Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1808 E. 2026/780 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1808
- Karar No
- 2026/780
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1808
KARAR NO: 2026/780
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 27/09/2022
NUMARASI: 2022/300 Esas - 2022/613 Karar
DAVA: Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/04/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkilinin uluslararası karayolu taşımacılığı işiyle iştigal ettiğini, davalı tarafın tekstil ürünleri ihraç ettiğini, taraflar arasında uluslararası karayolu eşya taşıma sözleşmesi kapsamında ticari ilişki mevcut olduğunu, davacı müvekkil davalı tarafa verdiği taşıma hizmeti karşılığı navlun ücretlerini E-fatura yoluyla fatura ettiğini, davalı taraf yasal 8 günlük süre içerisinde faturalara karşı herhangi bir itiraz ileri sürmediğini ve faturaların münderecatının kesinleştiğini, davalı tarafın davacı müvekkile eksik ödeme yaptığını, bakiye 9.000EUR ödemesini vadesinde gerçekleştirme diğini, oluşan alacağın tahsili amacı ile İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından icra takibi yapıldığını, davalı tarafın takibe ve yetkiye itiraz ettiğini, yapılan arabuluculuk görüşmelerinden de bir sonuç alınamadığını, davalı tarafın yetki itirazının haksız olduğunu beyanla, İstanbul .... İcra müdürlüğünde bulunan ... esas sayılı takip dosyasında davalı tarafın borca ve yetkiye itirazlarının iptali ile takibin (9.000EUR ana alacak) üzeriden aynen devamına, takip tarihinden itibaren ana alacağa işleyecek EURO kura uygulanan en yüksek banka faizinin davalıdan tahsiline, borca haksız itiraz eden davalı taraf alehine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama harç ve giderleri ile ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının, müvekkil şirket aleyhine başlatmış olduğu İstanbul .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı icra dosyasındaki ödeme emrine yasal sürede itiraz edilmiş olup, icra takibinin durduğunu, İcra dosyasındaki itirazlarını tekrarla haksız ve hukuki dayanaktan yoksun iş bu davanın reddini talep ettiklerini, takibin ve davanın yetkisiz yerde açıldığını, müvekkilin adresinin Gaziantep’te bulunduğunu ve ödeme emri tebligatı da dava dilekçesi tebligatı da Gaziantep’te yapıldığını, taraflar arasında yetki sözleşmesinin bulunmadığını, bu takipte İstanbul Anadolu İcra daireleri ve davada ise İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri yetkili olmadığını, takip için Gaziantep icra daireleri, dava için ise Gaziantep Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğunu, takipe karşı yetki itirazında bulunulduğu, mahkememizin yetkisini de itiraz ettiklerini, müvekkil şirketin davacı alacaklıya hiçbir borcunun bulunmadığını beyanla; davacının haksız davasının reddi ile alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, avukatlık ücreti ve yargılama giderlerinin de davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...Dava ve takibe konu alacak taraflar arasındaki taşıma ilişkisinden kaynaklanan para alacağıdır. İİK'nın 50 , HMK'nın 10 ve TBK'nın 89. maddeleri uyarınca alacaklının yerleşim yeri olan Aksaray icra dairesi ve mahkemeleri yetkili olduğundan ve ayrıca TTK'nın 890.maddesi uyarınca, malın taşıyıcıya verildiği yer mahkemesi de yetkili kılındığından, malın yüklendiği Gaziantep İcra Dairesi ve Mahkemeleri yetkili olacağından ( İstanbul BAM 14. HD. 2021/1907 E. 2021/1583 K. Sayılı Kararı) yetkili icra dairesinde takibin yapılmaması sebebiyle özel dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine," karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında ödeme yerinin İstanbul ...olarak kararlaştırıldığını, ödemelerin bu yerde yapıldığını, taraflar arasında aktedilmiş ticari bir sözleşmeden kaynaklanan vadesinde ödenmemiş bir para alacağı olduğunu, tarafların tacir ve alacağın ticari alacak olduğunu, alacağın ticari sözleşmeden kaynaklı ticari faturaya bağlı olduğunu, borcun götürülecek bur borç olduğunu ve tarafların ifa yerini açıkça kararlaştırdığını, birden fazla yetkili icra dairesi veya mahkeme bulunması halinde yetkili mahkemeyi seçme hakkının alacaklı-davacıda olduğunu, 6100 Sayılı Yasa'nın 6. Maddesinde genel yetki kuralının belirlendiğini, aynı yasanın 14. Maddesi tüzel kişilerin şubelerinin işlemlerinden kaynaklı olarak şubenin bulunduğu yer mahkemelerinin de yetkili olacağını emredici olarak düzenlediğini, Yargıtay yerleşik içtihatlarının yasa normlarına uygun olarak para borçlarında alacaklının yerleşim yeri mahkemesinin de yetkili olduğu ve tüzel kişilerin şubelerinin bulunduğu yer mahkemesinin de yetkili olacağına, alacaklının seçimlik hakkını kullanabileceğine hükmettiğini, ilâmsız icra takibinin yalnız para alacakları için geçerli olacağını, icra takibinin para alacağına ilişkin olduğunu, taraflar arasındaki akdi ilişkinin inkâr edilmemiş olduğunu, dosya kapsamına göre sözleşmenin ifa edileceği yer de açıkça belirlenmediğinden davacının, yerleşim yeri olan icra dairesinde de takip yapabileceğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :
Dava CMR kapsamında yapılan taşımalara ilişkin navlun ücretinin tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yetkili icra dairesinde takip yapılmamış olması nedeniyle özel dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, takibin yapıldığı icra dairesi ile itirazın iptali davasını gören mahkemenin yetkili olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
İtirazın iptali davalarında usulüne uygun olarak başlatılmış bir icra takibi bulunması dava şartı olup, icra takibinin yetkili icra dairesinde başlatılmış olmasının da takibin usulüne uygun olabilmesi için gerekli şatlardan bir tanesi olduğu açıktır. İİK'nın 62/1. Maddesine göre ise, itiraz etmek istiyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur.
İcra dairesinin yetkisine yapılan itirazda, itiraz eden borçlunun yetkili icra dairesini bildirmesi gereklidir. Davalı takip borçlusu itirazında, yetkili icra dairesinin bildirilmediği takdirde ortada usulüne uygun yetki itirazı bulunmadığından taraflar yönünden takip yapılan icra dairesinin yetkisi kesinleşecektir. Davalı takip borçluları itirazlarında yetkili icra dairesinin yerleşim yeri olan Gaziantep İcra daireleri olduğunu bildirmişlerdir.
Taraflar arasında akdi ilişki bulunmakta olup davaya konu taşımalar Tükriye'den başka ülkelere yapılan taşımalara ilişkin olup yurt dışı taşıması niteliğindedir. Bu haliyle dava konusu taşımaya CMR hükümlerinin uygulanması gerekir.
İİK'nın 50/1. Maddesine göre, para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe yetkilidir. 6100 sayılı HMK'nın 6. Maddesinde ise, genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olarak kabul edilmiştir. Bunun yanı sıra HMK'nın 10. maddesine göre de, sözleşmeden doğan davaların, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceği düzenlenmiştir. Taraflar arasında sözleşmenin ifa edileceği yer belirlenmemişse, ifa yerinin 6098 sayılı TBK'nın 89. Maddesine göre belirleneceği izahtan varestedir. HMK 14/1 hükmünce bir şubenin işlemlerinden doğan davalarda, o şubenin bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir. CMR'nin 31. maddesinde "Bu Sözleşmeye göre yapılan taşımalardan ortaya çıkan davalarda davacı taraflar arasında anlaşma ile belirlenmiş, akit taraf mahkemelerinde dava açılabilir. Ayrıca şu ülke mahkemelerinde de dava açılabilir. a) Davalının mutaden ikamet ettiği veya taşıma mukavelesinin akdedildiği esas iş yerinin veya şubesinin veyahut da acentasının bulunduğu yerlerde, b) Taşımacının yükü aldığı veya teslim yeri olarak gösterilen yerlerde ve başka mahkemelerde dava açılamaz." hükmü mevcuttur.
Yukarıda anılan yasal ve CMR düzenlemeleri ile açıklamalar gözönüne alındığında; İcra dairesinin yetkisi İİK'nın 50. maddesinde düzenlenmiş olup, bu kapsamda icra dairesinin yetkisine itirazın HMK'daki mahkemelerin yetkisini düzenleyen hükümler çerçevesinde, ön sorun (hadise) şeklinde incelenip karara bağlanması gerekir. İcra müdürlüğünün yetkisine vaki itirazın haklı olduğu sonucuna varılması halinde, mahkemece, davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekecektir. Zira, itirazın iptali davalarında ödeme emrinin takip borçlusuna yetkili icra dairesince tebliğ edilmiş olması, icra dairesinin yetkisine itiraz edildiği hallerde HMK'nın 114/2. anlamında özel bir dava koşuludur.
Davalı yerleşim yerinin ....., davacı şirket merkezinin ..... ili olduğu, davacının ayrıca ..../İstanbul'da faaliyet gösteren şubesinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı taraf hemen tüm ticari faaliyetlerinin şubeden yönetildiğini, davalı tarafın bir kısım ödemelerini de davacının İstanbul-...de bulunan ... hesabına yaptığını, taşıma sözleşmesi ve sözleşmenin ifasının bu şube üzerinden yapıldığını, yasal karinenin yanında tarafların açık iradeleri ile aralarında doğan borcun götürülecek borç olduğunu kabul ettiklerini iddia ederek yetki itirazının yerinde olmadığını savunmaktadır.
MERKEZ: Ticari işletmenin idari, hukuki ve ticari faaliyetlerinin yürütüldüğü yerdir. Tüzel kişilere ait ticari işletmelerde kural olarak tüzel kişinin ana sözleşmesinde , tüzük veya vakf senedi gibi kuruluş işlemlerine gösterilen yer ticari işletmenin de merkezi sayılır. (Prf.Dr. İsmail Kayar, Ticaret Hukuku 4.baskı sayfa 65)
ŞUBE: İç ilişkilerinde ve iç örgütlenmesinde merkeze bağlı bulunan, kendi çevresi ve yetki alanı içindeki dış ilişki ve faaliyetlerinde bağımsız olan, merkezle aynı ticaret unvanı ve aynı uğraşı alanına sahip bulunan, merkezle birlikte aynı gerçek veya tüzel kişi tacire ait olan ve bağımsız bir yeri teşkil eden birimdir.
Eldeki uyuşmazlıkta taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır. Ticari ilişkinin İstanbul'da bulunan davacı şubesi ile kurulduğuna dair herhangi bir belge dosyaya ibraz edilmiş değildir. Yine faturalarda davacının Aksaray ilinde bulunan banka şubesi bilgileri ile birlikte...- İstanbul'da bulunan banka şubesi bilgilerinin maktu olarak bildirilmiş olmasının, bir kısım davalı ödemesinin bankanın... şubesine havale edilmiş olmasının sözleşmenin şube tarafından yapıldığı veya ifa yerinin taraflarca İstanbul olarak kararlaştırıldığını ispata yarar husus olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda karine olarak işlerin yürütüldüğü yer olan şirket merkezi olan Aksaray'da sözleşmenin düzenlendiğinin ve TBK 89 maddesindeki ifa yerinin de şirket merkezi olan Aksaray ili olduğunun da kabulü gerekir.
İcra takibi HMK 6 maddesi gereği davalı yerleşim yerinde, TBK 89 ve HMK 10 hükmünce sözleşmenin ifa edileceği yerde, İİK'nın 50/1. Maddesi hükmünce takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesinde, CMR'nin 31. Maddesi gereği, akit taraf mahkemelerinde, Davalının mutaden ikamet ettiği veya taşıma mukavelesinin akdedildiği esas iş yerinin veya şubesinin veyahut da acentasının bulunduğu yerlerde, Taşımacının yükü aldığı veya teslim yeri olarak gösterilen yerlerde de başlatılmadığı anlaşılmaktadır. Davalı takibe itirazlarında şirket merkesinin bulunduğu Gaziantep icra dairelerini yetkili icra dairesi olarak bildirmiştir. Bu haliyle icra dairesinin yetkisine yapılan itiraz usulüne uygun ve gösterilen icra dairesi de HMK'nın yetkiye ilişkin hükümlerinde sayılan yerlerden bulunmaktadır. Bu nedenle mahkemece takibin yetkili icra dairesinde yapılmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik yoktur.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 17/04/2026