İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/481 E. 2026/443 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/481
Karar No
2026/443
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/481 KARAR NO : 2026/443

DAVA : Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin) DAVA TARİHİ : 08/06/2026 KARAR TARİHİ : 09/06/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/06/2026

Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket(Yöneticilerin Azline İlişkin) davasının dosya üzerinde yapılan incelemesi sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: I. DAVANIN VE TALEBİN ÖZETİ Davacı vekili Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine vermiş olduğu 08/06/2026 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı .....'nun kardeş olduğunu, ..... Yetkili Müessese Anonim Şirketi'nin ..... ailesine ait, Fatih/Laleli bölgesinde döviz büfesi işleten bir aile şirketi olduğunu; 20.04.2026 tarihli ve ..... ilan sıra numaralı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi uyarınca müvekkilinin yönetim kurulu başkanı, davalının ise yönetim kurulu başkan vekili sıfatıyla 16.04.2029 tarihine kadar şirketi münferiden temsile yetkili kılındıklarını; davalının münferit temsil yetkisini kötüye kullanarak şirket malvarlığını azaltıcı işlemler tesis etme tehlikesi taşıdığını ileri sürerek; davalı yönünden denetim/onay kayyımı atanması ile şirket hisse ve taşınmazları üzerine ihtiyati tedbir konulmasını ve esastan davalının haklı sebeple yönetim kurulu üyeliğinden azlini talep etmiştir. Dava, davacı vekili tarafından Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne hitaben açılmış olup; mahkememizce dosya üzerinde yapılan ilk inceleme sırasında, dava şartlarından olan ve kamu düzenine ilişkin bulunan yetki hususunun HMK m. 19/2 uyarınca re'sen değerlendirilmesi zorunluluğu doğmuştur. II. RE'SEN YETKİ İNCELEMESİ VE HUKUKİ DEĞERLENDİRME A. Görev Yönünden Uyuşmazlık, bir anonim şirketin yönetim kurulu üyesinin görevine son verilmesi ve buna bağlı geçici hukuki koruma taleplerine ilişkin olup, 6102 sayılı TTK m. 4/1-a ile 5235 sayılı Kanun m. 5 hükümleri uyarınca davaya bakma görevi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne aittir. Görev yönünden bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. B. Yetkinin Re'sen İncelenmesi Gerekliliği ve Kesin Yetki Niteliği HMK m. 19/2 uyarınca, yetkinin kesin olduğu davalarda mahkeme yetkili olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden (re'sen) araştırmakla yükümlüdür; kesin yetki kuralı kamu düzenine ilişkin olduğundan taraflarca ileri sürülmesine gerek bulunmadığı gibi, tarafların aksi yöndeki iradeleri yahut yetki sözleşmeleri de bu kuralı bertaraf edemez (HMK m. 17, m. 18). Bu nedenle, davanın esasına ve geçici hukuki koruma taleplerine girilmeden önce, mahkememizin işbu davaya bakmakla yetkili olup olmadığının öncelikle çözümlenmesi gerekmektedir. C. Uyuşmazlığın Ortaklık İlişkisinden Kaynaklanması ve HMK m. 14/2'nin Uygulama Alanı HMK m. 14/2 hükmü; “özel hukuk tüzel kişilerinin, ortaklık veya üyelik ilişkileriyle sınırlı olmak kaydıyla, bir ortağına veya üyesine karşı veya bir ortağın yahut üyenin bu sıfatla diğerlerine karşı açacakları davalar için, ilgili tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesini” kesin yetkili kılmaktadır. Doktrin ve yerleşik uygulama uyarınca bu hüküm iki grup davayı kapsar: (i) tüzel kişiliğin kendi ortağına/üyesine karşı açtığı davalar ile (ii) bir ortağın/üyenin bu sıfatla diğer ortak/üyelere karşı açtığı davalar. Anılan kesin yetkinin gerekçesi; ticaret sicili kayıtlarının, şirket defter ve belgelerinin merkezde bulunması ve uyuşmazlığın merkezde daha sağlıklı çözülebilmesidir. Anılan hükmün yönetici azli davalarına uygulanıp uygulanmayacağı, azledilmesi istenen kişinin sıfatına göre belirlenir. Azledilecek yönetici ortaklık/üyelik sıfatı taşımayan, dışarıdan atanmış bir genel müdür ise; uyuşmazlık ortaklık ilişkisinden doğmadığından HMK m. 14/2 kesin yetki kuralı işlemez ve HMK m. 6 genel yetki kuralı (davalının yerleşim yeri) uygulanır. Buna karşılık azledilmesi istenen kişi aynı zamanda şirketin ortağı/pay sahibi ise, uyuşmazlık doğrudan ortaklık ilişkisinin çekirdeğinde yer aldığından HMK m. 14/2 kapsamında kalır ve şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkili olur. Somut olayda davalı ....., ..... Yetkili Müessese A.Ş.'de yalnızca yönetim kurulu başkan vekili (organ üyesi) sıfatını taşımamakta; aynı zamanda ..... ailesine ait bu aile şirketinin pay sahibi (ortağı) konumunda bulunmaktadır. Nitekim dava dilekçesinin bütününde uyuşmazlık, kardeşler arasındaki ortaklık ve aile şirketi ilişkisi üzerine kurulmuş; davalının pay sahipliği ve ortaklık sıfatı esas alınarak temellendirilmiştir. Bu hâlde davalının azline ilişkin dava, salt organ sıfatından değil, doğrudan ortaklık ilişkisinden kaynaklanmakta olup HMK m. 14/2 kapsamındadır. .... Yetkili ...... A.Ş.'nin Merkezinin Fatih/İstanbul'da Bulunması Dava dilekçesi,Ticaret Sicili Gazetesi ve eklerinden, ihbar olunan ..... Yetkili Müessese Anonim Şirketi'nin (Mersis No: .....) kayıtlı merkezinin “..... Mah. ..... Cad. .... İşmerkezi No:6/A Fatih/İstanbul” adresinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Fatih ilçesi, adlî yargı teşkilatlanması bakımından İstanbul Adliyesi'nin (Çağlayan) ve dolayısıyla İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin yargı çevresinde olup, Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin yargı çevresi dışındadır. Bu durumda, HMK m. 14/2'de öngörülen kesin yetki kuralı uyarınca işbu davaya bakmaya kesin yetkili mahkeme, şirket merkezinin bulunduğu yer itibarıyla İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri'dir. Mahkememizin (Bakırköy) işbu davaya bakma yetkisi bulunmamaktadır. Belirtmek gerekir ki; davanın Bakırköy mahkemesine açılmış olması yahut davalının ya da ilgili diğer şirketlerin adreslerinin Bakırköy yargı çevresinde bulunması, kesin yetki kuralı karşısında sonuca etkili değildir. Kesin yetki, genel ve özel (seçimlik) yetki kurallarının önüne geçer; taraf iradesiyle veya başka bir bağlama noktasıyla aşılamaz. E. Geçici Hukuki Koruma (İhtiyati Tedbir ve Kayyım) Talepleri Hakkında Mahkememiz işbu davaya bakmakla kesin yetkisiz bulunduğundan; davacı vekilinin (i) davalı yönünden denetim/onay kayyımı atanması ve (ii) şirket hisseleri ile taşınmazları üzerine ihtiyati tedbir konulması yönündeki geçici hukuki koruma taleplerinin esası hakkında mahkememizce bir değerlendirme yapılmasına ve karar verilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır. Anılan taleplerin, kesin yetkili kılınan İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi'nce, dosyanın o mahkemeye intikalinden sonra HMK m. 389 vd. ile m. 390/3 çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur. HÜKÜM/Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının açtığı davada; yetkili ve görevli mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi olması nedeni ile mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE, 2-Yetkisizlik nedeni ile dava dilekçesinin REDDİNE, 3-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin yetkisizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA, 4-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın yetkili ve görevli İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE, 5235 sayılı Kanunun geçici 2'nci maddesine göre ,Bölge Adliye Mahkemeleri'nin kurulmasına ve 20 Temmuz 2016 tarihinde göreve başlamalarına dair kararların 07/11/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği anlaşılmakla;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda oy birliğiyle karar verildi.09/06/2026

Başkan ..... ¸e-imzalıdır Üye ..... ¸e-imzalıdır Üye .... ¸e-imzalıdır Katip ...... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/481, K. 2026/443, T. 09.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-481-e-2026-443-k-db3e151b2428