetli şahıslarca kendisinin bilgisi ve rızası olmadan davalı şirketin ortağı yapıldığını, müvekkilinin bu durumu 2006 yılında vergi borcu tahakkukunun tebliğ edilmesi üzerine öğrendiğini, bunun üzerine davalı şirket ile kendisini sahtecilik sonucu şirket ortağı yapan kişilere karşı Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2006/6233 soruşturma numaralı dosyasında suç duyurusunda bulunduğunu ve bazı kurumlara giderek başvurular yaptığını, müvekkilinin olayın kapandığını düşünerek bugüne kadar hareketsiz kaldığını ancak emeklilik işlemleri için SGK'ya müracaat ettiğinde görevli memur tarafından davalı şirket ile ilgili olarak sigorta prim borcu olduğu ve ayrıca şirketin ortağı olarak göründüğünün söylendiğini, müvekkilinin bu şirketin ortağı yapılmasında kendisinin hiçbir bilgisinin olmadığını, kendisinin kimlik bilgilerini kullanan şahıslarca ortak olarak yapıldığını belirttiğini, görevlilerin ise bu borcu kapatması için ortaklıktan çıkma veya çıkarılma davası açması gerektiğini bildirdiklerini, müvekkilinin bu nedenle İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/799 esas sırasında şirket aleyhine dava açtığını, anılan davanın 22/11/2018 tarihli duruşmasında hisse devri sözleşmesinin düzenlendiği noter ile hisse devreden şahıs hakkında dava açılması hususunda süre verildiğini, hisse devrinin İstanbul ... Noterliği'nde yapıldığını, İstanbul .... Noterinin davalı ... olduğunu, hisse devir edenin ise davalı ... ... olduğunu belirterek davacıya sahte işlem ile davalı ... ... tarafından devir edilen ve diğer davalı noter tarafından onaylanmış İstanbul .... Noterliği'nde 27/06/2005 tarih ve ... yevmiye sayılı sahte hisse devir sözleşmesinin sahteliğinin tespiti ile iptaline, davacının .... Şti.'nin ortağı, hissedarı olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Birleşen davanın davalısı ...'ya usulünce tebligat yapılmış olup, 24/10/2019 tarihli duruşmaya katılmış, 24/10/2019 tarihli duruşmadaki beyanında "Dava konusu şirket hisse devri ile benim kesinlikle bir ilgim yoktur. Davalı şirket ... Şti.'nin resmi kayıtlarda tasfiye memuru olan ... ve ... Oğlu 1954 doğumlu ... benim babamdır. Babam ...'in de davalı şirket ile kesinlikle bir ilgisi yoktur...Sözleşme altındaki imza benim değildir, sözleşmeden, hisse devrinden benim haberim olmamıştır. Arkadaşım ...'ın eşi ... benim kimlik bilgilerime ulaşıp bu işi organize etmiş olabilir diye şüpheleniyorum. Başka da şüphelendiğim kimse yoktur. Davacı ...'ı da tanımıyorum. ... isimli kişi aile dostumuz olup, babamdan habersiz onun kimliğini almış ve kendi fotoğrafını kimliğine yapıştırmıştır ve babamın kimlik bilgileri üzerinden işlemler yapmıştır. Babama bu nedenle hiç ilgisi olmayan trafik cezaları, telefon borçları gelmiştir. Bakırköy Adliyesi'nde ceza davası açılıp sonuçlanmıştır, ben bu nedenle aleyhime açılan davayı kabul etmiyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.Birleşen davanın davalısı ...'nin dosyada mevcut Kadıköy ... Noterliği'nde düzenlenmiş 21/09/2020 tarih ... yevmiye numaralı mirasçılık belgesinin incelenmesinden 26/11/2015 tarihinde vefat ettiği, mirasçı olarak 1985 doğumlu kızı ... ile 1988 doğumlu oğlu ...'nin kaldığı anlaşılmış olup, mirasçılar davaya dahil edilmiştir. Dahili davalı ... ...'ye usulünce tebligat yapılmış olup, davaya karşı beyanda bulunmamıştır. Dahili davalı ... 03/12/2020 tarihli duruşmaya katılmış olup, 03/12/2020 tarihli duruşmadaki beyanında "...Birleşen davanın davalısı A. ... babamdır, vefat etmiştir, birleşen davaya konu olaylara ilişkin hiçbir bilgim yoktur, aleyhe olan hususları kabul etmiyorum, davanın reddine karar verilmesini talep ediyorum..." şeklinde beyanda bulunmuştur.Mahkememizce, davacı tarafça delil olarak bildirilen Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2006/6233-2009/3089 E.K. sayılı dosyası getirtilip incelenmiştir. Somut olayda davacı, yukarıda incelenen İstanbul ... Noterliği'nde düzenlenmiş 27/06/2005 tarih ... yevmiye numaralı "Limited Şirket Hisse Devir Sözleşmesi"nde yer alan imzanın kendisine ait olmadığını kendisinin bilgisi, rızası dışında anılan sözleşme ile davalı şirketin ortağı yapıldığını öne sürerek iş bu davayı açmıştır. İmzada sahtecilik iddialarında belgenin tanzim tarihinden önceki mukayese imzaları toplanarak teknik inceleme yaptırılması gerekmektedir. Mahkememizce, anılan sözleşmenin tanzim tarihinden önceki döneme ait davacının resmî kurumlar önünde atılmış imza örneklerini içeren belge asılları toplanmış, imza incelemesine esas imzaları huzurda alınmış ve konusunda uzman 3 kişilik grafolog bilirkişiden rapor alınmıştır. 30/05/2022 tarihli bilirkişi heyeti raporunun sonuç kısmında "...1-İnceleme Konusu; İstanbul .... Noterliğince Düzenlenmiş, 27.06.2005 tarih ... yev. nolu Limited Şirket Hisse Devir Sözleşmesinde ...'a atfen atılan imza ile ...'a ait mukayese yazı ve imzaları arasında; işleklik derecesi, alışkanlıklar, tersim biçimi, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptanmadığından söz konusu imzaların mevcut mukayese yazı ve imzalarına kıyasla ...'IN ELİ ÜRÜNÜ OLMADIĞI, 2-İnceleme Konusu; ) Eyüp .... Noterliğince 06.07.2005 tarih ve ... yevmiye numarası ile onaylanmış karar tarihi 06.07.2005 ve karar numarası 2005/01 olan “ HİSSE DEVİR VE MÜHÜR SEÇİMİ “ başlıklı belgede “...” ibaresi altındaki imza ile ...'a ait mukayese yazı ve imzaları arasında; işleklik derecesi, alışkanlıklar, tersim biçimi, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptanmadığından söz konusu imzaların mevcut mukayese yazı ve imzalarına kıyasla ...'IN ELİ ÜRÜNÜ OLMADIĞI..." yönünde görüş bildirilmiştir. Bilirkişi heyeti raporu denetlenebilir, bilimsel, dosya içeriğine uygun ve uyuşmazlığı çözmeye yeterli görüldüğünden mahkememizce de benimsenmiş ve hükme esas alınmıştır. Tüm dosya kapsamının değerlendirilmesi sonucunda; davacı ...'ın kimlik bilgileri kullanılarak onun yerine sahte imza atılmak sureti ile İstanbul ... Noterliği'nde 27/06/2005 tarih ... yevmiye numaralı "Limited Şirket Hisse Devir Sözleşmesi" düzenlenerek davalı ...'ne ortak edildiği, şirketin vergi ve sigorta prim borçlarından dolayı devlet kurumlarına karşı borçlu duruma düştüğü, teknik bilirkişi heyeti raporundan hisse devri sözleşmesinde yer alan imzanın davacının eli ürünü olmadığı, imzanın sahte olduğu, anılan sözleşmenin geçersiz olduğu, davacının davalı şirketin ortağı olmadığı, bu durumda şirketin SGK, vergi vs. borçlarından dolayı da sorumlu olmadığı anlaşılmakla anılan sözleşmenin geçersizliğinin tespitine ve davacı ...'ın davalı şirketin ortağı olmadığının tespitine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. Diğer yandan davanın niteliği gereği iş bu davanın ... ile hisse devri yapan ... ve hisse devir sözleşmesini onaylayan notere karşı yöneltilmesi gerektiğinden bu husus nazara alınmak sureti ile yargılama gideri ve vekalet ücreti hususunda aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. " gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın kabulüne, İstanbul .... Noterliğince düzenlenmiş 27/06/2005 tarihli, ... yevmiye numaralı "Limited Şirket Hisse Devir Sözleşmesi"nin geçersizliğinin tespitine, davacı ...'ın İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı ...'nin ortağı olmadığının tespitine, bu hususun ticaret sicile kayıt ve tesciline karar verilmiştir.Bu karara karşı, birleşen davada davacı ... ... ve birleşen davada davalı ... mirasçıları vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Birleşen davada davalı ... mirasçıları vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ... İstanbul 19. Noteri olarak görev yapmakta iken noterlikte düzenlenen bir pay devri sözleşmesi ile davacının davalı ... tarafından diğer davalı ....Şti.'ne ortak edildiği, davacıya atfen atılan imzaların eli mahsulü olmadığı, bu sebeple ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespitine ilişkin davada, yerel mahkemece davanın kabulüne ve hisse devir sözleşmesinin geçersizliğine karar verildiğini, geçersizliğine hükmedilen sözleşmenin sahte kimlik ibraz eden şahıslar tarafından düzenlediği anlaşılmakla birlikte noterlik dairesinin kusuru ortaya konulmadan davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin gerekçeli kararında noterin neden davaya taraf edildiği ve kusuru olup olmadığı tartışılmaksızın ve noterin geçersiz hisse devir sözleşmesine taraf olmadığı gözetilmeksizin kurulan hükmün hukuka aykırı olduğunu, ilgili taraflarca noter dairesine ibraz edilen kimliklerin sahte olduğu tespit edilmekle birlikte kimlik belgelerinin elde edilemediği, aldatıcılık özelliği olup olmadığının belirlenmediğinin görüldüğünü, ilgili taraflarca “bilgimiz yok” denilmesinden başka delil sunulmayan dosyada noterlik dairesinin kusursuz sorumluluk ilkelerine göre sorumlu tutulmasının TBK'nun 65 ve devamı maddelerine aykırı olduğunu, kanunun, kusursuz sorumluluk hallerini ayrıca düzenlediğini, bunların tamamında yine özen gösterme/ bakım yükümlülüğünün ihlali/ tehlikeli hallerde gerekli önlemi almama gibi yine kusura dayanan bir zararın giderilmesi gerektiğini hususlarının açıkça hükme bağlandığını, Noterlik dairesinin her türlü özeni göstermesine rağmen sahte kimlik belgeleri ve sahte imzayı ayırt etme imkanı bulunmayan hallerde kusursuz sorumluluk hükümlerinin uygulanmasının, kanunun kusursuz sorumluluk hallerini sınırlandırıcı düzenlemelerine tamamen aykırı olduğunu, ... herhangi bir özen gösterme yükümlülüğünü ihlal ettiğine dair bir gerekçe bulunmayan kararın müvekkilleri lehine lehine bozulması, istinaf talebinin kabulüne, mahkemenin gerekçeli kararının aleyhe olan kısmının kaldırılmasına, noter hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Birleşen davada davalı ... ..., istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kararın hukuk-yasa ve gerçeklere aykırı olduğunu, davada davalı konumunda olan .... Şti.adına, kendisi ve babası ...'in sahte imzaları atılmak suretiyle işlemler yapıldığını, sahte imza ve işlemleri yapanın ... olduğunu, İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/125 Esas, 2007/223 Karar sayılı dosyasından yapılan yargılama sonunda ...'ın mahkum edildiğini, kendisi ve babasının ise beraat ettiğini, tüm bu işlemlerde sahtecilik ve dolandırıcılık yapan şahsın ... olduğunun kesinleşmiş ceza davası ile ortaya çıktığını, bu sebeple aleyhindeki davanın reddi gerektiğini, İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/125 E.-2007/223 K.sayılı dosyası hiç incelenmeden aleyhinde karar verilmesinin hatalı olduğunu, vekalet ücreti ile diğer masrafları ödemeye mahkum edilmesinin de yasaya aykırı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Asıl dava, davacının, hisse devrinin geçersiz olması sebebiyle davalı şirketin ortağı olmadığının tespiti ile ortaklıktan çıkması istemine; birleşen dava, hisse devir sözleşmesinin sahte olması sebebiyle geçersiz olduğunun tespiti, iptali ile asıl davalı şirketin ortağı olmadığının tespiti istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, birleşen davada davalılarca, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Asıl ve birleşen davada davacı, İstanbul ...Noterliğinin 27.06.2005 tarihli ve ... yevmiye sayılı limited şirket pay devri sözleşmesinin kendisinin kimlik bilgileri kullanılarak yapıldığını, imzasının kendisine ait olmadığını, hisse devralmadığını ileri sürerek, hisse devrinin geçersizliğinin ve asıl davalı şirket ortağı olmadığının tespiti ile hisse devrinin iptalini ve ortaklıktan çıkmasına karar verilmesini talep etmektedir. Birleşen davada davalı ... mirasçıları vekilinin istinaf başvurusu bakımından yapılan incelemede;Davacı, birleşen davada yukarıdaki taleplerini, işlemin yapıldığı notere ve hisseyi devreden ... Pişkine de yöneltmiş, yargılama sırasında birleşen davalı noterin vefatı sebebiyle kararı istinaf eden mirasçıları davaya dahil edilmiştir.HMK'nın 208/4 maddesi ''Resmî bir senetteki yazı veya imzayı inkâr eden tarafın bu iddiası, ancak ilgili evraka resmiyet kazandıran kişiyi de taraf göstererek açacağı ayrı bir davada incelenip karara bağlanabilir. Asıl davaya bakan hâkim, gerekirse bu konuda imza veya yazıyı inkâr eden tarafa, dava açması için iki haftalık kesin bir süre verir.'' hükmünü içermektedir. Somut olayda, davacı kendisinin kimlik bilgileri kullanılarak, sahte imza ile kendisine hisse devri yapıldığını, İstanbul ...Noterliğinin 27.06.2005 tarihli ve ... yevmiye sayılı limited şirket pay devri sözleşmesinin geçersiz olduğunu ileri sürmektedir. Anılan yasa hükmü uyarınca işlemi yapan noter yasal hasım niteliğinde olup davanın notere de yöneltilmesi yerindedir. Alınan bilirkişi raporu ile hisse devir sözleşmesindeki imzanın ve 06.07.2005 tarihli ortaklar kurul kararındaki imzanın davacının eli ürünü olmadığı tespit edilmiştir. Eldeki dava, tazminat istemine ilişkin olmayıp davalı noter mirasçıları vekillerince ileri sürüldüğü üzere Noterlik Kanununun 162.maddesi kapsamında bir değerlendirme yapılması gerekmeyip, HMK m.208/4 maddesi uyarınca yasal hasım olması nedeniyle taraf olarak yer almaktadır. Mirasçılar tarafından dava kabul de edilmediğinden yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.Birleşen davada davalı ... ...'nın istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede;Birleşen davada davalı ... istinafında, İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/125 Esas, 2007/223 Karar sayılı dosyasından yapılan yargılama sonunda ...'ın mahkum edildiğini, kendisi ve babasının ise beraat ettiğini, tüm bu işlemlerde sahtecilik ve dolandırıcılık yapan şahsın ... olduğunun kesinleştiği, bu sebeple kendisi aleyhine hüküm kurulmasının hatalı olduğunu ileri sürmektedir. UYAP sistemi üzerinden talep üzerine incelemeye açılan İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/125 Esas, 2007/223 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde; ... Bankası AŞ ile ...'ın katılan sıfatıyla yer aldığı ceza davasında, ..., ... ..., ...'ın sanık olarak yer aldığı, sanıklar hakkında dolandırıcılık, sahte kimlik tanzimi, sahte özel evrak tanzimi suçlarının isnat edildiği, yapılan yargılama sonunda, ... ile ... atılı suçu işlediklerine dair yeterli , kesin ve inandırıcı delil bulunmaması sebebiyle beraat kararı verildiği, sanık ...'ın piyasaya borçlandığı, bu borçlardan kurtulmak için sanıklar ... ve ... ...'nın nüfus cüzdanlarını alarak şirket kurduğu, daha sonra sanık ...'e ait nüfus cüzdanına kendi fotoğrafını yapıştırıp ... Bankası ... şubesinden kredi kartı alıp 1.128.700.00 TL harcama yaptığı, daha sonra bankanın zararını karşıladığı, ... şubesinden sahte kimlikle kredi kartı alarak 669.500.000 TL harcama yaptığı, bu borcu geri ödeyemediği, bu sebeple sanık ...'ın ... AŞ'ye sahte nüfus cüzdanı kullanmak ve özel evrakta sahtecilik dolandırıcılık suçuna aracı olarak işlediği bu suretle dolandırıcılık suçunu işlediği sabit görülerek adli para cezası ve hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği anlaşılmıştır. Anılan kararda, dava konusu olan hisse devri sözleşmesine ilişkin bir tespitin bulunmadığı nazara alındığında hisse devri sözleşmesinin tarafı olan davalı ... ...'ya davanın yöneltilmesinde ve davanın kabulü ile yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.Her ne kadar dava açılırken hisse devri sözleşmesindeki değer olan 2000 TL üzerinden dava değeri belirlenip harcının tamamlanması gerekmekte ise de, gelinen aşamada dava değeri itibariyle alınması gereken harç miktarı geçerli olan maktu harç bedellerin dahi altında kaldığından bu husus kaldırma sebebi yapılmamıştır. Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup birleşen davada davacı ... ... ve birleşen davalı ... mirasçıları vekilince istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, birleşen davada davacı ... ... ve birleşen davalı ... mirasçıları vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca,birleşen davada davacı ... ... ve birleşen davalı ... mirasçıları vekilince istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Birleşen davada davacı ... ... tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,
3-Birleşen davalı ... mirasçıları tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 409,20 TL istinaf karar harcının birleşen davalı ... mirasçılarından tahsiline,
4-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 10.07.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.
KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.